Amerika
ABD, Venezuela petrol rezervlerinin beşte birinin kontrolünü ele geçirdi

ABD, Venezuela ile ülkenin petrol rezervlerinin beşte birinin, yani yaklaşık 65 milyar varil ve üzeri miktarın çoğunluk kontrolünü elde etmek üzere bir anlaşma imzaladığını duyurdu.
Anlaşmanın bir parçası olarak ABD, özel bir şirkette doğrudan finansal pay sahibi olacak.
Wall Street Journal’a göre bu şirket Venezuelalı iş adamı Alejandro Betancourt tarafından yönetilecek ve petrol sahaları üzerinde 100 yıl boyunca hak sahibi olacak.
Bu yeni şirket, Suudi Aramco’nun ardından, dünyadaki kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip ikinci en büyük şirket olacak.
Anlaşma, ABD’ye yeni özel şirketin fiili üretiminin %55’ini sağlıyor; buna hisse payı ve petrolü maliyet fiyatından satın alma hakları da dahil.
Konuyu kamuoyuna açıklamaya yetkisi olmayan ve isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir ABD’li yetkiliye göre, ABD’nin satın alacağı petrol, ordunun ihtiyaçlarının yanı sıra ABD stratejik petrol rezervlerine aktarılacak.
WSJ’ye göre, ABD, Betancourt’un Kuzey Amerika’daki Blue Energy Partners şirketinde %35 oranında pasif hisse almayı planlıyor ve bu şirketin üretiminin %20’sini maliyet bedelinden satın alma konusunda öncelikli haklar elde edecek.
Betancourt, Venezuela’daki enerji anlaşmalarında aracılık yapmıştı ve Rodríguez ile yakın bağları bulunuyor.
İspanya ve İsviçre’de kara para aklama iddiaları nedeniyle cezai soruşturmalara maruz kalmış olsa da, henüz resmi bir suçlama yöneltilmedi.
Son iki yıl içinde, NABEP şirketi, Chevron’dan sonra Venezuela’nın en büyük ikinci özel petrol üreticisi haline gelmişti.
ABD Başkanı Donald Trump, bu düzenlemenin ABD’nin petrol arzını büyük ölçüde artıracağını ve İran savaşı nedeniyle son on yılların en düşük seviyesinde bulunan Stratejik Petrol Rezervi’nin yeniden doldurulmasına yardımcı olacağını söyledi.
Trump, anlaşmanın Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Delcy Rodríguez tarafından müzakere edildiğini söyledi.
Dışişleri Bakanı Marco Rubio, bu anlaşmayı Batı Yarımküre’de düşük maliyetli petrol teminini sağlayacak ve Amerikalılar için benzin fiyatlarını düşürecek “büyük bir zafer” olarak nitelendirdi.
Venezuela Analysis’in yaptığı değerlendirmeye göre, anlaşma Üretken Katılım Sözleşmeleri (CPP) temelinde şekillenecek.
Bunların esasen uzun vadeli imtiyazlar olduğuna işaret eden yayın, yeni Hidrokarbon Kanunu ile onaylanan ve özel şirketler için son derece esnek ve elverişli koşullar yaratan yeni bir model olduğunun altını çiziyor.
Kanuna göre bu şirketler işletme ve satış faaliyetlerini yürütürken, Venezuela devletine belirli bir sabit kira ödüyorlar.
Dolayısıyla, 17 büyük petrol sahası, çoğunluk hissesi ABD hükümetine ait olan bir işletmeciye devredilecek. Washington, esasen üretimi kontrol eden ve üretilen petrole münhasır erişim hakkına sahip bir “anklav”a sahip olacak.
Teknik olarak yeraltındaki petrolün sahibi olmayacak ama bir kira sözleşmesi ile buna en yakın duruma ulaşmış olacak.
Yasaya göre, CPP anlaşmaları 25 yıl süreli ve 15 yıl daha uzatma imkânı bulunuyor. Dolayısıyla, Venezuela Analysis’e göre, ABD’nin ihtiyaç duyduğu tüm petrolü talan edene kadar, bu anlaşmaların birkaç kez yenilenebileceği bir düzenleme olması mümkün.
Venezuela hükümeti, 209 milyar dolarlık beklenen gelir açıkladı. Eğer bu rakam, söz konusu 17 sahadaki 65 milyar varil içinse, varil başına 3,2 dolar ediyor.
Ne var ki, bir başka hesaplamaya göre, plan 25 yıl içinde 11 milyar varil çıkarmak. Eğer 209 milyar dolar sadece bu ilk aşama içinse, varil başına 19 dolara denk geliyor ki bu da mevcut ve öngörülen petrol fiyatları göz önüne alındığında yine de inanılmaz derecede ucuz bir rakam.
Ayrıca, bu petrol sahalarının bir kısmı şu anda Venezuela devlet petrol şirketi PDVSA veya ortak girişimler tarafından işletiliyor. Dolayısıyla, çok daha fazla gelir elde edilebilecek bu sahalarda da üretim kaybı söz konusu.
Öte yandan bu plan, Kongre’nin stratejik rezerv harcamalarına onay vermesi gerektiğinden, önemli bir engelle karşı karşıya.
Bazı Kongre üyeleri için bu petrol anlaşması, ABD’nin Ocak ayında Başkan Nicolás Maduro’yu kaçırmanın, kendisine yöneltilen federal uyuşturucu kaçakçılığı suçlamaları değil, petrol nedeniyle gerçekleştiğinin bir kanıtı.
Virginia Senatörü Tim Kaine bunu “devasa boyutlarda yolsuzluk” olarak nitelendirdi.
Geçici Venezuela Devlet Başkanı Delcy Rodríguez, bu anlaşmanın on milyarlarca dolarlık yatırım getireceğini, bunun sonucunda binlerce istihdam yaratılacağını ve 209 milyar dolarlık vergi geliri sağlanacağını, tüm bunların yanı sıra ülkenin petrol altyapısının modernize edileceğini belirtti.
Cumartesi gecesi ulusa yaptığı televizyon konuşmasında Rodríguez, Venezuela’nın egemenliğinin güvende olduğunu vurguladı ve ülkenin küresel bir enerji gücü haline gelmesini istediğini belirtti.
Venezuela lideri, petrol rezervlerinin “hareketsiz, soğuk bir istatistik olmaktan çıkıp somut çözümler haline geleceğini” söyledi ve “Konut da bunlardan biri,” dedi.
Öte yandan herkes bu görüşe ikna olmuş değil. Bloomberg’e göre, Venezuela’daki Amerikan karşıtı kesimler ABD ile bu kadar yakın bir işbirliğinden pek memnun değilken, ABD destekli muhalefet ise müzakerelere dahil edilmedikleri için rahatsız.
Trump, anlaşmanın Amerikalılar için benzin fiyatlarının düşmesine yardımcı olacağını söylüyor.
İran savaşı, Basra Körfezi’nden petrol sevkiyatını yavaşlatırken ve ABD’deki Kasım seçimlerinden aylar önce fiyatları yüksek tutarken, bu Cumhuriyetçi başkan için önemli bir hedef.
Fakat uzmanlar, Venezuela’nın harap haldeki petrol altyapısının onarılmasının yıllar ve milyarlarca dolar gerektireceği konusunda defalarca uyarıda bulundu.
Üretimde önemli bir artışın kısa sürede gerçekleşmesi beklenmiyor.
New York Üniversitesi Enerji, İklim Adaleti ve Sürdürülebilirlik Laboratuvarı direktörü Amy Myers Jaffe, “Anlaşma uzun vadede faydalı olabilir, fakat İşçi Bayramı hafta sonu için benzin istasyonlarındaki fiyatları değiştirecek bir etkisi olmayacak,” dedi.
Tarafların hiçbiri, altyapı yatırımlarının masraflarını kimin karşılayacağı ve bunun ne kadara mal olacağı konusunda net bir açıklama yapmadı.
AAA’ya göre, Pazar günü ABD’de benzinin ortalama fiyatı galon başına 4,08 dolardı. Bu rakam, bir yıl önce 3,19 dolardı.
Amerika
Demokratlardan Trump’ın Rusya ile dizel yakıt mutabakatına tepki

ABD’de Demokrat parlamenterler, Başkan Donald Trump’ın İran operasyonları ve Ukrayna savaşı ortamında küresel akaryakıt sıkıntısını gerekçe göstererek Rus petrolüne uygulanan yaptırımları kaldırma kararına karşı çıktı. Mutabakat kapsamında Rusya’nın ABD ve küresel piyasaya ilk etapta 300 bin ton motorin tedarik etmesi öngörülüyor.
ABD Kongresindeki Demokrat Partili milletvekilleri, Başkan Donald Trump’ın ABD ordusunun İran’a yönelik askeri operasyonları ve Rusya-Ukrayna savaşı sürecinde yaşanan küresel akaryakıt sıkıntısı gerekçesiyle Rus petrolüne yönelik yaptırımları kaldırma kararına cuma günü tepki gösterdi.
Söz konusu uzlaşı, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin yönetiminin ABD’ye ve küresel piyasaya 300 bin ton dizel yakıt tedarik etmesine olanak tanıyor.
Trump, Truth Social adlı sosyal medya platformunda cuma günü paylaştığı iletide, Putin ile yaptığı görüşmeye işaret ederek şu ifadeleri kullandı:
“Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile son derece başarılı bir görüşmeyi az önce tamamladım; bu görüşmede Rusya’nın Amerikan ve küresel pazarına derhal 300 bin tondan fazla motorin tedarik etmesi, kasım ayı boyunca 500 bin ton daha sağlaması ve bundan hemen sonra da 1 milyon ton yakıt vermesi hususunda mutabakata varıldı.”
Gelişme, Cumhuriyetçi Partinin kasım ayında yapılacak seçimlerde Kongre kontrolünü elinde tutma mücadelesi verdiği ve Amerikan kamuoyunda Trump yönetimi altındaki artan yaşam maliyetlerine yönelik hoşnutsuzluğun yükseldiği bir dönemde kaydedildi.
Demokrat liderlerden Rusya ile anlaşmaya sert tepki
Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer, cuma günü sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, Trump’ı “bocalayan siyasi geleceğini” kurtarmak amacıyla “şeytanla anlaşma yapmakla” suçladı.
Schumer iletisinde, “Bu kirli anlaşma, Orta Doğu’daki Amerikan askerlerini hedef almak ve öldürmeye çalışmak konusunda İranlılara yardım eden ve müttefikimiz Ukrayna’yı yasa dışı ve vahşice işgal eden aynı Putin’e yardım ve yataklık etmekten başka bir işe yaramayacaktır” değerlendirmesini yaptı.
Kongre Ortak Ekonomi Komisyonunun kıdemli Temsilciler Meclisi Demokrat üyesi Don Beyer ise sosyal medyada paylaştığı kısa açıklamada kararı “öfke verici” olarak nitelendirdi.
Virginalı parlamenter paylaşımında, “Fakat bizi dinleyen herkesi bu konuda uyarmıştık: Konu Rusya olduğunda Trump’a zerre kadar güvenilmez” dedi. Beyer, “Ukrayna’ya yardım edeceği umuduyla kendisine genişletilmiş tarife yetkileri vermek bir hataydı. Şimdiyse Rus fosil yakıtlarına uygulanan yaptırımları kaldırıyor” sözlerini kaydetti.
Senato Yargı ile Silahlı Hizmetler komisyonları üyesi Senatör Richard Blumenthal, peş peşe yayımladığı paylaşımlarda Trump’ın dizel yakıt yaptırımlarını kaldırma kararını kınayarak başkana “bu anlaşmayı derhal iptal etmesi” çağrısında bulundu.
Blumenthal, X platformundaki iletisinde, “Trump’ın İran’daki yasa dışı savaşının yol açtığı tahribatı hafifletmeye yönelik bu üstünkörü gizlenmiş girişim, yalnızca Çin ve Rus ekonomilerine fayda sağlayacak ve Ukrayna’da daha fazla masumun katledilmesine yol açacaktır” görüşünü aktardı.
Rusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
“Yaptırımların kaldırılması Putin’in savaş makinesini besler”
Demokrat Parti Grup Disiplin Amiri ve Senato Yargı Komisyonu Kıdemli Üyesi Dick Durbin, Trump’ı “Rusya’nın Ukraynalı sivilleri katletmesini finanse etmeyi düşünmekle” itham etti.
Durbin sosyal medya paylaşımında, “Rusya’ya yönelik yaptırımların kaldırılması yalnızca Putin’in savaş makinesini besleyecek ve Ukrayna’daki çatışmayı uzatacaktır” açıklamasında bulundu.
Senato İstihbarat Seçilmiş Komisyonu Üyesi Senatör Ron Wyden da uzlaşıyı eleştirerek Trump’ın Putin’i “fiyatları dahi düşürmeyecek beklenmedik bir kazanç anlaşmasıyla ödüllendirdiğini” öne sürdü.
Pennsylvania Temsilcisi Madeleine Dean ise Trump’ın bu hamlesini “başarısız İran savaşının sonuçlarından kaçmak” adına atılmış “çaresiz” bir adım olarak nitelendirdi.
Dean, “Trump, Ukrayna’yı sırtından bıçaklamaya ve Putin’den dizel yakıt satın almaya hazırlanıyor. Müttefiklerimiz bunun bedelini öderken, kendisi Rusya’nın savaş makinesini finanse etmeye yardım ediyor” dedi.
Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu Kıdemli Üye Vekili Gabe Amo da sosyal medya paylaşımında anlaşmayı hedef aldı.
Amo iletisinde, “Rusya’ya yönelik yaptırımları artıracak yasayı imzaladıktan sonra Trump, kendi tercihi olan İran savaşı nedeniyle fırlayan benzin fiyatlarıyla başa çıkmak için Putin’e petrol parası mı ödüyor? Bu Putin’i cezalandırmak değil, ona kâr sağlamaktır” ifadelerini kullanarak bu adımın mantıklı hiçbir yanı olmadığını vurguladı.
Amerika
San Francisco’da yapay zeka sermayesi kiraları artırdı

San Francisco’da yapay zeka sektörünün tetiklediği kira artışları nedeniyle kent genelinde tahliye tebligatları yüzde 44 yükseldi. Ortalama tek yatak odalı daire kirasının 4 bin 400 dolara ulaştığı kentte Belediye Başkanı Daniel Lurie acil durum ilan etti.
ABD’nin San Francisco kentinde yapay zeka sektörünün yarattığı sermaye akışı konut kiralarını rekor seviyelere taşırken, tahliye tebligatları geçen yıla kıyasla yüzde 44 arttı.
Yüksek maaşlar ve teknoloji şirketlerinin halka arz beklentileri kentteki konut piyasasında maliyetleri hızla yukarı çekiyor.
The Guardian gazetesinin haberine göre kentte tek yatak odalı bir dairenin ortalama aylık kirası geçen yıla göre yüzde 25’in üzerinde artışla 4 bin 400 dolara çıktı.
Bu tutar ABD genel ortalamasının yaklaşık üç katına denk geliyor. İki yatak odalı dairelerde ortalama kira 6 bin doları bulurken, merkezi noktalardaki dört odalı aile konutlarında rakam 10 bin doları aşıyor.
Nüfusunun yaklaşık üçte ikisi kiracı olan San Francisco’da 160 binden fazla konut kira denetimi kapsamında yer alıyor.
Mülk sahipleri ise yüksek karlı satışlar ya da piyasa rayicinden yeni sözleşmeler yapabilmek için yasal boşluklardan faydalanıyor.
San Francisco Belediye Başkanı Daniel Lurie, yapay zeka sektörünün tetiklediği maliyet artışları gerekçesiyle eylül ayında “kira acil durumu” ilan etti.
Lurie, tahliye davaları için adli yardım bütçesi ayrılmasını, yerinden edilen kiracılara yapılan ödemelerin artırılmasını ve boşalan kira kontrollü konutlardaki zam oranlarına tavan getirilmesini önerdi.
Tahliye bildirimleri ve yasal boşluklar kiracıları zorluyor
Sektör şirketlerinden Anthropic ve OpenAI gibi kuruluşların merkezlerinin yer aldığı SoMa ile Mission Bay bölgelerinde baskı belirginleşiyor.
Turizm ve hizmet sektörü sendikası Unite Here temsilcisi Anand Singh, son aylarda yüzde 40’a varan kira artışlarıyla karşılaşıldığını aktardı.
Ev sahipleri, 1979 yılından önce inşa edilen binalardaki uzun süreli kiracıları çıkarmak için eyalet yasalarındaki Ellis Yasası gibi düzenlemelerden yararlanıyor.
Düzenleme, kiralama faaliyetini sonlandıran mülk sahiplerine tüm binayı boşaltma ve ardından mülkü satma hakkı tanıyor.
Yapay zeka sektöründe çalışan alıcıların gayrimenkullere talep edilen fiyatın 1 milyon dolara kadar üzerinde teklif vermesi, bu yolla yapılan tahliyeleri artırıyor.
North Beach bölgesinde onlarca yıldır aynı kiracıların yaşadığı yedi birimli bir yapının yeni sahipleri, daireleri birleştirerek lüks konutlara dönüştürmeyi amaçlıyor.
Mülk sahipleri ayrıca kira tahsilat yöntemlerini tek taraflı değiştirerek kiracıları ödeme kusuruna düşürme ya da tadilat süreçlerini rahatsızlık verici hale getirerek tahliyeye zorlama yöntemlerini kullanıyor.
San Francisco Konut Hakları Komitesi Direktörü Maria Zamudio, onarımlarla bağlantılı anlaşmazlıklarda geçen yıla göre yüzde 23 artış yaşandığını, yardım hatlarına haftada ortalama 200 çağrı geldiğini kaydetti.
Göçmenler ve dar gelirliler kentten uzaklaşıyor
Özellikle kentin Çin Mahallesi bölgesinde yaşlı ve sınırlı İngilizce konuşan sakinlerin tahliye baskısıyla karşılaştığı bildiriliyor.
San Francisco Tahliye Karşıtı Koalisyon Direktörü Molly Goldberg, bazı ev sahiplerinin kiracıları sınırdışı edilme tehdidiyle sindirmeye çalıştığını aktardı.
Yerinden edilen çalışanlar, 80 ila 140 kilometre mesafedeki Central Valley, Tracy veya Modesto gibi uzak yerleşimlere taşınarak kente gidiş geliş yapmak zorunda kalıyor.
San Francisco İşçi Konseyi Direktörü Kim Tavaglione, hemşire, öğretmen ve itfaiyecilerin de dahil olduğu sendika üyelerinin yalnızca yüzde 7’sinin son zamlardan önce kent sınırları içinde yaşayabildiğini dile getirdi.
Kentteki demografik çeşitliliğin daraldığına işaret eden Ulusal Konut Hukuku Projesi Üst Yöneticisi Shamus Roller, 1970’te yüzde 13 seviyesinde olan siyah nüfus oranının bugün yüzde 5 civarına gerilediğini belirtti.
UCSF Benioff Evsizlik ve Konut Girişimi Direktörü Margot Kushel ise aşırı kalabalık yaşam koşullarının ruh sağlığını bozduğunu, bazı kişilerin kirayı ödeyebilmek için gıda harcamalarından ve temel tedavilerinden feragat ettiğini bildirdi.
Amerika
ABD rafinerileri küresel arz daralmasıyla rekor kâra hazırlanıyor

Wall Street Journal gazetesinin haberine göre Ortadoğu ve Ukrayna’daki savaşlar küresel akaryakıt arzını daraltırken ABD merkezli rafinerilerin rekor çeyreklik kâr açıklaması bekleniyor. Sene başından bu yana piyasa değerleri 224 milyar dolar artan şirketlerin tesisleri tam kapasiteye yakın çalışıyor.
ABD merkezli petrol rafinerisi şirketlerinin, Ortadoğu ve Ukrayna’daki savaşların küresel akaryakıt arzını daraltması ve ürün fiyatlarını artırması nedeniyle rekor düzeyde çeyreklik kâr elde edebileceği değerledirmeleri yapılıyor.
The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin haberine göre Wall Street analistleri; Valero Energy, Marathon Petroleum ve Phillips 66 şirketlerinin, neredeyse rekor seviyelere ulaştıkları ikinci çeyrek sonuçlarını geride bırakmasını bekliyor.
Rafineriler, ham petrol maliyeti ile rafine ürün fiyatları arasındaki farkı gösteren ve “crack spread” olarak adlandırılan marjın genişlemesinden faydalanıyor.
Söz konusu marj, Ortadoğu’daki rafinerilerin operasyonel sorunları ve İran savaşı nedeniyle yükseliyor.
Bu süreçte Çin ile diğer Asya ülkelerinin akaryakıt ihracatını düşürdüğü, analiz şirketi Industrial Info Resources verilerine göre eylül ayı itibarıyla küresel rafineri kapasitesinin yaklaşık yüzde 12,1’inin devre dışı kaldığı kaydedildi.
Rafinerilerin kâr beklentileri ve hisse performansları yükseldi
JPMorgan tahminlerine göre Valero’nun üçüncü çeyrekteki vergi öncesi kârı, bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 50, 2022 ortasındaki rekor seviyeye göre ise yüzde 24 artışla 8,95 milyar dolara ulaşabilir.
Piper Sandler ise Marathon’un hisse başına kârının geçen yılın aynı dönemine kıyasla yedi kattan fazla artmasını bekliyor.
Şirketlerin mali sonuçlarının ekim sonu ile kasım başında açıklanması öngörülüyor.
Novi Labs petrol ürünleri piyasası analisti John Auers, şirketlerin mevcut elverişli ortamdan yararlandığını ifade etti.
Her üç üreticinin hisseleri perşembe gününü rekor seviyelerde tamamladı. 2026 başından itibaren değerleri iki katından fazla artan bu şirketlerin toplam piyasa değeri yaklaşık 224 milyar dolar yükseldi. Aynı dönemde S&P 500 endeksindeki artış ise yüzde 13 seviyesinde kaldı.
Auers, şirketlerin yüksek kâr marjlarını geçici gördüklerini, bu nedenle üretimi genişletmek amacıyla yatırıma yönelmekte acele etmediklerini aktardı.
ABD Başkanı Donald Trump ise temmuz ayında petrol şirketlerini aşırı yüksek gelirleri gerekçesiyle eleştirerek bu kazancın bir kısmını tüketicilere iade etmelerini talep etmişti.
Küresel arz açığı ABD ihracatını rekor seviyeye taşıdı
ABD rafinerileri, diğer ülkelerden yapılan sevkiyatlardaki aksamalar üzerine yaz aylarında akaryakıt ihracatını artırdı.
Reuters’ın aktardığı verilere göre, 7 Ağustos ile biten haftada ABD’den yapılan dizel ve fuel-oil ihracatı günlük 1,9 milyon varille rekor seviyeye ulaştı.
ABD ve Hindistan, daha önce Ortadoğu ile Rusya’dan sağlanan ürünlere bağımlı olan pazarlara yönelik sevkiyatlarını yükseltti.
Tesislerin tam kapasiteye yakın çalıştığı ABD’de yüksek üretim seviyesi küresel açığın dengelenmesine yardım ediyor.
Financial Times, temmuz ayındaki değerlendirmesinde yüksek kapasite kullanımının piyasayı kasırga, arıza ve beklenmedik gelişmelere karşı kırılgan hale getirdiğini, herhangi bir aksamanın ağır sonuçlar doğurabileceğini yazmıştı.
Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) Financial Times tarafından aktarılan verilerine göre, ağustos ayı itibarıyla Ortadoğu’daki büyük rafinerilerden yapılan dizel ihracatı savaş öncesi dönemin dörtte birine geriledi; küresel petrol ürünleri üretimi ise geçen yılın aynı dönemine kıyasla günlük 4 milyon varilden fazla azaldı.
İşlenmiş akaryakıt piyasasının, rafineri kapasitesi açığı ve yüksek taşımacılık maliyetleri nedeniyle baskı altında kaldığı vurgulandı.
Diplomasi2 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Görüş2 hafta önceEast-West Forum: Dünyanın artık kaçınamayacağı bir diyalog
Asya2 hafta önceKuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik
Asya1 hafta önceÇin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor
Dünya Basını2 hafta önceÇin büyük güç kavramının anlamını nasıl dönüştürmek istiyor?
Asya2 hafta önceJapon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı
Dünya Basını2 hafta önceYarım trilyon dolarlık balon: Süper zeka söylemi gerçek zararları gizliyor
Dünya Basını7 gün önceİktisatçı Richard Wolff: ABD’de oligarklar devleti rehin alarak piyasayı yönetiyor








