Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’de veri merkezlerine “dur” deme arayışı

Yayınlanma

Yapay zeka sektörüyle birlikte hızla büyüyen veri merkezlerinin yüksek enerji tüketimi ve faturalara etkisi, ABD’de Demokrat Partiyi karşı karşıya getirdi. Kongre üyeleri ve eyalet meclisleri inşaatları durdurma yönünde baskı yaparken, Demokrat valiler yatırımları kaçırmamak için yasak kararlarına direniyor.

ABD’de Demokratlar veri merkezlerinin bir sorun teşkil ettiğine inanıyor ancak bu konuda ne yapılması gerektiği hususunda fikir ayrılığı yaşıyor.

Demokratlar için bu merkezlerin hem elektrik faturalarını kabartan hem de iklim değişikliğini körükleyen yüksek enerji tüketimi, bir tür kısıtlamayı kaçınılmaz bir seçenek haline getiriyor. Bu tesislerin halk nezdinde giderek daha az popüler olması, bu yılki ara seçimlerde uygun yaşam maliyeti vaadiyle kazanmayı hedefleyen Demokratlar için bir çözüm bulma arayışındaki riskleri artırıyor.

Geçen ay, Temsilciler Meclisi Enerji ve Ticaret Komisyonu’nun en kıdemli Demokrat üyesi Temsilci Frank Pallone Jr. veri merkezi inşaatlarına moratoryum uygulanması çağrısında bulundu ancak parti liderleri bu fikre sıcak bakmıyor.

Demokratlar arasındaki bölünmeler, Demokratların kontrolündeki en az iki eyalet meclisinin veri merkezlerine moratoryum kararı aldığı eyalet düzeyinde de kendini gösteriyor. Bu kararlardan biri veto edilirken, diğeri ise halen valinin imzasını bekliyor.

Veri merkezlerine yönelik moratoryum desteği ideolojik çizgilere tam olarak uymuyor. Düzen karşıtı bir grup Cumhuriyetçi de bu tür çabaları desteklerken, Cumhuriyetçi Parti içindeki diğer isimler ise yapay zeka patlamasına güç veren bu sunucu depolarının denetlenip denetlenmeyeceğini ve bunun nasıl yapılacağını tartışıyor.

ABD’de veri merkezleri hiç popüler değil

Kongre’de ise Demokrat Parti liderleri, veri merkezlerinin artan enerji maliyetlerinden paylarına düşeni ödemeleri gerektiğini defalarca dile getirdi.

Bu yılın başlarında Senato Çoğunluk Lideri Demokrat Chuck Schumer, Demokratların “güçlü ve uygulanabilir tüketici korumaları” için bastıracağını söylemişti.

Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Hakeem Jeffries de benzer şekilde inovasyonu desteklerken aynı zamanda “Amerikalı tüketiciyi koruduğumuzdan emin olmalıyız” ifadelerini kullanmıştı.

Ancak iki parti lideri de bu hedeflere ulaşmak için belirli bir öneriyi destekler görünmedi. Konuya ilişkin görüş almak üzere Schumer ve Jeffries’in ofislerine ulaşıldı.

Jeffries ayrıca Politico’ya yaptığı açıklamada, veri merkezlerinin durdurulmasının “şu an için dile getirdiği bir pozisyon kesinlikle olmadığını” belirtti.

Senatör Bernie Sanders ve Temsilci Alexandria Ocasio-Cortez gibi nüfuzlu ilerici isimler ise veri merkezi inşaatlarına tamamen moratoryum uygulanması gerektiğini savunuyor.

Bu isimler mart ayında, yasa yapıcılar yapay zeka modellerinin hükümet tarafından incelenmesinden kitlesel işten çıkarmalara karşı korumalara kadar çeşitli yapay zeka güvenlik önlemlerini yasalaştırana dek yeni veri merkezlerinin inşasını yasaklayacak bir yasa tasarısı sundu.

Pallone, geçen ay veri merkezleriyle ilgili başka bir yasa tasarısının alt komisyon görüşmeleri sırasında bu öneriye büyük bir destek vererek, “ulusumuzun havasına, suyuna ve elektrik faturalarına zarar vermeyecek bir yol bulana kadar ulusal bir yapay zeka veri merkezi moratoryumunu” desteklediğini ifade etti.

Pallone konuşmasının ardından yaptığı açıklamada, “Gerçek şu ki, bu veri merkezleriyle ilgili her şey çok hızlı ilerliyor ve ben bunun elektrik tüketicileri ile çevre üzerindeki etkisinden endişe duyuyorum” dedi.

Birkaç büyük teknoloji şirketi tarafından destekleyen bir sektör kuruluşu olan Veri Merkezi Koalisyonu ise ulusal bir moratoryumun ABD’deki yatırımları caydıracağını, ekonomiye zarar vereceğini ve “diğer sektörlere yanlış bir mesaj göndereceğini” savundu.

Grup haziran ayı sonlarında yaptığı açıklamada, “Veri merkezi inşaatını durdurmaya yönelik federal bir talimat, bulut ve dijital hizmetlere erişimin kısıtlanması riskini doğurur, küresel rekabet gücümüzü zedeler ve Amerikalıların günlük yaşamları üzerinde önemli etkiler yaratır” ifadesine yer verdi.

Ankete göre Amerikalıların yüzde 65’i yapay zekadan kaygılı

Beacon Policy Advisors bünyesinde politika araştırma analisti olan Maxwell Shulman, son dönemdeki moratoryum baskısının arkasındaki temel gücün “yapay zekaya ve büyük teknoloji şirketlerine yönelik genel düşmanlık” olduğunu öne sürdü.

Shulman, “İnsanlar bu değişimlerin çoğunu görüyor. Yapay zekadan endişe duyuyorlar. Ekonomi ve işleri hakkında endişeliler. Ve bu konuda yapabilecekleri pek bir şey olmadığını hissediyorlar” dedi. Shulman ayrıca, “Veri merkezlerini sadece yapay zekanın fiziksel somutlaşmış hali olarak değil, aynı zamanda söz sahibi olabilecekleri veya karşı koyabilecekleri ender alanlardan biri olarak görüyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

Shulman, “Bence moratoryumlar, sadece veri merkezlerine değil genel olarak yapay zekaya yönelik bu muhalefeti veya endişeyi göstermek için kaba ama etkili bir araç” dedi.

Bu sırada Kongre’de daha dar kapsamlı ve iki partinin de desteklediği bir yasa tasarısı zemin kazandı.

Demokrat Temsilci Kathy Castor ve Cumhuriyetçi Temsilci Gabe Evans liderliğindeki Elektrik Tüketicilerini Koruma Yasası, eyalet enerji düzenleyicilerinin, veri merkezleri gibi büyük yük çeken tüketicileri desteklemek amacıyla inşa edilecek yeni elektrik üretimi ve iletim hatlarının maliyetini Amerikalıların ödememesini sağlayacak kurallar oluşturmasını şart koşuyor.

Yasa tasarısı haziran ayı sonlarında Temsilciler Meclisi Enerji ve Ticaret alt komisyonundan geçti ve bir sonraki aşamada komisyonun tamamı tarafından değerlendirilecek.

Castor, Kongre’nin işe güvenlik sınırları koyarak başlaması gerektiğini söylerken, gelecekte bir durdurma kararına destek vermeyi de dışlamadı.

Castor geçen ay yaptığı açıklamada, “İnsanlar güvenlik sınırları istiyor. Elektrik faturalarının artmasını istemiyorlar, su konusunda endişeliler” dedi.

Moratoryum konusundaki düşünceleri sorulduğunda Castor, “Eğer bu güvenlik sınırlarının konulmadığı ve şirketlerin bunları hiçe saydığı bir noktaya gelinirse, o aşamaya geçmek zorunda kalacağız” diye ekledi.

Eyalet düzeyinde ise Demokrat valiler, milletvekillerinin veri merkezi inşaatlarına sınır getirme çabalarını engelledi veya yavaşlattı. Maine eyalet meclisi, yeni veri merkezi inşaatlarını 18 ay boyunca yasaklayacak bir tasarıyı kabul etti ancak Vali Janet Mills, halihazırda devam eden 550 milyon dolarlık bir proje için istisna tanınmaması nedeniyle önlemi veto etti.

New York eyalet milletvekilleri de benzer şekilde haziran ayında bir yıllık bir veri merkezi moratoryumunu kabul etti ve bu tasarı şu anda Vali Kathy Hochul’un imzasını bekliyor. Politico’nun haberine göre Hochul, bunun yerine veri merkezi projelerine yönelik daha kısa süreli, altı aylık bir durdurma öngören bir kararnameyi değerlendiriyor.

Diğer Demokrat valiler de veri merkezi moratoryumlarına karşı çıktı.

Demokrat Virginia Valisi Abigail Spanberger bu hafta Politico’ya yaptığı açıklamada, “Yayılmaya devam edecek bir teknolojiden uzaklaşmak, masadan kalkmak demektir” dedi.

California’nın Demokrat Valisi Gavin Newsom da inşa edilmesi planlanan veri merkezlerinin su kullanımlarını tahmin etmelerini zorunlu kılan bir yasa tasarısını veto etti.

Geniş kapsamlı moratoryumlar dirençle karşılaşırken, eyalet düzeyindeki Demokrat liderler, veri merkezi vergi kredilerini yeniden değerlendirmek gibi daha sınırlı çözümlere yöneliyor. Illinois’in Demokrat Valisi JB Pritzker, haziran ayında enerji ve su endişeleri nedeniyle eyaletin vergi teşviklerini durdurduğunu açıkladı.

Bazı Cumhuriyetçiler de bu yaklaşımı benimsiyor. Ohio’nun Cumhuriyetçi Valisi Mike DeWine, mayıs ayında eyalet yetkililerine, milletvekilleri eyaletteki veri merkezi büyümesini incelerken yeni vergi muafiyeti taleplerinin değerlendirilmesini geçici olarak durdurma talimatı verdi.

Virginia ise bütçenin onaylanması için meclisi özel oturuma götüren uzun tartışmaların ardından veri merkezi vergi teşviklerini yürürlükte tuttu. Spanberger bunun yerine elektrik tüketimine yönelik yeni bir vergi getirilmesini onayladı.

Bu sırada New Jersey Valisi Mikie Sherrill bu hafta veri merkezlerini ayrı bir elektrik tüketicisi kategorisine alan bir yasayı imzaladı. Valilik ofisi, bu düzenlemenin veri merkezlerinin kendi enerji kullanımlarının ve bununla bağlantılı altyapının bedelini ödemelerini sağlayacağını belirtti.

Shulman konuya ilişkin olarak, “Ortada büyük bir yatırım potansiyeli ve tehlikede olan çok sayıda potansiyel istihdam var. Ve gerçekten bu Demokrat valilerin, bu işleri kapma yarışında kendi eyaletlerinin ayağına kurşun sıkmak istemediklerini düşünüyorum” dedi.

Shulman ayrıca, “Demokrat bir valinin amacı, seçmenlere yapay zeka konusunda sert bir tavır sergilediğini hissettirirken ya da yapay zekanın olası olumsuz sonuçlarını ele alacak kadar etkili bir politika sinyali verirken, aynı zamanda mümkün olduğunca çok iş veya yatırım çekmeye çalışmaktır” değerlendirmesinde bulundu.

ABD’de yerel yönetimler, veri merkezi inşasına karşı harekete geçti

Amerika

Vance MAHA zirvesinde sahneye çıktı: 2028 rekabeti su yüzüne çıkıyor

Yayınlanma

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Washington’daki MAHA hareketinin yıllık zirvesine katılarak Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr. ile ortak gündem mesajı verdi. Kamuoyu yoklamaları Amerikan halkının üçte birinden fazlasının desteklediği hareket tabanının yaklaşık üçte ikisinin Cumhuriyetçilere eğilimli olduğunu gösteriyor.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, başkent Washington’da düzenlenen “Amerika’yı Yeniden Sağlıklı Yap” (MAHA) hareketinin yıllık zirvesine üst üste ikinci kez ana konuşmacı olarak katıldı.

Zirve kapsamındaki sohbet toplantısının sonunda Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanı Robert F. Kennedy Jr., Dışişleri Bakanı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Marco Rubio’nun internette neden Vance’ten daha fazla popüler içerikle öne çıktığına değinerek bir soru yöneltti.

Kennedy, salondaki alkışlar eşliğinde, “MAHA gündemi için Beyaz Saray’dan muazzam bir destek alıyoruz; ancak hiçbir yerden Başkan Yardımcılığı makamı kadar güçlü bir destek görmüyoruz. Ülkemize ve çocuklarımıza bağlılığınızdan ötürü size teşekkür ederim” dedi.

Bu diyalog, ne Vance ne de Rubio Beyaz Saray hedeflerini resmi olarak ilan etmemiş olsa dahi, Başkan Donald Trump’ın yakın ekibi arasında 2028 başkanlık yarışı için arka planda süren rekabete yönelik üstü kapalı bir gönderme niteliği taşıyor.

Temaslar aynı zamanda Kennedy’nin öncülük ettiği MAHA hareketinin, Trump’ın 2024’te zafere ulaşmasını sağlayan taban ittifakını pekiştirme çabalarındaki belirleyici rolünü ortaya koyuyor.

Sohbet sırasında Vance, Kennedy’nin tavsiyesiyle et ağırlıklı beslenmeye geçtiğini aktardı.

Alkol ve şekerli gıdalardan uzak durup et ile lahana turşusu gibi fermente yiyeceklere dayanan bu beslenme biçimini yönetimden başka isimlerin de benimsediği biliniyor.

Vance, süreci şu sözlerle anlattı:

“Bobby’yi aradım ve ‘Büyük Perhiz vesilesiyle şekeri bırakmayı düşünüyorum, bunun sağlığa yararları nelerdir?’ diye sordum. O da bana ‘Hayır, hayır, hayır, sana göre harika bir önerim var’ dedi. O gün Şişman Salı’ydı ve Bobby Kennedy sayesinde Şişman Çarşamba hiç gelmedi.”

MAHA tabanı, Kennedy’nin Joe Biden’a karşı yürüttüğü Demokrat Parti başkanlık adaylığı yarışından çekilmesinin ardından Trump saflarına yöneldi.

Kennedy, bağımsız yürüttüğü kampanyayı da sonlandırarak Cumhuriyetçi Parti lehine etkili bir figür haline geldi.

Trump, MAHA hareketinin kendi MAGA (Amerika’yı Yeniden Harika Yap) hareketine güç kattığını ve seçim zaferinde pay sahibi olduğunu vurguladı.

Aşı karşıtı açıklamalarıyla bilinen Kennedy, kabinede Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı göreviyle ödüllendirildi.

Kennedy göreve gelmesinin ardından çocuklara yönelik aşı tavsiyelerinin daraltılması gibi kendi önceliklerini hayata geçirmeye başladı.

Ancak Trump yönetiminin tehlikeli bir tarım ilacının üretimini artırma adımı, iki kesim arasındaki ittifakta pürüzlere yol açtı.

MAHA temsilcileri, hareketin seçmen tabanına verilen destek güçlendirilmezse Cumhuriyetçi Parti’nin bu alandaki ağırlığını kaybedebileceği uyarısını dile getiriyor. Demokratlar ise söz konusu gerilimden faydalanmak istiyor.

Kimya endüstrisini eleştiren Demokratlar, MAHA ile ortak zemin arayışına girdi.

Başkan Trump’ın tartışmalı yabani ot ilacı Roundup’ın ana maddesi glifosatın ülke içindeki üretimini önceleyen başkanlık kararnamesinin ardından Demokratlar, Kongre oturumlarında Kennedy’yi doğrudan hedef aldı.

CBS News’in haberine göre Michigan’dan Demokrat senatör adayı Abdul El-Sayed, çevre kirliliğine yol açanlardan hesap sorulmasını ve tarım ilacı üreticilerine ürünlerinin verdiği zararlar nedeniyle dava açılmasını öngören yasal düzenlemeleri destekleyen “Daha Sağlıklı Bir Amerika Politikası Gündemi” adlı yeni bir sağlık platformu başlattı.

Bahar aylarında yapılan anketler, Amerikan kamuoyunun üçte birinden fazlasının kendini MAHA destekçisi olarak tanımladığını, bu kitlenin yaklaşık üçte ikisinin de Cumhuriyetçilere eğilimli olduğunu gösteriyor.

Buna karşılık bazı Demokratlar, MAHA tabanının oy tercihinin çantada keklik olmadığını savunuyor.

El-Sayed, CBS’e yaptığı açıklamada, “Çoğu zaman yanlış tarafta duran gıda, tarım ve ilaç şirketlerine boyun eğenlerin aksine, insanların daha sağlıklı olmasını savunan tarafın her zaman biz olduğumuzu seçmene hatırlatma fırsatına sahibiz” dedi.

Zirvede Vance ile Kennedy, yönetimin MAHA ile örtüştüğü ortak başlıklara dikkat çekti.

İkili, tıp uzmanlarının görüşlerine karşı yapay zekanın kullanılması ve Vance’in öncelikleri arasında yer alan sağlık ile sosyal güvenlik sistemlerindeki usulsüzlüklerle mücadele konularında eşgüdüm mesajı verdi.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD Küba’ya dönük yaptırımları sıkılaştırdı, muafiyetler kaldırıldı

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanlığı, Küba’ya yönelik finansal kısıtlamaları genişleterek ada özel sektörüne sağlanan bankacılık kolaylıklarını ve konferans seyahati izinlerini iptal etti. 30 Eylül itibarıyla yürürlüğe giren kararla Küba ordusunun denetimindeki kuruluşlarla dolaylı işlemler yasaklanırken transit para transferleri durduruldu.

ABD, Küba’ya yönelik yaptırım rejimini 30 Eylül itibarıyla sıkılaştırarak finansal işlemlere yeni kısıtlamalar getirdi; bankacılık ve seyahat alanındaki bazı muafiyetleri yürürlükten kaldırdı.

ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), ABD Dışişleri Bakanlığının hazırladığı “Kısıtlı Küba Kuruluşları Listesi”nde (Cuba Restricted List) yer alan yapılarla dolaylı finansal işlem yapma yasağının kapsamını genişletti.

Bu liste; Küba ordusu, istihbaratı ve güvenlik birimlerinin denetimindeki kurumları da kapsıyor.

Yeni düzenlemeyle Amerikan bankalarının, Küba bağlantılı transit para transferlerini ABD finans sistemi üzerinden yürütme izni iptal edildi.

Söz konusu kısıtlama, transferin ABD sınırları dışında başlayıp yine ABD dışında sonuçlandığı durumları da içeriyor.

OFAC ayrıca Küba’daki bağımsız özel sektör girişimcileri adına hesap açılmasına ve bu hesapların işletilmesine imkan tanıyan özel izni geri çekti. İlgili hesaplardaki bloke edilen varlıkların serbest bırakılması için artık kurumdan özel lisans alınması şartı aranıyor.

Söz konusu kolaylıklar, Küba özel sektörünü destekleme adımları kapsamında 2024 yılında yürürlüğe girmişti. Son kararla, o dönem sağlanan esnekliklerin bir kısmı kaldırılmış oldu.

OFAC, adaya yönelik eğitim amaçlı seyahat kurallarını da zorlaştırdı; Küba’da düzenlenen mesleki toplantı ve konferanslara katılımı sağlayan genel izni sonlandırdı.

Önceden planlanmış seyahatlerin bir bölümü için ise geçiş sürecine özgü istisnalar tanındı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönmesinin ardından Washington yönetimi Havana üzerindeki ekonomik baskıyı artırdı.

ABD, Küba’yı yeniden “teröre destek veren ülkeler” listesine aldı; ardından adaya doğrudan ya da dolaylı petrol sevkiyatı yapan ülkelere ve şirketlere ek gümrük vergisi uygulanmasını öngören mekanizmayı devreye soktu.

ABD Hazine Bakanlığı, Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel ile kendisiyle bağlantılı çok sayıda kişi ve kuruluşa yaptırım uyguladı. Yaptırım listesine Küba Silahlı Kuvvetleri ile Devrimi Savunma Komiteleri dahil edildi.

ABD’nin Küba’ya yönelik ticaret ambargosu 1962 yılından bu yana yürürlükte kalmayı sürdürüyor.

Trump’ın süresini 14 Eylül 2027’ye kadar uzattığı ambargo, iki ülke arasındaki ticareti ve mali operasyonları sınırlandırıyor; Amerikan vatandaşları ve şirketlerinin özel lisans olmaksızın Küba ile işlem yapmasını yasaklıyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de seçmenlerin yüzde 51’i meclis kontrolünü Demokratlara vermek istiyor

Yayınlanma

Quinnipiac Üniversitesi anketi, ABD Kongre seçimleri öncesinde Demokratların Temsilciler Meclisi yarışında Cumhuriyetçilere 12 puan fark attığını ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 51’i meclis çoğunluğunun Demokratlara geçmesini isterken, ABD Başkanı Donald Trump’ın performansını onaylamayanların oranı yüzde 61 ile rekor düzeye ulaştı.

ABD’de Kongre ara seçimleri öncesinde kamuoyu tercihlerini inceleyen yeni araştırma, Temsilciler Meclisi yarışında Demokrat Parti’nin Cumhuriyetçilerin 12 puan önünde yer aldığını ortaya koydu.

Quinnipiac Üniversitesi anketine göre seçmenlerin yüzde 51’i meclis çoğunluğunu Demokratların kazanmasını isterken, bu tercihi Cumhuriyetçilerden yana kullananların oranı yüzde 39 seviyesinde kaldı.

Araştırmaya katılanların yüzde 9’u ise tercihi konusunda kararsız olduğunu belirtti.

Quinnipiac Üniversitesi’nin 10 Eylül tarihli bir önceki yoklamasında Demokratların çoğunluğu almasını isteyenler yüzde 49, Cumhuriyetçileri destekleyenler yüzde 38 olarak ölçülmüş, kararsızların oranı ise yüzde 13 olarak kayıtlara geçmişti. Son veriler, sandık gününe beş hafta kala Demokratların meclis denetimindeki farkı koruduğuna işaret ediyor.

Araştırma, seçmenlerin Kongre’deki her iki partinin mevcut performansına da mesafeli yaklaştığını gösteriyor.

Ankete katılanların yalnızca yüzde 26’sı Cumhuriyetçilerin Kongre’deki icraatını onaylarken, yüzde 67’si olumsuz görüş bildirdi.

Demokratların meclisteki faaliyetlerini onaylayanların oranı yüzde 22’de kalırken, hoşnutsuzluk belirtenlerin oranı yüzde 69’a ulaştı.

Anket, ABD Başkanı Donald Trump’a yönelik kamuoyu desteğindeki erimeyi de ortaya koydu.

Seçmenlerin yüzde 34’ü Trump’ın başkanlık performansını onayladığını belirtirken, onaylamayanların oranı yüzde 61 oldu.

Bu veri, Quinnipiac Üniversitesi anketleri tarihindeki en yüksek hoşnutsuzluk oranı olarak kaydedildi. Üniversitenin 18 Ocak 2021 tarihli araştırmasında da aynı düzeyde olumsuz değerlendirme ölçülmüştü.

Trump daha önce yaptığı bir değerlendirmede, Cumhuriyetçilerin çoğunluğu kaybetmesi halinde Demokratların azil sürecini başlatabileceğini dile getirmişti.

ABD’de ara seçimler 3 Kasım 2026 tarihinde düzenlenecek. Sandıkta Temsilciler Meclisi’nin 435 sandalyesinin tamamı ve Senato’nun yaklaşık üçte biri yenilenecek.

Seçim sonuçları, Kongre’nin iki kanadını önümüzdeki iki yıl boyunca hangi siyasi partinin denetleyeceğini belirleyecek.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English