Bizi Takip Edin

Amerika

ABD, Venezuela’nın başkenti Karakas’ı ve askeri üsleri vurdu

Yayınlanma

ABD hava kuvvetleri, Venezuela’nın başkenti Karakas ile çeşitli askeri üslere yönelik geniş çaplı ve ağır bir bombardıman gerçekleştirdi. Saldırılar sonucunda başkent ve çevresindeki eyaletlerde elektrik ve internet kesintileri yaşanırken, Venezuela hükümeti “dış kaynaklı olağanüstü hal” ilan ederek ulusal seferberlik başlattı.

Venezuela’nın başkenti Karakas, Donald Trump yönetiminin tehditleri devam ederken ağır hava saldırılarının hedefi oldu.

Başkent genelinde şiddetli patlama sesleri duyulurken, şehir üzerinde yoğun askeri hava aracı hareketliliği gözlendi.

Yerel basına göre, saldırıların ardından Karakas’ın çeşitli bölgelerinde elektrik kesintileri bildirildi.

Reuters, Venezuela başkentinin güneyindeki bir askeri üssün yakınında elektrik kesintisi yaşandığını bildirdi. Ajans, saldırıların başkentte askeri üsler dahil olmak üzere birçok bölgeyi hedef aldığını, bunun sonucunda elektrik ve internet kesintilerinin meydana geldiğini aktardı.

Gelen bilgiler, hava saldırılarının Nueva Esparta eyaletindeki Margarita Adası’nı da hedef aldığını gösteriyor.

İlerleyen saatlerde gelen bilgiler; Fort Tiuna askeri kompleksi, La Carlota hava üssü ve Higuerote Havalimanı dahil olmak üzere çok sayıda üs ve sivil tesisin vurulduğunu ortaya koydu. Ayrıca Venezuela medya kuruluşları, Vargas eyaletinde bulunan ülkenin en büyük limanı La Guaira’da patlamalar olduğunu bildirdi.

Vatandaşlar tarafından paylaşılan görüntülerde, askeri nakliye helikopterlerinin başkent üzerinde uçtuğu görüldü.

Venezuela ABD’nin askeri saldırganlığını kınadı

Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti, ABD’nin askeri saldırılarını güçlü bir şekilde reddederek kınadı ve bunları “Birleşmiş Milletler Şartı’nın, özellikle 1. ve 2. maddelerinin açık bir ihlali” olarak nitelendirdi.

Hükümet; saldırıların Karakas’ın yanı sıra Miranda, Aragua ve La Guaira eyaletlerindeki hem sivil hem de askeri alanları hedef aldığını ve “milyonlarca insanın hayatını ciddi riske attığını” belirtti.

Karakas yönetimi, saldırıların başta petrol ve madenler olmak üzere stratejik kaynakları ele geçirme girişiminin bir parçası olduğunu ifade etti ve ülkenin siyasi bağımsızlığını kırma çabasının “başarıya ulaşamayacağı” uyarısında bulundu.

Açıklamada ülkenin tarihsel direncine vurgu yapılarak, “Venezuela’nın 1811’den bu yana imparatorluklarla yüzleştiği ve onları yendiği” kaydedildi.

Ulusal seferberlik ve savunma tedbirleri

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, saldırılara yanıt olarak tüm ulusal savunma planlarının derhal uygulamaya konulması ve “ülke genelinde dış kaynaklı olağanüstü hal” ilan eden kararnamenin yürürlüğe girmesi talimatını verdi.

Hükümet, “ülkedeki tüm sosyal ve siyasi güçleri seferberlik planlarını devreye sokmaya ve bu emperyalist saldırıyı reddetmeye” çağırdı.

Bolivarcı Ulusal Silahlı Kuvvetler, halk ve polis ile birlikte “egemenliği ve barışı güvence altına almak” amacıyla koordineli bir şekilde konuşlandırıldı.

Açıklamada ayrıca Venezuela’nın uluslararası yollara başvuracağı; BM Güvenlik Konseyi, BM Genel Sekreteri, CELAC ve Bağlantısızlar Hareketi nezdinde şikayette bulunarak “ABD hükümetinin kınanmasını ve hesap vermesini talep edeceği” doğrulandı.

Hükümetin açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

“Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri’nin mevcut hükümeti tarafından Cumhuriyetin başkenti Karakas kentindeki sivil ve askeri yerleşimlere, ayrıca Miranda, Aragua ve La Guaira eyaletlerindeki Venezuelalı topraklara ve halka karşı gerçekleştirilen son derece ağır askerî saldırıyı uluslararası toplum nezdinde reddeder, kınar ve şiddetle teşhir eder. Bu eylem, egemenliğe saygı, devletlerin hukuki eşitliği ve güç kullanma yasağını güvence altına alan Birleşmiş Milletler Şartı’nın özellikle 1 ve 2. maddelerinin açık ve ağır bir ihlalidir. Söz konusu saldırı, başta Latin Amerika ve Karayipler olmak üzere uluslararası barış ve istikrarı tehdit etmekte ve milyonlarca insanın hayatını ciddi biçimde tehlikeye atmaktadır.

Bu saldırının amacı, Venezuela’nın özellikle petrol ve madenler başta olmak üzere stratejik kaynaklarını ele geçirmek ve Ulusun siyasal bağımsızlığını zor kullanarak kırmaktan başka bir şey değildir. Bunu başaramayacaklardır. İki yüz yılı aşkın bağımsızlık tarihinin ardından halkımız ve meşru hükümeti, egemenliği ve kendi kaderini tayin etme konusundaki devredilemez hakkını savunma noktasında dimdik ayaktadır. Cumhuriyetçi yönetim biçimini yıkmak ve bir ‘rejim değişikliği’ dayatmak amacıyla, faşist oligarşiyle ittifak hâlinde yürütülmek istenen sömürgeci savaş girişimi, önceki tüm girişimler gibi başarısız olacaktır.

1811’den bu yana Venezuela imparatorluklarla yüzleşmiş ve onları yenmiştir. 1902 yılında yabancı güçler kıyılarımızı bombaladığında, Devlet Başkanı Cipriano Castro şu sözleri dile getirmiştir: ‘Yabancının küstah ayağı Vatanın kutsal toprağını kirletti.’ Bugün Bolivar’ın, Miranda’nın ve kurtarıcılarımızın manevi mirasıyla Venezuelalı halk, emperyal saldırı karşısında bağımsızlığını savunmak üzere bir kez daha ayağa kalkmaktadır.

Bolivarcı Hükümet, ülkenin tüm toplumsal ve siyasal güçlerini seferberlik planlarını devreye sokmaya ve bu emperyalist saldırıyı kınamaya çağırmaktadır. Venezuela halkı ve Bolivarcı Ulusal Silahlı Kuvvetleri, halk-ordu-polis tam birlikteliği içinde, egemenliği ve barışı güvence altına almak üzere konuşlandırılmış durumdadır. Eş zamanlı olarak Bolivarcı Barış Diplomasisi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, BM Genel Sekreteri, CELAC ve Bağlantısızlar Hareketi (NAM) nezdinde gerekli başvuruları yaparak ABD hükümetinin kınanmasını ve hesap vermesini talep edecektir.

Devlet Başkanı Nicolás Maduro, Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti Anayasası, Olağanüstü Hâller Hakkında Organik Yasa ve Ulusal Güvenlik Organik Yasası’nda öngörülen çerçeveye sıkı sıkıya bağlı kalarak, uygun zaman ve koşullarda uygulanmak üzere tüm ulusal savunma planlarını devreye sokmuştur.

Bu kapsamda Devlet Başkanı Nicolás Maduro, nüfusun haklarını ve cumhuriyet kurumlarının tam işleyişini korumak ve derhâl silahlı mücadeleye geçmek amacıyla, ülke genelinde Dış Kaynaklı Olağanüstü Hâl (Conmoción Exterior) ilan eden Kararnameyi imzalamış ve uygulanmasını emretmiştir. Bu emperyalist saldırıyı bozguna uğratmak için tüm ülke seferber olmalıdır.

Aynı şekilde, Ulusun Kapsamlı Savunması Komutanlığı’nın ve Kapsamlı Savunma Yönetim Organları’nın ülkenin tüm eyalet ve belediyelerinde derhâl konuşlandırılmasını emretmiştir.

Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesine tam uygunluk içinde Venezuela, halkını, topraklarını ve bağımsızlığını korumak üzere meşru müdafaa hakkını kullanma hakkını saklı tutmaktadır. Latin Amerika, Karayipler ve dünyanın halklarını ve hükümetlerini bu emperyal saldırı karşısında aktif dayanışma için seferber olmaya çağırıyoruz.”

Washington henüz açıklama yapmadı

ABD henüz saldırıların sorumluluğunu üstlendiğini duyurmadı, ancak Washington daha önce defalarca Venezuela topraklarına saldırma tehdidinde bulunmuştu.

Bu arada Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro, X platformunda bir çağrı yayınlayarak Birleşmiş Milletler ve Amerikan Devletleri Örgütü’nü (OAS) acilen toplanmaya davet etti.

ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırganlığına karşı olduğunu daha önce açıkça ifade eden Petro, “Karakas şu anda bombalanıyor” dedi.

Petro, “Dünyaya uyarı: Venezuela saldırıya uğradı!” ifadelerini ekledi.

Kolombiya lideri ayrıca, “OAS ve BM derhal toplanmalı” açıklamasında bulundu.

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Amerika

Pentagon’dan Boeing’e 20 milyar dolarlık yeni nesil savaş uçağı sözleşmesi

Yayınlanma

ABD Donanması, uçak gemisi filosunun yeni nesil muharip uçağı F/A-XX için Boeing ile 20 milyar doları aşan bir geliştirme sözleşmesi imzaladı. 2030’lu yıllarda envantere girmesi hedeflenen sistem, Super Hornet uçaklarının yerini alacak ve insansız hava araçlarıyla koordineli görev yapacak.

ABD Donanması, uçak gemisi filosunda görev yapacak altıncı nesil F/A-XX savaş uçağının kapsamlı geliştirme süreci için havacılık şirketi Boeing ile 20 milyar doları aşan bir sözleşme imzaladı.

29 Eylül’de duyurulan anlaşma uyarınca üretici firma, donanmanın gelecek nesil hava muharebe filosunu şekillendirecek.

Pentagon yetkilileri, geliştirilecek uçağın çekişmeli hava sahalarında üstünlük sağlama ve uçak gemisi görev gruplarının operasyon menzilini artırma hedefi taşıdığını bildirdi.

Pentagon’un tedarik ve idame işlerinden sorumlu müsteşarı Michael P. Duffey, askeri personelin caydırıcılık, güç gösterisi ve hava hakimiyeti için yüksek ateş gücüne sahip ağ bağlantılı sistemlerle donatılacağını belirtti.

Duffey, programı ABD’nin ulusal güvenliği ve hava muharebe kabiliyeti açısından vazgeçilmez bir yatırım olarak tanımladı.

Donanma Bakan Vekili Hung Cao ise işbirliğinden duyulan memnuniyeti dile getirerek hedeflerinin hava sahasındaki hakimiyeti sürdürmek olduğunu kaydetti.

Yeni Nesil Hava Üstünlüğü programı çerçevesinde imzalanan sözleşme; yer testleri, uçuşa elverişlilik denetimleri ile silah ve sistem entegrasyonunda kullanılacak birden fazla test platformunu kapsıyor.

F/A-XX modelinin 2030’lu yıllardan başlayarak hizmetteki F/A-18E/F Super Hornet ve EA-18G Growler filolarını desteklemesi, sonraki aşamada ise bu uçakların yerini alması öngörülüyor.

Uçak, mevcut F-35C filolarıyla ortak görev icra edecek; insanlı ve insansız hava araçlarının birlikte kullanıldığı müşterek harekâtlarda görev üstlenecek.

Bu anlaşma, Boeing’in üstlendiği ikinci altıncı nesil muharip uçak projesi oldu. ABD Hava Kuvvetleri, 2025 yılındaki F-47 projesi için de aynı üreticiyi tercih etmişti.

Şirket, ulusal güvenlik ve ihracat mevzuatı gerekçesiyle F/A-XX’in teknik verilerinin gizli tutulduğunu açıkladı.

Gelişmenin ardından şirketin New York borsasındaki hisseleri yaklaşık yüzde 2 değer kazandı.

Boeing, aynı süreçte İsrail ordusunun hava unsurlarına yönelik tedarik faaliyetlerini de sürdürüyor.

İsrail Savunma Bakanlığı, 3 Mayıs’ta Boeing yapımı F-15IA modellerinden oluşan ikinci bir filonun yanı sıra Lockheed Martin üretimi F-35’lerden oluşan dördüncü filonun alımına onay verdi.

Toplam 119 milyar dolarlık savunma planı kapsamında konuşan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, adımın hava sahasındaki operasyonel üstünlüğü pekiştireceğini ifade etti.

Ekim 2023’ten bu yana İsrail ordusu Gazze Şeridi, Lübnan, Suriye ve İran’da geniş kapsamlı hava saldırıları düzenliyor.

Gazze’de büyük bir yıkıma ve çoğunluğunu kadın ile çocukların oluşturduğu on binlerce sivilin ölümüne yol açan saldırılarda ABD menşeli savaş uçaklarının yanı sıra Boeing üretimi güdümlü mühimmatın okul binaları ve çadır kampları hedef alan operasyonlarda kullanıldığı kaydedildi.

Washington yönetimi, çatışma sürecinde İsrail’e aralarında F-15 uçakları ve hassas güdümlü bombaların da yer aldığı milyarlarca dolarlık askeri sevkiyat anlaşmalarını onaylamayı sürdürdü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English