Amerika
ABD’de veri merkezlerine “dur” deme arayışı

Yapay zeka sektörüyle birlikte hızla büyüyen veri merkezlerinin yüksek enerji tüketimi ve faturalara etkisi, ABD’de Demokrat Partiyi karşı karşıya getirdi. Kongre üyeleri ve eyalet meclisleri inşaatları durdurma yönünde baskı yaparken, Demokrat valiler yatırımları kaçırmamak için yasak kararlarına direniyor.
ABD’de Demokratlar veri merkezlerinin bir sorun teşkil ettiğine inanıyor ancak bu konuda ne yapılması gerektiği hususunda fikir ayrılığı yaşıyor.
Demokratlar için bu merkezlerin hem elektrik faturalarını kabartan hem de iklim değişikliğini körükleyen yüksek enerji tüketimi, bir tür kısıtlamayı kaçınılmaz bir seçenek haline getiriyor. Bu tesislerin halk nezdinde giderek daha az popüler olması, bu yılki ara seçimlerde uygun yaşam maliyeti vaadiyle kazanmayı hedefleyen Demokratlar için bir çözüm bulma arayışındaki riskleri artırıyor.
Geçen ay, Temsilciler Meclisi Enerji ve Ticaret Komisyonu’nun en kıdemli Demokrat üyesi Temsilci Frank Pallone Jr. veri merkezi inşaatlarına moratoryum uygulanması çağrısında bulundu ancak parti liderleri bu fikre sıcak bakmıyor.
Demokratlar arasındaki bölünmeler, Demokratların kontrolündeki en az iki eyalet meclisinin veri merkezlerine moratoryum kararı aldığı eyalet düzeyinde de kendini gösteriyor. Bu kararlardan biri veto edilirken, diğeri ise halen valinin imzasını bekliyor.
Veri merkezlerine yönelik moratoryum desteği ideolojik çizgilere tam olarak uymuyor. Düzen karşıtı bir grup Cumhuriyetçi de bu tür çabaları desteklerken, Cumhuriyetçi Parti içindeki diğer isimler ise yapay zeka patlamasına güç veren bu sunucu depolarının denetlenip denetlenmeyeceğini ve bunun nasıl yapılacağını tartışıyor.
Kongre’de ise Demokrat Parti liderleri, veri merkezlerinin artan enerji maliyetlerinden paylarına düşeni ödemeleri gerektiğini defalarca dile getirdi.
Bu yılın başlarında Senato Çoğunluk Lideri Demokrat Chuck Schumer, Demokratların “güçlü ve uygulanabilir tüketici korumaları” için bastıracağını söylemişti.
Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Hakeem Jeffries de benzer şekilde inovasyonu desteklerken aynı zamanda “Amerikalı tüketiciyi koruduğumuzdan emin olmalıyız” ifadelerini kullanmıştı.
Ancak iki parti lideri de bu hedeflere ulaşmak için belirli bir öneriyi destekler görünmedi. Konuya ilişkin görüş almak üzere Schumer ve Jeffries’in ofislerine ulaşıldı.
Jeffries ayrıca Politico’ya yaptığı açıklamada, veri merkezlerinin durdurulmasının “şu an için dile getirdiği bir pozisyon kesinlikle olmadığını” belirtti.
Senatör Bernie Sanders ve Temsilci Alexandria Ocasio-Cortez gibi nüfuzlu ilerici isimler ise veri merkezi inşaatlarına tamamen moratoryum uygulanması gerektiğini savunuyor.
Bu isimler mart ayında, yasa yapıcılar yapay zeka modellerinin hükümet tarafından incelenmesinden kitlesel işten çıkarmalara karşı korumalara kadar çeşitli yapay zeka güvenlik önlemlerini yasalaştırana dek yeni veri merkezlerinin inşasını yasaklayacak bir yasa tasarısı sundu.
Pallone, geçen ay veri merkezleriyle ilgili başka bir yasa tasarısının alt komisyon görüşmeleri sırasında bu öneriye büyük bir destek vererek, “ulusumuzun havasına, suyuna ve elektrik faturalarına zarar vermeyecek bir yol bulana kadar ulusal bir yapay zeka veri merkezi moratoryumunu” desteklediğini ifade etti.
Pallone konuşmasının ardından yaptığı açıklamada, “Gerçek şu ki, bu veri merkezleriyle ilgili her şey çok hızlı ilerliyor ve ben bunun elektrik tüketicileri ile çevre üzerindeki etkisinden endişe duyuyorum” dedi.
Birkaç büyük teknoloji şirketi tarafından destekleyen bir sektör kuruluşu olan Veri Merkezi Koalisyonu ise ulusal bir moratoryumun ABD’deki yatırımları caydıracağını, ekonomiye zarar vereceğini ve “diğer sektörlere yanlış bir mesaj göndereceğini” savundu.
Grup haziran ayı sonlarında yaptığı açıklamada, “Veri merkezi inşaatını durdurmaya yönelik federal bir talimat, bulut ve dijital hizmetlere erişimin kısıtlanması riskini doğurur, küresel rekabet gücümüzü zedeler ve Amerikalıların günlük yaşamları üzerinde önemli etkiler yaratır” ifadesine yer verdi.
Beacon Policy Advisors bünyesinde politika araştırma analisti olan Maxwell Shulman, son dönemdeki moratoryum baskısının arkasındaki temel gücün “yapay zekaya ve büyük teknoloji şirketlerine yönelik genel düşmanlık” olduğunu öne sürdü.
Shulman, “İnsanlar bu değişimlerin çoğunu görüyor. Yapay zekadan endişe duyuyorlar. Ekonomi ve işleri hakkında endişeliler. Ve bu konuda yapabilecekleri pek bir şey olmadığını hissediyorlar” dedi. Shulman ayrıca, “Veri merkezlerini sadece yapay zekanın fiziksel somutlaşmış hali olarak değil, aynı zamanda söz sahibi olabilecekleri veya karşı koyabilecekleri ender alanlardan biri olarak görüyorlar” değerlendirmesinde bulundu.
Shulman, “Bence moratoryumlar, sadece veri merkezlerine değil genel olarak yapay zekaya yönelik bu muhalefeti veya endişeyi göstermek için kaba ama etkili bir araç” dedi.
Bu sırada Kongre’de daha dar kapsamlı ve iki partinin de desteklediği bir yasa tasarısı zemin kazandı.
Demokrat Temsilci Kathy Castor ve Cumhuriyetçi Temsilci Gabe Evans liderliğindeki Elektrik Tüketicilerini Koruma Yasası, eyalet enerji düzenleyicilerinin, veri merkezleri gibi büyük yük çeken tüketicileri desteklemek amacıyla inşa edilecek yeni elektrik üretimi ve iletim hatlarının maliyetini Amerikalıların ödememesini sağlayacak kurallar oluşturmasını şart koşuyor.
Yasa tasarısı haziran ayı sonlarında Temsilciler Meclisi Enerji ve Ticaret alt komisyonundan geçti ve bir sonraki aşamada komisyonun tamamı tarafından değerlendirilecek.
Castor, Kongre’nin işe güvenlik sınırları koyarak başlaması gerektiğini söylerken, gelecekte bir durdurma kararına destek vermeyi de dışlamadı.
Castor geçen ay yaptığı açıklamada, “İnsanlar güvenlik sınırları istiyor. Elektrik faturalarının artmasını istemiyorlar, su konusunda endişeliler” dedi.
Moratoryum konusundaki düşünceleri sorulduğunda Castor, “Eğer bu güvenlik sınırlarının konulmadığı ve şirketlerin bunları hiçe saydığı bir noktaya gelinirse, o aşamaya geçmek zorunda kalacağız” diye ekledi.
Eyalet düzeyinde ise Demokrat valiler, milletvekillerinin veri merkezi inşaatlarına sınır getirme çabalarını engelledi veya yavaşlattı. Maine eyalet meclisi, yeni veri merkezi inşaatlarını 18 ay boyunca yasaklayacak bir tasarıyı kabul etti ancak Vali Janet Mills, halihazırda devam eden 550 milyon dolarlık bir proje için istisna tanınmaması nedeniyle önlemi veto etti.
New York eyalet milletvekilleri de benzer şekilde haziran ayında bir yıllık bir veri merkezi moratoryumunu kabul etti ve bu tasarı şu anda Vali Kathy Hochul’un imzasını bekliyor. Politico’nun haberine göre Hochul, bunun yerine veri merkezi projelerine yönelik daha kısa süreli, altı aylık bir durdurma öngören bir kararnameyi değerlendiriyor.
Diğer Demokrat valiler de veri merkezi moratoryumlarına karşı çıktı.
Demokrat Virginia Valisi Abigail Spanberger bu hafta Politico’ya yaptığı açıklamada, “Yayılmaya devam edecek bir teknolojiden uzaklaşmak, masadan kalkmak demektir” dedi.
California’nın Demokrat Valisi Gavin Newsom da inşa edilmesi planlanan veri merkezlerinin su kullanımlarını tahmin etmelerini zorunlu kılan bir yasa tasarısını veto etti.
Geniş kapsamlı moratoryumlar dirençle karşılaşırken, eyalet düzeyindeki Demokrat liderler, veri merkezi vergi kredilerini yeniden değerlendirmek gibi daha sınırlı çözümlere yöneliyor. Illinois’in Demokrat Valisi JB Pritzker, haziran ayında enerji ve su endişeleri nedeniyle eyaletin vergi teşviklerini durdurduğunu açıkladı.
Bazı Cumhuriyetçiler de bu yaklaşımı benimsiyor. Ohio’nun Cumhuriyetçi Valisi Mike DeWine, mayıs ayında eyalet yetkililerine, milletvekilleri eyaletteki veri merkezi büyümesini incelerken yeni vergi muafiyeti taleplerinin değerlendirilmesini geçici olarak durdurma talimatı verdi.
Virginia ise bütçenin onaylanması için meclisi özel oturuma götüren uzun tartışmaların ardından veri merkezi vergi teşviklerini yürürlükte tuttu. Spanberger bunun yerine elektrik tüketimine yönelik yeni bir vergi getirilmesini onayladı.
Bu sırada New Jersey Valisi Mikie Sherrill bu hafta veri merkezlerini ayrı bir elektrik tüketicisi kategorisine alan bir yasayı imzaladı. Valilik ofisi, bu düzenlemenin veri merkezlerinin kendi enerji kullanımlarının ve bununla bağlantılı altyapının bedelini ödemelerini sağlayacağını belirtti.
Shulman konuya ilişkin olarak, “Ortada büyük bir yatırım potansiyeli ve tehlikede olan çok sayıda potansiyel istihdam var. Ve gerçekten bu Demokrat valilerin, bu işleri kapma yarışında kendi eyaletlerinin ayağına kurşun sıkmak istemediklerini düşünüyorum” dedi.
Shulman ayrıca, “Demokrat bir valinin amacı, seçmenlere yapay zeka konusunda sert bir tavır sergilediğini hissettirirken ya da yapay zekanın olası olumsuz sonuçlarını ele alacak kadar etkili bir politika sinyali verirken, aynı zamanda mümkün olduğunca çok iş veya yatırım çekmeye çalışmaktır” değerlendirmesinde bulundu.
ABD’de yerel yönetimler, veri merkezi inşasına karşı harekete geçti
Amerika
Genç Demokratlar hayat pahalılığı gündemiyle Kongre yolunda

ABD’de hayat pahalılığı ve konut krizini kampanyalarının merkezine alan genç ve ilerici Demokrat adaylar, ön seçim zaferlerinin ardından Kongre’ye girmeye hazırlanıyor. Kendi kuşaklarının ekonomik sıkıntılarını bizzat yaşayan adaylar, parti yönetiminin ve kıdemli üyelerin geleneksel dengeleriyle erken bir sınav verecek.
ABD’de yeni nesil genç ve ilerici Demokratlar, seçim kampanyalarının merkezine yerleştirdikleri ekonomik meselelerle kurdukları doğrudan ve kişisel bağlarla gelecek yıl Kongre’ye adım atabilir.
Söz konusu adaylar, söz konusu politika başlıklarını partisinin genel gündeminde çok daha etkin bir konuma taşımayı hedefliyor.
Geleceğin milletvekili adayı olan bu gençlerin birçoğu açısından ev sahibi olamamak ve sürekli tırmanan sağlık harcamaları, hem kendi hayatlarını hem de akranlarının yaşam koşullarını doğrudan belirleyen en kritik başlıklar arasında yer alıyor.
Genç Demokratlar, bizzat edindikleri bu tecrübenin, kendi kuşaklarının içinden çıkmakta giderek daha fazla zorlandığı sorunlara yönelik çok daha güçlü bir aciliyet duygusu kazandırdığını savunuyor.
The Hill gazetesine konuşan New York’un 7. Seçim Bölgesi’nden Demokrat Parti adayı olarak yarışan 36 yaşındaki Claire Valdez, kendisinin Milenyum kuşağına mensup olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Şu anda ülke genelinde yarışa giren ve seçilen meslektaşlarımın birçoğu da Milenyum kuşağından. Geleceğimizin elimizden alındığını gördük. Gelecekte çocuk sahibi olmayı, ev almayı veya emekli olmayı hayal bile edemiyoruz. Ülkenin dört bir yanındaki gençlerin yaşadığı bu hayal kırıklığı ve hoşnutsuzluğun duyulması gerekiyor; bunun iktidar koridorlarında mutlaka işitilmesi şart.”
Ancak genç adayların seçmenlerden aldığı bu yetki, kıdemin, kurulan ilişkilerin ve kurumsal hafızanın halen büyük ağırlık taşıdığı Kongre gerçeklerine çarpabilir.
Bu tablo, hem göreve yeni başlayacak milletvekilleri hem de Demokrat Parti liderliği için erken bir sınav niteliği taşıyor.
Genç üyeler, politika uzmanlığının ve usul kurallarının belirleyici olduğu bir kurumda yol almayı öğrenmek zorunda kalacak; parti yönetimi ise iz bırakmak isteyen bu yeni kuşağa ne kadar alan ve nüfuz tanıyacağına karar vermek durumunda kalacak.
Demokrat Partili stratejist Antjuan Seawright, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları kaydetti:
“Genç üyelerin Kongre’ye gelip burayı değiştirmeye çalışacağını, kıdemli üyelerin ise ‘Buraya gelin ama Kongre’nin sizi değiştirmesine izin vermeyin’ bakış açısıyla yaklaşacağını düşünüyorum. Bence perspektif, sabır ve süreç en kritik üç unsur olacak. Bu ortamda, bir yasa tasarısını geçirebilmek için sizinle aynı fikirde olan 217 veya 218 kişiye daha ihtiyaç duyulduğunu öğrenmek zorunda kalacaklar.”
Kuşak değişimi arayışı, son haftalarda genç adayların art arda kazandığı Demokrat Parti ön seçim zaferlerine de yansıdı.
Bu süreçte New York’un 13. Seçim Bölgesi ön seçiminde 32 yaşındaki Darializa Avila Chevalier’nin Temsilciler Meclisi Üyesi Adriano Espaillat’yı mağlup etmesi, 31 yaşındaki Angela Gonzales-Torres’in Kaliforniya’nın 34. Seçim Bölgesi’nde Demokrat adaylığı kazanması ve 29 yaşındaki Melat Kiros’un Colorado’nun 1. Seçim Bölgesi ön seçiminde 15 dönemdir görevde bulunan Temsilciler Meclisi Üyesi Diana DeGette’yi saf dışı bırakması öne çıkan örnekler oldu.
Tıpkı Valdez gibi bu adaylar da Washington’ın hayat pahalılığı sorununu çözmek için çok az adım attığını belirterek bu konuyu kampanyalarının merkezine yerleştirmekten çekinmedi.
Adayların savunduğu temel politikalar arasında evrensel sağlık hizmeti ve çocuk bakımı, işçilere yönelik daha güçlü yasal korumalar, adil ücretler ve genişletilmiş konut yardım kuponları yer alıyor.
Demokratların bu başlıklarda Trump yönetimine karşı ne kadar sert durması gerektiği yönündeki soruya Valdez, “Olabildiğince agresif olmamız gerektiğini düşünüyorum” yanıtını verdi.
Valdez sözlerini şöyle sürdürdü:
“Beyaz Saray, Senato ve Temsilciler Meclisi’nin tamamında çoğunluğa sahip olmasak bile elimizdeki her aracı kullanmalıyız. Seçmenlerimize ve Amerikan halkına mücadele ettiğimizi göstermeliyiz. Böylece birkaç yıl sonra inşallah bir Demokrat başkan seçildiğinde Amerikan hayatını gerçekten dönüştürecek önceliklerimizin birçoğunu hayata geçirebilecek konuma geliriz.”
Bununla birlikte, daha agresif bir yaklaşım sergileme baskısı, yasama süreçlerinde çok daha geniş tecrübeye sahip olan, Cumhuriyetçilerin desteğini almayı hedefleyen ve aşırı partizan bir yoldan kaçınmak için daha ölçülü bir stratejiyi tercih edebilecek olan ılımlı ve kıdemli parti üyeleriyle görüş ayrılıklarına yol açabilir.
Buna rağmen 71 yaşındaki Kaliforniya Temsilciler Meclisi Üyesi Brad Sherman, genç ilerici Demokratların, ılımlıların ve kıdemli üyelerin hayat pahalılığı da dahil olmak üzere pek çok konuda ortak zemin bulmasını beklediğini açıkladı.
Sherman, tüm ilaçların fiyatlarını düzenlemeyi öngören bir yasa tasarısı hazırladığını ve göreve yeni gelecek üyelerin bu tasarıya ortak imza koymasını umduğunu dile getirdi.
Sherman konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Ben hem ilerici kanadın hem de Yeni Demokratlar grubunun üyesiyim. Yeni Demokratların da ilericilerin de fiyatları düşürmek istediğini biliyorum; bence bütün ülke fiyatları aşağı çekmemizi istiyor. Tükettiğimizden daha fazla petrol ürettiğimiz için Amerikalıların akaryakıta çok daha az ödemesini sağlamak ya da vatandaşlarımızın ilaçlara Avrupalıların ödediği fiyatları ödemesini temin etmek gibi, fiyatları düşürmek için yapabileceğimiz çok şey var.”
Demokratların Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu geri kazanması halinde çok az farkla hareket etmek durumunda kalacağını belirten Sherman, şöyle devam etti:
“Genç üyelerin yapması gereken tek şey, basına kapalı grup toplantılarında tutkulu bir şekilde tartışmayı ve ardından Temsilciler Meclisi Genel Kurulu’na çıkarak tek bir blok halinde oy kullanmayı öğrenmektir.”
Sherman sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu, 2024’te çoğunlukta olmadığımız için Demokratların öğrenmek zorunda kalmadığı bir durumdu. Gerçi azınlıkta olsak bile 20 yıl önce gördüğümün çok ötesinde bir sadakat ve tutarlılıkla oy kullandık. Dolayısıyla özel toplantılarda ifade ettiğimiz görüşler farklı olabilir, basına yaptığımız açıklamalar bile çeşitlilik gösterebilir ancak oylarımızın mutlak bir birlik içinde olması gerekir.”
Missouri Temsilciler Meclisi Üyesi 81 yaşındaki Emanuel Cleaver II ise karizmasıyla öne çıkan ve basamakları hızla tırmanarak Demokrat grubun dikkatini çeken yeni üyelerin her zaman bulunacağını belirtti.
Cleaver, Demokratların çoğunluğu yeniden kazanması halinde bu yükselen liderlerin seslerine ve masaya getirdikleri fikirlere kulak vermenin gelecek yıl kritik önem taşıyacağını vurguladı.
Cleaver, “Aramıza yeni isimlerin katılması beni mutlu ediyor. Bazıları muhtemelen beklemek istemeyecek, ilk günden itibaren göreve atılıp liderlik üstlenmek isteyecektir. Onların bu sabırsızlığını büyük bir anlayışla karşılamalı, heveslerini kırmamalıyız” dedi.
Amerika
BP ve ADNOC, Venezuela’daki bir doğalgaz sahasını geliştirecek

BP ve ADNOC, Orta Doğu’da devam eden savaşın sonuçları olumsuzken, Venezuela’da petrol ve doğalgaz üretimini artırma sözü verdi.
BP ve ADNOC, ABD’nin enerji şirketlerine yönelik, dünyanın en büyük beyan edilmiş ham petrol rezervlerine sahip olan Venezuela’da üretimin yeniden kurulmasına yardımcı olma yönündeki çağrılarına yanıt verdi ve büyük bir açık deniz doğalgaz sahasını geliştirme planlarını açıkladı.
Diğer fosil yakıt devleri ise, Venezuela’nın devrik Maduro yönetimi tarafından millileştirilen varlıklarla ilgili tazminat taleplerinde ısrarcı davranmaya devam etti.
Yine de, büyük petrol şirketlerinin çeşitlendirme çabaları, Latin Amerika’daki petrol devletlerinin yükselişini besliyor.
BP, Ocak ayında ABD’nin lideri Nicolás Maduro’yu kaçırmasından bu yana Venezuela’da gerçekleştirilen ilk büyük ölçekli yabancı yatırımlardan biri olarak, Loran gaz sahasının ikinci aşamasını geliştirmek üzere Trump yönetimi ile yakın bağları olan iki petrol şirketiyle ortaklık kuracak.
Londra Borsası’nda işlem gören petrol şirketi, bu sahayı geliştirmek üzere bir lisans sahibi. Şirket, Katar merkezli ve Al-Khayyat kardeşlere ait bir şirketle ortaklık kurmuştu.
Suriye doğumlu milyarderler olan Al-Khayyat kardeşler, ABD başkanının kızı Ivanka Trump ve eşi Jared Kushner ile birlikte, Arnavutluk’ta tartışmalı bir milyarlarca dolarlık tatil köyü inşa etmek için çabalıyor.
BP ayrıca, Sanayi Bakanı Sultan Al Jaber tarafından yönetilen BAE ulusal petrol şirketinin yurtdışı yatırım koluyla da işbirliği yapacak.
Al Jaber, 2025 yılında Trump’a, Körfez devletinin ABD enerji sektöründeki yatırımlarını on yıl içinde altı katından fazla artırarak 440 milyar dolara çıkaracağına söz vermişti.
Bu anlaşma, rakibi Shell’in bu yazın başlarında Loran sahasının ilk aşamasını geliştirmek üzere lisans almasının ardından, BP’yi Venezuela’ya geri dönen ilk büyük ölçekli uluslararası petrol şirketlerinden biri haline getiriyor.
Caracas, İtalyan petrol şirketi Eni ile de petrol projeleri konusunda görüşmeler yürütüyor.
BP’nin CEO’su Meg O’Neill, bu lisansı şirketin Caracas ile olan işbirliğinde “önemli bir adım” olarak nitelendirdi ve bunun “birlikte kaydettiğimiz ilerlemeyi yansıttığını” belirtti.
Amerika
ABD Hazine Bakanlığı, daha fazla tahvil geri alacak

ABD Hazine Bakanlığı, kendi tahvillerinden daha fazlasını geri alacağını duyurdu.
Bu hamle, ipotek ve diğer tüketici kredilerindeki siyasi açıdan önemli faiz oranlarını yükseltme tehdidi oluşturan uzun vadeli ABD tahvillerindeki satış dalgasını kısmen tersine çevirdi.
İran ile çatışmanın çözüme kavuşacağına dair pek bir işaret görülmemesi, yapay zeka altyapısı kuran borçlular arasında finansman için artan rekabet ve genişleyen ABD hükümeti açıkları gibi bir dizi faktör, uzun vadeli tahvillerin getirilerini 2007’den bu yana en yüksek seviyelere çıkardı.
Hazine, vadesi en az 10 yıl olan eski borç senetlerini geri satın aldığı geri alım işlemlerinin hacmini “en az iki katına” çıkaracağını açıkladı.
Önceki üst sınır işlem başına 2 milyar dolardı. Bu rakam, 9 Eylül’den itibaren 4 Kasım’a kadar geçerli olmak üzere en az 4 milyar dolar olacak.
Bu hamle, Bakan Scott Bessent’in ABD Hazine tahvillerinin getirilerini etkilemek amacıyla attığı en son adım.
Bu ayın başlarında bakanlık, temmuz ayında dolar karşısında yaklaşık kırk yıldır en düşük seviyesinde işlem gören yeni güçlendirmek için Japonya ile ortak bir müdahale gerçekleştirdi.
Bessent, Ocak ayında Japon devlet tahvillerindeki çalkantının Hazine piyasasına sıçradığı konusunda uyarıda bulunmuştu.
Hazine Bakanlığı ayrıca yakın zamanda, önümüzdeki çeyreklerde daha az uzun vadeli borç ihraç etme kararı alabileceğine dair sinyal de verdi.
Ortadoğu1 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını1 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Görüş2 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Dünya Basını2 hafta önceForeign Affairs: Amerika Ortadoğu’dan Vazgeçmeli
Diplomasi1 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı
Diplomasi1 hafta önce‘İslami NATO’ mu? Yeni savunma paktı Hindistan’ı neden tedirgin ediyor?
Rusya2 hafta önceRusya, yolları insansız hava aracı saldırılarına karşı koruyacak
Asya1 hafta önceVietnam, yerli üretim en büyük denizaltı savunma gemisinin inşasına başladı











