Amerika
Büyük Teknoloji, 300 milyar dolarlık borcu bilanço dışı tutmaya çalışıyor

Büyük teknoloji şirketleri, yapay zeka veri merkezleri ve çipleri için borçları desteklemek amacıyla garantilerin kullanımını hızla genişletiyor.
Şirketler, bir yıldan kısa bir sürede 300 milyar dolara varan taahhütlerde bulunurken, bu riskin çok az bir kısmını bilançolarında gösteriyorlar.
Geçen sonbaharda Meta tarafından devasa bir veri merkezi projesinde ilk kez kullanılan ve “kalıntı değer garantileri” [residual value guarantees] olarak adlandırılan bu uygulamalar, Broadcom tarafından Anthropic’e yönelik çip finansman anlaşmasının bir parçası olarak ve Nvidia tarafından da OpenAI’a ve çiplerini satın alan diğer müşterilere destek sağlamak amacıyla benimsenmiştir.
Teknoloji şirketlerinin yongalar veya veri merkezleri için minimum bir gelecek değeri garanti ettiği bu düzenlemeler, yapay zeka altyapısı patlamasını hızlandırmak amacıyla Büyük Teknoloji şirketleri tarafından benimsenen ve giderek artan yaratıcı finansman yapıları arasına katılıyor.
Financial Times’ın (FT) bir analizine göre, teknoloji devleri yalnızca son 12 ayda bu garantiler kapsamında 300 milyar dolara varan taahhütlerde bulundu.
Bankacılar bu garantileri “bilanço açısından verimli” olarak tanımlıyor. Bu garantiler genellikle teknoloji şirketlerinin kendileri tarafından değil, altyapıya sahip özel amaçlı araçlar (SPV’ler) tarafından ihraç edilen borçları destekliyor.
Bu da teknoloji gruplarının yükümlülükleri tam olarak bilançolarına kaydetmeye gerek kalmadan finansal güçlerini bu anlaşmalara aktarmalarına olanak tanıyor.
Garantilerin artması, Büyük Teknoloji şirketlerinin yapay zeka alanındaki trilyonlarca dolarlık yatırımının, hayal kırıklığı yaratan kullanım oranları, bilgi işlem gücünde arz fazlası ya da teknoloji etrafında sürdürülebilir iş modelleri oluşturulamaması nedeniyle karşılığını vermemesi durumunda, bir risk katmanı daha ekliyor.
Kredi derecelendirme kuruluşu KBRA’nın kıdemli direktörü Doug Colandrea, “Geçtiğimiz yıl bilanço dışı risklerde önemli bir artış yaşandı. Bu durum, kredi risk profillerine çok yüksek derecede bir karmaşıklık katıyor,” dedi.
Yapay zeka harcama planları nakit akışlarını aşmaya başladıkça, teknoloji şirketleri yatırım notlarını korumak ve düşük maliyetli kurumsal borç kaynaklarına erişimlerini sürdürmek amacıyla bilançolarını yönetmeye daha fazla odaklanmaya başladı.
Genel olarak, Morgan Stanley analistleri yedi hiper ölçekli şirket ve çip üreticisinin bilanço dışı taahhütleri ve kredi desteğinin toplamının 3,1 trilyon doları aştığını hesapladı.
CIBC Private Wealth US’in sabit getirili menkul kıymetler başkanı Tim Musial, “Herkes hesaplama gücünü elde etmek için bir yarış içinde olduğu için tüm bu gelecekteki taahhütler konusunda endişe var,” dedi.
Kredi verenler için, Büyük Teknoloji şirketlerinin sunduğu kalıntı değer garantileri, yapay zeka veri merkezlerini ve çipleri finanse etmek için on milyarlarca dolar ayırırken mevcut teknolojinin hızla eskimesi konusundaki endişeleri hafifletmeye yardımcı oluyor.
Teknoloji şirketleri, bu varlıkların bir gün satılması veya yeniden kiralanması gerektiğinde ve garantili asgari değerin altında bir fiyat elde edilmesi durumunda, belirlenen eksiklikleri karşılamayı kabul ediyor.
Konuya yakın kaynaklara göre, bu şirketlerin yapay zeka finansmanına girişi, bu garantilerle projeler için daha ucuz finansman imkânı sağladı.
Bu garantilerin fiyatı genellikle garantörün kendi borcuna göre sadece 100 ila 150 baz puanlık bir prim olarak belirleniyor.
Broadcom, bu yıl bu garantileri benimseyen ilk yonga üreticisi oldu ve Haziran ayında, çipleri Anthropic’e kiralayacak bir SPV’ye 1 GW’lık çip satmak üzere 29 milyar dolarlık risk üstlendi.
Bu garanti, Broadcom ve Google’ın yapay zeka laboratuvarına yonga tedarik etmek üzere oluşturdukları karmaşık bir tedarikçi finansman programının bir parçası.
Broadcom’un son çeyrek raporuna göre, bu kredi desteğinin şirketin kendi bilançosu üzerinde çok az etkisi olduğu görüldü.
Konuya yakın kaynaklar, yonga üreticisinin muhtemelen gelecek yıl planladığı çip teslimatlarının bir kısmını finanse etmek için garantiler sunacağını belirtti.
Bu teslimatlar arasında Anthropic için 5 GW’lık ek yonga ve OpenAI için 1,3 GW’lık özel üretim çipler yer alıyor.
Şirket, yatırımcılara “önde gelen öncü yapay zeka laboratuvarlarının güçlü kârlılık eğilimi ve temel varlıkların sürdürülebilir değeri” nedeniyle bu tür garantilerin devreye girme olasılığının düşük olduğunu bildirdi.
Geçen ay Broadcom’un rakibi Nvidia, benzer bir tedarikçi finansman programını duyurmuştu.
Çip üreticisi, Goldman Sachs ve bir grup Wall Street yatırımcısı tarafından hazırlanan anlaşmalar için yüzde 25’e varan kalıntı değer desteği sunabileceğini belirtti.
Bu anlaşmaların amacı, Nvidia tabanlı yapay zeka altyapısı için toplu olarak 500 milyar dolarlık sermaye toplamak.
Nvidia ayrıca, OpenAI için Ohio’da devasa bir veri merkezi kampüsü inşa eden SoftBank iştiraki SB Energy’ye 105 milyar dolarlık teminat sağladı.
Şirket, OpenAI’ın kira sözleşmeleri 2028’de yürürlüğe girene kadar bilançosunda herhangi bir yükümlülük kaydetmeyecek; o zaman bile garanti yapısı, bilançosundaki yükü sınırlayacak.
Buna karşılık, kampüs 20 yıl boyunca yalnızca Nvidia donanımlarını kullanacak.
Morgan Stanley ve Goldman Sachs’taki bankacılar, bu anlaşmaların oluşturulmasında kilit rol oynadılar.
Morgan Stanley’de yapılandırılmış ürünler sermaye piyasaları başkanı Richard Myers şunları söyledi:
“[Kalıntı değer garantileri] varlığın rekabetçi bir satış süreci yoluyla nakde çevrilmesini gerektiren net bir sözleşme mekanizmasına sahip ve bu varlık değeri daha sonra garanti kapsamındaki herhangi bir riskle mahsup edilir.”
Bu yapı, yapay zeka altyapısına ilk kez bu şirket tarafından uygulanmıştı.
Garantör, yalnızca satış fiyatı ile garantili değer arasındaki farkı karşıladığından, kalıntı değer garantileri “tipik bir ödeme garantisine kıyasla bilançoda daha verimli bir muamele görüyor.”
Meta, yapay zeka finansmanı için bu yapıyı benimseyen ilk teknoloji grubu oldu.
Şirket, Louisiana’da 2 GW kapasiteli Hyperion veri merkezini geliştirmek üzere Blue Owl ile kurduğu ortak girişimi desteklemek amacıyla 28 milyar dolarlık kalıntı değer garantisi sağladı.
4 milyon fit kare (yaklaşık 371 bin metrekare) alana yayılan projenin 2030 yılına kadar faaliyete geçmesi bekleniyor ve yaklaşık 1,5 milyon haneye elektrik sağlayacak kadar enerji üretecek.
Bu garantiler, sonuçta veri merkezi için Meta’nın kendi tahvillerinden 150 baz puan farkla 27 milyar dolarlık borç sağlanmasına yardımcı oldu.
Bu süreçte Meta’nın bilançosunda kayda değer bir risk kaydı oluşmadı.
Teknoloji grubu, Temmuz ayında El Paso’da inşa edilen 1 GW’lık bir veri merkezini desteklemek için benzer bir yapıdan yararlandı.
Garantiler çoğunlukla bilanço dışı olsa da, kredi derecelendirme kuruluşları, bunları yansıtmak için teknoloji gruplarının kaldıraç rakamlarında düzeltmeler yaptıklarını belirtiyorlar.
S&P’deki analistler, garantili değerin, veri merkezi veya yongaların zorlu bir satış durumunda elde edeceği gelirle ilgili kendi tahminlerini aşan tutarı hesaplara eklediklerini söylüyorlar.
Amerika
ABD Kongresinde Ukrayna yanlısı Cumhuriyetçilerin sayısı azalıyor

ABD Kongresindeki ara seçimlerin ardından aralarında Mitch McConnell’ın da yer aldığı Ukrayna destekçisi kıdemli Cumhuriyetçilerin görevden ayrılması bekleniyor. Temsilciler Meclisinin tamamı ile Senatodaki 35 sandalye için yapılacak seçimler, Kiev’e askeri yardımların ve yasa tasarılarının geleceğini doğrudan etkileyecek.
ABD Kongresinde ara seçimlerin ardından Ukrayna’ya desteği savunan etkili Cumhuriyetçilerin sayısının azalması bekleniyor.
Politico’nun haberine göre aralarında Senato’daki eski Cumhuriyetçi çoğunluk lideri Mitch McConnell’ın da yer aldığı bazı kıdemli isimler Kongre’den ayrılacak.
Kongre Ukrayna Komisyonu Başkanı Michael Sawkiw, ayrılacak parlamenterleri Ukrayna destekçileri arasındaki “gerçek ağır sıkletler” olarak nitelendirdi.
Temsilciler Meclisindeki bir Cumhuriyetçi üyenin ismi açıklanmayan danışmanı, bu ayrılıkların Kiev lehine hazırlanan kapsamlı yasa tasarılarını azaltabileceğini belirtti.
Danışman, Donald Trump yönetiminin onayını alabilecek tasarılar hazırlayacak ve aynı zamanda Beyaz Saray’ı ikna etmek için perde arkasında temas yürütebilecek bir koalisyonun Kongrede kalmayabileceğinden endişe duyulduğunu kaydetti.
Yeni adaylar askeri yardımlara mesafeli yaklaşıyor
Mitch McConnell Ukrayna’ya askeri yardım verilmesini ve istihbarat paylaşımını savunuyordu.
Ancak ayrılan Cumhuriyetçilerin koltuklarına aday olan bazı isimler Kiev’e mesafeli duruyor. McConnell’ın yerine adaylığını koyan Andy Barr, Ukrayna’ya destek yasasına karşı oy kullanmıştı.
Bununla birlikte haberde, Cumhuriyetçilerin Trump ile iletişim kanalı olma ve başkanlık vetosunu aşmak için gereken çoğunluğu sağlama rollerini koruyabileceği aktarıldı.
Rusya’ya yönelik yaptırımların mimarı olan Senatör Lindsey Graham’ın vefatının da Ukrayna destekçilerinde üzüntü yarattığı ifade edilirken, Temsilciler Meclisi üyesi danışmanı, Graham’ın olası halefleri arasında Senatör Katie Britt’i işaret etti. Britt, Rusya karşıtı kısıtlama girişimlerine destek vermişti.
Habere göre mevcut Kongre dönemi tamamlanmadan önce Ukrayna yanlısı Cumhuriyetçiler Beyaz Saray’ın gündemini engellemeye çalışabilir.
Cumhuriyetçilerin ara seçimlerde kayıp yaşamasının Ukrayna yardımları ve NATO açısından endişe yarattığı daha önce de gündeme gelmişti.
Kongrenin iç politikadaki yetkilerini sınırlaması halinde Trump’ın dış politikaya yönelebileceği belirtiliyor. İsmi açıklanmayan bir NATO diplomatı, böyle bir durumda ABD başkanının tavrının sertleşebileceğini kaydetti.
Politico’ya konuşan diğer kaynaklar, Trump’ın seçim yenilgisine Avrupa’daki Amerikan askeri varlığını azaltarak, NATO bütçesine yapılan katkıyı kısarak, Ukrayna’ya silah alımını içeren PURL programını sınırlayarak ve Rusya ile yakınlaşarak yanıt verebileceğini öne sürdü.
Defense Priorities adlı düşünce kuruluşundan uzman Jennifer Kavanagh, Avrupa ülkelerinin elektronik harp, hava savunması, istihbarat, havada yakıt ikmali ve lojistik alanlarındaki ABD desteğinin azalmasını telafi etmekte zorlanacağına dikkat çekti.
Temsilciler Meclisi ve Senato için yarış sürüyor
ABD Kongresi ara seçimlerinde seçmenler 435 sandalyeli Temsilciler Meclisinin tamamını ve 100 üyeli Senatonun 35 sandalyesini belirlemek üzere sandık başına gidecek.
Sonuçlar, iki yıl boyunca Kongrenin her iki kanadındaki çoğunluğun hangi partide kalacağını tayin edecek.
Reuters’ın aktardığı kamuoyu yoklamalarına göre Demokratlar Temsilciler Meclisinde çoğunluğu kazanma şansına sahip görünürken, Senatoda kontrolü ele geçirme ihtimalleri düşük değerlendiriliyor.
Demokratların çoğunluğu elde etmesi halinde Trump hakkında soruşturmalar açabileceği, harcama önceliklerini sınırlayabileceği ve çeşitli girişimleri engelleyebileceği kaydediliyor.
ABD lideri ise ticaret, dış politika ve federal bürokrasi üzerindeki geniş yetkilerini korumaya devam edecek.
Amerika
Kanada, ABD ara seçimlerini dikkatle izleyecek

Donald Trump’ın ticaret savaşlarının hedefinde yer alan Kanada, ABD’de bugün yapılacak ara seçimleri dikkatle izliyor.
Özellikle gümrük vergilerinden doğrudan etkilenen sınır eyaletleri başta olmak üzere, ara seçim kampanyalarında federal düzeyde bile Kanada’nın bu kadar gündeme geldiği başka bir dönem olmamıştı.
CBC’de yer alan habere göre Michigan ve New Hampshire’daki reklamlardan, New York ve Iowa’daki seçim mitingleri ve tartışmalara, ayrıca Nevada ve Alaska’daki mülakatlara kadar, “Kanada” kelimesi, yaşam maliyetinin gündemin merkezine oturmasıyla birlikte defalarca gündeme geliyor.
Demokratlar, Trump’ın Kanada’ya uyguladığı gümrük vergilerini, Amerikalıların yaşam maliyetine ne kadar önem verdiğine dair daha geniş kapsamlı bir tartışma başlatmak için kullanırken, Cumhuriyetçiler ise ya ABD ekonomisini korumak adına bu vergileri savunuyor ya da kendilerini bu konudan uzaklaştırıyor.
Kampanyanın son günlerinde Trump, özellikle Kanada meselelerine odaklanmış durumda. O ve diğer ABD’li yetkililer, bu haftanın başlarında olası bir ticaret anlaşmasına dair ipuçları verdiler.
Fakat kaynaklar CBC’ye verdikleri demeçlerde, görüşmelerin yoğunlaşmasına rağmen bunun yakın zamanda bir anlaşma yapılacağı anlamına gelmediğini söylediler.
Başbakan Mark Carney de dün ABD Başkanı Donald Trump ile Kanada-ABD ticaretinin geleceği konusunda bir görüşme yaptığını belirterek, bu görüşmenin olası bir ticaret anlaşmasının ana hatları üzerine “son zamanlarda yaptığımız yapıcı görüşmelerin devamı niteliğinde” ve “iyi bir sohbet” olduğunu da sözlerine ekledi.
Anketler, Trump’ın Kanada ile yaşadığı anlaşmazlığın her iki büyük partide de Amerikalı seçmenler arasında hiç de popüler olmadığını gösteriyor.
Kanada-ABD ilişkileri uzmanı ve Ottawa Street Strategy’nin kurucusu Scotty Greenwood, Kanada sınırına yakın veya Kanada ile yoğun ticari ilişkisi olan ABD eyaletleri için Kanada’nın “gündelik yaşamın temel bir konusu haline geldiğini” belirtti.
Greenwood, “Özellikle Kanada’ya uygulanan gümrük vergileri, ama genel olarak gümrük vergisi politikası, Amerikalılar için yaşam maliyetini çok daha yüksek hale getiriyor. İşte bu yüzden Kanada, birçok ABD seçiminde oy kullanma konusunda belirleyici bir konu haline geldi,” dedi.
Cumhuriyetçiler için zorluk, Demokratlar içinse bir fırsat olan husus, Michigan, Maine, Ohio, Iowa, Alaska ve Nevada gibi eyaletlerdeki birçok seçim yarışının, Demokratların Temsilciler Meclisi ve Senato’yu geri alıp almayacağını belirleyecek olması.
Bu eyaletlerdeki Cumhuriyetçi adaylar, Kanada konusunu kesinlikle göz önünde bulunduruyorlar.
Örneğin Maine’de, görevdeki Cumhuriyetçi senatör Susan Collins, bu ayın başlarında düzenlenen bir münazarada, “Kanada’ya uygulanan gümrük vergilerinin en açık sözlü muhalifi” olduğunu savundu.
Son iki ayda Trump, Maine sakinlerine rahatlama sağlamak amacıyla Kanada’ya uyguladığı gümrük vergilerinde değişiklikler yaptı ve Collins bu başarıyı kendine mal etti.
Trump, Eylül ayında Kanada menşeli çimento ve yol tuzu üzerindeki gümrük vergilerini kaldırmış, ardından Ekim ayında başka bir ürün grubu üzerindeki vergileri de iptal etmişti.
Eyaletteki ünlü yengeç endüstrisi için de Kanada büyük bir ihracat pazarı.
Fakat Collins’in Demokrat rakibi Troy Jackson, bu konuyu gündeme getirerek, Maine sakinlerinin “yol tuzunu yiyemeyeceğini” öne sürerek onun yaklaşımını reddetti.
Anketler, Jackson’ın birkaç puan farkla önde olduğunu gösteriyor.
Bir başka örnek ise Michigan. Burada Cumhuriyetçi senato adayı Mike Rogers, Demokrat Abdul El-Sayed ile karşı karşıya.
Rogers, Collins gibi Kanada’nın bir düşman olmadığını belirterek, Trump’ın gümrük vergilerinden uzak durmaya çalışıyor.
Alaska’nın benzersiz konumu da Kanada ile ilişkileri belirleyici kılıyor. Eyalet, gıda ve tüketim mallarının büyük bir kısmını ithal ediyor ve buna her yıl yaklaşık 1 milyar dolarlık Kanada ürünü de dahil.
Rafine edilmiş Kanada petrolü ve ham petrolden gıda, kereste, makine ve sanayi ürünlerine kadar her şey ithal edilirken, diğer ABD eyaletlerinden farklı olarak, gümrük vergileri nedeniyle bir Kanadalı ürünün fiyatı yükseldiğinde, Alaskalıların yerli üretim alternatiflere yönelmesi zor.
Uzmanlar, gümrük vergilerinin enflasyonist etkisinin, toplulukların yüzde 80’inden fazlasına yalnızca hava yoluyla ulaşılabilen ve hemen hemen her şey için daha yüksek fiyatlar ödemek zorunda kalan Alaska’da, halihazırda var olan satın alınabilirlik sorununu daha da şiddetlendirdiğini belirtiyor.
Michigan’daki Cumhuriyetçi siyasi stratejist Dennis Lennox, CBC’ye verdiği demeçte, Kanada’nın tartışmalarda “her gün gündeme gelmediğini” ama Trump’ın ticaret gündemiyle ilgili daha geniş kapsamlı tartışmada kilit bir rol oynadığını belirtti.
Lennox ayrıca, Trump’ın gümrük vergileri konusunda, bu vergilerin “imalat sektöründeki işleri ABD’ye geri getirmek” olarak belirtilen amacına ulaşıp ulaşmayacağını görmek için hâlâ ona bir nefes alma payı tanımaya istekli birçok Amerikalı olduğunu düşündüğünü belirtti.
Lennox, “Trump’ın ticaret politikasından daha somut sonuçlar görmeye başlamazsanız, Amerikalılar arasında oluşan tepkilerin artacağını ve seslerinin daha da yükseleceğini göreceksiniz,” dedi.
Salı gününe kadar geçen süreçte Trump ve temsilcileri Kanada’ya düzenli olarak saldırılar yöneltti.
Geçen hafta, ABD Başkanı bir seçim mitinginde, Kanada’nın ABD’ye katılması halinde buz hokeyini ve milli marşını elinde tutmasına izin vereceğini söyledi.
Yine geçen hafta, Ottawa’daki ABD Büyükelçiliği, Kanadalı yetkililerin ara seçimleri etkilemeye çalıştıklarına dair örnekler olarak nitelendirdiği bilgileri yayınladı.
Listede Ontario Eyalet Başbakanı Doug Ford, Sanayi Bakanı Mélanie Joly ve diğerlerinin açıklamaları yer alıyordu.
Trump’ın ara seçimleri kaybetmesi durumunda misilleme olasılığı sorulduğunda, eski danışman John Bolton, hiçbir ihtimalin göz ardı edilemeyeceğini söyledi:
“Trump’ın dünyasında sadece iki tür insan vardır. Kazananlar ve kaybedenler. Trump bir kazanan; dolayısıyla salı günü kaybetmeyecek. Sorumluluk başkalarına ait olacak. Suç onların olacak çünkü suç asla onda değildir.”
Greenwood, Cumhuriyetçilerin ara seçimleri kaybetmesi halinde Trump yönetiminin birinin üzerine “suç atma” yolu arayacağını fakat bu suçun Kanada’ya yükleneceğinden emin olmadığını belirtti.
Ticaret anlaşması ihtimaline gelince, Greenwood, Demokratlar Kongre’nin iki meclisini de geri alsa bile Trump’ın hâlâ “çok fazla zamanı ve yürütme yetkisi kaldığını, özellikle de dış politika ve ticaret politikası konusunda” belirtti:
“Yani seçim gününün ertesi günü ya da Ocak ayında yeni Kongre’nin yemin töreninin ertesi günü Kanada-ABD ilişkilerinde her şeyin birdenbire değişeceği söylenemez. Önümüzde uzun ve zorlu bir yol var.”
Lennox, Trump’ın saldırılarının uzun vadeli sonuçlarından endişe duyduğunu ve “Kanada’nın partizan bir mesele haline gelme” riski olabileceğini belirterek, “Açıkçası Demokratlar Kanada’yı destekleyecek, Cumhuriyetçiler ise karşı çıkacaktır,” dedi.
Anketlere göre çoğu Amerikalı, “başkanın Kanada’ya yönelik tutumuna katılmıyor ama yine de ne derse desin Başkan Trump’ın yanında yer alacak büyük bir Cumhuriyetçi seçmen kitlesi var.”
Geçen ay yayınlanan YouGov anketine göre, Cumhuriyetçi katılımcıların yüzde 38’i Kanada’yı ABD’nin “düşman”ı veya “dost olmayan” bir ülke olarak gördüklerini belirtirken, Demokrat katılımcılarda bu oran sadece yüzde 8’de kaldı.
Yine geçen ay Pew Research tarafından yapılan ayrı bir ankette, Amerikalıların Kanada’ya yönelik görüşlerinin, özellikle yaşlı Cumhuriyetçiler arasında, biraz soğuduğu ortaya çıktı.
Amerika
Senato anketleri, Cumhuriyetçilerin ABD’nin kritik eyaletlerinde gerilediğini gösteriyor

Kongre ara seçimleri öncesinde anketler kilit eyaletlerde Demokratların öne geçtiğini gösterirken, Trump’ın Cumhuriyetçi kalelerdeki yoğun miting temposu partinin Senato’daki çoğunluğunu riske atan olası bir Demokrat dalgayı önlemeye yetmeyebilir.
ABD Başkanı Donald Trump, Kongre ara seçimleri öncesinde görevdeki son iki yılını ve siyasi mirasını tehdit eden olası bir Demokrat dalga karşısında siyasi sermayesini riske atıyor.
Seçim sürecinde ülke genelinde mekik dokuyan Trump, bir dizi çevrim içi mitingin yanı sıra bizzat 28 seçim mitingi düzenledi.
Başkan, eyaletlerin Cumhuriyetçi çizgide kalmasını sağlamak amacıyla Ohio, Teksas, Iowa, Kansas ve hatta Alaska gibi partinin güçlü olduğu kalelere gitti.
Trump ayrıca anketlerin beklenenden daha çekişmeli yarışlara işaret ettiği Mississippi ve Güney Carolina gibi muhafazakar seçmenin yoğun olduğu eyaletleri de ziyaret etti.
Trump bu mitinglerin eyaletlerdeki Cumhuriyetçi adayların ve görevdeki vekillerin desteğini artırdığını savunsa da son kamuoyu yoklamaları tersini gösteriyor.
Seçim gününden bir gün önce yayımlanan New York Times/Siena anketi, Ohio, Teksas, Iowa, Kansas ve Alaska’daki Senato yarışlarında Demokratların önde gittiğini ortaya koydu.
Trump’ın bu eyaletlere yaptığı yoğun siyasi yatırım, seçim gününün ötesine geçerek partiyi etkileyebilecek olası bir Demokrat dalganın sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalabileceği anlamına geliyor.
Cumhuriyetçiler, seçimden çıkacak olası bir Demokrat zaferinin Trump yönetiminin son iki yılına ve dolayısıyla siyasi mirasına zarar vereceği uyarısını yapıyor.
Adının açıklanmasını istemeyen bir Cumhuriyetçi stratejist, The Hill gazetesine yaptığı açıklamada, “Önümüzdeki iki yıl boyunca politika üretme kabiliyetini, olası bir Yüksek Mahkeme adaylığını ya da Kabine’deki değişim sürecini bile etkileyecektir.” değerlendirmesini yaptı.
Aynı stratejist, “Bunların tümü onun mirasını şekillendirmeye de yardımcı olacak; zira insanların sizi sonunda nasıl hatırladığı, tarih kitaplarına nasıl geçeceğinizi belirler.” dedi.
Pazartesi günü The Hill’e yazılı bir açıklama yapan Cumhuriyetçi Ulusal Komite (RNC), Demokratların Trump’ın gündemini engelleyeceği ve onların “felakete yol açacak ekonomi politikalarının” istihdamı yurt dışına kaçıracağı uyarısında bulundu.
RNC Sözcüsü Natalie Baldassarre, “Başkan bu seçim döneminde neyin tehlikede olduğunu biliyor; bu nedenle gündemini ilerletecek ve Amerikan halkı için sonuç üretecek Cumhuriyetçi adayları desteklemeleri adına seçmenlerimizi teşvik etmek için ülkeyi baştan başa dolaştı.” ifadesini kullandı.
Kapanış konuşmasında havuz onarımı eleştirisi
Tüm bunlara rağmen Trump, pazartesi günü Lincoln Anıtı Yansıma Havuzu önünde yaptığı konuşmada görevdeki son iki yılının seyrini belirleyebilecek seçimlere odaklanmış görünmedi.
Ara seçimler öncesindeki kapanış mesajı olarak değerlendirilen 37 dakikalık konuşmasının ilk 22 dakikasını Yansıma Havuzu’nun onarımı için yönetiminin yürüttüğü çalışmalardan bahsederek geçirdi.
Havuzun yenilenmeden önceki fotoğraflarını gösteren Trump, İçişleri Bakanı Doug Burgum’u da kısa bir konuşma yapması için kürsüye davet etti.
Trump ayrıca hayata geçirdiği çok sayıda kentsel güzelleştirme projesini ve başkentteki suç oranlarının düşmesini övdü.
Cumhuriyetçi stratejist Rob Stutzman, Trump’ın konuşmasını dengesiz ve yetersiz bir komutan olarak bilinen Herman Wouk’un 1951 tarihli romanı “The Caine Mutiny”deki bir karaktere atıfla “başka bir Yüzbaşı Queeg anı” olarak niteledi.
Konuşmaya tepkisi sorulan ikinci bir Cumhuriyetçi stratejist ise küfürlü bir ifadeyle şaşkınlığını dile getirdi.
İsmini vermeyen bu stratejist, “Cumhuriyetçiler, böylesi harika bir arka planda, bu son saatlerde yardımı dokunabilecek bir tür kapanış mesajı, bir tür Amerikan mesajı vereceğini umuyordu.” dedi.
Stratejist sözlerini, “Biz Cumhuriyetçiler halkla bağı kaybederken, o da gerçeklikle bağını kaybediyor gibi görünüyordu.” diyerek sürdürdü.
Ülke çapında faaliyet gösteren bir başka Cumhuriyetçi isim ise Trump’ın iletişim tarzı göz önüne alındığında konuşmanın şaşırtıcı olmadığını belirtti ancak verilen mesajdan duyduğu hayal kırıklığını dile getirdi.
Yetkili, “Bu konuşma, tüm bu kampanya dönemi boyunca benimsediği mesajı kusursuz bir şekilde özetliyor; fakat yarın sandığa gitme eğilimi düşük seçmenlerimizi yönlendirmeye odaklanmamız gereken bir anda bunu görmek son derece moral bozucu.” dedi.
Üçüncü bir Cumhuriyetçi stratejist ise Yansıma Havuzu’nun Trump için suç ve göç gibi konuları açmaya yarayan bir kanca işlevi gördüğünü öne sürerek konuşmayı savundu.
Bu stratejist, “Ulusal bir izleyici kitlesine hitap etme fırsatı yakaladığınız her an, başka bir şeyle başlamak zorunda kalsanız bile ara seçimlerden bahsedersiniz.” yorumunu yaptı.
Trump konuşmasında Cumhuriyetçilere sandığa gitmeleri yönünde çağrıda da bulundu.
Başkan, “Büyük bir zafer elde ettiğimiz son seçimde bana oy veren insanlar sandığa giderse, sadece iyi bir bölümü bile gitse, ezici bir farkla kazanırız.” dedi.
Trump, “Genelde görevdeki başkan Cumhuriyetçi ya da Demokrat, iyi ya da kötü, harika ya da berbat olsun, nedense ara seçimleri kazanamaz.” diye konuştu.
Başkan ayrıca, “Biz bu süreç için çok güçlü bir mücadele verdik.” diye ekledi.
Cumhuriyetçilerin stratejisi büyük oranda sandığa gitme eğilimi düşük olan tabanını mümkün olduğunca sandığa çekme hedefine dayandı; bu da başkanlık seçimi olmayan bir dönemde herhangi bir parti için zor bir sınav niteliği taşıyor.
Cumhuriyetçiler, seçmenleri sanki oy pusulasında kendisi varmış gibi oy vermeye çağıran Trump’ı sahaya sürerek bu eğilimi kırmayı umuyordu.
Cumhuriyetçi bağışçı Dan Eberhart, “Yaptığı miting sayısı, yarın pusulada kendisinin olduğuna inandığını gösteriyor.” dedi.
Eberhart, “Çok çalıştı ve haklı: Yarının sonucu doğrudan ona yansıyacak.” ifadesini kullandı.
Beyaz Saray Sözcüsü Davis Ingle The Hill’e yaptığı açıklamada Trump’ı, “Kongre’deki Cumhuriyetçi çoğunluğu korumaya kararlı, partinin en iyi mesaj ileticisi ve benzersiz motivasyon kaynağı” olarak nitelendirdi.
Erken oy kullanımında fark daraldı
Ancak bazı Cumhuriyetçiler bu taktiğin işe yarayıp yaramayacağından emin değil.
İsmini vermeyen ilk Cumhuriyetçi stratejist, “Şu ana kadar gördüklerimizden anlaşıldığı üzere, bu mitingler hedeflenen amaca ulaşamadı.” dedi.
Demokratlar kritik eyaletlerdeki erken oy verme işaretlerinden cesaret alırken, Cumhuriyetçiler seçmenlerinin büyük bir kısmının seçim gününde bizzat oy kullanma eğiliminde olduğunu savunuyor.
İlk Cumhuriyetçi stratejist, “Yarın için umutlarını bu Cumhuriyetçilere ve onun sandığa çağırmaya çalıştığı kitleye bağlamış durumdalar; tarihsel olarak Cumhuriyetçilerin yarın olağanüstü bir başarı göstermesi gerekiyor.” diye konuştu.
Stratejist, “Fakat gerçek şu ki, Teksas ve Florida gibi yerlerde erken oy verme sürecinde beklentilerin altında kaldılar.” uyarısını yaptı.
Teksas Eyalet Sekreterliği verilerine göre eyalette 7,7 milyon seçmen erken oy kullandı.
Florida’da ise kayıtlı Cumhuriyetçiler, erken oylamada kayıtlı Demokratlara 200 binin biraz üzerinde bir fark attı.
Bunun yanı sıra, 2022 yılındaki erken oylamada kayıtlı Cumhuriyetçiler Demokratların 500 bine yakın bir farkla önünde yer almıştı.
Florida Valisi Cumhuriyetçi Ron DeSantis, pazar günü partisinin merkezi konumuna gelen eyaletteki düşük katılım sinyallerine dikkat çekti.
Bir kampanya etkinliğinde konuşan DeSantis, “Eğer insanlar evde oturursa, ne olduğunu anlayamayacağınız sonuçlarla karşılaşabilirsiniz; gerçek tam olarak bu.” dedi.
Florida Valisi, “Gerçek şu ki benzin fiyatları daha yüksek ve bu iyi bir durum değil; bazı Cumhuriyetçiler bunun önemsiz bir şey olduğunu düşünüyor ama ben buna katılmıyorum; bu insanlar için çok büyük bir mesele.” sözleriyle konuşmasını sürdürdü.
Diplomasi1 hafta önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Dünya Basını2 hafta önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Görüş2 hafta önceFransa sokaklarında kaos ve hesaplaşma
Söyleşi2 hafta önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Dünya Basını2 hafta önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar
Dünya Basını2 hafta önce“Tescilli aşırı sağcı”: Alman parti sisteminin bumerangı
Asya7 gün önceMao gafı krize yol açtı: Mbappe özür diledi, Çin’de boykot başladı
Asya2 hafta önceÇinli matematikçi Sun çözülmemiş bin hipotez için ödül koydu












