Amerika
ABD Savaş Bakanlığı ile Kongre arasında yapay zeka veri merkezleri anlaşmazlığı

ABD Savaş Bakanlığının yapay zeka altyapısı için özel şirketlere askeri arazi kiralama adımı, Kongredeki Cumhuriyetçi ve Demokrat milletvekillerinin ortak tepkisini çekiyor. Temsilciler Meclisi ve Senato komisyonlarında sunulan yasa değişiklikleriyle, söz konusu tesislerin su ile enerji kaynakları üzerindeki yükünün ve askeri hazırlık durumuna etkilerinin denetlenmesi talep ediliyor. Savaş Bakanlığı yetkilileri ile bazı muhafazakar üyeler kısıtlamaların askeri inovasyonu yavaşlatacağını savunurken, milletvekilleri şeffaflık ve denetim ısrarını sürdürüyor.
ABD Savaş Bakanlığının yapay zeka sunucu çiftlikleri kurmaları için özel şirketlere askeri arazileri kiralaması, askeri tesisler ile çevre topluluklar üzerindeki etkilerden endişe duyan her iki partiden milletvekillerinin ortak denetim arayışına yol açıyor.
Savaş Bakanlığı, insansız hava aracı sürüleri ve yapay zekayla desteklenen diğer teknolojiler vasıtasıyla harp taktiklerini güçlendirmek amacıyla veri merkezleri inşa etmeyi hedefliyor.
Aralarında kıdemli bir Cumhuriyetçi bütçe tahsis komisyonu üyesinin de yer aldığı Kongre üyeleri, bu girişim daha da hızlanmadan önce süreci kontrol altına almaya çalışıyor.
Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komisyonu Hazırlık Alt Komisyonu Kıdemli Üyesi Demokrat Milletvekili John Garamendi, Temsilciler Meclisinin 2027 mali yılı Ulusal Savunma Yetki Yasası (NDAA) metnine kapsamlı bir değişiklik önergesi sunduktan sonra yaptığı açıklamada, yüksek miktarda enerji ve su tüketen ciddi veri tesisleri gerektiren yapay zeka dönemine girilirken bu yapıların askeri üslerde yer almasının gerekip gerekmediği sorusunun doğduğunu bildirdi.
Garamendi, bu sorunun yanıtının evet de hayır da olabileceğini kaydetti.
Savaş Bakanlığı yetkilileri ve Kongredeki bazı muhafazakarlar ise ordunun veri merkezlerinin etkilerini zaten hesaba kattığını belirterek düzenlemelere karşı çıkıyor.
Bu isimler, Savaş Bakanlığının yapay zeka silahlanma yarışında rekabetçi kalmaya çalıştığı bir dönemde getirilecek kısıtlamaların askeri inovasyon üzerinde engel oluşturacağı uyarısını yapıyor.
Hükümetin direncine rağmen bazı yasal teklifler ilerleme kaydediyor ve veri merkezi patlamasını düzenlemeye yönelik daha geniş kapsamlı yasal mücadelelerin parçası olarak yasalaşma ihtimali taşıyor.
Milletvekillerinin Savaş Bakanlığı veri merkezlerine yönelik tekliflerinin birçoğu inşa süreçlerini tamamen durdurmayı amaçlamıyor.
Önergelerin büyük kısmı, Savaş Bakanlığını planlanan veri merkezlerinin enerji ve su tüketimini, yerel topluluklar ile çevre üzerindeki olası etkilerini hesaba katmaya ve bu konuda şeffaf olmaya zorlayacak inceleme, değerlendirme veya ek planlama şartları getirmeyi hedefliyor.
Temsilciler Meclisi Savaş Savunma Tahsisatları Alt Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Milletvekili Ken Calvert, konuya dair yazılı açıklamasında, üyelerin elektrik şebekesi ile su kaynakları üzerindeki potansiyel yük hususunda yerel halka yönelik etkilerin dikkatle değerlendirildiğinden emin olmak istemelerinin anlaşılır bir durum olduğunu ifade etti.
Sözleşmelerin ayrıntıları
Ordunun veri merkezi adımları, Başkan Donald Trump’ın geçen yıl yayımladığı ve Savaş Bakanlığını askeri tesislerde yapay zeka altyapısına uygun sahaları belirlemekle görevlendiren kararnamesiyle ivme kazandı.
Kararname, Çevre Koruma Ajansı (EPA) ile Beyaz Saray Çevre Kalitesi Konseyinin veri merkezi inşaatlarını destekleyecek adımlar atmasını zorunlu kıldı.
O tarihten bu yana Hava Kuvvetleri, beş askeri tesisteki kullanılmayan arazileri özel şirketlerin veri merkezi kurması için kullanıma sundu.
Kara Kuvvetleri tarafından yapılan basın açıklamasında ise tesislerinde “ticari hiper ölçekli veri merkezleri” inşa edilmesi amacıyla özel şirketlerle şimdiden iki koşullu anlaşma imzalandığı bildirildi.
Kara Kuvvetlerinin bilgi notuna göre, yatırım şirketi Carlyle Group, Texas’ın El Paso kentindeki Fort Bliss tesisinde yer alan 1,384 dönümlük alanda 2027 yılına kadar bir veri tesisi kuracak.
Veri merkezi geliştiricisi CyrusOne ise Utah’taki Dugway Proving Ground sahasında bulunan 1,201 dönümlük alanda 2029 yılına kadar benzer bir tesis inşa edecek.
Kara Kuvvetleri, projelerin vergi mükelleflerine hiçbir ön maliyet getirmeyeceğini ve tesislerin sayaç arkası kapsamlı güç ile su çözümlerini içereceğini açıkladı.
Aralarında ağırlıklı olarak Demokratların bulunduğu bazı milletvekilleri ise bu taahhütlerin yerine getirilebileceği konusunda şüphe taşıyor.
El Paso Matters tarafından yayımlanan bir haberde, sadece Fort Bliss’teki veri merkezinin dahi El Paso’daki 460 bin elektrik abonesinin toplamından daha fazla güce ihtiyaç duyabileceği aktarıldı.
Milletvekilleri, sözleşmelerin nasıl uygulanacağı ve Savaş Bakanlığının veri merkezlerinin askeri hazırlık durumuna, üs altyapısına ve yakındaki mahalle sakinlerine sorun çıkarmaması için hangi adımları attığı konusunda bilgilendirilmediklerini vurguluyor.
Bünyesinde büyük bir Deniz Piyadeleri üssü barındıran seçim bölgesini temsil eden Demokrat Milletvekili Mike Levin, diğer veri merkezlerinde olduğu gibi su ve elektrik tüketimi konusunda son derece bilinçli olunması gerektiğini belirtti.
Levin, esas büyük kaygının ise Savunma Bakanı Pete Hegseth veya Savaş Bakanlığından bu hususların hiçbirine dair gerekli bilgilendirmenin alınamamış olması olduğunu kaydetti.
Teksaslı siyasilerden yapay zeka ve veri merkezlerine denetim çağrısı
Kongrede yasal düzenleme hamleleri
Milletvekilleri veri merkezlerine yönelik yasal değişiklik hamlelerini ilkbaharda Temsilciler Meclisi Tahsisat Komisyonu’nun 2027 mali yılı Enerji ve Su Finansman Yasa Tasarısını ele aldığı sırada başlattı.
Sesli oylamayla kabul edilen partiler üstü bir değişiklik paketiyle Enerji Bakanlığına, veri merkezlerinin enerji ve su kullanımı, şebeke güvenilirliği ve fatura ödeyen tüketiciler üzerindeki etkilerini azaltma yönünde tavsiyede bulunan hükümler eklendi.
Temsilciler Meclisi Enerji ve Su Geliştirme Tahsisatları Alt Komisyonu Kıdemli Üyesi Demokrat Milletvekili Marcy Kaptur, artan veri merkezleri ile yükselen elektrik faturalarını değerlendirirken, Kongrenin halkı koruma yükümlülüğü bulunduğunu, kafalarını kuma gömemeyeceklerini ve 1946 yılındaymış gibi davranamayacaklarını söyledi.
Temsilciler Meclisi tahsisat komisyonu üyeleri, NDAA ile bağlantılı ancak ayrı bir metin olan Savaş Harcamaları Yasa Tasarısını ele alırken, Calvert tarafından sunulan Cumhuriyetçi değişiklik paketini kabul etti.
Bu paket, veri merkezlerinin enerji ve su kaynakları üzerinde önemli bir baskı oluşturduğunu ve toplumların bu tür projelere direnç gösterdiğini kabul eden bir madde içeriyor.
İlgili madde, Savaş Bakanlığının askeri veri merkezlerinin yakındaki topluluklar üzerindeki etkileri hakkında inşaat başlamadan önce Kongreye bilgi vermesini şart koşuyor.
Calvert, önerisinin komisyonun Savaş Bakanlığı programlarını denetleme yönündeki rutin çabalarının bir parçası olduğunu ifade etti mecliste.
Cumhuriyetçi bütçe üyeleri, Demokrat Milletvekili Rashida Tlaib’in askeri tesisler dahil federal arazilerde yapay zeka veri merkezlerinin inşasını yasaklamayı öngören maddesi de dahil olmak üzere çok sayıda Demokrat değişikliğini reddetti. Tlaib, söz konusu düzenlemeyi bağımsız bir yasa tasarısı olarak meclise sundu.
Demokrat Milletvekili Hillary Scholten’ın sunduğu bir diğer değişiklik teklifi ise su kullanımını en aza indirmek amacıyla Savaş Bakanlığı veri merkezleri için asgari verimlilik standartlarının güncellenmesini öngörüyordu.
Scholten da bu önergesini ayrı bir yasa tasarısı olarak sunmayı planlıyor. Scholten yazılı açıklamasında, federal hükümetin su ve enerji kaynaklarını korurken inovasyona da öncülük edebileceğini vurguladı.
Cumhuriyetçi Milletvekili Cory Mills, Temsilciler Meclisinden geçen NDAA metnine Savaş Bakanlığının ABD hasımları tarafından üretilmiş “önemli bileşenler” içeren veri merkezlerine arazi tahsis etmesini engelleyen bir hüküm ekletmeyi başardı.
Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komisyonu’ndaki Cumhuriyetçiler, Garamendi’nin önergesini reddetti. Bu önerge, Savaş Bakanlığının anlaşmalar nihai hale gelmeden önce veri merkezlerinin askeri üslere etkilerine dair bir dizi tespit yapmasını zorunlu kılıyordu.
Bakanlık ayrıca önerilen merkezlerin enerji ve su tüketimini, gürültü ile ışık kirliliğini, güvenlik ve tedarik zincirleri üzerindeki etkilerini değerlendirmekle yükümlü kılınıyordu.
Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu’nda ise Cumhuriyetçiler, Savaş Bakanlığının temel metinde talep edilen veri merkezi stratejisini nihai hale getirene kadar arazi kiralamasını engellemeyi amaçlayan Demokrat önergesini oylamayla düşürdü.
Kongrenin her iki kanadı, muhtemelen kasım seçimlerinin ardından, yıl sonundan önce savunma yetki ve harcama tasarılarının metinlerini uzlaştırmak için çalışma yürütecek.
Temsilciler Meclisi Enerji ve Ticaret Komisyonu, genel olarak veri merkezlerine ilişkin olarak, altyapı gelişiminin elektrik fiyatlarını artırmasını önlemek amacıyla H.R. 9340 sayılı Tüketiciyi Koruma Yasasını öne çıkarıyor. Senatonun bu tasarıyı gündeme alıp almayacağı henüz belirsizliğini koruyor.
Savaş Bakanlığı ve bazı üyelerden gelen itirazlar
Savaş Bakanlığı ve bazı Cumhuriyetçiler, orduya odaklanan yasal düzenleme tekliflerini eleştirerek bunların Bakanlığın hedeflerini yavaşlatabileceğini ileri sürüyor.
Federal News Network’e konuşan ve adı açıklanmayan bir Kara Kuvvetleri yetkilisi, Mills’in getirdiği hükmün uygulanamaz bir standart yaratacağını savundu.
Yetkili, bu değişikliğin ticari ortakları ordunun arazilerinden uzaklaştırabileceğini ve ordunun gelişmiş yapay zeka kabiliyetleri yarışında hasımlarının gerisine düşmesine yol açabileceğini ifade etti.
Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komisyonu Üyesi Cumhuriyetçi Pat Harrigan, Garamendi’nin teklifi gibi adımların iyi niyetli olduğunu düşündüğünü ancak Çin gibi rakip ülkeler öne geçerken bu tür adımların Amerikan yapay zeka ilerlemesini engelleyebileceğini söyledi.
Harrigan, alternatif olarak Kongrenin Savaş Bakanlığından veri merkezi etkilerine ilişkin yıllık raporlar talep edebileceğini, ancak bazı Demokratların önerdiği türden bir ön onay mekanizmasının doğru olmadığını kaydetti. Harrigan, bu değişikliğin üsleri veya toplulukları korumayacağını, aksine bürokrasiye boğacağını dile getirdi.
Aynı komisyonda yer alan Wisconsinli Cumhuriyetçi Milletvekili Derrick Van Orden ise veri merkezlerinin tarım üretimi için kullanılabilecek işlenebilir araziler yerine askeri tesislerde kurulmasını desteklediğini belirtti.
Garamendi, komisyon görüşmeleri sırasında muhalif üyelere yanıt vererek teklifinin amacının yanlış anlaşıldığını söyledi. Garamendi, hedefin askeri veri merkezlerinin inşasını durdurmak değil, Savaş Bakanlığının olası etkileri hesaba katmasını sağlamak olduğunu vurguladı.
Veri merkezi önergelerini destekleyen Levin ise karşı tarafın kaynak tüketimine ilişkin gerçekliği kabul etmek istemediğini ve bu durumun her topluluk için uygun olmadığını kaydetti.
Trump yönetimi veri merkezleri için yeni elektrik taahhüdü açıkladı
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Amerika
Pentagon’dan Boeing’e 20 milyar dolarlık yeni nesil savaş uçağı sözleşmesi

ABD Donanması, uçak gemisi filosunun yeni nesil muharip uçağı F/A-XX için Boeing ile 20 milyar doları aşan bir geliştirme sözleşmesi imzaladı. 2030’lu yıllarda envantere girmesi hedeflenen sistem, Super Hornet uçaklarının yerini alacak ve insansız hava araçlarıyla koordineli görev yapacak.
ABD Donanması, uçak gemisi filosunda görev yapacak altıncı nesil F/A-XX savaş uçağının kapsamlı geliştirme süreci için havacılık şirketi Boeing ile 20 milyar doları aşan bir sözleşme imzaladı.
29 Eylül’de duyurulan anlaşma uyarınca üretici firma, donanmanın gelecek nesil hava muharebe filosunu şekillendirecek.
Pentagon yetkilileri, geliştirilecek uçağın çekişmeli hava sahalarında üstünlük sağlama ve uçak gemisi görev gruplarının operasyon menzilini artırma hedefi taşıdığını bildirdi.
Pentagon’un tedarik ve idame işlerinden sorumlu müsteşarı Michael P. Duffey, askeri personelin caydırıcılık, güç gösterisi ve hava hakimiyeti için yüksek ateş gücüne sahip ağ bağlantılı sistemlerle donatılacağını belirtti.
Duffey, programı ABD’nin ulusal güvenliği ve hava muharebe kabiliyeti açısından vazgeçilmez bir yatırım olarak tanımladı.
Donanma Bakan Vekili Hung Cao ise işbirliğinden duyulan memnuniyeti dile getirerek hedeflerinin hava sahasındaki hakimiyeti sürdürmek olduğunu kaydetti.
Yeni Nesil Hava Üstünlüğü programı çerçevesinde imzalanan sözleşme; yer testleri, uçuşa elverişlilik denetimleri ile silah ve sistem entegrasyonunda kullanılacak birden fazla test platformunu kapsıyor.
F/A-XX modelinin 2030’lu yıllardan başlayarak hizmetteki F/A-18E/F Super Hornet ve EA-18G Growler filolarını desteklemesi, sonraki aşamada ise bu uçakların yerini alması öngörülüyor.
Uçak, mevcut F-35C filolarıyla ortak görev icra edecek; insanlı ve insansız hava araçlarının birlikte kullanıldığı müşterek harekâtlarda görev üstlenecek.
Bu anlaşma, Boeing’in üstlendiği ikinci altıncı nesil muharip uçak projesi oldu. ABD Hava Kuvvetleri, 2025 yılındaki F-47 projesi için de aynı üreticiyi tercih etmişti.
Şirket, ulusal güvenlik ve ihracat mevzuatı gerekçesiyle F/A-XX’in teknik verilerinin gizli tutulduğunu açıkladı.
Gelişmenin ardından şirketin New York borsasındaki hisseleri yaklaşık yüzde 2 değer kazandı.
Boeing, aynı süreçte İsrail ordusunun hava unsurlarına yönelik tedarik faaliyetlerini de sürdürüyor.
İsrail Savunma Bakanlığı, 3 Mayıs’ta Boeing yapımı F-15IA modellerinden oluşan ikinci bir filonun yanı sıra Lockheed Martin üretimi F-35’lerden oluşan dördüncü filonun alımına onay verdi.
Toplam 119 milyar dolarlık savunma planı kapsamında konuşan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, adımın hava sahasındaki operasyonel üstünlüğü pekiştireceğini ifade etti.
Ekim 2023’ten bu yana İsrail ordusu Gazze Şeridi, Lübnan, Suriye ve İran’da geniş kapsamlı hava saldırıları düzenliyor.
Gazze’de büyük bir yıkıma ve çoğunluğunu kadın ile çocukların oluşturduğu on binlerce sivilin ölümüne yol açan saldırılarda ABD menşeli savaş uçaklarının yanı sıra Boeing üretimi güdümlü mühimmatın okul binaları ve çadır kampları hedef alan operasyonlarda kullanıldığı kaydedildi.
Washington yönetimi, çatışma sürecinde İsrail’e aralarında F-15 uçakları ve hassas güdümlü bombaların da yer aldığı milyarlarca dolarlık askeri sevkiyat anlaşmalarını onaylamayı sürdürdü.
Diplomasi2 hafta önceKanada, Birleşik Krallık liderliğindeki askeri koalisyona katılmak istiyor
Asya2 hafta önceÇin yapay zekâ, çipler ve akıllı fabrikalara büyük yatırım yapıyor
Asya2 hafta önceHindistan ve Vietnam, ‘Çin artı bir’ rekabetini ticari kazanıma dönüştürmeyi hedefliyor
Asya2 hafta önceFed’in faiz artışının ardından Çin parasal gevşemeye devam edecek mi?
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceABD, Yemen ile görüştü iddiası












