Amerika
ABD’de veri merkezlerine “dur” deme arayışı

Yapay zeka sektörüyle birlikte hızla büyüyen veri merkezlerinin yüksek enerji tüketimi ve faturalara etkisi, ABD’de Demokrat Partiyi karşı karşıya getirdi. Kongre üyeleri ve eyalet meclisleri inşaatları durdurma yönünde baskı yaparken, Demokrat valiler yatırımları kaçırmamak için yasak kararlarına direniyor.
ABD’de Demokratlar veri merkezlerinin bir sorun teşkil ettiğine inanıyor ancak bu konuda ne yapılması gerektiği hususunda fikir ayrılığı yaşıyor.
Demokratlar için bu merkezlerin hem elektrik faturalarını kabartan hem de iklim değişikliğini körükleyen yüksek enerji tüketimi, bir tür kısıtlamayı kaçınılmaz bir seçenek haline getiriyor. Bu tesislerin halk nezdinde giderek daha az popüler olması, bu yılki ara seçimlerde uygun yaşam maliyeti vaadiyle kazanmayı hedefleyen Demokratlar için bir çözüm bulma arayışındaki riskleri artırıyor.
Geçen ay, Temsilciler Meclisi Enerji ve Ticaret Komisyonu’nun en kıdemli Demokrat üyesi Temsilci Frank Pallone Jr. veri merkezi inşaatlarına moratoryum uygulanması çağrısında bulundu ancak parti liderleri bu fikre sıcak bakmıyor.
Demokratlar arasındaki bölünmeler, Demokratların kontrolündeki en az iki eyalet meclisinin veri merkezlerine moratoryum kararı aldığı eyalet düzeyinde de kendini gösteriyor. Bu kararlardan biri veto edilirken, diğeri ise halen valinin imzasını bekliyor.
Veri merkezlerine yönelik moratoryum desteği ideolojik çizgilere tam olarak uymuyor. Düzen karşıtı bir grup Cumhuriyetçi de bu tür çabaları desteklerken, Cumhuriyetçi Parti içindeki diğer isimler ise yapay zeka patlamasına güç veren bu sunucu depolarının denetlenip denetlenmeyeceğini ve bunun nasıl yapılacağını tartışıyor.
Kongre’de ise Demokrat Parti liderleri, veri merkezlerinin artan enerji maliyetlerinden paylarına düşeni ödemeleri gerektiğini defalarca dile getirdi.
Bu yılın başlarında Senato Çoğunluk Lideri Demokrat Chuck Schumer, Demokratların “güçlü ve uygulanabilir tüketici korumaları” için bastıracağını söylemişti.
Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Hakeem Jeffries de benzer şekilde inovasyonu desteklerken aynı zamanda “Amerikalı tüketiciyi koruduğumuzdan emin olmalıyız” ifadelerini kullanmıştı.
Ancak iki parti lideri de bu hedeflere ulaşmak için belirli bir öneriyi destekler görünmedi. Konuya ilişkin görüş almak üzere Schumer ve Jeffries’in ofislerine ulaşıldı.
Jeffries ayrıca Politico’ya yaptığı açıklamada, veri merkezlerinin durdurulmasının “şu an için dile getirdiği bir pozisyon kesinlikle olmadığını” belirtti.
Senatör Bernie Sanders ve Temsilci Alexandria Ocasio-Cortez gibi nüfuzlu ilerici isimler ise veri merkezi inşaatlarına tamamen moratoryum uygulanması gerektiğini savunuyor.
Bu isimler mart ayında, yasa yapıcılar yapay zeka modellerinin hükümet tarafından incelenmesinden kitlesel işten çıkarmalara karşı korumalara kadar çeşitli yapay zeka güvenlik önlemlerini yasalaştırana dek yeni veri merkezlerinin inşasını yasaklayacak bir yasa tasarısı sundu.
Pallone, geçen ay veri merkezleriyle ilgili başka bir yasa tasarısının alt komisyon görüşmeleri sırasında bu öneriye büyük bir destek vererek, “ulusumuzun havasına, suyuna ve elektrik faturalarına zarar vermeyecek bir yol bulana kadar ulusal bir yapay zeka veri merkezi moratoryumunu” desteklediğini ifade etti.
Pallone konuşmasının ardından yaptığı açıklamada, “Gerçek şu ki, bu veri merkezleriyle ilgili her şey çok hızlı ilerliyor ve ben bunun elektrik tüketicileri ile çevre üzerindeki etkisinden endişe duyuyorum” dedi.
Birkaç büyük teknoloji şirketi tarafından destekleyen bir sektör kuruluşu olan Veri Merkezi Koalisyonu ise ulusal bir moratoryumun ABD’deki yatırımları caydıracağını, ekonomiye zarar vereceğini ve “diğer sektörlere yanlış bir mesaj göndereceğini” savundu.
Grup haziran ayı sonlarında yaptığı açıklamada, “Veri merkezi inşaatını durdurmaya yönelik federal bir talimat, bulut ve dijital hizmetlere erişimin kısıtlanması riskini doğurur, küresel rekabet gücümüzü zedeler ve Amerikalıların günlük yaşamları üzerinde önemli etkiler yaratır” ifadesine yer verdi.
Beacon Policy Advisors bünyesinde politika araştırma analisti olan Maxwell Shulman, son dönemdeki moratoryum baskısının arkasındaki temel gücün “yapay zekaya ve büyük teknoloji şirketlerine yönelik genel düşmanlık” olduğunu öne sürdü.
Shulman, “İnsanlar bu değişimlerin çoğunu görüyor. Yapay zekadan endişe duyuyorlar. Ekonomi ve işleri hakkında endişeliler. Ve bu konuda yapabilecekleri pek bir şey olmadığını hissediyorlar” dedi. Shulman ayrıca, “Veri merkezlerini sadece yapay zekanın fiziksel somutlaşmış hali olarak değil, aynı zamanda söz sahibi olabilecekleri veya karşı koyabilecekleri ender alanlardan biri olarak görüyorlar” değerlendirmesinde bulundu.
Shulman, “Bence moratoryumlar, sadece veri merkezlerine değil genel olarak yapay zekaya yönelik bu muhalefeti veya endişeyi göstermek için kaba ama etkili bir araç” dedi.
Bu sırada Kongre’de daha dar kapsamlı ve iki partinin de desteklediği bir yasa tasarısı zemin kazandı.
Demokrat Temsilci Kathy Castor ve Cumhuriyetçi Temsilci Gabe Evans liderliğindeki Elektrik Tüketicilerini Koruma Yasası, eyalet enerji düzenleyicilerinin, veri merkezleri gibi büyük yük çeken tüketicileri desteklemek amacıyla inşa edilecek yeni elektrik üretimi ve iletim hatlarının maliyetini Amerikalıların ödememesini sağlayacak kurallar oluşturmasını şart koşuyor.
Yasa tasarısı haziran ayı sonlarında Temsilciler Meclisi Enerji ve Ticaret alt komisyonundan geçti ve bir sonraki aşamada komisyonun tamamı tarafından değerlendirilecek.
Castor, Kongre’nin işe güvenlik sınırları koyarak başlaması gerektiğini söylerken, gelecekte bir durdurma kararına destek vermeyi de dışlamadı.
Castor geçen ay yaptığı açıklamada, “İnsanlar güvenlik sınırları istiyor. Elektrik faturalarının artmasını istemiyorlar, su konusunda endişeliler” dedi.
Moratoryum konusundaki düşünceleri sorulduğunda Castor, “Eğer bu güvenlik sınırlarının konulmadığı ve şirketlerin bunları hiçe saydığı bir noktaya gelinirse, o aşamaya geçmek zorunda kalacağız” diye ekledi.
Eyalet düzeyinde ise Demokrat valiler, milletvekillerinin veri merkezi inşaatlarına sınır getirme çabalarını engelledi veya yavaşlattı. Maine eyalet meclisi, yeni veri merkezi inşaatlarını 18 ay boyunca yasaklayacak bir tasarıyı kabul etti ancak Vali Janet Mills, halihazırda devam eden 550 milyon dolarlık bir proje için istisna tanınmaması nedeniyle önlemi veto etti.
New York eyalet milletvekilleri de benzer şekilde haziran ayında bir yıllık bir veri merkezi moratoryumunu kabul etti ve bu tasarı şu anda Vali Kathy Hochul’un imzasını bekliyor. Politico’nun haberine göre Hochul, bunun yerine veri merkezi projelerine yönelik daha kısa süreli, altı aylık bir durdurma öngören bir kararnameyi değerlendiriyor.
Diğer Demokrat valiler de veri merkezi moratoryumlarına karşı çıktı.
Demokrat Virginia Valisi Abigail Spanberger bu hafta Politico’ya yaptığı açıklamada, “Yayılmaya devam edecek bir teknolojiden uzaklaşmak, masadan kalkmak demektir” dedi.
California’nın Demokrat Valisi Gavin Newsom da inşa edilmesi planlanan veri merkezlerinin su kullanımlarını tahmin etmelerini zorunlu kılan bir yasa tasarısını veto etti.
Geniş kapsamlı moratoryumlar dirençle karşılaşırken, eyalet düzeyindeki Demokrat liderler, veri merkezi vergi kredilerini yeniden değerlendirmek gibi daha sınırlı çözümlere yöneliyor. Illinois’in Demokrat Valisi JB Pritzker, haziran ayında enerji ve su endişeleri nedeniyle eyaletin vergi teşviklerini durdurduğunu açıkladı.
Bazı Cumhuriyetçiler de bu yaklaşımı benimsiyor. Ohio’nun Cumhuriyetçi Valisi Mike DeWine, mayıs ayında eyalet yetkililerine, milletvekilleri eyaletteki veri merkezi büyümesini incelerken yeni vergi muafiyeti taleplerinin değerlendirilmesini geçici olarak durdurma talimatı verdi.
Virginia ise bütçenin onaylanması için meclisi özel oturuma götüren uzun tartışmaların ardından veri merkezi vergi teşviklerini yürürlükte tuttu. Spanberger bunun yerine elektrik tüketimine yönelik yeni bir vergi getirilmesini onayladı.
Bu sırada New Jersey Valisi Mikie Sherrill bu hafta veri merkezlerini ayrı bir elektrik tüketicisi kategorisine alan bir yasayı imzaladı. Valilik ofisi, bu düzenlemenin veri merkezlerinin kendi enerji kullanımlarının ve bununla bağlantılı altyapının bedelini ödemelerini sağlayacağını belirtti.
Shulman konuya ilişkin olarak, “Ortada büyük bir yatırım potansiyeli ve tehlikede olan çok sayıda potansiyel istihdam var. Ve gerçekten bu Demokrat valilerin, bu işleri kapma yarışında kendi eyaletlerinin ayağına kurşun sıkmak istemediklerini düşünüyorum” dedi.
Shulman ayrıca, “Demokrat bir valinin amacı, seçmenlere yapay zeka konusunda sert bir tavır sergilediğini hissettirirken ya da yapay zekanın olası olumsuz sonuçlarını ele alacak kadar etkili bir politika sinyali verirken, aynı zamanda mümkün olduğunca çok iş veya yatırım çekmeye çalışmaktır” değerlendirmesinde bulundu.
ABD’de yerel yönetimler, veri merkezi inşasına karşı harekete geçti
Amerika
ABD’deki yeni veri merkezlerinin yüzde 40’ı gecikebilir

Transformatör üreticilerinin hızla artan talebe yetişememesi, ABD’de yeni veri merkezlerinin devreye alınmasını ve büyük teknoloji şirketlerinin yapay zeka yatırımlarını tehdit ediyor. Financial Times’ın aktardığı sektör tahminlerine göre arz açığı en az 2030’a kadar sürebilir.
Elektrik şebekelerinin temel bileşenlerinden transformatörlere yönelik küresel talebin hızla artması ve üretimin bu talebe yetişememesi, büyük teknoloji şirketlerinin yeni veri merkezleri ile yapay zeka altyapılarını devreye alma planlarını tehdit ediyor.
Financial Times, süregelen transformatör açığının ABD’deki yapay zeka sektörünün büyümesini sınırladığını yazdı.
Elektrik şebekelerinde kullanılan ve büyük veri merkezlerini şebekeye bağlayan en güçlü transformatörler yüzlerce ton ağırlığa ve 15 metreye varan yüksekliğe ulaşabiliyor.
En büyük modeller, aynı anda 25 milyon iPhone’u şarj etmeye yetecek kapasite sağlayabiliyor. Dayanıklı yapıları sayesinde sınırlı bakımla onlarca yıl çalışabilen bu ekipmanların çoğu hâlâ büyük ölçüde siparişe göre üretiliyor. Üretim üç ila altı ay sürüyor.
Financial Times’ın görüştüğü analistler, transformatör arzındaki açığın en az 2030’a kadar devam etmesini bekliyor.
Yapay zeka sektörüne yönelik analizler hazırlayan SynMax’in Financial Times ile paylaştığı verilere göre ABD’de bu yıl faaliyete geçmesi planlanan yeni veri merkezlerinin yaklaşık yüzde 40’ı gecikmeli olarak devreye alınabilir. Sektörde yönetici pozisyonunda çalışan 10’dan fazla kişi, gecikmelerin elektrik üretimindeki yetersizliklerden veya elektrik ekipmanı sorunlarından kaynaklanabileceğini söyledi.
Wood Mackenzie kıdemli analisti Benjamin Boucher, transformatörlerin veri merkezleri açısından vazgeçilmez olduğunu belirterek, “Transformatör olmadan veri merkeziniz olmaz” dedi.
Elektrik talebi teknoloji şirketlerini yeni seçeneklere yöneltiyor
Elektrik şebekesinden talep edilen kapasitenin hızla büyümesi, teknoloji şirketlerini farklı enerji ve altyapı seçeneklerini değerlendirmeye yöneltti. Financial Times’a göre ABD’li iş insanı Elon Musk ve teknoloji sektöründeki diğer yöneticiler, güneş enerjisinden sürekli yararlanabilecek alçak Dünya yörüngesindeki veri merkezlerinin inşasını değerlendiriyor.
Yüksek gerilim transformatörlerinin önde gelen üreticilerinden İsviçre merkezli Hitachi Energy’nin Birleşik Krallık Genel Müdürü Laura Fleming, dünya genelinde elektrik şebekelerinin genişletilmesi ve modernleştirilmesinin artık tercihten çok zorunluluk haline geldiğini söyledi.
Fleming, “Hem işletmeler hem de tüketiciler için ekonomik refaha ulaşmanın zorunlu koşulu bu” dedi.
Çelik, bakır ve nitelikli iş gücü üretimi sınırlıyor
Transformatör üretimindeki darboğaz yalnızca montaj kapasitesinden kaynaklanmıyor. Transformatör çekirdeklerinin vazgeçilmez bileşeni olan özel elektrik çeliğini dünya genelinde yalnızca sınırlı sayıda tedarikçi üretiyor. Bu şirketler son dönemde küresel talep artışına karşılık vermekte giderek daha fazla zorlanıyor.
Financial Times, pazarın büyümesi, fiyat dalgalanmaları ve sınırlı madencilik kapasitesinin bakır tedarik zincirleri üzerindeki baskıyı da artırdığına dikkati çekti. Bakır, transformatör çekirdeğinin çevresindeki sargıların üretiminde kullanılıyor.
Sektörün karşı karşıya olduğu diğer önemli sorun, transformatör üretimindeki yüksek uzmanlık gerektiren işleri yapabilecek personel eksikliği. Üretim kapasitesindeki artışın önündeki engeller arasında malzeme tedarikinin yanı sıra nitelikli iş gücü açığı da yer alıyor.
Üreticiler montaj kapasitesini genişletiyor
Hitachi Energy, Siemens Energy ve GE Vernova’nın da aralarında bulunduğu üreticiler, yapay zeka sektöründen gelen talebe ve transformatör açığına karşı üretim ve montaj altyapılarını genişletmek için yüz milyonlarca dolar yatırım yaptı.
Ancak kapasite artışları, sektördeki arz sorunlarını henüz ortadan kaldırmadı.
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi de elektrik şebekesine yönelik tedarik zincirlerini desteklemek amacıyla Savunma Üretim Yasası’nı yürürlüğe koydu.
Düzenleme, ülkenin elektrik şebekesine ilişkin tedarik zincirlerini “tehlikeli ölçüde kısıtlı” olarak sınıflandırıyor.
Yasa, ABD Enerji Bakanlığının elektrik ekipmanı üreten yerli şirketlere kredi sağlamasına ve başka destek önlemleri uygulamasına olanak tanıyor.
Financial Times’a göre ABD’deki alıcılar yakın dönemde transformatör ve diğer elektrik ekipmanı ihtiyaçlarını karşılamak için ithalata başvurmak zorunda kalacak.
Avrupa Birliği, Meksika, Güney Kore ve Brezilya, ABD pazarının en büyük transformatör tedarikçileri arasında yer alıyor. Bu dört kaynak, ilgili ürün grubundaki ABD ithalatının toplam yüzde 75’inden fazlasını karşılıyor.
Teknoloji devlerinin toplam harcaması 726 milyar dolara ulaşacak
Teknoloji şirketleri elektrik şebekelerinin geliştirilmesine yönelik harcamalarını artırmayı planlıyor. Amazon, Meta, Microsoft ve Alphabet, ABD’nin en büyük elektrik ekipmanı alıcıları arasına girdi.
Dört şirket, bu yıl elektrik ekipmanları ve yapay zeka altyapısı için toplam 726 milyar dolar harcamayı planlıyor.
Yapay zeka veri merkezlerinin enerji altyapısına yönelik küresel talebi, elektrik ekipmanı üreticilerinin piyasa değerlerine de yansıdı. Bloomberg, ocak ayında yapay zeka veri merkezlerinin inşasında kullanılan enerji ekipmanlarına yönelik dünya çapındaki talep artışının Çinli elektrik şirketlerinin hisselerini yükselttiğini yazdı.
ABD’de yerel yönetimler, veri merkezi inşasına karşı harekete geçti
Amerika
Warsh, Fed reformu için finans yöneticilerini seçti

İngiltere Merkez Bankası’nın eski başkanı Mervyn King ve kripto para yatırımcısı Marc Andreessen, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) modernizasyonuna katkıda bulunmak üzere Fed Başkanı Kevin Warsh tarafından seçilen isimler arasında yer alıyor.
“Rejim değişikliği” vaadiyle Fed başkanlığı için kampanya yürüten Warsh, perşembe günü dünyanın en önemli finans kurumunu “daha verimli hale getirecek” dediği beş görev gücünün kadrolarını açıkladı.
King ve Silikon Vadisi yatırım grubu Andreessen Horowitz’in kurucu ortağı Andreessen’e, listede eski Hindistan Merkez Bankası Başkanı Raghuram Rajan ve Nobel ödüllü Thomas Sargent de eşlik etti.
Warsh yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“ABD ekonomisi son bir nesil boyunca önemli ölçüde değişti ve bu değişim hiç bu kadar belirgin olmamıştı. Çeşitli disiplinlerden en parlak beyinlerin, kurum olarak performansımızı daha da keskinleştirmek için bizimle çalışmayı kabul etmesinden onur duyuyorum.”
King, küresel finansal kriz dönemi de dahil olmak üzere 2003’ten 2013’e kadar İngiltere Merkez Bankası’nı (BoE) yönetti.
Trump’ın müttefiki olan Andreessen, dijital para birimlerinin önde gelen savunucularından biri.
2006’dan 2011’e kadar Fed yönetim kurulu üyesi olan Warsh, kurumdan ayrıldığından bu yana zamanının büyük bir kısmını merkez bankasını eleştirerek geçirmiş ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından başkan adayı olarak gösterilmişti.
Warsh, Fed’in yatırımcılarla olan iletişimini yeniden düzenlemesini, 7 trilyon dolarlık bilançosunu küçültmesini ve enflasyon konusundaki veri toplama yöntemlerini ve yaklaşımını modernize etmesini istiyor.
Senato Bankacılık Komitesinde verdiği ifadede, ABD merkez bankasının belirli ürünlerin fiyatlarındaki büyük dalgalanmaları dışlayan “kısaltılmış ortalama” bir enflasyon ölçütünü hedef alması gerektiğini düşündüğünü belirtti.
Ayrıca, ABD’nin yapay zeka kaynaklı bir verimlilik patlamasının eşiğinde olduğuna ve bunun Fed’e enflasyonu körüklemeden borçlanma maliyetlerini düşürme imkanı vereceğine inanıyor.
Diğer birçok ABD’li faiz belirleyici ise Warsh’ın görüşüne karşı çıkıyor ve veri merkezlerine yapılan yatırımların yanı sıra yapay zeka ile ilişkili ürünlere olan talebin fiyatların yükselmesine yol açtığına inanıyor.
Çalışma grupları, Fed personeli tarafından desteklenecek ve Warsh dönemindeki Fed için beş alanda reform gündemini belirleyecek: iletişim, bilanço, veri toplamanın modernizasyonu, yapay zeka çağında verimlilik ve enflasyon çerçeveleri.
Şu anda Washington Üniversitesi’nde görev yapan eski New York Fed yetkilisi Peter Fisher ile Brezilya Merkez Bankası’nın eski başkanı Arminio Fraga, King ile birlikte iletişim paneline eş başkanlık edecek.
Rajan, bilanço görev gücüne iki Harvard profesörü Karen Dynan ve Jeremy Stein ile birlikte eş başkanlık edecek.
Veri görev gücünde eski Walmart CEO’su Doug McMillon, Harvard profesörü Raj Chetty ve Chicago Üniversitesi’nden Kevin Murphy yer alacak.
Andreessen, Stanford’dan Charles Jones ve Microsoft’un üst düzey yöneticisi Asha Sharma ile birlikte verimlilik paneline başkanlık edecek.
Harvard’dan Greg Mankiw ve daha önce Uluslararası Ödemeler Bankası’nda görev yapmış Bill White, Sargent ile birlikte merkez bankasının enflasyon çerçevelerini gözden geçirecek.
Evercore ISI’nin başkan yardımcısı Krishna Guha, “Bunlar etkileyici dış uzmanlar ve seçimler, mevcut Fed ortodoksluğundan en azından bir dereceye kadar farklı görüşlere sahip kişilere yönelmiş olsa da, hepsi güvenilir ve piyasa, mevcut Fed politika yapıcıları ve personel tarafından ciddiye alınacak,” dedi.
Warsh, Fed Başkanı olarak düzenlediği ilk basın toplantısında bu çalışma gruplarını duyurdu ve yıl sonuna kadar bulgularını faiz oranlarını belirleyen Federal Açık Piyasa Komitesine sunmalarını beklediğini belirtti.
Amerika
Trump silah şirketlerine milyonlarca dolarlık yatırım yapmış

Responsible Statecraft’ın haber analizine göre ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen hafta açıklanan mali bildirimleri, silah üreticileri ve askeri yükleniciler dahil yaklaşık 12 şirkete milyonlarca dolarlık yatırım yaptığını gösterdi. Analize göre Trump, kendisini temsil eden yatırım şirketleri aracılığıyla savunma sektöründeki şirketlerden toplam 9,7 milyon ila 24,3 milyon dolar arasında hisse satın aldı.
Yatırım yapılan şirketler arasında Palantir, Lockheed Martin ve General Dynamics de yer aldı.
Palantir yatırımı öne çıktı
Mali bildirimlere göre Trump’ın varlıklarını yöneten yatırım şirketleri, veri analitiği ve yapay zeka şirketi Palantir’e 1,6 milyon ila 3,9 milyon dolar arasında yatırım yaptı.
Analizde, Palantir’in ABD’nin İran savaşındaki operasyonlarında kullanılan Maven Smart System adlı yapay zeka destekli sistemi geliştirdiği belirtildi. Aynı analizde şirketin, İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonlarında kullanılan “Big Daddy” adlı yazılımın geliştirilmesine de katkı sağladığı öne sürüldü.
Savunma şirketlerine yatırımlar
Trump’ın portföyünde Boeing hisseleri de bulunuyor. Analizde Boeing’in, Trump ile İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun İran’a yönelik ortak savaşı başlatmasından üç aydan kısa süre önce İsrail’e 8,6 milyar dolar değerinde F-15 savaş uçağı sattığı belirtildi.
Mali bildirimlere göre Trump ayrıca GE Aerospace, Lockheed Martin, General Dynamics ve Tomahawk füzelerinin üreticisi RTX’e de yatırım yaptı.
Analiz, bu şirketlerin ürettiği silahların İran savaşında yoğun biçimde kullanıldığını ve bunlar arasında ABD Hava Kuvvetleri’nin İran’ın Minab kentindeki bir ilkokula düzenlediği saldırıda kullanılan Tomahawk füzelerinin de bulunduğunu yazdı. Haberde bu saldırıda en az 168 çocuğun hayatını kaybettiği belirtildi.
Pentagon yeni sözleşmeler imzaladı
Responsible Statecraft’a göre söz konusu şirketlerin büyük bölümü, İran savaşı sırasında azalan ABD füze stoklarını yenilemek amacıyla Pentagon’dan yeni sözleşmeler aldı.
RTX, 23 adet Standard Missile-3 IB önleme füzesi için 373 milyon dolarlık sözleşme imzalarken, Lockheed Martin’in THAAD füze savunma sistemi üretimini dört katına çıkarmayı öngören 35 milyar dolarlık sözleşme aldığı aktarıldı.
Mali bildirimlerde Trump’ın yatırım şirketlerinin ayrıca Kratos Defense, Honeywell, Howmet Aerospace, L3Harris ve TransDigm hisselerine de yatırım yaptığı görüldü.
Responsible Statecraft, Trump’ın yeniden göreve gelmesinden sonraki bir yıl içinde bu şirketlerin hisselerinin önemli ölçüde değer kazandığını belirtti. Analize göre 2025 yılında Palantir hisseleri yüzde 135, Kratos hisseleri yüzde 188, GE Aerospace hisseleri yüzde 84 ve RTX hisseleri yüzde 61 yükseldi.
Trump’ın nisan ayında Truth Social’da yaptığı paylaşımda, “Palantir Technologies, savaş alanında çok güçlü kabiliyetlere ve ekipmanlara sahip olduğunu kanıtladı. Düşmanlarımıza sorun!” ifadelerini kullandığı, paylaşımın ardından şirket hisselerinin birkaç dakika içinde yaklaşık yüzde 3 yükseldiği kaydedildi.
Kripto yatırımları da öne çıktı
Mali kayıtlar Trump’ın 2025 yılında 2 milyar dolardan fazla gelir elde ettiğini gösterdi. Responsible Statecraft, bu tutarın görevdeki bir ABD başkanı açısından “eşi görülmemiş” olduğunu yazdı.
Habere göre gelirin büyük bölümü World Liberty Financial ve Binance gibi kripto para şirketleriyle bağlantılı yatırımlardan elde edildi. Trump’ın bu şirketler aracılığıyla piyasaya sürülen “memecoin”lerden yüz milyonlarca dolar kazandığı, ancak söz konusu kripto varlıkların daha sonra sert değer kaybettiği ve çok sayıda yatırımcının zarar ettiği aktarıldı.
Analizde, BAE Devlet Başkanı ve Dışişleri Bakanı’nın kardeşi Tahnun bin Zayid el-Nehyan’ın World Liberty Financial’a 500 milyon dolar, Binance’e ise 2 milyar dolar yatırım yaptığı belirtildi. Trump’ın daha sonra BAE’ye gelişmiş yapay zeka çiplerinin ihracatını onayladığı, analizde bu kararın kripto yatırımlarıyla bağlantılı olduğu yönünde bir izlenim oluştuğu ifade edildi.
Trump ailesinin savunma sektöründeki bağlantıları
Analize göre Donald Trump Jr. da insansız hava aracı ve savunma teknolojileri alanında faaliyet gösteren şirketlerle bağlantılı. Trump Jr.’ın, drone parçaları üreten Unusual Machines’te önemli hissedar ve danışma kurulu üyesi olduğu, yatırım şirketinin ayrıca Pentagon’la sözleşmeleri bulunan Powerus ve Vulcan Elements’te pay sahibi olduğu belirtildi.
Trump Jr.’ın, Körfez ülkelerine İran füzelerini önlemek amacıyla kullanılan drone sistemlerini pazarlayan Powerus’un yönetim kurulunda görev yaptığı, Eric Trump’ın da aynı şirkette mali çıkarı bulunduğu aktarıldı.
George W. Bush döneminde Beyaz Saray’ın baş etik hukukçusu olarak görev yapan Richard Painter, “Bu ülkeler başkanın oğullarından satın alma konusunda büyük baskı altında. Böylece başkan da onların istediğini yapacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly ise geçen yıl Trump’ın ticari faaliyetlerinden kaynaklanabilecek çıkar çatışmaları sorulduğunda, “Herhangi bir çıkar çatışması yok” yanıtını verdi. Trump da bu yılın başında New York Times’a verdiği röportajda çıkar çatışmalarının bulunduğunu kabul etti ancak bunların önemli olmadığını savunarak, “Kimsenin bunu umursamadığını fark ettim” dedi.
Söyleşi2 hafta önce“Kapitalizmin özgürlükçü bir toplumsal düzene ihtiyacı yoktur”
Rusya2 hafta önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Dünya Basını2 hafta önceCSIS: Ankara Zirvesi ‘NATO 3.0’ın Sahadaki Yansıması
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Görüş6 gün önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Diplomasi2 gün önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Dünya Basını2 hafta önceABD’nin Japonya’daki füze hamleleri Çin’e net mesaj veriyor
Dünya Basını2 hafta önceFransız iktisatçı Sapir: Avrupa ekonomilerinde kimyasal şok etkisini gösterecek










