Amerika
ABD ordusunda İran savaşı kaynaklı bütçe krizi derinleşiyor

Washington Post gazetesinin mevcut ve eski ABD’li yetkililere dayandırdığı habere göre Pentagon, İran ile tırmanan savaşın etkisiyle ciddi bir bütçe açığıyla karşı karşıya kaldı. Deniz ve Hava Kuvvetlerinin Ortadoğu operasyonlarına ayrılan fonların temmuz sonuna kadar tükeneceği belirtilirken, Beyaz Saray Kongre’den 67 milyar dolarlık acil kaynak talep etti.
The Washington Post gazetesinin görevdeki ve eski Amerikalı yetkililere dayandırdığı habere göre ABD Savaş Bakanlığı (Pentagon), İran ile yaşanan savaşın tırmanması sebebiyle ciddi bir bütçe kaynağı eksikliğiyle karşı karşıya bulunuyor.
Yetkililer, kritik öneme sahip bazı finansman kalemlerinin önümüzdeki haftalarda tamamen tükenebileceğini kaydetti. Ortadoğu bölgesine savaş gemileri ve hava unsurları sevk eden Deniz Kuvvetleri ile Hava Kuvvetlerinin bu yılki operasyonları için ayrılan bütçenin temmuz ayı sonuna kadar biteceği aktarıldı.
Pentagon, 1 Ekim’de başlayacak 2027 mali yılına kadar oluşacak finansman açığını kapatabilmek amacıyla bütçe kaynaklarını kendi içinde yeniden yönlendiriyor. Bu kapsamda birliklerin savaşa hazırlık seviyesini korumak için yürütülen askeri tatbikat ve eğitimler azaltılıyor veya iptal ediliyor. Ayrıca askeri ekipman ile tesislerin bakım ve onarımı için ayrılan kaynaklar da operasyonel giderlere aktarılıyor.
Savaş Bakanlığı, personelin eğitimi ve silah alımı için başlangıçta tahsis edilen 4,3 milyar dolarlık kaynağın acil ihtiyaçlara kaydırılması amacıyla son haftalarda Kongre’den izin istedi. Ancak söz konusu talebe ilişkin henüz bir karar verilmedi.
Beyaz Saray da askeri harcamaların karşılanması amacıyla Kongre’den 67 milyar dolarlık acil ödenek tahsis edilmesini talep etti. Buna karşın Temsilciler Meclisinin perşembe günü bir aylık tatile çıkmayı planlaması, finansman konusundaki kararın en az birkaç hafta ertelenmesine yol açıyor.
Kuzey Carolina eyaletini temsil eden Cumhuriyetçi Kongre Üyesi Pat Harrigan, konuya ilişkin değerlendirmesinde “Herkesin bu duruma bakması ve aşırı özgüvenden sıyrılması gerekiyor” ifadesini kullandı.
Pentagon Sözcüsü Sean Parnell ise Savaş Bakanı Pete Hegseth’in silahlı kuvvetlerin savaşa hazırlık durumunu sürdürmek amacıyla gereken her şeyi yapacağını belirterek savunma finansmanının kritik önem taşıdığını vurguladı.
Savaş Bakanı Hegseth ile Genelkurmay Başkanı General Dan Caine’in, Senato Tahsisat Komisyonu önünde düzenlenecek oturumda fon tahsisinin gerekçelerini sunması planlanıyor. Beyaz Saray Yönetim ve Bütçe Ofisi Direktörü Russell Vought da komisyonda sunum yapacak isimler arasında yer alıyor.
Vought, geçen ay yaptığı açıklamada savaşın maliyetinin yaklaşık 30 milyar doları bulduğunu bildirmişti. Ancak Beyaz Saray tarafından yapılan bu hesaplamaya, Ortadoğu’da İran saldırıları sonucunda zarar gören ABD üslerinin yeniden inşası ve onarım giderleri dahil edilmedi.
Mevcut ve eski yetkililer, Kongre’nin adım atmaması durumunda askeri yönetimin yakın zamanda daha ağır tavizler vermek zorunda kalacağını ifade ediyor.
Pentagon yetkilileri kapalı kapılar ardında yürütülen görüşmelerde daha büyük endişelerini dile getiriyor. Yetkililer; Rusya ve Çin gibi unsurları caydırmak için gerekli olan mühimmat stoklarının yeniden doldurulması amacıyla ek finansmana acilen ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.
ABD’nin bu yılki savunma bütçesi yaklaşık 1 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor. Bu miktarın içinde, gelişmiş silah sistemlerinin tasarlanmasından yerli savunma sanayisinin teşvik edilmesine kadar çeşitli öncelikli hedefler için geçen yıl Kongre tarafından onaylanan 150 milyar dolarlık tek seferlik finansman da yer alıyor. Donald Trump yönetimi ise 2027 yılı için 1,5 trilyon dolarlık savunma bütçesi talep etti.
NBC tarafından aktarılan bilgilere göre, üslerin onarımı, imha edilen uçakların yenilenmesi ve mühimmat stoklarının takviyesi hesaba katıldığında, Pentagon’un iç değerlendirmeleri İran savaşının toplam maliyetinin 80 ile 100 milyar dolar aralığına yükselebileceğini gösteriyor. Kaynaklar, yalnızca Bahreyn’deki ABD askeri tesislerinin onarım maliyetinin 1 milyar doları bulabileceğini belirtiyor.
Bloomberg’in haberine göre Senatörler; Hegseth’e ateşkesin bozulması, savaş maliyetlerinin artması ve Ürdün’de hayatını kaybeden Amerikalı askerler hakkında sorular yöneltecek.
Amerika
ABD’de Rus dizeli krizi: Demokratlar sevkiyatın yasa dışı olduğunu savunuyor

ABD’nin doğu kıyısındaki en büyük petrol ürünleri dağıtım merkezine ev sahipliği yapan New Jersey’nin Valisi Mikie Sherrill, Rusya’dan gelen dizel yakıtın limanlara girişini engelleme tehdidinde bulundu. ABD Hazine Bakanlığının verdiği geçici lisansla 140 bin tonluk ilk yakıt sevkiyatı yola çıkarken, üç tankerin ara seçimlerden sonra ülkeye ulaşması bekleniyor.
ABD’nin doğu kıyısındaki en büyük petrol ürünleri dağıtım ve ithalat merkezine ev sahipliği yapan New Jersey eyaletinin Valisi Mikie Sherrill, Rusya’dan yapılan dizel yakıt ithalatını engelleme tehdidinde bulundu.
Financial Times gazetesine konuşan Sherrill, Rusya ile varılan dizel anlaşmasını yasa dışı olarak nitelendirdi.
Sherrill, “ABD Başkanı Donald Trump benzin, dizel yakıt fiyatlarını veya maliyetleri düşürmek için hiçbir adım atmıyor. Şu anda dizelin New Jersey limanına ulaşmasını nasıl engelleyebileceğimize dair seçenekleri değerlendiriyorum” dedi.
New York ve New Jersey Limanı, ABD’nin doğu kıyısında petrol ürünlerinin ithalatı, depolanması ve dağıtımı açısından ana merkez konumunda.
Altyapının büyük kısmı ise New Jersey eyaleti sınırlarında yer alıyor. Boru hatları ve dağıtım ağının yanı sıra Bayonne ve Linden’deki büyük yakıt depolama terminalleri başlıca tesisleri oluşturuyor.
Gazetenin aktardığına göre dizel taşıyan tankerler yüklerini genellikle Bayonne, Linden, Carteret, Perth Amboy, Port Reading ve Sewaren’deki özel petrol terminallerine boşaltıyor.
Financial Times, üç tankerin ara seçimlerin ardından ABD’ye ulaşmasının beklendiğini yazdı. 140 bin tonluk bu yakıt sevkiyatı, ABD makamlarının anlaşma kapsamında izin verdiği ilk parti oldu.
Buna karşın Demokratlar ve bazı Cumhuriyetçiler, Trump’a anlaşmayı iptal etme çağrısı yaptı.
ABD Hazine Bakanlığı, Rus yakıtıyla işlem yapılmasına geçici izin veren genel bir lisans yayımlamıştı.
Demokratlar ise Kongre’nin 2022 yılında Rus petrolü ithalatını sonlandıran ve Rus enerji kaynaklarının ülkeye girişine tam yasak getiren yasayı kabul ettiğini hatırlatarak, bakanlığın verdiği belgenin hukuki geçerliliği olmadığını savunuyor.
Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Jamie Raskin, bu hafta petrol şirketlerini Rus dizel yakıtı ithal etmeleri halinde 1 milyon dolara varan para cezaları ve 20 yıla kadar hapis dahil çeşitli yaptırımlarla tehdit etti.
Rusya’ya yönelik ağır yaptırım tasarılarının ortak hazırlayıcılarından Demokrat Senatör Richard Blumenthal ise deniz taşımacılığı şirketlerinden Rus dizeli taşıyan tankerleri geri çağırmalarını talep etti.
Cumhuriyetçi Senatör Thom Tillis’in “Rusların Başkan Trump’ı istedikleri gibi yönlendirdiği” yönündeki sözlerine ise Başkan Yardımcısı JD Vance yanıt verdi.
Vance, “Sizi temin ederim ki hiç kimse ABD Başkanı’nı istediği gibi yönlendiremez. Kendisi durumu son derece gerçekçi biçimde değerlendiriyor” ifadelerini kullandı.
Kremlin geçen hafta Washington ile varılan mutabakat kapsamındaki sevkiyatların başladığını ve süreceğini duyurmuştu.
Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak da ülkesinin ihracata ayrılan dizel yakıttan ABD’ye istenilen her miktarda sevkiyat yapmaya hazır olduğunu belirtmişti.
Novak, 27 Ekim’de üç dizel tankerinin Rus limanlarından ayrıldığını, dördüncü tankerin ise 28 Ekim’de yola çıkmasının beklendiğini açıkladı.
Amerika
ABD ekonomisinde beklenmedik büyüme

Yatırımlardaki patlama ve dayanıklı tüketici harcamaları sayesinde ABD ekonomisi, üçüncü çeyrekte yıllık bazda %3,4 oranında büyüdü.
İktisadi büyüme, analistlerin beklentilerinin üzerinde gerçekleşti ve önceki iki çeyrekteki %2,5 ve %2,2’lik büyüme oranlarına kıyasla keskin bir ivme kazandı.
Tüketici harcamalarındaki yıllık büyüme, geçen çeyrekte %3,8’e ulaşarak 2024’ten bu yana en hızlı artışını kaydetti.
İşletme yatırımları %12,7 oranında sıçradı ve GSYİH artışının yarısından fazlasını oluşturdu.
Yapay zeka yatırımları, GSYİH’yi iten başlıca faktörlerden biri oldu: Ekipman alımları, yapay zeka alanında faaliyet gösteren hiper ölçekli şirketlerin veri merkezi teknolojisine yaptığı büyük harcamalar da dahil olmak üzere, %20,9 gibi muazzam bir oranda yükseldi.
Paradoksal olarak, yapay zeka altyapısının geliştirilmesi de bunlardan biriydi. Bunun nedeni, bilgisayar çipleri gibi birçok yapay zeka donanımı alımının yurtdışında gerçekleştirilmiş olmasıydı.
Bu durum, ABD’nin ticaret dengesini ithalata doğru kaydırarak (ithalat, GSYİH’dan düşülür) büyümeyi yavaşlattı.
Ayrıca, artan mortgage faiz oranları konut inşaatını da olumsuz etkiledi.
İşsizlik oranı düşük seviyelerde seyretse de, geçen ay enflasyon gelir artışlarını geride bıraktı.
Federal Rezerv’in tercih ettiği enflasyon göstergesine göre, Eylül ayında fiyat artışları hem aylık hem de yıllık bazda hızlandı.
Bu artış, merkez bankasının %2’lik yıllık enflasyon hedefinin oldukça üzerinde seyretti ve faiz oranlarının yükseltilmesi yönündeki görüşleri güçlendirdi.
Yüksek fiyatların Amerikan hane halkı bütçelerini zorlayabileceğine işaret eden bir gelişme olarak, vergi sonrası tasarruf oranı geçen ay %3,8’e geriledi. Bu, 2022’den bu yana kaydedilen en düşük seviye.
Ayrıca otomobil, mobilya ve elektronik eşya gibi ürünlerin satışlarında durgunluk yaşandı.
Birçok iktisatçı, hisse senedi portföylerindeki kazançlardan (ki bunlar büyük ölçüde yapay zeka patlamasına bağlı) cesaret alan daha varlıklı Amerikalıların tüketimi ayakta tuttuğunu düşünüyor.
Amerika
Venezuela’nın yeni Dışişleri Bakanı, eski muhalif Oliver Blanco oldu

Venezuela’nın geçici Devlet Başkanı Delcy Rodríguez, muhalefetin eski danışmanlarından Oliver Blanco’yu dışişleri bakanı olarak atadı.
Blanco, devlet başkanlığı uluslararası ilişkiler direktörlüğüne atanan Félix Plasencia’nın yerine geçecek. Görev süresi sona eren Plasencia, Birleşik Krallık’ta tutulan Venezuela’ya ait altınların geri alınması için yürütülecek görevi yönetecek.
Rodríguez, “Oliver Blanco’yu Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı olarak atamaya karar verdim. Bu güçlendirilmiş ekibin, tüm ülkelerle işbirliği ve dostluk alanlarında Venezuela’nın değişim sürecinde ve jeopolitik toparlanmasında ilerlemeye devam etmesini umuyorum,” dedi.
Geçici Devlet Başkanı, Blanco’nun “Venezuela’ya hizmet etmek üzere bu önemli sorumluluğu üstlenebilecek hazırlığına, kararlılığına ve yeteneğine güvendiğini” söyledi.
Yeni Dışişleri Bakanı Blanco, Venezuela Merkez Üniversitesi’nden Uluslararası İlişkiler lisans derecesine ve Metropolitan Üniversitesi’nden Siyaset ve Kamu Yönetimi alanında yüksek lisans derecesine sahip.
Daha önceki görevinde Avrupa ve Kuzey Amerika’dan sorumluydu; bu görev alanı, Venezuela’nın son dönemdeki dış ilişkilerini şekillendiren yaptırımlar ve varlık anlaşmazlıklarında en aktif rol oynayan bazı hükümetleri de kapsamaktaydı.
Rodríguez, Dışişleri Bakanlığı ve Başsavcılıktan, İngiltere Merkez Bankası’nda tutulan Venezuela altınlarını geri almak için resmi prosedürleri başlatmalarını istedi.
Bu değerli metal, Venezuela’nın meşru hükümeti konusunda rakip iddiaların yer aldığı bir hukuki mücadelenin merkezinde yer alıyor.
Londra mahkemeleri, rezervleri hangi otoritenin kontrol ettiği konusunda karar vermeye çalışıyor.
Öte yandan kabinedeki değişiklikler bundan ibaret değil. Marynna Saatdjian, Blanco’nun bıraktığı görevi devralarak Avrupa ve Kuzey Amerika’dan Sorumlu Bakan Yardımcısı olarak atandı.
Şimdiye kadar Ekonomi ve Maliye Bakanlığı’nda Bakan Yardımcısı olarak görev yapan Saúl Ameliach ise Uluslararası Ticaret Bakan Yardımcısı olarak atandı.
Rodriguez, bu atamaları Venezuela’nın diplomatik kadrosunu güçlendirmeye yönelik daha geniş çaplı bir çabanın parçası olarak değerlendirdi.
Geçici Başkan, hükümetin ulusal egemenliği savunurken tüm ülkelerle işbirliği ve dostluğu sürdürmeye devam edeceğini vurguladı.
Altın anlaşmazlığı göz önüne alındığında, bu diplomatik değişiklik özel bir önem taşıyor. Venezuela, varlıkların Venezuela halkına ait olduğunu ve sosyal programlar ile ekonomik toparlanma için gerekli olduğunu savunarak, yıllardır Londra’da tutulan rezervlerinin serbest bırakılmasını talep ediyor.
Plasencia’yı doğrudan Birleşik Krallık’a göndererek hükümet, bu konuyu daha da yoğun bir şekilde gündeme getirme niyetinde olduğunu gösteriyor.
Şu anda yaklaşık 4 milyar ABD doları değerinde olan altın rezervlerine uygulanan dondurma kararı, Birleşik Krallık’ın Nicolás Maduro’nun 2018’deki yeniden seçilmesini tanımayı reddetmesine dayanıyor.
Bir yıl sonra, muhalefet lideri Juan Guaidó, İngiliz yetkililerden Venezuela hükümetinin bu altına erişmesini engellemelerini resmen talep etti.
Çarşamba günü yapılan kabine toplantısında Rodríguez, devam eden dondurma kararını “hırsızlık” olarak nitelendirdi:
“Bu bir alay konusu, ancak amacın Venezuela’nın altın rezervlerini gayrimeşru bir şekilde ele geçirmek olduğu ortada. Artık mazeret istemiyoruz. Muhalefet grupları tarafından açılan mantıksız dava bile, onu açanların kendisi tarafından geri çekildi.”
Rodríguez, bu talebinden “vazgeçmeyeceğini” ekledi ve altının iadesini sağlamak için “Venezuela’nın siyasi kesimleri arasında bir mutabakat olduğunu” hatırlattı.
Venezuela hükümeti ile feshedilmiş 2015 Ulusal Meclisi’ni temsil eden bir muhalefet kesimi, ABD destekli bir diyalog süreci yürütüyor.
21 Ekim’de heyetler, Londra ile görüşmek ve rezervlerin iadesini talep etmek üzere bir ortak komisyon kurulması konusunda anlaştı.
Taraflar, fonların deprem sonrası yeniden inşa çalışmalarına ayrılacağını duyurdu; ancak Rodríguez, bu fonları kamu hizmetlerini ve elektrik şebekesini güçlendirmek için de kullanacağına söz verdi.
Geçici lider, daha önce Kral III. Charles’a bir mektup yazarak altının serbest bırakılmasını talep etmişti. Eylül ayında Londra ve Karakas da benzer şekilde diplomatik bir yakınlaşma sürecine girmiş ve her iki tarafın da kendi misyonlarına büyükelçiler atama planlarını açıklamıştı.
Amerika2 hafta önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Diplomasi6 gün önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Dünya Basını1 hafta önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Söyleşi1 hafta önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Görüş1 hafta önceFransa sokaklarında kaos ve hesaplaşma
Dünya Basını1 hafta önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar
Dünya Basını2 hafta önce“Tescilli aşırı sağcı”: Alman parti sisteminin bumerangı
Amerika2 hafta önceMilenyum kuşağı tarihin en büyük nostalji dalgasını başlattı











