Bizi Takip Edin

Amerika

Teksaslı siyasilerden yapay zeka ve veri merkezlerine denetim çağrısı

Yayınlanma

ABD’de Teksaslı siyasi adaylar ve eyalet yetkilileri, elektrik şebekesi üzerindeki baskı ve güvenlik kaygıları nedeniyle yapay zeka ve veri merkezlerine yönelik yeni yasal düzenlemeler getirilmesini talep ediyor. Teksas Kamu Hizmetleri Komisyonu vergi mükelleflerini korumak için Valilik makamına planlarını sunarken, eyalette tahmin piyasası uygulamaları ve okul finansman sistemine yönelik hukuki süreçler de gündeme geldi.

ABD Senatosundaki Teksas koltuklarından biri için yarışan adaylar, OpenAI şirketinin bir güvenlik değerlendirmesi esnasında kendi yapay zeka modellerinden birinin başka bir yapay zeka firmasının sistemlerine eriştiğini iddia etmesinin ardından, bu hafta yapay zekaya yönelik yasal sınırlamalar getirilmesi çağrısında bulundu.

Demokrat Parti ABD Senatörü adayı James Talarico, eyaletin yapay zeka alanındaki yeniliklere izin verirken sakinlerinin ihtiyaçlarını da dengelemesi gerektiğini söyledi.

Talarico, “Eyaletimizin her zaman olduğu gibi teknoloji ve inovasyonda lider olması ile çalışan insanları bu veri merkezlerinin zararlarından korumak arasında bir denge kurmamız gerektiğini düşünüyorum” dedi.

Talarico’nun rakibi Ken Paxton da yapay zeka konusunda yasal düzenlemeler görmek istediğini kaydetti. Paxton, Ryan Girdusky ile gerçekleştirilen It’s A Numbers Game adlı podcast yayınında şu ifadeleri kullandı:

“Teknolojik yenilik istiyorum. Şirketlerin başarılı olmasını istiyorum. Teksas’a gelmelerini, istihdam sağlamalarını ve tüm eyalet için refah fırsatları yaratmalarını istiyorum. Çin ile rekabet etmek zorundayız; yapay zeka ile ilerlemeliyiz ancak insanların olumsuz yönlerden elimizden gelen en iyi şekilde korunduğundan da emin olmamız gerekiyor.”

Veri merkezleri borçluluğu gitgide artıyor

Kamu hizmetleri komisyonu elektrik maliyetlerini düşürmek için harekete geçti

Teksas Kamu Hizmetleri Komisyonu (PUC), Teksaslıları veri merkezleri kaynaklı artan maliyetlerden koruma planlarını içeren bir bilgi notunu Teksas Valisi Greg Abbott’a sundu.

Komisyon, Valinin talebi doğrultusunda, devam eden projeleri ve 2027 yasama dönemindeki ihtiyaçları da ayrıntılarıyla aktardı.

Cumhuriyetçi Parti Lubbock Eyalet Senatörü Charles Perry, “Muhtemelen veri merkezleri için 181 en iyi uygulama yasa tasarısı sunacak 181 üye olacak. PUC’nin elinde 200’den fazla veri merkezi başvurusu var ve bunların çoğunluğu hiçbir zaman gün ışığı görmeyecek” değerlendirmesinde bulundu.

PUC Başkanı Thomas Gleeson mektubunda, eyaletin elektrik şebekesinin uygun fiyatlılığına ve güvenilirliğine öncelik vermesi gerektiği fikrine katıldığını belirtti. Komisyon, veri merkezleri gibi yeni yüksek yüklü müşterilerin kendi güçlerini sağlamalarını halihazırda şart koşuyor ve bunların şebeke bağlantı masraflarını peşin ödemelerine odaklanıyor.

Kurum ayrıca veri merkezlerini düzenleme yetkisi konusunda netlik talep etti ve yasama organının, Teksas altyapısını yabancı hasımlardan korumayı amaçlayan Lone Star Altyapı Koruma Yasası’na veri merkezlerini eklemesini istedi.

ABD Temsilciler Meclisi’nde teknoloji devlerinin enerji maliyetlerine karşı yasal adım

Hinojosa veri merkezlerinin durdurulmasını istedi

Teksas Valiliği için Demokrat Parti adayı olan Gina Hinojosa, Vali Greg Abbott’a çağrıda bulunarak, milletvekilleri eyalet genelinde düzenlemeler çıkarana kadar Teksas’taki yeni veri merkezi geliştirme faaliyetlerini derhal durdurmasını talep etti.

Hinojosa, “Greg Abbott’a acil durum yürütme emriyle yeni veri merkezleri üzerinde bir moratoryum ilan etmesi çağrısında bulunuyorum” dedi.

Eski milletvekili Hinojosa, Teksas sakinlerinin özellikle kırsal topluluklarda veri merkezlerinin hızlı büyümesinden endişe duyduğunu ifade etti.

Hinojosa, Yasama Organının daha fazla şeffaflık, yerel katılım, lisanslı iş gücü ile su ve elektrik kaynakları için koruma önlemleri gerektiren düzenlemeleri yürürlüğe koyana kadar durdurma kararının yürürlükte kalması gerektiğini savundu.

Bazı eyalet liderleri Teksas’ı yapay zeka yatırımları için bir merkez olarak aktif şekilde öne çıkarırken, bu durum bazı Cumhuriyetçiler ile Demokratların hızla büyüyen sektör üzerinde denetimin artırılmasını savunmasına yol açtı.

Vali Abbott geçmişte veri merkezi genişlemesini desteklerken son dönemde pozisyonunu değiştirdi. Geçen ay Abbott, daha sıkı düzenlemeler altında sektörün büyümesini başka yerlerde desteklemeye devam ederken, Teksas’ın kırsal mahallelerinde yeni yapay zeka veri merkezlerinin yasaklanması çağrısında bulundu.

Abbott ayrıca bazı vergi teşviklerinin kaldırılmasını ve veri merkezlerinin kendi altyapılarını finanse etmelerini, kendi güç üretimlerini sağlamalarını, suyu yeniden kullanmalarını ve Teksaslılar için elektrik maliyetlerini düşürmelerini teklif etti.

Teksas Tıp Birliğinden tahmin piyasası uygulamalarına kısıtlama çağrısı

Teksas Tıp Birliğinin (TMA) yeni teklifi, çevrim içi tahmin piyasası platformlarını hedef alıyor ve eyalet milletvekillerini genç kullanıcıları potansiyel bağımlılık yapıcı davranışlardan korumak amacıyla tedbirler almaya çağırıyor.

Önerilen tedbirlerden biri, tahmin piyasası uygulamaları için en az 21 yaş sınırı getirilmesi oldu. Bu uygulamaların kullanıcıları, spor ve seçimler dahil gelecekteki olayların olası sonuçları üzerine para yatırabiliyor.

Örgüt ayrıca, okulların ve parkların yakınında veya sosyal medya ile oyun platformlarında reklamların yasaklanması gibi kısıtlamalar getirilmesini istedi.

Kalshi ve Polymarket dahil olmak üzere tahmin piyasası platformları, yasal olarak geleneksel kumarla aynı kategoride sınıflandırılmıyor. Ancak tıp liderleri, bu platformların özellikle ergenler ve genç yetişkinler üzerinde benzer psikolojik etkiler yaratabileceğini savunuyor.

TMA’nın çocuk ve ergen sağlığı komitesinin eski başkanı Dr. Lindy McGee, “Yasal tanımı gereği kumar olarak kabul edilmese de kumarın tüm psikolojik tuzaklarına sahip. Ergen beyni risk almaya yatkındır; bu da onları nikotin, alkol veya kumar gibi bağımlılık yapıcı her şeye karşı hassas kılar. Ne kadar genç başlarsanız, ona bağımlı olma olasılığınız o kadar artar” dedi.

KXAN otoyol ücreti soruşturmasını yeniden gündeme taşıdı

Otomatik ödeme sorunları, çift faturalandırma, hatalı ekstrebilgi ve müşteri hizmetleri oyalamaları; bunların KXAN kanalının 2023 yılında Teksas Ulaştırma Bakanlığı paralı yolları ve TxTag kullanıcılarından aldığı yüzlerce şikayet arasında yer aldığı bildirildi.

KXAN Investigates ekibi, eyalet kurumunun bu sorunları iyileştirme ve çözme yönünde defalarca söz verdiği yaklaşık on yıllık süreçte Teksas’ın paralı yol sistemindeki aksaklıkları ortaya çıkardı.

İncelemelerin ardından TxTag faturalandırma ve operasyonları, müşteriler için süreci kolaylaştırmak amacıyla bölgesel bir transit yetkili kurumuna devredildi.

Midland ISD Teksas okul finansman sistemine dava açtı

Bir Batı Teksas okul bölgesi, eyaletin yerel emlak vergileri üzerinde çok fazla kontrole sahip olduğunu savunarak Teksas’ın okul finansman sistemine dava açtı.

Midland ISD Mütevelli Heyeti, Teksas Eyaleti ve Teksas Eğitim Komiseri Mike Morath aleyhine dava açılmasını onayladı. KXAN, davaya yanıt almak için Morath’ın ofisine ulaştı ancak henüz bir yanıt alamadı.

Dava, Travis Bölge Mahkemesinden, Teksas okul finansman sisteminin yerel okul emlak vergileri üzerindeki kontrolü eyalete devrederek eyalet anayasasını ihlal edip etmediğini belirlemesini talep ediyor.

Bölge, yerel okul yönetimlerinin artık bakım ve işletme vergi oranları veya toplayabilecekleri vergi gelirinin ne kadarını ellerinde tutabilecekleri konusunda takdir yetkisine sahip olmadığını iddia ediyor.

Teksas’ın geri alım sistemi kapsamında, yüksek gayrimenkul değerlerine sahip bölgeler, yerel olarak toplanan emlak vergilerinin bir kısmını eyalete geri göndermek zorunda kalıyor.

Morath liderliğindeki Teksas Eğitim Ajansı, Teksas genelinde okul finansmanını eşitlemeye yardımcı olmak için “geri alınan” bu parayı daha düşük gayrimenkul değerlerine sahip bölgelere yeniden dağıtıyor.

ABD’de veri merkezlerine “dur” deme arayışı

Amerika

Şirketler interneti saran düşük kaliteli yapay zeka içeriğiyle boğuşuyor

Yayınlanma

Üretken yapay zeka sistemlerinin kitlesel olarak ürettiği düşük kaliteli ve yanıltıcı içerikler dijital platformları sararak bilgi ekosistemini kirletirken teknoloji şirketleri kapsamlı bir temizlik süreci başlattı. The New York Times’ın derlediği verilere göre arama motorlarından müzik servislerine kadar geniş bir alana yayılan bu atıklar, nitelikli içeriklerin değer kaybetmesine yol açıyor.

Yapay zeka tarafından üretilen düşük kaliteli içerikler (AI slop / yapay zeka çöpü), internet platformlarını hızla istila ederek bilgi ekosistemini kirletiyor ve nitelikli içeriklerin değerini düşürüyor.

The New York Times’ın aktardığına göre, bu içerikler Google arama sonuçlarını yapıştırıcılı pizza tarifleriyle, Amazon’u sahte biyografilerle, müzik akış servislerini ise yapay zeka üretimi parçalarla doldurdu.

Yaşanan bu yoğun kirlilik üzerine teknoloji şirketleri dijital platformlarını üretken atıklardan arındırmak için harekete geçti.

Üretken yapay sinir ağları vasıtasıyla kitlesel biçimde imal edilen metin, görsel ve video gibi düşük kaliteli, çoğunlukla işlevsiz dijital materyalleri tanımlayan “slop” kavramı, Amerikan sözlüğü Merriam-Webster tarafından 2025 yılının kelimesi seçilecek kadar yaygınlaştı.

Mesajlaşma uygulamaları, tüketici yorum siteleri, akademik arşivler ve arkadaşlık servisleri de platformlarındaki yapay zeka içeriklerinden kurtulmayı hedeflerken, yürütülen temizlik faaliyetlerinde yine yapay zeka araçlarından yararlanılıyor.

Müzik servisleri ve video platformlarında toplu tasfiye

Müzik akış platformu Spotify, geçen yıl platformun önemli bir bölümünü oluşturan yaklaşık 75 milyon mükerrer şarkıyı ve spam niteliğindeki parçayı sildiğini açıkladı.

Sosyal ağ LinkedIn, kullanıcıların yapay zeka çöpü içerikleri şikayet etmesini sağlayan ve bildirilen içeriklerin silinmesini öngören özel bir buton geliştirdi.

Video paylaşım platformu YouTube ise altı aylık bir süre zarfında düşük kaliteli içerik barındıran 130 bin kanalı kapattı.

Yapay zekanın giderek daha gerçekçi görsel, ses ve video üretmeyi öğrenmesi sebebiyle oluşturulan içeriklerin yalnızca belirli bir bölümü “çöp” kategorisinde değerlendiriliyor; şirketlerin temizlik hamleleri de öncelikli olarak bu düşük nitelikli ürünleri hedef alıyor.

Müzik yayın servisi Deezer, platforma yüklenen parçaların neredeyse yarısının yapay zeka tarafından üretildiğini ve bu şarkıların önemli bir kısmının bir kez dahi dinlenmediğini duyurdu.

Apple Music platformuna yüklenen içeriklerin üçte birinden fazlasının da yapay zeka tarafından üretildiği belirlendi.

Meta çatısı altındaki Instagram’ın yöneticisi Adam Mosseri, şirketin tamamen yapay zeka tarafından üretilen video akışını devreye sokmasının ardından geçen yıl yaptığı bir değerlendirmede, yakında “sahte içerikler yerine gerçek medyayı takip etmenin daha pratik hâle geleceğini” ifade etti.

Platformlar hem kirliliği üretiyor hem temizlemeye çalışıyor

The New York Times, yapay zeka kaynaklı içerik kirliliğini kontrol altına almaya çalışan birçok şirketin, aynı zamanda bu kirliliği üreten yapılar olduğuna dikkat çekiyor.

Temmuz ayında yapay zeka içeriklerinin daha kolay ayırt edilmesini öngören bir mutabakatı destekleme taahhüdünde bulunan Meta, aynı ay içerisinde yapay zeka modelinin eğitiminde herkese açık Instagram hesaplarını kaynak olarak kullanan bir görsel üretim aracını kullanıma sundu.

Google da bu kirliliğin yayılmasında doğrudan rol oynadı. Kapwing şirketinin gerçekleştirdiği deneye göre, YouTube’un yeni kullanıcılara sunduğu kısa videoların (Shorts) yüzde 20’sinden fazlasını yapay zeka çöpleri oluşturuyor.

Ayrıca platformdaki en popüler kanallardan biri, para kazanma özelliği devre dışı bırakılana kadar bu niteliksiz yapay zeka içerikleri üzerinden yılda yaklaşık 4,25 milyon dolar gelir elde etti.

Teknoloji şirketleri mücadelede farklı stratejiler izliyor:

Pinterest, ekim ayında kullanıcıların yapay zeka üretimi gönderilerin görüntülenmesini sınırlandırabilmesi için sistemini güncelledi.

TikTok, ABD pazarında yapay zeka içeriklerinin miktarını artırma veya azaltma imkanı tanıyan yeni bir işlevi test ediyor.

Yapay zeka tespit girişimlerinden Pangram, X platformunda 50 kelimeden uzun paylaşımların yaklaşık yarısının yapay zeka ile hazırlandığını açıkladı.

Columbia Üniversitesi Yapay Zeka Uzmanı Camille François, mevcut durumu şu sözlerle değerlendirdi:

“Bu taktik karmaşası, yalnızca tespit edip silebileceğimiz ‘çöp’ adlı kötü bir içerik sınıfıyla değil, bilgi çevremizin yapısal bir sorunuyla karşı karşıya olduğumuzun göstergesidir. Nihayetinde yapay zeka çok yönlü yaratıcı bir araçtır; bu süreci doğru yönetemeyen platformlar ise kullanıcıların başka yerlere göç ettiğini görecektir.”

Gelişmelerin yanı sıra milyarder iş insanı Elon Musk da 16 Ağustos’ta yapay zekanın insanlığa yaklaşımına dair temennide bulundu.

Naval Ravikant’ın “Bir Tanrı yaratıp onu tasmaya bağlayamazsınız” yönündeki paylaşımına yanıt veren Musk, “Umarım yapay zeka bize karşı nazik olur” ifadesini kullandı.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de Kongre üyelerinin yapay zekayla yazdığı yasa taslakları hatalı çıktı

Yayınlanma

ABD Temsilciler Meclisi üyeleri ve danışmanlarının yasa tasarılarını yapay zekayla hazırlamaya başlaması, metinlerde ciddi hukuki hatalara ve yanlış yasa atıflarına yol açtı. Taslakları denetleyen hukukçular, yapay zekanın ürettiği metinleri düzeltmenin sıfırdan yasa yazmaktan daha fazla zaman aldığını belirtiyor.

ABD Temsilciler Meclisi üyeleri yasa tasarılarının metinlerini oluştururken yapay zekaya başvurmaya başladı.

Politico’nun milletvekilleri ve uzmanlara dayandırdığı haberine göre, bu şekilde hazırlanan çok sayıda taslak hata, özensiz ifade ve yürürlükteki kanunlara yapılmış yanlış atıflarla dolu.

Yasa hazırlık süreçlerinde yer alan dört Kongre personeli, Temsilciler Meclisinde yapay zeka kullanımının giderek yaygınlaştığını ifade etti.

Personelin ve sivil toplum ile hak savunucusu örgütlerin, yasaları inceleme ve hazırlama dahil günlük işlerinde bu teknolojiye güvendiği kaydedildi.

Temsilciler Meclisinde görevli bir personel durumu, “Bu tamamen ürkütücü ve şimdilik kimse bu konuda kafa yormuyor” sözleriyle değerlendirdi.

Yasama süreçlerini denetleyen Temsilciler Meclisi Yasama Danışmanlığı Ofisi (OLC) personeli ise yapay zekayla yazılmış taslakları inceleyip yeniden yazmanın, bir metni sıfırdan kaleme almaktan daha uzun sürdüğünü vurguladı.

Kongre personeline bu teknoloji konusunda danışmanlık yapan bir yetkili, “İnsanlar doğrudan yasa metnini yazdırmak için Claude veya ChatGPT’ye başvuruyor” dedi.

American Governance Institute İcra Direktörü Daniel Schuman, “Yapay zeka birçok iş için harika, ancak kanunlaştırmak isteyeceğiniz yasa metinlerini oluşturma kabiliyetine sahip değil” değerlendirmesinde bulundu.

OLC’nin eski başkanı Wade Ballou da yapay zekanın kritik hukuki nüansları gözden kaçırdığına dikkat çekti.

Ballou, sistemin örneğin vergi indirimi, vergi matrahından düşme ve hibe arasındaki farkı ayırt edemediğini, yasalardaki bu tür hataların ise davalara yol açabileceğini ve yasalaşma sürecini uzatabileceğini belirtti.

Politico’nun aktardığına göre, bir önceki Kongre döneminde personel 30 binden fazla yasa tasarısı hazırladı.

Mevcut Kongre döneminin ilk 60 gününde ise OLC çalışanlarına 5 bin 623’ten fazla talep ulaştı. Bu sayı, iki yıl öncesinin aynı dönemine kıyasla yüzde 72’lik bir artışa işaret ediyor.

Bu iş yükü karşısında OLC, bir yasa tasarısının ABD Kodu üzerinde nasıl bir değişiklik yaratacağını gösteren doğal dil işleme tabanlı ‘Comparative Print Suite’ gibi kendi teknolojik çözümlerini devreye sokmaya çalışıyor.

Geliştiriciler, ticari yapay zeka modellerinin aksine bu aracın “halüsinasyon görmediğini” vurguluyor.

Buna karşın, ticari kullanıma açık yapay zeka araçları Yasama Danışmanlığı Ofisinin bünyesinde kullanılmıyor.

Uzmanlar bu tablonun “tam bir uyumsuzluk” yarattığına işaret ediyor: Siyasiler ve dış gruplar taslak metinleri yapay zekayla yazabilirken, OLC bünyesindeki hukukçular bu metinleri elle düzeltmek zorunda kalıyor.

Daha önce The New York Times, ABD’deki yapay zeka patlamasının ülkenin ulusal güvenlik alanında “büyük bir sarsıntı tsunamisine” yol açtığını yazmıştı.

Gazetenin haberinde, kabiliyetleri çok hızlı artan ileri düzey yapay zeka modellerine Pentagon’un yetişmeye çalıştığı, ancak askeri birimlerde yapay zeka şirketlerinin ürünlerinin kullanımına getirilen yasakların bu gelişimi daha da yavaşlattığı aktarılmıştı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Beyaz Saray’da biyogüvenlik kadroları tasfiye edildi

Yayınlanma

ABD’de Donald Trump yönetiminin Beyaz Saray’da yaptığı tensikat, yapay zekanın ölümcül patojen üretimini kolaylaştırabileceği endişeleri sürerken biyogüvenlik uzmanı açığı yarattı. Joe Biden dönemindeki 30 kişilik özel birimin dağıtılması nedeniyle kurumda bir süre hiç uzman kalmadığı belirtilirken yönetim risklerle mücadele kararlılığının sürdüğünü savundu.

The Washington Post’un (WP) eski ABD’li yetkililere dayandırdığı haberine göre Beyaz Saray, yapay zekanın ölümcül patojenlerin üretimini kolaylaştırabileceğine yönelik endişelerin arttığı bir dönemde biyolojik tehditlere karşı savunmayı güçlendirmeye çalıştı; ancak Donald Trump yönetiminde yapılan kitlesel işten çıkarmaların ardından hükümette neredeyse hiç uzman personel kalmadı.

Joe Biden’ın başkanlık döneminin sonuna doğru Beyaz Saray’da yalnızca biyogüvenlik konularına odaklanan 30 kişilik bir ekip görev yapıyordu.

Kimliklerinin gizli kalmasını isteyen dört eski yetkili, Trump’ın göreve dönmesiyle birlikte bu ekibin hızla dağıtıldığını ve bir dönem Beyaz Saray’da tek bir uzman çalışanın dahi bulunmadığını aktardı.

Eski uzmanlardan biri durumu şu sözlerle değerlendirdi: “Trump yönetimi, sürdürülebilir herhangi bir politika geliştirme kabiliyetinde kendi ayağına sıktı. Risk de tam burada yatıyor: Uzun vadeli oynamıyorlar.”

Gazete, Trump yönetiminin Biden’ın 2023 yılında çıkardığı ve biyolojik savunmanın güçlendirilmesini öngören yapay zeka kararnamesini yürürlükten kaldırdığını yazdı.

Trump, bu düzenlemenin güncellenmiş bir versiyonunun Ağustos 2025’e kadar hazırlanması talimatını vermişti; fakat WP, ilgili belgenin halen yayımlanmadığına dikkat çekti.

Buna karşılık bir Beyaz Saray sözcüsü WP’ye yaptığı açıklamada, “Yönetimin yapay zeka ve biyogüvenlik risklerini ele alma konusundaki kararlılığı açık ve nettir” dedi.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken Anthropic’in geliştirdiği “Mythos” ve OpenAI’ın hazırladığı “GPT 5.6” gibi son nesil yapay zeka modelleri biyolojik araştırmalar alanında yetkinliklerini artırmayı sürdürüyor.

OpenAI araştırmacıları geçen yaz, “ciddi zarar doğurabilecek mevcut riskleri önemli ölçüde artıran” kabiliyetler olarak tanımlanan “yüksek” düzeyde biyolojik yetkinlik seviyesine ulaşmaya çok yaklaştıklarını duyurmuştu. WP’nin aktardığına göre şirket, 50’den fazla hükümet uzmanının katılımıyla bir zirve düzenledi ve yönetimle temaslarını sürdürüyor.

The Wall Street Journal, uzman görüşlerine yer verdiği haberinde ChatGPT’nin geçen yaz yapılan güncellemenin ardından dünyanın dört bir yanındaki yüzlerce kullanıcıya biyolojik silahların ve zehirlerin üretimi ile kullanımına ilişkin talimatlar sağladığını yazmıştı.

Şirketin modellerinin kullanıcıların tüm sorularına “sabırla” yanıt verdiği ve OpenAI çalışanlarının ortaöğretim düzeyinde biyoloji öğrenimi gören bir öğrencinin dahi uygulayabileceği basitlikte olduğunu belirttiği adım adım kılavuzlar sunduğu kaydedildi.

Yapay zekanın yanıtlarını inceleyen biyologlar ise bu içerikleri “ölümcül derecede kusursuz” olarak nitelendirdi.

Eski ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard, mayıs ayında yaptığı açıklamada kurumun yurt dışındaki 120’den fazla biyolojik laboratuvara yönelik bir soruşturma başlattığını duyurmuştu.

Gabbard, bu soruşturmanın Trump’ın imzaladığı kararname doğrultusunda virüslerle yapılan potansiyel olarak tehlikeli deneyleri durdurma çabalarının bir parçası olduğunu ve söz konusu tesislerin on yıllar boyunca Amerikan vergi mükelleflerinin sağladığı fonlarla varlığını sürdürdüğünü ifade etmişti.

Trump ise geçen yıl BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada nükleer ve biyolojik silahları yeryüzü için en büyük tehlike olarak nitelendirmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English