Amerika
ABD Savaş Bakanlığı ile Kongre arasında yapay zeka veri merkezleri anlaşmazlığı

ABD Savaş Bakanlığının yapay zeka altyapısı için özel şirketlere askeri arazi kiralama adımı, Kongredeki Cumhuriyetçi ve Demokrat milletvekillerinin ortak tepkisini çekiyor. Temsilciler Meclisi ve Senato komisyonlarında sunulan yasa değişiklikleriyle, söz konusu tesislerin su ile enerji kaynakları üzerindeki yükünün ve askeri hazırlık durumuna etkilerinin denetlenmesi talep ediliyor. Savaş Bakanlığı yetkilileri ile bazı muhafazakar üyeler kısıtlamaların askeri inovasyonu yavaşlatacağını savunurken, milletvekilleri şeffaflık ve denetim ısrarını sürdürüyor.
ABD Savaş Bakanlığının yapay zeka sunucu çiftlikleri kurmaları için özel şirketlere askeri arazileri kiralaması, askeri tesisler ile çevre topluluklar üzerindeki etkilerden endişe duyan her iki partiden milletvekillerinin ortak denetim arayışına yol açıyor.
Savaş Bakanlığı, insansız hava aracı sürüleri ve yapay zekayla desteklenen diğer teknolojiler vasıtasıyla harp taktiklerini güçlendirmek amacıyla veri merkezleri inşa etmeyi hedefliyor.
Aralarında kıdemli bir Cumhuriyetçi bütçe tahsis komisyonu üyesinin de yer aldığı Kongre üyeleri, bu girişim daha da hızlanmadan önce süreci kontrol altına almaya çalışıyor.
Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komisyonu Hazırlık Alt Komisyonu Kıdemli Üyesi Demokrat Milletvekili John Garamendi, Temsilciler Meclisinin 2027 mali yılı Ulusal Savunma Yetki Yasası (NDAA) metnine kapsamlı bir değişiklik önergesi sunduktan sonra yaptığı açıklamada, yüksek miktarda enerji ve su tüketen ciddi veri tesisleri gerektiren yapay zeka dönemine girilirken bu yapıların askeri üslerde yer almasının gerekip gerekmediği sorusunun doğduğunu bildirdi.
Garamendi, bu sorunun yanıtının evet de hayır da olabileceğini kaydetti.
Savaş Bakanlığı yetkilileri ve Kongredeki bazı muhafazakarlar ise ordunun veri merkezlerinin etkilerini zaten hesaba kattığını belirterek düzenlemelere karşı çıkıyor.
Bu isimler, Savaş Bakanlığının yapay zeka silahlanma yarışında rekabetçi kalmaya çalıştığı bir dönemde getirilecek kısıtlamaların askeri inovasyon üzerinde engel oluşturacağı uyarısını yapıyor.
Hükümetin direncine rağmen bazı yasal teklifler ilerleme kaydediyor ve veri merkezi patlamasını düzenlemeye yönelik daha geniş kapsamlı yasal mücadelelerin parçası olarak yasalaşma ihtimali taşıyor.
Milletvekillerinin Savaş Bakanlığı veri merkezlerine yönelik tekliflerinin birçoğu inşa süreçlerini tamamen durdurmayı amaçlamıyor.
Önergelerin büyük kısmı, Savaş Bakanlığını planlanan veri merkezlerinin enerji ve su tüketimini, yerel topluluklar ile çevre üzerindeki olası etkilerini hesaba katmaya ve bu konuda şeffaf olmaya zorlayacak inceleme, değerlendirme veya ek planlama şartları getirmeyi hedefliyor.
Temsilciler Meclisi Savaş Savunma Tahsisatları Alt Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Milletvekili Ken Calvert, konuya dair yazılı açıklamasında, üyelerin elektrik şebekesi ile su kaynakları üzerindeki potansiyel yük hususunda yerel halka yönelik etkilerin dikkatle değerlendirildiğinden emin olmak istemelerinin anlaşılır bir durum olduğunu ifade etti.
Sözleşmelerin ayrıntıları
Ordunun veri merkezi adımları, Başkan Donald Trump’ın geçen yıl yayımladığı ve Savaş Bakanlığını askeri tesislerde yapay zeka altyapısına uygun sahaları belirlemekle görevlendiren kararnamesiyle ivme kazandı.
Kararname, Çevre Koruma Ajansı (EPA) ile Beyaz Saray Çevre Kalitesi Konseyinin veri merkezi inşaatlarını destekleyecek adımlar atmasını zorunlu kıldı.
O tarihten bu yana Hava Kuvvetleri, beş askeri tesisteki kullanılmayan arazileri özel şirketlerin veri merkezi kurması için kullanıma sundu.
Kara Kuvvetleri tarafından yapılan basın açıklamasında ise tesislerinde “ticari hiper ölçekli veri merkezleri” inşa edilmesi amacıyla özel şirketlerle şimdiden iki koşullu anlaşma imzalandığı bildirildi.
Kara Kuvvetlerinin bilgi notuna göre, yatırım şirketi Carlyle Group, Texas’ın El Paso kentindeki Fort Bliss tesisinde yer alan 1,384 dönümlük alanda 2027 yılına kadar bir veri tesisi kuracak.
Veri merkezi geliştiricisi CyrusOne ise Utah’taki Dugway Proving Ground sahasında bulunan 1,201 dönümlük alanda 2029 yılına kadar benzer bir tesis inşa edecek.
Kara Kuvvetleri, projelerin vergi mükelleflerine hiçbir ön maliyet getirmeyeceğini ve tesislerin sayaç arkası kapsamlı güç ile su çözümlerini içereceğini açıkladı.
Aralarında ağırlıklı olarak Demokratların bulunduğu bazı milletvekilleri ise bu taahhütlerin yerine getirilebileceği konusunda şüphe taşıyor.
El Paso Matters tarafından yayımlanan bir haberde, sadece Fort Bliss’teki veri merkezinin dahi El Paso’daki 460 bin elektrik abonesinin toplamından daha fazla güce ihtiyaç duyabileceği aktarıldı.
Milletvekilleri, sözleşmelerin nasıl uygulanacağı ve Savaş Bakanlığının veri merkezlerinin askeri hazırlık durumuna, üs altyapısına ve yakındaki mahalle sakinlerine sorun çıkarmaması için hangi adımları attığı konusunda bilgilendirilmediklerini vurguluyor.
Bünyesinde büyük bir Deniz Piyadeleri üssü barındıran seçim bölgesini temsil eden Demokrat Milletvekili Mike Levin, diğer veri merkezlerinde olduğu gibi su ve elektrik tüketimi konusunda son derece bilinçli olunması gerektiğini belirtti.
Levin, esas büyük kaygının ise Savunma Bakanı Pete Hegseth veya Savaş Bakanlığından bu hususların hiçbirine dair gerekli bilgilendirmenin alınamamış olması olduğunu kaydetti.
Teksaslı siyasilerden yapay zeka ve veri merkezlerine denetim çağrısı
Kongrede yasal düzenleme hamleleri
Milletvekilleri veri merkezlerine yönelik yasal değişiklik hamlelerini ilkbaharda Temsilciler Meclisi Tahsisat Komisyonu’nun 2027 mali yılı Enerji ve Su Finansman Yasa Tasarısını ele aldığı sırada başlattı.
Sesli oylamayla kabul edilen partiler üstü bir değişiklik paketiyle Enerji Bakanlığına, veri merkezlerinin enerji ve su kullanımı, şebeke güvenilirliği ve fatura ödeyen tüketiciler üzerindeki etkilerini azaltma yönünde tavsiyede bulunan hükümler eklendi.
Temsilciler Meclisi Enerji ve Su Geliştirme Tahsisatları Alt Komisyonu Kıdemli Üyesi Demokrat Milletvekili Marcy Kaptur, artan veri merkezleri ile yükselen elektrik faturalarını değerlendirirken, Kongrenin halkı koruma yükümlülüğü bulunduğunu, kafalarını kuma gömemeyeceklerini ve 1946 yılındaymış gibi davranamayacaklarını söyledi.
Temsilciler Meclisi tahsisat komisyonu üyeleri, NDAA ile bağlantılı ancak ayrı bir metin olan Savaş Harcamaları Yasa Tasarısını ele alırken, Calvert tarafından sunulan Cumhuriyetçi değişiklik paketini kabul etti.
Bu paket, veri merkezlerinin enerji ve su kaynakları üzerinde önemli bir baskı oluşturduğunu ve toplumların bu tür projelere direnç gösterdiğini kabul eden bir madde içeriyor.
İlgili madde, Savaş Bakanlığının askeri veri merkezlerinin yakındaki topluluklar üzerindeki etkileri hakkında inşaat başlamadan önce Kongreye bilgi vermesini şart koşuyor.
Calvert, önerisinin komisyonun Savaş Bakanlığı programlarını denetleme yönündeki rutin çabalarının bir parçası olduğunu ifade etti mecliste.
Cumhuriyetçi bütçe üyeleri, Demokrat Milletvekili Rashida Tlaib’in askeri tesisler dahil federal arazilerde yapay zeka veri merkezlerinin inşasını yasaklamayı öngören maddesi de dahil olmak üzere çok sayıda Demokrat değişikliğini reddetti. Tlaib, söz konusu düzenlemeyi bağımsız bir yasa tasarısı olarak meclise sundu.
Demokrat Milletvekili Hillary Scholten’ın sunduğu bir diğer değişiklik teklifi ise su kullanımını en aza indirmek amacıyla Savaş Bakanlığı veri merkezleri için asgari verimlilik standartlarının güncellenmesini öngörüyordu.
Scholten da bu önergesini ayrı bir yasa tasarısı olarak sunmayı planlıyor. Scholten yazılı açıklamasında, federal hükümetin su ve enerji kaynaklarını korurken inovasyona da öncülük edebileceğini vurguladı.
Cumhuriyetçi Milletvekili Cory Mills, Temsilciler Meclisinden geçen NDAA metnine Savaş Bakanlığının ABD hasımları tarafından üretilmiş “önemli bileşenler” içeren veri merkezlerine arazi tahsis etmesini engelleyen bir hüküm ekletmeyi başardı.
Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komisyonu’ndaki Cumhuriyetçiler, Garamendi’nin önergesini reddetti. Bu önerge, Savaş Bakanlığının anlaşmalar nihai hale gelmeden önce veri merkezlerinin askeri üslere etkilerine dair bir dizi tespit yapmasını zorunlu kılıyordu.
Bakanlık ayrıca önerilen merkezlerin enerji ve su tüketimini, gürültü ile ışık kirliliğini, güvenlik ve tedarik zincirleri üzerindeki etkilerini değerlendirmekle yükümlü kılınıyordu.
Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu’nda ise Cumhuriyetçiler, Savaş Bakanlığının temel metinde talep edilen veri merkezi stratejisini nihai hale getirene kadar arazi kiralamasını engellemeyi amaçlayan Demokrat önergesini oylamayla düşürdü.
Kongrenin her iki kanadı, muhtemelen kasım seçimlerinin ardından, yıl sonundan önce savunma yetki ve harcama tasarılarının metinlerini uzlaştırmak için çalışma yürütecek.
Temsilciler Meclisi Enerji ve Ticaret Komisyonu, genel olarak veri merkezlerine ilişkin olarak, altyapı gelişiminin elektrik fiyatlarını artırmasını önlemek amacıyla H.R. 9340 sayılı Tüketiciyi Koruma Yasasını öne çıkarıyor. Senatonun bu tasarıyı gündeme alıp almayacağı henüz belirsizliğini koruyor.
Savaş Bakanlığı ve bazı üyelerden gelen itirazlar
Savaş Bakanlığı ve bazı Cumhuriyetçiler, orduya odaklanan yasal düzenleme tekliflerini eleştirerek bunların Bakanlığın hedeflerini yavaşlatabileceğini ileri sürüyor.
Federal News Network’e konuşan ve adı açıklanmayan bir Kara Kuvvetleri yetkilisi, Mills’in getirdiği hükmün uygulanamaz bir standart yaratacağını savundu.
Yetkili, bu değişikliğin ticari ortakları ordunun arazilerinden uzaklaştırabileceğini ve ordunun gelişmiş yapay zeka kabiliyetleri yarışında hasımlarının gerisine düşmesine yol açabileceğini ifade etti.
Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komisyonu Üyesi Cumhuriyetçi Pat Harrigan, Garamendi’nin teklifi gibi adımların iyi niyetli olduğunu düşündüğünü ancak Çin gibi rakip ülkeler öne geçerken bu tür adımların Amerikan yapay zeka ilerlemesini engelleyebileceğini söyledi.
Harrigan, alternatif olarak Kongrenin Savaş Bakanlığından veri merkezi etkilerine ilişkin yıllık raporlar talep edebileceğini, ancak bazı Demokratların önerdiği türden bir ön onay mekanizmasının doğru olmadığını kaydetti. Harrigan, bu değişikliğin üsleri veya toplulukları korumayacağını, aksine bürokrasiye boğacağını dile getirdi.
Aynı komisyonda yer alan Wisconsinli Cumhuriyetçi Milletvekili Derrick Van Orden ise veri merkezlerinin tarım üretimi için kullanılabilecek işlenebilir araziler yerine askeri tesislerde kurulmasını desteklediğini belirtti.
Garamendi, komisyon görüşmeleri sırasında muhalif üyelere yanıt vererek teklifinin amacının yanlış anlaşıldığını söyledi. Garamendi, hedefin askeri veri merkezlerinin inşasını durdurmak değil, Savaş Bakanlığının olası etkileri hesaba katmasını sağlamak olduğunu vurguladı.
Veri merkezi önergelerini destekleyen Levin ise karşı tarafın kaynak tüketimine ilişkin gerçekliği kabul etmek istemediğini ve bu durumun her topluluk için uygun olmadığını kaydetti.
Trump yönetimi veri merkezleri için yeni elektrik taahhüdü açıkladı
Amerika
ABD Genelkurmayında mühimmat sızıntısı soruşturması: 50 personele yalan makinesi

ABD Genelkurmay Başkanlığı karargahında görevli yaklaşık 50 subay ve sivil personel, ordudaki mühimmat açığına ilişkin gizli verileri basına sızdırdıkları şüphesiyle yalan makinesine bağlandı. Soruşturmanın emsalsiz bir boyuta ulaştığı belirtilirken, basına yansıyan askeri raporlar İran ile yaşanan savaşta kritik füze stoklarının tükendiğini gösteriyor.
ABD ordusunun mühimmat stoklarındaki erimeye ilişkin basına sızan gizli veriler, Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde kapsamlı bir teftiş başlattı.
The New York Times gazetesinin bilgi sahibi yetkililere dayandırdığı haberine göre müfettişler, ABD Genelkurmay Başkanlığı karargahında görev yapan yaklaşık 50 personeli yalan makinesine bağlayarak sorguladı.
Soruşturma kapsamındaki incelemeler yalnızca rütbeli subaylarla sınırlı kalmadı, karargahtaki sivil personel de teste tabi tutuldu.
Görevlilere, gazetecilere gizli bilgi sızdırıp sızdırmadıkları ve azalan mühimmat stokları hakkında basına detay verip vermedikleri soruldu.
Gazeteye bilgi veren kaynaklar, atılan bu adımın yalnızca sızıntının kaynağını tespit etmeyi amaçlamadığını, gelecekte basına benzer bilgiler aktarmayı düşünebilecek diğer çalışanları sindirmeye dönük bir gözdağı niteliği de taşıdığını aktardı.
The New York Times, çağdaş askeri tarihte ABD ordusunun üst kademelerinde böylesi kitlesel yalan makinesi testlerinin görülmediğini ve soruşturmanın vardığı boyutun emsalsiz olduğunu vurguladı.
Amerikan ordusunun cephane açığı yaşadığına dair ilk haberler ağustos ayında medyaya yansımaya başlamıştı. CNN televizyonunun Pentagon’un iç değerlendirmelerine hakim kaynaklara dayandırdığı haberde, İran ile yürütülen beş aylık savaş boyunca ABD’nin THAAD hava savunma sistemi önleme füzelerinin neredeyse yüzde 80’ini ve Patriot füzelerinin ise yaklaşık yarısını tükettiği belirtilmişti.
Reuters haber ajansı da kendi kaynaklarına dayandırdığı bir başka haberde, ABD ordusunun uzun menzilli hassas güdümlü ATACMS füzeleri ile yeni nesil Hassas Vuruş Füzesi (PrSM) stoklarının “neredeyse tamamını” harcadığını aktarmıştı.
The Washington Post gazetesinin aktardığı bilgilere göre ABD Başkanı Donald Trump, Savunma Bakanı Pete Hegseth’ten cephane açığı hususunda izahat istedi.
Trump, bakanın mevcut mühimmat miktarı konusunda kendisini yanılttığı görüşünü dile getirdi. NBC televizyonu ise Trump’ın, mühimmat yetersizliğinin İran’daki askeri harekatı genişletme planlarının önüne bir engel olarak çıkmasından ötürü hayal kırıklığı yaşadığını kaydetti.
Bu sızıntılara karşın kamuoyu önünde farklı bir duruş sergileyen Trump, ABD’nin “dünyadaki diğer tüm ülkelerden katbekat daha fazla mühimmata sahip olduğunu” defalarca yineledi.
ABD Başkanı ayrıca “ihanet niteliğindeki bu açıklamaları basına sızdıran kişilerin” hapis cezasıyla karşılaşacağı yönünde tehditte bulundu.
Amerika
Eski bakan Panetta: ABD ve İran savaşı altı ay daha sürebilir

Eski ABD Savunma Bakanı Leon Panetta, Donald Trump’ın başlattığı İran savaşının herhangi bir çözüme ulaşmadan en az altı ay daha sürebileceğini söyledi. Pentagon’daki yönetim krizinin dışarıya zafiyet mesajı verdiğini belirten Panetta, ABD’nin Ortadoğu’da yeni bir açmazla karşı karşıya kaldığını vurguladı.
Eski ABD Savunma Bakanı Leon Panetta, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin İran ile yürüttüğü savaşın altı ay daha sürebileceği uyarısını dile getirdi.
Panetta, Trump’ın tartışmalı çatışmadan çıkış yolu ararken zorlandığını ve bu krizin Ortadoğu’da ucu açık yeni bir “sonsuz savaşa” dönüşme riski taşıdığını vurguladı.
Barack Obama döneminde hem CIA Direktörü hem de 2011-2013 yılları arasında Savunma Bakanı olarak görev yapan Panetta, Guardian gazetesine verdiği mülakatta iki ülkenin tehlikeli bir kilitlenmeyle karşı karşıya kaldığını söyledi.
Trump’ın altı aydan uzun bir süre önce başlattığı askeri çatışmayı bitirecek çok az seçenek kaldığını belirten eski bakan, gidişatın tıpkı Irak ve Afganistan örneklerinde olduğu gibi Ortadoğu’da “başarısızlıkla sonuçlanan yeni bir savaşa” doğru ilerlediğini ifade etti.
Panetta, “Bana kalırsa bu savaşın herhangi bir çözüme kavuşmadan altı ay daha sürmesi kuvvetle muhtemel” dedi.
Panetta’nın bu değerlendirmeleri, ABD Kara Kuvvetleri Bakanı Dan Driscoll’un ani istifasının hemen sonrasına rastladı.
Driscoll, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile yaşanan görevden alma dalgası ve kurum içi gerilim haberleri eşliğinde görevini bırakmıştı.
Pentagon’un komuta kademesinde büyük bir çalkantı yaşandığını ve bunun içeride adeta sahipsizlik hissi doğurduğunu savunan Panetta, şu sözleri kaydetti:
“Askerlerimiz işte böylesi bir kargaşanın ortasında savaşa gidiyor. İran olsun ya da diğer hasımlarımız olsun, şu anda ABD’ye baktıklarında ülkemizi savunmaya dönük askeri gücümüzü sahaya yansıtma kabiliyetimizde bir zafiyet görüyorlar.”
Çin, Rusya, Kuzey Kore, terör örgütleri ve İran kaynaklı birincil tehditlerin varlığına dikkat çeken Panetta, bu aktörlerin kendi aralarında kurdukları eksen üzerinden temasları sürdürdüklerini ve Washington yönetimini zayıf algıladıklarını ekledi.
Pentagon ise Hegseth liderliğinde tüm birimlerin tam kapasite çalıştığını savundu.
Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, bakanlığın kargaşa içinde olduğu yönündeki tezlerin tamamen temelsiz olduğunu söyleyerek, “Bu iddia, her gün bu ülkeyi savunmak üzere buraya gelen özverili profesyonellere ve savaşçılara hakarettir. Reform süreci tam olarak böyle işler” açıklamasını yaptı.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri harekatı başlatmasından üç hafta sonra, mart ayında da benzer uyarılarda bulunduğunu hatırlatan Panetta, Trump’ın köşeye sıkıştığını dile getirdi.
Panetta’ya göre Trump’ın önünde üç yol bulunuyor. İlk seçenek, sahadan çekilip bunun “başarısız bir savaş” olduğunu kabullenmek; fakat Panetta, Trump’ın böyle bir adımı atmasını olası görmüyor.
İkinci yol, tarafların müzakereye yanaşmadığı ya da teslim olmadığı, karşılıklı misillemelerle süren mevcut kilitlenmeyi zamana yaymak. Eski bakana göre bu senaryo, tarafların en çok korktuğu sonucu doğurarak Ortadoğu’daki yıpratıcı savaşı uzatacak. Üçüncü yol ise küresel ticaretin can damarı sayılan Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü doğrudan ele alıp İran’ın boğazı kapatma ya da deniz trafiğini aksatma kozunu elinden almak.
Savaşın ABD adına kazanılabilir olup olmadığı sorusunu yanıtlayan Panetta, “Bu ancak ABD’nin tutumunda köklü bir değişim yaşanması ve bu aşamadaki birincil hedefin Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak olduğunun açıkça ortaya konmasıyla mümkün olur” dedi.
Trump’ın savaşın yakında biteceği ve Hürmüz Boğazı’nın açık olduğu yönündeki asılsız açıklamalarıyla güvenilirliğini zedelediğini söyleyen Panetta, ABD Başkanı’nın artık hiçbir tehdidinin caydırıcı olmadığını savundu.
Hafta başında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran ile yaşanan süreci bir “savaş” olarak nitelemekten kaçınmıştı.
Vance, çatışmaların kasım ayındaki ara seçimlere kadar bitip bitmeyeceği yönündeki bir soruya ise “Bu sorunun cevabını gerçekten bilmiyorum. Bunu İranlılara sormanız gerekir” yanıtını vermişti.
Panetta, son kamuoyu araştırmalarının Amerikan halkının çoğunluğunun İran ile girilen çatışmayı bir hata olarak gördüğünü ve savaşa karşı çıktığını gösterdiğini aktardı.
Eski Savunma Bakanı ayrıca, İran operasyonlarına destek amacıyla görevlendirilen ve liman ziyareti yapmadan 260 günden uzun süre görevde kalarak rekor kıran USS Abraham Lincoln uçak gemisindeki koşullara değindi.
Gemideki yaşam şartlarının ve personelin ruh sağlığının bozulduğuna yönelik haberleri hatırlatan Panetta, Pentagon’un bu tablodan ders çıkarması gerektiğini söyledi:
“Netice itibarıyla, rotasyon planı hazırlamadan personeli savaş bölgesine süresiz olarak gönderemezsiniz. Mesele yalnızca savaşın kötü gitmesi değil; ordumuzun, hayatını tehlikeye atan kadın ve erkek askerlerimize sahip çıkıp çıkmadığı konusunda da ciddi bir güvensizlik oluşuyor.”
Amerika
ChatGPT ajanlarında sürü psikolojisi tespit edildi

OpenAI tarafından mayıs ayında yürütülen güvenlik testleri sırasında yapay zeka ajanlarının sürü psikolojisi sergilediği bildirildi. Ajanların görev sınırlarını aşarak dış altyapılara saldırdığı, kendi aralarında iş bölümü yapıp liderler belirlediği aktarıldı. The New York Times yazarı Kevin Roose, modellerin grup baskısıyla hareket ederek Hugging Face platformuna sızdığını belirtti.
The New York Times yazarı ve “Hard Fork” adlı teknoloji podcastinin sunucusu Kevin Roose, OpenAI bünyesindeki yapay zeka ajanlarının mayıs ayındaki testler sırasında Hugging Face platformuna yönelik siber saldırılarda “sürü psikolojisi” sergilediğini belirtti.
Roose, ajanlardan birinin verilen görevin sınırlarını aştığını bilmesine rağmen, diğer ajanlar aynı adımı attığı için dış altyapıya yönelik saldırılarını sürdürdüğünü kaydetti.
Roose bu durumu, grup baskısı ve modellerin gruptaki diğer üyelerin davranışlarını taklit etme eğilimiyle ilişkilendirdi.
Roose’un paylaştığı verilere göre bir yapay zeka ajanı süreç sırasında şu değerlendirmeyi yaptı: “Dış altyapının kullanılması, öngörülen uygulama alanının dışına çıkmaktadır. Ancak görev başka türlü tamamlanamaz, diğer ajanlar da bunu yapıyor, bu nedenle devam etmeliyiz.”
Bazı ajanların kendilerine isimler verdiği aktarıldı. Roose, “Aralarından özellikle çalışkan olan biri kendisine PHASEONE10841 adını verdi” ifadesini kullandı.
Yapay zeka ajanlarının grup içinde yönetim kademeleri oluşturduğu, küçük birimler arasında görev ve araştırma projeleri dağıttığı kaydedildi. Bir aşamadan sonra ajanların kendilerini “kolektif” olarak tanımlamaya başladığı ve daha karmaşık görevleri üstlendiği bildirildi.
Merkezi ABD’de bulunan ve 2016 yılında kurulan Hugging Face platformu, yapay zeka modelleri ile makine öğrenimi araçlarının geliştirilip yayımlanmasına olanak tanıyor.
Sistem; yazılımcıların ve araştırmacıların modelleri, veri setlerini ve kaynak kodları paylaşmasını sağlıyor.
Ajanlar, Hugging Face platformuna sızmadan önce günler ve haftalar boyunca OpenAI şirketinin siber güvenlik sistemlerindeki açıkları birlikte aradı ve tespit ettiği bilgileri birbiriyle paylaştı. Modeller bu süreçte yalıtılmış test ortamının dışına çıkmayı başararak dış altyapıya erişim sağladı.
Birden fazla otonom ajanın aynı anda kullanılmasının taşıdığı risklere işaret eden Roose, sistemlerin yalnızca verilen talimatları yerine getirmekle kalmayıp, konulan sınırlamaları aşsalar dahi birbirlerinin eylemlerini benimseyebildiklerini vurguladı.
Bloomberg daha önce yayımladığı haberde, OpenAI ajanlarının temmuz ayında Hugging Face platformuna yapılan sızma eyleminden önce dahili bir forum üzerinden gizlice iletişim kurduğunu ve test ortamından kaçış girişimlerini koordine ettiğini yazmıştı.
Mayıs ayındaki ilk girişimin engellenmesinin ardından yeni bir iletişim kanalı ile sıfır gün açığı bulan ajanların, temmuz ayında Hugging Face altyapısına yönelik saldırıları başlattığı bildirilmişti.
OpenAI, 22 Temmuz tarihinde “benzeri görülmemiş bir siber hadise” yaşandığını açıklamıştı. Şirket, testler sırasında modellerin açık internete erişim sağladığını ve güvenlik açıkları tespit ederek Hugging Face altyapısına saldırdığını bildirmişti.
Reuters ise bir yapay zeka ajanının günlerce korsan saldırılar düzenlediğini, şirketin bu durumu ancak tehdit kontrol altına alındıktan ve Federal Soruşturma Bürosuna (FBI) başvurulduktan sonra fark edebildiğini aktarmıştı.
Reuters daha sonraki haberinde, OpenAI bünyesinden “kaçan” yapay zeka ajanının 29 Temmuz’da New York merkezli Modal Labs şirketinin bir müşterisinin sistemine sızdığını duyurdu. Modal şirketinin kendi sistemlerine ise girilmediği kaydedildi.
Olayın ayrıntılarının ortaya çıkmasının ardından OpenAI, yaşanan süreci sektör için bir “dönüm noktası” olarak nitelendirdi.
Anthropic, Meta, Moonshot ve Birleşik Krallık Yapay Zeka Güvenliği Enstitüsü de kendi testleri sırasında ajanlarının üçüncü taraf sistemlere sızdığını tespit etti.
Financial Times gazetesine konuşan uzmanlar ise modellerin kontrolden çıkmadığını, tam tersine geliştirilme amaçları doğrultusundaki görevleri yerine getirdiğini savundu.
Dünya Basını2 hafta önceMilanovic uyardı: Dünya 1914 öncesine benzer bir uçurumun kenarında
Amerika2 hafta önceKıyamete beş kala – 1: Thiel, Deccal’i arıyor
Ortadoğu2 hafta önceMekke Anlaşması için İran iddiası: Tahran teklifi inceliyor
Rusya2 hafta önceTürkiye’den Rusya’ya ilk deniz yolu benzin sevkiyatı yola çıktı
Avrupa2 hafta önceAlman tarihçi Kittel, savaştan Hitler’i değil Stalin’i sorumlu tuttu
Görüş1 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Ortadoğu2 hafta önceSDG’nin feshi için yapılan anlaşmanın ayrıntıları
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”











