Amerika
ABD piyasalarında dalgalanma sürüyor

ABD piyasaları, Başkan Trump ve Fed Başkanı Kevin Warsh’un İran’daki savaşın tetiklediği artan enflasyon riskleriyle karşı karşıya kalması üzerine huzursuz bir dönem geçiriyor. Merkez bankasının yükselen enerji fiyatlarıyla ve bunların genel ekonomiye etkileriyle nasıl mücadele edeceğine dair belirsizlik sürerken hisse senetleri ve tahvil faizleri sert dalgalanmalar gösterdi. Yeni veriler ekonominin durgun fakat istikrarlı bir seyir izlediğini ortaya koysa da uzmanlar piyasadaki oynaklığın Merkez Bankası üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekiyor.
ABD finans piyasaları, Devlet Başkanı Donald Trump ve Federal Rezerv (Fed) Başkanı Kevin Warsh’un İran’daki savaşın kaynaklık ettiği yükselen enflasyon riskleriyle karşı karşıya kalması nedeniyle huzursuz bir seyir izliyor.
Fed’in yüksek enerji fiyatları ve bu fiyatların geniş ekonomi üzerindeki etkisiyle nasıl mücadele edeceğine ilişkin belirsizlik ortamında hisse senetleri ve tahvil faizleri sert dalgalanmalar yaşadı.
Borsa, Fed’in çarşamba günü faiz artırımına gitmeyi reddetmesinin hemen ardından ağır kayıplar verdi ve tahvil faizleri fırladı.
Piyasalar ancak perşembe günü açıklanan yeni haziran ayı enflasyon rakamlarının ekonomide yavaş fakat istikrarlı bir tablo göstermesiyle toparlandı.
Piyasa perşembe günü Warsh’un ekonomiye olan güvenini doğrular nitelikte hareket etmiş olsa da uzmanlar, piyasadaki oynaklığın Trump’ın İran’daki savaşı sürerken merkez bankasının gözetmek zorunda olduğu hassas dengeyi göz önüne serdiğini kaydetti.
Westwood Capital Yönetim Kurulu Başkanı Daniel Alpert, “Şu andaki hareketler bir bekleme düzeninde. Piyasanın savaş nedeniyle gerilediği açık. Savaş devam ediyor. Bu nedenle piyasa durumdan ne çıkaracağını gerçekten bilmiyor” değerlendirmesini yaptı.
Ekonomik Analiz Bürosu tarafından perşembe günü açıklanan Kişisel Tüketim Harcamaları (PCE) fiyat endeksine göre yıllık enflasyon mayıs ayındaki yüzde 4,1 seviyesinden haziranda yüzde 3,7’ye geriledi. PCE endeksi, Fed’in enflasyon için tercih ettiği temel ölçüt konumunda bulunuyor.
Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC), çarşamba günü faiz oranlarını yüzde 3,5 ile yüzde 3,75 aralığında sabit bıraktı.
Uzmanlar kararı yaygın şekilde bekliyor olsa da tüccarlar toplantı öncesinde alışılmadık derecede yüksek bir belirsizlik sergiledi.
Warsh kararda üç muhalif oyla karşı karşıya kaldı. Cleveland, Dallas ve Minneapolis Fed başkanları faizlerin çeyrek puan artırılması yönünde oy kullandı.
Ancak Fed Başkanı çoğunluğun kararına bağlı kalarak, İran savaşı sürecindeki enerji fiyatı artışlarına atıfla “son şoklara” rağmen ekonominin “etkileyici bir direnç gösterdiğini” savundu.
Warsh, birincil hedefinin enflasyonu yüzde 2’ye düşürmek olduğunu yineledi ve merkez bankasının enerji fiyatı şoklarının etkilerinin “genişleyip genişlemediğini” izlediğini kaydetti.
Ancak bu mesajın Fed’in faizleri üst üste beşinci kez sabit tutma kararıyla yan yana gelmesi, Fed’in enflasyonla mücadelede geç kaldığına dair endişelerin artmasıyla hisse senedi piyasasının düşmesine ve tahvil faizlerinin yükselmesine neden oldu.
Eski Cleveland Fed Başkanı Loretta Mester, The Hill’e yaptığı açıklamada, “Enflasyonu yeniden yüzde 2’ye düşürmek için politikanın biraz kısıtlayıcı olmasına ihtiyacınız olacak” dedi.
Toplantıda bulunması halinde muhtemelen bir faiz artırımı lehine argüman sunacağını belirten Mester, “Politikanın, yani Fed gösterge faiz oranının şu anda ekonomi üzerinde kısıtlayıcı olduğuna inanmıyorum” diye ekledi.
Üç ana piyasa endeksi merkez bankasının kararının ardından çarşamba öğleden sonra darbe aldı.
Dow Jones Sanayi Endeksi yaklaşık 1 bin 100 puan veya yüzde 2,19 kayıpla Nisan 2025’ten bu yana en kötü düşüşünü yaşadı.
S&P 500 endeksi yüzde 1,52, Nasdaq bileşik endeksi ise yüzde 1,74 geriledi. Piyasalar perşembe günü büyük ölçüde toparlandı.
Bu sırada, yatırımcıların ekonomi ve enflasyona ilişkin beklentileri için bir gösterge olarak kullanılan 10 yıllık ABD Hazine tahvili faizi, çarşamba günü Warsh henüz konuşurken yükselişe geçti.
Perşembe erken saatlerde yüzde 4,7 ile zirve yapan 10 yıllık tahvil faizi, yatırımcıların ufukta daha fazla enflasyon gördüğüne işaret etti ve günün ilerleyen saatlerinde gevşedi.
30 yıllık Hazine tahvili faizi benzer şekilde yüzde 5,2’ye fırlayarak 2007’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.
Ritholtz Wealth Management Baş Piyasa Stratejisti Callie Cox, Warsh’un çarşamba günkü basın toplantısını “oldukça muğlak” olarak niteledi.
Toplantıya dair daha fazla güvence ve ayrıntı bulunduğunu ancak başkanın açıklamalarında “çok fazla somut içerik” yer almadığını kaydetti. Enflasyona göre düzeltilmiş reel faizlere atıfta bulunan Cox, The Hill’e, “Sanırım birçok piyasa izleyicisi, kendisi ve komitenin faiz oranlarını sabit tutmayı seçmesi ancak reel faizlerin yükseldiğini kabul etmesi karşısında kafa karışıklığı yaşadı. Bu durum piyasanın bir faiz artırımına göre pozisyon aldığını gösterir” dedi.
Alpert da tahvil piyasasının “haberlere göre işlem görme eğiliminde olduğunu”, bunun da Warsh’un Fed’in kendi sinyalleri ile piyasalar arasındaki geri bildirim döngüsünü kapatma hedefini zorlaştırdığını belirtti.
Alpert, “nihai güzellik yarışması” olarak nitelediği tahvil piyasası için, “Bir tahvil tüccarının diğer insanların makroekonomik ve politik meseleler hakkında ne düşüneceğine dair tahminlerine dayalı işlemler görüyorsunuz” ifadesini kullandı.
Piyasaların üzerinde, ülkenin Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığına getirdiği kısıtlamalar nedeniyle enerji fiyatlarında artışa yol açan İran ile savaş gölgesi sallanıyor.
Washington ve Tahran’daki yetkililer haziran ortasında askeri düşmanlıkları durdurmak için bir mutabakat zaptına varmış olsa da son üç hafta iki taraf arasında misilleme niteliğindeki karşılıklı saldırıların yeniden başlamasına sahne oldu.
Mayıs ayından haziran ayına enflasyondaki düşüş, Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerin savaş öncesi seviyelere doğru kademeli olarak ilerlemesinin ilk işaretlerini yansıttı.
Ancak saldırıların yeniden başlaması ve İran’ın su yolundaki gemilere yönelik baskılarını sürdürmesi ortasında, Kuzey Amerika göstergesi olan Batı Teksas türü ham petrolün fiyatı, haziran sonu ve temmuz başında 70 doların altında işlem gördükten sonra 80 doların üzerine çıktı.
Ekonomik Analiz Bürosu’nun yeni verilerine göre ABD gayrisafi yurtiçi hasılası (GSYH) ilk çeyrekteki yüzde 2,1’lik büyümenin ardından ikinci çeyrekte yıllık yüzde 1,5 oranında artış göstererek ABD ekonomisinin de yavaşlama belirtileri sergilediğini ortaya koydu.
Moody’s Analytics Baş Ekonomisti Mark Zandi perşembe günü yaptığı değerlendirmede ekonominin “yumuşak ve savunmasız” olduğunu, tüketici harcamalarının gevşemesinden darbe almaya açık bulunduğunu belirtti.
Gıda ve enerji fiyatlarının jeopolitik koşullardan kaynaklanan kısa vadeli dalgalanmalara daha yatkın olduğunu kaydeden Zandi, Ortadoğu’daki çatışmanın enflasyonist etkilerinin yayılabileceğine dikkat çekti.
Ekonomist, sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımda, “Reel kullanılabilir gelirin yatay seyrettiği ve kişisel tasarrufların neredeyse en düşük seviyelerde olduğu göz önüne alındığında, orta ve düşük gelirli hanelerin harcamaları ciddi bir baskı altında” diye yazdı.
Zandi, “İran savaşı ne kadar uzarsa, enerji fiyatları ve faiz oranları ne kadar yükselirse, bu tüketicilerin geri çekilme ve ekonominin geri kalanını da yanlarında sürükleme ihtimali o kadar artar” değerlendirmesinde bulundu.
Ancak bu son veriler Warsh’a faizleri daha uzun süre sabit tutması için daha fazla alan da sağlayabilir.
Northlight Asset Management Yatırım Direktörü Chris Zaccarelli yaptığı açıklamada, “Bu sabah açıklanan beklentiden zayıf GSYH rakamları, ekonominin çok hızlı yavaşladığına dair bir endişe kaynağı olabilir. Diğer yandan, düşük PCE verileri Fed’e sabırlı olması ve faiz oranlarını erkenden artırmaması için biraz daha alan sağlamalıdır” dedi.
Harris Financial Group Yönetici Ortağı Jamie Cox ise perşembe günü yaptığı açıklamada, Fed’in faizleri sabit tutarak “doğru kararı verdiğini” ve son verilerin “enerji şoku olmasaydı enflasyonun düşüş eğiliminde olacağını” gösterdiğini savundu.
Gelecekteki Fed faiz kararlarına ilişkin bahisleri izleyen CME FedWatch aracına göre, FOMC eylül ortasında yeniden toplanacak ve finans piyasaları perşembe günü itibarıyla çeyrek puanlık bir faiz artırımı olasılığını yüzde 63,4 olarak fiyatlıyor.
Toplantıyı değerlendiren Mester, karar vericilerin o zamana kadar açıklanacak ekonomik verilere dayanarak “farklı sonuçlara” varacağını söyledi.
Fakat Mester, bir faiz artırımı olmadan enflasyonun düşmesini beklemenin ne kadar gerçekçi olduğunu sorgulayarak, “Bunun savunulması daha zor bir argüman olacağını düşünüyorum, ancak verilerin ne söyleyeceğini göreceğiz” dedi.
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Amerika
Pentagon’dan Boeing’e 20 milyar dolarlık yeni nesil savaş uçağı sözleşmesi

ABD Donanması, uçak gemisi filosunun yeni nesil muharip uçağı F/A-XX için Boeing ile 20 milyar doları aşan bir geliştirme sözleşmesi imzaladı. 2030’lu yıllarda envantere girmesi hedeflenen sistem, Super Hornet uçaklarının yerini alacak ve insansız hava araçlarıyla koordineli görev yapacak.
ABD Donanması, uçak gemisi filosunda görev yapacak altıncı nesil F/A-XX savaş uçağının kapsamlı geliştirme süreci için havacılık şirketi Boeing ile 20 milyar doları aşan bir sözleşme imzaladı.
29 Eylül’de duyurulan anlaşma uyarınca üretici firma, donanmanın gelecek nesil hava muharebe filosunu şekillendirecek.
Pentagon yetkilileri, geliştirilecek uçağın çekişmeli hava sahalarında üstünlük sağlama ve uçak gemisi görev gruplarının operasyon menzilini artırma hedefi taşıdığını bildirdi.
Pentagon’un tedarik ve idame işlerinden sorumlu müsteşarı Michael P. Duffey, askeri personelin caydırıcılık, güç gösterisi ve hava hakimiyeti için yüksek ateş gücüne sahip ağ bağlantılı sistemlerle donatılacağını belirtti.
Duffey, programı ABD’nin ulusal güvenliği ve hava muharebe kabiliyeti açısından vazgeçilmez bir yatırım olarak tanımladı.
Donanma Bakan Vekili Hung Cao ise işbirliğinden duyulan memnuniyeti dile getirerek hedeflerinin hava sahasındaki hakimiyeti sürdürmek olduğunu kaydetti.
Yeni Nesil Hava Üstünlüğü programı çerçevesinde imzalanan sözleşme; yer testleri, uçuşa elverişlilik denetimleri ile silah ve sistem entegrasyonunda kullanılacak birden fazla test platformunu kapsıyor.
F/A-XX modelinin 2030’lu yıllardan başlayarak hizmetteki F/A-18E/F Super Hornet ve EA-18G Growler filolarını desteklemesi, sonraki aşamada ise bu uçakların yerini alması öngörülüyor.
Uçak, mevcut F-35C filolarıyla ortak görev icra edecek; insanlı ve insansız hava araçlarının birlikte kullanıldığı müşterek harekâtlarda görev üstlenecek.
Bu anlaşma, Boeing’in üstlendiği ikinci altıncı nesil muharip uçak projesi oldu. ABD Hava Kuvvetleri, 2025 yılındaki F-47 projesi için de aynı üreticiyi tercih etmişti.
Şirket, ulusal güvenlik ve ihracat mevzuatı gerekçesiyle F/A-XX’in teknik verilerinin gizli tutulduğunu açıkladı.
Gelişmenin ardından şirketin New York borsasındaki hisseleri yaklaşık yüzde 2 değer kazandı.
Boeing, aynı süreçte İsrail ordusunun hava unsurlarına yönelik tedarik faaliyetlerini de sürdürüyor.
İsrail Savunma Bakanlığı, 3 Mayıs’ta Boeing yapımı F-15IA modellerinden oluşan ikinci bir filonun yanı sıra Lockheed Martin üretimi F-35’lerden oluşan dördüncü filonun alımına onay verdi.
Toplam 119 milyar dolarlık savunma planı kapsamında konuşan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, adımın hava sahasındaki operasyonel üstünlüğü pekiştireceğini ifade etti.
Ekim 2023’ten bu yana İsrail ordusu Gazze Şeridi, Lübnan, Suriye ve İran’da geniş kapsamlı hava saldırıları düzenliyor.
Gazze’de büyük bir yıkıma ve çoğunluğunu kadın ile çocukların oluşturduğu on binlerce sivilin ölümüne yol açan saldırılarda ABD menşeli savaş uçaklarının yanı sıra Boeing üretimi güdümlü mühimmatın okul binaları ve çadır kampları hedef alan operasyonlarda kullanıldığı kaydedildi.
Washington yönetimi, çatışma sürecinde İsrail’e aralarında F-15 uçakları ve hassas güdümlü bombaların da yer aldığı milyarlarca dolarlık askeri sevkiyat anlaşmalarını onaylamayı sürdürdü.
Diplomasi2 hafta önceKanada, Birleşik Krallık liderliğindeki askeri koalisyona katılmak istiyor
Asya2 hafta önceÇin yapay zekâ, çipler ve akıllı fabrikalara büyük yatırım yapıyor
Asya2 hafta önceHindistan ve Vietnam, ‘Çin artı bir’ rekabetini ticari kazanıma dönüştürmeyi hedefliyor
Asya2 hafta önceFed’in faiz artışının ardından Çin parasal gevşemeye devam edecek mi?
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceABD, Yemen ile görüştü iddiası











