Avrupa

AB, ABD teknolojisinden vazgeçmeyi gerçekçi bulmadı

Yayınlanma

AB başkentleri Brüksel’e ciddi bir mesaj vererek, Avrupa’nın Amerikan teknolojisiyle çalıştığını ve bu durumun yıllarca değişmeyeceğini söyledi.

Ocak ayında AB yetkilileri, on yıllardır ABD şirketlerine olan bağımlılığın Beyaz Saray tarafından bir baskı aracı olarak kullanılabileceği konusunda uyarıda bulunduktan sonra, POLITICO 27 AB hükümetine Amerikan teknolojisiyle ilişkilerini nasıl yönettiklerini sordu.

Cevaplar, yeni jeopolitik gerçeklikle yüzleşmek için yapılan çabaların bir mozaiğini ve Avrupa’nın hızlı bir çözümü olmadığına dair ortak bir görüşü ortaya koydu.

Brüksel, kıtanın dijital bağımlılığının farkında olsa da, hükümetlerin yanıtları, Avrupa’nın stratejik kırılganlığını ne kadar hızlı bir şekilde ele alabileceği ve Washington’a karşı etkisini ne kadar hızlı geri kazanabileceği konusunda ciddi bir tablo çiziyor.

Birkaç ülke Washington’dan gelen tehdidi daha ciddiye alıyor. Finlandiya, hazırlık yapmak için yakın zamanda ABD teknolojisinin “kill switch” (kontak kapama anahtarı) senaryosunu oynadığını açıkladı.

Fakat dört başkent, hükümetleri ve temel hizmetleri destekleyebilecek Amerikan dışı bir dijital ekosistem kurmanın ne kadar büyük bir görev olduğunu belirtti.

Letonya ve Litvanya ise ABD’ye bağımlılığın gerekli olmasının nedenlerinden biri olarak Rusya’dan gelen tehdidi gösterdi.

Litvanya Ekonomi Bakanı Edvinas Grikšas şunları söyledi:

“Amerika Birleşik Devletleri’nden tam bir teknolojik ‘ayrılma’ ne gerçekçi bir hedef ne de Avrupa’nın daha geniş stratejik çıkarlarına hizmet edecek bir hedef. Mevcut entegrasyonun derinliği ve ortak güvenlik öncelikleri… böyle bir senaryoyu öngörülebilir gelecekte pratik olarak imkansız kılıyor.”

POLITICO, 22 Ocak’tan itibaren 27 ülkenin dijital bakanlıklarıyla iletişime geçerek, hükümetlerin hazırlıkları hakkında sorular sordu.

Bu sorular arasında, ABD teknolojisine bağımlılıklarını haritalandırıp haritalandırmadıkları ve hizmetlerdeki herhangi bir kesinti veya kısıtlama için kriz planları olup olmadığı da vardı.

Yayın son tarihine kadar yanıt veren sekiz ülke Almanya, Finlandiya, Estonya, Letonya, Litvanya, İrlanda, Belçika ve Lüksemburg oldu.

ABD’li teknoloji devleri Avrupa’nın dijital altyapısını domine ediyor: Amazon, Microsoft ve Google, internetin omurgası olan bulut pazarının üçte ikisini kontrol ederken, çoğu işletme ve hükümet Amerikan yazılımlarını kullanıyor.

Gizlilik odaklı teknoloji firması Proton’un e-posta alan adlarına dayalı yaptığı bir analiz, halka açık Avrupa şirketlerinin yüzde 74’ünün ABD’li teknoloji hizmetlerine bağımlı olduğu sonucuna vardı.

İrlanda, Finlandiya ve İsveç, en bağımlı AB ülkeleri listesinin başında yer alıyor.

AB’nin teknoloji sorumlusu Henna Virkkunen geçen ay POLITICO’ya verdiği röportajda, “Geçtiğimiz yıl boyunca, herkes çok kritik teknolojiler söz konusu olduğunda tek bir ülkeye veya tek bir şirkete bağımlı olmamamızın ne kadar önemli olduğunu gerçekten anladı. Bu zamanlarda … bağımlılıklar, bize karşı bir silah olarak kullanılabilir,” demişti.

Fakat Avrupa’da rakipler mevcut olsa da, piyasaya erken giren ABD’li şirketler, rakiplerini zorlayan ölçek, entegrasyon ve pazar kilitlenmesi etkilerinden faydalandı.

Bu da Silikon Vadisinden çıkan çözümlerin genellikle “varsayılan seçim” olması anlamına geliyor.

Almanya’nın dijital bakanının sözcüsü, “kısa ve orta vadede yabancı dijital hizmetlerin tamamen değiştirilmesi ne gerçekçi ne de gerekli” dedi, fakat “kritik bağımlılıkların net bir resmini” kabul etti.

Avrupa’daki bazı ülkeler ve bölgeler, Amerikan hizmetlerinden uzaklaşmaya kararlı. Fransa, yetkililerin Microsoft Teams ve Zoom gibi ABD’li video araçlarını kullanmasını yasakladı ve faaliyetleri Fransız platformu Visio’ya kaydırdı.

Amsterdam şehri geçen hafta 2035’i son tarih olarak belirledi, Almanya’nın Schleswig-Holstein eyaleti ise geçen yıl bu geçişi tamamladığını iddia etti.

Finlandiya Maliye Bakanlığının baş bilgi sorumlusu Jarkko Levasma’ya göre, “mevcut seçeneklerin çoğu orta ve uzun vadede gerçekçi olarak mümkün.”

Levasma, Helsinki’nin hazırlıklı olmak için ABD teknolojisinin kapatılması olasılığını “yakın zamanda değerlendirdiğini” ekledi.

Baltık ülkelerinde, Amerikan desteği özellikle hayati öneme sahip olarak görülüyor. Litvanya Bakanı Grikšas, “ABD’nin dijital teknolojileri ve siber güvenlik yetenekleri, Rusyanın tehditlerine karşı ulusal direncin güçlendirilmesinde önemli bir rol oynuyor,” dedi.

Rusya ile sınır komşusu olan AB’nin “ön cephe” ülkelerinden biri olan Letonya, ABD teknolojisini bir kenara bırakmanın kendi kendini sabote etmek anlamına geleceği uyarısında bulundu.

Ekonomi Bakanı Viktors Valainis bir röportajda, “Avrupa Birliği’nde ABD şirketlerinin seviyesinde olan sadece birkaç şirket var,” dedi.

Rusya’nın “hibrit” savaşını savuşturmak için Amerikan yardımının çok önemli olduğunu vurgulayan Bakan, “Avrupa’daki bazı ülkeler ve bir şekilde Komisyon’un ABD ile rekabet etmeye çalışmasını yanlış” buluyor:

“Tehditlerimiz Rusya ve Belarus’tan geliyor, tehditler bu ülkelerden geliyor. Bugün, yarın ve yarından sonra ABD, güvenliğimiz için tek ve ilk ortak olacak ve bu sadece Letonya için değil, tüm Avrupa için geçerli.”

Dijital Bakanı Liisa-Ly Pakosta Estonya’da, Rusya’dan gelen siber saldırıların yoğunluğunun, ülkenin “kelimenin tam anlamıyla her türlü duruma” hazırlıklı olmasına yardımcı olduğunu ve ülkenin geniş çapta övgü alan bir dijital dayanıklılık düzeyi oluşturduğunu söyledi.

Bundan sonra ne yapılacağına gelince, “ABD şirketlerine bağımlılık aramıyoruz, fakat kritik bağımlılıklar arıyoruz,” dedi ve Estonya’nın denizaltı internet kablolarının kesilme tehdidini ABD’nin teknoloji kapatmasından çok daha gerçekçi bulduğunu belirtti.

Amerikan devlerine alternatifler bulmak söz konusu olduğunda, Avrupa’da popülerlik kazanan bazı araçlar açık kaynaklıdır; yani, kodları gizli olan özel araçların aksine, herkes bu yazılımları görebilir, kullanabilir ve uyarlayabilir.

Görevden ayrılan Hollanda Devlet Bakanı Van Marum, Fransa tarafından geliştirilen Visio platformu ve Nextcloud’un Alman alternatifini örnek gösterdi. Her ikisi de açık kaynak kodlu platformlar.

Alman hükümeti, Lahey merkezli Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin de Microsoft’u terk ettikten sonra başvurduğu bir çözüm olan openDesk platformunu deniyor. Mahkeme, ABD’nin yaptırımlarının çalışmalarını dondurmasından korkuyor.

Avrupa Parlamentosu’nun merkez sağcı Fin üyesi Aura Salla, “Kaynak koduna erişim, üçüncü ülke sağlayıcılara olan bağımlılığı azaltır, tedarikçiye bağımlılığı azaltır, değeri ve yatırımı Avrupa içinde tutar. Hiper ölçeklendiricilere olan bağımlılığımızı mümkün olan en kısa sürede azaltmamız gerekiyor,” dedi.

AB yürütme organı, ilkbaharda teknoloji egemenliğini ele almak için tasarlanmış bir dizi yasayı açıklayacak.

Bu yasalar arasında özel bir açık kaynak stratejisi de yer alıyor ve bu, bloğun ABD’nin teknoloji hakimiyetiyle nasıl mücadele etmeyi planladığının ilk gerçek sinyalini veriyor.

Parlamento’nun ABD-AB delegasyonu başkanı İtalyan sosyal demokrat Brando Benifei’ye göre şu anda Brüksel, bu konuda ilerleme kaydetmek için “siyasi irade [ve] gündemde yer verme” konusunda eksiklikler yaşıyor.

Vekil, “Bu konuda çok fazla laf kalabalığı var,” dedi.

Çok Okunanlar

Exit mobile version