Amerika
Trump silah şirketlerine milyonlarca dolarlık yatırım yapmış

Responsible Statecraft’ın haber analizine göre ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen hafta açıklanan mali bildirimleri, silah üreticileri ve askeri yükleniciler dahil yaklaşık 12 şirkete milyonlarca dolarlık yatırım yaptığını gösterdi. Analize göre Trump, kendisini temsil eden yatırım şirketleri aracılığıyla savunma sektöründeki şirketlerden toplam 9,7 milyon ila 24,3 milyon dolar arasında hisse satın aldı.
Yatırım yapılan şirketler arasında Palantir, Lockheed Martin ve General Dynamics de yer aldı.
Palantir yatırımı öne çıktı
Mali bildirimlere göre Trump’ın varlıklarını yöneten yatırım şirketleri, veri analitiği ve yapay zeka şirketi Palantir’e 1,6 milyon ila 3,9 milyon dolar arasında yatırım yaptı.
Analizde, Palantir’in ABD’nin İran savaşındaki operasyonlarında kullanılan Maven Smart System adlı yapay zeka destekli sistemi geliştirdiği belirtildi. Aynı analizde şirketin, İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonlarında kullanılan “Big Daddy” adlı yazılımın geliştirilmesine de katkı sağladığı öne sürüldü.
Savunma şirketlerine yatırımlar
Trump’ın portföyünde Boeing hisseleri de bulunuyor. Analizde Boeing’in, Trump ile İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun İran’a yönelik ortak savaşı başlatmasından üç aydan kısa süre önce İsrail’e 8,6 milyar dolar değerinde F-15 savaş uçağı sattığı belirtildi.
Mali bildirimlere göre Trump ayrıca GE Aerospace, Lockheed Martin, General Dynamics ve Tomahawk füzelerinin üreticisi RTX’e de yatırım yaptı.
Analiz, bu şirketlerin ürettiği silahların İran savaşında yoğun biçimde kullanıldığını ve bunlar arasında ABD Hava Kuvvetleri’nin İran’ın Minab kentindeki bir ilkokula düzenlediği saldırıda kullanılan Tomahawk füzelerinin de bulunduğunu yazdı. Haberde bu saldırıda en az 168 çocuğun hayatını kaybettiği belirtildi.
Pentagon yeni sözleşmeler imzaladı
Responsible Statecraft’a göre söz konusu şirketlerin büyük bölümü, İran savaşı sırasında azalan ABD füze stoklarını yenilemek amacıyla Pentagon’dan yeni sözleşmeler aldı.
RTX, 23 adet Standard Missile-3 IB önleme füzesi için 373 milyon dolarlık sözleşme imzalarken, Lockheed Martin’in THAAD füze savunma sistemi üretimini dört katına çıkarmayı öngören 35 milyar dolarlık sözleşme aldığı aktarıldı.
Mali bildirimlerde Trump’ın yatırım şirketlerinin ayrıca Kratos Defense, Honeywell, Howmet Aerospace, L3Harris ve TransDigm hisselerine de yatırım yaptığı görüldü.
Responsible Statecraft, Trump’ın yeniden göreve gelmesinden sonraki bir yıl içinde bu şirketlerin hisselerinin önemli ölçüde değer kazandığını belirtti. Analize göre 2025 yılında Palantir hisseleri yüzde 135, Kratos hisseleri yüzde 188, GE Aerospace hisseleri yüzde 84 ve RTX hisseleri yüzde 61 yükseldi.
Trump’ın nisan ayında Truth Social’da yaptığı paylaşımda, “Palantir Technologies, savaş alanında çok güçlü kabiliyetlere ve ekipmanlara sahip olduğunu kanıtladı. Düşmanlarımıza sorun!” ifadelerini kullandığı, paylaşımın ardından şirket hisselerinin birkaç dakika içinde yaklaşık yüzde 3 yükseldiği kaydedildi.
Kripto yatırımları da öne çıktı
Mali kayıtlar Trump’ın 2025 yılında 2 milyar dolardan fazla gelir elde ettiğini gösterdi. Responsible Statecraft, bu tutarın görevdeki bir ABD başkanı açısından “eşi görülmemiş” olduğunu yazdı.
Habere göre gelirin büyük bölümü World Liberty Financial ve Binance gibi kripto para şirketleriyle bağlantılı yatırımlardan elde edildi. Trump’ın bu şirketler aracılığıyla piyasaya sürülen “memecoin”lerden yüz milyonlarca dolar kazandığı, ancak söz konusu kripto varlıkların daha sonra sert değer kaybettiği ve çok sayıda yatırımcının zarar ettiği aktarıldı.
Analizde, BAE Devlet Başkanı ve Dışişleri Bakanı’nın kardeşi Tahnun bin Zayid el-Nehyan’ın World Liberty Financial’a 500 milyon dolar, Binance’e ise 2 milyar dolar yatırım yaptığı belirtildi. Trump’ın daha sonra BAE’ye gelişmiş yapay zeka çiplerinin ihracatını onayladığı, analizde bu kararın kripto yatırımlarıyla bağlantılı olduğu yönünde bir izlenim oluştuğu ifade edildi.
Trump ailesinin savunma sektöründeki bağlantıları
Analize göre Donald Trump Jr. da insansız hava aracı ve savunma teknolojileri alanında faaliyet gösteren şirketlerle bağlantılı. Trump Jr.’ın, drone parçaları üreten Unusual Machines’te önemli hissedar ve danışma kurulu üyesi olduğu, yatırım şirketinin ayrıca Pentagon’la sözleşmeleri bulunan Powerus ve Vulcan Elements’te pay sahibi olduğu belirtildi.
Trump Jr.’ın, Körfez ülkelerine İran füzelerini önlemek amacıyla kullanılan drone sistemlerini pazarlayan Powerus’un yönetim kurulunda görev yaptığı, Eric Trump’ın da aynı şirkette mali çıkarı bulunduğu aktarıldı.
George W. Bush döneminde Beyaz Saray’ın baş etik hukukçusu olarak görev yapan Richard Painter, “Bu ülkeler başkanın oğullarından satın alma konusunda büyük baskı altında. Böylece başkan da onların istediğini yapacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly ise geçen yıl Trump’ın ticari faaliyetlerinden kaynaklanabilecek çıkar çatışmaları sorulduğunda, “Herhangi bir çıkar çatışması yok” yanıtını verdi. Trump da bu yılın başında New York Times’a verdiği röportajda çıkar çatışmalarının bulunduğunu kabul etti ancak bunların önemli olmadığını savunarak, “Kimsenin bunu umursamadığını fark ettim” dedi.
Amerika
Rand Paul, Trump’la ilişkisini siyasi çıkarlar üzerinden onarıyor

ABD’li Senatör Rand Paul, Cumhuriyetçi liderlikle ilişkileri gerilen Donald Trump’ın Senato’daki beklenmedik müttefiklerinden biri oldu. İkilinin ilişkisi, Paul’ün Thomas Massie’yi desteklemesine rağmen Massie’nin ön seçimi kaybetmesinin ardından yumuşadı. Ancak Paul, İran savaşı ve başkanın askeri yetkileri konusunda Trump’a karşı çıkmayı sürdürüyor.
Kentucky Senatörü Rand Paul, ABD Başkanı Donald Trump’ın Senatodaki Cumhuriyetçi parti yönetimiyle ilişkilerinin giderek gerildiği bir dönemde ABD Başkanı için beklenmedik bir müttefik olarak öne çıktı.
Paul’ün sürekli bir pürüz olma konumundan fırsatçı bir dostluğa uzanan beklenmedik dönüşümü, Mayıs ayındaki ön seçimlerde yaşandı.
Paul gibi liberteryen eğilimleri güçlü olan ve Kentucky’yi temsil eden Temsilciler Meclisi Üyesi Thomas Massie, Trump’ın desteklediği rakip aday karşısında seçimi kaybetti. Paul, söz konusu ön seçimde Massie’yi desteklemişti.
Trump, Salı akşamı Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda Massie’nin yenilgisine atıfta bulundu.
Paul’ün, eski Beyaz Saray Baş Tıbbi Danışmanı Dr. Anthony Fauci’nin katıldığı çekişmeli Senato oturumu öncesinde paylaşım yapan Trump, “Büyük Kentucky Eyaleti’ndeki MASSIE KATLİAMI, iki yıl sonra seçime girecek olan Senatör Rand Paul üzerinde gerçekten harika bir etki yarattı. Son zamanlarda muazzam gidiyor!” ifadelerini kullandı.
Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Ulusal Enstitüsünün eski direktörü olan Fauci, oturum sırasında Anayasa’nın Beşinci maddesine 100’den fazla kez başvurarak soruları yanıtlamayı reddetti.
Paul ve diğer Cumhuriyetçi milletvekilleri, Fauci’nin yargılanması gerektiğini defalarca dile getirdi. Temsilciler Meclisi Üyesi James Comer da Salı günü yaptığı açıklamada, eski Başkan Joe Biden’ın kıdemli sağlık yetkilisi için çıkardığı af kararının, yetkilinin Çarşamba günkü tanıklığını kapsamayacağı uyarısında bulundu.
Paul, oturum öncesinde Beyaz Saray ile görüşmediğini gazetecilere söyledi ancak “başkan tarafından övülmekten her zaman memnuniyet duyduğunu” kaydetti.
Cumhuriyetçi senatör, 70 milyar dolarlık göçmenlik muhafaza finansman tasarısının sorumluluğunu üstlenerek de Trump’a yaklaşım sergiledi.
Paul, geçen ay Oval Ofis’te düzenlenen imza töreninde başkanın yanında yer aldı. Paul ayrıca, maliyetli çatışmaya kamuoyu önünde karşı çıkmasına rağmen İran savaş yetkileri oylamalarında çekimser kaldı.
İki isim arasındaki ilişkilerin yumuşaması, geçen yıla kıyasla büyük bir değişim olarak değerlendiriliyor. Trump geçen yıl, senatörün Karayipler’de uyuşturucu taşıdığı iddia edilen teknelere düzenlenen ABD saldırılarına yönelik eleştirilerine yanıt olarak Paul için “çirkin küçük adam” ifadesini kullanmıştı.
Gözlemciler bu ilişkiyi pragmatik ve her iki isim için de bir zorunluluk ilişkisi olarak tanımlıyor.
ABD Başkanı, Cumhuriyetçilerin Paul’ün de desteklediği Amerikalı Seçmen Uygunluğunu Koruma (SAVE America) Yasası’nı geçirmesi yönündeki talepleri de dahil olmak üzere bir dizi konuda Senatoyla giderek daha fazla görüş ayrılığı yaşıyor. Trump ayrıca Senatoya, İran savaşını finanse edecek bütçe uzlaşma paketini ilerletme çağrısında bulundu.
The Hill gazetesine konuşan bir Cumhuriyetçi stratejist, “Günün sonunda Senato, çoğunluğa sahip olsa bile tamamen başkanın safında yer almıyor” değerlendirmesini yaptı. Stratejist, “Her senatör ve her oy önemli. Sanırım başkan, ilişkileri zedelemek yerine geliştirmenin kendi amacına ve gündemine yardımcı olacağını görecek kadar zeki” diye ekledi.
Paul da Trump ile kurduğu bağlardan siyasi fayda sağlama potansiyeline sahip.
Aynı stratejist, “Senatoda bir şeyler başarmak istiyor. Kendisi için önemli olan kendi öncelikli gündem maddeleri var” dedi.
Paul, 2028 başkanlık adaylığı ihtimalini de göz dışı bırakmadı. Bu yılın başlarında CBS News’a konuşan Paul, kararını ara seçimlerden sonra vereceğini söyledi. Stratejist, “Başkanın kendi yanında olmasının bu süreci çok daha kolaylaştıracağını anlayacak kadar zeki” dedi.
İş ilişkilerindeki gelişmeye rağmen Paul ve Trump arasında birçok konuda görüş ayrılıkları devam ediyor.
Stratejist, “Rand Paul’ün dünya görüşü ile Donald Trump’ın dünya görüşü, Demokratlar bir kenara bırakılırsa, muhtemelen siyasi ideolojiyle birleşmiş kişilik açısından bulunabilecek en zıt kutuplardır” ifadelerini kullandı.
Paul geçen hafta yaptığı açıklamada, İran savaşının bir başarı olduğuna inanmadığını ve ABD’nin bu savaş nedeniyle daha kötü durumda olduğunu söyledi.
Paul, Trump yönetimini askeri eylemlerini sınırlamaya zorlamak için daha fazla fırsat bulursa bunları değerlendirebileceğinin işaretini verdi.
Demokrat Senatör Tim Kaine, Trump’ın Kongre’nin onayı olmadan özellikle İran’da savaş yürütme yetkisini sınırlamak amacıyla hazırlanan Senato kararlarında Paul ile birden fazla kez ortak hareket etti.
Paul, bu yöndeki son karar tasarısı oylamasını kaçırmış olsa da Kaine, Trump’ı sınırlandırma çabalarında Paul’e bir müttefik olarak güvenmeye devam edebileceğini belirtti.
Kaine, “Çok tutarlı bir tutum sergiledi. Paul-Trump diyaloğunun durumu hakkında gerçekten yorum yapamam, bu muhtemelen sadece başkanın yorumlayabileceği bir şey. Ancak Rand bu konularda çok ama çok tutarlıydı, bu da gerçekten çok yardımcı oluyor” dedi.
Paul, Trump ile ilişkilerini düzelten birkaç Cumhuriyetçiden biri konumunda bulunuyor.
Paul, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Senatör Ted Cruz ve hayatını kaybeden Senatör Lindsey Graham, 2016 Cumhuriyetçi Parti başkanlık ön seçimleri sırasında Trump ile sert tartışmalar yaşamış, ancak daha sonra Trump’ın yakın sırdaşları haline gelmişlerdi.
ABD Başkanı, Salı günkü cenaze töreninde Graham için bir anma konuşması yaparak merhum senatörü “sevilen bir dost” olarak anmıştı.
Eski bir Trump Beyaz Saray yetkilisi, “Trump’ın Lindsey ile olan ilişkisine bakmak yeterli. Hiç kimse Trump hakkında Lindsey’den daha kötü şeyler söylememişti. Ama sonunda bunu çözdüler. Massie’nin veya diyelim ki Pence’in ekibe geri döneceğini görmüyorum. Ama bu imkansız da değil” değerlendirmesinde bulundu.
Aynı eski yetkili, Trump’ın ilişkilerinin “her zaman değişken” olduğu uyarısında bulundu.
Yetkili, “Neredeyse hiç kimse tamamen ‘dışarıda’ kalmaz… Ve tersine, hiç kimse tamamen ‘içeride’ değildir. Massie doğru şeyleri yapar veya söylerse ya da Trump herhangi bir nedenle Massie’ye bir şey için ihtiyacı olduğuna karar verirse, bu ilişki bir anda değişebilir” ifadelerini kullandı.
Amerika
Trump’ın bütçe çerçevesi talebi Senato’da karşılık bulmadı

ABD Senatosundaki Cumhuriyetçiler, Temsilciler Meclisinin geçen hafta kabul ettiği bütçe çerçevesinin ağustos tatilinden önce Senatodan geçmesi için gereken 50 oya sahip olmadığını bildirdi. Başkan Donald Trump’ın ağustos tatili öncesi onay baskısını reddeden senatörler, tasarının Senato tüzük danışmanı ve parti içi uzlaşı süreçlerinden geçmesinin haftalar süreceğini belirtti.
ABD Temsilciler Meclisinin geçen hafta kabul ettiği ve 73 milyar dolarlık yeni savunma harcaması ile SAVE America Yasası kapsamındaki reformların finanse edilmesini öngören bütçe çerçeve tasarısı, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ağustos tatilinden önce yasalaşması yönündeki doğrudan talebine rağmen Senatoda oylamaya sunulmaya hazır değil.
Senatodaki Cumhuriyetçiler Çarşamba günü yaptıkları açıklamalarda, Temsilciler Meclisinden geçen teklifin ilerlemek için ihtiyaç duyduğu 50 oya sahip olmadığını bildirdi. Senatörler, hem kendi içinde bölünmüş olan grubu birleştirecek hem de Senato Tüzük Danışmanı nezdinde kabul görecek bir karar tasarısı hazırlamanın haftalar sürecek bir çalışma gerektireceği konusunda uyarıda bulundu.
Trump’ın, Senatonun beş haftalık tatile çıkmadan önce bütçe çerçevesini onaylaması yönündeki talebinin reddedilmesi, Beyaz Saray ile Senatodaki Cumhuriyetçiler arasında tırmanan gerilimi daha da tırmandıracak. Trump’ın Temsilciler Meclisinde kabul edilen bütçe kararı konusunda Senatoya yönelik baskısını yinelemesinin ardından konuşan Senato Çoğunluk Lideri Cumhuriyetçi John Thune, “Şu anda 50 oya sahip değiliz” uyarısını yaptı.
Trump ise Çarşamba günü yaptığı açıklamada bu durumdan memnun olmadığını açıkça gösterdi. Üçüncü bütçe uzlaşma süreci için bir yol bulunamamasının Thune için “çok kötü” ve Cumhuriyetçi Parti için “çok kötü” olduğunu söyledi.
Thune’un elinde gerekli oyların bulunduğunu savunan Trump, bu işin tamamlanması gerektiği konusunda ısrar etti.
Trump, Salı gecesi yaptığı paylaşımda Senatonun tatile girmeden önce Temsilciler Meclisinde onaylanan karar tasarısını kabul etmesini talep etmişti.
Truth Social hesabından açıklama yapan Trump, “Senatoya Ağustos tatilinden önce bu kritik ilk adımı atması için çağrıda bulunuyorum. Bu Karar Tasarısı basit çoğunluk eşiğiyle kabul edilebilir. BU İŞİ BİTİRİN!” ifadelerini kullanmıştı.
Ancak Cumhuriyetçi senatörler, uzlaşma paketinde nelerin yer alacağına ve ara seçimlerden birkaç hafta önce Demokratların kendilerini hangi değişiklik önergelerini oylamaya zorlayacağına dair net bir plan olmadan, tatilden önce bütçe oylamasına geçilmesine Çarşamba günü itiraz etti.
Ağustos tatilinden önceki süreci hükümeti 4 Aralık’a kadar finanse edecek geçici bir bütçe kararı (devam eden karar tasarısı) üzerinde çalışarak geçirmek isteyen Senato Tahsisat Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Susan Collins, “Şu anda herhangi bir şey yapmaya hazır olduğumuzu düşünmüyorum” dedi.
Collins, “Bana öyle geliyor ki önceliğimiz geçici bütçe kararını geçirmek olmalı. Partiler üstü bir anlayışla çalışıyoruz ve benim kişisel önceliğim bu. Bir bütçe kararı üzerinde ilerlemeye hazır olduğumuzu sanmıyorum” diye konuştu.
Bütçe kararının Senato Tüzük Danışmanı Elizabeth MacDonough ile yürütülen ve zaman alan inceleme sürecine atıfta bulunan Collins, “Byrd Testi için tüzük danışmanının onayından geçmesi gerekiyor” dedi.
Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu üyesi Cumhuriyetçi Joni Ernst, Senato Savunma Bakanlığına ilave 70 milyar dolar gönderilmesinin yolunu açacak bir bütçe kararını oylamaya başlamadan önce, Pentagon’un ihtiyaçları konusunda daha fazla şeffaflık istediğini belirtti.
Ernst, “Son altı ay boyunca Pentagon’dan çok farklı rakamlar duyduk, bu yüzden gerçekten neye ihtiyaç duyduklarını bilmek istiyorum. Kimse kişisel olarak oturup bu rakamları benimle görüşmedi, bu yüzden tek ihtiyaçlarının bu olduğu konusunda oldukça şüpheciyim. Muhtemelen önemli ölçüde daha fazlasına ihtiyaç duyduklarını düşünüyorum” değerlendirmesini yaptı.
Senatonun üçüncü bir bütçe uzlaşma sürecini başlatmak için Ağustos tatilinden önce harekete geçip geçmemesi gerektiği sorulduğunda Ernst, “Henüz hazır olduğumuzu düşünmüyorum” yanıtını verdi.
Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Roger Wicker ise her türlü bütçe uzlaşma paketinin, Temsilciler Meclisinde kabul edilen bütçe çerçevesinde savunma için ayrılan 73 milyar dolardan önemli ölçüde daha fazlasını içermesi gerektiğini söyledi. Wicker, ilave savunma harcamaları için hedefinin ne olacağını açıklamaktan kaçındı.
Senato Cumhuriyetçi Grubundaki tartışmanın diğer tarafında ise savunma, çiftçiler ve seçim reformları için yapılacak yeni harcamaların diğer programlardaki kesintilerle karşılanması gerektiğini savunan mali muhafazakarlar yer alıyor. 3 Kasım seçimlerinden hemen önce böyle bir adımın atılması oldukça zorlu bir süreç olarak değerlendiriliyor.
Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul, “Bizi daha da borçlandıracak bir bütçe uzlaşması kullanmaktan yana değilim. Eğer bütçe uzlaşması yapmak istiyorsanız ve ‘Bütçeyi dengeleyeceğiz ya da açığı küçültmek için harcamaları azaltacağız’ diyorsanız, bunlar ilgileneceğim şeyler olurdu” diyerek borcun artırılmasıyla ilgilenmediğini ekledi.
Senatoda başka bir bütçe uzlaşma süreciyle ilerleme ihtimali, Trump’ın başkanlığının son iki yılını kapsayacak şekilde borç limitinin artırılmasına yönelik maddeleri pakete ekleme yönündeki son dakika baskısıyla daha da karmaşık hale geldi.
Thune Gazetecilere yaptığı açıklamada, Trump’ın Kongrenin her iki kanadını da kontrol ettikleri süre boyunca borç limitinin kendi görev süresinin kalan kısmı için artırılması konusuna “yoğun ilgi duyduğunu” söyledi.
Ancak Thune, seçimlerden hemen önce bir bütçe uzlaşma paketi içinde borç limitini artırmaya çalışmanın tasarının geçmesini zorlaştıracağı konusunda uyardı. Her iki kanattaki mali muhafazakarların, borçlanma yetkisindeki artışı dengelemek için büyük harcama kesintilerinde ısrar edeceğini vurguladı.
Senato Cumhuriyetçi lideri, geçen yıl kabul edilen One Big Beautiful Bill Yasası’nın maliyetini karşılamak için Medicaid ve Ek Beslenme Yardım Programı’nda (SNAP) yapılan kesintilerde olduğu gibi, büyük harcama kesintileri üzerinden yaşanacak iç çekişmelerden kaçınmayı tercih ediyor. Bahsi geçen yasa borç limitini 5 trilyon dolar artırarak 41,1 trilyon dolara yükseltmişti.
Paul, “Ben daha az borçtan yanayım, daha fazlasından değil. Tarihsel olarak muhafazakar tutum, borca yol açan harcamalara oy vermemek ve dolayısıyla borç tavanının yükseltilmesine de oy vermemek olmuştur. Bir yılda 5 trilyon dolarlık borçlanma gücünü tükettiysek… Bir yılda 5 trilyon doları nasıl harcıyoruz anlamıyorum, bu çılgınlık” dedi.
Cumhuriyetçi Senatör Bill Cassidy de Ağustos tatilinden önce bir bütçe kararıyla ilerleme konusunda endişelerini dile getirerek, “Bütçe kararı ne diyor? Ben harcamaların karşılanmasını istiyorum” ifadelerini kullandı. Seçimden önce borç limitinin yeniden artırılmasıyla ilgili olarak ise Cassidy, “Bu konu üzerinde düşünmedim, bu yüzden bunu neden şimdi yaptığımızı anlamak isterim” dedi.
Thune, Cumhuriyetçi meslektaşlarının kapalı toplantılarda dile getirdiği endişeler nedeniyle Trump’ın yüksek sesli çağrılarına rağmen bütçe kararında frene bastığını söyledi.
Konunun tartışıldığı Cumhuriyetçi öğle yemeği toplantısının ardından konuşan Thune, “Başından beri bütçe kararlarının ve uzlaşma tasarılarının çok zorlu olduğunu söyledim. Bu durum bir istisna değil” dedi.
Thune, Temsilciler Meclisinden geçen bütçe kararının çok sayıda Senato komisyonunu ilgilendirebileceği, bunun da Demokratların Cumhuriyetçileri zorlu değişiklik önergeleri oylamaya zorlamasının önünü açabileceği uyarısında bulundu. Bu önergelerin bütçe paketine eklenme şansının yüksek olduğunu, çünkü sadece 51 oyla kabul edilebileceklerini belirtti.
Thune, “Bu bütçe kararı mevzuatında öngörülen bazı hususlar, sayıları 12, 13 veya 15’e kadar çıkabileceği belirtilen çok sayıda komisyonu ilgilendirebilir. Bu durumda genel kurulda sunulan tüm değişiklik önergeleri tasarıyla doğrudan ilgili sayılacak ve bunların her biri 50 oyla kabul edilebilecek önergeler haline gelecektir. Bu durum, sadece tasarıyı ele almak için değil, sunulan her bir değişiklik önergesini reddetmek ve nihayetinde tasarıyı kabul etmek için 50 oy sağlamayı zorlaştıran çetin bir engel oluşturuyor” diye konuştu.
Amerika
Hedge fonları, ABD destekli kritik maden şirketlerine şüpheyle yaklaşıyor

Hedge fonları, sektörü hızla büyüten Trump yönetiminin desteğinin, Çin’in küresel arz üzerindeki hakimiyetini kırmak için yetersiz kalacağı inancıyla, ABD’li kritik maden şirketlerine karşı şüphesini artırıyor.
S&P Global Market Intelligence’ın hisse ödünç verme verilerine göre, bu yıl US Antimony Corporation, American Resources Corporation ve MP Materials gibi şirketlere karşı açılan “short” pozisyonlar (yani bir hisse senedinin değerinin düşeceğine yönelik bahisler) artış gösterdi.
Teknoloji ve savunma sektörleri için hayati önem taşıyan kritik mineraller ve nadir toprak elementleri tedarik eden şirketlerin hisse fiyatları, geçen yıl ABD hükümetinin sektördeki Çin hakimiyetini kırmak ve ulusal bir tedarik zinciri geliştirmek amacıyla hisse katılımı, krediler ve sözleşmeler şeklinde sektöre milyarlarca dolarlık kaynak aktarması üzerine hızla yükseldi.
Ne var ki yatırımcılar, küresel tedarik zincirlerini anlamlı bir şekilde değiştirmek için yıllar süreceği öngörüsü ve Çin’in piyasayı arzla doldurarak yurtdışı üreticileri zayıflatma kabiliyeti göz önüne alındığında, bu çarpıcı yükselişin çok ileri gitmiş olabileceğinden giderek daha fazla endişe duymaya başladı.
Daha önce MP hakkında eleştirel bir rapor yayınlamış olan kısa satış şirketi Grizzly Research’ün CEO’su Siegfried Eggert, “Bazı hisse senetleri ‘retorik’ nedeniyle yükseltilmiş gibi görünüyordu ve bazılarının ise ‘çok kibarca ifade etmek gerekirse’ bu hisse fiyatlarını sürdürebilecek yeterli ekonomik temeli yoktu,” dedi.
Eggert, şirketin pozisyonları hakkında yorum yapmaktan kaçındı.
Trump yönetiminin madencilik sektörüne verdiği destek, elektrikli araçlar, rüzgar türbinleri ve tüketici elektroniği için kalıcı mıknatıslarda kullanılan nadir toprak elementlerini üreten veya üretmeyi planlayan birçok şirketin hisse fiyatlarını artırdı.
Aynı zamanda tungsten, germanyum ve antimon gibi savunma tedarik zincirine giren metallerin fiyatlarını da yükseltti.
2020’deki bir anlaşma kapsamında “SPAC kralı” olarak bilinen Chamath Palihapitiya’dan yatırım alan MP’nin hisseleri, geçen yıl üç katından fazla değer kazandı.
Bu artışta, ABD hükümetinin şirkete sermaye payı alması ve belirli ürünler için asgari garantili fiyat vermesi etkili oldu.
USAC’nin hisseleri 2025’te neredeyse üç katına çıktı. Şirket, geçen yıl Pentagon’a 245 milyon dolara kadar antimon tedarik etmek üzere bir sözleşme kazandı ve bu Mart ayında Ukrayna’ya ayrılan acil durum fonundan 27 milyon dolarlık bir yatırım aldı.
Şirketin yönetim kurulu üyeleri arasında, daha önce Başkan Donald Trump tarafından “1 numaralı adamı” olarak anılan ve 2020 yılında Başkanlık Özgürlük Madalyası’nı alan emekli general Jack Keane de yer alıyor.
ARC’nin eski iştiraki olan ReElement Technologies temmuz ayında Savunma Bakanlığı’ndan 25 milyon dolarlık finansman sağladığını açıkladı.
Geçen yıl değerinde büyük artış gösteren bir başka hisse senedi olan USA Rare Earth ise, yaklaşık yüzde 10’luk bir hisse karşılığında Ticaret Bakanlığı’ndan 1,6 milyar dolarlık şartlı finansman elde etti.
Vanda Research verilerine göre, bu tür hisse senetleri bireysel yatırımcılar için çok rağbet gören bir yatırım aracı haline geldi.
Örneğin, geçen yıl USAC ve USA Rare Earth’e toplamda yaklaşık 200 milyon dolarlık bireysel yatırımcı parası akarken, önceki yıllarda bu rakamlar ihmal edilebilir düzeydeydi.
Fakat Washington’un çabalarına rağmen, Çin, bu sektöre on yıllardır yaptığı yatırımlar sayesinde hâlâ dünyadaki kritik minerallerin arzının büyük bir kısmını kontrol ediyor.
Sivil toplum kuruluşu Safe’in Kritik Maden Stratejisi Merkezi’nin son raporuna göre, Batı’nın maden tedarik zincirlerini iyileştirme kabiliyeti, jeolojik kaynaklara erişimden çok, kamu kurumlarının yarattığı “kalıcı finansman açığını” gidermeye bağlıdır.
Yeni madenlerin ve işleme tesislerinin geliştirilmesi sermaye yoğun bir süreçtir ve on yıl veya daha uzun sürebilir.
Bazı yatırımcılar, ABD hükümetinin yaptığı büyük çaplı yatırımların bile Çin’in hakimiyetini sona erdirmek için yetersiz kalacağı konusunda uyarıyor.
S&P Global Market Intelligence’a göre, işleyici firma USAC için ödünç verilen hisselerin oranı (bu, açığa satışın bir göstergesi) bu yıl piyasa değerinin yüzde 23’ünden yüzde 42’sine sıçradı.
Geçen yıl hiçbir geliri olmayan kritik mineral çıkarma ve geri dönüşüm şirketi ARC’deki pozisyonlar, geçen yılın sonundaki yüzde 9’dan yüzde 23’e yükseldi.
ABD’deki açık ara en büyük nadir toprak madencisi olan MP’nin ödünç verilen hisseleri de bu yıl yükselirken, Teksas’taki yatağından henüz hiçbir şey çıkarmamış olan ve zarar eden bir şirket olan USA Rare Earth’e karşı yapılan bahisler de hafifçe artış gösterdi.
Yatırım şirketi ARR Investment Partners’ın kurucusu ve CEO’su Christian Putz, Çin’in nadir toprak elementleri işleme konusunda fiilen tekel konumunda olduğunu ve “tarih bir rehber olarak alınırsa, bu nadir toprak elementlerinin kısa bir süre için muazzam [fiyat] artışları yaşandığını, fakat daha sonra… Çin’in temelde piyasayı çökerttiğini” söyledi.
Geçen ay, Washington’un Alibaba dahil Çinli şirketlere benzer yaptırımlar uygulamasına yanıt olarak, MP ve USA Rare Earth, ABD ordusuyla olan bağlantıları nedeniyle Çin’in ihracat kontrol listesine eklendi.
Eggert, “Gerçek dünyada, Çin [nadir toprak elementleri konusunda] en fazla etki gücüne sahip baskın aktör… Büyüklükte tüm işleme tesisleri Çin’de,” dedi.
American Resources ve ReElement’in genel müdürü Mark Jensen, yorum isteyen bir FT muhabirine şunları söyledi:
“Dünya için gerçek işler yapmaya çalışan insanları umursamayan, önyargılı ve olumsuz bir kişi olduğunuz için sizinle konuşmak gibi bir niyetimiz yok.”
MP Materials yorum yapmayı reddetti. Şirkete yakın bir kaynak, MP aleyhindeki artan açığa satış pozisyonlarının “çok önemli bir kısmının”, şirkete karşı yapılan bahislerden ziyade 862 milyon dolar değerindeki dönüştürülebilir tahvillerin arbitrajından kaynaklandığını söyledi.
USA Rare Earth, hisseleriyle ilgili yorum yapmayı reddetti. Şirket, “Çin dışında güvenli bir nadir toprak elementleri değer zincirine yönelik stratejik ihtiyaç giderek artıyor. USA Rare Earth, bu talebi karşılamak için uygulamaya odaklanıyor,” diye ekledi.
USAC’nin CEO’su Gary Evans, şirketin hisselerini kimin açığa sattığını “anlamaya çalışmak için çok fazla araştırma yaptığını” söyledi.
Avrupa2 hafta önceİngiltere çelik üreticisi British Steel’i kamulaştırdı
Dünya Basını3 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Avrupa1 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Görüş2 hafta önceEndüstriyel futbolun kıskacında bir dev: 2026 Dünya Kupası ve küresel ticaretin gölgesi
Asya2 hafta önceTokyo’dan Hürmüz Boğazı’nı baypas edecek hatlara destek
Asya2 hafta önceRusya’nın benzin talebine Hindistan’dan ret
Dünya Basını2 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa1 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor










