Avrupa
AB personelinin Gazze isyanı büyüyor
Brüksel’deki AB personeli, bloğun İsrail’e yönelik tutumunu protesto etme hakları konusunda Avrupa Komisyonu ile giderek tırmanan bir çatışmanın içinde.
Giderek artan sayıda çalışan, AB’nin Gazze’de savaş suçu işlediği gerekçesiyle İsrail’e baskı uygulamamasının, AB ve uluslararası hukuku ihlal etmeden görevlerini yerine getirmelerini imkansız hale getirdiğini savunuyor.
Mesleki yaptırımlardan korktuğu için sadece Ramona olarak tanıtılmak isteyen bir yetkili POLITICO’ya verdiği demeçte AB kurumlarının, çalışanlara “suç ortaklığı” dayattığını ve “ahlaki ve yasal yükümlülüklerini ihlal ederek vicdani direnişi bastırdığını ve anlamlı eylemleri geciktirdiğini” savundu.
AB’nin kendi diplomatik kolu, İsrail’i AB-İsrail ticaret anlaşması kapsamındaki insan hakları yükümlülüklerini ihlal etmekle suçladı ve ülkeyi hem elverişli ticaret ilişkilerinden hem de Horizon araştırma paylaşım programından çıkarmakla tehdit etti.
Fakat Avrupalı liderler henüz her iki önlem üzerinde de anlaşmaya varamadılar ve Brüksel’in kendi anlaşmalarını ciddiye almadığını eleştirenlerin alaycı tepkilerine maruz kaldılar.
Komisyon, AB dış politikasının ulusal hükümetlerin meselesi olduğunu savunuyor ve çalışanlarına siyasetten uzak durmaları konusunda uyarıda bulundu.
Komisyon sözcüsü Arianna Podestà, AB’nin İsrail ile ilişkilerini kesmemesi üzerine içerdeki tepkileri “doğası gereği siyasi” olarak nitelendirdi ve personelin “görev ve yükümlülüklerini tarafsız, sadık ve nötr bir şekilde yerine getirmesi” gerektiğini belirtti.
AB memurlarının protesto etmek için mektuplar, personel sendikaları ve yöneticilerle diyalog gibi iç araçları kullanabileceklerini kaydetti fakat “İş yeri, idarenin tesisleri ve idare tarafından personelin kullanımına sunulan çalışma araçları, belirli siyasi amaçlar lehinde veya aleyhinde aktivizm için uygun yerler değildir,” dedi.
Personelin üstlerine gönderdiği iç mektupların kamuoyuyla paylaşılmaması gerektiğini de belirten Podestà, Komisyon’un memurların yükümlülüklerini ihlal ettiği düşünülen her türlü durumu aktif olarak değerlendireceğini de sözlerine ekledi.
Bununla birlikte, protestocular Podestá’nın bahsettiği “iç araçların” değerini sorguladılar, zira bu araçlar çoğu durumda protestocuların ilk başvurduğu kaynaklar olmuştu.
Temmuz sonundan bu yana, 32.000 kişilik kurumda çalışan yaklaşık 1.500 memur, düşük düzey analistlerden üst düzey kabine üyelerine kadar, kuşatma altındaki bölgedeki kötüleşen koşulları vurgulayan bir açık mektup imzaladı ve AB’nin İsrail’e daha fazla yardım ve gıda girişine izin vermesi için baskı yapmazsa açlıkla ilgili ölümlerin “katlanarak” artacağını söyledi.
Bazı memurlar, Avrupa hükümetlerinin muhalefetine karşı AB kurumlarını daha cesur bir tavır almaya zorlamak için grev yapmayı da düşünüyor.
Fakat konuyla ilgili dört kişiye göre, sendikalar İsrail konusunda bölünmüş durumda ve onları destekleme konusunda tereddütlü, protestocular ise olası yasal ve mesleki sonuçlardan emin değil.
Bu kişiler, bazı protestocuların, memurların uymakla yükümlü olduğu temel uluslararası insan hakları yükümlülüklerini yerine getirmesi için AB’yi zorlamaya çalıştıklarını savunurlarsa grevin yasalara uygun olabileceğine inandıklarını söyledi.
POLITICO’nun gördüğü, Filistin yanlısı iç dayanışma grubu “EU Staff for Peace” tarafından geçen ay AB liderliğine gönderilen bir iç yazıda, bazı protesto biçimlerinin “sindirme” taktiklerine maruz kaldığı belirtildi.
Bu taktikler arasında güvenlik görevlileri tarafından fiziksel şiddet, sözleşmelerin haksız feshi ve iç dilekçelere yönelik baskı yer alıyor.
Grup, bir olayda, “Soykırıma hayır” yazılı tişörtler giyen yedi yetkilinin Avrupa Konseyi’nin Europa kantininden güvenlik görevlileri tarafından zorla dışarı çıkarıldığını, birinin kolunun büküldüğünü ve bir diğerinin protestonun videolarını telefonundan ve telefonun çöp kutusundan silmeye zorlandığını söyledi.
Mektupta ayrıca, ismi açıklanmayan protestocuların sözleşmelerinin yenilenmemesi ve diğerlerinin istifa etmeye zorlanması; 48 saatten kısa bir sürede 1.514 çalışanın katıldığı Filistin yanlısı bir iç anketin nedeni açıklanmadan yasaklanması; ve 25 Haziran’da Komisyon genel merkezinin personel girişinde, Brüksel merkezli bir sivil toplum kuruluşu olan Hind Rajab Vakfı tarafından savaş suçlarıyla suçlanan üst düzey bir savunma yetkilisi olan İsrailli albay Moshe Tetro’nun bulunması da belirtiliyor.
Podestá, protestocuların “hizmet ihtiyaçları ve bireysel performans” dışında başka nedenlerle sindirildiğini veya istifaya zorlandığı iddialarını reddetti.
Bir Avrupa Konseyi sözcüsü, personelinin Europa kantininden çıkarılmasını doğruladı ve Komisyon’un protestoyu “siyasi” olarak nitelendirmesini tekrar etti.