Amerika
Veri merkezleri borçluluğu gitgide artıyor

Yapay zeka veri merkezlerine ilişkin ödenmemiş borç tutarının çok büyük miktarlara ulaştığı ve önümüzdeki yıllarda daha da artacağı tahmin ediliyor.
Örneğin Bloomberg yapay zeka veri merkezlerine ilişkin ödenmemiş borç tutarının 500 milyar doların üzerinde olduğunu tahmin ediyor.
Elara Securities Research’ten Garima Kapoor’a göre, bu tutarın en az 200 milyar doları özel sektör kredileri kapsamında yer alıyor ve bu da ödenmemiş özel sektör kredilerinin yaklaşık %8’ini oluşturuyor.
Bununla birlikte, bu rakam muhtemelen çok daha yüksek. Nikkei Asia bu hafta yaptığı haberde, Meta, Google, Amazon, Microsoft ve Oracle’ın son beş yılda yaklaşık 1,65 trilyon dolarlık ödenmemiş borç biriktirdiğini ve buna ek olarak yüz milyarlarca dolar değerinde “bilanço dışı” borcu olduğunu bildirdi.
Bu, şirket yapısının bu borçları yükümlülükler kısmına dahil etmemesine izin verdiği anlamına geliyor.
Örneğin, BlackRock şu anda Meta için bir veri merkezi inşa etmek üzere 12 milyar dolar kaynak topluyor.
Bu, pratik olarak BlackRock’un “Project Sopaipilla Holdings” adlı bir holding şirketine yatırım yaptığı ve bu şirket için borç topladığı anlamına geliyor. Adı geçen holdingin %80’i BlackRock’a, %20’si ise Meta’ya ait.
Bu holding şirketi daha sonra NVIDIA GPU’ları satın alacak ve veri merkezini inşa etmesi için inşaat firmalarına ödeme yapacak. Meta’nın (teorik) ödemeleri ise borcun geri ödenmesinde kullanılacak.
Meta’nın yine teorik olarak bu veri merkezinin tek kiracısı olarak sahibi ve işleticisi olmasına rağmen, asıl borç (yani 12 milyar dolar ya da daha fazlası) bilançosunda görünmeyecek.
Aynı şey 27 milyar dolarlık Hyperion Veri Merkezi’nde de yaşandı. Bu veri merkezi, %80’i Blue Owl’a, %20’si Meta’ya ait olan ve PIMCO ile BlackRock’a tahvil satışı yoluyla finanse edilen Beignet Investor LLC adlı bir özel amaçlı şirketin (SPV) mülkiyetinde.
Bu SPV temelli anlaşmaların sorunu, şirketlerin en azından bilanço açısından borçlarının boyutunu gizlemelerine imkân vermesi.
Meta’nın uzun vadeli borcu, son çeyrek itibariyle yaklaşık 58,7 milyar dolar seviyesindedir. Bu durumda saji gigawatt kapasiteli yapay zeka veri merkezleri için oluşan 39 milyar dolarlık borç, şirketin nihayetinde yapmak zorunda kalacağı ödemeler dışında hiç yokmuş gibi görünüyor.
Yapay zeka üzerine sık sık yazan Ed Zitorn’a göre bu finansal araçlar, 2008 krizinden önce hayli yaygınlaşan, Türkçe adıyla Teminatlandırılmış Borç Yükümlülüğü (CDO) aracını hatırlatıyor.
Mekanizma şöyle işliyor: Birisi bir yapay zeka veri merkezi kurmaya karar verdiğinde, tıpkı bir CDO gibi özel amaçlı bir araç oluşturur; bu araç daha sonra borçlanır, bazı durumlarda bu borcu dilimlere ayırır ve çoğu durumda bunları kurumsal yatırımcılara, varlık yöneticilerine veya bankalara satar.
Zitron devamında şöyle yazıyor:
“SPV’yi kendi başına küçük bir şirket olarak düşünün (örneğin, holding şirketi CoreWeave’e ait) ve birisi bir AI veri merkezi şirketiyle (örneğin OpenAI) sözleşme imzaladığında, aslında şirketin kendisiyle değil, SPV ile bir anlaşma imzalamış olur.
SPV, borçlanmadan elde ettiği fonları aldığında, yüklenicilere ve tedarikçilere (örneğin GPU’lar için NVIDIA) ödeme yapar ve söz konusu müşterinin ödeme yaptığı (veya ödeyecek bir tutarı olduğu) varsayıldığında, müşteri sözleşmesinden elde edilen geliri alır.
İnşaat aşamasında (yani gelir elde edilmeden önce), faiz ödemeleri SPV’nin önceden fonlanmış faiz rezerv hesabından karşılanır.
Müşteri ödeme yaptığında, SPV bu fonları önce veri merkezinin işletme giderlerini karşılamak için, ardından alacaklılara (borç sıralamasına göre) ve son olarak, eğer bir miktar kalırsa holding şirketine ödeme yapmak için kullanır. Bu paranın tamamı gelir olarak kabul edilir.”
Tehlike, bu SPV tabanlı veri merkezi borç işlemlerinin bazı özelliklerinden kaynaklanıyor. Örneğin, DSCR (Borç Hizmet Karşılama Oranı), SPV’nin borcuna kıyasla belirli bir tutarda FAVÖK (Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kâr) elde etmesi gerektiği anlamına geliyor. Bu durumda, örneğin, bir SPV’nin borcunun DSCR’si 1,15x ve aylık ödemesi 1,5 milyon dolar ise, işletme giderlerini ödedikten sonra 1,725 milyon dolar gelir elde etmesi gerekiyor.
Zitron’a göre bu ödemeler genellikle veri merkezinin teorik olarak faaliyete geçtiği tarihe kadar başlamaz ve yaşanan gecikmelerin miktarı göz önüne alındığında bu durum kesinlikle çok kötü sonuçlanabilir:
“Basitçe ifade etmek gerekirse, birisi bir veri merkezi kurduğunda, çiplerin sahibi olan, borcun sahibi olan ve çoğu durumda riskin büyük kısmını üstlenen tamamen ayrı bir tüzel kişilik oluşturur. Bu özel amaçlı şirketler (SPV’ler), yalnızca müşteri gelirleri geldiği takdirde alacaklılarına ödeme yaparlar; bu da, söz konusu veri merkezlerinin inşa hızına ve müşterilerinin ödeme gücüne bağlı oldukları anlamına gelir.”
Ayrıca dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta, bu SPV’lere aktarılan paranın hiçbir kısmının sermaye harcaması olarak değerlendirilmemesi.
Örneğin, beş çeyreklik bir süre boyunca (2025’in 1. çeyreğinden 2026’nın 1. çeyreğine kadar), Meta yaklaşık 88,6 milyar dolarlık sermaye harcaması gerçekleştirdi. Fakat bu tutara, (kendi beyanlarına göre) 45,95 milyar dolarlık risk maruziyetine sahip olmasına rağmen, Hyperion SPV’nin bir parçası olarak kendi adına yapılan borçlar, GPU alımları veya diğer hiçbir kalem dahil değil.
Dolayısıyla, “bilanço içi” yükümlülükler bile kiralama sözleşmeleri yürürlüğe girene kadar bilanço dışı sayılıyor. Bloomberg’in hesaplamalarına göre, 6 büyük hiperskaler şirketin bilançolarındaki yükümlülükler (1,4 trilyon dolar), gelecekteki kiralama ve satın alım taahhütlerinin (1,8 trilyon dolar) gerisinde kalıyor.
Zitron’un iddiası, büyük teknoloji şirketlerinin, büyük bir talep olmamasına rağmen, felaketi ötelemek için geleceği satın aldıkları yönünde:
“Veri merkezlerinin kârlı olup olmadığı konusunu bir kenara bırakırsak (kârlı değiller), olağanüstü ölçekte bir talep yoksa, yapay zeka veri merkezlerinin ve bunlarla ilişkili özel amaçlı şirketlerin (SPV’ler) büyük çoğunluğu çökecektir.”
Dolayısıyla, spekülasyon arzusu, tıpkı 2008 finansal krizinde olduğu gibi ve büyük ölçüde aynı nedenlerden ötürü, yapay zeka hesaplama kapasitesine yönelik gerçek talebi çok geride bıraktı.
Amerika
Büyük Teknoloji, 300 milyar dolarlık borcu bilanço dışı tutmaya çalışıyor

Büyük teknoloji şirketleri, yapay zeka veri merkezleri ve çipleri için borçları desteklemek amacıyla garantilerin kullanımını hızla genişletiyor.
Şirketler, bir yıldan kısa bir sürede 300 milyar dolara varan taahhütlerde bulunurken, bu riskin çok az bir kısmını bilançolarında gösteriyorlar.
Geçen sonbaharda Meta tarafından devasa bir veri merkezi projesinde ilk kez kullanılan ve “kalıntı değer garantileri” [residual value guarantees] olarak adlandırılan bu uygulamalar, Broadcom tarafından Anthropic’e yönelik çip finansman anlaşmasının bir parçası olarak ve Nvidia tarafından da OpenAI’a ve çiplerini satın alan diğer müşterilere destek sağlamak amacıyla benimsenmiştir.
Teknoloji şirketlerinin yongalar veya veri merkezleri için minimum bir gelecek değeri garanti ettiği bu düzenlemeler, yapay zeka altyapısı patlamasını hızlandırmak amacıyla Büyük Teknoloji şirketleri tarafından benimsenen ve giderek artan yaratıcı finansman yapıları arasına katılıyor.
Financial Times’ın (FT) bir analizine göre, teknoloji devleri yalnızca son 12 ayda bu garantiler kapsamında 300 milyar dolara varan taahhütlerde bulundu.
Bankacılar bu garantileri “bilanço açısından verimli” olarak tanımlıyor. Bu garantiler genellikle teknoloji şirketlerinin kendileri tarafından değil, altyapıya sahip özel amaçlı araçlar (SPV’ler) tarafından ihraç edilen borçları destekliyor.
Bu da teknoloji gruplarının yükümlülükleri tam olarak bilançolarına kaydetmeye gerek kalmadan finansal güçlerini bu anlaşmalara aktarmalarına olanak tanıyor.
Garantilerin artması, Büyük Teknoloji şirketlerinin yapay zeka alanındaki trilyonlarca dolarlık yatırımının, hayal kırıklığı yaratan kullanım oranları, bilgi işlem gücünde arz fazlası ya da teknoloji etrafında sürdürülebilir iş modelleri oluşturulamaması nedeniyle karşılığını vermemesi durumunda, bir risk katmanı daha ekliyor.
Kredi derecelendirme kuruluşu KBRA’nın kıdemli direktörü Doug Colandrea, “Geçtiğimiz yıl bilanço dışı risklerde önemli bir artış yaşandı. Bu durum, kredi risk profillerine çok yüksek derecede bir karmaşıklık katıyor,” dedi.
Yapay zeka harcama planları nakit akışlarını aşmaya başladıkça, teknoloji şirketleri yatırım notlarını korumak ve düşük maliyetli kurumsal borç kaynaklarına erişimlerini sürdürmek amacıyla bilançolarını yönetmeye daha fazla odaklanmaya başladı.
Genel olarak, Morgan Stanley analistleri yedi hiper ölçekli şirket ve çip üreticisinin bilanço dışı taahhütleri ve kredi desteğinin toplamının 3,1 trilyon doları aştığını hesapladı.
CIBC Private Wealth US’in sabit getirili menkul kıymetler başkanı Tim Musial, “Herkes hesaplama gücünü elde etmek için bir yarış içinde olduğu için tüm bu gelecekteki taahhütler konusunda endişe var,” dedi.
Kredi verenler için, Büyük Teknoloji şirketlerinin sunduğu kalıntı değer garantileri, yapay zeka veri merkezlerini ve çipleri finanse etmek için on milyarlarca dolar ayırırken mevcut teknolojinin hızla eskimesi konusundaki endişeleri hafifletmeye yardımcı oluyor.
Teknoloji şirketleri, bu varlıkların bir gün satılması veya yeniden kiralanması gerektiğinde ve garantili asgari değerin altında bir fiyat elde edilmesi durumunda, belirlenen eksiklikleri karşılamayı kabul ediyor.
Konuya yakın kaynaklara göre, bu şirketlerin yapay zeka finansmanına girişi, bu garantilerle projeler için daha ucuz finansman imkânı sağladı.
Bu garantilerin fiyatı genellikle garantörün kendi borcuna göre sadece 100 ila 150 baz puanlık bir prim olarak belirleniyor.
Broadcom, bu yıl bu garantileri benimseyen ilk yonga üreticisi oldu ve Haziran ayında, çipleri Anthropic’e kiralayacak bir SPV’ye 1 GW’lık çip satmak üzere 29 milyar dolarlık risk üstlendi.
Bu garanti, Broadcom ve Google’ın yapay zeka laboratuvarına yonga tedarik etmek üzere oluşturdukları karmaşık bir tedarikçi finansman programının bir parçası.
Broadcom’un son çeyrek raporuna göre, bu kredi desteğinin şirketin kendi bilançosu üzerinde çok az etkisi olduğu görüldü.
Konuya yakın kaynaklar, yonga üreticisinin muhtemelen gelecek yıl planladığı çip teslimatlarının bir kısmını finanse etmek için garantiler sunacağını belirtti.
Bu teslimatlar arasında Anthropic için 5 GW’lık ek yonga ve OpenAI için 1,3 GW’lık özel üretim çipler yer alıyor.
Şirket, yatırımcılara “önde gelen öncü yapay zeka laboratuvarlarının güçlü kârlılık eğilimi ve temel varlıkların sürdürülebilir değeri” nedeniyle bu tür garantilerin devreye girme olasılığının düşük olduğunu bildirdi.
Geçen ay Broadcom’un rakibi Nvidia, benzer bir tedarikçi finansman programını duyurmuştu.
Çip üreticisi, Goldman Sachs ve bir grup Wall Street yatırımcısı tarafından hazırlanan anlaşmalar için yüzde 25’e varan kalıntı değer desteği sunabileceğini belirtti.
Bu anlaşmaların amacı, Nvidia tabanlı yapay zeka altyapısı için toplu olarak 500 milyar dolarlık sermaye toplamak.
Nvidia ayrıca, OpenAI için Ohio’da devasa bir veri merkezi kampüsü inşa eden SoftBank iştiraki SB Energy’ye 105 milyar dolarlık teminat sağladı.
Şirket, OpenAI’ın kira sözleşmeleri 2028’de yürürlüğe girene kadar bilançosunda herhangi bir yükümlülük kaydetmeyecek; o zaman bile garanti yapısı, bilançosundaki yükü sınırlayacak.
Buna karşılık, kampüs 20 yıl boyunca yalnızca Nvidia donanımlarını kullanacak.
Morgan Stanley ve Goldman Sachs’taki bankacılar, bu anlaşmaların oluşturulmasında kilit rol oynadılar.
Morgan Stanley’de yapılandırılmış ürünler sermaye piyasaları başkanı Richard Myers şunları söyledi:
“[Kalıntı değer garantileri] varlığın rekabetçi bir satış süreci yoluyla nakde çevrilmesini gerektiren net bir sözleşme mekanizmasına sahip ve bu varlık değeri daha sonra garanti kapsamındaki herhangi bir riskle mahsup edilir.”
Bu yapı, yapay zeka altyapısına ilk kez bu şirket tarafından uygulanmıştı.
Garantör, yalnızca satış fiyatı ile garantili değer arasındaki farkı karşıladığından, kalıntı değer garantileri “tipik bir ödeme garantisine kıyasla bilançoda daha verimli bir muamele görüyor.”
Meta, yapay zeka finansmanı için bu yapıyı benimseyen ilk teknoloji grubu oldu.
Şirket, Louisiana’da 2 GW kapasiteli Hyperion veri merkezini geliştirmek üzere Blue Owl ile kurduğu ortak girişimi desteklemek amacıyla 28 milyar dolarlık kalıntı değer garantisi sağladı.
4 milyon fit kare (yaklaşık 371 bin metrekare) alana yayılan projenin 2030 yılına kadar faaliyete geçmesi bekleniyor ve yaklaşık 1,5 milyon haneye elektrik sağlayacak kadar enerji üretecek.
Bu garantiler, sonuçta veri merkezi için Meta’nın kendi tahvillerinden 150 baz puan farkla 27 milyar dolarlık borç sağlanmasına yardımcı oldu.
Bu süreçte Meta’nın bilançosunda kayda değer bir risk kaydı oluşmadı.
Teknoloji grubu, Temmuz ayında El Paso’da inşa edilen 1 GW’lık bir veri merkezini desteklemek için benzer bir yapıdan yararlandı.
Garantiler çoğunlukla bilanço dışı olsa da, kredi derecelendirme kuruluşları, bunları yansıtmak için teknoloji gruplarının kaldıraç rakamlarında düzeltmeler yaptıklarını belirtiyorlar.
S&P’deki analistler, garantili değerin, veri merkezi veya yongaların zorlu bir satış durumunda elde edeceği gelirle ilgili kendi tahminlerini aşan tutarı hesaplara eklediklerini söylüyorlar.
Amerika
Paramount, Warner Bros anlaşmasını bitirmeye yakın

Paramount, Warner Bros. Discovery’ye yönelik 111 milyar dolarlık devralma teklifinin önündeki engeli aşmak için önemli bir adım attı.
Şirketin sahipleri, 12 Demokrat eyalet başsavcısından oluşan bir koalisyona bir dizi taviz verdi.
Kaliforniya Başsavcısı Rob Bonta Pazartesi günü düzenlediği basın toplantısında, “Bu uzlaşma, söz konusu birleşmeye verilen bir destek oyu değil,” dedi ve iki şirketin birleşmesi gerektiğini düşünmediğini ekledi.
Fakat Bonta, uzlaşmanın “rekabeti ve tüketicileri koruyan güçlü bir çözüm” olduğunu belirtti ve “Daha fazla yapım, burada, ülkemizde daha fazla iş demektir,” dedi.
Anlaşma ayrıca, birleşmiş şirketin televizyon haberciliği devleri olan CBS ve CNN’i, haber odası kararlarına yönelik kurumsal müdahalelerden korumayı amaçlayan bir kurul oluşturulmasını da öngörüyor; bu, birçok eyalet başsavcısının talebiydi.
Bonta, bir denetçinin Paramount’un şartlara uyumunu izleyeceğini belirtti. Şirketin bu şartlara uymaması halinde eyaletlerin konuyu mahkemeye taşıyacağını da sözlerine ekledi.
Eyaletlerin açtığı dava ve Amerika Yazarlar Birliği’nin (WGA) benzer davası, Paramount’un Warner’ı devralma yolundaki son engellerdi.
Anlaşma, hâlâ bir yargıcın onayına tabi olmakla birlikte, Paramount’u en azından şimdilik Warner Bros. Studios ve Paramount Pictures’ı ayrı ayrı işletmeye mecbur kılacak.
İki şirket birlikte, iki yıl boyunca yılda en az 30 film, sonraki üç yıl boyunca ise yılda 32 film yayınlayacak; aksi takdirde para cezasına çarptırılacak.
Ayrıca, ABD’de film çekmek için yıllık 300 milyon dolar daha harcayacaklar.
Paramount CEO’su ve Yönetim Kurulu Başkanı David Ellison şunları söyledi:
“Hedefimiz her zaman daha güçlü bir Hollywood inşa etmek olmuştur; daha fazla hikayenin anlatıldığı, tüketiciler için daha fazla seçenek sunan ve rekabetin daha güçlü olduğu bir Hollywood. Bu vizyon, dünya çapında yaklaşık 70 yargı bölgesindeki rekabet otoritelerinin oybirliğiyle onaylanmasıyla doğrulandı; bu otoriteler, anlaşmanın rekabeti, tüketicileri ve çalışanları destekleyici olduğu konusunda hemfikirdi. Eyalet başsavcılarının ve WGA’nın endişelerini gidermiş bulunmaktayız; bu birleşme için tam onay aldık ve bu taahhütleri hayata geçirmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.”
Ellison ailesi ile Başkan Donald Trump yakın bağlara sahip.
David Ellison, Paramount’u bir yıldan biraz fazla bir süre önce satın aldı. Bu anlaşma için Federal İletişim Komisyonu Başkanı Brendan Carr’ın onayını almak üzere bazı adımlar attı.
Ardından, Bari Weiss’i CBS News’un genel yayın yönetmeni olarak işe aldı. Merkez sağ görüşlü haber sitesi The Free Press’in kurucusu olan Weiss, ana akım basının başkana karşı aşırı derecede refleksif bir eleştiri tutumu sergilediğini savunuyor.
Weiss, birkaç CBS kıdemli çalışanını işten çıkardı ve kendi seçtiği kişileri atadı.
Hem Paramount’un satın alınması hem de Warner’ı satın alma anlaşması, Ellison’ın babası ve Trump’ın mali destekçisi ve danışmanı olan Oracle’ın kurucu ortağı Larry Ellison’ın servetine dayanıyor.
Trump, TikTok’un Çinli sahibinden ayrılması sırasında, Ellison’ın ABD’deki TikTok’un kontrol hissesine sahip olmasını sağladı.
Hem CBS News’in durumu hem de Ellison ailesinin Trump ile olan bağları göz önüne alındığında, eyalet başsavcıları bunun CNN’in haber içeriğinin tarafsızlığını nasıl etkileyebileceği konusunda endişelerini dile getirdiler.
Paramount’un Warner’ı satın alması, iki ikonik film stüdyosunu, CBS ve CNN’i, çok sayıda kablolu kanalı, Paramount Plus ve HBOMax yayın platformlarını ve DC Comics, Harry Potter ve Star Trek gibi büyük serileri bir araya getirecek.
Ellison, Paramount’un dijital devler Netflix, Amazon ve Apple’ın yanı sıra Disney ile rekabet edebilmek için büyümesi gerektiğini savunuyor.
Eyalet başsavcıları devreye girerek, benzer rakiplerin birleşmesinin eğlence sektöründe kitlesel işten çıkarmalara, daha az film çekilmesine, sinema salonlarına daha yüksek ücretler uygulanmasına ve sinemaseverler için bilet fiyatlarının artmasına yol açabileceği endişesini gerekçe göstererek antitröst davası açtılar.
18 Eylül’de FCC, anlaşmayı finanse etmek için devasa bir yabancı sermaye girişini onayladı.
Birleşen şirketin hisselerinin %49,5’i, Suudi Arabistan, Katar ve Abu Dabi’nin varlık fonları da dahil olmak üzere yabancı sermayeye ait olacak.
Ayrıca kurum, bu oranın %100’e kadar çıkabileceğine hükmetti. Paramount, sahip olacağı hisselerin oy hakkı olmayan sessiz hisselerden oluşacağına dair söz verdi.
Amerika
Palantir CEO’su Karp, yapay zeka için devletleştirme istedi

Palantir CEO’su Alex Karp, yapay zeka laboratuvarlarının devletleştirilmesi çağrısında bulundu.
Karp, “sorumsuzca” hareket eden yapay zeka geliştiricilerine hem hukuki hem de cezai sorumluluklar yüklenmesi gerektiğini vurguladı.
Geçen perşembe günü CNBC’ye verdiği demeçte Karp, politika yapıcıların bu teknolojiye ilişkin “makul kılavuz ilkeler” belirlemesi gerektiğini söyledi.
Karp, “İlk savunma hattı, kendi eylemlerinizden sorumlu olmanızdır,” dedi.
Hükümetlerin devletleştirmeyi gerekli gördüklerine inandığını belirten Karp, bunun yapılmaması halinde AI şirketlerinin her müşterisinin yasal işlem başlatabileceğini ifade etti ve “Bu konuyu ciddiye almalıyız,” diye ekledi.
Karp’ın açıklamaları, araştırmacıların bu teknolojinin varoluşsal ve toplumsal tehlikeler oluşturduğuna dair uyarılarının giderek artması karşısında, politika yapıcıların ve teknoloji yöneticilerinin gelişmiş yapay zeka sistemlerini nasıl yönetecekleri konusunda çabaladıkları bir dönemde geldi.
Anthropic CEO’su Dario Amodei, öncü yapay zeka geliştirme çalışmalarının hızının yavaşlatılması çağrısında bulunmuştu.
OpenAI CEO’su Sam Altman ile SpaceX ve Tesla CEO’su Elon Musk da bu görüşe katıldıklarını belirttiler.
Başkan Donald Trump ise bu endişeleri reddetti ve sosyal medya hesaplarında yapay zeka risklerini defalarca “aldatmaca” olarak nitelendirdi.
Nvidia CEO’su Jensen Huang ve Meta Platforms CEO’su Mark Zuckerberg, yapay zeka geliştirme konusunda Trump’ın daha hoşgörülü tutumuna katıldıklarını açıkladılar.
Zuckerberg “uyum konusuna odaklanamayan yapay zeka laboratuvarlarının geride kalacağını” söyledi.
OpenAI, geçen çarşamba günü yaptığı açıklamada, son altı ayda meydana gelen “beklenmedik veya endişe verici” altı model davranışı örneğini ortaya koydu.
Bu açıklama, Hugging Face sızıntısının ardından geldi. Bu olay, Amodei’nin yapay zeka geliştirme hızını yavaşlatma argümanının bir parçası olarak bu olayı örnek göstermesine neden olmuştu.
OpenAI CFO’su Sarah Friar, güvenlik endişeleri gerektirirse şirketin yapay zeka geliştirme çalışmalarını yavaşlatacağını belirtti.
Friar, “Eğer bu, sınırları yeniden belirlememiz ve hızımızı düşürmemiz anlamına geliyorsa, elbette araştırmacılarımızı dinleyip bunu yapacağız,” dedi.
Bu arada OpenAI, Anthropic ve Google DeepMind, birkaç haftadır güvenlik koordinasyonu görüşmeleri yürütüyor.
Tartışma, Kongre’ye de sıçradı. Connecticut eyaletinden Demokrat Senatör Richard Blumenthal, ülkenin “kontrolü tamamen kaybetmenin eşiğinde” olduğunu belirterek, yapay zeka modellerinin kullanıma sunulmadan önce bağımsız bir incelemeye tabi tutulması gerektiğini vurguladı.
Temsilciler Meclisi’nde, yapay zeka geliştiricilerini sistemlerine acil durum kapatma özellikleri eklemeye zorlayacak bir yasa tasarısı da sunuldu.
Fakat benzer öneriler Senato’da muhalefetle karşılaştı.
Avrupa2 hafta önceKoçbaşı olarak AfD
Ortadoğu2 hafta önceİsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı, Türkiye’yi tehdit etti
Asya2 hafta önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya1 hafta önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını2 hafta önceProf. Hanke: Washington’dan gelen hiçbir açıklamaya güvenemezsiniz
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Milanovic: Küresel neoliberalizm bitti, yeni bir evreye geçtik
Asya2 hafta önceİran ile Çin arasında milyarlarca dolarlık gizli ticaret ağı
Asya2 hafta önceYatırımcılar DeepSeek payı için yüksek komisyonları göze alıyor










