Diplomasi

ABD, Avrupa’dan ilaçlar için daha fazla para ödemesini istiyor

Yayınlanma

Trump yönetimi, hükümetleri İngiltere’nin izinden giderek ilaçlar için daha fazla ödeme yapmaya ikna etmek amacıyla Avrupa genelinde kapsamlı bir kampanya başlatıyor.

POLITICO’ya göre Kıta’daki ABD büyükelçilikleri, Avrupa başkentlerine şu mesajı iletmek üzere harekete geçiriliyor: Amerikalı hastalar ilaçlar için çok fazla para ödüyor (yeni ilaçlar için Almanya’dakinden yaklaşık üç kat daha fazla) ve Avrupa’nın da bu yükü paylaşması gerekiyor.

Müzakerelerden haberdar iki sektör yetkilisinin POLITICO’ya verdiği bilgiye göre aksi takdirde, blok ilaç yatırımlarını ve yeni ilaçlara erişimi kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacak.

Bir sektör yetkilisi ş öyle dedi:

“Görüşümüz, Warren Stephens’ın [ABD’nin Birleşik Krallık Büyükelçisi] çok iyi bir iş çıkardığı ve esasen Trump yönetimini ve çıkarlarını temsil etme rolünü yerine getirdiği yönünde. ABD büyükelçiliklerinden gerçekten devreye girmelerini istiyoruz… ABD-Birleşik Krallık anlaşmasının izlediği yolu takip ederseniz, bunun sizin için nasıl bir sonuç doğuracağını açıklamalarına yardımcı olmalarını istiyoruz.”

Bu anlaşma, İngiliz ilaç şirketlerini üç yıl boyunca ABD gümrük vergilerinden korudu ve Birleşik Krallık’ın önümüzdeki on yıl içinde ilaç harcamalarını artırmasını öngörüyor. Karşılığında Birleşik Krallık, yenilikçi ilaçlar için fiyat sınırlarını yükseltti.

ABD’li diplomatlar şimdi bir sonraki hedef olarak Almanya’yı seçmiş görünüyor. Avrupa’nın en büyük ilaç pazarı, ilaç fiyatlandırmasını düzenleyen kurallar da dahil olmak üzere sağlık sistemindeki yasaların büyük bir revizyonundan geçiyor.

Amaç, ilaçlara yönelik federal harcamaları azaltmak. ABD, Almanya’nın bu harcamaları artırmasını istiyor.

Görüşmelere aşina üç kişiye göre, Washington’dan hükümet temsilcileri şu anda ilaç fiyatları konusunda Berlin ile gizli görüşmeler yürütüyor.

Bu kişiler, Sağlık Bakanı Nina Warken ve Ekonomi Bakanı Katherina Reiche’nin aylardır ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı ile son derece gizli görüşmeler yaptığını belirtti.

Gündemde milyarlarca dolarlık yatırım, ticaret politikası ve adil fiyatlandırma var.

Pharma Deutschland’ın reçeteli ilaç pazarı genel müdürü Christian Hilmer, “İngiltere-ABD anlaşmasını biraz kıskanıyoruz. Almanya’da ilaç endüstrisi, yeni ilaçları pazara sürmek için mücadele ediyor,” dedi.

ABD’nin stratejisi, ilaç fiyatlandırmasını büyük ölçüde ulusal otoritelerin elinde bırakan Avrupa’nın parçalanmış sağlık sistemlerinden yararlanarak, ülke ülke ikili anlaşmalar yapmaya dayanıyor.

Berlin’deki ABD Büyükelçiliği, yaz boyunca personel ihtiyacını karşılamak üzere ticari danışmanı Nathan Seifert’i Londra’daki ABD Büyükelçiliğine gönderiyor.

Sektörden bir isim, bu atamanın kısmen Berlin ekibinin fiyatlandırma anlaşmasını nasıl sağlayacaklarını İngiliz meslektaşlarından öğrenebilmesi için yapıldığını söyledi.

İngiltere, Washington ile anlaşmaya varmadan hemen önce Stephens, Keir Starmer hükümetinin ilaçlar için daha fazla ödeme yapmayı kabul etmemesi halinde, Amerikan ilaç devlerinin İngiltere’deki faaliyetlerini durduracağı uyarısında bulunmuştu.

Bu haberle ilgili bir açıklamada, Beyaz Saray sözcüsü Kush Desai şunları söyledi:

“Başkan Trump son derece net bir şekilde ifade etti: diğer zengin ülkeler, yükü tek başına Amerikan hastaların omuzlarına yüklemek yerine, hayat kurtaran ilaç inovasyonları için adil paylarını ödemek üzere harekete geçmelidir.”

30 yılı aşkın bir süre önce yaşam bilimleri süper gücü olarak Avrupa’nın altın çağının ardından, yatırımlar bloktan istikrarlı bir şekilde çekildi ve bu durumun duracağına dair hiçbir işaret yok.

1990 yılında, küresel özel ilaç araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin yüzde 49’u Avrupa’da gerçekleştiriliyordu. 2025 yılına gelindiğinde bu rakam yarı yarıya azalarak yüzde 26’ya düştü.

ABD’li ilaç şirketi Eli Lilly ve diğer üç büyük ilaç şirketi, geçen yıl ABD Başkanı Donald Trump’ın Avrupa ülkelerinden ilaçlar için daha fazla ödeme talep etmesinin ardından, Birleşik Krallık’taki planlanan yatırımlarını hızla durdurdu.

Şimdi şirketler Almanya’da da aynı şeyi yapıyor. Eli Lilly ve Alman ilaç şirketi Boehringer Ingelheim, geçen hafta ülkenin maliyet kesinti planlarına yanıt olarak Almanya’daki milyarlarca avroluk planlanan yatırımlarını azalttıklarını duyurdu.

İngiltere’de askıya alınan yatırımların bir kısmı, ABD ile ilaç fiyatlandırma anlaşması imzalandıktan sonra yeniden başlatıldı.

Yine de, Avrupa hükümetleri İngiltere’nin izinden gitme konusunda temkinli davranıyor.

Ülkeler halihazırda sıkışık kamu maliyesi ve durgun iktisadi büyümeyle boğuşuyor. Birçoğu, ilaç endüstrisine taviz vermenin baskı kampanyasını sona erdireceğine de şüpheyle bakıyor ve bunun daha sonra daha fazla talebi davet edeceğinden korkuyorlar.

19 AB üye ülkesi ve İsviçre’deki 46 sosyal güvenlik kuruluşu adına lobi faaliyeti yürüten Avrupa Sosyal Sigorta Platformu’nun (ESIP) direktörü Yannis Natsis, “Bazen ilaç şirketleri, ne kadar verirseniz verin, sürekli daha fazlasını isteyen ergen bir çocuk gibi davranır,” dedi.

Ayrıca ABD, AB ülkelerinde Birleşik Krallık’ta sahip olduğu kadar etkili değil.

Trump yönetimi, ilaçlara üç haneli gümrük vergileri ve ülkelere çift haneli gümrük vergileri uygulamakla tehdit etmişti.

Birleşik Krallık anlaşması, en büyük ticaret ortaklarından biriyle yaşanan bu belirsizlik ortamında sağlandı.

Anlaşma, üç yıl boyunca ilaçlarda gümrüksüz ticareti garanti altına aldı. Fakat AB ülkeleri için, ABD tarafından yüzde 15’lik bir gümrük vergisi zaten belirlenmişti.

İngiltere Sağlık Ekonomisi Ofisi CEO’su Graham Cookson, “Ticaret politikası büyük ölçüde AB’nin yetki alanına girerken, sağlık sistemleri ve ilaç fiyatlandırması ağırlıklı olarak ulusal yetki alanlarında kalıyor. Bu, Almanya’nın istese bile ikili olarak en bariz ticaret tavizlerini elde edemeyeceği anlamına gelir,” dedi.

Bununla birlikte, bir başka önemli baskı alanı, ocak ayından itibaren yürürlüğe girecek olan Donald Trump’ın en çok kayırılan ülke (MFN) ilaç fiyatlandırma politikası olabilir.

Bu politika, Amerika’nın Almanya dahil olmak üzere zengin ülkelerden oluşan bir sepet içindeki en düşük ilaç fiyatına uymasını sağlayacak.

İlaç şirketleri, tüm ülkelerde düşük fiyattan satış yapmaktansa Amerika’da daha yüksek fiyattan satış yaparak daha az kayıp yaşayacaklarını öne sürerek, bu sepet ülkelerinde ürünlerini piyasaya sürmeme tehdidinde bulundular.

İngiltere, Trump’ın yakında yürürlüğe girecek fiyatlandırma kuralından muafiyet sağladığını iddia ediyor. Fakat anlaşmadaki ifadeler belirsiz.

Bir İngiliz ilaç sektörü yetkilisi, İngiltere’nin muafiyet almaması durumunda, “Bu durum ABD’deki fiyatları etkileyeceği için İngiltere’deki ilaç lansmanlarını mahvedecek ve herkes ABD pazarlarındaki fiyatlarını korumak isteyecek,” uyarısında bulundu.

Öte yandan sektör bile İngiltere’nin bu korumayı sağladığından o kadar emin değil. Avrupa’daki pek çok kişiye göre, İngiltere’nin Washington ile yaptığı anlaşma bir zaferden çok bir “ibret hikayesi” gibi görünüyor.

Amerika ve sektör, İngiltere anlaşmasını övse de Londra’da anlaşma böyle karşılanmadı.

Endüstri tarafından genel olarak “sahada yok” olarak görülen eski İngiltere Sağlık Bakanı Wes Streeting, anlaşmanın paranın karşılığını verip vermediğine dair bir inceleme yaptırdığını kamuoyuna duyurarak sektörü kızdırdı.

Bir İngiliz ilaç sektörü yetkili şunları söyledi:

“Wes, sektörün ekonomik büyüme için ne kadar önemli olduğundan bahsedip sonra böyle davranarak güvenilirliğini ve otoritesini tamamen zedeledi.”

İlaçlara erişim için kampanya yürüten Just Treatment’ın yönetici direktörü Diarmaid McDonald ise, “İngiltere hükümeti berbat bir anlaşma yaptı. Dünyanın gıpta ettiği ilaç fiyat kontrollerinin kalıcı olarak zayıflatılması… Karşılığında ise hiçbir şeyin karekökü kadar bir şey elde ettiler: var olmayan gümrük vergilerinde geçici muafiyetler,” dedi.

Hükümet, anlaşmanın kısa vadede yaklaşık 2 milyar sterline mal olacağını tahmin ediyor ama önümüzdeki on yıl içindeki artışın hesaplandığı resmi bir değerlendirme yok.

Hollanda bankası ING Research’ten ekonomist Diederik Stadig, değişikliklerin 2036 yılına kadar yıllık maliyetleri 2 milyar ile 3,5 milyar sterlin arasında artırabileceğini tahmin ediyor.

Eleştirmenler ayrıca İngiltere’nin karşılığında ne kadar yatırım elde ettiğini de sorguluyor. 

Stadig, “Bunun daha fazla yatırıma yol açacağını düşünmüyoruz . Fiyat sihirli bir çözüm değil. İngiltere daha fazla biyofarmasötik inovasyon istiyorsa, daha fazla klinik deneme yapılmasına yatırım yapmaya çalışmalı,” dedi.

İndirimler elde etmesine rağmen, ilaç endüstrisi daha fazlasını istiyor.

Büyük İngiliz ilaç üreticisi AstraZeneca, uzun süredir askıda kalan bir yatırıma yeniden taahhüt verse de, CEO’su Pascal Soriot bunu sadece “çok olumlu bir ilk adım” olarak nitelendirdi.

Avrupa için, daha yüksek ilaç fiyatları sektörün bir hayali gibi görünüyor.

ECIP’den Natsis, “Avrupa’da ilaçlar için zaten çok fazla para ödüyoruz. Şu anda bütçeler benzeri görülmemiş bir baskı altında ve bu nedenle sadece açık çek verilmesi talebi finansal olarak sürdürülebilir değil” dedi.

Çok Okunanlar

Exit mobile version