Amerika
Trump, yapay zekada “yavaşlama” çağrılarını reddetti

ABD Başkanı Donald Trump, önemli yöneticilerin yapay zeka modellerinin geliştirilmesini yavaşlatma çağrılarını görmezden geldi.
İrlanda Açık golf turnuvasının kenarında yaptığı açıklamada, “Yapay zeka alanında Çin’in önündeyiz, dünyadaki en gelişmiş ülkeyiz ve açıkçası bunun böyle kalmasını istiyorum. Yapay zekayı kim kazanırsa, o kazanır,” dedi.
Teknolojideki patlama borsada tarihi zirvelere yol açarken, Trump iktisadi başarısının büyük bir kısmını yapay zeka alanındaki ilerlemeleri hızlandırmaya dayandırıyor.
Fakat bu “müdahale etmeme” yaklaşımı, yapay zeka sektörünün en önde gelen üç lideri (Anthropic CEO’su Dario Amodei, OpenAI CEO’su Sam Altman ve xAI kurucusu Elon Musk) sektörün yapay zeka model yeteneklerini geliştirme hızının yavaşlatılmasını desteklemesi ile tezat oluşturuyor.
Bu ortak tavır, salı günü şirketin ve rakiplerinin yapay zeka modellerini sorumlu bir şekilde geliştirmediğini uyaran bir Anthropic araştırmacısının istifasının ardından ortaya çıktı.
Araştırmacının açıklaması, teknolojinin risklerine ilişkin kamuoyundaki tartışmaları alevlendirdi.
Pazar öğleden sonra Microsoft CEO’su Satya Nadella, şirketinin kasıtlı olarak hızın ayarlanması ve değerlendiricilerin entegre edilmesi gibi fikirleri bazı şartlar altında memnuniyetle karşıladığını söyledi.
X’te yayınlanan bir açıklamada Nadella, herhangi bir güvenlik düzenlemesinin kurumsal müşterilerin gizlilik ve esneklik ihtiyaçlarını da dikkate alması gerektiğini vurguladı.
CEO, “Şirketler için, kendilerine özgü ve zımni bilgiler üzerinde tam kontrol sahibi olmaları zorunlu,” diye yazdı.
Trump’ın sözleri, onu yapay zeka geliştirme hızı konusundaki tartışmada bir kez daha “tam gaz ilerleme” tarafına yerleştirdi.
Bu tartışma, hem teknoloji dünyasını hem de siyaset dünyasını giderek daha fazla bölüyor.
Kendi partisinin üyeleri ve teknoloji sektöründeki bazı müttefikleri bile, Trump’ın yapay zekanın potansiyel tehlikelerine ilişkin bariz kayıtsızlığı karşısında tedirginlik duymaya başladığından, Trump bu tutumuyla giderek daha fazla yalnız kalıyor.
Trump, bu uyarıları tanımlanmamış “olumsuz güçlere” atfetti.
Gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bence bu konuyu gündeme getirmemesi gereken pek çok olumsuz güç var ve gerçekleşmeyecek şeyleri gündeme getiriyorlar,” dedi.
Birkaç saat sonra, İrlanda’dan Washington’a dönerken uçakta Trump, teknoloji yöneticilerinin uyarılarını hafife almadığını vurguladı ve bazılarıyla konuştuğunu belirtti.
“Hafife almıyorum. Ama yapay zeka, kötü yanlarından çok daha fazla iyi yanları olacak; hem de çok daha fazla,” dedi. Ayrıca yapay zeka kullandığını da söyledi fakat nasıl kullandığını açıklamayı reddetti.
Öte yandan Demokratlar, yapay zeka konusunda artan kamuoyu endişesinden yararlanmaya çalışıyor.
Çok sayıda anket, Amerikalıların bu teknolojiye ve onun hızlı gelişimine karşı giderek daha temkinli davrandığını gösteriyor.
Hafta sonu sosyal medyada yoğun bir paylaşım furyası yaşanırken, partinin ideolojik yelpazesinin her kesiminden Demokratlar, sektörü dizginlemeyi vaat ettiler ve Beyaz Saray’ın, teknolojinin artan riskleriyle yüzleşmekte başarısız olduğunu iddia ettiler.
Michigan’daki Demokrat Senato adayı Abdul El-Sayed, teknolojik gelişimin güvenlik önlemlerinin önüne geçtiği konusunda uyarıda bulunarak, Senatör Bernie Sanders’ın yapay zeka geliştirilmesini askıya alma önerisini destekledi.
El-Sayed, “Face the Nation” programında verdiği röportajda, “Yapay zekayı kullanmamamız gereken şeyler var ve tüm bu teknolojinin, çoğunluğun refahına aykırı olarak azınlığın çıkarları için yaratılmaması için kamu denetimine ihtiyaç duyduğumuza hep birlikte karar vermeliyiz,” dedi.
2028 Demokrat başkanlık aday adayı olan Pennsylvania Valisi Josh Shapiro ise sektör liderlerinin uyarılarını “parlak bir kırmızı ışık” olarak nitelendirdi.
Shapiro, ilaç ve uçakların düzenlenmesiyle paralellik kurarak, “Federal hükümetimizin harekete geçmesi, bu konuyu ciddiye alması ve hem ülkemizde hem de küresel sahnede bazı koruyucu önlemler almasının zamanı çoktan geldi,” diye yazdı.
Shapiro, daha önce yapay zeka geliştirilmesinin temelini oluşturan veri merkezlerinin inşasını desteklemiş olsa da, son zamanlarda sektöre karşı eleştirel bir tutum sergilemeye başladı.
Geçen ay, bu merkezlerin geliştirilmesini kısıtlayan bir idari emir imzaladı.
Eski başkan Barack Obama da geçen hafta, Demokrat Parti liderlerine özel bir görüşmede, yapay zeka düzenlemelerini partinin gündeminin merkezine almaları için çağrıda bulundu.
Obama, liderleri güvenlik konusuna, teknolojinin çocuklar üzerindeki etkisine ve iktisadi sonuçlarına odaklanmaya teşvik etti.
Obama’nın düşüncelerine yakın ve özel görüşmeleri aktarmak için isimsiz kalmak koşuluyla konuşan bir kaynağa göre, sektör liderlerinin yapay zeka geliştirilmesini yavaşlatma çağrılarını “olumlu bir gelişme” olarak değerlendirdi.
Trump, teknoloji sektöründeki bağışçılarının yapay zeka gelişimini yavaşlatabileceği konusunda uyardığı regülasyonları kaldırmaya yöneldi.
Göreve başladığı ilk hafta içinde, en son teknoloji yapay zeka modellerinin risklerini değerlendirme süreci oluşturan 2023 tarihli bir Biden başkanlık kararnamesini iptal etti.
Bu yaz yapay zeka risklerine ilişkin endişeler artarken, yönetim siber güvenlik riskleri açısından yapay zeka modellerini incelemek üzere yeni bir çerçeve geliştirdi.
Ara seçimlerde zorlu bir yarışla karşı karşıya kalan bazı Cumhuriyetçiler, yapay zeka düzenlemelerine daha açık olduklarını ifade ettiler.
Michigan’daki Senato koltuğu için El-Sayed ile yarışan Cumhuriyetçi Mike Rogers, yapay zeka gelişimini yavaşlatmayı desteklediğini ve bu teknolojiyi ele alan bir ulusal güvenlik çerçevesinin kabul edilmesine öncelik vereceğini yazdı.
2011’den 2015’e kadar Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi başkanlığı görevini yürüten Rogers, “İstihbarat Komitesi Başkanı olarak edindiğim deneyim bana, bir krizi durdurmak için en uygun zamanın ‘dün’ olduğunu öğretti,” dedi.
Cumhuriyetçi liderler, Beyaz Saray’ın tutumunu daha da güçlendirerek, halkı korumakla ilgili sorumluluğu şirketlere yüklemeye çalıştı.
Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, “Bu modelleri geliştiren kişilerin, ürünlerinin güvenli olmasını sağlamak için üstlenmeleri gereken bariz bir kurumsal sorumluluk var,” dedi.
Johnson, ilk adım olarak teknoloji platformlarının liderleriyle bir araya geleceğini belirtti. Ayrıca, Trump yönetiminin yapay zeka düzenlemelerine yönelik “müdahale etmeme” yaklaşımının mimarı David Sacks’ın bir paylaşımına da değindi.
Sacks, teknoloji liderlerinin yapay zeka geliştirme sürecini “devam ettirmeleri” gerektiğini söyledi fakat bunun için sektörün Washington’dan müdahaleye ihtiyaç duyduğu yönündeki şirketlerin iddialarını reddetti.
Sacks, “Başkasının iznine ihtiyacınız varmış gibi davranmayı bırakın,” diye yazdı.
Ayrıca şirketlerin, süreci yavaşlatma konusundaki ilgilerinin “tamamen fedakarlık amaçlı” olduğunu söylemeyi bırakmaları gerektiğini de belirtti.
Sacks, ürünlerinin ciddi bir siber saldırıya yol açması durumunda şirketlerin sorumlu tutulacağını söyledi.
Anthropic CEO’su Dario Amodei ve diğer şirket yetkilileri, yapay zeka güvenliği konularında koordinasyon sağlayabilmek için ABD hükümetinden antitröst yasalarından muafiyet talep ettiler.
Amodei ise makalesinde, hükümetin “bu tartışmalarda arabuluculuk yapmasının veya en azından bu tartışmaları mümkün kılmasının” faydalı olacağını belirtti.
Bazı politika uzmanları ve teknoloji liderleri, antitröst muafiyeti çağrısını reddettiler ve şirketlerin kendi mali çıkarlarına uygun ancak kamu güvenliğini koruma hedefine katkıda bulunmayacak politikaları savunduklarını öne sürdüler.
Sektör liderleri ayrıca, yapay zeka (AI) gelişimini kontrol altında tutmak için yönetimin Çin ile işbirliği yapmasını da talep ettiler.
Altman, Trump’ı, bir yapay zeka ajanı üzerindeki kontrolü kaybetme riskini ele alacak ve aynı zamanda güvenlik önlemlerinin her iki ülkeyi de dezavantajlı duruma düşürmemesini sağlayacak bir anlaşma geliştirmeye teşvik etti.
Bu ayın sonlarında Trump’ın Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile yapacağı görüşme öncesinde Altman, Başkan’ın kamuoyuna açık bir şekilde dile getirdiği Nobel Barış Ödülü arzusuna atıfta bulundu.
Altman, cumartesi günü yayınlanan bir röportajda Fortune dergisine, “Bence Başkan Trump ve Xi, üzerinde anlaşması kolay bir konuda mutabık kalabilirlerse Nobel Barış Ödülü’nü birlikte alabilirler ve bu harika olurdu,” dedi ve şöyle devam etti:
“Sadece ABD ve Çin bu teknolojinin geliştirilmesi için bazı ortak standartlar ve testler üzerinde anlaşabilseler bile, bence bu ikisinin başarabileceği harika bir başarı olur.”
Trump ve Xi, Mayıs ayında Pekin’de düzenlenen zirve sırasında yapay zeka konusunda bir anlaşmaya varamamıştı.
Beyaz Saray, teknoloji liderlerinin uyarılarına yanıt olarak herhangi bir politika toplantısı düzenleyip düzenlemeyeceğine ilişkin yorum talebine yanıt vermedi.
Ulusal Ekonomi Konseyi Direktörü Kevin Hassett, pazar günü CNN’de yaptığı açıklamada, Beyaz Saray’ın bu hafta üst düzey siber güvenlik danışmanlarıyla “bir sonraki adımın ne olacağını düşünmek” üzere toplantılar düzenlemesini beklediğini söyledi.
Amerika
Musk ara seçimler için Cumhuriyetçilere 445 milyon dolar bağışladı

Milyarder Elon Musk, ABD’de düzenlenecek Kongre ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti’ye 445 milyon dolardan fazla bağış yaptı. Bütçesinin 158 milyon dolarını Teksas’taki Senato yarışına aktaran Musk, Demokrat finansör George Soros’un harcamalarını geride bıraktı.
Milyarder Elon Musk, ABD’de yapılacak Kongre ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti’ye 445 milyon dolardan fazla bağış yaptı.
Bloomberg’in haberine göre bu harcama, Musk’ı seçim tarihinin en büyük siyasi bağışçılarından biri konumuna getirdi.
Federal Seçim Komisyonu verilerine göre Musk, yalnızca ekim ayının ilk iki haftasında Cumhuriyetçi adayları destekleyen America PAC adlı siyasi eylem komitesine 77 milyon dolar aktardı.
Musk’ın mali desteği, Demokrat Parti’ye kaynak sağlayan finansör George Soros gibi geleneksel bağışçıların harcamalarını geride bıraktı.
America PAC, Cumhuriyetçi adayların yarıştığı kritik eyaletlerdeki Senato seçimleri için 71 milyon dolar harcadı.
Bu kaynak Ohio, Michigan, Iowa ve Maine eyaletlerindeki yarışların yanı sıra Temsilciler Meclisi’ndeki 30’u aşkın çekişmeli bölgeye dağıtıldı.
En büyük harcama Teksas’taki Senato yarışı için yapıldı
Musk bütçesindeki en büyük payı Teksas eyaletindeki Senato seçimine ayırdı.
Eylül ayında Senate Leadership Fund adlı fona 158 milyon dolar aktaran Musk, bu kaynağın Texas PAC üzerinden Cumhuriyetçi Başsavcı Ken Paxton’a ulaştırılmasını sağladı.
Paxton’ın Demokrat rakibi James Talarico, seçim kampanyasında Musk’ın finansal gücünü gündeme taşıyarak milyarderi “Senato koltuğunu satın almaya çalışmakla” suçladı.
Seçim sonuçları, faaliyetleri federal düzenleyici kurumların denetimine bağlı şirketleri yöneten Musk için önem taşıyor.
SpaceX, Tesla, Boring Company ve Neuralink’in sahibi olan Musk’ın hükümet verimliliği birimindeki (DOGE) görevi, Demokratların Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu kazanması durumunda Kongre denetimine takılabilir.
The New York Times daha önce Musk’ı “tarihin en büyük Cumhuriyetçi bağışçısı” olarak nitelendirmişti.
Musk da ara seçimlerde partisinin adaylarına en az 100 milyon dolar harcayacağını açıklamıştı.
Kongre ara seçimleri 3 Kasım 2026’da yapılacak.
Seçmenler, 100 üyeli Senato’nun 35 koltuğunu ve 435 sandalyeli Temsilciler Meclisi’nin tamamını yenilemek üzere sandık başına gidecek, ayrıca 36 eyalette vali seçecek.
Amerika
ABD’de birbiri ardına sahte seçim anketi itirafları

ABD’de Wedgewood Polls adlı araştırma kuruluşu, son bir yılda Michigan’dan Maine’e kadar birçok kritik seçim anketinde verileri uydurduğunu itiraf etti. Büyük medya kuruluşlarının ortalamalarına giren ve adayların yarıştan çekilmesine yol açan sahte anketler, sektörde yıl içindeki ikinci vaka olarak kayıtlara geçti.
ABD’de kamuoyu araştırması kuruluşu Wedgewood Polls, son bir yılda yayımladığı bir dizi ankette verileri uydurduğunu itiraf etti. Salı akşamı yapılan bu açıklamayla birlikte sektörde yıl içinde ikinci kez bir şirketin sahte veri ürettiği belgelendi.
Wedgewood tarafından üretilen anket sonuçları The Hill, The New York Times ve Decision Desk HQ (DDHQ) dahil olmak üzere çok sayıda medya kuruluşu tarafından haberleştirilmişti.
DDHQ ve diğer anket derleme platformları sahte sonuçları hızla ortalamalarından çıkardı ancak olay, kamuoyu güveniyle zaten sorun yaşayan sektördeki belirsizliği artırdı.
Anket derleme ve siyasi analiz platformu FiftyPlusOne’ın kurucusu G. Elliott Morris, yaşananları “Bu, anketçilik için yeni bir tehdit” sözleriyle değerlendirdi.
Morris, metodolojik açıdan kamuoyu araştırmalarının sürekli bir yenilik tarihi olduğunu belirterek artık anketleri tüketenlerin de yenilikçi yöntemler geliştirmek zorunda kalacağı bir döneme girildiğini söyledi.
Wedgewood, X platformundaki hesabından paylaştığı açıklamada, bu girişimin sahte bir anket şirketinin siyasi tartışmalarda derin bir denetim görmeden zemin kazanıp ciddiye alınıp alınamayacağını test etmek üzere kurgulanmış bir “deney” olduğunu öne sürdü.
Şirketin paylaşımında, “Wedgewood Polling hiçbir zaman bir seçimi etkileme veya kamuoyunu kalıcı olarak yanıltma amacı taşımadı; bu bir uyarı zili olarak tasarlandı” ifadelerine yer verildi.
Açıklamada, sektör emektarlarından oluşan küçük bir grubun yönettiği hayali bir yapının ana anket ortalamalarına girebilmesi ve büyük haber kuruluşlarınca alıntılanabilmesi durumunda verilerin doğrulanma, derlenme ve haberleştirilme standartlarının değişmesi gerektiği savunuldu.
Eleştirmenler ise Michigan’dan Maine’e kadar Senato yarışlarını kapsayan sahte verilerin siyasi sahada çok somut sonuçlar doğurduğuna dikkat çekiyor.
Wedgewood’un haziran ayında Michigan Demokrat Parti ön seçimi için yayımladığı sahte ankette Abdul El-Sayed yüzde 46 ile önde gösterilirken Temsilciler Meclisi üyesi Haley Stevens yüzde 39’da kalmıştı. Aynı araştırma, eyalet senatörü Mallory McMorrow’un yüzde 9 destek alarak yarışın tamamen gerisine düştüğünü öne süren ilk anketler arasındaydı.
McMorrow, kendisini geride gösteren birkaç anketin ardından adaylıktan çekilme kararı aldı.
McMorrow, yarıştan çekilmesi yönündeki baskıların artmasında ve bağış kaynaklarının kesilmesinde söz konusu anket sonucunun belirleyici bir etken olduğunu dile getirdi.
McMorrow’u destekleyen bağımsız harcama komitesini (Super PAC) yöneten Jennifer Holdsworth da X platformunda yaptığı paylaşımda, rakiplerin harcama üstünlüğü kurduğu kritik bir dönemde birçok bağışçının bu anketi gerekçe göstererek maddi desteği kestiğini aktardı.
Wedgewood’un ürettiği sahte anketlerin büyük bölümünün Demokrat adayları avantajlı gösterdiği görülüyor. Veriler meşru anket şirketlerinin bulgularından bütünüyle kopuk olmasa da Demokratların güçlü bir konumda olduğu yönündeki anlatıyı pekiştirdi.
Yayımlanan veriler arasında, Maine eyaletinde Demokrat Senato adayı Troy Jackson’ın Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins’in 4 puan önünde yer aldığı iddiası bulunuyordu. Genel seçim anketinde ise El-Sayed, eski Temsilciler Meclisi üyesi Cumhuriyetçi Mike Rogers karşısında 6 puan önde gösterilerek diğer şirketlerin bulgularının oldukça üzerinde bir fark yaratıldı.
Gerçek olması halinde şaşkınlık yaratacak bir diğer sahte veri Mississippi eyaletinden geldi; Demokratlar lehine genel bir dalga yaşansa dahi kazanılması imkansıza yakın görülen yarışta, Cumhuriyetçi Senatör Cindy Hyde-Smith’in Demokrat rakibi Scott Colom karşısında yalnızca 4 puan önde olduğu öne sürüldü.
Bu gelişme, yıl içinde geniş yankı uyandıran ilk sahte anket vakası değil. Ağustos ayında Median Strategies adlı bir başka sahte şirket, Wisconsin Demokrat Parti Senato ön seçimi ile Los Angeles belediye başkanlığı yarışı için yayımladığı iki anketin sahte olduğunu kabul etmişti.
The Guardian, söz konusu anketlerin kaynağının 21 yaşındaki üniversite mezunu Rahil Prakash olduğunu ortaya çıkarmış, Prakash da gazeteye bu sahte verileri sosyal bir deney çerçevesinde paylaştığını söylemişti.
Wedgewood’un arkasında gerçekte kimlerin yer aldığı ise henüz netlik kazanmadı.
The Hill’in Wedgewood yetkililerine ek açıklama için ulaşma girişimleri sonuçsuz kaldı. Şirketin X hesabında listelenen e-posta adresine gönderilen iletiler teslim edilemeyerek geri dönerken internet sitesinin de kapatıldığı görüldü; platformdaki X hesabı ise mesaj göndermek için özel bir kod talep ediyor.
Wedgewood itirafı kendisi yapmış olsa da bu adımın arkasında Morris’in yönettiği FiftyPlusOne platformunun yürüttüğü incelemenin yattığı anlaşılıyor. Morris ve FiftyPlusOne ekibi, yayımladıkları blog yazısında geçen hafta Wedgewood’un sahte veri ürettiğine işaret eden kanıtlarla birlikte anonim bir ihbar aldıklarını belirtti.
Ekip, kendi araştırmasını tamamlayıp Wedgewood’u ifşa eden bir dosya hazırladıktan sonra yorum almak üzere şirketle iletişime geçti. Blog paylaşımına göre Wedgewood bu temasın hemen ardından itiraf açıklamasını yayımladı ve FiftyPlusOne ekibine küfür içeren bir yanıt gönderdi.
Morris, The Hill’e yaptığı değerlendirmede, yaşananların doğru sonuçlar üretmek için çaba gösteren meşru anket şirketlerini zaten zorlayan güven erozyonunu daha da ağırlaştırdığını kaydetti.
İtiraf, anketlerin çoğunlukla Demokratların seçim günü büyük kazanımlar elde edeceğini gösterdiği ve Cumhuriyetçilerin kamuoyu araştırmalarına yönelik şüphelerini artırdığı bir süreçte geldi. Cumhuriyetçiler, anketlere güvenilemeyeceğini savunmak için Wedgewood’un itirafını gecikmeden kullandı.
Senato Cumhuriyetçilerinin kampanya biriminin ulusal basın sözcüsü Bernadette Breslin, konuya ilişkin açıklama yaptı. Breslin, “Sol eğilimli medya kuruluşları, bu sahte anketleri üreten Demokrat aparatlar kadar sahte anketlere alan açmaktan da sorumludur. Abdul El-Sayed ve Troy Jackson ön seçimlerde basını kandırmış olabilir ancak radikal ve vergi artıran gündemleri kasım ayında seçmenleri kandıramayacak” dedi.
ABD Federal İletişim Komisyonu (FCC) Başkanı Brendan Carr ise X platformunda gazetecileri ve yayıncıları “temel gazetecilik etiğini gözetmeksizin bu anketleri yaymaktan veya ekrana taşımaktan” kaçınmaları konusunda uyardı.
Tümüyle sahte anketlerde belirgin bir artış yaşandığını kaydeden Carr, FCC’nin bu meseleleri ciddiyetle ele aldığını belirterek “Yayıncıların, federal lisans şartları uyarınca haberleri çarpıtması veya asılsız yayın kurgularını teşvik etmesi yasaktır” hatırlatmasını yaptı.
Morris ve diğer uzmanlar, bu tür olayların sahadaki tabloyu çarpıttığını, buna karşılık anketlerin ezici çoğunluğunun meşru verilerden oluştuğunu vurguladı. Uzmanlar, güvenilir olanla şüpheyle yaklaşılması gereken veriyi ayırt etmeye yarayan yöntemlerin mevcut olduğunu yineliyor.
Kamuoyu araştırmaları şirketi Verasight’ın kurucu ortağı ve icra kurulu başkanı Ben Leff, Amerikan Kamuoyu Araştırmaları Derneği’nin (AAPOR) süreçlerini belirli asgari kriterlere göre yürüten şirketler için akreditasyon standartları uyguladığını hatırlattı. Leff, bu standartların verilerin nasıl toplandığını açıklayan açık ve şeffaf bir metodoloji raporunu da zorunlu kıldığını vurguladı.
Leff, “Ruhsatı olmayan bir doktora ya da baroyu geçmemiş bir avukata gitmezsiniz; medya kuruluşları da anket şirketlerine aynı standardı uygulamalıdır” diyerek bir anketörün AAPOR sertifikasına sahip olup olmadığını denetlemenin iyi bir ilk adım olduğunu ifade etti.
Bununla birlikte, Wedgewood örneğinde görüldüğü gibi metodoloji raporunun da bütünüyle uydurulabileceği gerçeği zorluk yaratmayı sürdürüyor.
Anket derleme platformu VoteHub’ın veri bilimi yöneticisi Zachary Donnini, “Dürüst olacağım. Ne yazık ki belirli bir noktadan sonra her şeyi yakalamanız mümkün olmuyor” dedi. Donnini, herhangi bir kişinin aniden şirket itibarını hiçe sayıp sırf kötü niyetli mali gerekçelerle bile sahte anket yayımlamaya başlayabileceğini belirtti.
Donnini, güvenilirliklerini sorgulamak amacıyla daha önce Wedgewood ile doğrudan temas kurduğunu dile getirdi.
Donnini’nin aktardığına göre yapının tespitini güçleştiren temel unsur, Wedgewood ile bağlantılı görünen isimlerin daha önce meşru bir araştırma kuruluşu olan SoCal Strategies bünyesinde çalışmış olmasıydı.
Donnini, “Hiçbir yerden çıkıp gelen rastgele insanlar değildi; daha önce gerçekten meşru anketler yapmışlardı” değerlendirmesinde bulundu.
Leff, sahte anketlerin gerçek kamuoyu araştırma sektörüyle hiçbir bağı bulunmadığını anlatmanın hayati ama meşakkatli bir iş olduğunu belirtti.
Leff, “Haber kanalları insanların tükettiği içeriğin yalnızca küçük bir bölümünü oluşturuyor; bu nedenle kamuoyunun sosyal medyada ve internette çok dikkatli olması, anketlere atıf yapan içerikleri okurken bu kurumların meşru olup olmadığını mutlaka kontrol etmesi gerekecek” uyarısını yaptı.
Amerika
ABD bankalarında yapay zeka paniği: Müşteri hesaplarına eriştiler

Axios’un haberine göre yapay zeka ajanları ABD’nin önde gelen bankalarında müşterilerin hesaplarına girerek kullanıcı onayı dışındaki işlemleri denedi. Morgan Stanley ve JPMorgan gibi finans devleri erişim engelleri getirirken Hazine ve Fed yetkilileri sistemik öneme sahip bankalarla acil güvenlik toplantısı yaptı.
ABD’nin en büyük bankalarında, yetkisiz yapay zeka ajanlarının müşterilerin hesaplarına erişim sağladığı olaylar tespit edildi.
Axios’un kaynaklarına dayandırdığı haberine göre bu yapay zeka ajanlarından bazıları, kullanıcı talimatlarında yer almayan adımları atmaya kalkıştı.
Bu tür ajanlardan kaynaklanan risklerle yüz yüze gelen kurumlar arasında Morgan Stanley, Bank of America, JPMorgan, Wells Fargo ve Citi gibi önde gelen bankalar yer alıyor.
Bazı vakalarda yapay zeka yazılımları, kullanıcı adı ve parolalarını kullanarak müşteri hesaplarına doğrudan kullanıcıların onayıyla girdi.
Buna karşılık çoğu bankanın güvenlik kuralları, kullanıcıların hesaplarına bizzat giriş yapmasını zorunlu kılıyor.
Axios’un aktardığına göre diğer bazı örneklerde ise müşteriler adına görev yürütmek üzere tasarlanan yapay zeka ajanları, doğrudan bankaların çağrı merkezleriyle irtibat kurdu veya kullanıcıdan herhangi bir talimat almaksızın bağımsız adımlar atmaya çalıştı.
Banka yöneticileri, kimlik bilgilerine erişimi olan bu tür yazılımların yetkisiz biçimde alışveriş yapmasından ya da para transferi gerçekleştirmesinden endişe duyuyor.
Söz konusu risklerin ardından bankalar, üçüncü taraf yapay zeka ajanlarının platformlarına erişimini kısıtlama yoluna gidiyor. Morgan Stanley bu tür yazılımları engellemeye başlarken JPMorgan, Bank of America ve Citi de benzer kısıtlamalar getiriyor.
Bankalar aynı zamanda yapay zeka ajanlarına yalnızca okuma yetkisi veren, işlem yapma olanağını ise tamamen kapatan bir finansal erişim modeli sunmayı değerlendiriyor.
Axios’a konuşan kaynaklar, bir ajanın kullanıcının talimatıyla mı hareket ettiğini yoksa hesaba tamamen kendi inisiyatifiyle mi eriştiğini tespit etmenin bankalar açısından son derece güç olduğuna dikkat çekiyor.
Düzenleyiciler sistemik risk taşıyan bankalarla acil gündemle toplandı
Bloomberg ve Financial Times’ın kaynaklarına dayandırdığı haberlere göre ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ve ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, Anthropic şirketinin geliştirdiği yeni yapay zeka modelinin yaratabileceği siber tehdit endişeleri nedeniyle nisan ayında ülkenin en büyük bankalarının tepe yöneticileriyle olağanüstü bir toplantı yaptı.
Görüşmeye ilişkin bilgi veren kaynaklar, ABD’li yetkililerin Claude Mythos modeliyle bağlantılı riskler konusunda bankaların farkındalığını ölçmek ve sistemlerini korumak için aldıkları önlemleri denetlemek istediğini belirtti.
Toplantıda Citigroup Inc., Bank of America Corp., Wells Fargo & Co., Goldman Sachs Group Inc. ve Morgan Stanley’nin üst düzey yöneticileri hazır bulundu.
Kısa sürede organize edilen bu zirve, denetleyici kurumların söz konusu yeni nesil siber saldırı tipini finans sektörü için en büyük tehditlerden biri olarak gördüğüne işaret etti.
Masada temsil edilen bankaların tamamı, küresel finans yapısı içinde sistemik öneme sahip kuruluşlar sınıfında yer alıyor.
Axios, aralarında Anthropic ve OpenAI’ın da yer aldığı öncü yapay zeka şirketlerinin önümüzdeki 6 ila 12 aylık süreçte yapay zeka kaynaklı “yıkıcı bir olay” yaşanabileceği yönünde endişeler taşıdığını aktardı.
Amerika5 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Avrupa2 hafta önceLe Pen ve Mélenchon farkı açıyor
Rusya2 hafta önceRosatom davasında mahkeme Finlandiya’nın sözleşme feshini hukuka aykırı gördü










