Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’de elektrik ve benzin fiyatları Trump’ın vaatlerini boşa çıkardı

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump’ın enerji maliyetlerini düşürme vaatleriyle göreve gelmesine karşın ikinci başkanlık döneminin birinci yılı dolarken elektrik ve benzin fiyatları yükselişini sürdürüyor. Ortadoğu’daki askeri çatışmalar ve şebeke yenileme maliyetleri benzin galon fiyatını 4,11 dolara çıkarırken hanehalkı elektrik tarifelerini de enflasyonun üzerine taşıdı.

ABD Başkanı Donald Trump, seçim kampanyası boyunca enerji maliyetlerini düşürme sözü vermişti. Buna karşın ikinci başkanlık döneminin bir buçuk yılı geride kalırken hem benzin hem de elektrik fiyatları artış eğilimini sürdürüyor.

Trump, seçim çalışmaları sırasında elektrik fiyatlarını yüzde 50 oranında azaltma taahhüdünde bulunmuştu. Bir mitingde konuşan Trump, “Benim liderliğim altında Birleşik Devletler, enerji ve elektrik fiyatlarını en az yarı yarıya indirme yönündeki iddialı hedefe bağlı kalacaktır” ifadelerini kullanmıştı.

Trump açıklamasının devamında, “Fiyatları en fazla 12 ay, maksimum 18 ay içinde yarı yarıya indirmeyi hedefliyoruz” şeklinde konuşmuştu.

Ancak veriler farklı bir tablo ortaya koyuyor. 2026 yılının ilk beş ayındaki ortalama hanehalkı elektrik fiyatları, 2024 yılının aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 12 oranında daha yüksek seyretti ve enflasyon artış hızını belirgin biçimde geride bıraktı.

Benzin fiyatları Biden yönetimi döneminde dalgalı bir seyir izlemişti.

Amerikan Otomobil Birlikleri (AAA) verilerine göre benzin fiyatları, 2024 yılının bu dönemine kıyasla yaklaşık 60 sent daha yüksek seviyede bulunuyor ve cuma günü itibarıyla galon başına ortalama 4,11 dolardan satılıyor.

Ulusal Enerji Yardımı Yöneticileri Derneği Yöneticisi Mark Wolfe, yüksek enerji fiyatlarının sıradan Amerikalıların yaşam maliyetini yukarı çektiğini belirtti.

Wolfe, “Aracını çalıştırmak isteyenlerin benzin maliyetleri arttı. Kamyonların gıda maddelerini teslim etmesi gerektiği için gıda fiyatları marjinal düzeyde yükselecektir. Evinizi ısıtmak için kalorifer yakıtı kullanıyorsanız, bunun da maliyeti daha yüksek olacaktır” dedi.

Wolfe, petrolün varil fiyatının bir yıl boyunca 100 dolar seviyesinde kalması halinde, bu durumun ailelere yalnızca benzin harcamalarında yıllık yaklaşık 800 dolar ek maliyet getirebileceğini hesapladı.

Yüksek benzin fiyatları, ABD ile İran arasında Ortadoğu’da süren savaşın bir sonucu olarak görülüyor. Başlıca petrol sevkiyat güzergahı olan Hürmüz Boğazı’nda ve son dönemde Babülmendep Boğazı’nda yaşanan karışıklıklar fiyatların tırmanmasına yol açtı.

Wolfe, “Kalorifer yakıtı ve benzin tarafında yaşanan durum, doğrudan savaşın bir sonucudur. Fiyatları yukarı çekiyor ve piyasada bu belirsizliği yaratıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Fiyat artışları hakkında görüşü sorulan Beyaz Saray Sözcüsü Taylor Rogers, İran’ı ABD ile yapılan ateşkesi ihlal etmekle suçladı.

Rogers, ABD’nin İran’ın ticari gemilere saldırma ve Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan ticareti aksatma kabiliyetini ortadan kaldırmasıyla birlikte “petrol ve gaz fiyatlarının hızla çatışma öncesi seviyelere gerileyeceğini” kaydetti.

Rogers, “Başkan Trump, Amerikan enerji hakimiyetini serbest bırakma, maliyetleri düşürme ve çalışkan Amerikan ailelerinin cebine daha fazla para koyma taahhüdüne bağlı kalmaya devam ediyor” dedi.

Öte yandan elektrik fiyatlarındaki tablo daha karmaşık bir nitelik taşıyor. BloombergNEF Küresel Elektrik Piyasaları Analiz Başkanı Thomas Rowlands-Rees, şebeke güncellemeleri için “faturanın ödenme aşamasına gelindiğini” ve fiyatların bu nedenle yükseldiğini belirterek, bu durumun mutlaka belirli bir yönetimin hatasından kaynaklanmadığını vurguladı.

Rowlands-Rees, “Hükümetin kamu hizmeti sektörüne uygulayabileceği çok fazla araç bulunmuyor, çünkü buradaki politika yetkisinin büyük bölümü eyalet düzeyindedir” dedi ve federal elektrik politikasının ancak yıllar ve on yıllar süren bir zaman diliminde etki gösterdiğini ekledi.

Rowlands-Rees, hiçbir yönetimin 18 ay içinde fiyatları yarı yarıya indirmeyi başaramayacağını düşündüğünü ifade etti.

Analist, “Hükümet doğru politika tercihlerini yapmış olsa bile bunu başarabileceğini sanmıyorum; çünkü bu politika tercihleri bu kadar kısa bir zaman diliminde etki göstermezdi” diye konuştu.

Rowlands-Rees, Trump yönetiminin sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ihracatını genişletme arzusu da dahil olmak üzere uyguladığı politikaların, yakıta olan talebi artırarak uzun vadede fiyatları yükseltebileceğini belirtti.

Rowlands-Rees, “Hükümet ABD’de enerji çıkarımının genişletilmesini teşvik etme konusunda çok olumlu bir tutum sergiledi, bu durum aşağı yönlü bir baskı oluşturabilir. Ancak diğer taraftan LNG ihracatı konusunda da oldukça istekli davrandılar. Mevcut analizimiz, ABD’nin ihracat kabiliyetinin arzı genişletme kabiliyetinden daha hızlı büyüyeceğini gösteriyor. Bu da önümüzdeki birkaç yıl içinde, yani belki bundan iki veya üç yıl sonra, doğalgaz fiyatları üzerinde potansiyel olarak yukarı yönlü bir baskı oluşacağı anlamına geliyor” açıklamasını yaptı.

Wolfe ise yönetimi yenilenebilir enerji önüne koyduğu engeller nedeniyle eleştirdi. Wolfe, “Elektrik fiyatlarının enflasyondan daha hızlı yükselmesi başkanın suçu değil. Fiyatlar zaten birkaç yıldır enflasyondan daha hızlı artıyordu” dedi ancak “temiz enerjinin istikrarlı fiyatlandırma sağladığını” sözlerine ekledi.

Yüksek enerji fiyatları, yaklaşan ara seçimlerde Cumhuriyetçiler açısından sorun oluşturabilir. Cumhuriyetçi Parti stratejisti Keith Naughton, “Bu durum görevdeki her siyasetçi için bir sorundur” değerlendirmesinde bulundu.

The Hill gazetesine görüş yazıları da yazan Naughton, “Fiyatları artıran her şey, makamda kim bulunursa bulunsun bir zorluk yaratacaktır” ifadelerini kullandı.

Amerika

Tesla ve SpaceX için 3,6 trilyon dolarlık birleşme planı

Yayınlanma

Tesla ve SpaceX yönetim kurulları, iki şirketi yaklaşık 3,6 trilyon dolarlık piyasa değeri altında bir araya getirebilecek birleşme planını incelemek üzere bağımsız komiteler kurdu. Yapay zeka yatırımları ve roket harcamaları nedeniyle birleşen yapının yıllık serbest nakit akışının en az eksi 54 milyar dolara inmesi bekleniyor.

Elektrikli araç üreticisi Tesla ile uzay taşımacılığı şirketi SpaceX’in olası birleşimi, piyasa değeri yaklaşık 3,6 trilyon dolara ulaşan yeni bir yapı ortaya çıkarabilir.

Financial Times, yatırımcılar, hukukçular ve analistlerin değerlendirmelerine dayandırdığı incelemesinde, her iki şirketin yönetim kurullarının bağımsız komiteler kurarak birleşme ihtimalini araştırmaya başladığını duyurdu.

Elon Musk, 20 Ekim’de yaptığı açıklamada birleşmeyi “iyi bir fikir” olarak nitelendirdi ancak koşulların henüz netleşmediğini ve anlaşmanın garanti olmadığını belirtti. Girişimci, çıkar çatışması sebebiyle görüşmelere doğrudan katılamayacağını bildirdi.

Hissedarlar açısından birleşmenin en belirgin avantajı, Musk’ın zaman ve kaynak paylaşımına dair soru işaretlerini giderebilmesi. İsmi açıklanmayan bir Tesla yatırımcısı, “Şu an vaktinin bir kısmını Tesla’da, bir kısmını da SpaceX’te geçiriyor ve hissedarlar gücünün veya parasının büyük bölümünün nereye gittiğini anlayamıyor” dedi.

Otomobil üreticisine yakın bir kaynak, iki şirketin Roadster spor modelinden malzeme, yakıt ve üretim teknolojilerine kadar uzanan mevcut işbirliğini hatırlattı. Aynı kaynak, birleşmenin işlem gücü ile yapay zekanın fiziksel cihazlardaki kullanımını entegre eden dikey bir yapı kuracağını kaydetti.

Tesla ile SpaceX arasındaki finansal ilişkiler şimdiden belirgin bir hacme ulaştı. SpaceX, Tesla’dan yaklaşık 1 milyar dolar değerinde Megapack batarya sistemleri ve Cybertruck araçları satın aldı.

Tesla, yapay zeka girişimi xAI’a yaptığı 2 milyar dolarlık yatırımın Şubat 2026’da SpaceX ile birleşmesi sonucunda uzay şirketinin doğrudan hissedarı haline geldi. Musk, xAI hamlesini yapay zeka, roket teknolojisi ve uydu iletişimini bir araya getirerek uzayda veri merkezleri kurma hedefiyle gerekçelendirmişti.

Visible Alpha tarafından derlenen analist tahminleri, Tesla ve SpaceX’in toplam gelirinin 2026 yılında 153 milyar dolara çıkacağını gösteriyor. Buna karşılık yapay zeka altyapısı, çip üretimi ve roket harcamaları sebebiyle iki yapının toplam serbest nakit akışının en az eksi 54 milyar dolar olması bekleniyor.

Financial Times, 3,6 trilyon dolarlık büyüklüğün kesinleşmiş anlaşma bedelini değil, şirketlerin mevcut piyasa değerini yansıttığını bildirdi. Olası birleşme aynı zamanda Musk’ın Tesla üzerindeki kontrolünü güçlendirebilir.

Girişimci, imtiyazlı hisseler sayesinde SpaceX’te yaklaşık yüzde 84 oy gücünü elinde tutarken bu oran Tesla’da yüzde 20 civarında kalıyor. Anlaşmanın kabul edilmesi için Tesla tarafında yalnızca oylamaya katılanların değil, tüm hisselerin çoğunluğunun desteği aranacak.

Hukuk uzmanları, birleşme müzakerelerinin bir tarafın diğerinin aleyhine avantaj sağlamadığına piyasayı ikna edecek biçimde yürütülmesi gerektiğini belirtiyor. Colorado Üniversitesi kurumsal hukuk profesörü Ann Lipton, her iki şirketin merkezini taşıdığı Teksas yasalarının yönetim kararlarına itirazı zorlaştırdığına işaret etti.

Lipton, çıkar çatışması iddiasının tek başına yetersiz kalacağını, hissedarların dolandırıcılık veya kasıtlı yasa ihlali gibi fiilleri ispat etmek zorunda olduğunu söyledi. Sürecin bir diğer zorlu ayağını ise küresel onaylar oluşturuyor.

Hukukçulara göre anlaşmanın AB, Birleşik Krallık ve Çin’deki düzenleyici kurumlardan onay alması gerekecek. Geçen yıl Tesla’ya 21 milyar dolarla toplam cirosunun yaklaşık yüzde 22’sini kazandıran Çin, şirketin en büyük otomobil fabrikasına Şanghay’da ev sahipliği yapıyor.

SpaceX’in ABD savunma ihalelerini üstlenmesi ve askeri Starshield uydularını üretmesi, Pekin hattında güvenlik çekincelerini artırıyor. JPMorgan analistleri, ulusal güvenlik kaygıları nedeniyle Çin onayının ciddi engellerle karşılaşabileceğini bildirdi.

Banka analistleri, Tesla’nın Çin operasyonlarını tamamen ayırmasını veya kontrolü yerel bir konsorsiyuma devrederek marka ile otonom sürüş lisans gelirleriyle yetinmesini olası seçenekler arasında gösterdi.

The Wall Street Journal temmuz ayında Tesla’nın Çin birimini satmayı değerlendirdiğini yazmış, ancak Musk bu iddiayı “kesinlikle sahte haber” diyerek yalanlamıştı.

Tesla’ya yakın bir kaynak, birleşmenin Donald Trump’ın 2029’da bitecek başkanlık görev süresinden önce tamamlanmasının önem taşıdığını ifade etti. Kaynak, “Bu anlaşma gerçekleşecek, ama herkesin düşündüğü kadar hızlı değil” dedi.

SpaceX’in halka arzının ardından haziran ayında tarihin ilk trilyoneri unvanını alan Musk, hisselerdeki dalgalanmalar nedeniyle bu eşiğin altına indi. Forbes verilerine göre 13 Ekim’de SpaceX hisselerinin değer kaybetmesiyle serveti 982,9 milyar dolara gerileyen girişimcinin güncel varlığı 925 milyar dolar seviyesinde.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de yolsuzluğu ihbar edene ödül verilecek

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, kamudaki dolandırıcılıkları ihbar edenlere nakit ödeme sağlayacak 25 milyon dolarlık teşvik programını tanıttı. Mahkûmiyetle sonuçlanan bildirimlere yüzde 1 komisyon vadeden düzenlemede ilk ödeme 10 bin dolarla muhafazakâr YouTuber Nick Shirley’ye yapıldı.

ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance, federal hükümeti dolandıranları ihbar edenlere nakit para ödenmesini öngören 25 milyon dolarlık bir ihbarcı programı açıkladı.

Oval Ofis’te duyurulan Dolandırıcılık İhbar Teşvik Programı kapsamında, mahkûmiyetle sonuçlanan başarılı bildirimlerde bulunanlara yüzde 1 oranında komisyon verilmesi planlanıyor.

Ödüllerin kimlere dağıtılacağı konusundaki tek yetkilinin kendisi olacağını belirten Trump, süreçte son sözü söyleyeceğini dile getirdi.

Trump, Oval Ofis’teki konuşmasında, “Biri birini ihbar ederse yüzde 1 komisyon alacak. Bu harika olacak çünkü bu ülkeden çalınan para trilyonları buluyor” ifadelerini kullandı.

İhbarların “America.gov/fraud” internet sitesi üzerinden toplanacağını aktaran Trump, süreci hızlandırmak adına aynı ödül için birden fazla talep gelmesi durumunda bağlayıcı hakem rolünü bizzat üstleneceğini bildirdi.

Trump, ödemelere ilişkin takdir yetkisini, “Başka bir deyişle o kişinin bunu hak edip etmediğine ben karar vereceğim ve oldukça cömert davranacağım” sözleriyle savundu.

İnternet sitesindeki yönergede, yapılan bildirimin cezai kovuşturmaya yol açması şartıyla ödülün en fazla 30 bin dolara kadar çıkabileceği belirtiliyor.

Öte yandan Trump, Oval Ofis’te yaptığı konuşmada bir kişinin alabileceği tutarda herhangi bir tavan sınır olmadığını iddia etti.

İhbarcıların çok yüksek gelirler elde edebileceğini öne süren Trump, “İnsanlar başkalarını ihbar ederek milyonlarca dolar kazanacak” dedi.

Trump ayrıca ödemelerin ceza davası açılmasına bağlı kalmayacağını, çalınan paranın geri alınması durumunda yapılacağını savundu.

Program kapsamında verilen ilk ödül, Oval Ofis’te Trump ve Vance’in yanında yer alan muhafazakâr YouTuber Nick Shirley’ye gitti. Fox News, Shirley’ye bu kapsamda 10 bin dolar ödendiğini aktardı.

Shirley, Minnesota’daki çocuk bakım programlarında yürütülen usulsüzlük iddialarını araştırdığı bir video yayımlamasının ardından geçen yıl sağ çevrelerde tanınmıştı.

Yeni program, Başkan Yardımcısı Vance’in başkanlığını yürüttüğü dolandırıcılıkla mücadele görev gücünün çalışmalarına dayanıyor.

Vance, “Başkan bu durumun durması gerektiğini söyledi. Artık duruyor ve bunu durdurmamıza yardım etmek isterseniz, ABD Başkanı’nın yaptıkları sayesinde siz de bu ödülleri paylaşabilirsiniz” diye konuştu.

Trump, federal hükümet programlarındaki suistimalleri incelemek ve azaltmak amacıyla mart ayında Dolandırıcılığı Ortadan Kaldırma Görev Gücü’nü kurmuş, yapının başına da Vance’i getirmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

Anthropic halka arz öncesinde 80,7 milyar dolar zarar açıkladı

Yayınlanma

Yapay zeka devi Anthropic, 2026’nın ilk yarısında 80,7 milyar dolar net zarar açıklarken gelirini 16,3 milyar dolara taşıdı. Şirket, halka arz izahnamesinde modellerin şantaj benzeri davranışlar sergileyebileceği ve felaket boyutundaki risklerin sigortalanamayacağı uyarısını yaptı.

Yapay zeka modeli Claude’un geliştiricisi Anthropic, 30 Haziran’da sona eren 2026’nın ilk altı ayında 80,7 milyar dolar net zarar açıkladı.

The Wall Street Journal gazetesinin şirketin halka arz izahname taslağına dayandırdığı habere göre kaydedilen bu zarar, 2025 yılının tamamında gerçekleşen 42 milyar dolarlık kaybı neredeyse ikiye katladı.

Söz konusu devasa tutarın 72 milyar dolarlık büyük bölümü muhasebe kaynaklı defter değeri düşüşlerinden kaynaklandı.

Buna karşın şirketin gelirlerinde sert bir yükseliş görüldü; yılın ilk yarısındaki ciro, önceki yılın aynı dönemindeki 1,1 milyar dolardan 16,3 milyar dolara ulaştı.

Anthropic bu dönemde işlem gücü ve altyapı ihtiyaçları için yaklaşık 9 milyar dolar harcayarak, 2025’in tamamında yapılan 7,3 milyar dolarlık harcamayı altı ayda geride bıraktı.

Şirketin önümüzdeki 7 ila 10 yıl içinde bulut hizmetleri sözleşmeleri kapsamında yaklaşık 450 milyar dolar ödeme taahhüdü bulunuyor.

Bu yükümlülükler çerçevesinde Google Cloud ile 111 milyar dolar, Amazon Web Services ile 110 milyar dolar ve Microsoft ile 31 milyar dolarlık sözleşmeler planlanıyor.

Anthropic ayrıca yapay zeka odaklı daha küçük bulut sağlayıcıları Nscale ve Lambda üzerinden Nvidia çipleri kiralamak için sırasıyla 2033 ve 2034 yıllarına kadar 86 milyar dolara varan harcama yapacak.

Şirket gelecek yıllarda bilgi işlem kapasitesini artırmak amacıyla 750 milyar dolar daha harcayabilir.

Halka arz izahname taslağının yaklaşık üçte birlik kısmı ise doğrudan risk faktörlerine ayrıldı.

Belgede modellerin gerçek dünyada somut zararlara yol açma olasılığına dikkat çekilirken, yapay zekanın “kendini koruma” eğilimi sergileyebileceği ve “şantajı” andıran yanıtlar üretebileceği kaydedildi.

Anthropic, yapay zeka kaynaklı “felaket boyutundaki bir olayın” yaratacağı hasarın büyüklüğü nedeniyle bu tür riskleri sigortalamanın imkansız hale gelebileceği uyarısında bulundu.

Piyasa beklentilerine göre Anthropic’in halka arzı tarihin en büyük işlemlerinden biri olabilir ve SpaceX’in rekorunu geride bırakabilir.

Borsaya açılmanın ardından şirketin piyasa değerinin 2 trilyon dolara kadar ulaşabileceği öngörülüyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English