Amerika
ABD, iki Brezilyalı örgütü “terörist” ilan etti
ABD, Brezilya’nın en büyük iki suç örgütü olan Primeiro Comando da Capital (PCC) ve Comando Vermelho’yu (CV) “terörist” olarak tanımladı.
Bu adım, hem ABD hem de Brezilya’daki “aşırı sağ” tarafından “organize suçun artan ulusötesi erişimine” karşı “gerekli bir tepki” olarak sunuluyor.
PCC ve CV, gerçekten de büyük çaplı şiddet olaylarından sorumlu. Bu örgütler, Latin Amerika’nın en güçlü suç şebekeleri arasında yer alıyor ve Brezilya’da ve ötesinde kamu güvenliğine ciddi bir tehdit oluyor.
Al Jazeera’ya göre bu kararın alınma zamanlamasını, Bolsonaro ailesinin Luiz Inacio Lula da Silva hükümetiyle sürdürdüğü siyasi mücadelede Washington’u kendi tarafına çekme çabalarından ayırmak zor.
Eski Başkan Jair Bolsonaro, 2022 seçimlerindeki yenilgisinin ardından yaşanan darbe girişimindeki rolü nedeniyle 27 yıl 3 aylık hapis cezasını çekerken, oğulları ise bu mücadeleyi giderek daha fazla ABD’ye taşıyor.
Eski liderin oğullarından Flavio Bolsonaro, aylardır Lula’yı organize suçlara karşı yumuşak davranan biri olarak göstermeye çalışıyor ve ABD’li yetkililere, Lula hükümetine karşı daha sert bir tutum sergilemeleri için baskı yapıyor.
Bu çabalar arasında, Trump yönetimini doğrudan PCC ve CV’yi “terörist” örgütler olarak tanımlamaya zorlamak da yer almıştır.
Şu anda ABD’de yaşayan kardeşi Eduardo Bolsonaro ise, babalarına karşı açılan davalar sırasında daha da ileri giderek, Brezilya Yüksek Mahkemesi yargıçlarına yaptırım uygulanması ve Brezilya’ya gümrük vergileri getirilmesi için lobi faaliyetlerinde bulunmuştu.
16 Haziran’da Brezilya Yüksek Mahkemesi, Eduardo’yu bu kampanya kapsamında “zorbalık” suçundan dört yıl iki ay hapis cezasına çarptırdı.
Flavio, ekim ayındaki seçimlerde Lula’nın başlıca rakibi olarak öne çıktı. 11 Ağustos tarihli bir CNT/MDA anketine göre, Lula ilk turda yüzde 42,4, Flavio ise yüzde 28,7 oy oranına sahip.
Bu seçim bağlamında, “terörist” etiketi önemli bir siyasi işlev görüyor ve Brezilya aşırı sağı tarafından yaygınlaştırılan, Lula’nın suç örgütleriyle işbirliği yaptığı ya da bunlarla yüzleşmeye isteksiz olduğu yönündeki söylemi pekiştiriyor.
Amaç, bu iddiaları mutlaka kanıtlamak değil, yurt içinde bir silah olarak kullanılabilecek ve ABD’nin Brezilya’ya daha fazla müdahalesini meşrulaştırmak için yararlanılabilecek bir şüphe ortamı yaratmak.
Sağcı gösteriler sırasında, Bolsonaro ailesinin destekçilerinin ABD bayrakları salladığını ve Brezilya’yı soldan “kurtarmak” için açıkça askeri ve yabancı müdahale talep ettiğini görmek yaygın bir durum.
Washington, PCC ve CV gibi grupların “terör örgütü” olarak tanımlanmasının yalnızca ek hukuki araçlar sağladığını ısrarla savunuyor. Fakat bu araçların sonuçları, cezai kovuşturmanın çok ötesine uzanıyor.
Bu araçlar, ABD makamlarına varlıkları dondurma, yaptırım uygulama ve bu grupları desteklemekle suçlanan kişileri yargılama konusunda daha geniş yetkiler tanıyor.
Ayrıca, Brezilya’da faaliyet gösteren şirketler için yeni uyum yükümlülükleri yaratıyor ve finansal ağları daha sıkı denetime maruz bırakıyor.
Bankalar, PCC veya CV ile bilerek bir bağlantısı olmasa bile, sistemlerinin bu gruplarla bağlantılı fonların aktarılmasında doğrudan veya dolaylı olarak kullanılmadığını kanıtlama baskısıyla karşı karşıya kalabilir.
Müşteriler, üçüncü taraflar, paravan şirketler ve karmaşık ödeme zincirleri aracılığıyla bu tür bağlantıları izlemek son derece zor olabilir.
Finansal etkiler, Brezilya merkez bankası tarafından işletilen ve Visa ve Mastercard gibi kart ağlarına önemli bir alternatif haline gelen anlık ödeme sistemi PIX ile ilgili ayrı bir ABD anlaşmazlığıyla da kesişiyor.
Washington, daha geniş kapsamlı bir ticaret anlaşmazlığının parçası olarak PIX’i mercek altına alırken, Flavio Bolsonaro ise sistemin Batı dışı ödeme sistemleriyle gelecekteki bağlantılarının sınırlandırılmasını önermişti.
PCC ve CV olarak tanımlanan gruplardan herhangi biriyle bağlantılı fonların PIX üzerinden aktarıldığı tespit edilirse, bu durum denetim sürecine yeni bir boyut kazandırabilir.
Brezilyalı güvenlik yetkilileri ayrıca, bu sınıflandırmanın ABD ile uzun süredir devam eden polis işbirliği kanallarını zorlaştırabileceği konusunda uyarıda bulundu.
PCC ve CV’ye yönelik ortak soruşturmalar, kolluk kuvvetleri arasındaki rutin istihbarat paylaşımı ve koordinasyona büyük ölçüde dayanmaktadır; ancak bu grupları “terörist” örgütler olarak değerlendirmek, bazı soruşturmaların daha kısıtlı istihbarat ve ulusal güvenlik kanallarına kaymasına neden olabilir ve bu da işbirliğini güçlendirmek yerine zorlaştırabilir.