Amerika
ABD ekonomisinde tahvil nöbetçileri pusuda: 30 trilyon dolarlık borç çıkmazı
Donald Trump yönetiminin gümrük tarifeleri ve bütçe açığı politikaları, 30 trilyon dolarlık ABD tahvil piyasasıyla olan ilişkisini hassas bir dengeye oturttu. Nisan ayındaki piyasa isyanının ardından tansiyonu düşürmeye çalışan Washington, artan borç yükü ve yüksek faiz beklentileri nedeniyle yatırımcıları ikna etmekte zorlanıyor.
Donald Trump’ın gümrük vergileri kararının ardından nisan ayında yaşanan piyasa sarsıntısı, yönetimi daha dikkatli politikalar izlemeye itti.
Ancak yatırımcılar, bu sükunetin kalıcı olmayabileceği konusunda uyarıyor. 5 Kasım’da Hazine Bakanlığının daha fazla uzun vadeli tahvil satmayı düşündüğünü açıklaması ve eş zamanlı olarak Yargıtayın gümrük tarifelerinin yasallığını görüşmeye başlaması, gösterge 10 yıllık tahvil faizlerinde son ayların en sert yükselişlerinden birini tetikledi.
Piyasalardaki bu huzursuzluk, ABD’nin federal bütçe açığının büyüklüğünden kaynaklanıyor.
Yatırımcılar, 30 trilyon dolarlık devasa kamu borcunun nasıl finanse edileceği ve gümrük tarifeleri gibi gelir kaynaklarının hukuki durumu hakkında şüphe duyuyor.
Reuters’a konuşan Citigroup analisti Edward Acton, bu durumu piyasalar için bir “gerçeklik kontrolü” olarak nitelendirdi.
Bakan Bessent’in “tahvil satıcısı” stratejisi
Eski bir risk fonu yöneticisi olan Hazine Bakanı Scott Bessent, temel odak noktasının faiz oranlarını, özellikle de hanehalkı ve kurumsal borçlanma maliyetlerini doğrudan etkileyen 10 yıllık tahvil faizlerini düşük tutmak olduğunu belirtti.
Bessent, 12 Kasım’da yaptığı bir konuşmada, “Hazine Bakanı olarak görevim ülkenin bir numaralı tahvil satıcısı olmaktır. Tahvil faizleri de bu çabadaki başarımızın en güçlü barometresidir” dedi.
Yönetim, piyasa işleyişini iyileştirmek amacıyla geri alım programlarını genişleterek ve yatırımcılarla proaktif iletişim kurarak güven tazelemeye çalıştı.
Hazine yetkililerinin, Merkez Bankası (Fed) başkanlığı adayları için piyasanın tepkisini ölçmek amacıyla yatırımcılara danıştığı belirtiliyor. Ancak pek çok yatırımcı, bu adımların sadece zaman kazandırdığı görüşünde.
Tahvil nöbetçileri pusuda bekliyor
“Tahvil nöbetçileri” olarak bilinen ve hükümetlerin kontrolsüz harcamalarını tahvil faizlerini yükselterek cezalandıran yatırımcı grubu, şu an için sessiz görünse de tamamen ortadan kalkmış değil.
BNY Wealth Management Yatırım Direktörü Sinead Colton Grant, “Tahvil nöbetçileri hiçbir yere gitmez, her zaman oradadırlar; mesele sadece o an aktif olup olmadıklarıdır” diyerek riskin devam ettiğine dikkat çekti.
Gümrük tarifelerinden kaynaklanabilecek fiyat baskıları, yapay zeka odaklı piyasa balonunun sönme ihtimali ve enflasyonun yeniden yükselmesi bu hassas dengeyi bozabilir.
NISA Investment Advisors Baş Ekonomisti Stephen Douglass, Trump’ın nisan ayındaki tarifelerinden sonra yaşanan faiz sıçramasının normalde sadece gelişmekte olan piyasalarda görülen bir durum olduğunu ve bu durumun yönetimi ciddi şekilde endişelendirdiğini belirtti.
Borç yönetiminde riskli tercihler
Trump yönetimi, bütçe açığını finanse etmek için uzun vadeli tahvil arzını artırmak yerine daha çok kısa vadeli borçlanmaya (Hazine bonoları) yöneliyor.
Bu strateji, faiz oranlarının aniden yükselmesi durumunda hükümetin çok daha yüksek maliyetlerle borçlarını yenilemek zorunda kalması riskini taşıyor.
Şu an için ABD ekonomisinin direnci ve teknoloji harcamaları, tarifelerin büyüme üzerindeki olumsuz etkilerini dengeliyor.
Ancak analistler, enflasyonun yükselmesi ve Fed’in yeniden şahin bir tutum takınması durumunda tahvil piyasasında istikrarın hızla bozulabileceği uyarısında bulunuyor.