Ortadoğu
ABD heyeti Suriye’nin kuzeydoğusunu ziyaret etti, Şam’dan tepki geldi
ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Ethan A. Goldrich başkanlığındaki heyet, dün Suriye’nin kuzeydoğusundaki Deyr ez-Zor vilayetinde PKK/YPG’nin komutanlarıyla bir araya geldi.
Amerikan ordusu, Deyr ez-Zor vilayetinin yaklaşık yarısını işgal ederken, Suriye hükümet güçleri de diğer yarısını kontrol ediyor.
Suriye Dışişleri Bakanlığı, cuma günü yaptığı açıklamada, bunun ülkenin egemenliğinin ‘açık bir ihlali’ ve uluslararası hukuk ile BM Güvenlik Konseyi kararlarının ihlali olduğunu bildirdi.
Bakanlık, söz konusu izinsiz seyahat ve PKK/YPG liderleriyle yapılan görüşmelerin, ‘Suriye’nin egemenliği ve uluslararası hukuk ilkelerine ilişkin endişeleri daha da artırdığını’ belirtti.
Açıklamada ayrıca ziyaretin bölgedeki Arap aşiretlerin Kürtlere yönelik iddialarını ele almak amacıyla yapıldığı iddiası da kınandı. Bakanlık, bunun ‘bariz bir yalan’ olduğuna vurgu yaptı.
Öte yandan Suriye Dışişleri, Washington yönetimini Suriye’nin içişlerine açık bir şekilde müdahale etmekle ve çeşitli terörist gruplara verdiği kapsamlı destekle suçlayarak ‘ABD’nin Suriye’de oynadığı yıkıcı rolün’ altını çizdi.
Açıklamada, “Dışişleri Bakan Yardımcısı Ethan Goldrich başkanlığındaki Amerikan heyetinin kısa süre önce Suriye’nin kuzeydoğusuna yasadışı bir şekilde girmesi ve ayrılıkçı gruplarla görüşmesi, Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü ile uluslararası hukuk ilkelerinin ve Suriye’ye ilişkin BM Güvenlik Konseyi kararlarının ağır bir ihlalini teşkil etmektedir,” ifadelerine yer verildi.
Geçtiğimiz haftalarda bölgede Arap aşiretleri ile Amerikan kuvvetleri ve PKK/YPG militanları arasında çatışmalar başlamıştı.
Aşiretler, ayrıca ABD’yi Irak sınırında yer alan Deyr ez-Zor’da IŞİD’i yeniden canlandırmaya ve her iki ülkedeki istikrarsızlığı geri getirmeye çalışmakla suçluyor. Bu suçlamalar, daha önce Irak, Suriye ve Lübnan’daki hükümet yetkilileri tarafından da dile getirilmişti.
ABD ayrıca ülkenin kuzeydoğusunda Suriyeli Kürtler ve Arap aşiretler arasında mezhepçiliği canlandırmaya çalışmakla suçlanıyor.
Ortadoğu
Petrol şirketlerinin yöneticileri Riyad’a gidemedi

Riyad’da düzenlenen WPC Enerji Kongresi’nin programından birkaç üst düzey petrol şirketi yöneticisinin adı çıkarıldı.
Suudi yetkililer, başkentte Yemen direnişinin üstlendiği ölümcül saldırılara rağmen etkinliği gerçekleştirmeye devam ediyor.
ExxonMobil, TotalEnergies, Shell, Chevron ve BP’nin genel müdürlerinin hepsinin pazar günü başlayan etkinliğe katılması bekleniyordu.
Fakat konferans organizatörlerinin pazartesi sabahı erken saatlerde yayınladıkları konferans ajandasında isimleri artık yer almıyor.
Suudi Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman, enerji politikası ve endüstrisi konulu toplantının pazartesi günkü oturumunu açarken şöyle konuştu:
“Riyad’a gelen herkese teşekkür ederim. Bu ülkenin güvenli olduğunu ve sizin güvenliğinizi tüm kalbimizle önemsediğimizi biliyorsunuz… Buradaki toplantımız, riskin ortadan kalktığı anlamına gelmez.”
Prens Abdulaziz, son haftalarda yaşanan olayların ciddi olduğunu ve krallığın tepkisinin de “aynı derecede ciddi” olması gerektiğini belirtti.
Saldırılar, Suudi Arabistan’ın ekonomiyi petrolden uzaklaştırarak çeşitlendirmeyi, toplumu modernize etmeyi ve krallığı bir yatırım ve turizm merkezi haline getirmeyi amaçlayan milyarlarca dolarlık “Vizyon 2030” programına büyük bir darbe vurdu.
Uluslararası etkinliklere ev sahipliği yapmak, halihazırda gecikmeler ve yeniden düzenlemelerle karşı karşıya olan programın önceliklerinden biri.
Prens Abdulaziz, krallığın önümüzdeki on yıllara odaklanmaya devam etmesi gerektiğini ve Vizyon 2030’un sürdürülmesi gerektiğini belirtti.
WPC Enerji Kongresi başlangıçta bu yılın Nisan ayında düzenlenecekti ama Şubat ayı sonlarında ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın ardından ertelendi.
Suudi Arabistan, Ekim 2022’de ev sahibi olarak seçildi. 1933’te ilk kez İngiltere’de düzenlenen bu etkinlik, krallıkta ilk kez gerçekleştiriliyor.
Büyük enerji şirketlerinin üst düzey yöneticileri, WPC Enerji etkinliklerinin vazgeçilmez katılımcıları ve bu hafta küresel petrol ve doğalgaz piyasaları, enerji güvenliği ve enerji dönüşümü konularında sahneye çıkarak konuşma yapmaları planlanmıştı.
Bir BP sözcüsü, şirketin konferansa “katılmak için her türlü çabayı gösterdiğini” belirtti ve “Maalesef, seyahat kısıtlamaları nedeniyle etkinliğe şahsen katılamıyoruz. Bölgedeki uzun soluklu ortaklıklarımıza büyük değer veriyoruz,” dedi.
Shell, TotalEnergies, ExxonMobil ve Chevron ise Reuters’ın yorum talebine yanıt vermedi.
WPC Enerji Kongresi, geçen hafta dört kez saldırıya uğrayan Riyad Uluslararası Havalimanı’ndan yaklaşık 10 kilometre uzaklıktaki bir konferans merkezinde bu hafta düzenleniyor.
Suudi yetkililerin bildirdiğine göre, pazar akşamı havalimanına düzenlenen yeni saldırıda bir kişi hayatını kaybetti ve yaklaşık bir düzine kişi yaralandı.
Ortadoğu
Volkswagen, Çin’e karşı daha sıkı Alman-Fransız işbirliği istedi

Volkswagen CEO’su, Avrupa’nın rekabet gücünü güçlendirmek için Fransa ve Almanya arasında daha fazla işbirliği çağrısında bulundu.
Oliver Blume ayrıca “Çinli rakiplerin oluşturduğu tehdide” karşı harekete geçmek için henüz geç olmadığını savundu.
Élysée Sarayı ve Şansölyelik, Çinli otomobillerin akını karşısında içten yanmalı motorların kademeli olarak kullanımdan kaldırılmasına ve otomobil üreticilerinin AB içinde araç üretmesini teşvik etmeye yönelik AB önerileri konusunda aylardır müzakereler yürütüyor.
Fakat ilerleme yavaş ve iki ülke, “Made in Europe” ifadesinin gerçekte ne anlama gelmesi gerektiği konusunda hâlâ anlaşamıyor.
Katılımcı otomobil markalarının yaklaşık yüzde 40’ının Çin’den olduğu Paris Otomobil Fuarı öncesinde konuşan Volkswagen CEO’su Oliver Blume,“Önemli konularda birlikte çözümler bulduk. Buna yeniden ihtiyacımız var… Fransa ve Almanya arasında,” dedi.
“Geleceğimiz kesinleşmiş değil,” diyen Blume, Avrupa’nın “Made in Europe” önerileri, daha esnek iklim politikası ve daha düşük enerji maliyetleriyle hâlâ karşı koyabileceğini ekledi.
BYD ve diğer Çinli üreticiler, iç pazarlarındaki ciddi durgunluk döneminde ihracat yoluyla daha yüksek kâr elde etmek amacıyla Avrupa pazarlarına hızla giriş yaptı.
AB’nin Çin’de üretilen elektrikli araçlara daha yüksek gümrük vergileri uygulamasının ardından, Çinli otomobil üreticileri şarj edilebilir hibrit araç satışlarını hızla artırdı.
Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği’ne göre, 2026’nın ilk yarısında Çinli otomobil üreticileri, AB’nin güç aktarma organları pazarında yüzde 25’lik bir pay elde ederken, bu oran 2024’te sadece yüzde 2 idi.
Brüksel ve Pekin, o zamandan beri Çin’in önümüzdeki dört yıl boyunca AB’ye yönelik hibrit otomobil ihracatını, AB’nin şu anda öngördüğü seviyenin yarısına veya daha azına indireceği konusunda anlaşmaya vardı.
Blume, AB-Pekin ticaret görüşmelerindeki ilerlemeyi memnuniyetle karşıladığını belirtti ama şunları ekledi:
“Avrupa, kendi pazarlarında eşit rekabet koşullarını sağlamaya devam etmelidir. Burada satış yapanlar, benzer koşullar altında rekabet etmeli ve Avrupa’da da istihdam ve değer yaratmalıdır.”
Avrupa’nın en büyük otomobil üreticisi, rekabet gücünü artırmayı amaçlayan tarihi bir yeniden yapılandırma sürecine başladı.
Şirket, VW grubu bünyesindeki markalar arasında daha fazla parça ve teknoloji paylaşımı sağlamayı hedefliyor ve 100.000’e varan sayıda işten çıkarma gerçekleştirecek.
Aynı etkinlikte konuşan Fransa Sanayi Bakanı Sébastien Martin, bloğun otomotiv endüstrisinin “Avrupa pazarını vuran Asya rekabeti”yle başa çıkmasına yardımcı olmak için “savunma duvarları” kurmaya yönelik ortak Avrupa çabalarını övdü.
Gelgelelim Martin, blok içindeki üretime fayda sağlayacak her türlü “Made in Europe” önerisinin, üreticilerin de fabrikaları bulunan ticaret müttefikleri veya İngiltere, Türkiye, Japonya ve Güney Kore gibi ülkeleri kapsamak yerine, kesinlikle 27 üye devletle sınırlı olarak tanımlanması gerektiği yönündeki Fransa’nın tutumunu da yineledi.
Martin, “Eğer bu, 27 üyeli Avrupa ile dünyanın öbür ucundaki birkaç ülke arasında bir anlaşma olacaksa, Avrupalılar bunu anlamayacaktır,” dedi.
Fransa ve Almanya bu konu üzerinde pazarlıklarını sürdürüyor. Görüşmelere yakın kaynaklar, bir anlaşmaya varılabilmesi için Paris’in, alternatif yakıtlar veya şarj edilebilir hibrit araçlara öncelik vermek amacıyla 2030 ve 2035 yıllarında otomobillere yönelik emisyon kurallarını esnetmeyi kabul etmesinin bir karşılıklı taviz olabileceğini belirtti.
Ortadoğu
Irak, ülkede suç işlemiş IŞİD üyelerini Suriye’ye iade etmek istemiyor

Irak, Suriye’nin bu yılın başlarında Suriye’deki gözaltı merkezlerinden Irak’ın gözetimine devredilen binlerce IŞİD şüphelisinin ülkelerine iade edilmesi talebini reddetti.
Irak Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım el-Abudi çarşamba günü yaptığı açıklamada, tutukluların akıbetini görüşmek üzere Suriye, Irak ve ABD arasında yakın zamanda bir toplantı düzenlendiğini söyledi.
El-Abudi, Suriye’nin yaklaşık 4.000 Suriyeli tutuklunun Suriye’de yargılanmak üzere teslim edilmesini talep ettiğini ama Irak’ın bunu reddettiğini belirtti.
Irak, yaklaşık 400 Suriyeli tutuklunun IŞİD üyesi olmadığına karar verdi ve bu kişilerin serbest bırakılabileceğini söyledi. Yaklaşık 50 kişi halihazırda ülkelerine geri gönderildi.
Öte yandan Irak’ta hâlâ gözaltında tutulan yüzlerce Suriyelinin, IŞİD’in üst düzey üyeleri olduğu düşünülüyor.
El-Abudi, “Irak soruşturmalar yürütüyor ve Irak’ta suç işlediği kanıtlanan herkes Irak yasalarına göre yargılanacak,” dedi.
Danışman, bazı mahkumların, cezalarını tamamlamak üzere daha sonra kendi ülkelerine nakledilebileceğini söyledi.
Ocak ayında yeni Suriye güçleri ile, bu mahkumların tutulduğu gözaltı merkezlerini uzun süredir koruyan Suriye Demokratik Güçleri arasında çatışmaların patlak vermesinin ardından, IŞİD ile bağlantılı olduğu iddia edilen 5.700’den fazla mahkum (bunların arasında yaklaşık 4.000 Suriyeli de bulunuyor) Suriye’nin kuzeydoğusundan Irak’a nakledilmişti.
Çatışmaların yarattığı kargaşa sırasında IŞİD ile bağlantılı bazı tutuklular kaçmayı başardı ve daha büyük çaplı bir kaçışın yaşanacağına dair endişeler vardı.
IŞİD yıllar önce Irak ve Suriye’de ele geçirdiği topraklar üzerindeki kontrolünü kaybetmiş olsa da, hücreleri her iki ülkede de hâlâ periyodik olarak saldırılar düzenliyor.
Mahkumların akıbetine ilişkin tartışmalar, ABD’nin Irak’ta IŞİD’le mücadeleye yönelik 12 yıllık misyonunu sona erdirmesinin ardından ortaya çıktı.
El-Abudi, Irak’ın mahkumların barındırılma masraflarına yardımcı olması için ABD’den ve IŞİD’e karşı küresel koalisyona katılan diğer ülkelerden mali destek talep ettiğini söyledi.
Danışman, “Irak, 500 milyon dolarlık bir ödenek talep etti. Koalisyon destek sözü verdi, ancak Irak hâlâ bekliyor,” dedi.
El-Abudi, idam cezasını uygulamayan ülkelerden gelen mahkumların idam cezasına çarptırılmayacağını söyledi.
Irak ile mahkum değişim anlaşmaları olan ülkelerden gelenlerin ise, mahkumiyetlerinin ardından cezalarını tamamlamak üzere ülkelerine nakledilebileceğini belirtti.
Fakat birçok Batılı ülke, IŞİD ile bağlantılı olmakla suçlanan veya bu suçtan mahkum edilen vatandaşlarının yanı sıra, militanların aile üyeleri olduğu düşünülen kadın ve çocukları da ülkelerine geri göndermekte isteksiz davranıyor.
Görüş2 hafta önceEast-West Forum: Dünyanın artık kaçınamayacağı bir diyalog
Diplomasi2 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Asya2 hafta önceKuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik
Asya1 hafta önceÇin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor
Dünya Basını2 hafta önceÇin büyük güç kavramının anlamını nasıl dönüştürmek istiyor?
Dünya Basını4 gün önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Dünya Basını2 hafta önceYarım trilyon dolarlık balon: Süper zeka söylemi gerçek zararları gizliyor
Asya2 hafta önceJapon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı











