Amerika
ABD’de Demokrat Parti içindeki sol dalga Colorado’ya ulaştı
Colorado eyaletindeki ön seçimlerde sol adayların elde ettiği zaferler, Demokrat Parti içindeki ideolojik tartışmaları yeniden alevlendirdi. Kongre’nin deneyimli isimlerinin yenilgisiyle sonuçlanan bu süreç, partinin gelecekteki yönü konusunda merkez sol ile ilerici kanat arasındaki görüş ayrılıklarını derinleştiriyor.
Demokrat Parti siyasetinde etkisini gösteren sol dalga Salı günü Colorado eyaletine ulaştı. Ön seçimlerde, uzun süredir Temsilciler Meclisi üyeliği yapan Demokrat Diana DeGette yarışı kaybederken, Senatör Michael Bennet’ın da eyalet valiliği adaylığı hedefleri son buldu.
Yaşanan bu gelişmelerin ardından Demokratlar, partinin bundan sonra nasıl bir yön izlemesi gerektiğine dair acil sorular sormaya başladı.
Sol kanattan yükselen sesler, statükoya meydan okuyan adayların daha ilerici politikalara, şirket çıkarlarına karşı daha mesafeli bir duruşa, İsrail’in eylemlerine yönelik daha güçlü kınamalara ve Başkan Donald Trump’a karşı daha kararlı bir muhalefete yönelik toplumsal talebi karşıladığını belirtiyor.
Bu dünya görüşüne göre, Washington’daki Demokrat liderler çekingen ve etkisiz bir siyaset izliyor.
Merkez soldaki şüpheci isimler ise sol kanadın, özellikle de Amerika Demokratik Sosyalistleri (DSA) üyesi adayların, Demokratların güçlü olduğu bölgelerde ön seçimleri kazansalar dahi ılımlı seçmenleri partiden uzaklaştırarak seçim yenilgilerine zemin hazırladığını ifade ediyor.
Bu çevreler, solun yükselişinin Cumhuriyetçilerin eline siyasi koz vermesinden çekiniyor.
Donald Trump da solun bu yükselişinden siyasi fayda sağlamaya çalışan isimler arasında yer alıyor.
Çarşamba günü Kuzey Dakota’da konuşan Trump, ABD’nin istisnai yapısının korunması gerektiğini vurgulayarak “Komünistlerin yolumuza çıkmasına izin vermeyeceğiz. Çok sevimsiz bir grup” ifadesini kullandı.
Bu sözler, Trump’ın hafta başında verdiği mesajları destekler nitelik taşıyor. Trump, Pazartesi günü Oval Ofis’te gazetecilere yaptığı açıklamada sol adaylara değinerek “Kulağa hoş geldiği için ‘sosyal demokrat’ ifadesini kullanıyorlar ancak aslında bahsettiğiniz şey komünizmdir” dedi.
Benzer eleştiriler Trump’ın müttefikleri tarafından da dile getiriliyor. ABD İç Güvenlik Bakanı Markwayne Mullin Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Demokrat Parti’nin eski Başkan John F. Kennedy dönemindeki yapısından çok uzaklaştığını belirtti.
Mullin, partinin artık “kendisini açıkça sosyalist bir komünist olarak tanımlayan Bernie Sanders’ın” partisi haline geldiğini söyleyerek “Bu, ülkenin temelleriyle uyuşmuyor” değerlendirmesini yaptı.
Sanders uzun süredir kendisini demokratik sosyalist olarak tanımlıyor ancak kendisi bir komünist olmadığı gibi resmi olarak Demokrat Parti üyesi de değil.
Demokratik sosyalizm ile komünizm arasındaki temel farklar incelendiğinde, komünistlerin genel olarak özel mülkiyetin kaldırılmasını ve tek partili bir devlet yapısının kurulmasını savunduğu görülüyor.
Bu unsurların hiçbiri ne Sanders’ın ne de genel anlamda demokratik sosyalizmin hedefleri arasında yer alıyor.
Parti içindeki görüş ayrılıkları Colorado seçimleriyle belirginleşti
Ancak bu ideolojik ayrım, özellikle Colorado’daki ön seçim sonuçları dikkate alındığında, ılımlı Demokratlar için teselli edici bir anlam taşımıyor. Eyalet valiliği ön seçimlerinde Bennet, eyaletin Adalet Bakanı Phil Weiser karşısında yenilgiye uğradı. Weiser bir demokratik sosyalist olmasa da Trump’a karşı daha kararlı bir mücadele yürütme taahhüdünde bulunmuştu.
Colorado’nun 1. Seçim Bölgesi’nde ise daha keskin bir tablo ortaya çıktı. Bu bölgede DeGette, Amerika Demokratik Sosyalistleri üyesi olan 29 yaşındaki Melat Kiros karşısında seçimi kaybetti. DeGette, kürtaj haklarının güçlü bir savunucusu ve çevre koruma politikalarının destekçisi olarak partinin ilerici kanadına yakın bir profil çiziyordu.
Ancak İsrail meselesi, DeGette ile Kiros arasındaki en büyük yol ayrımını oluşturdu. Kiros, Kasım 2023’te sosyal medyada paylaştığı bir mesajın ardından çalıştığı hukuk firmasındaki işini kaybetmişti.
Kiros, söz konusu paylaşımında Filistinli silahlı grupların eylemlerini “şiddet içeren sömürgeciliğe karşı şiddetli direnişin bir belirtisi” olarak nitelendirmiş ve İsrail devletinin ortadan kaldırılmasına yönelik çağrıların neden antisemitizm olarak kabul edildiğini sorgulamıştı.
Kiros ayrıca “İsrail hükümetinin, Filistin halkına karşı işlediği suçları savunmak ve kendisine yönelik her türlü direniş veya eleştiriyi bastırmak için antisemitizmi bir silah haline getirdiğini” belirtmişti.
İsrail politikası ön seçimlerde belirleyici bir sınava dönüşüyor
Kiros’un DeGette karşısında elde ettiği zafer, bir önceki hafta New York’un 10. Seçim Bölgesi’nde yaşanan ön seçimlerle büyük benzerlik gösteriyor. New York’ta eski DSA üyesi Brad Lander, Temsilciler Meclisi Üyesi Dan Goldman’ı geride bırakmıştı.
Goldman da tıpkı DeGette gibi genel olarak sol eğilimli bir siyasetçi olmasına rağmen İsrail’i geniş ölçüde destekleyen bir çizgiye sahipti.
Birçok Demokrat seçmen için, Gazze’ye yönelik operasyonların ardından İsrail’e karşı takınılan tavır ahlaki bir sınav niteliği kazandı.
DeGette, Çarşamba günü yayımladığı video mesajında Kiros’u tebrik etti. Kendisini uzlaşıya açık ve yasama çalışmalarında karşı tarafla işbirliği yapmaya hazır bir siyasetçi olarak tanımlayan DeGette “Ne yazık ki mevcut zehirli siyasi iklimimizde bu tür siyasetçilere artık pek yer kalmamış görünüyor” dedi.
Bu sırada parti içindeki geniş kapsamlı tartışma giderek artıyor. İlerici Politika Enstitüsü Başkanı Will Marshall, Kiros’un zaferinin partinin sol kanadı tarafından sosyalist hareketin durdurulamaz olduğunun bir kanıtı olarak kutlanacağını belirterek “Bu durum aslında daha dar bir gerçeği kanıtlıyor: Seçmenler mevcut görev sahiplerine karşı bir tutum içinde” değerlendirmesini yaptı.
Marshall ayrıca Amerikalıların yüzde 58’inin Demokratları fazla liberal bulduğunu, partinin ihtiyaç duyduğu işçi sınıfı seçmenlerinin ise göç, suç ve kültürel konularda ılımlı veya muhafazakar bir eğilim sergilediğini ifade etti.
Sol kanat ise durumu tamamen farklı bir pencereden değerlendiriyor. Son dönemdeki zaferlerin örgütlenmesinde önemli rol oynayan sol eğilimli “Adalet Demokratları” (Justice Democrats) adlı kuruluş, Kiros’un başarısını halkın bağışçılara ve lobilere karşı kazandığı bir zafer olarak nitelendirdi.
Kuruluşun direktörü Alexandra Rojas, Kiros’un zaferinin Demokrat seçmenlerin gücünü ortaya koyduğunu belirterek seçmenlerin “fiyatları yükselten şirketlere, bitmek bilmeyen savaşlardan ve soykırımdan kâr sağlayan savaş lobilerine ve toplulukları terörize eden göçmenlik teşkilatına karşı mücadele edecek lider taleplerinin karşılık bulduğunu” söyledi.
Bu sonuç, New York’ta geçen hafta iki DSA üyesinin ve eski üye Lander’ın kazandığı başarıların ardından gelen son zafer oldu. New York’aki ön seçimlerde toplumsal örgütlenme uzmanı Darializa Avila Chevalier, Kongre Hispanik Grubu Başkanı olan Temsilciler Meclisi Üyesi Adriano Espaillat’ı geride bırakmıştı. Claire Valdez ise emekliye ayrılacak olan Temsilciler Meclisi Üyesi Nydia Velázquez’den boşalacak koltuk için yürütülen yarışı kazandı.
Tüm bu seçim bölgelerinin yoğun şekilde Demokrat seçmen ağırlıklı olması, Kasım ayındaki seçimlerin ardından Temsilciler Meclisi’ne yeni DSA üyelerinin girmesini kesinleştiriyor. Bu durum Cumhuriyetçiler ve ılımlı Demokratlar için kaygı verici bir tablo oluştururken, sol kanat için yeni bir dönemin başlangıcı anlamına geliyor.
Geçen haftaki New York ön seçimlerinin dikkat çeken isimlerinden biri olan Avila Chevalier, Çarşamba günü sosyal medyada yaptığı paylaşımda Kiros’u tebrik ederek “Kongre’de sizinle birlikte demokratik sosyalist gücü inşa edecek olmaktan büyük heyecan duyuyorum” ifadesini kullandı.