Amerika
ABD Temsilciler Meclisinden üniversitelere İsrail boykotu cezası

ABD Temsilciler Meclisi, İsrail’e yönelik boykotlara katılan yükseköğretim kurumlarının federal fonlarını kesmeyi öngören yasa tasarısını kabul etti. Genel Kurulda perşembe günü yapılan oylamada 169 oya karşı 237 oyla kabul edilen düzenleme Senatoya gönderildi.
ABD Temsilciler Meclisi, İsrail’e yönelik boykotlara dahil olan üniversitelerin federal mali yardımlardan mahrum bırakılmasını öngören tartışmalı yasa tasarısını kabul etti.
Cumhuriyetçilerin öncülük ettiği düzenleme, Gazze Şeridi’ndeki askeri harekatı nedeniyle Tel Aviv yönetimine yönelik hesap verebilirlik çağrılarını ve üniversite yerleşkelerinde Filistin ile sergilenen dayanışmayı hedef alıyor.
“2026 Ekonomik ve Akademik Özgürlüğü Koruma Yasası” başlıklı düzenleme, perşembe günü yapılan oylamada 169’a karşı 237 oyla kabul edildi.
Tasarıya yalnızca iki Cumhuriyetçi milletvekili karşı çıkarken, 33 Demokrat Partili vekil parti çizgisinin dışına çıkarak tasarı lehinde oy kullandı. Yasa teklifi bu aşamadan sonra Senatoya iletilecek.
H.R. 4795 sayılı yasa teklifi, federal öğrenci yardımı programlarından yararlanan yüksekokul ve üniversitelerin İsrail’e yönelik ticari boykotlara girişmesini yasaklıyor.
Uluslararası araştırmalar ve yabancı dil programları için “Title VI” fonu alan kurumların ise öğrencilerin veya öğretim üyelerinin işgal altındaki topraklardaki akademik programlara katılmasını engellemediğini ya da İsrailli öğrenci ve akademisyenlerin kendi yerleşkelerine girişini kısıtlamadığını belgelemesi şart koşuluyor.
Yasa tasarısının ortak sponsorluğunu Kuzey Carolina’dan Cumhuriyetçi Milletvekili Virginia Foxx ile New Jersey’den Demokrat Milletvekili Josh Gottheimer üstlendi.
Temsilciler Meclisi Eğitim Komisyonu Başkanı Tim Walberg, vergi mükelleflerinin parasının “İsrail’e karşı ayrımcılık yapan” kurumlara kesinlikle aktarılmaması gerektiğini savundu.
İsrail yönetiminin güçlü destekçilerinden Gottheimer ise BDS (Boykot, Tecrit ve Yaptırımlar) hareketinin “tek bir ülkeyi ve tek bir dini hedef alan” bir kampanya olduğunu dile getirdi.
Tasarının muhalifleri, düzenlemenin fiilen var olmayan bir soruna çözüm aradığını ve anayasa tarafından korunan ifade özgürlüğüne yönelik bir saldırı niteliği taşıdığını vurguladı.
Komisyondaki en kıdemli Demokrat Milletvekili Bobby Scott, ABD’deki hiçbir yüksekokul veya üniversitenin küresel BDS hareketine fiilen katılmadığına dikkat çekti. Scott, öğrenci ve akademisyen topluluklarının BDS’ye destek açıkladığını ancak üniversite yönetimlerinin bu talepleri uygulamaya koymayı reddettiğini hatırlattı.
Scott, Genel Kuruldaki değerlendirmesinde, “Antisemitizm nerede ortaya çıkarsa çıksın onunla mücadele etmeliyiz; ancak bunu koruma altındaki ifade özgürlüğünü cezalandırarak ya da bir öğrencinin görüşünü üniversite politikasıyla bir tutarak yapmamalıyız” ifadelerini kullandı.
BDS hareketine karşı olan New Yorklu Demokrat Milletvekili Jerrold Nadler de tasarıya aleyhte oy verdi. Nadler, katıldığı görüşleri korumanın tek yolunun katılmadığı görüşlerin de ifade edilmesini savunmaktan geçtiğini kaydetti.
Liberal Yahudi kuruluşu J Street de yasa teklifine karşı çıkan aktörler arasında yer aldı. Kuruluş, düzenlemenin İsrail yönetimi ile işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan yasa dışı yerleşimlerle bağlantılı şirketlere yönelik boykotları bir tuttuğu uyarısında bulundu.
J Street, tasarının İsrail’i istisnai bir konuma yerleştirdiğini, Yahudi öğrencileri korumaya hiçbir katkı sunmadığını ve antisemitizmle mücadele etmek yerine bu sorunu daha da alevlendirme riski taşıdığını bildirdi. Tasarıya Amerikan-İsrail Kamu İşleri Komitesi (AIPAC) ise açık destek verdi.
Oylama, öğrenci ve öğretim üyelerinin İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşına karşı yaklaşık üç yıldır sürdürdüğü protestoların ardından geldi.
Gazze’deki Sağlık Bakanlığının verilerine göre, 7 Ekim 2023 operasyonu ve İsrail’in ardından başlattığı askeri harekat neticesinde düzenlenen saldırılarda 73 binden fazla Filistinli yaşamını yitirdi, bölgedeki üniversiteler, okullar ve sivil altyapının büyük bölümü yerle bir edildi.
Üniversite yerleşkelerinde kurulan çadır kamplarında katliama son verilmesi ve üniversitelerin işgal ile savaştan kâr sağlayan şirketlerle olan mali yatırımlarını geri çekmesi talep ediliyordu.
Washington yönetimi ve müttefikleri söz konusu protestoları sıklıkla antisemitizm olarak niteledi. Trump yönetimi ise üniversiteleri çeşitli soruşturmalarla ve federal fonları dondurma tehditleriyle hedef aldı.
Kasım ayındaki ara seçimleri ve Trump’ın görev süresinin son iki yılında Kongre’deki çoğunluğu korumayı hedefleyen Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçileri, Gazze’deki kitlesel ölümler arttıkça İsrail’e yönelik eleştirilerini artıran Demokratlar arasındaki görüş ayrılıklarını derinleştirmek için bu konuyu gündemde tutuyor.
Temmuz ayında, Gazze’deki harekatın soykırım boyutuna ulaştığı yönündeki suçlamalar eşliğinde, Temsilciler Meclisindeki 100’den fazla Demokrat vekil ABD’nin müttefiki olan İsrail’e yönelik bazı askeri yardımların kesilmesini öngören bir girişime destek vermişti.
Eleştirmenler, son yasa tasarısının 30’dan fazla ABD eyaletinde daha önce kabul edilen ve kamu yüklenicileri ile kamu kurumlarını İsrail’i boykot etmeyeceklerine dair taahhütte bulunmaya zorlayan BDS karşıtı yasal sürecin bir devamı olduğunu savunuyor.
İfade özgürlüğü savunucuları, bu eyalet yasalarının Anayasa’nın Birinci Ek Maddesi ile çeliştiğini uzun süredir dile getiriyor.
Temsilciler Meclisinde kabul edilen düzenleme ise bu baskıyı federal düzeydeki tüm öğrenci mali yardım sistemine genişletmeyi amaçlıyor.
ABD’de hiçbir üniversitenin resmi olarak BDS kararı almamasına karşın yasa teklifi, işgal altındaki Filistin topraklarında faaliyet gösteren kuruluşlar da dahil olmak üzere, İsrail yönetimiyle araya konacak sınırlı ticari veya akademik mesafeyi dahi federal fonların kesilme gerekçesi haline getiriyor.
Amerika
Kaliforniya’da sandık açıldı: Yüzde 5’lik servet vergisi geride kaldı

Kaliforniya’da milyarderlerin servetinden yüzde 5 oranında tek seferlik vergi alınmasını öngören yasa teklifi, sayılan oyların yüzde 56’sının ret çıkmasıyla düşme noktasına geldi. Karşıtlarının 330 milyon dolarlık kampanya yürüttüğü düzenleme, eyaletteki Demokratları ve teknoloji dünyasını böldü.
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde milyarderlerin servetine bir defaya mahsus yüzde 5 vergi getirilmesini öngören tartışmalı yasa teklifinin sandıktan geçmesi beklenmiyor.
New York Post gazetesinin haberine göre, oyların yaklaşık yarısının sayıldığı aşamada 40 Numaralı Teklif’e seçmenlerin yüzde 44’ü destek verirken, yüzde 56’sı ret oyu kullandı.
Eyalette halk oylamasına sunulan 14 konu arasında en sert tartışmalara yol açan düzenleme, varlıkları 1 milyar doları aşan mükelleflerin ve vakıf fonlarının mal varlıklarından tek seferlik yüzde 5’e varan vergi alınmasını içeriyor.
Sendikalar ile sol Demokratları teknoloji dünyasının önde gelen isimleriyle karşı karşıya getiren teklif, eyaletteki Demokrat partilileri de böldü.
Düzenlemeye karşı 330 milyon dolar harcandı
Vergi tasarısına karşı yürütülen kampanyanın maliyeti 330 milyon doları aştı. Teklifin düşürülmesi için 100 milyon dolardan fazla kaynak aktaran Google kurucu ortaklarından Sergey Brin, muhalefetin en görünür aktörleri arasında yer aldı.
Düzenlemenin eyalet ekonomisini olumsuz etkileyeceği uyarısında bulunan Brin, Building a Better California adlı siyasi eylem komitesini fonladı.
Söz konusu komite, yeni vergilerin getirilmesini sınırlandıran ve seçmen onaylasa dahi milyarderler vergisini geçersiz kılabilecek iki alternatif girişimi destekledi.
Kaliforniya Valisi Gavin Newsom ve Demokrat Parti’den vali adayı olan Xavier Becerra da tasarıya karşı çıktı.
Newsom ve Becerra, verginin zengin girişimcileri, şirketleri ve istihdamı eyalet dışına iteceğinden endişe ettiklerini dile getirdi.
Diğer taraftan Kaliforniya Demokrat Partisi ağustos ayındaki kurultayında teklife destek kararı aldı. Vermont Senatörü Bernie Sanders da tasarı lehinde açıklamalarda bulundu.
Gelir beklentisi ve harcama hedefleri
Teklifi hazırlayanlar, düzenleme sayesinde 100 milyar dolar gelir sağlanacağını hesaplıyordu. Bu gelirin yaklaşık yüzde 90’ının sağlık hizmetlerine, geri kalan kısmının ise eğitim ve gıda yardımlarına ayrılması planlanıyordu.
Bunun yanı sıra Kaliforniya Yasama Analiz Ofisi, potansiyel gelirin birkaç yıl içinde ancak on milyarlarca dolar düzeyinde kalacağını öngördü.
Eyaletten taşınan altı girişimcinin toplam vergi yükümlülüğü yaklaşık 30 milyar doları bulabilirdi.
Vergi girişimini, sağlık çalışanları sendikası SEIU United Healthcare Workers West’in başkanı Dave Regan başlattı. Sendika, konunun halk oylamasına taşınabilmesi için 20 milyon doları aşkın harcama yaptı, ardından teklifin kabul edilmesi amacıyla yaklaşık 33 milyon dolar daha topladı.
Regan, federal düzeyde sağlık bütçesinde yapılan kesintilerin eyalet sakinleri için risk oluşturduğunu, yeni verginin bu nedenle zorunlu hale geldiğini kaydetti.
Milyarderler eyaletten ayrılma hazırlığında
Teklifin gündeme gelmesiyle birlikte bazı zengin girişimciler olası ödemelerden kaçınmak amacıyla ikametlerini değiştirmeye yöneldi.
Fortune dergisinin aktardığı verilere göre, aralarında Google kurucu ortakları Larry Page ve Sergey Brin, yatırımcı Peter Thiel, yönetmen Steven Spielberg ile Uber’in eski tepe yöneticisi Travis Kalanick’in de yer aldığı en az altı milyarder, 1 Ocak 2026 tarihine kadar eyaletten taşınacağını açıkladı.
Meta kurucusu Mark Zuckerberg de eyaletten ayrılmayı değerlendiren isimler arasında yer aldı.
Ancak Wired’ın aktardığı bilgilere göre Zuckerberg, sekiz yıl boyunca Meta genel merkezinin bulunduğu Kaliforniya’da veya ilgili bölgede ikamet etmeyi taahhüt eden bir anlaşmaya imza attı.
Zuckerberg için hesaplanan potansiyel vergi yükümlülüğünün yaklaşık 12 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.
Öte yandan resmi adres değişikliği vergi muafiyeti için kesin bir güvence sağlamıyor.
Financial Times gazetesi, eyalet yetkililerinin milyarderlerin Kaliforniya’yı daimi ikametgah olarak görüp görmediğini denetleyebileceğini ve taşınmanın gerçeği yansıtmadığına hükmedilmesi durumunda ödemeleri tahsil edebileceğini aktardı.
Amerika
Cumhuriyetçiler arasında MAGA hareketinden kopma çağrıları yükseliyor

ABD’de Cumhuriyetçi Parti içindeki “Our Republican Legacy” grubu, ara seçimlerdeki oy kaybının ardından partiye Donald Trump ve MAGA hareketiyle bağları koparma çağrısında bulundu. Erken verilere göre Demokratlar Temsilciler Meclisi’nde 228, Senato’da ise 54 sandalyeye ulaşırken ılımlı Cumhuriyetçiler 2028 hazırlıklarına başladı.
ABD’de düzenlenen ara seçimlerin ilk sonuçları Demokratların Kongre’de üstünlük sağladığına işaret ederken, Cumhuriyetçi Parti içindeki ılımlı kanattan Donald Trump ve MAGA (Make America Great Again – Amerika’yı Yeniden Harika Yap) hareketine karşı kopuş çağrısı geldi.
Fox News’un aktardığına göre, parti içindeki geleneksel muhafazakarları temsil eden “Our Republican Legacy” (ORL) grubu, ara seçim sonuçlarının ardından partinin MAGA çizgisinden tamamen uzaklaşmasını istedi.
Eski Missouri Senatörü ve ABD’nin eski BM Daimi Temsilcisi Jack Danforth tarafından kurulan, başkanlığını ise eski Savunma Bakanı William Cohen’in yürüttüğü grup, Cumhuriyetçilerin uğradığı yenilgiye işaret ederek şu açıklamayı yaptı:
“Cumhuriyetçi Parti ezici bir yenilgiye uğradı. Amerikan halkı MAGA hareketine, ‘Önce Amerika’ sloganına, ayrıca mevcut yönetimin ve Cumhuriyetçi Kongre’nin politikalarına ilişkin kararını verdi.”
Parti içinde Trump sonrası dönem tartışması açıldı
Grup temsilcileri, Kongre’de yeniden çoğunluğu sağlamak ve 2028 yılında Beyaz Saray’ı koruyabilmek için partinin Trump ile arasına mesafe koyması gerektiğini savundu.
Açıklamada, “Donald Trump artık genel seçimlerde Cumhuriyetçi Parti’ye asla liderlik etmeyecek. Trump sonrası dönemde ilkeli bir Cumhuriyetçi Parti’nin geleceğine dair tartışmayı başlatmanın zamanı geldi.” ifadelerine yer verildi.
Our Republican Legacy, temel hedeflerinin 2028 başkanlık seçimlerinde geleneksel çizgiden bir adayı öne çıkarmak ve seçilmesini sağlamak olduğunu vurguladı.
Açıklamada ayrıca, “Adaylar yarışa katıldıklarını duyurup başkanlık kampanyalarını başlattıklarında, partimizin geleneksel kurucu ilkelerini paylaşan bir ya da birkaç lideri destekleme imkanını arayacağız.” denildi.
Grup İcra Direktörü Chris Vance ise 2028 kampanyasının şimdiden başladığına dikkat çekti.
Yakın zamanda parti kontrolü için açık bir mücadelenin başlayacağını kaydeden Vance, “Amacımız, Ronald Reagan’ın mirasına bağlı bir Cumhuriyetçi başkan adayının belirlenmesine yardımcı olmak ve 2028’de seçilmesini sağlamaktır.” diye konuştu.
Sandık çıkış anketleri: Amerikalıların yüzde 75’i gidişattan hoşnutsuz
Ilımlı muhafazakarlar 2028 hedefine odaklanıyor
ORL, Donald Trump’ın popülist kanadının güçlenmesini engellemek ve partiyi geleneksel muhafazakar çizgiye döndürmek amacıyla 2024 yılında kuruldu.
Grubun üyeleri arasında eski Başkan Yardımcısı Mike Pence, Temsilciler Meclisi eski Başkanı John Boehner ve eski Kongre üyesi Adam Kinzinger gibi isimler yer alıyor.
Nisan ayı itibarıyla 25 eyalette temsilciliği ve yaklaşık 10 bin destekçisi kayıtlara geçen hareket, parti içindeki ılımlıların gücünü pekiştirmeyi amaçlıyor.
Öte yandan, 2016’da Trump etrafında şekillenen MAGA hareketi; ekonomik milliyetçilik, sıkı göç politikaları, korumacı ticaret ve dış çatışmalara müdahale etmeme prensiplerini içeren “Önce Amerika” ideolojisine dayanıyor.
Parti içinde geleneksel muhafazakarlar ile radikal popülistler arasında önemli görüş ayrılıkları yaşanıyor.
3 Kasım’da başlayan ara seçimlerde ABD’liler Temsilciler Meclisi’nin 435 üyesinin tamamını, Senato’daki 35 sandalyeyi ve 36 eyaletin valisini belirlemek için sandık başına gitti.
Erken oy kullananların sayısı 50 milyonu aşarak 2022’deki 45,9 milyonluk rekoru geride bıraktı.
Decision Desk HQ (DDHQ) analiz portalının ilk verilerine göre, Demokratlar Temsilciler Meclisi’nde 228 sandalye ve Senato’da 54 sandalye elde ederken; Cumhuriyetçiler Temsilciler Meclisi’nde 139, Senato’da ise 43 sandalyede kaldı.
Demokratlar Cumhuriyetçilerin kalesi Teksas’ta 30 yıl sonra valiliği kazandı
Amerika
Sandık çıkış anketleri: Amerikalıların yüzde 75’i gidişattan hoşnutsuz

ABD’de ara seçim çıkış anketleri, seçmenlerin yüzde 75’inin ülkenin gidişatından memnun olmadığını ve yüzde 60’tan fazlasının Trump’ın politikalarını onaylamadığını ortaya koydu. Hayat pahalılığının temel sorun olarak görüldüğü ülkede, 50 milyonu aşkın rekor erken oyla başlayan Kongre yarışının ilk projeksiyonları Demokratların öne geçtiğini gösteriyor.
ABD’de ara seçimler kapsamında yapılan çıkış anketleri ve kamuoyu yoklamaları, seçmenlerin büyük çoğunluğunun ülke yönetiminden ve ABD Başkanı Donald Trump’ın politikalarından rahatsız olduğunu ortaya koyuyor.
The New York Post gazetesinin Associated Press (AP) araştırmasına ve sandık çıkış verilerine dayandırdığı habere göre, seçmenlerin yüzde 70’inden fazlası Kongre’nin Trump’ı daha etkin biçimde denetlemesi ve dizginlemesi gerektiği görüşünü taşıyor.
Katılımcıların yüzde 62’si ise yükselen fiyatlardan doğrudan Trump’ı sorumlu tutuyor.
Ön anket sonuçları, kayıtlı seçmenlerin yüzde 75’inin ABD’nin ilerlediği yöne karşı “öfkeli” veya “memnuniyetsiz” olduğunu gösteriyor.
Trump’ın başkanlık koltuğundaki icraatlarını onaylamayanların oranı yüzde 60’ı aşarken, onaylayanların oranı yüzde 38 seviyesinde kalıyor.
Seçmenlerin yüzde 61’i de Trump’ın karar alırken kamu yararını değil, kendi kişisel menfaatlerini gözettiğini savunuyor.
Trump, ara seçim öncesinde seçmenlere doğrudan seslenerek pusulada kendi adı varmış gibi oy kullanmaları çağrısı yapmıştı.
The New York Post, bu stratejinin sandıkta bumerang etkisi yaratarak aleyhe dönebileceğini vurguluyor.
AP verilerine göre halkın gözündeki en yakıcı mesele ekonomi olmayı sürdürüyor. Katılımcıların yüzde 39’u ekonomiyi ülkenin en büyük sorunu olarak tanımlarken, yüzde 32 ile “demokrasinin geleceği” ikinci sırada geliyor.
Siyasi parti tercihlerinde ise Demokrat Parti yüzde 46 ile daha yüksek sempati topluyor; Cumhuriyetçi Parti’ye destek yüzde 41 düzeyinde seyrediyor.
Gazetenin değerlendirmesinde, verilerin Cumhuriyetçiler açısından hem Temsilciler Meclisi hem de Senato çoğunluğunun kaybıyla sonuçlanabileceği belirtiliyor.
Olası yenilgi, Trump’ın yasama girişimlerini ve üst düzey bürokrat atamalarını sekteye uğratma potansiyeli taşırken, başkanlık döneminin kalan iki yılına Kongre bünyesinde açılacak kapsamlı soruşturmaların damga vurabileceği öngörülüyor.
Kongre seçimlerinde seçmenler, Temsilciler Meclisi’nin 435 sandalyesinin tamamı, Senato’daki 35 üyelik, 36 eyaletin valiliği ile yerel meclis ve idari kadrolar için sandık başına gidiyor. Oy sayım işlemlerinin netleşmesi birkaç gün alabilir.
Seçim sürecinde 50 milyonu aşkın kişinin erken oy kullanmasıyla birlikte, 2022 yılındaki 45,9 milyonluk rekor da geride kaldı.
Seçim verilerini izleyen analitik portal Decision Desk HQ (DDHQ) platformunun Türkiye saatiyle 09.15’te geçtiği ilk projeksiyonlara göre Demokratlar, Temsilciler Meclisi’nde 228, Senato’da ise 54 sandalye kazanma eğilimi gösteriyor.
Cumhuriyetçilerin ise Temsilciler Meclisi’nde 139, Senato’da 43 sandalyeye ulaştığı kaydediliyor.
ABD ara seçimlerinde Demokratlar Kongrenin iki kanadında da önde
Diplomasi1 hafta önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Görüş2 hafta önceFransa sokaklarında kaos ve hesaplaşma
Dünya Basını2 hafta önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Söyleşi2 hafta önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Dünya Basını2 hafta önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar
Asya1 hafta önceMao gafı krize yol açtı: Mbappe özür diledi, Çin’de boykot başladı
Dünya Basını2 hafta önce“Tescilli aşırı sağcı”: Alman parti sisteminin bumerangı
Asya2 hafta önceÇinli matematikçi Sun çözülmemiş bin hipotez için ödül koydu












