Bizi Takip Edin

Diplomasi

AB, Mekke Paktı’na olumlu bakıyor

Yayınlanma

Brüksel, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında yakın zamanda imzalanan Mekke savunma anlaşmasını olumlu değerlendiriyor.

7 Ağustos’ta imzalanan pakt, NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip Türkiye’yi, nükleer silaha sahip tek Müslüman devlet olan Pakistan’ı ve Körfez’in finansal açıdan en güçlü ülkesi Suudi Arabistan’ı bir araya getiriyor.

Avrupa Komisyonu sözcüsü Euractiv’e yaptığı açıklamada, “Uluslararası hukuka ve BM Şartı ilkelerine tam saygı çerçevesinde, kapsayıcı ve işbirliğine dayalı bir güvenlik ortamına katkıda bulunan bölgesel girişimler, bölgesel istikrara olumlu katkı sağlayabilir ve bölgesel ortaklar arasında güvenin tesis edilmesine yardımcı olabilir,” dedi.

Anlaşma, imzacı ülkelerden birine yönelik silahlı bir saldırı durumunda askeri destek sağlanmasını öngören bir karşılıklı savunma maddesi içeriyor.

Bir başka mesele de anlaşmanın ortak savunma sanayi projelerini ilerletmeye yönelik hükümler içermesi. Bu durum, Pakistan’ın Çin ile savunma ilişkileri nedeniyle askeri çevrelerde Çin’in olası niyetleri konusunda endişeleri artırıyor.

Yunanistan eski Kara Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Georgios Kampas, Euractiv’e verdiği demeçte, “Mekke anlaşmasının önemli bir kısmı savunma sanayi işbirliğini içerdiğinden, Pakistan AB ve NATO içinde bir Truva atı görevi görebilir. Türkiye, NATO standartlarındaki sistemlere güveniyor ve ağırlıklı olarak Çin askeri teknolojisine dayanan Pakistan ile bu kadar yakın işbirliği yapmak, endüstriyel casusluk riskini artırıyor,” iddiasında bulundu.

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün raporuna göre, Çin 2025 yılında Pakistan’ın başlıca silah tedarikçisiydi.

Kampas ayrıca, Çin’in NATO’yu ve Yunanistan’ı hedef alan askeri casusluk girişimleri olduğunu iddia etti.

Ayrıca, Mayıs 2025’te Hindistan ile Pakistan arasında yaşanan çatışma sırasında, Hindistan’ın Fransız yapımı Rafale savaş uçaklarının Pakistan tarafından Çin füzeleriyle vurulduğu bildirilen bir olaya da değindi.

Komisyon sözcüsü, üç ülkeden hiçbiri AB’nin “Avrupa için Güvenlik Eylemi” (SAFE) savunma programının parçası olmadığı sürece, olası Çin casusluğu konusunda spekülasyon yapılmaması gerektiğini belirtti.

Türkiye, kısmen iki ülke arasındaki deniz anlaşmazlıklarına bağlı Yunanistan’ın itirazları nedeniyle, resmi olarak SAFE’nin bir parçası değildir. 

Fakat Türk şirketleri, SAFE tarafından finanse edilen bir projenin %35’ine kadarını oluşturan bileşenleri tedarik etmeye devam edebilir.

İkili düzeyde Türkiye, İspanya ve İtalya dahil olmak üzere AB ülkeleriyle çok sayıda savunma sanayi anlaşması imzaladı.

En sonuncusu, mayıs ayında düzenlenen bir iktisadi heyet ziyareti sırasında Belçika ile imzalanmıştır.

Ayrıca Ankara, İtalyan Piaggio Aerospace şirketini satın alması ve Leonardo ile insansız sistemlerin ortak üretimini gerçekleştirmesi yoluyla SAFE’de bir yer edindi.

AB yetkilileri, Türkiye’nin Mekke Anlaşması’nı imzalamadan önce Brüksel’e bildirimde bulunmadığını belirtti.

Türk diplomatik kaynaklar Euractiv’e, 23’ü AB ülkesi olmak üzere tüm NATO müttefiklerine bildirimde bulunulduğunu ve Mekke Anlaşması’nın “NATO ve AB’nin çabalarını tamamlayıcı” bir unsur olarak görülmesi gerektiğini söyledi.

Kaynaklar, “Anlaşma, Orta Doğu’da istikrar, öngörülebilirlik ve barışa katkıda bulunmayı amaçlıyor,” dedi.

Ayrıca kaynaklar, anlaşmanın Türkiye’nin NATO kapsamındaki yükümlülüklerinin hiçbirini ortadan kaldırmadığını veya yerine geçmediğini savunuyor:

“Türkiye, son kullanıcı düzenlemeleri de dahil olmak üzere yasal sorumluluklarını ve taahhütlerini tam olarak yerine getirerek tüm muhataplarıyla savunma sanayi işbirliğini yürütmektedir.”

Bu arada Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ilk toplantının yapıldığı İstanbul’da, “ittifakın hiçbir devlete karşı yönelik olmadığını” vurguladı.

Türk diplomatik kaynaklar da bu görüşe katılarak Euractiv’e, girişimin tamamen savunma amaçlı olduğunu ve “bölgesel sahiplenme anlayışını benimseyen” her ülkenin katılımına açık olduğunu belirttiler.

Kaynaklar, paktın “bölge genelinde işbirliğine dayalı bir güvenlik anlayışını teşvik etmeyi amaçladığını” eklediler.

Anlaşmanın imzalandığı aynı gün, Yunanistan ve İsrail, Ege Denizi üzerinde bir hava savunma şemsiyesi oluşturarak ve iki ülke arasındaki askeri bağları önemli ölçüde derinleştiren, tarihi öneme sahip “Aşil Kalkanı” hava savunma anlaşmasını imzaladılar.

Atina, Mekke anlaşması konusunda temkinli bir tutum sergiliyor. Resmi olarak, Riyad’ın yakın bir müttefik olduğunu ve Suudi Arabistan’da konuşlandırılmış Yunan Patriot füzelerinin son aylarda İran’ın füze saldırılarını engellediğini vurguluyor. 

Fakat gayri resmi olarak, Yunan diplomatik çevreleri Suudi Arabistan’ın tutumundan duydukları memnuniyetsizliği dile getirdiler ve hatta Patriot füzelerinin geri çekilmesini talep ettiler.

Komisyon yetkilisi ise, Körfez’in ve daha geniş bölgenin güvenliği ile istikrarının Avrupa’nın güvenliğiyle yakından bağlantılı olduğunu belirtti.

AB yetkilisi, “Bu nedenle bunlar Avrupa Birliği için stratejik öneme sahiptir. Güvenlik ve savunma dahil olmak üzere Körfez’deki ortaklarımızla işbirliğimizi daha da derinleştirmek istiyoruz,” dedi.

AB yetkilisi, 24 Ekim’de yapılması planlanan ikinci AB-Körfez İşbirliği Konseyi Zirvesi’nin bölgeyle ilişkileri daha da derinleştirmesinin beklendiğini belirtti.

Bir AB diplomatı, Suudi Arabistan gibi Körfez devletlerinin İran saldırılarının ardından artık Washington’a güvenemeyeceklerini fark etmeleri nedeniyle Mekke anlaşmasının bölgede alternatif bir savunma yapısı oluşturmayı amaçladığını belirtti.

AB diplomatı, “Bu durum, Amerikan güvenlik garantilerine duyulan güven eksikliğini gösterirken, İsrail’in ortaya çıkan askeri hegemonyası karşısında potansiyel bir caydırıcılık unsuru da oluşturabilir,” yorumunda bulundu.

Fakat başka bir AB diplomatı, Mısır’ın anlaşmaya katılması halinde durumun daha da karmaşık hale gelebileceğini belirtti.

Diplomasi

ABD ve Avrupa’dan Ukrayna için dört maddelik barış planı

Yayınlanma

The Washington Post yazarı David Ignatius, ABD ve Avrupa’nın Ukrayna savaşını sona erdirmek için dört maddelik ortak bir barış planı hazırladığını yazdı. Plan, Ukrayna’ya NATO’nun 5. maddesine denk güvenlik garantisi sağlanmasını, savaş sonrası imar fonunu, cephe hattının dondurulmasını ve Rus enerjisine dayalı ortak gelir modelini kapsıyor.

The Washington Post köşe yazarı David Ignatius, ABD ile Avrupa’nın Ukrayna’daki savaşı sona erdirmek amacıyla dört maddelik ortak bir barış planı hazırladığını yazdı.

Müzakerelerin seyrine hakim bir Amerikalı yetkiliye dayandırılan makalede, Washington ile Avrupalı müttefiklerin iki tarafın savaş hedeflerinin gerisinde kalan ancak her iki ülkeye de güvenlik ve mali kazanımlar sunan bir çerçeve üzerinde çalıştığı kaydedildi.

Hazırlanan teklifin temel mantığını aktaran Amerikalı yetkili, Ignatius’a yaptığı açıklamada, “Her iki tarafın da savaş sonrası durumu görmelerine ve ardından taviz vermelerine yardımcı olmak için sorunu da çözümü de büyütmemiz gerekiyor” dedi.

Görüşmelerin geçen cuma günü ABD özel temsilcileri Jared Kushner ve Steve Witkoff’un ev sahipliğinde, Florida’daki Hallandale Beach’te yer alan Shell Bay Golf Kulübü’nde altı saat süren bir toplantıda ele alındığı belirtildi.

Toplantıya Ukraynalı yetkililerin yanı sıra İngiltere, Fransa ve Almanya temsilcileri katıldı.

Ignatius, diplomatik girişimlerin merkezinde yer alan dört temel başlığı ayrıntılandırdı. Planın ilk ayağını Ukrayna’nın yeniden inşası ve ekonomik restorasyonu oluşturuyor.

Makalede, Dünya Bankası ile yatırım şirketi BlackRock’ın Ukrayna’nın yıkıma uğrayan bölgelerini yeniden imara açmak, ölen ve yaralanan askerlerin ailelerine yardım sağlamak ve çöken ekonomiyi canlandırmak üzere bir finansman çerçevesi kurmayı amaçladığı bildirildi.

Müzakerecilerin Kiev’den maliyet tahminleri ile sağlanan fonların “savaş sonrası rantçılar tarafından yağmalanmayacağına” dair güvence istediği, Ukrayna tarafının ise rakamları birkaç gün içinde iletmesinin beklendiği aktarıldı.

İkinci ayağı ise güvenlik garantileri kapsıyor. Tasarıya göre ABD ve Avrupalı ülkeler, Rusya’nın saldırılarını yeniden başlatması durumunda Ukrayna’ya askeri karşılık verme taahhüdünde bulunacak.

Amerikalı yetkili bu yapıyı, NATO kurucu anlaşmasının kolektif savunmayı düzenleyen 5. maddesine denk olarak nitelendirdi.

Düzenlemenin Moskova’nın Avrupa ile kendi güvenlik kaygılarını ele alacağı bir anlaşma müzakere etmesini de içerdiği ifade edildi.

Axios: Trump Ukrayna’nın rafineri saldırılarına çok öfkeli

Rusya ile kârın paylaşılacağı enerji anlaşması

Planın üçüncü ayağı, enerji işbirliği yoluyla Rusya, Ukrayna ve Avrupa’nın ekonomik entegrasyonunu hedefliyor.

Değerlendirilen seçenekler arasında, Rus petrol ve doğalgazını Avrupa’ya taşıyacak, gelirinin ise Rusya ile Ukrayna arasında paylaşıldığı bir boru hattı projesi yer alıyor.

Amerikalı yetkili, bu hattın Avrupa’nın enerji maliyetlerini ciddi oranda düşüreceğini ve Moskova’ya Avrupa pazarında uzun vadeli erişim imkanı tanıyacağını dile getirdi. Çerçevenin ayrıca Rusya’ya yönelik ekonomik yaptırımların hangi takvimle kaldırılacağını belirlemesi öngörülüyor.

Teklifin en zor kabul edilebilir dördüncü ayağı ise cephe hattında çatışmaların dondurulması olarak kayda geçti.

Planda Rusya’nın mevcut kontrol hattı boyunca ateşkese razı olması, Ukrayna’nın ise Donbass dahil Rusya ordusunun kontrolü altındaki toprakların Moskova’nın denetiminde kalmasına izin vermesi tasarlanıyor.

Ignatius, cephe hattında neredeyse her gün yaşanan küçük çaplı kaymalar sebebiyle sınırın belirsiz olmasını önemli bir engel olarak tanımladı.

Trump, enerji ateşkesi için Ukrayna’ya desteği kesmekle tehdit etmiş

“Rafineri saldırılarını durdurursa Moskova’ya gideriz”

Makalede, barış girişiminin ABD Başkanı Donald Trump ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy arasındaki gerilimin gölgesinde kaldığı belirtildi.

Trump’ın her iki ülkeden de karşılıklı rafineri bombardımanlarını durdurmasını istediğini aktaran Ignatius, Ukrayna’nın en büyük rafinerisinin zaten vurulmuş olması sebebiyle bu şartın Rusya için kolay, ancak rafineri saldırılarını ekonomik koz olarak kullanan Zelenskiy için ağır bir taviz olduğunu yazdı.

Yetkilinin aktardığına göre Kushner ve Witkoff cuma günkü toplantıda Ukrayna heyetinden rafineri saldırılarını durdurmasını istedi ve aksi halde Trump’ın Moskova ile dizel anlaşması yapacağı uyarısında bulundu.

Zelenskiy’nin geri adım atmaması üzerine Trump, ara seçimler öncesinde fiyatları düşürme amacıyla Rusya ile dizel ticaretine onay verdi. Zelenskiy kararı “zayıflık” olarak niteledi; Beyaz Saray ise Kiev’e sağlanan kritik istihbarat desteğini kesme tehdidinde bulundu.

Amerikalı yetkili, “Zelenskiy rafineri saldırılarını durdurmayı kabul ederse yeniden masaya döneriz ve Moskova’ya gideriz” dedi.

Makalede değerlendirmelerine yer verilen bir Avrupalı diplomat ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in tutumuna dikkat çekerek, “Putin barış konusunda ciddi görünmüyor” ifadesini kullandı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Meksikalı kartel mensupları Ukrayna’da: Hükümet soruşturma başlattı

Yayınlanma

Meksika hükümeti, uyuşturucu kartelleriyle bağlantılı kişilerin Ukrayna ordusunda savaştığını gösteren görüntüler üzerine resmi inceleme başlattı. Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, videonun gerçekliği ile kişilerin bölgeye nasıl ulaştığının araştırıldığını duyurdu.

Meksika hükümeti, uyuşturucu kartelleriyle bağlantılı kişilerin Ukrayna ordusunda paralı asker olarak savaştığı yönündeki iddialar ve sosyal medyada paylaşılan görüntüler üzerine inceleme başlattı.

Sosyal medyada yayımlanan ve henüz bağımsız kaynaklarca doğrulanmayan videoda, Ukrayna askeri teçhizatı giymiş silahlı kişilerin çatışma bölgesinde Meksika’daki suç örgütlerine ait sloganlar attığı görülüyor.

Kayıttaki bir kişi, gruptaki diğer savaşçıların Sinaloa Karteli’nin bir kolu olan La Chapiza ile Jalisco Yeni Nesil Karteli mensubu olduğunu ima ediyor. Sigara içen gruptakilerin görüntülerde “Ukrayna’ya zafer. Çok yaşa Meksika, çok yaşa Kolombiya, çok yaşa Panama” dediği duyuluyor.

Görüntülerin ardından konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, hükümetin olayı iki aşamalı olarak ele aldığını açıkladı.

Sheinbaum, “Öncelikle videonun gerçek olup olmadığını, ikinci olarak da bu kişilerin o bölgeye nasıl ulaştığını belirlemek üzere inceleme yürütüyoruz” dedi.

İnceleme sonucunda videonun doğrulanması halinde yetkililerin, suç örgütlerine mensup olabilecek Meksikalıların Avrupa’daki bir silahlı çatışmaya nasıl dahil olduğunu tespit etmeye çalışacağını belirten Sheinbaum, bu kişilerin çatışmalarda yer alan özel bir şirket, bir ordu ya da bir hükümet tarafından silah altına alınmış olabileceğini dile getirdi.

Sosyal medyada yayılan paylaşımlarda ise söz konusu kişilerin çatışma bölgesini FPV (birinci şahıs görüşlü) dronlar, fiber optik yönlendirme sistemleri ve modern piyade taktikleri alanında ileri düzey bir eğitim sahası olarak kullandığı, cephe deneyiminin ardından Meksika’ya ve ABD sınırına dönecek kişilerin güvenlik tehdidi oluşturacağı iddiaları dile getiriliyor.

Meksika’da ele geçirilen FPV dron sevkiyatları ve fiber optik makaraların bu yetenek aktarımının başladığını gösterdiği savunuluyor.

Ukrayna makamları ise Sheinbaum’un açıklamalarına veya söz konusu videoya ilişkin henüz kamuoyuna izahat sunmadı.

Meksikalı karteller, Ukrayna’da savaşan paralı askerleri bünyesine katıyor

Latin Amerika’da dron saldırıları artıyor

Öte yandan Fransız bağımsız araştırmacı gazetecilik platformu Intelligence Online, Haziran 2025’te yayımladığı haberde, Meksika Ulusal İstihbarat Merkezinin (CNI) Ukrayna’yı uyuşturucu kartelleriyle bağlantılı kişilerin Uluslararası Lejyon’a katılma girişimleri konusunda uyardığını aktarmıştı.

Habere göre istihbarat birimi, paralı asker olmak isteyen bu kişilerin dayanışma amacıyla değil, Meksika güvenlik güçlerine ve rakip kartellere karşı kullanmak üzere FPV kamikaze dronlarını operasyonel düzeyde kullanmayı öğrenmek için cepheye gitmek istediğini bildirmişti.

Latin Amerika’daki suç örgütlerinin silahlı insansız hava araçlarını kullanımına ilişkin kaygılar, bölgedeki can kayıplarıyla da gündeme geliyor.

Foreign Policy dergisi de Kolombiya’da Temmuz 2024’te arkadaşlarıyla oynadığı sahaya dronla patlayıcı atılması sonucu hayatını kaybeden 10 yaşındaki Dilan Camilo Erazo Yela’nın, Silahlı Çatışma Konumu ve Olay Veri Projesi’ne (ACLED) göre ülkede dron saldırısıyla öldürüldüğü bilinen ilk kişi olduğunu aktardı.

ACLED verileri ve haber kaynakları, bu olayın ardından Kolombiya’da Ağustos 2025’te Antioquia’da 13 polisin ve Aguachica’da 7 askerin hedef alındığı benzer saldırıların düzenlendiğini kaydetti.

ACLED uzmanları, ülkedeki silahlı grupların bu savaş yöntemini Meksika’daki suç örgütlerinden öğrendiğini değerlendiriyor.

Aşırıcılık ve Teknoloji Küresel Ağı (GNET) bünyesinde çalışan Mathilde Gamba da yayımladığı analizde, silahlandırılmış dronların rakip örgütleri hedef almak, kolluk kuvvetlerine saldırmak, sivil halkı korkutmak ve toprak hakimiyeti sağlamak amacıyla rutin biçimde kullanıldığını belirtti.

Gamba, Meksikalı kartel mensuplarının Ukrayna savaşında geliştirilen taktikleri çevrim içi ortamlar üzerinden uyarlamakla kalmayıp doğrudan çatışma deneyimi kazanma arayışında olabileceğine dair kanıtların arttığını kaydetti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Newsweek Zelenskiy’nin yerine geçebilecek dört adayı açıkladı

Yayınlanma

Newsweek dergisi, Ukrayna’da Zelenskiy’nin yerine geçebilecek dört muhtemel ismi sıralarken eski Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujnıy’ı en güçlü rakip olarak gösterdi. Anketlerde Zalujnıy’a güven oranı yüzde 64 ile Zelenskiy’nin önünde seyrediyor.

ABD merkezli haber dergisi Newsweek, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin yerine geçebilecek dört muhtemel ismi sıraladı.

ABD yönetiminden Ukrayna’da yeni bir devlet başkanlığı seçimi yapılması yönünde gelen çağrının ardından hazırlanan değerlendirmede, Zelenskiy’nin karşısındaki en güçlü rakip olarak eski Ukrayna Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujnıy öne çıkarıldı.

Derginin paylaştığı listede, şu anda Ukrayna’nın Londra Büyükelçisi olarak görev yapan eski Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujnıy, Ukrayna Askeri İstihbarat Teşkilatının (GUR) eski başkanı ve mevcut Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Kırilo Budanov, eski Savunma ve Dijital Dönüşüm Bakanı Mihail Fedorov ile ülkenin beşinci devlet başkanı ve muhalefetteki Avrupa Dayanışması partisinin lideri Petro Poroşenko yer alıyor.

Ekim ayında Reyting adlı sosyolojik araştırma grubunun yayımladığı anket verileri, olası bir başkanlık yarışında Zalujnıy’ın Zelenskiy’ye en yakın isim olduğunu ortaya koyuyor.

Araştırmaya göre katılımcıların yaklaşık yüzde 23’ü Zelenskiy’ye, yüzde 20’den fazlası ise Zalujnıy’a oy vermeye hazır olduğunu ifade ediyor.

Kamuoyu güveninde ise eski Genelkurmay Başkanı önde görünüyor. Ankete katılanların yüzde 64’ü Zalujnıy’a güvendiğini belirtirken, mevcut Devlet Başkanı Zelenskiy’ye yönelik güven oranı yüzde 53 düzeyinde kalıyor.

Aberystwyth Üniversitesinden uluslararası politika uzmanı Jenny Mathers, Newsweek’e yaptığı değerlendirmede, siyasetçiler ve askeri figürlerin savaş sürecinde edindikleri itibarın seçmen tercihleri üzerinde belirleyici rol oynayabileceğini dile getirdi.

Mathers bununla birlikte, eski Devlet Başkanı Poroşenko’nun makam için şansı en düşük adaylardan biri olduğunu kaydetti.

Görevden ayrılışı ülke çapında kitlesel gösterilere yol açan eski Savunma ve Dijital Dönüşüm Bakanı Mihail Fedorov, ağustos ayında çatışmalara rağmen Ukrayna’da başkanlık seçimlerinin yapılması gerektiğini ifade etmişti.

Fedorov daha önceki beyanlarında aday olmayacağını vurgulamış, istifasının ardından lehine düzenlenen mitingleri de “siyasi mücadele” olarak değerlendirmediğini açıklamıştı.

Trump seçim çağrısı yaptı, Zelenskiy ateşkes şartı koştu

ABD Başkanı Donald Trump, 10 Ekim’de Ukrayna’da yeni bir seçime gidilmesi önerisinde bulunarak Zelenskiy’yi ABD’ye zarar vermek istemekle suçlamıştı.

Trump, “Anlaşmaya varabilecek yeni bir lider bulunmasını öneriyorum. Çünkü o pek çok anlaşma yapabilirdi fakat bir nedenle bunu hiçbir zaman yapmadı” ifadelerini kullanmıştı.

Milyarder Elon Musk da Trump’ın Ukrayna’da devlet başkanının değişmesi yönündeki çağrısına destek vermişti.

Zelenskiy ise ertesi gün ABC News kanalına verdiği mülakatta, Rusya’nın 60 günlük tam bir ateşkesi kabul etmesi durumunda Ukrayna’nın devlet başkanlığı seçimlerini düzenlemeye hazır olduğunu duyurmuştu.

Ukrayna’da devlet başkanlığı seçimlerinin Mart 2024 sonunda düzenlenmesi planlanıyordu ancak yürürlükteki sıkıyönetim sebebiyle sandık kurulmadı.

Zelenskiy’nin beş yıllık görev süresinin Mayıs 2024’te dolmasının ardından Moskova yönetimi Ukrayna liderini gayrimeşru ilan etti.

Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler ve ABD Dışişleri Bakanlığı ise görev süresinin sona ermesine rağmen Zelenskiy’yi Ukrayna Devlet Başkanı olarak tanımayı sürdürüyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English