Amerika
ABD’de veri merkezlerine “dur” deme arayışı

Yapay zeka sektörüyle birlikte hızla büyüyen veri merkezlerinin yüksek enerji tüketimi ve faturalara etkisi, ABD’de Demokrat Partiyi karşı karşıya getirdi. Kongre üyeleri ve eyalet meclisleri inşaatları durdurma yönünde baskı yaparken, Demokrat valiler yatırımları kaçırmamak için yasak kararlarına direniyor.
ABD’de Demokratlar veri merkezlerinin bir sorun teşkil ettiğine inanıyor ancak bu konuda ne yapılması gerektiği hususunda fikir ayrılığı yaşıyor.
Demokratlar için bu merkezlerin hem elektrik faturalarını kabartan hem de iklim değişikliğini körükleyen yüksek enerji tüketimi, bir tür kısıtlamayı kaçınılmaz bir seçenek haline getiriyor. Bu tesislerin halk nezdinde giderek daha az popüler olması, bu yılki ara seçimlerde uygun yaşam maliyeti vaadiyle kazanmayı hedefleyen Demokratlar için bir çözüm bulma arayışındaki riskleri artırıyor.
Geçen ay, Temsilciler Meclisi Enerji ve Ticaret Komisyonu’nun en kıdemli Demokrat üyesi Temsilci Frank Pallone Jr. veri merkezi inşaatlarına moratoryum uygulanması çağrısında bulundu ancak parti liderleri bu fikre sıcak bakmıyor.
Demokratlar arasındaki bölünmeler, Demokratların kontrolündeki en az iki eyalet meclisinin veri merkezlerine moratoryum kararı aldığı eyalet düzeyinde de kendini gösteriyor. Bu kararlardan biri veto edilirken, diğeri ise halen valinin imzasını bekliyor.
Veri merkezlerine yönelik moratoryum desteği ideolojik çizgilere tam olarak uymuyor. Düzen karşıtı bir grup Cumhuriyetçi de bu tür çabaları desteklerken, Cumhuriyetçi Parti içindeki diğer isimler ise yapay zeka patlamasına güç veren bu sunucu depolarının denetlenip denetlenmeyeceğini ve bunun nasıl yapılacağını tartışıyor.
Kongre’de ise Demokrat Parti liderleri, veri merkezlerinin artan enerji maliyetlerinden paylarına düşeni ödemeleri gerektiğini defalarca dile getirdi.
Bu yılın başlarında Senato Çoğunluk Lideri Demokrat Chuck Schumer, Demokratların “güçlü ve uygulanabilir tüketici korumaları” için bastıracağını söylemişti.
Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Hakeem Jeffries de benzer şekilde inovasyonu desteklerken aynı zamanda “Amerikalı tüketiciyi koruduğumuzdan emin olmalıyız” ifadelerini kullanmıştı.
Ancak iki parti lideri de bu hedeflere ulaşmak için belirli bir öneriyi destekler görünmedi. Konuya ilişkin görüş almak üzere Schumer ve Jeffries’in ofislerine ulaşıldı.
Jeffries ayrıca Politico’ya yaptığı açıklamada, veri merkezlerinin durdurulmasının “şu an için dile getirdiği bir pozisyon kesinlikle olmadığını” belirtti.
Senatör Bernie Sanders ve Temsilci Alexandria Ocasio-Cortez gibi nüfuzlu ilerici isimler ise veri merkezi inşaatlarına tamamen moratoryum uygulanması gerektiğini savunuyor.
Bu isimler mart ayında, yasa yapıcılar yapay zeka modellerinin hükümet tarafından incelenmesinden kitlesel işten çıkarmalara karşı korumalara kadar çeşitli yapay zeka güvenlik önlemlerini yasalaştırana dek yeni veri merkezlerinin inşasını yasaklayacak bir yasa tasarısı sundu.
Pallone, geçen ay veri merkezleriyle ilgili başka bir yasa tasarısının alt komisyon görüşmeleri sırasında bu öneriye büyük bir destek vererek, “ulusumuzun havasına, suyuna ve elektrik faturalarına zarar vermeyecek bir yol bulana kadar ulusal bir yapay zeka veri merkezi moratoryumunu” desteklediğini ifade etti.
Pallone konuşmasının ardından yaptığı açıklamada, “Gerçek şu ki, bu veri merkezleriyle ilgili her şey çok hızlı ilerliyor ve ben bunun elektrik tüketicileri ile çevre üzerindeki etkisinden endişe duyuyorum” dedi.
Birkaç büyük teknoloji şirketi tarafından destekleyen bir sektör kuruluşu olan Veri Merkezi Koalisyonu ise ulusal bir moratoryumun ABD’deki yatırımları caydıracağını, ekonomiye zarar vereceğini ve “diğer sektörlere yanlış bir mesaj göndereceğini” savundu.
Grup haziran ayı sonlarında yaptığı açıklamada, “Veri merkezi inşaatını durdurmaya yönelik federal bir talimat, bulut ve dijital hizmetlere erişimin kısıtlanması riskini doğurur, küresel rekabet gücümüzü zedeler ve Amerikalıların günlük yaşamları üzerinde önemli etkiler yaratır” ifadesine yer verdi.
Beacon Policy Advisors bünyesinde politika araştırma analisti olan Maxwell Shulman, son dönemdeki moratoryum baskısının arkasındaki temel gücün “yapay zekaya ve büyük teknoloji şirketlerine yönelik genel düşmanlık” olduğunu öne sürdü.
Shulman, “İnsanlar bu değişimlerin çoğunu görüyor. Yapay zekadan endişe duyuyorlar. Ekonomi ve işleri hakkında endişeliler. Ve bu konuda yapabilecekleri pek bir şey olmadığını hissediyorlar” dedi. Shulman ayrıca, “Veri merkezlerini sadece yapay zekanın fiziksel somutlaşmış hali olarak değil, aynı zamanda söz sahibi olabilecekleri veya karşı koyabilecekleri ender alanlardan biri olarak görüyorlar” değerlendirmesinde bulundu.
Shulman, “Bence moratoryumlar, sadece veri merkezlerine değil genel olarak yapay zekaya yönelik bu muhalefeti veya endişeyi göstermek için kaba ama etkili bir araç” dedi.
Bu sırada Kongre’de daha dar kapsamlı ve iki partinin de desteklediği bir yasa tasarısı zemin kazandı.
Demokrat Temsilci Kathy Castor ve Cumhuriyetçi Temsilci Gabe Evans liderliğindeki Elektrik Tüketicilerini Koruma Yasası, eyalet enerji düzenleyicilerinin, veri merkezleri gibi büyük yük çeken tüketicileri desteklemek amacıyla inşa edilecek yeni elektrik üretimi ve iletim hatlarının maliyetini Amerikalıların ödememesini sağlayacak kurallar oluşturmasını şart koşuyor.
Yasa tasarısı haziran ayı sonlarında Temsilciler Meclisi Enerji ve Ticaret alt komisyonundan geçti ve bir sonraki aşamada komisyonun tamamı tarafından değerlendirilecek.
Castor, Kongre’nin işe güvenlik sınırları koyarak başlaması gerektiğini söylerken, gelecekte bir durdurma kararına destek vermeyi de dışlamadı.
Castor geçen ay yaptığı açıklamada, “İnsanlar güvenlik sınırları istiyor. Elektrik faturalarının artmasını istemiyorlar, su konusunda endişeliler” dedi.
Moratoryum konusundaki düşünceleri sorulduğunda Castor, “Eğer bu güvenlik sınırlarının konulmadığı ve şirketlerin bunları hiçe saydığı bir noktaya gelinirse, o aşamaya geçmek zorunda kalacağız” diye ekledi.
Eyalet düzeyinde ise Demokrat valiler, milletvekillerinin veri merkezi inşaatlarına sınır getirme çabalarını engelledi veya yavaşlattı. Maine eyalet meclisi, yeni veri merkezi inşaatlarını 18 ay boyunca yasaklayacak bir tasarıyı kabul etti ancak Vali Janet Mills, halihazırda devam eden 550 milyon dolarlık bir proje için istisna tanınmaması nedeniyle önlemi veto etti.
New York eyalet milletvekilleri de benzer şekilde haziran ayında bir yıllık bir veri merkezi moratoryumunu kabul etti ve bu tasarı şu anda Vali Kathy Hochul’un imzasını bekliyor. Politico’nun haberine göre Hochul, bunun yerine veri merkezi projelerine yönelik daha kısa süreli, altı aylık bir durdurma öngören bir kararnameyi değerlendiriyor.
Diğer Demokrat valiler de veri merkezi moratoryumlarına karşı çıktı.
Demokrat Virginia Valisi Abigail Spanberger bu hafta Politico’ya yaptığı açıklamada, “Yayılmaya devam edecek bir teknolojiden uzaklaşmak, masadan kalkmak demektir” dedi.
California’nın Demokrat Valisi Gavin Newsom da inşa edilmesi planlanan veri merkezlerinin su kullanımlarını tahmin etmelerini zorunlu kılan bir yasa tasarısını veto etti.
Geniş kapsamlı moratoryumlar dirençle karşılaşırken, eyalet düzeyindeki Demokrat liderler, veri merkezi vergi kredilerini yeniden değerlendirmek gibi daha sınırlı çözümlere yöneliyor. Illinois’in Demokrat Valisi JB Pritzker, haziran ayında enerji ve su endişeleri nedeniyle eyaletin vergi teşviklerini durdurduğunu açıkladı.
Bazı Cumhuriyetçiler de bu yaklaşımı benimsiyor. Ohio’nun Cumhuriyetçi Valisi Mike DeWine, mayıs ayında eyalet yetkililerine, milletvekilleri eyaletteki veri merkezi büyümesini incelerken yeni vergi muafiyeti taleplerinin değerlendirilmesini geçici olarak durdurma talimatı verdi.
Virginia ise bütçenin onaylanması için meclisi özel oturuma götüren uzun tartışmaların ardından veri merkezi vergi teşviklerini yürürlükte tuttu. Spanberger bunun yerine elektrik tüketimine yönelik yeni bir vergi getirilmesini onayladı.
Bu sırada New Jersey Valisi Mikie Sherrill bu hafta veri merkezlerini ayrı bir elektrik tüketicisi kategorisine alan bir yasayı imzaladı. Valilik ofisi, bu düzenlemenin veri merkezlerinin kendi enerji kullanımlarının ve bununla bağlantılı altyapının bedelini ödemelerini sağlayacağını belirtti.
Shulman konuya ilişkin olarak, “Ortada büyük bir yatırım potansiyeli ve tehlikede olan çok sayıda potansiyel istihdam var. Ve gerçekten bu Demokrat valilerin, bu işleri kapma yarışında kendi eyaletlerinin ayağına kurşun sıkmak istemediklerini düşünüyorum” dedi.
Shulman ayrıca, “Demokrat bir valinin amacı, seçmenlere yapay zeka konusunda sert bir tavır sergilediğini hissettirirken ya da yapay zekanın olası olumsuz sonuçlarını ele alacak kadar etkili bir politika sinyali verirken, aynı zamanda mümkün olduğunca çok iş veya yatırım çekmeye çalışmaktır” değerlendirmesinde bulundu.
ABD’de yerel yönetimler, veri merkezi inşasına karşı harekete geçti
Amerika
ABD’de iktisadi büyüme yavaşladı

Ticaret açığının genişlemesi nedeniyle ABD’nin iktisadi büyümesi ikinci çeyrekte yavaşladı.
Öte yandan tüketici harcamalarındaki hızlanma ve yapay zeka altyapısının kurulmasıyla ilgili ekipmanlara yönelik güçlü iş yatırımları, ekonominin temelindeki gücü ortaya koydu.
Ticaret Bakanlığı’na bağlı Ekonomik Analiz Bürosu bugün (30 Temmuz) açıkladığı ikinci çeyrek GSYİH ön tahmininde, geçen çeyrekte GSYİH’nin yıllıklandırılmış bazda %1,5 oranında arttığını belirtti.
Reuters’ın anketine katılan ekonomistler, GSYİH’nın %2,1 oranında artacağını öngörmüştü. Tahminler %0,8 ile %2,9 arasında değişiyordu.
Anket, mal ticaret açığında ılımlı bir daralma ve perakende stoklarında değişiklik olmadığını gösteren haziran ayı öncü iktisadi göstergeler raporunun yayınlanmasından önce gerçekleştirilmişti.
Bu veriler, bazı ekonomistlerin GSYİH tahminlerini 0,8 puan kadar düşürerek %1,5’e kadar indirmesine neden oldu. Ekonomi, ilk çeyrekte %2,1 oranında büyümüştü.
ABD iktisadi faaliyetinin üçte ikisinden fazlasını oluşturan tüketici harcamaları, Ocak-Mart çeyreğinde %0,5’lik bir büyüme hızına ani bir şekilde yavaşladıktan sonra, geçen çeyrekte %3,2 oranında artış gösterdi.
Orta Doğu’daki çatışmaya rağmen, harcamalar dirençli seyrini sürdürdü; bunun bir nedeni de, savaştan kaynaklanan yüksek benzin fiyatlarına karşı tüketicilere bir tampon görevi gören, bu yılki daha yüksek vergi iadeleriydi.
Başkan Donald Trump’ın “Büyük Harika Yasa”dan sağlanan cömert vergi iadelerinin yanı sıra, varlık fiyatlarındaki güçlü artıştan faydalanan yüksek gelirli haneler de harcamaları artırıyor.
Kısa süre önce sona eren FIFA Dünya Kupası turnuvası da, kâr amacı gütmeyen kuruluşların ara seçimlerle ilgili harcamaları gibi, harcamaları canlandırmaya katkıda bulunmuş olabilir.
Birçok teknoloji şirketinin değerlemelerinin aşırı yükseldiğine dair yatırımcı endişelerine rağmen yavaşlama belirtisi göstermeyen yapay zeka (AI) yatırım patlaması da iç talebi desteklemeye yardımcı oluyor.
Fakat iktisatçılar, şu anda altıncı ayına giren ABD öncülüğündeki İran ile savaşın, talebe ve nihayetinde yılın ikinci yarısındaki iktisadi büyümeye aşağı yönlü bir risk oluşturduğu konusunda uyarıda bulundu.
Fed dün referans gecelik faiz oranını %3,50–%3,75 aralığında bıraktı. ABD merkez bankasının politika belirleme komitesinin üç üyesi bu karara karşı çıktı. Bu üyeler, çeyrek puanlık bir faiz artışını “tercih ettiler.”
Fed, iktisadi faaliyeti “kısmen Orta Doğu’daki çatışmaya bağlı olarak artan belirsizliğe rağmen sağlam bir hızda genişleyen” olarak nitelendirdi.
İktisatçılar, enflasyonu dizginlemek için Fed’in eylül ayında faiz oranlarını artırmasını bekliyorlar.
Bu beklenti, ikinci yarıda ekonomik büyümenin yavaşlayacağına dair tahminlerine de yansımıştı.
Ortalama benzin fiyatları, Orta Doğu’daki yeniden alevlenen çatışmalar nedeniyle galon başına 4 doların üzerine çıktı.
Ücretlerin enflasyona zar zor ayak uydurması nedeniyle hanehalkları, harcamalarını sürdürebilmek için birikimlerini kullanıyor ve daha az tasarruf ediyor.
İktisatçılar bu durumun “sonsuza kadar” devam edemeyeceğini belirtiyor.
Bazıları, iktisadi belirsizlik ışığında hanehalklarının önlem olarak tasarruf yapmaya odaklanmaya başlayacağını öngörüyordu.
Amerika
Silikon Vadisi Çin yapay zekâsına yönelik ABD yasaklarına neden karşı çıkıyor?

ABD’de Trump yönetimi, Çin menşeli açık ağırlıklı yapay zekâ modellerini yasaklama fikrini gündeme getirdiğinde, Çinli teknoloji şirketleri ve Çin hükümeti daha tepki göstermeden Silikon Vadisi itiraz etmeye başladı.
Yalnızca bir hafta içinde, irili ufaklı ABD’li teknoloji şirketleri tarafından Çin modellerine yönelik bir yasağa karşı çıkan iki açık mektup yayımlandı.
Nvidia CEO’su Jensen Huang’ın X platformundaki ilk paylaşımında yer verdiği mektuplardan biri; Google, Microsoft, OpenAI ve Meta’nın da aralarında bulunduğu 100’den fazla sektörün önde gelen ismi tarafından imzalandı.
Mektupta, “Bu riske verilecek doğru yanıt, açık ağırlıkları yasaklamak değildir” denildi ve politika yapıcılara kapsamlı bir yasaktan kaçınmaları, “erken kısıtlamalardan uzak durarak yapay zekâ alanındaki çeşitliliği korumaları” çağrısında bulunuldu.
Diğer mektup ise yaklaşık 200 girişim ve yatırımcıdan oluşan Little Tech Association tarafından doğrudan Trump yönetimine gönderildi. Mektupta böyle bir yasağın “rekabeti boğacağı, mevcut büyük oyuncuların konumunu güçlendireceği ve zekâ üzerinde bir vergi işlevi göreceği”, aynı zamanda Amerikan şirketlerinin maliyetlerini artırıp seçeneklerini daraltacağı belirtildi.
Washington ile Silikon Vadisi arasında yapay zekâ konusunda yaşanan ayrışmayı tetikleyen gelişme, Çinli girişim Moonshot AI’ın son modeli Kimi K3’ü piyasaya sürmesi oldu. Bu model, geçen yıl DeepSeek’in büyük çıkışının ardından yönetimin başlattığı tartışmayı yeniden alevlendirdi: Çin yapay zekâ modelleri nasıl sınırlandırılmalı?
Özellikle Kimi K3’ün piyasaya sürülmesiyle birlikte ABD ve Çin modelleri arasındaki fark giderek daralıyor. Bazıları bu gelişmeyi “yeni bir DeepSeek anı” olarak nitelendirirken, model Silikon Vadisi’nde yeni bir sarsıntı yarattı. Temmuz ayında Claude ve GPT’nin son modelleri, Artificial Analysis’in küresel zekâ sıralamasının zirvesinde yer aldı. Kimi K3 kısa süreliğine dördüncü sıraya yükseldi, ardından yedinciliğe geriledi. Buna rağmen en yüksek sıralamaya sahip Çin modeli olmayı sürdürdü.
Çin yapay zekâ modellerine doğrudan yasak getirilmesini karmaşıklaştıran temel unsur, bu modellerin çoğunun açık ağırlıklı olması.
Açık ağırlıklı bir model yayımlandığında herkes bu modeli çalıştırabilir, ince ayar yapabilir ve üzerine ürünler geliştirebilir. Ancak modelin eğitildiği verilere erişemez. Açık kaynaklı modeller ise buna karşılık eğitim verilerini ve kodlarını da yayımlar.
DeepSeek ve Kimi K3 dâhil olmak üzere tartışmanın merkezindeki Çin modellerinin hiçbiri tam anlamıyla açık kaynaklı değil. Çünkü tamamı eğitim verilerini gizli tutuyor. Bu durum, modellerin önyargılı biçimde eğitilmiş olabileceği ya da Pekin yönetimine gizli erişim sağlayabilecek “arka kapılar” gibi uyuyan işlevler barındırabileceği yönündeki iddialara alan açıyor.
ABD’li teknoloji şirketlerinin Çin yapay zekâ modellerine ve daha genel anlamda açık ağırlıklı ve açık kaynaklı yapay zekâ modellerine yönelik bir yasağa karşı çıkma nedenleri farklılık gösteriyor. Ancak Silikon Vadisi’nden yükselen geniş çaplı tepki, yapay zekâ değer zincirindeki hemen herkesin bir şekilde bu modellerin piyasada kalmasına ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.
Nvidia’nın öncülük ettiği çip üreticileri, yasağa neden karşı çıktıkları konusunda oldukça açık.
Huang geçen hafta Axios’a verdiği röportajda, “Bu Çin modelleri mükemmel. Mükemmel olan açık kaynaklı modeller kullanılmalı” dedi.
Huang, “Ücretsiz yapay zekâ donanım sektörü için harika olmalı. Ücretsiz yapay zekâ çipler için harika olmalı. Ücretsiz yapay zekâ veri merkezleri için harika olmalı” ifadelerini kullandı.
Başka bir deyişle, açık olsun ya da olmasın, yeni modeller eğitildikçe ve devreye alındıkça özellikle Nvidia’nın ürettiği gelişmiş yapay zekâ çiplerine olan talep artıyor.
Çin yapay zekâ modellerinin yapay zekâ çıkarım maliyetlerini düşürmesiyle birlikte daha fazla girişim bu modellerin üzerine ürün geliştirebiliyor. Bu da Nvidia ve diğer şirketlerin çiplerine yönelik talebi artırıyor.
Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi bünyesindeki Wadhwani Yapay Zekâ Merkezi Direktörü Aalok Mehta, “Bir çip sağlayıcısıysanız, piyasada daha fazla rakibin bulunmasından ve dolayısıyla çiplere yönelik toplam talebin artmasından elbette fayda sağlarsınız” dedi.
Nvidia yalnızca açık mektubu imzalamak ve paylaşmakla yetinmedi.
Şirket pazartesi günü, güvenli ve emniyetli yapay zekâ için açık kaynaklı araçlar geliştirmeyi amaçlayan Open Secure AI Alliance’ı duyurdu. Yaklaşık 40 şirketten oluşan koalisyonda Microsoft, Cisco, SpaceX ile Güney Koreli SK Telecom ve Naver da yer alıyor.
Google, Microsoft ve Amazon gibi büyük bulut hizmeti sağlayıcıları ise Çin’in açık ağırlıklı yapay zekâ modellerini destekleyenler arasında daha çelişkili bir konumda bulunuyor. Bu şirketler model düzeyinde Çinli oyuncularla rekabet etmek zorunda. Ancak hangi model kazanırsa kazansın, söz konusu model kendi bulut altyapılarında çalıştığı sürece ücret geliri elde ediyorlar.
Teknoloji stratejisti ve “Tech Money” kitabının yazarı Igor Pejic, “Bu büyük bulut sağlayıcıları yapay zekâ alanında mümkün olduğunca fazla faaliyet olmasını istiyor” dedi.
Pejic, “Diyelim ki Gemini en iyi model olmadı. Google yine de kazançlı çıkacaktır. Çünkü kendi bulut hizmetinde çok sayıda açık kaynaklı ya da açık ağırlıklı model barındıracaktır. Dolayısıyla her durumda kazanıyorlar” ifadelerini kullandı.
Bunun somut bir örneği çarşamba günü yapılan bilanço görüşmesinde görüldü. Microsoft CEO’su Satya Nadella, geçen hafta OpenAI modellerinin yapay zekâ platformu Hugging Face’in veri tabanına sızdığı bir olayı gündeme getirdi. Hugging Face, saldırıyı analiz etmek ve kontrol altına almak için Çinli Zhipu AI’ın açık ağırlıklı GLM-5.2 modelini kullandı.
Nadella görüşmede, “Buradan çıkarmamız gereken en önemli ders, tek bir modele bağımlı olamayacağınızdır” dedi.
Silikon Vadisi ve hatta OpenAI gibi öncü yapay zekâ laboratuvarlarının Çin’in açık ağırlıklı modellerine yönelik bir yasağa karşı çıkmasının daha temel ve yaygın bir nedeni ise böyle bir adımın Washington’ın yapay zekâyı daha sert biçimde düzenlemesinin önünü açabileceği endişesi.
Trump yönetimi bugüne kadar yapay zekâ alanında katı sınırlamalar getirmiş değil. Başkan haziran ayında, Amerika’nın Çin’le yapay zekâ yarışını daha fazla değil, daha az düzenlemeyle kazanacağı varsayımına dayanan bir başkanlık kararnamesi imzaladı.
Meta CEO’su Mark Zuckerberg bu hafta Financial Times’a verdiği röportajda, Çin modellerini tamamen yasaklamanın ABD’yi önde tutmak için “etkili bir çözüm olmadığını” söyledi. Zuckerberg, Washington’ın bunun yerine kendi yapay zekâ sektörünün önündeki “darboğazları” ortadan kaldırmaya odaklanması gerektiğini belirtti.
Zuckerberg çarşamba günü yapılan bilanço görüşmesinde, Meta’nın yapay zekâ ekibinin en zeki modelleri geliştirirken “engellenmemesini” istediğini ifade etti ve şirketin yakında bazı açık kaynaklı modeller yayımlayacağını söyledi.
Pejic, “Zuckerberg hükümetin açık biçimde müdahaleden uzak durmasını istiyor. Dolayısıyla onun açısından yasağa karşı çıkmak son derece mantıklı” dedi. Pejic, OpenAI gibi yapay zekâ geliştiricilerinin de Washington’ın açık ağırlıklı modelleri sınırlandırması hâlinde hükümet müdahalesinden endişe duyabileceğini ekledi.
Analistler ve sektör temsilcilerine göre, teknoloji hisselerinde son dönemde yaşanan satışlarla birlikte olası bir yatırım balonuna ilişkin endişeler artarken, düşük maliyetli Çin yapay zekâ modelleri ABD için son derece gerekli bir uyarı niteliği taşıyor.
ABD’nin önde gelen yapay zekâ laboratuvarlarından birinde çalışan bir araştırmacı Nikkei Asia’ya, “Çin modelleri bizi şu soruyla yüzleşmeye zorluyor: Gerçekten doğru yolda mı ilerliyoruz?” dedi.
Araştırmacı, “Yapay zekâyı geliştirmek için daha düşük maliyetli ve daha verimli yöntemler olabilir. Bugüne kadar inşa ettiklerimiz konusunda fazla rehavete kapılmamalıyız” ifadelerini kullandı.
Jefferies analisti Edison Lee, Çin’in açık kaynak yaklaşımının “bir taşla iki kuş vurabileceğini” söyledi. Lee’ye göre bu yaklaşım yalnızca ABD’nin kapalı kaynaklı modelleri üzerinde fiyat baskısı yaratmakla kalmayabilir, aynı zamanda Çin modellerini diğer gelişmekte olan pazarlar için de erişilebilir hâle getirebilir.
Wadhwani Yapay Zekâ Merkezi’nden Mehta’ya göre Silikon Vadisi yapay zekâ şirketleri, açık ağırlıklı modellere yönelik bir yasağa karşı çıkarak “bu tür modelleri geliştirme ve dünyanın dört bir yanına yayma seçeneklerini ellerinde tutmak istiyor.”
Amerika
Rand Paul, Trump’la ilişkisini siyasi çıkarlar üzerinden onarıyor

ABD’li Senatör Rand Paul, Cumhuriyetçi liderlikle ilişkileri gerilen Donald Trump’ın Senato’daki beklenmedik müttefiklerinden biri oldu. İkilinin ilişkisi, Paul’ün Thomas Massie’yi desteklemesine rağmen Massie’nin ön seçimi kaybetmesinin ardından yumuşadı. Ancak Paul, İran savaşı ve başkanın askeri yetkileri konusunda Trump’a karşı çıkmayı sürdürüyor.
Kentucky Senatörü Rand Paul, ABD Başkanı Donald Trump’ın Senatodaki Cumhuriyetçi parti yönetimiyle ilişkilerinin giderek gerildiği bir dönemde ABD Başkanı için beklenmedik bir müttefik olarak öne çıktı.
Paul’ün sürekli bir pürüz olma konumundan fırsatçı bir dostluğa uzanan beklenmedik dönüşümü, Mayıs ayındaki ön seçimlerde yaşandı.
Paul gibi liberteryen eğilimleri güçlü olan ve Kentucky’yi temsil eden Temsilciler Meclisi Üyesi Thomas Massie, Trump’ın desteklediği rakip aday karşısında seçimi kaybetti. Paul, söz konusu ön seçimde Massie’yi desteklemişti.
Trump, Salı akşamı Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda Massie’nin yenilgisine atıfta bulundu.
Paul’ün, eski Beyaz Saray Baş Tıbbi Danışmanı Dr. Anthony Fauci’nin katıldığı çekişmeli Senato oturumu öncesinde paylaşım yapan Trump, “Büyük Kentucky Eyaleti’ndeki MASSIE KATLİAMI, iki yıl sonra seçime girecek olan Senatör Rand Paul üzerinde gerçekten harika bir etki yarattı. Son zamanlarda muazzam gidiyor!” ifadelerini kullandı.
Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Ulusal Enstitüsünün eski direktörü olan Fauci, oturum sırasında Anayasa’nın Beşinci maddesine 100’den fazla kez başvurarak soruları yanıtlamayı reddetti.
Paul ve diğer Cumhuriyetçi milletvekilleri, Fauci’nin yargılanması gerektiğini defalarca dile getirdi. Temsilciler Meclisi Üyesi James Comer da Salı günü yaptığı açıklamada, eski Başkan Joe Biden’ın kıdemli sağlık yetkilisi için çıkardığı af kararının, yetkilinin Çarşamba günkü tanıklığını kapsamayacağı uyarısında bulundu.
Paul, oturum öncesinde Beyaz Saray ile görüşmediğini gazetecilere söyledi ancak “başkan tarafından övülmekten her zaman memnuniyet duyduğunu” kaydetti.
Cumhuriyetçi senatör, 70 milyar dolarlık göçmenlik muhafaza finansman tasarısının sorumluluğunu üstlenerek de Trump’a yaklaşım sergiledi.
Paul, geçen ay Oval Ofis’te düzenlenen imza töreninde başkanın yanında yer aldı. Paul ayrıca, maliyetli çatışmaya kamuoyu önünde karşı çıkmasına rağmen İran savaş yetkileri oylamalarında çekimser kaldı.
İki isim arasındaki ilişkilerin yumuşaması, geçen yıla kıyasla büyük bir değişim olarak değerlendiriliyor. Trump geçen yıl, senatörün Karayipler’de uyuşturucu taşıdığı iddia edilen teknelere düzenlenen ABD saldırılarına yönelik eleştirilerine yanıt olarak Paul için “çirkin küçük adam” ifadesini kullanmıştı.
Gözlemciler bu ilişkiyi pragmatik ve her iki isim için de bir zorunluluk ilişkisi olarak tanımlıyor.
ABD Başkanı, Cumhuriyetçilerin Paul’ün de desteklediği Amerikalı Seçmen Uygunluğunu Koruma (SAVE America) Yasası’nı geçirmesi yönündeki talepleri de dahil olmak üzere bir dizi konuda Senatoyla giderek daha fazla görüş ayrılığı yaşıyor. Trump ayrıca Senatoya, İran savaşını finanse edecek bütçe uzlaşma paketini ilerletme çağrısında bulundu.
The Hill gazetesine konuşan bir Cumhuriyetçi stratejist, “Günün sonunda Senato, çoğunluğa sahip olsa bile tamamen başkanın safında yer almıyor” değerlendirmesini yaptı. Stratejist, “Her senatör ve her oy önemli. Sanırım başkan, ilişkileri zedelemek yerine geliştirmenin kendi amacına ve gündemine yardımcı olacağını görecek kadar zeki” diye ekledi.
Paul da Trump ile kurduğu bağlardan siyasi fayda sağlama potansiyeline sahip.
Aynı stratejist, “Senatoda bir şeyler başarmak istiyor. Kendisi için önemli olan kendi öncelikli gündem maddeleri var” dedi.
Paul, 2028 başkanlık adaylığı ihtimalini de göz dışı bırakmadı. Bu yılın başlarında CBS News’a konuşan Paul, kararını ara seçimlerden sonra vereceğini söyledi. Stratejist, “Başkanın kendi yanında olmasının bu süreci çok daha kolaylaştıracağını anlayacak kadar zeki” dedi.
İş ilişkilerindeki gelişmeye rağmen Paul ve Trump arasında birçok konuda görüş ayrılıkları devam ediyor.
Stratejist, “Rand Paul’ün dünya görüşü ile Donald Trump’ın dünya görüşü, Demokratlar bir kenara bırakılırsa, muhtemelen siyasi ideolojiyle birleşmiş kişilik açısından bulunabilecek en zıt kutuplardır” ifadelerini kullandı.
Paul geçen hafta yaptığı açıklamada, İran savaşının bir başarı olduğuna inanmadığını ve ABD’nin bu savaş nedeniyle daha kötü durumda olduğunu söyledi.
Paul, Trump yönetimini askeri eylemlerini sınırlamaya zorlamak için daha fazla fırsat bulursa bunları değerlendirebileceğinin işaretini verdi.
Demokrat Senatör Tim Kaine, Trump’ın Kongre’nin onayı olmadan özellikle İran’da savaş yürütme yetkisini sınırlamak amacıyla hazırlanan Senato kararlarında Paul ile birden fazla kez ortak hareket etti.
Paul, bu yöndeki son karar tasarısı oylamasını kaçırmış olsa da Kaine, Trump’ı sınırlandırma çabalarında Paul’e bir müttefik olarak güvenmeye devam edebileceğini belirtti.
Kaine, “Çok tutarlı bir tutum sergiledi. Paul-Trump diyaloğunun durumu hakkında gerçekten yorum yapamam, bu muhtemelen sadece başkanın yorumlayabileceği bir şey. Ancak Rand bu konularda çok ama çok tutarlıydı, bu da gerçekten çok yardımcı oluyor” dedi.
Paul, Trump ile ilişkilerini düzelten birkaç Cumhuriyetçiden biri konumunda bulunuyor.
Paul, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Senatör Ted Cruz ve hayatını kaybeden Senatör Lindsey Graham, 2016 Cumhuriyetçi Parti başkanlık ön seçimleri sırasında Trump ile sert tartışmalar yaşamış, ancak daha sonra Trump’ın yakın sırdaşları haline gelmişlerdi.
ABD Başkanı, Salı günkü cenaze töreninde Graham için bir anma konuşması yaparak merhum senatörü “sevilen bir dost” olarak anmıştı.
Eski bir Trump Beyaz Saray yetkilisi, “Trump’ın Lindsey ile olan ilişkisine bakmak yeterli. Hiç kimse Trump hakkında Lindsey’den daha kötü şeyler söylememişti. Ama sonunda bunu çözdüler. Massie’nin veya diyelim ki Pence’in ekibe geri döneceğini görmüyorum. Ama bu imkansız da değil” değerlendirmesinde bulundu.
Aynı eski yetkili, Trump’ın ilişkilerinin “her zaman değişken” olduğu uyarısında bulundu.
Yetkili, “Neredeyse hiç kimse tamamen ‘dışarıda’ kalmaz… Ve tersine, hiç kimse tamamen ‘içeride’ değildir. Massie doğru şeyleri yapar veya söylerse ya da Trump herhangi bir nedenle Massie’ye bir şey için ihtiyacı olduğuna karar verirse, bu ilişki bir anda değişebilir” ifadelerini kullandı.
Avrupa2 hafta önceİngiltere çelik üreticisi British Steel’i kamulaştırdı
Dünya Basını3 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Avrupa1 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Görüş2 hafta önceEndüstriyel futbolun kıskacında bir dev: 2026 Dünya Kupası ve küresel ticaretin gölgesi
Asya2 hafta önceTokyo’dan Hürmüz Boğazı’nı baypas edecek hatlara destek
Asya2 hafta önceRusya’nın benzin talebine Hindistan’dan ret
Dünya Basını2 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa1 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor










