Diplomasi
ABD, Somali’nin Bosaso kentinde yeni askeri üs kuruyor

ABD, Somali’nin yarı özerk Puntland bölgesindeki liman kenti Bosaso’da hava saldırıları ve istihbarat operasyonlarını doğrudan yönetecek yeni bir askeri üs inşa ediyor. Aden Körfezi kıyısındaki üssün, IŞİD hedeflerine yönelik operasyonların yanı sıra yeni bir yerel terörle mücadele gücünün kurulmasını da kapsadığı bildirildi.
ABD ordusuna ait insansız hava araçları (İHA), 3 Eylül günü gün batımının hemen ardından Somali’nin yarı özerk Puntland bölgesindeki Al-Miskad dağlarında keşif uçuşlarına başladı.
Drop Site haber sitesine konuşan Puntland güvenlik yetkilileri, yerel makamlarca IŞİD militanlarının kalesi olarak görülen Togga Miraale ve Togga Baalade bölgelerinde gözetleme yapıldığını aktardı.
Yetkililer, İHA’ların Togga Baalade mevkiinde eşek arabasıyla ilerleyen şüpheli IŞİD militanlarını tespit ettiğini ve saat 20.30 sularında bölgeye hava saldırıları düzenlendiğini bildirdi.
Aynı gün Eş-Şebab’ın varlık gösterdiği Sanaag bölgesindeki Al-Madow dağlarında icra edilen keşif faaliyetleriyle eş zamanlı gerçekleşen operasyon, ABD’nin Somali’deki saldırılarında bir süredir devam eden görece sükuneti sona erdirdi.
Somali’deki operasyonları yürüten ABD Afrika Komutanlığı (AFRICOM) konuya ilişkin açıklama taleplerini yanıtsız bıraktı. Ancak Puntland güvenlik yetkilileri, ABD’nin ülkedeki hava harekatlarının öngörülebilir gelecekte daha da yoğunlaşmasını beklediklerini kaydetti.
Bu askeri genişlemenin merkezinde ise geçen ay duyurulan ve Aden Körfezi kıyısındaki liman kenti Bosaso’da kurulması planlanan yeni ABD askeri üssü yer alıyor.
Yerel yetkililer IŞİD ile mücadelede ABD hava desteğinin şart olduğunu savunurken, bölgedeki Amerikan operasyonları binlerce sivilin ölümüne ve yerinden edilmesine yol açtığı gerekçesiyle eleştiriliyor.
Küresel deniz trafiğinin yaklaşık yüzde 25’inin geçtiği Aden Körfezi’nin kıyısında yer alan ve 1 milyon nüfusa sahip Bosaso, Doğu Afrikalı göçmenlerin Yemen ve Arap coğrafyasına geçişinde kritik bir insan kaçakçılığı güzergahı niteliğinde.
Bölge, ABD’nin dünyanın en stratejik deniz yollarından birini askerileştirme planının odağı haline geliyor. Karada ise ABD destekli Puntland bölgesel güçleri ile IŞİD militanları arasında Al-Miskad dağlarında yaklaşık iki yıldır süren yoğun çatışmalar devam ediyor.
ABD yönetimi, kuzey Somali’nin kurak ve dağlık arazisini IŞİD’in küresel operasyonlarını idare ettiği ana merkez olarak tanımlıyor.
Puntland’daki güvenlik kaynakları, Washington’ın Bosaso’da fiilen yeni bir üs inşa ederek askeri varlığını genişlettiğini, tesisin doğrudan muharebe, keşif ve deniz güvenliği operasyonlarında kullanılacağını ifade etti.
Yetkililer, Amerikan Merkezi İstihbarat Teşkilatının (CIA) da bölgedeki faaliyetlerini büyüteceğini vurguladı.
Kapalı kapılar ardında imzalanan mutabakat
Özel harekat komutanı Tümgeneral Claude Tudor liderliğindeki AFRICOM heyeti, 2 Ağustos’ta Bosaso’da Puntland Başkanı Said Abdullahi Deni ile bir araya geldi.
Mogadişu’daki merkezi hükümete kağıt üzerinde bağlı olan yarı özerk bölgenin başkanlığı, görüşmenin ardından yayımladığı resmi bildiride yeni bir mutabakata varıldığını duyurdu.
Açıklamada, ABD’nin terörle mücadele operasyonlarını geliştirmek ve deniz güvenliğini korumak amacıyla Bosaso’daki askeri üssünü büyüteceği kaydedildi.
Ancak Drop Site’a konuşan beş ayrı Puntland güvenlik yetkilisi, yapılan resmi açıklamanın anlaşmanın gerçek mahiyetini çarpıttığını öne sürdü.
ABD’nin daha önce Bosaso’da herhangi bir askeri üssünün bulunmadığını belirten yetkililer, mevcut varlığın yalnızca AFRICOM ve CIA tarafından istihbarat merkezi olarak işletilen bir “ofis” olduğunu aktardı. Yeni projeyle birlikte bölgede sıfırdan bir askeri yapı kurulacağı belirtildi.
Mevcut düzende Bosaso’daki ofiste görevli AFRICOM personeli, hava desteği gerektiğinde Puntland kara güçleri ile komşu Cibuti’deki ana karargah arasında irtibat sağlıyor.
Yetkililer, Bosaso Havalimanı arazisinde inşa edilen yeni üssün tamamlanmasıyla birlikte ABD’nin hava saldırılarını ve muharebe uçuşlarını doğrudan bu şehirden gerçekleştireceğini kaydetti.
Güvenlik kaynakları, 2 Ağustos’taki imza töreninde fotoğraflanan Somalili heyet üyelerinin çoğunun anlaşma detaylarından haberdar olmadığını, mutabakatın ana hatlarının 27 Temmuz’da Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da Deni ile AFRICOM heyeti arasında yapılan gizli toplantıda kararlaştırıldığını ifade etti.
Bir yetkili, “Amerikalılar odaya girip taslağı çıkardı ve metin Deni tarafından imzalandı. Her şey Addis Ababa’da zaten pişirilmişti” dedi.
“Ağabey” rolündeki CIA ve gizli nakiller
ABD’nin Somali’deki hava saldırıları Donald Trump döneminde rekor seviyeye ulaştı. Göreve başlamasından kısa süre sonra Somali’deki üst düzey bir IŞİD hedefine yönelik operasyon emri veren Trump yönetimi altında, düşünce kuruluşu New America’nın verilerine göre ülkeye 205 hava saldırısı düzenlendi. Bu operasyonların yüzde 53’ü doğrudan IŞİD hedeflerini vurdu.
Somali’deki IŞİD yapılanması, 2015 yılında İngiliz-Somali vatandaşı din adamı Abdiqadir Mumin ve beraberindeki militanların Eş-Şebab’dan ayrılarak örgüte biat etmesiyle kuruldu.
Grup, 2016’da Aden Körfezi kıyısındaki Qandala kasabasını 38 gün boyunca kontrol altında tuttuktan sonra Al-Miskad dağlarına çekildi. Zamanla Etiyopya başta olmak üzere bölge ülkelerinden gelen yabancı savaşçıların çoğunluğu oluşturduğu bir yapıya dönüştü.
Puntland güvenlik yetkilileri, Bosaso’daki CIA personelinin yakalanan üst düzey yabancı IŞİD mensuplarını sorguladığını ve kararlarda “büyük bir ağabey” gibi sorgulanamaz ağırlığa sahip olduğunu aktardı.
Örgütün Somali kolunun mali sorumlusu olan ve 2019’da ABD Hazine Bakanlığınca yaptırım listesine alınan Abdiweli Mohamed Yusuf’un (Abdiweli Walalac) yakalanmasının ardından bu ofiste sorgulandığı ve ertesi gün gizlice Cibuti’ye götürüldüğü ifade edildi.
Geçen yıl 25 Temmuz’da Bari bölgesindeki Xumbeys kırsalında yerel bedevilerin arasına gizlenen Abdiweli, Puntland İstihbarat ve Güvenlik Teşkilatı (PISA) ile ABD unsurlarının helikopter baskınıyla yakalanmıştı.
Yetkililer, kamuoyuna daha önce “ABD destekli” olarak yansıtılan operasyonun sahadaki kontrolünün doğrudan Amerikan güçlerinde olduğunu ve hava korumasının da bizzat ABD tarafından sağlandığını vurguladı.
Yeni yerel vurucu güç kuruluyor
Bosaso Anlaşması’nın yalnızca hava harekatlarıyla sınırlı kalmadığı, ABD’nin bölgede terörle mücadele amacıyla yeni bir yerel vurucu güç oluşturmasını da içerdiği öğrenildi.
Asker sayısının henüz kesinleşmediği, ancak maaşların, teçhizatın ve askeri eğitimin tamamen ABD tarafından finanse edileceği bildirildi.
Washington daha önce de Somali’de benzer askeri yapılanmalara gitmişti. 11 Eylül sonrasında kurulan ve 2020’de ABD desteği kesilen Puntland Güvenlik Güçleri (PSF), sivil kayıplara ve yerleşim yerlerindeki çatışmalara karışmakla itham edilmişti. Barack Obama döneminde ise güney ve orta Somali’de Eş-Şebab ile savaşmak üzere kurulan seçkin birlik “Danab” (Yıldırım) doğrudan ABD tarafından donatılmıştı.
Bari vilayetindeki Al-Miskad dağlarında 18 aydır süren harekatta örgütün önemli ölçüde geriletildiği, öldürülen militanların en az üçte ikisinin doğrudan ABD hava saldırılarında hayatını kaybettiği bildirildi.
Ancak yerel kaynakların Afganistan’daki “Tora Bora”ya benzettiği sarp dağlık alanlarda halen IŞİD ceplerinin bulunduğu, yerinden edilen sivil halkın ise bombalı eylemler ve yağma olayları sebebiyle köylerine dönemediği aktarıldı.
Bosaso’daki askeri üs inşası Somali anayasası açısından ciddi hukuki ihtilafları da beraberinde getiriyor. Somali anayasasına göre yabancı devletlerle askeri mutabakat imzalama yetkisi yalnızca Mogadişu’daki federal merkezi hükümete ait bulunuyor.
Somali Savunma Bakanlığı ile Enformasyon Bakanlığı, Puntland yönetiminin ABD ile imzaladığı askeri mutabakat konusunda önceden bilgilendirilip bilgilendirilmediklerine dair soruları cevapsız bıraktı.
Diplomasi
Rubio, UCM’ye karşı kampanya için Yunanistan’ın desteğini arıyor

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump yönetiminin Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) karşı yürüttüğü kampanyada Yunanistan’ın desteğini istedi.
Bir diplomatın Rapporteur’e verdiği bilgiye göre Rubio, Yunan mevkidaşı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı görüşmede UCM konusunu gündeme getirerek, mahkemenin “aktivist” yaklaşımını eleştirdi.
Diplomatın verdiği bilgiye göre, Rubio, Yunanistan’ın UCM’nin kuruluş antlaşması olan Roma Statüsü’nden çekilmesini istiyor.
Lahey merkezli mahkeme, soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarıyla suçlanan kişileri yargılamak üzere 2002 yılında kurulmuştu.
Fakat diplomat, AB’nin UCM’ye yönelik yasal taahhütleri göz önüne alındığında, Atina için böyle bir adımın imkansız olacağını belirtti.
Tüm AB üye devletleri UCM’nin tarafı. Geçen ay AB dışişleri bakanları mahkemeye olan desteklerini yeniden teyit etmişti.
Bununla birlikte diplomat, ABD’nin UCM’ye karşı gerginliği daha da tırmandırması durumunda Yunanistan’ın sessiz kalmayı tercih edebileceğine dikkat çekti.
Rapporteur’ün konuyla ilgili olarak ulaştığı ABD Dışişleri Bakanlığı, olayı yalanlamadı.
Washington’un UCM’ye karşı tutumu yeni değil. Eski ABD Başkanı Bill Clinton, Roma Statüsü’nü imzalamış olsa da, halefi George W. Bush, 2002 yılında BM’ye ABD’nin bu antlaşmaya taraf olmayı planlamadığını bildirmişti.
O zamandan beri Washington, UCM’nin ABD vatandaşları üzerindeki yargı yetkisini, bu yetkinin meşru olmadığını düşündüğü durumlarda reddediyor.
Ne var ki Donald Trump daha da ileri giderek, “haydut” olarak nitelendirdiği UCM’ye karşı kapsamlı yaptırımlar uyguladı.
Rubio, geçen cuma yaptığı açıklamada, “Ya UCM tehditlerine son verecek ya da biz UCM’yi ortadan kaldıracağız” demiş ve şöyle devam etmişti:
“Çoğu UCM üyesi olan ve savunmaları için ABD’li askerlere güvenen müttefiklerimizi, mahkemeyi dizginlemeye çağırıyoruz.”
ABD’nin kararı Brüksel’den sert bir tepki gördü. AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, 10 Ekim’de yaptığı açıklamada, “AB, UCM’nin temel bir parçası olduğu kurallara dayalı uluslararası düzene olan sarsılmaz bağlılığını yeniden teyit eder,” demişti.
Öte yandan Yunanistan Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili, konunun görüşüldüğü iddiasını yalanladı.
Atina, Rubio’nun ziyaretini olumlu bir ışıkta sunmuştu; zira Rubio, Yunanistan’ı bölgedeki güvenilir bir müttefik olarak övmüştü.
Diplomasi
Ukrayna’da askeri Starlink terminallerine hız kısıtlaması getirildi

Ukrayna semalarındaki Starlink askeri terminallerinde hız sınırı getirilmesi nedeniyle ordunun operasyonları aksadı. Saatte 160 kilometreyi aşan hareketlerde başlayan bağlantı kesintisinin daha sonra 60 kilometre seviyesine kadar genişletildiği öne sürüldü.
Ukrayna semalarında uydu interneti sağlayan Starlink terminallerinin çalışmasının 14 Ekim gecesi sınırlandırıldığı ortaya çıktı.
Uygulanan kısıtlamanın ardından Ukrayna ordusunun yürüttüğü bazı önemli askeri görevlerin sekteye uğradığı kaydedildi.
Gelişmeyi Ukrayna Savunma Bakanlığı eski Danışmanı Serhiy Sternenko kendi Telegram kanalından duyurdu.
Sternenko, araç ve teçhizatların hareket hızının saatte 160 kilometreyi aşması halinde bağlantının kesilmeye başladığını ifade etti.
Kısıtlamanın arka planına değinen Sternenko, SpaceX şirketinin bu adımı ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin talebi doğrultusunda atmış olabileceğini dile getirdi.
Sternenko, sivil kullanım amaçlı standart uydu haberleşme terminallerinin ise kesintisiz çalışmayı sürdürdüğünü aktardı.
Eski danışman ayrıca, Trump’ın Ukrayna’nın savunma kabiliyetine darbe vurmak için her fırsatı kolladığını ve bu adımla bunu gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Starlink terminallerine yönelik kısıtlamayı Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin savunmada teknolojik gelişmelerden sorumlu kadrosuz danışmanı Serhiy Beskrestnov da doğruladı.
Beskrestnov, kısıtlamanın askeri, istihbari ve hükümet ihtiyaçları için geliştirilen daha korunaklı Starshield sistemini kapsadığını ve hız sınırının saatte 100 mil, yani yaklaşık 160 kilometre olarak belirlendiğini açıkladı.
Ukrayna savunma kuvvetlerinin söz konusu hız kısıtlamaları hakkında önceden uyarılmadığını belirten Beskrestnov, bu durumun bir dizi kritik operasyonun aksamasına yol açtığını bildirdi.
Beskrestnov, yaşanan bu gelişmenin bir tesadüf olamayacağını ve doğrudan mevcut siyasi tabloyla bağlantı taşıdığını savundu.
Kısıtlamanın saatte 60 kilometreye kadar düşürüldüğü iddia edildi
Sternenko daha sonra Ukraynalı askerlerin beyanlarına dayandırdığı yeni bir paylaşımda, terminal operatörlerine yönelik kısıtlamaların daha da sıkılaştırıldığını aktardı.
Yeni bildirimlere göre bağlantı kaybı hızının saatte 60 ila 70 kilometre seviyesine kadar indiği öne sürüldü.
Kiev ile Washington yönetimleri arasındaki kriz, Ukrayna’nın Rusya’daki petrol rafinerilerine düzenlediği saldırılardan Trump’ın rahatsızlık duymasıyla derinleşti.
Axios’un 10 Ekim’de Ukraynalı bir yetkiliye dayandırdığı haberde, ABD özel temsilcilerinin Kiev yönetimini uyardığı aktarılmıştı.
Haberde, Kiev’in Washington’ın taleplerine kulak asmaması durumunda ABD liderinin Ukrayna’ya yönelik istihbarat paylaşımını tamamen durdurabileceği uyarısında bulunulduğu kaydedilmişti.
Trump ise 13 Ekim’de yaptığı açıklamada, ABD’nin Ukrayna’ya istihbarat verilerini aktarmayı sürdürdüğünü ifade etti. Buna karşılık Zelenskiy aynı gün içinde yaptığı açıklamada, füze fırlatmalarına ilişkin istihbarat bilgilerini ortaklarından yine alamadıklarını dile getirdi.
Starlink sistemi, 2022’de başlayan çatışmaların hemen ardından Ukrayna genelinde faaliyete geçti.
Uydu ağı, cephe hattındaki Ukrayna haberleşme omurgasının temelini oluşturuyor ve özellikle insansız hava araçlarının yönlendirilmesinde yaygın şekilde kullanılıyor.
SpaceX CEO’su Elon Musk, Starlink’in Ukrayna ordusunun omurgası haline geldiğini belirterek “Bağlantıyı kesmem durumunda cephe hatlarının tamamı çöker” ifadelerini kullanmıştı.
11 Ekim’de Zelenskiy’nin haddini aştığını savunan Musk, Trump’a destek vererek Ukrayna’nın yeni bir devlet başkanı seçmesi gerektiğini kaydetmişti.
Diplomasi
Alman istihbaratının 2 bin belgesi ve Mossad bağlantılı şirket trafiği

Eski BND Başkanı August Hanning, kuruma ait yaklaşık 2 bin gizli belgeyi sızdırdığı iddiasıyla tutuklanırken sızan e-postalar, Hanning ile eski Mossad Direktörü Danny Yatom arasındaki para karşılığı bilgi paylaşımı ve ticari ortaklıkları ortaya çıkardı.
Almanya Federal İstihbarat Teşkilatını (BND) 1998-2005 döneminde yöneten August Hanning, kuruma ait yaklaşık 2 bin gizli belgeyi ele geçirdiği ve bunları yabancı bir ülkenin istihbarat görevlileriyle yürüttüğü temaslarda kullandığı iddiasıyla 6 Ekim’de tutuklandı.
Vatana ihanet ve yabancı bir istihbarat kuruluşu adına casusluk yapmakla suçlanan eski istihbarat şefinin, belgeleri eski BND çalışanı Manfred D.’den temin ettiği ileri sürülüyor.
Savcılık, sızdırılan evrak arasında üst düzey Alman yetkililere sunulan kurum içi bilgilendirme notlarının da yer aldığını aktarırken, söz konusu gizli verilerin hangi ülkeye aktarıldığı Berlin yönetimi tarafından henüz kamuoyuna açıklanmadı.
The Cradle’dan Jake Green’in özel haberine göre, ele geçirilen elektronik posta yazışmaları, tutuklanan Hanning ile eski Mossad Direktörü Danny Yatom arasındaki kapsamlı ilişkileri açığa çıkardı.
Yazışmalar, iki eski istihbarat yöneticisinin kamu görevlerinin ardından ticari faaliyetler, siyasi nüfuz arayışları ve istihbarat bağlantılarını bir araya getiren süreklilik arz eden bir temas ağı kurduğunu ortaya koyuyor.
Bu durum, kişisel bağlantıların ve resmi yetkilerden kaynaklanan bilgi erişiminin özel kazanç amacıyla kullanılmasının Alman istihbarat mekanizmasını savunmasız bıraktığı tartışmalarını beraberinde getiriyor.
Yazışmalarda 10 bin avroluk istihbarat notu ve seçim kampanyası teklifleri yer alıyor
İncelenen e-postalara göre Hanning, 2018 yılında Yatom’a gönderdiği iletide, kimliği açıklanmayan bir aday hakkında “üst düzey Alman yetkililerden ve istihbarat kurumlarından edinilen bilgilere dayalı genel bir değerlendirme” hazırlayabileceğini iletti.
Eski BND başkanı, bu raporu 10 bin avro karşılığında 13 Temmuz tarihine kadar tamamlama taahhüdünde bulundu.
İki isim arasındaki temaslar sonraki süreçte Almanya’daki siyasi süreçleri de kapsayacak biçimde genişledi. Yatom, Eylül 2021’deki Almanya federal seçimleri öncesinde Hanning’den önde gelen adaylarla temas kurmasını talep etti.
Eski Mossad şefi, bir “siyasi kampanya şirketi” diye nitelediği CIY Global’in imkanlarını Alman siyasetçilere tanıtmayı hedeflediğini kaydetti ve aynı yazışmada bir siber güvenlik şirketine ilişkin belgeleri aktarma niyetinden söz etti.
MI6, eski BND Başkanı’nın gizli bilgileri sızdırmasından endişe ediyor
Siber güvenlik şirketindeki ortaklık ve Avrupa’daki gözetim operasyonları
Yatom ve Hanning arasındaki ortaklık siyasi lobi girişimlerinin ötesine geçerek siber güvenlik sektörüne de uzandı.
Hanning’in, Yatom’un ilişkili olduğu World Health Energy Holdings adlı siber güvenlik şirketinde danışman olarak görev yaptığı belirtiliyor.
Eski istihbarat mensuplarının kurduğu veya yönettiği bu tip şirketler, İsrail menşeli gözetim, siber istihbarat ve siyasi nüfuz kabiliyetlerine uluslararası pazarda ticari bir zemin kazandırıyor.
İsrail merkezli özel gözetim teknolojilerinin Avrupa’daki operasyonel varlığı, son dönemde Polonya, İspanya ve Yunanistan’daki skandallarla adli kayıtlara girdi.
Polonyalı savcılar, 12 Ekim’de yaptıkları açıklamada, önceki hükümet döneminde siyasi muhalifleri hedef alan Pegasus casus yazılımıyla toplanan verilerin ülke dışına aktarıldığını ve üretici NSO Group’un teknik altyapıya erişimi sürdürdüğünü duyurdu.
İspanya’da ise 2022 tarihli CatalanGate araştırmasıyla aralarında siyasetçi, avukat ve sivil toplum temsilcilerinin yer aldığı en az 65 kişinin Pegasus veya Candiru yazılımlarıyla hedef alındığı saptandı; Citizen Lab araştırmacıları operasyonu İspanyol makamlarıyla ilişkilendiren kuvvetli kanıtlar yayımladı.
Yunanistan’da gazeteci Thanasis Koukakis ile Avrupa Parlamentosu üyesi Nikos Androulakis’i hedef alan dinleme sürecinde de eski İsrail istihbarat mensubu Tal Dilian’ın kurucusu olduğu Intellexa bağlantılı Predator yazılımının kullanıldığı belirlendi.
Almanya’da yürütülen casusluk soruşturmasında, Hanning’in Yatom ile kurduğu ücretli raporlama, seçim adayı temasları ve ticari ortaklık trafiği, yaklaşık 2 bin gizli belgenin nihai varış noktasına dair henüz kesin hukuki bir kanıt sunmuyor.
Bununla birlikte ortaya çıkan yazışmalar, Alman soruşturma makamlarına gizli devlet sırlarının İsrail istihbaratıyla ilişkili ticari ağlara ulaşıp ulaşmadığını değerlendirmek adına somut bir inceleme alanı sağlıyor.
Görüş2 hafta önceEast-West Forum: Dünyanın artık kaçınamayacağı bir diyalog
Dünya Basını7 gün önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceÇin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Richard Wolff: ABD’de oligarklar devleti rehin alarak piyasayı yönetiyor
Dünya Basını2 hafta önceYarım trilyon dolarlık balon: Süper zeka söylemi gerçek zararları gizliyor
Görüş1 hafta önceOrtadoğu’da Koridor İttifakları Devri
Diplomasi2 hafta önceTürkiye ve BM Karadeniz’de ateşkes için masaya dönüyor
Dünya Basını2 hafta önceEkonomist Sapir: Fransa petrol şoku nedeniyle eksi büyüme ve resesyonun eşiğinde











