Bizi Takip Edin

Amerika

ABD yönetimi H-1B vizelerine 103 bin dolarlık yeni harç önerdi

Yayınlanma

ABD İç Güvenlik Bakanlığı, H-1B çalışma vizeleri için 103 bin 265 dolarlık yeni bir başvuru harcı kuralı önerdi. Öte yandan Trump yönetiminin, sığınma başvurusunda bulunan yaklaşık 200 bin yabancının ticari ve turistik vizelerini iptal etmeye hazırlandığı bildirildi.

ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS), ABD’de istihdam edilmek isteyen ve yıllık yasal kontenjana tabi olan tüm yabancı çalışanlar için H-1B vizesi başvurularına 103 bin 265 dolar harç getirilmesini öngören yeni bir kural önerisi yayımladı.

Pazartesi günü yayımlanan kural bildiriminde, toplanacak harcın yasal göçmenlik sisteminin yürütülmesinde federal hükümetin üstlendiği maliyetlerin karşılanması amacıyla kullanılacağı belirtildi. Bu harcamaların DHS ile Adalet, Dışişleri ve Çalışma bakanlıklarının yürüttüğü faaliyetleri kapsadığı kaydedildi.

ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetleri (USCIS) Sözcüsü Zach Kahler konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Önerilen H-1B harcı, aksi takdirde vergi mükelleflerince finanse edilmesi gereken yasal göçmenlik programlarının karara bağlanması, güvenlik soruşturmalarının yapılması ve desteklenmesi için federal hükümet genelinde oluşan maliyetlerin geri kazanılmasını amaçlamaktadır” dedi.

Söz konusu adım, federal bir yargıcın Trump yönetiminin H-1B başvuruları için daha önce önerdiği 100 bin dolarlık harcı haziran ayında iptal etmesinin ardından geldi.

ABD Bölge Yargıcı Leo Sorokin, göçmenlik politikasını ve vergileri belirleme yetkisine sahip tek yasama organının Kongre olduğunu vurgulayarak vize başvurularına vergi getirilmesinin hukuka aykırı olduğuna hükmetmişti.

İlk öneri üniversiteleri, hastaneleri ve araştırmaya dayalı kuruluşları kapsıyordu. Ancak DHS’nin yeni önerdiği kural kapsamında bu işverenler yeni harç uygulamasından etkilenmeyecek.

Cato Enstitüsünden David Bier, The Hill’e yaptığı değerlendirmede kararı eleştirerek şu ifadeleri kullandı:

“İlk harç başvurularda yaklaşık yüzde 90’lık bir düşüşe ve 28 milyon dolarlık gelir kaybına yol açmasına rağmen yönetim yeni harcın bir ‘maliyet karşılama mekanizması’ olacağını iddia ediyor. Hükümetin kendisi mahkemeye 100 bin dolarlık harcın ‘muhtemelen engelleyici’ olduğunu ve ‘gelir getirmediğini’ söylemişti. Gelir getirse bile bu durum harcı yasal kılmaz; zira göçmenlik harçları yalnızca başvuru değerlendirme ve vatandaşlık hizmetlerinin maliyetlerini karşılamak için getirilebilir. Üstelik bu bir başvuru harcı olduğundan, işverenler USCIS’in başvuruyu onaylayacağına dair hiçbir garanti olmadan bu tutarı ödemek zorunda kalacak. Onay garantisi yokken neredeyse hiç kimse 100 bin dolardan fazla parayı riske atmaz.”

Yeni H-1B vizeleri için standart yıllık yasal sınır 85 bin olarak uygulanıyor. Bu kota, 65 bin genel vize ile ABD’deki bir yükseköğretim kurumundan yüksek lisans veya doktora derecesine sahip başvuru sahiplerine ayrılan 20 bin vizeden oluşuyor. 65 binlik genel kontenjanın 6 bin 800’ü ise münhasıran Şili ve Singapur vatandaşlarına tahsis ediliyor.

ABD’li şirketlerin uzmanlık gerektiren yüksek nitelikli mesleklerde yabancı çalışan istihdam etmesine olanak tanıyan H-1B vizeleri, özellikle teknoloji sektöründeki tartışmaların merkezinde yer alıyor.

Partiler Üstü Politika Merkezi verilerine göre, onaylanan H-1B başvurularının yaklaşık üçte ikisini yazılım mühendisliği, veri bilimi ve bilişim desteği gibi bilgisayarla ilişkili pozisyonlar oluşturuyor.

Yetkililer, önerilen kuralın salı günü Federal Register’da yayımlanacağını ve şirketler ile teknoloji çalışanlarının kural hakkında görüş bildirmek için 30 günlük süreye sahip olacağını bildirdi.

ABD tarihinin en büyük vize iptali hazırlığı

Öte yandan Donald Trump yönetiminin, ABD tarihinin en büyük kitlesel vize iptali işlemine hazırlandığı bildirildi. Associated Press’in (AP) ABD Dışişleri Bakanlığı belgelerine ve Amerikalı yetkililere dayandırdığı habere göre bu adım, ülkede sığınma başvurusunda bulunan 200 bine yakın yabancıyı etkileyebilir.

Dışişleri Bakanlığının, 2016 ile 2026 yılları arasında verilmiş B1 ticari vizeleri ile B2 turist vizelerini, daha önce sığınma talebinde bulunan ya da halen talepte bulunan yabancılardan önümüzdeki haftalarda geri çekmesi bekleniyor. Tedbir, İç Güvenlik Bakanlığı ile koordinasyon halinde yürütülecek.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott, bakanlıkların ABD’ye kısa süreli ziyaretçi olarak giren ancak daha sonra ülkede kalıcı olmak amacıyla sığınma başvurusunda bulunan yabancıları tespit etmek için ortak çalışma yürüttüğünü açıkladı.

Pigott, iptal edilecek vize sayısına ilişkin kesin bir rakam vermezken sürecin devam edeceğini ve nihai karar sayısının değişebileceğini ifade etti.

AP’nin aktardığına göre vize iptalleri doğrudan ve derhal sınır dışı edilme sonucunu doğurmayacak. Sığınma başvurusu inceleme aşamasında olan yabancıların büyük çoğunluğu başka bir yasal kategoriye aktarılacak ancak ticari veya turistik ziyaretçi statülerini kaybedecek.

Mevcut başvuru sahiplerinin ise ABD’de sığınma talebinde bulunma niyetlerinin olmadığını kanıtlamaları ve ülkelerine geri dönme kararlılıklarını belgelemeleri gerekecek.

Geçerli B1 ve B2 vizesi sahiplerine yönelik incelemenin, Dışişleri Bakanlığının ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetlerinden sığınma başvurularına dair verileri almasının ardından başladığı belirtildi. Haberde, vize iptali kararının henüz kesinleşmediği ve konunun yargıya taşınabileceği aktarıldı.

ABD Dışişleri Bakanlığı son 18 ayda suçtan hüküm giyen, suç isnat edilen veya ABD politikalarını kamuoyu önünde eleştiren kişilere ait yaklaşık 175 bin vizeyi iptal etti. Bakanlık, vize iptal mekanizmasını bir göç kontrol aracı olarak kullanmaya ve tehdit oluşturabilecek yabancıları tespit etmeye devam edeceğini duyurdu.

Trump yönetimi daha önce aralarında Rusya’nın da bulunduğu 75 ülkenin vatandaşlarına yönelik göçmen vizesi işlemlerini süresiz olarak durdurmuştu.

Trump, seçim kampanyası sürecinde Beyaz Saray’a döndüğü anda ABD tarihinin en büyük yasa dışı göçmen sınır dışı etme operasyonunu başlatacağını vadetmişti.

The Washington Post’un haberine göre Trump yönetimi, yeni başkanlık döneminin ilk yılında 1 milyona yakın göçmeni sınır dışı etmeyi hedefliyordu.

ABD Dışişleri Bakanlığı 2025 yılı içinde yabancılara ait 100 binden fazla vizeyi iptal etmiş, bunlar arasında yaklaşık 8 bin öğrenci vizesi de yer almıştı.

Amerika

Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

Yayınlanma

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.

ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.

Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.

Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.

Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.

Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.

Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.

Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.

ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.

Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.

The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.

Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.

Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English