Diplomasi
ABD, Somali’nin Bosaso kentinde yeni askeri üs kuruyor

ABD, Somali’nin yarı özerk Puntland bölgesindeki liman kenti Bosaso’da hava saldırıları ve istihbarat operasyonlarını doğrudan yönetecek yeni bir askeri üs inşa ediyor. Aden Körfezi kıyısındaki üssün, IŞİD hedeflerine yönelik operasyonların yanı sıra yeni bir yerel terörle mücadele gücünün kurulmasını da kapsadığı bildirildi.
ABD ordusuna ait insansız hava araçları (İHA), 3 Eylül günü gün batımının hemen ardından Somali’nin yarı özerk Puntland bölgesindeki Al-Miskad dağlarında keşif uçuşlarına başladı.
Drop Site haber sitesine konuşan Puntland güvenlik yetkilileri, yerel makamlarca IŞİD militanlarının kalesi olarak görülen Togga Miraale ve Togga Baalade bölgelerinde gözetleme yapıldığını aktardı.
Yetkililer, İHA’ların Togga Baalade mevkiinde eşek arabasıyla ilerleyen şüpheli IŞİD militanlarını tespit ettiğini ve saat 20.30 sularında bölgeye hava saldırıları düzenlendiğini bildirdi.
Aynı gün Eş-Şebab’ın varlık gösterdiği Sanaag bölgesindeki Al-Madow dağlarında icra edilen keşif faaliyetleriyle eş zamanlı gerçekleşen operasyon, ABD’nin Somali’deki saldırılarında bir süredir devam eden görece sükuneti sona erdirdi.
Somali’deki operasyonları yürüten ABD Afrika Komutanlığı (AFRICOM) konuya ilişkin açıklama taleplerini yanıtsız bıraktı. Ancak Puntland güvenlik yetkilileri, ABD’nin ülkedeki hava harekatlarının öngörülebilir gelecekte daha da yoğunlaşmasını beklediklerini kaydetti.
Bu askeri genişlemenin merkezinde ise geçen ay duyurulan ve Aden Körfezi kıyısındaki liman kenti Bosaso’da kurulması planlanan yeni ABD askeri üssü yer alıyor.
Yerel yetkililer IŞİD ile mücadelede ABD hava desteğinin şart olduğunu savunurken, bölgedeki Amerikan operasyonları binlerce sivilin ölümüne ve yerinden edilmesine yol açtığı gerekçesiyle eleştiriliyor.
Küresel deniz trafiğinin yaklaşık yüzde 25’inin geçtiği Aden Körfezi’nin kıyısında yer alan ve 1 milyon nüfusa sahip Bosaso, Doğu Afrikalı göçmenlerin Yemen ve Arap coğrafyasına geçişinde kritik bir insan kaçakçılığı güzergahı niteliğinde.
Bölge, ABD’nin dünyanın en stratejik deniz yollarından birini askerileştirme planının odağı haline geliyor. Karada ise ABD destekli Puntland bölgesel güçleri ile IŞİD militanları arasında Al-Miskad dağlarında yaklaşık iki yıldır süren yoğun çatışmalar devam ediyor.
ABD yönetimi, kuzey Somali’nin kurak ve dağlık arazisini IŞİD’in küresel operasyonlarını idare ettiği ana merkez olarak tanımlıyor.
Puntland’daki güvenlik kaynakları, Washington’ın Bosaso’da fiilen yeni bir üs inşa ederek askeri varlığını genişlettiğini, tesisin doğrudan muharebe, keşif ve deniz güvenliği operasyonlarında kullanılacağını ifade etti.
Yetkililer, Amerikan Merkezi İstihbarat Teşkilatının (CIA) da bölgedeki faaliyetlerini büyüteceğini vurguladı.
Kapalı kapılar ardında imzalanan mutabakat
Özel harekat komutanı Tümgeneral Claude Tudor liderliğindeki AFRICOM heyeti, 2 Ağustos’ta Bosaso’da Puntland Başkanı Said Abdullahi Deni ile bir araya geldi.
Mogadişu’daki merkezi hükümete kağıt üzerinde bağlı olan yarı özerk bölgenin başkanlığı, görüşmenin ardından yayımladığı resmi bildiride yeni bir mutabakata varıldığını duyurdu.
Açıklamada, ABD’nin terörle mücadele operasyonlarını geliştirmek ve deniz güvenliğini korumak amacıyla Bosaso’daki askeri üssünü büyüteceği kaydedildi.
Ancak Drop Site’a konuşan beş ayrı Puntland güvenlik yetkilisi, yapılan resmi açıklamanın anlaşmanın gerçek mahiyetini çarpıttığını öne sürdü.
ABD’nin daha önce Bosaso’da herhangi bir askeri üssünün bulunmadığını belirten yetkililer, mevcut varlığın yalnızca AFRICOM ve CIA tarafından istihbarat merkezi olarak işletilen bir “ofis” olduğunu aktardı. Yeni projeyle birlikte bölgede sıfırdan bir askeri yapı kurulacağı belirtildi.
Mevcut düzende Bosaso’daki ofiste görevli AFRICOM personeli, hava desteği gerektiğinde Puntland kara güçleri ile komşu Cibuti’deki ana karargah arasında irtibat sağlıyor.
Yetkililer, Bosaso Havalimanı arazisinde inşa edilen yeni üssün tamamlanmasıyla birlikte ABD’nin hava saldırılarını ve muharebe uçuşlarını doğrudan bu şehirden gerçekleştireceğini kaydetti.
Güvenlik kaynakları, 2 Ağustos’taki imza töreninde fotoğraflanan Somalili heyet üyelerinin çoğunun anlaşma detaylarından haberdar olmadığını, mutabakatın ana hatlarının 27 Temmuz’da Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da Deni ile AFRICOM heyeti arasında yapılan gizli toplantıda kararlaştırıldığını ifade etti.
Bir yetkili, “Amerikalılar odaya girip taslağı çıkardı ve metin Deni tarafından imzalandı. Her şey Addis Ababa’da zaten pişirilmişti” dedi.
“Ağabey” rolündeki CIA ve gizli nakiller
ABD’nin Somali’deki hava saldırıları Donald Trump döneminde rekor seviyeye ulaştı. Göreve başlamasından kısa süre sonra Somali’deki üst düzey bir IŞİD hedefine yönelik operasyon emri veren Trump yönetimi altında, düşünce kuruluşu New America’nın verilerine göre ülkeye 205 hava saldırısı düzenlendi. Bu operasyonların yüzde 53’ü doğrudan IŞİD hedeflerini vurdu.
Somali’deki IŞİD yapılanması, 2015 yılında İngiliz-Somali vatandaşı din adamı Abdiqadir Mumin ve beraberindeki militanların Eş-Şebab’dan ayrılarak örgüte biat etmesiyle kuruldu.
Grup, 2016’da Aden Körfezi kıyısındaki Qandala kasabasını 38 gün boyunca kontrol altında tuttuktan sonra Al-Miskad dağlarına çekildi. Zamanla Etiyopya başta olmak üzere bölge ülkelerinden gelen yabancı savaşçıların çoğunluğu oluşturduğu bir yapıya dönüştü.
Puntland güvenlik yetkilileri, Bosaso’daki CIA personelinin yakalanan üst düzey yabancı IŞİD mensuplarını sorguladığını ve kararlarda “büyük bir ağabey” gibi sorgulanamaz ağırlığa sahip olduğunu aktardı.
Örgütün Somali kolunun mali sorumlusu olan ve 2019’da ABD Hazine Bakanlığınca yaptırım listesine alınan Abdiweli Mohamed Yusuf’un (Abdiweli Walalac) yakalanmasının ardından bu ofiste sorgulandığı ve ertesi gün gizlice Cibuti’ye götürüldüğü ifade edildi.
Geçen yıl 25 Temmuz’da Bari bölgesindeki Xumbeys kırsalında yerel bedevilerin arasına gizlenen Abdiweli, Puntland İstihbarat ve Güvenlik Teşkilatı (PISA) ile ABD unsurlarının helikopter baskınıyla yakalanmıştı.
Yetkililer, kamuoyuna daha önce “ABD destekli” olarak yansıtılan operasyonun sahadaki kontrolünün doğrudan Amerikan güçlerinde olduğunu ve hava korumasının da bizzat ABD tarafından sağlandığını vurguladı.
Yeni yerel vurucu güç kuruluyor
Bosaso Anlaşması’nın yalnızca hava harekatlarıyla sınırlı kalmadığı, ABD’nin bölgede terörle mücadele amacıyla yeni bir yerel vurucu güç oluşturmasını da içerdiği öğrenildi.
Asker sayısının henüz kesinleşmediği, ancak maaşların, teçhizatın ve askeri eğitimin tamamen ABD tarafından finanse edileceği bildirildi.
Washington daha önce de Somali’de benzer askeri yapılanmalara gitmişti. 11 Eylül sonrasında kurulan ve 2020’de ABD desteği kesilen Puntland Güvenlik Güçleri (PSF), sivil kayıplara ve yerleşim yerlerindeki çatışmalara karışmakla itham edilmişti. Barack Obama döneminde ise güney ve orta Somali’de Eş-Şebab ile savaşmak üzere kurulan seçkin birlik “Danab” (Yıldırım) doğrudan ABD tarafından donatılmıştı.
Bari vilayetindeki Al-Miskad dağlarında 18 aydır süren harekatta örgütün önemli ölçüde geriletildiği, öldürülen militanların en az üçte ikisinin doğrudan ABD hava saldırılarında hayatını kaybettiği bildirildi.
Ancak yerel kaynakların Afganistan’daki “Tora Bora”ya benzettiği sarp dağlık alanlarda halen IŞİD ceplerinin bulunduğu, yerinden edilen sivil halkın ise bombalı eylemler ve yağma olayları sebebiyle köylerine dönemediği aktarıldı.
Bosaso’daki askeri üs inşası Somali anayasası açısından ciddi hukuki ihtilafları da beraberinde getiriyor. Somali anayasasına göre yabancı devletlerle askeri mutabakat imzalama yetkisi yalnızca Mogadişu’daki federal merkezi hükümete ait bulunuyor.
Somali Savunma Bakanlığı ile Enformasyon Bakanlığı, Puntland yönetiminin ABD ile imzaladığı askeri mutabakat konusunda önceden bilgilendirilip bilgilendirilmediklerine dair soruları cevapsız bıraktı.
Diplomasi
Trump, yapay zekayı kontrol etmeye yönelik “küreselci komplo”yu reddetti

Donald Trump, yapay zekayı kontrol etmeye yönelik girişimlerin “küreselci komplo” olduğuu öne sürdü ve reddetti.
Trump’ın beyanı, bu teknolojiye ilişkin yeni G20 küresel kılavuzları geliştirmeyi amaçlayan Birleşik Krallık Başbakanı Andy Burnham’ın planına bir darbe indirdi.
Trump, salı günü BM’de yaptığı konuşmada, “ABD, yapay zekayı kontrol etmeye yönelik herhangi bir küreselci komplo kurma girişimini tamamen reddediyor,” dedi ve yönetiminin bundan böyle yapay zekayı “süper zeka” olarak adlandıracağını ekledi.
Bu açıklamalar, Burnham ile ilk yüz yüze görüşmesinden kısa bir süre önce geldi.
Burnham, İngiltere’nin gelecek yılki G20 başkanlığını yapay zekanın potansiyel risklerine odaklanmak için kullanmak istediğini belirtmişti.
Başbakan ayrıca, bu teknolojinin gelişimini denetlemek üzere yeni bir küresel çerçeve oluşturulmasında İngiltere’nin ABD ile Çin arasında “dürüst arabulucu” olabileceğini iddia etti.
Trump’ın bu açıklamaları, bu hafta Beyaz Saray’da Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile yapacağı görüşme öncesinde geldi.
ABD Başkanı, “Şu anda Çin’e ve diğer herkese karşı büyük bir farkla öndeyiz ve bu durumu böyle sürdüreceğiz,” dedi.
Yapay zeka konusundaki anlaşmazlığa rağmen, New York’ta Burnham ile Trump arasında gerçekleşen görüşme büyük ölçüde dostane geçti.
Başkan, yeni başbakanı selefi Keir Starmer’a tercih ediyor gibi göründü.
İkili ilişkilerin durumu sorulduğunda Trump, “İlişkiler, önceki başbakanınızın döneminde olduğundan daha iyi durumda,” dedi.
Greater Manchester’ın eski belediye başkanı Burnham, başkanın daha önce şehri “sıradan bir kasaba” olarak nitelendirmesini şakayla karışık bir şekilde eleştirdi.
Trump, “İngiltere’de muazzam bir vatanseverlik” olduğunu ve insanların “büyük işlerin gerçekleşmesini” beklediğini söyledi ve “Bence bu ülke sadece başarıyı ve büyük bir liderliği bekliyor,” diye ekledi.
BM genel merkezindeki görüşmelerinin ardından birlikte konuşan Trump, Burnham’ın “harika bir başbakan” olacağını düşündüğünü belirterek, bu deneyimli politikacının “doğuştan bir işadamı” olduğunu da sözlerine ekledi.
Burnham, iki liderin “iyi bir bağ” kurduğunu belirtti. Görüşmeleri yaklaşık 40 dakika sürdü.
Trump, Burnham ile Diego Garcia’daki ABD-İngiltere hava üssünün geleceği, işgal altındaki Batı Şeria’daki İsrail yerleşim yerleri ve Falkland Adaları üzerindeki İngiliz egemenliği gibi hassas konuları ele aldı.
Trump, Chagos Adaları’nın bir parçası olan Diego Garcia’yı Mauritius’tan geri kiralamaya yönelik İngiliz planı hakkında “Bunu desteklemiyorum. Bu berbat bir anlaşmaydı. On yıllar, hatta yüzyıllar boyunca ortada görünmeyen birinin mülkiyet iddiası var. Bence bu saçma,” demişti.
Beyaz Saray’ın plana verdiği desteği geri çekmesi ve Burnham’ın planı yeniden gözden geçirmeye açık olduğunu belirtmesi üzerine İngiltere, Starmer tarafından onaylanan Chagos Adaları anlaşmasını askıya aldı.
Burnham, “Bu durumu miras aldım ve bir çözüme ihtiyacımız var,” dedi.
Downing Street, Burnham’ın “üssün işleyişini güvence altına alacak ve Birleşik Krallık’ın ulusal güvenliğini koruyacak” bir yol bulmak için Mauritius ve ABD ile işbirliği yapmaya kararlı olduğunu belirtti.
Bu arada Burnham, Batı Şeria’daki İsrail yerleşim yerlerinde üretilen mallara yaptırım uygulama kararını savunarak, bunların iki devletli çözüme ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtti.
Trump, plana yönelik eleştirilerinde temkinli davranmış ve salı günü, “Şey, bu hamle hakkında bir şey bilmiyorum,” demişti. Burnham, durumu açıklamak için Beyaz Saray’ı aradığını söyledi.
Burnham ayrıca, ABD başkanının geçen ay Amerika’nın tarafsız tutumunu gözden geçirdiğini açıklamasının ardından, İngiltere’nin, Arjantin’in Falkland Adaları üzerindeki iddialarına karşı kararlı bir tutum sergileyeceğini Trump’a iletti.
Burnham, “Falkland Adalıların kendi kaderini tayin etme ve İngiliz kalma haklarını savunacağız. Başkanın, İngiltere’nin net tutumunun bu olduğunu benden doğrudan duymasını istedim. Söylediklerimi çok iyi anladı,” dedi.
Burnham ayrıca, İngiltere’nin kuzeydoğusundaki “belirli bir fabrikayla ilgili” olduğu için ABD’nin gümrük vergileri konusunu gündeme getirdiğini belirtti. Downing Street, söz konusu şirketin adını açıklamayı reddetti.
Salı günü ilerleyen saatlerde BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Burnham, yapay zekanın (AI) kontrolsüz bir şekilde gelişmesini durdurmak için dünyanın harekete geçmesi gerektiği konusunda ısrar etti:
“Yapay zekanın yaşam ve çalışma biçimimizde de bir altüst edici unsur olacağını ve riski kat kat artıracağını biliyoruz. Hepimiz uyarıları duyduk ve bunlara kulak vermeliyiz. İnsanların ne kadar endişeli olduğunu biliyorum. Bu yüzden bu anın gerektirdiği sorumluluğu üstlenmeliyiz . . . Hazırlığımızı artırmak için ihtiyaç duyduğumuz şeffaflığı ve erişimi sağlamak ve yapay zeka geliştirilmesinin güvenli olmasını garanti altına almak amacıyla tek bir küresel ilke ve standartlar dizisi üzerinde anlaşmaya varmak için çalışacağız.”
Burnham ayrıca Rusya’yı, “İngiltere’deki yaşamla ilgili yıkıcı bir anlatı” yaymak için işsiz gençleri istismar etmekle suçladı ve siber tehditle mücadele etmek üzere yeni bir ulusal bilgi savunma merkezi kurulacağını duyurdu.
Burnham, konuşmasının merkezine yeni teknolojinin oluşturduğu potansiyel tehditleri koydu ve özellikle Rusya gibi kötü niyetli aktörlerin, Birleşik Krallık demokrasisini zayıflatmak için savunmasız kişileri hedef aldığını iddia etti.
Düşmanca devlet bilgi saldırılarını tespit etmek, kaynağını belirlemek ve engellemek, ayrıca dezenformasyon ve deepfake’leri ortaya çıkarmak amacıyla güvenlik yetkililerinden ulusal bir bilgi savunma merkezi kurmalarını istediğini duyurdu.
Siyasi muhalifleri tarafından muhtemelen ele alınacak yorumlarda başbakan, zor koşullarda yaşayan İngilizlerin, Birleşik Krallık’ın başarısız olduğu yönündeki Rus propagandasına daha yatkın olduklarını ima etti.
Burnham, “Eğer geçim sıkıntısı çekiyorsanız ve hayatınızda bir iyileşme görmüyorsanız ya da işsiz, eğitim veya mesleki eğitim almayan bir gençseniz, o zaman bu tür etkilere karşı çok daha savunmasız olacaksınız,” dedi.
Diplomasi
Pezeşkiyan: Nükleer bomba İsrail’de, denetçiler İran’da

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, BM Genel Kurulunda Batılı ülkeleri çifte standart uygulamakla suçlayarak nükleer denetimlerin yalnızca Tahran’a dayatıldığını söyledi. İsrail’in kitle imha silahlarına sessiz kalındığını belirten Pezeşkiyan, İran’ın nükleer silah peşinde olmadığını ancak barışçıl teknolojiden vazgeçmeyeceğini vurguladı.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda yaptığı konuşmada Batılı hükümetleri nükleer silahlar ve bölgesel güvenlik başlıklarında çifte standart uygulamakla suçladı.
İsrail’in elindeki nükleer cephaneliğe sessiz kalındığını belirten Pezeşkiyan, Tahran yönetiminin ise aralıksız denetim ve yaptırımlara maruz bırakıldığını söyledi.
Bölgedeki atom bombasının ve diğer kitle imha silahlarının İsrail’in kontrolünde olduğunu vurgulayan Pezeşkiyan, “Tekrar ediyorum: Nükleer bomba İsrail’de, müfettişler İran’da. İsrail öldürüyor, İran yaptırımlara maruz bırakılıyor” dedi.
İsrail’in Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’na taraf olmadığını ve uluslararası denetçilere kapılarını kapattığını hatırlatan İran Cumhurbaşkanı, buna rağmen Tel Aviv yönetimine milyarlarca dolarlık silah akıtıldığına dikkat çekti.
Konuşması sırasında ABD ve İsrail bombardımanlarında hayatını kaybeden İranlıların fotoğraflarını kürsüden gösteren Pezeşkiyan, “Biz terörist değil, terörün kurbanıyız” ifadesini kullandı.
President Pezeshkian at 81st UNGA:
I come from Iran, where the US assassinated our Leader
Follow: https://t.co/oa9JV4ikYQ pic.twitter.com/vMIFcTKUkg
— Press TV 🔻 (@PressTV) September 23, 2026
İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in savaşın ilk gününde öldürüldüğünü belirten Pezeşkiyan, Tahran’ın en üst düzey yöneticilerinin hiçbir hukuki gerekçe veya kanıt olmadan hedef alındığını savundu.
ABD ordusunun Minab kentindeki Şecere-i Tayyibe İlkokulunu bombaladığını dile getiren Pezeşkiyan, saldırıda ölen çocukların yanı sıra Lamerd kentinde misket bombalarıyla vurulan spor salonunda yaşamını yitiren bilim insanları, kadınlar ve çocukların durumunu Genel Kurul gündemine taşıdı. İran’ın saldırılara karşılık verdiğini belirten Pezeşkiyan, Tahran güçlerinin sivilleri hedef almadığını kaydetti.
İran’ın bölgesel hâkimiyet kurma arayışında olmadığını ve son 200 yılda hiçbir komşusuna savaş açmadığını ifade eden Pezeşkiyan, askeri kapasitelerini saldırı değil caydırıcılık amacıyla geliştirdiklerini belirtti.
İran şehirlerini bombalamanın karşılıksız kalmayacağını göstermek için savunma sistemleri kurduklarını söyleyen Pezeşkiyan, “Ülkemizi savunmak için kimseden izin istemeyeceğimizi açıkça söylüyoruz” dedi.
Tahran yönetiminin savaş baskısıyla teslim alınamayacağını vurgulayan İran Cumhurbaşkanı, müzakere kapısının açık olduğunu ancak savunma haklarından taviz vermeyeceklerini dile getirdi.
Nükleer programın barışçıl niteliğine değinen Pezeşkiyan, bu teknolojinin yalnızca belirli ülkelerin imtiyazında kalamayacağını ifade etti.
Tıptan tarıma, sanayiden elektrik üretimine kadar nükleer enerjinin hayati bir gereksinim olduğunu kaydeden Pezeşkiyan, “Ne nükleer silah ne de nükleer bilgiden mahrumiyet” ilkesini benimsediklerini vurguladı.
Nükleer silahları bir güvenlik unsuru olarak görmediklerini belirten Pezeşkiyan, meselenin askeri yöntemlerle çözülemeyeceğini, çözümün İran halkının meşru haklarını koruyan ve barışçıl faaliyetler için uluslararası güvence sağlayan bir uzlaşıdan geçtiğini belirtti.
Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelere de değinen Pezeşkiyan, Tahran’ın su yolunun güvenliğini sağlarken kendi seyrüsefer haklarının engellenmesine sessiz kalmayacağını duyurdu.
Batılı ülkelerin İran gemilerine yolları kapatırken aynı hattan bölgeye silah sevk ettiğini söyleyen Pezeşkiyan, yabancı donanmaların bölgeye kalıcı konuşlanmasının deniz güvenliği getirmeyeceğini ifade etti.
Filistin meselesi adil bir çözüme kavuşmadan Batı Asya’da kalıcı barışın sağlanamayacağını söyleyen Pezeşkiyan, toprağından sürülen ve evi bombalanan insanların meşru savunma hakkı yürüttüğünü belirterek “Kendini savunduğunda ona terörist diyemezsiniz” dedi.
Bölge sorunlarının dış müdahaleler olmadan çözülmesi gerektiğini kaydeden Pezeşkiyan, hiçbir yabancı güçle kurulan ittifakın komşulara karşı bir savaş gerekçesi yapılmaması gerektiğini vurguladı.
Ekonomik yaptırımların doğrudan sivilleri ve yoksulları vuran bir kitle silahına dönüştüğünü sözlerine ekleyen Pezeşkiyan, uluslararası hukukun yalnızca güçlülerin menfaatine göre işletilmesinin küresel istikrarsızlığı körükleyeceği uyarısında bulundu.
İran Cumhurbaşkanı Genel Kuruldaki hitabını, “Ya güvenliği birlikte kuracağız ya da güvensizliğe birlikte katlanacağız. Herkes için olmayan barış, barış değildir; herkesi kapsamayan adalet de adalet değildir” cümleleriyle noktaladı.
Diplomasi
AB, ABD’nin okyanus veri hakimiyetine karşı bir girişim başlattı

Avrupa Komisyonu, uluslararası ortaklarını bir araya getirerek, dünyanın önde gelen okyanus izleme kuruluşu olarak ABD’nin rolünü üstlenmeyi hedefliyor.
Haziran ayında ABD yönetiminin okyanus izleme fonlarından 368 milyon dolar (322 milyon avro) kesinti yapacağını duyurmasıyla sarsılan Brüksel, bu boşluğu doldurmak için fon toplamak ve müttefikler bulmak üzere yoğun bir şekilde çalışıyor.
New York’taki BM Genel Kurulu’nda AB Balıkçılık ve Okyanuslar Komiseri Costas Kadis, “Bugün, dünyanın dört bir yanından 30’dan fazla ülke küresel OceanEye İttifakı’na katıldı,” dedi.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, bloğun “destekçi ağımızı daha da genişletmesi” çağrısında bulundu.
Deniz araştırma ağı JPI Oceans’ın müdür yardımcısı Willem de Moore, “On yıllardır küresel okyanus gözlemi, büyük ölçüde ABD’nin finansmanına ve altyapısına dayanıyor,” diye açıkladı.
NATO’nun savunma için ne anlama geliyorsa, ABD’nin okyanus veri izleme çalışmaları da araştırma için o anlama geliyor.
Washington’un geri çekilmesiyle birlikte araştırmacılar, önemli veri serilerinin kaybolabileceğinden endişe duyuyor.
De Moore, “Örneğin okyanus sıcaklığı ve okyanusların karbon emilimi gibi uzun vadeli kayıtlar, iklimimizin nasıl değiştiğini anlamak için paha biçilmez bir değere sahip,” dedi.
Von der Leyen, ABD’nin çekilmesine yanıt olarak hazırlanan bloğun yeni “moonshot” OceanEye planının “bizi birkaç yıl içinde önde gelen okyanus veri sağlayıcısı haline getirebileceğini” söyledi.
Başkan, Brüksel’in 100 milyon avro ek katkı sağlayacağını da ekledi. Diğer katkıcılarla birlikte (en büyük katkı, beş yıl boyunca 51 milyon avro ile Kanada’dan geldi) ilk resmi finansman turu yaklaşık 211 milyon avro topladı.
Avrupa’nın sağladığı 92 milyon avroluk başlangıç fonuyla birleştirildiğinde, bu miktar ABD’nin bıraktığı boşluğu kapatmaya çok yakın bir seviyeye ulaşıyor.
Kanada Başbakanı Mark Carney, “Paylaştığımız okyanus, tek bir ülke tarafından tek başına anlaşılamaz veya korunamaz,” dedi.
Bu fonlar, dünya okyanuslarının durumunun uzun vadeli izlenmesini koordine eden ve halen devam eden bir program olan Küresel Okyanus Gözlem Sistemi’ni (GOOS) finanse etmek için kullanılacak. Brüksel, 2035 yılına kadar BM’nin okyanus izleme sistemlerinin %35’ini sağlamayı hedefliyor.
Bu girişim aynı zamanda pratik nedenlerle de destekleniyor; zira dünyanın en hızlı ısınan kıtası olan Avrupa, bozulmamış okyanuslara diğerlerinden daha fazla ihtiyaç duyuyor.
Kadis, “Okyanus o kadar önemli ki, iklimin ana düzenleyicisidir,” diye konuştu.
Von der Leyen, okyanus izleme şamandıralarının Avrupa kıyılarını vuran kasırgaları ve fırtınaları tahmin etme yeteneğinden bahsederken, araştırmacılar binlerce şamandıradan oluşan Argo ağı gibi sistemlerin çok daha fazlasını yapabileceğini söylüyor.
De Moore, “El Niño, tropikal Pasifik Okyanusu ile atmosfer arasındaki etkileşimler sonucu gelişir. Okyanus gözlemleri, bu olgunun gelişimini takip etmek ve dünya çapındaki hava koşulları üzerindeki etkilerini tahmin etmeye yardımcı olmak için hayati önem taşır,” dedi.
Bu iklim olgusu, bin yıldır hiç olmadığı kadar şiddetli bir şekilde Avrupa’yı vuracak gibi görünüyor.
Özellikle Carney, Kanada’nın BM açık denizler anlaşmasını onaylarken, Argo programına yaptığı katkıyı ikiye katlayacağına söz verdi.
Asya1 hafta önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Milanovic: Küresel neoliberalizm bitti, yeni bir evreye geçtik
Asya2 hafta önceİran ile Çin arasında milyarlarca dolarlık gizli ticaret ağı
Rusya1 hafta önceFransa, Rus milyarder Usmanov için AB yaptırımlarının kalkmasını istedi
Avrupa1 hafta önceWolfgang Streeck: Oyun zamanı sona erdi, durum ciddi
Asya2 hafta önceYatırımcılar DeepSeek payı için yüksek komisyonları göze alıyor
Rusya1 hafta önceRusya, Ermenistan’a doğalgaz iletimini 10 gün süreyle askıya alıyor
Asya1 hafta önce“İran ABD üssünü vurmadan önce Çin’den uydu görüntüsü aldı”












