Amerika
ABD varlıklarına yatırım yapan yabancılar, dolara karşı koruma arayışında
ABD varlıklarına yatırım yapan yabancı yatırımcılar, Donald Trump’ın gündeminin dünyanın rezerv para birimi üzerindeki etkisine ilişkin artan endişenin bir göstergesi olarak, dolar riskini korumak için acele ediyorlar.
Financial Times’ın (FT) Deutsche Bank’ın analizinden aktardığına göre, Trump’ın geçen kasım ayında seçilmesinden bu yana yaşanan keskin hareketin ardından, ABD tahvillerine ve hisse senetlerine yapılan korumalı yatırımlar, dört yıl sonra ilk kez korumalı olmayan yatırımları geride bırakıyor.
Deutsche Bank stratejisti George Saravelos, “Yabancılar ABD varlıklarını satın almaya geri dönmüş olabilir, ancak bununla birlikte gelen dolar riskini istemiyorlar,” dedi ve bu yatırımcıların “dolar riskini benzeri görülmemiş bir hızla ortadan kaldırdıklarını” ekledi.
FT’ye göre bu davranış, nisan ayında Trump’ın “kurtuluş günü” gümrük vergisi açıklamalarının tetiklediği keskin satışların ardından ABD piyasalarında görülen bariz bir paradoksu açıklamaya yardımcı oluyor: Wall Street hisse senetleri, doların toparlanmasını tetiklemeden nasıl güçlü bir geri dönüş gerçekleştirdi?
Deutsche Bank’ın analizine göre, son üç ayda yabancı ülkelerde yerleşik ABD hisse senedi borsa yatırım fonlarına akan yaklaşık 7 milyar doların yüzde 80’i “hedging” temelinde olmuştur. Bu rakam yılın başında yaklaşık yüzde 20 idi.
Bu tür bir hedge, yatırımcıların sadece bir varlığın fiyatındaki hareketlere maruz kaldıkları ve dolar ile kendi para birimleri arasındaki hareketlere maruz kalmadıkları anlamına geliyor ama bu ayrıcalık için bir bedel ödemek zorundalar.
Analistler, hedging faaliyetlerindeki artışın, bu yıl doların avro ve sterlin gibi diğer para birimleri karşısında %10’un üzerinde değer kaybetmesine katkıda bulunduğunu söylüyor.
Doların düşüşü, avroyu salı günü 1,18 doların üzerine çıkararak dört yılın en yüksek seviyesine ulaştırdı.
Fon yöneticileri, müşterilerin yapay zeka patlaması ortamında ABD hisse senetlerine yatırım yapmaya istekli olduklarını, fakat dolar riskini taşımaya daha az istekli olduklarını söylüyor.
Pictet Asset Management’ın kıdemli çoklu varlık stratejisti Arun Sai, İsviçreli fon şirketinin doların “uzun vadeli bir düşüş piyasasında” olduğu öngörüsüyle ABD hisse senedi portföyünün dolar hedgingini artırdığını söyledi.
Sai, “Kurumsal güvenilirliğin aşınmasının en büyük yükünü dolar üstlenmeye devam edecek,” diye ekledi.
Bank of America’nın eylül ayında küresel fon yöneticileri arasında yaptığı bir ankete göre, yatırımcıların %38’i zayıflayan dolara karşı hedging pozisyonlarını artırmak isterken, sadece %2’si güçlü dolara karşı hedging yapmak istiyor.
JPMorgan’ın küresel döviz stratejisi eş başkanı Meera Chandan, “Bu ‘Amerika’yı satma’ zamanı değil… Bu ‘doları hedge etme’ zamanı,” dedi.
Doların son işlem aralığının altına düşmesine neden olan zayıf ekonomik veriler, yeni bir döviz hedging dalgasına yol açabilir.
Chandan, “Hedging akışı, doların zayıflamasını daha da şiddetlendirecek,” dedi.
Tahvil yatırımcıları, düşük riskli yatırımlarda getiri dalgalanmalarını önlemek için genellikle döviz risklerini hedging etmeye çalışırken, bu uygulama hisse senedi yatırımcıları arasında daha az popüler.
Bazıları, hisse senedi fiyatları ve döviz kazançlarının olumlu bir döngüsüne işaret ederek, son yıllarda ABD hisse senetlerine akın eden yabancı paranın doların güçlenmesine katkıda bulunduğunu belirtti.
Fakat bu ilişki, ABD ekonomisi ve Trump’ın politikalarına ilişkin endişelerin doları aşağı çekmesiyle bu yıl bozuldu. S&P 500 hisse senedi endeksi bu yıl dolar bazında yüzde 12 artış gösterdi, fakat avro bazında yüzde 2 düşüş kaydetti.
İsviçreli özel banka SYZ Group’un yatırım direktörü Charles-Henry Monchau, bu yılın mart ayında ABD hisse senetlerinde tamamen dolar korumalı bir pozisyona geçtiğini söyledi.
Trump’ın güçlü dolar aleyhindeki açıklamalarına atıfta bulunarak, “Bu jeopolitik bir karardı. Bu yıl durum farklı. Bu yıl, korunmanız gerekiyor,” dedi.
Avustralya ve Danimarka dahil birçok ülkedeki emeklilik fonları, dolar risklerini giderek daha fazla koruma altına alıyor.
BNP Paribas’ın analizine göre, Danimarka emeklilik fonları haziran sonunda korunmasız ABD doları risklerini yaklaşık 16 milyar dolar azaltarak 76 milyar dolara düşürürken, Hollanda emeklilik fonları yılın başında korunma oranlarını artırdı.
Uluslararası Ödemeler Bankası haziran ayında yayınladığı bir raporda, ABD dışındaki kurumların döviz riskinden korunma işlemlerinin nisan ve mayıs aylarında doların zayıflamasına “önemli katkı” sağladığını belirtti ve Asya merkezli yatırımcıların bu konuda önemli bir rol oynadığını öne sürdü.
Doların zayıflamasına karşı korunmanın tipik bir yolu, gelecekteki döviz kurunu sabitleyen döviz forwardları gibi türev araçlar. Bu sözleşmeler kısa vadeli faiz oranlarındaki farklılıkları yansıtıyor ve ABD faiz oranlarının düşmesi riskten korunma işlemlerini daha ucuz hale getirdi.
Goldman Sachs’ın baş döviz stratejisti Kamakshya Trivedi, düşen maliyetin Asya’daki yatırımcıları daha fazla korunmaya teşvik edebileceğini ve bunun da doların daha da düşmesine neden olabileceğini söyledi.