Amerika
ABD piyasalarında dalgalanma sürüyor
ABD piyasaları, Başkan Trump ve Fed Başkanı Kevin Warsh’un İran’daki savaşın tetiklediği artan enflasyon riskleriyle karşı karşıya kalması üzerine huzursuz bir dönem geçiriyor. Merkez bankasının yükselen enerji fiyatlarıyla ve bunların genel ekonomiye etkileriyle nasıl mücadele edeceğine dair belirsizlik sürerken hisse senetleri ve tahvil faizleri sert dalgalanmalar gösterdi. Yeni veriler ekonominin durgun fakat istikrarlı bir seyir izlediğini ortaya koysa da uzmanlar piyasadaki oynaklığın Merkez Bankası üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekiyor.
ABD finans piyasaları, Devlet Başkanı Donald Trump ve Federal Rezerv (Fed) Başkanı Kevin Warsh’un İran’daki savaşın kaynaklık ettiği yükselen enflasyon riskleriyle karşı karşıya kalması nedeniyle huzursuz bir seyir izliyor.
Fed’in yüksek enerji fiyatları ve bu fiyatların geniş ekonomi üzerindeki etkisiyle nasıl mücadele edeceğine ilişkin belirsizlik ortamında hisse senetleri ve tahvil faizleri sert dalgalanmalar yaşadı.
Borsa, Fed’in çarşamba günü faiz artırımına gitmeyi reddetmesinin hemen ardından ağır kayıplar verdi ve tahvil faizleri fırladı.
Piyasalar ancak perşembe günü açıklanan yeni haziran ayı enflasyon rakamlarının ekonomide yavaş fakat istikrarlı bir tablo göstermesiyle toparlandı.
Piyasa perşembe günü Warsh’un ekonomiye olan güvenini doğrular nitelikte hareket etmiş olsa da uzmanlar, piyasadaki oynaklığın Trump’ın İran’daki savaşı sürerken merkez bankasının gözetmek zorunda olduğu hassas dengeyi göz önüne serdiğini kaydetti.
Westwood Capital Yönetim Kurulu Başkanı Daniel Alpert, “Şu andaki hareketler bir bekleme düzeninde. Piyasanın savaş nedeniyle gerilediği açık. Savaş devam ediyor. Bu nedenle piyasa durumdan ne çıkaracağını gerçekten bilmiyor” değerlendirmesini yaptı.
Ekonomik Analiz Bürosu tarafından perşembe günü açıklanan Kişisel Tüketim Harcamaları (PCE) fiyat endeksine göre yıllık enflasyon mayıs ayındaki yüzde 4,1 seviyesinden haziranda yüzde 3,7’ye geriledi. PCE endeksi, Fed’in enflasyon için tercih ettiği temel ölçüt konumunda bulunuyor.
Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC), çarşamba günü faiz oranlarını yüzde 3,5 ile yüzde 3,75 aralığında sabit bıraktı.
Uzmanlar kararı yaygın şekilde bekliyor olsa da tüccarlar toplantı öncesinde alışılmadık derecede yüksek bir belirsizlik sergiledi.
Warsh kararda üç muhalif oyla karşı karşıya kaldı. Cleveland, Dallas ve Minneapolis Fed başkanları faizlerin çeyrek puan artırılması yönünde oy kullandı.
Ancak Fed Başkanı çoğunluğun kararına bağlı kalarak, İran savaşı sürecindeki enerji fiyatı artışlarına atıfla “son şoklara” rağmen ekonominin “etkileyici bir direnç gösterdiğini” savundu.
Warsh, birincil hedefinin enflasyonu yüzde 2’ye düşürmek olduğunu yineledi ve merkez bankasının enerji fiyatı şoklarının etkilerinin “genişleyip genişlemediğini” izlediğini kaydetti.
Ancak bu mesajın Fed’in faizleri üst üste beşinci kez sabit tutma kararıyla yan yana gelmesi, Fed’in enflasyonla mücadelede geç kaldığına dair endişelerin artmasıyla hisse senedi piyasasının düşmesine ve tahvil faizlerinin yükselmesine neden oldu.
Eski Cleveland Fed Başkanı Loretta Mester, The Hill’e yaptığı açıklamada, “Enflasyonu yeniden yüzde 2’ye düşürmek için politikanın biraz kısıtlayıcı olmasına ihtiyacınız olacak” dedi.
Toplantıda bulunması halinde muhtemelen bir faiz artırımı lehine argüman sunacağını belirten Mester, “Politikanın, yani Fed gösterge faiz oranının şu anda ekonomi üzerinde kısıtlayıcı olduğuna inanmıyorum” diye ekledi.
Üç ana piyasa endeksi merkez bankasının kararının ardından çarşamba öğleden sonra darbe aldı.
Dow Jones Sanayi Endeksi yaklaşık 1 bin 100 puan veya yüzde 2,19 kayıpla Nisan 2025’ten bu yana en kötü düşüşünü yaşadı.
S&P 500 endeksi yüzde 1,52, Nasdaq bileşik endeksi ise yüzde 1,74 geriledi. Piyasalar perşembe günü büyük ölçüde toparlandı.
Bu sırada, yatırımcıların ekonomi ve enflasyona ilişkin beklentileri için bir gösterge olarak kullanılan 10 yıllık ABD Hazine tahvili faizi, çarşamba günü Warsh henüz konuşurken yükselişe geçti.
Perşembe erken saatlerde yüzde 4,7 ile zirve yapan 10 yıllık tahvil faizi, yatırımcıların ufukta daha fazla enflasyon gördüğüne işaret etti ve günün ilerleyen saatlerinde gevşedi.
30 yıllık Hazine tahvili faizi benzer şekilde yüzde 5,2’ye fırlayarak 2007’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.
Ritholtz Wealth Management Baş Piyasa Stratejisti Callie Cox, Warsh’un çarşamba günkü basın toplantısını “oldukça muğlak” olarak niteledi.
Toplantıya dair daha fazla güvence ve ayrıntı bulunduğunu ancak başkanın açıklamalarında “çok fazla somut içerik” yer almadığını kaydetti. Enflasyona göre düzeltilmiş reel faizlere atıfta bulunan Cox, The Hill’e, “Sanırım birçok piyasa izleyicisi, kendisi ve komitenin faiz oranlarını sabit tutmayı seçmesi ancak reel faizlerin yükseldiğini kabul etmesi karşısında kafa karışıklığı yaşadı. Bu durum piyasanın bir faiz artırımına göre pozisyon aldığını gösterir” dedi.
Alpert da tahvil piyasasının “haberlere göre işlem görme eğiliminde olduğunu”, bunun da Warsh’un Fed’in kendi sinyalleri ile piyasalar arasındaki geri bildirim döngüsünü kapatma hedefini zorlaştırdığını belirtti.
Alpert, “nihai güzellik yarışması” olarak nitelediği tahvil piyasası için, “Bir tahvil tüccarının diğer insanların makroekonomik ve politik meseleler hakkında ne düşüneceğine dair tahminlerine dayalı işlemler görüyorsunuz” ifadesini kullandı.
Piyasaların üzerinde, ülkenin Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığına getirdiği kısıtlamalar nedeniyle enerji fiyatlarında artışa yol açan İran ile savaş gölgesi sallanıyor.
Washington ve Tahran’daki yetkililer haziran ortasında askeri düşmanlıkları durdurmak için bir mutabakat zaptına varmış olsa da son üç hafta iki taraf arasında misilleme niteliğindeki karşılıklı saldırıların yeniden başlamasına sahne oldu.
Mayıs ayından haziran ayına enflasyondaki düşüş, Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerin savaş öncesi seviyelere doğru kademeli olarak ilerlemesinin ilk işaretlerini yansıttı.
Ancak saldırıların yeniden başlaması ve İran’ın su yolundaki gemilere yönelik baskılarını sürdürmesi ortasında, Kuzey Amerika göstergesi olan Batı Teksas türü ham petrolün fiyatı, haziran sonu ve temmuz başında 70 doların altında işlem gördükten sonra 80 doların üzerine çıktı.
Ekonomik Analiz Bürosu’nun yeni verilerine göre ABD gayrisafi yurtiçi hasılası (GSYH) ilk çeyrekteki yüzde 2,1’lik büyümenin ardından ikinci çeyrekte yıllık yüzde 1,5 oranında artış göstererek ABD ekonomisinin de yavaşlama belirtileri sergilediğini ortaya koydu.
Moody’s Analytics Baş Ekonomisti Mark Zandi perşembe günü yaptığı değerlendirmede ekonominin “yumuşak ve savunmasız” olduğunu, tüketici harcamalarının gevşemesinden darbe almaya açık bulunduğunu belirtti.
Gıda ve enerji fiyatlarının jeopolitik koşullardan kaynaklanan kısa vadeli dalgalanmalara daha yatkın olduğunu kaydeden Zandi, Ortadoğu’daki çatışmanın enflasyonist etkilerinin yayılabileceğine dikkat çekti.
Ekonomist, sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımda, “Reel kullanılabilir gelirin yatay seyrettiği ve kişisel tasarrufların neredeyse en düşük seviyelerde olduğu göz önüne alındığında, orta ve düşük gelirli hanelerin harcamaları ciddi bir baskı altında” diye yazdı.
Zandi, “İran savaşı ne kadar uzarsa, enerji fiyatları ve faiz oranları ne kadar yükselirse, bu tüketicilerin geri çekilme ve ekonominin geri kalanını da yanlarında sürükleme ihtimali o kadar artar” değerlendirmesinde bulundu.
Ancak bu son veriler Warsh’a faizleri daha uzun süre sabit tutması için daha fazla alan da sağlayabilir.
Northlight Asset Management Yatırım Direktörü Chris Zaccarelli yaptığı açıklamada, “Bu sabah açıklanan beklentiden zayıf GSYH rakamları, ekonominin çok hızlı yavaşladığına dair bir endişe kaynağı olabilir. Diğer yandan, düşük PCE verileri Fed’e sabırlı olması ve faiz oranlarını erkenden artırmaması için biraz daha alan sağlamalıdır” dedi.
Harris Financial Group Yönetici Ortağı Jamie Cox ise perşembe günü yaptığı açıklamada, Fed’in faizleri sabit tutarak “doğru kararı verdiğini” ve son verilerin “enerji şoku olmasaydı enflasyonun düşüş eğiliminde olacağını” gösterdiğini savundu.
Gelecekteki Fed faiz kararlarına ilişkin bahisleri izleyen CME FedWatch aracına göre, FOMC eylül ortasında yeniden toplanacak ve finans piyasaları perşembe günü itibarıyla çeyrek puanlık bir faiz artırımı olasılığını yüzde 63,4 olarak fiyatlıyor.
Toplantıyı değerlendiren Mester, karar vericilerin o zamana kadar açıklanacak ekonomik verilere dayanarak “farklı sonuçlara” varacağını söyledi.
Fakat Mester, bir faiz artırımı olmadan enflasyonun düşmesini beklemenin ne kadar gerçekçi olduğunu sorgulayarak, “Bunun savunulması daha zor bir argüman olacağını düşünüyorum, ancak verilerin ne söyleyeceğini göreceğiz” dedi.