Amerika
ABD, Huawei bağlantılı yarı iletken şirketlerine yasak koymaya hazırlanıyor

Bloomberg’de yer alan habere göre Biden yönetimi, telekom devinin geçen yıl önemli bir teknolojik atılım gerçekleştirmesinin ardından Huawei ile bağlantılı bir dizi Çinli yarı iletken firmasını kara listeye almayı düşünüyor.
Mevcut yaptırımlara rağmen ilerleme kaydeden Çin’in amiral gemisi üzerindeki baskıyı artırmayı planlayan Washington, geçen yıl Huawei’nin akıllı telefon işlemcisi üretmesiyle şaşkına dönmüştü.
Konuya aşina olan kişilere göre, etkilenebilecek Çinli kuruluşların çoğu daha önce Washington merkezli ticaret grubu Semiconductor Industry Association (SIA) tarafından yapılan bir sunumda Huawei tarafından satın alınan veya inşa edilen çip üretim tesisleri olarak tanımlanmıştı. Söz konusu kişiler nihai kararın henüz verilmediğini söyledi.
Çinli şirketlerin ‘boşluklardan’ yararlanması engellenecek
Halka açık olmayan bilgileri açıklama yetkileri olmadığı için isimlerinin açıklanmasını istemeyen kişiler, kara listeye alınabilecek şirketler arasında çip üreticileri Qingdao Si’En, SwaySure ve Shenzhen Pensun Technology’nin (PST) de bulunduğunu söyledi. Biden yetkilileri ayrıca Çin’in önde gelen bellek çipi üreticisi ChangXin Memory Technologies şirketine yönelik yaptırımları da değerlendiriyor.
Jefferies analisti Edison Lee, ChangXin’in potansiyel bir hedef olarak belirlenmesinin ardından, “ABD Tüzel Kişiler Listesine daha fazla Çinli şirketin eklenmesi oldukça muhtemel bir olay. Uygulanması ve gerekçelendirilmesi kolaydır ve bazı önemli Çinli şirketlerin ihracat kısıtlamalarındaki mevcut boşluklardan yararlanmasını daha da engelleyecektir,” dedi.
ABD, müttefiklerine baskıyı artırıyor
Bloomberg’e göre ABD’li yetkililer, çip üreten şirketlerin yanı sıra Shenzhen Pengjin High-Tech ve SiCarrier’a da yaptırım uygulayabilir. Buna göre, yarı iletken üretim teçhizatı üreten bu iki şirketin Huawei’nin kısıtlı ekipman elde etmesine yardımcı olmak için vekil olarak hareket etmesinden endişe ediliyor. Bloomberg, şirketlerin Huawei ile olan bağlarını ilk olarak 2023’ün sonlarında bildirmişti.
ABD hükümeti Hollanda, Almanya, Güney Kore ve Japonya gibi müttefiklerine Çin’in yarı iletken teknolojisine erişimi üzerindeki kısıtlamaları daha da sıkılaştırmaları için baskı yapıyor. Huawei, bu kampanyanın ve Pekin’in Batı teknolojisine olan bağımlılığını azaltma çabalarının merkezinde yer alan şirketlerden biri.
Söz konusu kişiler, ABD Ticaret Bakanlığının şirketleri Huawei ile ilişkilendiren ek kanıtlara sahip olup olmadığının net olmadığını söyledi. ABD, gelecekte ulusal güvenliğine zarar verme riski taşıyan işletmelere yaptırım uygulama yetkisine sahip ve üstelik, yetkililerin bu şirketlerin geçmişte ‘zararlı’ ya da ‘yasadışı’ faaliyette bulunduğunu kanıtlaması gerekmiyor.
Huawei’nin yeni işlemcisi hâlâ ‘bağımlılığa’ işaret ediyor
Huawei 2019 yılında yaptırım listesine eklenmişti. Bu yaptırımlar Huawei’nin akıllı telefon işini yıllarca sekteye uğratırken, şirket ABD’yi şaşırtarak geçen ağustos ayında Çin’de üretilen 7 nanometrelik bir çiple çalışan Mate 60 cihazını tanıttı.
İşlemci Semiconductor Manufacturing International tarafından üretildi, fakat yine de Hollandalı litografi makinesi devi ASML ve Amerikalı tedarikçiler Applied Materials ve Lam Research araçları da dahil olmak üzere büyük ölçüde yabancı teknolojiye dayanıyordu. ABD ve Hollanda ihracat kontrolleri yürürlüğe girmeden önce satın alınan bu araçların kullanımı, Pekin tam bir yerli yarı iletken tedarik zinciri oluşturmaya çalışsa bile Çin’in hâlâ yabancı bileşenleri tamamen değiştiremediğini gösteriyor.
Amerika
ABD, büyümede G7 ülkelerinin çok önünde

ABD ekonomisinin, iç politikalarının dünyanın büyük bir kısmında sıkıntılara yol açması nedeniyle, bu yıl diğer tüm büyük gelişmiş ekonomilerden çok daha hızlı büyümesi bekleniyor.
Axios’a göre küresel ekonomi, arka arkaya gelen şoklara karşı şaşırtıcı derecede dirençli olduğunu kanıtladı.
ABD, bu genel tablo içinde öne çıkıyor. Yapay zeka yatırımlarındaki patlama, ülkenin diğer ekonomilere kıyasla çok daha hızlı büyümesine yardımcı oluyor.
Fakat bu istisnai durumun bir bedeli var: Daha kalıcı bir enflasyon ve bunu dizginlemek için faiz oranlarının daha uzun süre yüksek seviyelerde kalması gerekebilir.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), ABD ekonomisinin bu yıl %2,2 oranında büyüyeceğini öngörüyor.
Bu oran, Avro bölgesi, Almanya ve Birleşik Krallık için tahmin edilen büyüme hızının yaklaşık iki katı. Japonya’da (%0,8) ve Kanada’da (%0,9) büyümenin daha da zayıf olması bekleniyor.
Bu büyüme farkının önümüzdeki yıl da devam etmesi bekleniyor. 2027’de ABD’nin büyüme oranının %2,1 olarak gerçekleşirken, dünyanın geri kalanındaki diğer büyük gelişmiş ekonomilerin çoğunda büyüme oranının yaklaşık %1 seviyesinde kalacağı tahmin ediliyor.
OECD, Haziran ayından bu yana ABD konusunda daha iyimser bir tavır sergilemeye başladı ve 2026 yılı için büyüme tahminini 0,2 puan, 2027 yılı için ise 0,3 puan yukarı çekti.
Bu durum, genel olarak küresel ekonomi, Avro bölgesi, Kanada, Birleşik Krallık ve Japonya için gelecek yılın büyüme tahminlerinin aşağıya doğru revize edilmesiyle tezat oluşturuyor.
OECD baş ekonomisti Stefano Scarpetta bu sabah gazetecilere şunları söyledi:
“En büyük risk hâlâ Orta Doğu’daki çatışmanın gidişatı ve bunun enerji piyasası üzerindeki etkisidir. Fakat bir dizi başka risk de bulunuyor, bunlardan bazıları Haziran ayı tahminlerine kıyasla biraz daha belirgin hale gelmiş görünüyor.”
Scarpetta, devlet tahvili getirilerindeki artışa, yapay zeka yatırım patlamasının beraberinde getirdiği risklere ve aşırı hava koşullarının gıda fiyatlarını yukarı çekme olasılığına dikkat çekti.
OECD’ye göre, yapay zeka (AI) alanındaki patlama, ABD ekonomisine diğer birçok ekonomide bulunmayan güçlü bir şok emici sağladı.
Yapay zeka yatırımları ve üretimindeki hızlı büyüme, Orta Doğu’daki çatışmanın yol açtığı iktisadi darbeyi “kısmen dengeledi.”
Veri merkezi ve teknoloji harcamaları, ABD’nin büyümesini doğrudan destekledi.
Enflasyon görünümü ise birkaç ay öncesine kıyasla daha inatçı bir hal alıyor.
OECD, ABD’deki genel enflasyonun bu yılki %3,6 seviyesinden gelecek yıl %2,6’ya düşmesini bekliyor.
Fakat 2027 yılına ilişkin bu tahmin, Haziran ayında öngördüğü rakamdan yarım puan daha yüksek.
ABD’de çekirdek enflasyonun bu yıl %3,3 olacağı tahmin ediliyor. Bu oran, önde gelen gelişmiş ekonomiler arasında en yüksek oranlardan biri ve gelecek yıl %2,5’e gerileyeceği öngörülüyor.
Bu inatçı seyir, OECD’nin bu yıl Federal Rezerv’in bir faiz artışı daha yapmasını ve faiz oranlarının 2027 sonuna kadar %4–%4,25 aralığında kalmasını beklemesinin nedenini açıklıyor.
Öte yandan ABD’deki büyümeyi hızlandıran yapay zeka patlaması, kendi makroekonomik olumsuz etkilerini de beraberinde getirmeye başlıyor.
OECD’ye göre, uzun vadeli borçlanma maliyetleri çoğu büyük bu ekonomide en az 15 yılın en yüksek seviyesinde.
Örgüt, yapay zeka şirketlerinin yoğun borçlanmasının getiri oranlarını yukarı çekmeye katkıda bulunduğunu, bunun da ekonomi genelinde maliyetleri artırabileceğini ve yapay zeka kârlarının beklentileri karşılayamaması durumunda piyasaları savunmasız bırakabileceğini savunuyor.
Amerika, küresel iktisadi ortamın daha zorlu hale gelmesine katkıda bulundu.
Kendi ekonomisi şu ana kadar diğer ülkelerin neredeyse tamamından daha iyi bir performans sergilese de bu dayanıklılık, ortadan kaldırılması hâlâ zor olan bir enflasyon sorunuyla birlikte geliyor.
Amerika
Altman ve Amodei, BMGK’ya seslendi

OpenAI’den Sam Altman ve Anthropic’ten Dario Amodei, çarşamba günü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde yapay zeka güvenliği konusunda ayrı ayrı brifingler verdi.
Altman, BMGK’ya yaptığı açıklamada, “Önümüzde bir seçim var. Yapay zeka, ya yaratıcılık ve keşiflerin yeni bir Rönesansı gibi olabilir ya da kargaşa ve karışıklığın hakim olduğu yeni bir sanayi devrimi gibi olabilir,” dedi.
Altman ve Amodei, şirketlerinin ürünlerinin güvenliği konusunda giderek artan bir incelemeyle karşı karşıya kalırken konuşma yaptı.
Yapay zeka konusundaki kamuoyu endişesi, bu ayın başlarında Anthropic araştırmacılarının, bu teknolojinin on yıl içinde insanlığı yok edebileceği yönündeki uyarıları üzerine arttı.
Altman ve Amodei de dahil olmak üzere yapay zeka şirketlerinin liderleri, o zamandan beri yapay zeka alanındaki ilerlemenin yavaşlatılması ve teknolojinin güvenlik standartları konusunda daha fazla uluslararası işbirliği yapılması çağrısında bulunuyorlar.
BMGK’da yaklaşık 10 dakika konuşan Altman, yapay zekanın üretkenliğe sağladığı faydaları vurgularken, aynı zamanda bu teknolojinin kötüye kullanılma olasılığına da dikkat çekti.
OpenAI CEO’su, hükümetlerin bir araya gelerek, insanların bu teknolojiyi “kendilerine dayatılan bir şey” olarak algıladıkları bir gelecek yerine, yapay zekanın “demokratik kurumlar tarafından yönlendirildiği” bir gelecek inşa etmelerini savundu.
Altman şöyle konuştu:
“Yapay zekanın demokratik olması için, en önemli kararlar yalnızca San Francisco’daki laboratuvarlar tarafından alınamaz. Bu kararlar, demokratik süreçler aracılığıyla ve hizmet ettikleri halka karşı sorumlu hükümetler tarafından şekillendirilmelidir.”
OpenAI CEO’sunun konuşması, şirketinin bazı lobi faaliyetleriyle ve şirket başkanı Greg Brockman’ın ABD’deki siyasi eylem komitesiyle (PAC) tezat oluşturuyor.
Yapay zeka yanlısı “Leading the Future PAC”, yapay zeka sektörüne yönelik daha sıkı regülasyonları destekleyen adayları hedef alarak 100 milyon dolardan fazla kaynak topladı ve milyonlarca dolar harcadı.
Altman’ın konuşması, Anthropic araştırmacılarının yapay zekanın varoluşsal riskine ilişkin bazı endişelerine de değindi ve konseyi “kıyametçiliğe” kapılmamaları konusunda uyardı.
Altman, güvenlik tartışmasında bunun yerine üç ilkeye dayandırılması gereken bir “orta yol” olduğunu savundu: Yapay zeka sistemleri insan kontrolü altında kalmalı; yapay zeka, doktorların hastaları tedavi etmesine yardımcı olmaktan girişimcileri desteklemeye kadar insanlara fayda sağlamalı; ve teknoloji “insanları bireysel olarak güçlendirmeli.”
Video görüşmesi yoluyla konseye hitap eden Amodei, 12 Eylül tarihli bir blog yazısında dile getirdiği ve küresel işbirliğinin artırılması ile yapay zekanın denetlenmesi çağrısında bulunduğu birçok noktayı tekrarladı.
Amodei, yapay zekanın biyolojik silah geliştirmede kullanılmasının yasaklanması ve yeni yapay zeka modellerinin test edilmesine yönelik küresel standartlar dahil olmak üzere çeşitli uluslararası anlaşma biçimlerini savundu.
Altman, konuşmasında bu ay manşetlere taşınan varoluşsal risk uyarılarına değinmekten kaçınırken, Amodei, geliştiricilerin yapay zeka üzerindeki kontrolünü kaybetmesi konusundaki endişelerini yineledi ve aynı zamanda şirketini güvenlik konusunda sektör lideri olarak tanıttı.
Amodei, “Kötü yönetilirse, yapay zekanın insanlık için bir risk oluşturabileceğine bile inanıyorum. Anthropic olarak, bu riskleri önleme konusunda sektördeki en iyi sicile sahip olduğumuza inanıyoruz,” dedi.
OpenAI’nin ezeli rakibi Anthropic’teki araştırmacıların, bu teknolojinin birkaç yıl içinde insanlığı yok edebileceği uyarısında bulunmasının ardından, yapay zeka düzenlemeleri siyasi gündemde ön plana çıktı.
Bu endişeler, yapay zeka topluluğunun bazı kesimlerinde sıkça dile getirilen bir konu. Bu kesimler, teknolojinin biyolojik silahların geliştirilmesine yardımcı olmaktan finansal bir felakete yol açmaya kadar çeşitli nedenlerle yıkıma yol açabileceğinden korkuyor.
Daha önce Amodei, yapay zeka geliştirme sürecinin yavaşlatılması çağrısında bulunmuş ve bu çağrı OpenAI, Google ve Elon Musk tarafından desteklenmişti.
Hem Amodei hem de Altman, uzun süredir kendilerini yapay zekanın koruyucuları olarak konumlandırıyor ve teknolojinin kamuoyunda nasıl algılanacağını şekillendirmeye çalışıyor.
Şirketleri de yapay zeka yarışında liderlik için rekabet halinde: Her ikisi de, şirketlerin değerini 1,5 trilyon doların üzerine çıkaracak ve potansiyel olarak rekor kıracak halka arzları hedefliyor.
Amerika
Harvey Weinstein cinsel saldırı davasında 15 yıl hapis cezası aldı

Eski Hollywood yapımcısı Harvey Weinstein, eski asistanı Miriam Haley’ye cinsel saldırıda bulunmaktan 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Kararı açıklayan Yargıç Curtis Farber, Weinstein’a hitaben “Mirasınızı kendi ellerinizle çöpe attınız” dedi.
Eski Hollywood yapımcısı Harvey Weinstein, eski asistanı Miriam Haley’ye yönelik cinsel saldırı suçlamasıyla yargılandığı davada 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Duruşmada söz alan Weinstein, “Mükemmel bir insan değilim. Hayatımı birçok pişmanlıkla sürdürüyorum ve eylemlerim nedeniyle içtenlikle özür diliyorum” dedi.
Cezaevinde kendisine “bir hayvana davranılır gibi hatta daha da kötü” muamele edildiğini savunan eski yapımcı, hayatının kalan yıllarını ceza infaz sistemindeki aksaklıkları değiştirmeye adayacağını dile getirdi.
Televizyon kanalının aktardığına göre Yargıç Curtis Farber karar duruşmasında Weinstein’a hitaben şu ifadeleri kullandı:
“Her şeye sahiptiniz. Bıraktığınız miras büyük bir başarıyla taçlanabilirdi. Ancak Miriam Haley’ye cinsel saldırıda bulunarak tüm bunları çöpe attınız.”
Weinstein, onlarca kadının yönelttiği cinsel taciz ve saldırı suçlamalarının ardından 2020 yılında 23 yıl hapis cezası almıştı. Bu mahkumiyet kararı, yargılama usulündeki usulsüzlükler gerekçe gösterilerek Nisan 2024’te iptal edildi.
Haziran 2025’te görülen yeniden yargılamada jüri, Weinstein’ı 2006 yılında asistanı Miriam Haley’ye tecavüz ettiği suçlamasından bir kez daha suçlu buldu.
Weinstein hakkında ayrıca Los Angeles’taki başka bir tecavüz davasında verilmiş 16 yıllık kesinleşmiş hapis cezası mevcut ve yapımcı halen bu cezanın infazı kapsamında cezaevinde kalıyor.
Cinsel saldırı suçlamalarının tümünü reddeden sinema yapımcısı, yalnızca “ısrarcı davrandığını”, “eşlerini aldattığını” ve “sınırı aştığını” kabul ediyor.
Kadınların para ve şöhret kazanmak amacıyla kendisine iftira attığını öne süren Weinstein, oyuncu Gwyneth Paltrow’u da ihanetle suçlayarak “pireyi deve yaptığını” ve kariyerini kendisine borçlu olduğunu iddia etti.
Weinstein, mart ayında Rikers Adası’ndaki cezaevinde sürdürdüğü yaşamı tam bir tecrit ve cehennem olarak tanımlamıştı.
O dönem yaptığı açıklamada, “Yalnızca gardiyanlar ve hemşirelerle konuşuyorum. Buradaki tüm iletişimim bundan ibaret. Kaldığım koğuşta hiçbir sosyal bağ yok. Çünkü burası Rikers Adası ve burası tam bir cehennem” demişti.
TMZ haber sitesi, temmuz ayında kaynaklara dayandırdığı haberinde, Weinstein’ın kalp yetmezliği krizi geçirdiğini ve Manhattan’daki Bellevue Hastanesi’nin mahkum koğuşuna kaldırıldığını aktarmıştı.
Asya1 hafta önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Milanovic: Küresel neoliberalizm bitti, yeni bir evreye geçtik
Asya2 hafta önceİran ile Çin arasında milyarlarca dolarlık gizli ticaret ağı
Rusya1 hafta önceFransa, Rus milyarder Usmanov için AB yaptırımlarının kalkmasını istedi
Avrupa1 hafta önceWolfgang Streeck: Oyun zamanı sona erdi, durum ciddi
Asya2 hafta önceYatırımcılar DeepSeek payı için yüksek komisyonları göze alıyor
Asya2 hafta önceÇin ve Rusya arasındaki Sibirya’nın Gücü 2 boru hattı görüşmeleri fiyat anlaşmazlığı nedeniyle tıkandı
Rusya1 hafta önceRusya, Ermenistan’a doğalgaz iletimini 10 gün süreyle askıya alıyor











