Amerika
Veri merkezleri borçluluğu gitgide artıyor

Yapay zeka veri merkezlerine ilişkin ödenmemiş borç tutarının çok büyük miktarlara ulaştığı ve önümüzdeki yıllarda daha da artacağı tahmin ediliyor.
Örneğin Bloomberg yapay zeka veri merkezlerine ilişkin ödenmemiş borç tutarının 500 milyar doların üzerinde olduğunu tahmin ediyor.
Elara Securities Research’ten Garima Kapoor’a göre, bu tutarın en az 200 milyar doları özel sektör kredileri kapsamında yer alıyor ve bu da ödenmemiş özel sektör kredilerinin yaklaşık %8’ini oluşturuyor.
Bununla birlikte, bu rakam muhtemelen çok daha yüksek. Nikkei Asia bu hafta yaptığı haberde, Meta, Google, Amazon, Microsoft ve Oracle’ın son beş yılda yaklaşık 1,65 trilyon dolarlık ödenmemiş borç biriktirdiğini ve buna ek olarak yüz milyarlarca dolar değerinde “bilanço dışı” borcu olduğunu bildirdi.
Bu, şirket yapısının bu borçları yükümlülükler kısmına dahil etmemesine izin verdiği anlamına geliyor.
Örneğin, BlackRock şu anda Meta için bir veri merkezi inşa etmek üzere 12 milyar dolar kaynak topluyor.
Bu, pratik olarak BlackRock’un “Project Sopaipilla Holdings” adlı bir holding şirketine yatırım yaptığı ve bu şirket için borç topladığı anlamına geliyor. Adı geçen holdingin %80’i BlackRock’a, %20’si ise Meta’ya ait.
Bu holding şirketi daha sonra NVIDIA GPU’ları satın alacak ve veri merkezini inşa etmesi için inşaat firmalarına ödeme yapacak. Meta’nın (teorik) ödemeleri ise borcun geri ödenmesinde kullanılacak.
Meta’nın yine teorik olarak bu veri merkezinin tek kiracısı olarak sahibi ve işleticisi olmasına rağmen, asıl borç (yani 12 milyar dolar ya da daha fazlası) bilançosunda görünmeyecek.
Aynı şey 27 milyar dolarlık Hyperion Veri Merkezi’nde de yaşandı. Bu veri merkezi, %80’i Blue Owl’a, %20’si Meta’ya ait olan ve PIMCO ile BlackRock’a tahvil satışı yoluyla finanse edilen Beignet Investor LLC adlı bir özel amaçlı şirketin (SPV) mülkiyetinde.
Bu SPV temelli anlaşmaların sorunu, şirketlerin en azından bilanço açısından borçlarının boyutunu gizlemelerine imkân vermesi.
Meta’nın uzun vadeli borcu, son çeyrek itibariyle yaklaşık 58,7 milyar dolar seviyesindedir. Bu durumda saji gigawatt kapasiteli yapay zeka veri merkezleri için oluşan 39 milyar dolarlık borç, şirketin nihayetinde yapmak zorunda kalacağı ödemeler dışında hiç yokmuş gibi görünüyor.
Yapay zeka üzerine sık sık yazan Ed Zitorn’a göre bu finansal araçlar, 2008 krizinden önce hayli yaygınlaşan, Türkçe adıyla Teminatlandırılmış Borç Yükümlülüğü (CDO) aracını hatırlatıyor.
Mekanizma şöyle işliyor: Birisi bir yapay zeka veri merkezi kurmaya karar verdiğinde, tıpkı bir CDO gibi özel amaçlı bir araç oluşturur; bu araç daha sonra borçlanır, bazı durumlarda bu borcu dilimlere ayırır ve çoğu durumda bunları kurumsal yatırımcılara, varlık yöneticilerine veya bankalara satar.
Zitron devamında şöyle yazıyor:
“SPV’yi kendi başına küçük bir şirket olarak düşünün (örneğin, holding şirketi CoreWeave’e ait) ve birisi bir AI veri merkezi şirketiyle (örneğin OpenAI) sözleşme imzaladığında, aslında şirketin kendisiyle değil, SPV ile bir anlaşma imzalamış olur.
SPV, borçlanmadan elde ettiği fonları aldığında, yüklenicilere ve tedarikçilere (örneğin GPU’lar için NVIDIA) ödeme yapar ve söz konusu müşterinin ödeme yaptığı (veya ödeyecek bir tutarı olduğu) varsayıldığında, müşteri sözleşmesinden elde edilen geliri alır.
İnşaat aşamasında (yani gelir elde edilmeden önce), faiz ödemeleri SPV’nin önceden fonlanmış faiz rezerv hesabından karşılanır.
Müşteri ödeme yaptığında, SPV bu fonları önce veri merkezinin işletme giderlerini karşılamak için, ardından alacaklılara (borç sıralamasına göre) ve son olarak, eğer bir miktar kalırsa holding şirketine ödeme yapmak için kullanır. Bu paranın tamamı gelir olarak kabul edilir.”
Tehlike, bu SPV tabanlı veri merkezi borç işlemlerinin bazı özelliklerinden kaynaklanıyor. Örneğin, DSCR (Borç Hizmet Karşılama Oranı), SPV’nin borcuna kıyasla belirli bir tutarda FAVÖK (Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kâr) elde etmesi gerektiği anlamına geliyor. Bu durumda, örneğin, bir SPV’nin borcunun DSCR’si 1,15x ve aylık ödemesi 1,5 milyon dolar ise, işletme giderlerini ödedikten sonra 1,725 milyon dolar gelir elde etmesi gerekiyor.
Zitron’a göre bu ödemeler genellikle veri merkezinin teorik olarak faaliyete geçtiği tarihe kadar başlamaz ve yaşanan gecikmelerin miktarı göz önüne alındığında bu durum kesinlikle çok kötü sonuçlanabilir:
“Basitçe ifade etmek gerekirse, birisi bir veri merkezi kurduğunda, çiplerin sahibi olan, borcun sahibi olan ve çoğu durumda riskin büyük kısmını üstlenen tamamen ayrı bir tüzel kişilik oluşturur. Bu özel amaçlı şirketler (SPV’ler), yalnızca müşteri gelirleri geldiği takdirde alacaklılarına ödeme yaparlar; bu da, söz konusu veri merkezlerinin inşa hızına ve müşterilerinin ödeme gücüne bağlı oldukları anlamına gelir.”
Ayrıca dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta, bu SPV’lere aktarılan paranın hiçbir kısmının sermaye harcaması olarak değerlendirilmemesi.
Örneğin, beş çeyreklik bir süre boyunca (2025’in 1. çeyreğinden 2026’nın 1. çeyreğine kadar), Meta yaklaşık 88,6 milyar dolarlık sermaye harcaması gerçekleştirdi. Fakat bu tutara, (kendi beyanlarına göre) 45,95 milyar dolarlık risk maruziyetine sahip olmasına rağmen, Hyperion SPV’nin bir parçası olarak kendi adına yapılan borçlar, GPU alımları veya diğer hiçbir kalem dahil değil.
Dolayısıyla, “bilanço içi” yükümlülükler bile kiralama sözleşmeleri yürürlüğe girene kadar bilanço dışı sayılıyor. Bloomberg’in hesaplamalarına göre, 6 büyük hiperskaler şirketin bilançolarındaki yükümlülükler (1,4 trilyon dolar), gelecekteki kiralama ve satın alım taahhütlerinin (1,8 trilyon dolar) gerisinde kalıyor.
Zitron’un iddiası, büyük teknoloji şirketlerinin, büyük bir talep olmamasına rağmen, felaketi ötelemek için geleceği satın aldıkları yönünde:
“Veri merkezlerinin kârlı olup olmadığı konusunu bir kenara bırakırsak (kârlı değiller), olağanüstü ölçekte bir talep yoksa, yapay zeka veri merkezlerinin ve bunlarla ilişkili özel amaçlı şirketlerin (SPV’ler) büyük çoğunluğu çökecektir.”
Dolayısıyla, spekülasyon arzusu, tıpkı 2008 finansal krizinde olduğu gibi ve büyük ölçüde aynı nedenlerden ötürü, yapay zeka hesaplama kapasitesine yönelik gerçek talebi çok geride bıraktı.
Amerika
Yapay zeka sadece en zengin yüzde 1’lik kesime yaradı

ABD’de yapay zeka yatırımlarının tetiklediği piyasa rallisi hanehalkı servetini 26 trilyon dolar artırırken bu gelirden yalnızca en zengin yüzde 1’lik kesim faydalandı. Nüfusun en yoksul yarısı toplam servet büyümesinden 500 milyar dolardan daha az pay alabildi.
ABD, yapay zekanın gelişimiyle bağlantılı geniş çaplı bir teknoloji devrimi yaşıyor.
Reuters’ın haberine göre bu alana yapılan yatırımlar, geçmişteki telekomünikasyon atılımının yanı sıra demir yolu ve kara yolu inşasına ayrılan harcamaları geride bırakabilir.
Yapay zeka alanındaki ilerleme borsada hızlı yükseliş sağlarken hanehalkı servetini de artırdı.
Ancak bu süreçten asıl kazancı en varlıklı kesim sağladı; Amerikalıların çoğunluğu ise yüksek hayat pahalılığıyla karşılaşmaya devam ediyor.
ABD Merkez Bankası (Fed) verilerine göre, Joe Biden’ın başkanlık döneminin sonundan 2026 ortasına kadar Amerikan hanehalklarının toplam serveti yüzde 16,5, yani yaklaşık 26 trilyon dolar yükseldi.
Buna rağmen ülke genelindeki toplam servet payını sadece en zengin yüzde 1’lik kesim artırabildi; nüfusun geri kalan yüzde 99’luk diliminin payı ise daraldı.
Amerikan hanelerinin en az gelirli yarısı, bu 26 trilyon dolarlık artıştan 500 milyar dolardan daha az pay alabildi. En alt gruptaki artış oranı yaklaşık yüzde 10 düzeyinde kaldı.
Tüketiciler harcamalarını kısıyor
Diğer yandan Reuters ajansı, tüketici harcamalarının nominal olarak artmayı sürdürdüğünü ancak bu artışın önemli bölümünü enflasyonun erittiğini vurguluyor.
Fiyat artışları hesaba katıldığında Amerikalıların harcama temposu koronavirüs pandemisi öncesindeki düzeyde seyrediyor.
Ağustos ayında The Washington Post’un yayımladığı haberde, Amerikalıların daha sık indirim aradığı, ucuz gıdaya yöneldiği, restoranlara daha seyrek gittiği ve pahalı hizmetleri kullanmaktan vazgeçtiği aktarılmıştı.
Moody’s Analytics Başekonomisti Mark Zandi, borsa kazanımlarından faydalanan varlıklı Amerikalıların tüketim harcamaları verilerini büyük ölçüde yukarıda tuttuğunu kaydetti.
Fiyatlar üzerindeki ek baskıyı gümrük tarifeleri, İran ile yaşanan gerilim kaynaklı enerji maliyetleri ve yapay zeka sektöründeki yatırım yoğunluğu oluşturuyor.
Özellikle benzin ve sığır eti fiyatları belirgin biçimde arttı. Konut piyasasındaki erişilebilirlik sorunu da sürüyor.
Konut kredisi faizleri son bir yılda bir yüzde puanından fazla yükselerek ailelerin gayrimenkul edinmesini daha da zorlaştırdı.
Fed politika faizini artırdı
Süren enflasyon ortamında Fed, Temmuz 2023’ten bu yana ilk kez 16 Eylül’de politika faizini 25 baz puan artırarak yıllık yüzde 3,75 ila yüzde 4 aralığına çekti.
Fed Başkanı Kevin Warsh, bu adımı enflasyonu yüzde 2 hedefine geri döndürme zorunluluğuyla açıkladı.
Merkez Bankası ayrıca 2026 sonu enflasyon beklentisini yüzde 3,6’dan yüzde 3,7’ye revize etti.
ABD Başkanı Donald Trump, 2024 seçim kampanyasında enflasyonu dizginleme ve fiyatları düşürme taahhüdünde bulunmuştu. Ancak ikinci başkanlık döneminde hayat pahalılığı tırmanmaya devam etti.
Bu tablo da kasım ayındaki Kongre ara seçimleri öncesinde seçmenlerin ekonomi yönetiminden duyduğu hoşnutsuzluğu açıklamaya yetiyor.
İktisatçı Milanovic: Küresel neoliberalizm bitti, yeni bir evreye geçtik
Amerika
ABD Enerji Bakanlığı’ndan Orta Atlantik bölgesinde acil şebeke kararı

ABD Enerji Bakanlığı, Orta Atlantik bölgesinde artan talep ve planlı hat bakımları nedeniyle oluşabilecek elektrik kesintisi riskine karşı acil durum kararı yayımladı. Bölgesel şebeke işletmecisi PJM’e yedek üretim kapasitelerini devreye alma izni verilirken ülke genelinde 35 gigavatı aşkın kullanılmayan yedek kaynak bulunuyor.
ABD Enerji Bakanlığı, ülkenin Orta Atlantik bölgesindeki elektrik şebekesinde baş göstermesi beklenen aşırı yüklenme ve elektrik kesintisi riskine karşı acil durum kararı aldı.
Bakanlığın internet sitesinde yayımlanan talimata göre önlemler 13 Ekim 2026 ile 16 Ekim 2026 tarihleri arasında yürürlükte kalacak.
Karar, sonbahar bakım mevsimi nedeniyle üretim tesislerinde uygulanan planlı duruşlar, iletim hatlarındaki planlı kesintiler ve beklenen yüksek talep koşulları altında alındı.
Enerji Bakanlığı, bölgesel şebeke işletmecisi PJM Interconnection şirketinin 11 Ekim 2026 tarihinde ilettiği başvuru üzerine harekete geçti.
Bölgesel işletmeciye yedek kapasiteyi devreye alma yetkisi verildi
Bakanlık kararı kapsamında PJM Interconnection şirketine, şebeke güvenliğini korumak amacıyla belirlenen üretim ünitelerini devreye sokma ve çalıştırma yetkisi tanındı.
Şirket, nihai çare olarak Enerji Acil Durum Uyarısı (EEA) 3 ilan edilmeden önce veya uyarı yürürlükteyken yedek üretim kaynaklarını da kullanabilecek.
Şirkete ayrıca talimatı uygulamak üzere iletim hattı sahipleri ve elektrik dağıtım şirketlerine çağrı yapma hakkı verildi.
ABD Enerji Bakanı Chris Wright, kararın bölgede yaşayan milyonlarca aile ve işletmenin elektriğe kesintisiz ulaşmasını amaçladığını belirtti.
Wright, “Bu karar, ihtiyaç duyulduğunda yedek kaynaklar da dahil olmak üzere ek elektrik üretimini erişilebilir kılarak Orta Atlantik genelindeki milyonlarca Amerikalı aile ve işletmenin uygun fiyatlı, güvenilir ve emniyetli elektriğe erişmesini sağlayacak” dedi.
Bakan Wright önceki yönetimin enerji politikalarını eleştirdi
Bakan Wright, önceki yönetimin enerji kapasitesini azaltmaya yönelik politikalarının şebekeyi elektrik kesintilerine karşı daha savunmasız hale getirdiğini savundu.
Sistemin “güneşin parlamadığı ya da rüzgarın esmediği dönemlerde” daha kırılgan olduğunu kaydeden Wright, mevcut yönetimin elektrik kesintilerini engellemek adına eldeki bütün imkanları kullanacağını ifade etti.
Enerji Bakanlığı verilerine göre ABD genelinde 35 gigavatın üzerinde kullanılmayan yedek üretim kapasitesi yer alıyor.
Bakanlık benzer bir acil durum kararını daha önce 17-18 Eylül tarihlerinde, sıcak hava dalgası ve iletim hatlarındaki planlı kesintiler nedeniyle devreye sokmuştu.
Enerji Bakanlığı ayrıca ağustos ayında PJM şirketine Maryland eyaletinin Anne Arundel bölgesindeki Wagner elektrik santralinin 4 numaralı ünitesini elektrik talebini karşılamak üzere çalıştırma izni verdi.
Wagner santraline ilişkin acil önlem kararı 20 Ağustos ile 17 Kasım tarihleri arasını kapsıyor.
Amerika
Elon Musk, ABD seçimleri için kesenin ağzını açtı

Milyarder Elon Musk, ABD’de yapılacak ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi Parti bağlantılı komitelere son üç ayda 276 milyon dolar bağışladı. Son aktarımla siyasi harcamaları 366 milyon dolara ulaşan teknoloji milyarderi, daha önce siyasete ayırdığı bütçeyi kısacağını açıklamıştı.
Dünyanın en zengin ismi Elon Musk, ABD’de yaklaşan ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi partilileri destekleyen siyasi eylem komitelerine ve muhafazakar kuruluşlara son üç ayda 276 milyon dolar bağışladı.
Tesla ve SpaceX’in üst yöneticisi olan Musk’ın ara seçim sürecindeki toplam bağış tutarı, son aktarımla 366 milyon dolara ulaştı.
İlk olarak The New York Times gazetesinin duyurduğu meblağlar, Musk’ın kurduğu America PAC sözcüsü tarafından The Hill’e doğrulandı. Yapılan bu son harcamalar, Musk’ı 2026 ara seçimlerinin bilinen en büyük bağışçısı konumuna getirdi.
Musk’ın temmuz ile eylül ayları arasındaki mali desteklerinin büyük bölümü Kongre yarışlarına yöneldi.
ABD’li milyarder, Cumhuriyetçi Senato adaylarını destekleyen “Senate Leadership Fund” adlı süper PAC’e 158 milyon dolar, Temsilciler Meclisindeki Cumhuriyetçilere kaynak sağlayan “Congressional Leadership Fund” komitesine ise 20 milyon dolar aktardı.
Milyonlarca dolarlık kaynak farklı komitelere paylaştırıldı
Kendisinin 2024 seçim sürecinde kurduğu America PAC’e söz konusu dönemde 76 milyon doları aşkın kaynak sağlayan Musk, eyalet düzeyindeki yarışları da finanse etti.
Teksas’tan Senato adayı olan Cumhuriyetçi Ken Paxton’ı destekleyen Lone Star Liberty PAC komitesine 10 milyon dolar aktaran iş insanı, Cumhuriyetçi Valiler Birliğine 10 milyon dolar, Cumhuriyetçi Başsavcılar Birliğine ise 2 milyon dolar verdi.
America PAC Sözcüsü Andrew Romeo, The New York Times’a yaptığı ve The Hill’in teyit ettiği açıklamada, Demokratların başkent Washington’da kontrolü ele geçirmesi ve kritik eyalet yarışlarını kazanması durumunda ülkenin sınırları korunamayan bir yapıya dönüşme riskiyle karşılaşacağını öne sürdü.
Romeo, söz konusu yatırımların Cumhuriyetçi mekanizmanın mesajlarını seçmene iletmesini sağladığını belirtti.
Geri adım söylemine rağmen sahadaki harcamalar sürüyor
Siyasete uzun yıllar mesafeli kalan Musk, 2024 seçimlerinde Donald Trump için yüz milyonlarca dolar harcayarak bu alana girdi.
Seçim kampanyalarında Trump’a eşlik eden Musk, daha sonra federal hükümetteki istihdam ve bütçe kısıntılarıyla tartışma yaratan Hükümet Verimliliği Departmanının (DOGE) başına geçti.
Mayıs 2025’in sonlarında Beyaz Saray’daki görevinden ayrılan Musk, Trump ile kamuoyuna yansıyan bir gerginlik yaşamasının ardından siyasette aylarca sessiz kaldı.
Geçen mayıs ayında siyasi harcamalarını ciddi oranda kısacağını duyuran Musk, temmuzda The Economist’e verdiği mülakatta siyasete gereğinden fazla dahil olduğunu ve ölçüyü kaçırdığını ifade etti.
Bu açıklamalara rağmen Musk, temmuz ayında America PAC’e 2026 ara seçimlerinde muhafazakar seçmenlerin sandığa gitmesini hedefleyen yeni bir saha çalışması için 100 milyon ile 120 milyon dolar arasında harcama yetkisi vererek siyasi faaliyetlerini sürdürdü.
Kamuoyundaki tartışmanın ardından Trump ile ilişkilerini yeniden düzelten Musk, mayıs ayında ABD Başkanı’nın Çin’e gerçekleştirdiği resmi ziyarete katıldı ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in geçen ay Washington’a yaptığı ziyarette de yer aldı.
Görüş2 hafta önceEast-West Forum: Dünyanın artık kaçınamayacağı bir diyalog
Asya2 hafta önceÇin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor
Dünya Basını5 gün önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Dünya Basını2 hafta önceÇin büyük güç kavramının anlamını nasıl dönüştürmek istiyor?
Dünya Basını2 hafta önceYarım trilyon dolarlık balon: Süper zeka söylemi gerçek zararları gizliyor
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Richard Wolff: ABD’de oligarklar devleti rehin alarak piyasayı yönetiyor
Görüş7 gün önceOrtadoğu’da Koridor İttifakları Devri
Asya2 hafta önceJapon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı












