Diplomasi
ABD, Avrupa ve İsrail köleliği kınayamadı
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda, Afrikalıların köleleştirilmesini “insanlığa karşı işlenmiş en ağır suç” olarak tanımlayan karara ABD, Avrupa ve İsrail katılmadı.
Gana tarafından önerilen karar, bu tanımlamayı talep ederken, aynı zamanda BM üye devletlerini köle ticareti için özür dilemeyi ve tazminat fonuna katkıda bulunmayı değerlendirmeye çağırdı.
Öneri, 123 lehte ve 3 aleyhte oy ile kabul edildi; aleyhte oy verenler ABD, İsrail ve Arjantin oldu.
Birleşik Krallık ve Avrupa Birliği üye ülkeleri dahil 52 ülke çekimser kaldı.
Birleşik Krallık gibi ülkeler, bugünün kurumlarının geçmişteki hatalardan sorumlu tutulamayacağını belirterek tazminat ödeme çağrılarını uzun süredir reddediyor.
BM Güvenlik Konseyi kararlarının aksine, Genel Kurul kararları yasal olarak bağlayıcı değil ama küresel kamuoyunun ağırlığını taşır.
Gana Cumhurbaşkanı John Mahama, oylamadan önce Genel Kurul’da yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Tarih bizi çağırdığında, köle ticaretinin aşağılanmasına maruz kalan milyonlarca insanın ve ırk ayrımcılığına maruz kalmaya devam edenlerin anısına doğru olanı yaptığımızı kayıtlara geçirin. Bu kararın kabul edilmesi, unutulmaya karşı bir koruma görevi görüyor. Aynı zamanda köleliğin kalıcı izlerine de meydan okuyor.”
Daha önce, Gana Dışişleri Bakanı Samuel Okudzeto Ablakwa, BBC’nin Newsday programında tazminat talep ettiklerini ve Afrikalı liderlerin bu parayı “kendileri için istemediklerini” vurgulamıştı:
“Mağdurlar için adalet ve nedenlerin desteklenmesini, eğitim ve bağış fonlarını, beceri eğitimi fonlarını istiyoruz.”
Tazminat kampanyası son yıllarda önemli bir ivme kazandı. “Telafi edici adalet” Afrika Birliği’nin 2025 yılı resmi temasıydı ve İngiliz Milletler Topluluğu liderleri bu konuda diyalog çağrısında bulundular.
Ablakwa ayrıca, bu karar ile Gana’nın acısını başkalarının acısından üstün tutmadığını, sadece tarihsel bir gerçeği belgelediğini söyledi.
1500 ile 1800 yılları arasında, Afrika’da yaklaşık 12-15 milyon kişi yakalanarak Amerika kıtasına götürüldü ve orada köle olarak çalışmaya zorlandı. Bu yolculuk sırasında iki milyondan fazla kişinin öldüğü tahmin ediliyor.
Afrika Birliği ve Karayipler Topluluğu tarafından desteklenen karar metninde, köleliğin sonuçlarının, “dünyanın her yerinde Afrikalıları ve Afrika kökenli insanları etkileyen” ırksal eşitsizlikler ve azgelişmişlik şeklinde devam ettiği belirtiliyor.
Ablakwa BBC’ye verdiği demeçte, “Milyonlarca insanı kıtadan koparan ve yoksullaştıran transatlantik köle ticareti nedeniyle, pek çok nesil hâlâ dışlanma ve ırkçılıktan muzdarip,” dedi.
Oylama öncesinde, konuşmacılar birbiri ardına benzer görüşleri dile getirdi.
Transatlantik köle ticaretine karışan büyük güçlerden biri olan Birleşik Krallık, on yıllar boyunca milyonlarca insana verilen tarifsiz zarar ve acıyı kabul ettiğini söyledi.
Fakat Krallığın BM Büyükelçisi James Kariuki, genel kurulda yaptığı konuşmada, kararın ifadeleri ve uluslararası hukuk açısından sorunlu olduğunu ileri sürdü.
Kariuki, “Hiçbir zulüm, diğerinden daha önemli ya da daha önemsiz olarak değerlendirilmemelidir,” dedi.
ABD’nin BM Büyükelçisi Dan Negrea da konuşmasında benzer noktalara değindi ve ülkesinin “meydana geldiği dönemde uluslararası hukuk açısından yasadışı olmayan tarihsel haksızlıklara ilişkin tazminat talebini yasal bir hak olarak tanımadığını” belirtti.
Buna ek olarak Negrea, ABD’nin “tarihsel haksızlıkların, tarihsel mağdurlarla uzak bir akrabalık bağı olan kişi ve uluslara modern kaynakları yeniden tahsis etmek için bir baskı aracı olarak alaycı bir şekilde kullanılmasına” itiraz ettiğini söyledi.
ABD büyükelçisi, tazminatlarla ilgili “yasal sorunların” yanı sıra, kararın “tazminat adaletinin alıcılarının kimler olacağı” konusunda belirsiz olduğunu savundu.
Negrea, Mahama’nın daha önce Donald Trump yönetiminin “siyah tarihinin silinmesini normalleştirdiği” yönündeki eleştirisine de yanıt verdi.
ABD başkanı, yeniden iktidara geldiğinden beri, “anti-Amerikan ideoloji” olarak adlandırdığı şeyi teşvik ettikleri gerekçesiyle Amerikan kültürel ve tarihi kurumlarını hedef almıştı.
Trump’ın emirleri, Konfederasyon heykellerinin restore edilmesi ve Philadelphia’daki bir kölelik sergisinin kaldırılmaya çalışılması gibi adımlara yol açtı.
Mahama salı günü, “Bu politikalar, diğer hükümetler ve bazı özel kurumlar için de bir şablon haline geliyor,” demişti.
Fakat Negrea, Başkan Trump’ın “diğer başkanlardan daha fazla siyahi Amerikalılar için çaba gösterdiğini” söyledi ve “Onlar için sonuç almak ve ülkemizi her zamankinden daha büyük hale getirmek için gece gündüz çalışıyor,” dedi.
Karar ayrıca, sömürge döneminde çalınan kültürel eserlerin menşe ülkelerine iade edilmesini de talep ediyor.
Ablakwa, “Mirasımızı, kültürümüzü ve manevi önemimizi temsil eden tüm bu yağmalanmış eserlerin iadesini istiyoruz. Sömürge dönemine kadar uzanan yüzyıllar boyunca yağmalanan tüm bu eserler iade edilmeli,” dedi.
Transatlantik köle ticaretinin ana geçiş noktalarından biri olan Gana, uzun süredir tazminatların önde gelen savunucularından biri oldu.
Bir zamanlar on binlerce Afrikalı kölenin insanlık dışı koşullarda tutulduğu kaleler, bu Batı Afrika ülkesinin kıyılarında hâlâ ayakta duruyor.