Bizi Takip Edin

Amerika

Warsh, Fed reformu için finans yöneticilerini seçti

Yayınlanma

İngiltere Merkez Bankası’nın eski başkanı Mervyn King ve kripto para yatırımcısı Marc Andreessen, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) modernizasyonuna katkıda bulunmak üzere Fed Başkanı Kevin Warsh tarafından seçilen isimler arasında yer alıyor.

“Rejim değişikliği” vaadiyle Fed başkanlığı için kampanya yürüten Warsh, perşembe günü dünyanın en önemli finans kurumunu “daha verimli hale getirecek” dediği beş görev gücünün kadrolarını açıkladı.

King ve Silikon Vadisi yatırım grubu Andreessen Horowitz’in kurucu ortağı Andreessen’e, listede eski Hindistan Merkez Bankası Başkanı Raghuram Rajan ve Nobel ödüllü Thomas Sargent de eşlik etti.

Warsh yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“ABD ekonomisi son bir nesil boyunca önemli ölçüde değişti ve bu değişim hiç bu kadar belirgin olmamıştı. Çeşitli disiplinlerden en parlak beyinlerin, kurum olarak performansımızı daha da keskinleştirmek için bizimle çalışmayı kabul etmesinden onur duyuyorum.”

King, küresel finansal kriz dönemi de dahil olmak üzere 2003’ten 2013’e kadar İngiltere Merkez Bankası’nı (BoE) yönetti.

Trump’ın müttefiki olan Andreessen, dijital para birimlerinin önde gelen savunucularından biri.

2006’dan 2011’e kadar Fed yönetim kurulu üyesi olan Warsh, kurumdan ayrıldığından bu yana zamanının büyük bir kısmını merkez bankasını eleştirerek geçirmiş ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından başkan adayı olarak gösterilmişti.

Warsh, Fed’in yatırımcılarla olan iletişimini yeniden düzenlemesini, 7 trilyon dolarlık bilançosunu küçültmesini ve enflasyon konusundaki veri toplama yöntemlerini ve yaklaşımını modernize etmesini istiyor.

Senato Bankacılık Komitesinde verdiği ifadede, ABD merkez bankasının belirli ürünlerin fiyatlarındaki büyük dalgalanmaları dışlayan “kısaltılmış ortalama” bir enflasyon ölçütünü hedef alması gerektiğini düşündüğünü belirtti.

Ayrıca, ABD’nin yapay zeka kaynaklı bir verimlilik patlamasının eşiğinde olduğuna ve bunun Fed’e enflasyonu körüklemeden borçlanma maliyetlerini düşürme imkanı vereceğine inanıyor.

Diğer birçok ABD’li faiz belirleyici ise Warsh’ın görüşüne karşı çıkıyor ve veri merkezlerine yapılan yatırımların yanı sıra yapay zeka ile ilişkili ürünlere olan talebin fiyatların yükselmesine yol açtığına inanıyor.

Çalışma grupları, Fed personeli tarafından desteklenecek ve Warsh dönemindeki Fed için beş alanda reform gündemini belirleyecek: iletişim, bilanço, veri toplamanın modernizasyonu, yapay zeka çağında verimlilik ve enflasyon çerçeveleri.

Şu anda Washington Üniversitesi’nde görev yapan eski New York Fed yetkilisi Peter Fisher ile Brezilya Merkez Bankası’nın eski başkanı Arminio Fraga, King ile birlikte iletişim paneline eş başkanlık edecek.

Rajan, bilanço görev gücüne iki Harvard profesörü Karen Dynan ve Jeremy Stein ile birlikte eş başkanlık edecek.

Veri görev gücünde eski Walmart CEO’su Doug McMillon, Harvard profesörü Raj Chetty ve Chicago Üniversitesi’nden Kevin Murphy yer alacak.

Andreessen, Stanford’dan Charles Jones ve Microsoft’un üst düzey yöneticisi Asha Sharma ile birlikte verimlilik paneline başkanlık edecek.

Harvard’dan Greg Mankiw ve daha önce Uluslararası Ödemeler Bankası’nda görev yapmış Bill White, Sargent ile birlikte merkez bankasının enflasyon çerçevelerini gözden geçirecek.

Evercore ISI’nin başkan yardımcısı Krishna Guha, “Bunlar etkileyici dış uzmanlar ve seçimler, mevcut Fed ortodoksluğundan en azından bir dereceye kadar farklı görüşlere sahip kişilere yönelmiş olsa da, hepsi güvenilir ve piyasa, mevcut Fed politika yapıcıları ve personel tarafından ciddiye alınacak,” dedi.

Warsh, Fed Başkanı olarak düzenlediği ilk basın toplantısında bu çalışma gruplarını duyurdu ve yıl sonuna kadar bulgularını faiz oranlarını belirleyen Federal Açık Piyasa Komitesine sunmalarını beklediğini belirtti.

Amerika

Vance MAHA zirvesinde sahneye çıktı: 2028 rekabeti su yüzüne çıkıyor

Yayınlanma

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Washington’daki MAHA hareketinin yıllık zirvesine katılarak Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr. ile ortak gündem mesajı verdi. Kamuoyu yoklamaları Amerikan halkının üçte birinden fazlasının desteklediği hareket tabanının yaklaşık üçte ikisinin Cumhuriyetçilere eğilimli olduğunu gösteriyor.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, başkent Washington’da düzenlenen “Amerika’yı Yeniden Sağlıklı Yap” (MAHA) hareketinin yıllık zirvesine üst üste ikinci kez ana konuşmacı olarak katıldı.

Zirve kapsamındaki sohbet toplantısının sonunda Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanı Robert F. Kennedy Jr., Dışişleri Bakanı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Marco Rubio’nun internette neden Vance’ten daha fazla popüler içerikle öne çıktığına değinerek bir soru yöneltti.

Kennedy, salondaki alkışlar eşliğinde, “MAHA gündemi için Beyaz Saray’dan muazzam bir destek alıyoruz; ancak hiçbir yerden Başkan Yardımcılığı makamı kadar güçlü bir destek görmüyoruz. Ülkemize ve çocuklarımıza bağlılığınızdan ötürü size teşekkür ederim” dedi.

Bu diyalog, ne Vance ne de Rubio Beyaz Saray hedeflerini resmi olarak ilan etmemiş olsa dahi, Başkan Donald Trump’ın yakın ekibi arasında 2028 başkanlık yarışı için arka planda süren rekabete yönelik üstü kapalı bir gönderme niteliği taşıyor.

Temaslar aynı zamanda Kennedy’nin öncülük ettiği MAHA hareketinin, Trump’ın 2024’te zafere ulaşmasını sağlayan taban ittifakını pekiştirme çabalarındaki belirleyici rolünü ortaya koyuyor.

Sohbet sırasında Vance, Kennedy’nin tavsiyesiyle et ağırlıklı beslenmeye geçtiğini aktardı.

Alkol ve şekerli gıdalardan uzak durup et ile lahana turşusu gibi fermente yiyeceklere dayanan bu beslenme biçimini yönetimden başka isimlerin de benimsediği biliniyor.

Vance, süreci şu sözlerle anlattı:

“Bobby’yi aradım ve ‘Büyük Perhiz vesilesiyle şekeri bırakmayı düşünüyorum, bunun sağlığa yararları nelerdir?’ diye sordum. O da bana ‘Hayır, hayır, hayır, sana göre harika bir önerim var’ dedi. O gün Şişman Salı’ydı ve Bobby Kennedy sayesinde Şişman Çarşamba hiç gelmedi.”

MAHA tabanı, Kennedy’nin Joe Biden’a karşı yürüttüğü Demokrat Parti başkanlık adaylığı yarışından çekilmesinin ardından Trump saflarına yöneldi.

Kennedy, bağımsız yürüttüğü kampanyayı da sonlandırarak Cumhuriyetçi Parti lehine etkili bir figür haline geldi.

Trump, MAHA hareketinin kendi MAGA (Amerika’yı Yeniden Harika Yap) hareketine güç kattığını ve seçim zaferinde pay sahibi olduğunu vurguladı.

Aşı karşıtı açıklamalarıyla bilinen Kennedy, kabinede Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı göreviyle ödüllendirildi.

Kennedy göreve gelmesinin ardından çocuklara yönelik aşı tavsiyelerinin daraltılması gibi kendi önceliklerini hayata geçirmeye başladı.

Ancak Trump yönetiminin tehlikeli bir tarım ilacının üretimini artırma adımı, iki kesim arasındaki ittifakta pürüzlere yol açtı.

MAHA temsilcileri, hareketin seçmen tabanına verilen destek güçlendirilmezse Cumhuriyetçi Parti’nin bu alandaki ağırlığını kaybedebileceği uyarısını dile getiriyor. Demokratlar ise söz konusu gerilimden faydalanmak istiyor.

Kimya endüstrisini eleştiren Demokratlar, MAHA ile ortak zemin arayışına girdi.

Başkan Trump’ın tartışmalı yabani ot ilacı Roundup’ın ana maddesi glifosatın ülke içindeki üretimini önceleyen başkanlık kararnamesinin ardından Demokratlar, Kongre oturumlarında Kennedy’yi doğrudan hedef aldı.

CBS News’in haberine göre Michigan’dan Demokrat senatör adayı Abdul El-Sayed, çevre kirliliğine yol açanlardan hesap sorulmasını ve tarım ilacı üreticilerine ürünlerinin verdiği zararlar nedeniyle dava açılmasını öngören yasal düzenlemeleri destekleyen “Daha Sağlıklı Bir Amerika Politikası Gündemi” adlı yeni bir sağlık platformu başlattı.

Bahar aylarında yapılan anketler, Amerikan kamuoyunun üçte birinden fazlasının kendini MAHA destekçisi olarak tanımladığını, bu kitlenin yaklaşık üçte ikisinin de Cumhuriyetçilere eğilimli olduğunu gösteriyor.

Buna karşılık bazı Demokratlar, MAHA tabanının oy tercihinin çantada keklik olmadığını savunuyor.

El-Sayed, CBS’e yaptığı açıklamada, “Çoğu zaman yanlış tarafta duran gıda, tarım ve ilaç şirketlerine boyun eğenlerin aksine, insanların daha sağlıklı olmasını savunan tarafın her zaman biz olduğumuzu seçmene hatırlatma fırsatına sahibiz” dedi.

Zirvede Vance ile Kennedy, yönetimin MAHA ile örtüştüğü ortak başlıklara dikkat çekti.

İkili, tıp uzmanlarının görüşlerine karşı yapay zekanın kullanılması ve Vance’in öncelikleri arasında yer alan sağlık ile sosyal güvenlik sistemlerindeki usulsüzlüklerle mücadele konularında eşgüdüm mesajı verdi.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD Küba’ya dönük yaptırımları sıkılaştırdı, muafiyetler kaldırıldı

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanlığı, Küba’ya yönelik finansal kısıtlamaları genişleterek ada özel sektörüne sağlanan bankacılık kolaylıklarını ve konferans seyahati izinlerini iptal etti. 30 Eylül itibarıyla yürürlüğe giren kararla Küba ordusunun denetimindeki kuruluşlarla dolaylı işlemler yasaklanırken transit para transferleri durduruldu.

ABD, Küba’ya yönelik yaptırım rejimini 30 Eylül itibarıyla sıkılaştırarak finansal işlemlere yeni kısıtlamalar getirdi; bankacılık ve seyahat alanındaki bazı muafiyetleri yürürlükten kaldırdı.

ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), ABD Dışişleri Bakanlığının hazırladığı “Kısıtlı Küba Kuruluşları Listesi”nde (Cuba Restricted List) yer alan yapılarla dolaylı finansal işlem yapma yasağının kapsamını genişletti.

Bu liste; Küba ordusu, istihbaratı ve güvenlik birimlerinin denetimindeki kurumları da kapsıyor.

Yeni düzenlemeyle Amerikan bankalarının, Küba bağlantılı transit para transferlerini ABD finans sistemi üzerinden yürütme izni iptal edildi.

Söz konusu kısıtlama, transferin ABD sınırları dışında başlayıp yine ABD dışında sonuçlandığı durumları da içeriyor.

OFAC ayrıca Küba’daki bağımsız özel sektör girişimcileri adına hesap açılmasına ve bu hesapların işletilmesine imkan tanıyan özel izni geri çekti. İlgili hesaplardaki bloke edilen varlıkların serbest bırakılması için artık kurumdan özel lisans alınması şartı aranıyor.

Söz konusu kolaylıklar, Küba özel sektörünü destekleme adımları kapsamında 2024 yılında yürürlüğe girmişti. Son kararla, o dönem sağlanan esnekliklerin bir kısmı kaldırılmış oldu.

OFAC, adaya yönelik eğitim amaçlı seyahat kurallarını da zorlaştırdı; Küba’da düzenlenen mesleki toplantı ve konferanslara katılımı sağlayan genel izni sonlandırdı.

Önceden planlanmış seyahatlerin bir bölümü için ise geçiş sürecine özgü istisnalar tanındı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönmesinin ardından Washington yönetimi Havana üzerindeki ekonomik baskıyı artırdı.

ABD, Küba’yı yeniden “teröre destek veren ülkeler” listesine aldı; ardından adaya doğrudan ya da dolaylı petrol sevkiyatı yapan ülkelere ve şirketlere ek gümrük vergisi uygulanmasını öngören mekanizmayı devreye soktu.

ABD Hazine Bakanlığı, Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel ile kendisiyle bağlantılı çok sayıda kişi ve kuruluşa yaptırım uyguladı. Yaptırım listesine Küba Silahlı Kuvvetleri ile Devrimi Savunma Komiteleri dahil edildi.

ABD’nin Küba’ya yönelik ticaret ambargosu 1962 yılından bu yana yürürlükte kalmayı sürdürüyor.

Trump’ın süresini 14 Eylül 2027’ye kadar uzattığı ambargo, iki ülke arasındaki ticareti ve mali operasyonları sınırlandırıyor; Amerikan vatandaşları ve şirketlerinin özel lisans olmaksızın Küba ile işlem yapmasını yasaklıyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de seçmenlerin yüzde 51’i meclis kontrolünü Demokratlara vermek istiyor

Yayınlanma

Quinnipiac Üniversitesi anketi, ABD Kongre seçimleri öncesinde Demokratların Temsilciler Meclisi yarışında Cumhuriyetçilere 12 puan fark attığını ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 51’i meclis çoğunluğunun Demokratlara geçmesini isterken, ABD Başkanı Donald Trump’ın performansını onaylamayanların oranı yüzde 61 ile rekor düzeye ulaştı.

ABD’de Kongre ara seçimleri öncesinde kamuoyu tercihlerini inceleyen yeni araştırma, Temsilciler Meclisi yarışında Demokrat Parti’nin Cumhuriyetçilerin 12 puan önünde yer aldığını ortaya koydu.

Quinnipiac Üniversitesi anketine göre seçmenlerin yüzde 51’i meclis çoğunluğunu Demokratların kazanmasını isterken, bu tercihi Cumhuriyetçilerden yana kullananların oranı yüzde 39 seviyesinde kaldı.

Araştırmaya katılanların yüzde 9’u ise tercihi konusunda kararsız olduğunu belirtti.

Quinnipiac Üniversitesi’nin 10 Eylül tarihli bir önceki yoklamasında Demokratların çoğunluğu almasını isteyenler yüzde 49, Cumhuriyetçileri destekleyenler yüzde 38 olarak ölçülmüş, kararsızların oranı ise yüzde 13 olarak kayıtlara geçmişti. Son veriler, sandık gününe beş hafta kala Demokratların meclis denetimindeki farkı koruduğuna işaret ediyor.

Araştırma, seçmenlerin Kongre’deki her iki partinin mevcut performansına da mesafeli yaklaştığını gösteriyor.

Ankete katılanların yalnızca yüzde 26’sı Cumhuriyetçilerin Kongre’deki icraatını onaylarken, yüzde 67’si olumsuz görüş bildirdi.

Demokratların meclisteki faaliyetlerini onaylayanların oranı yüzde 22’de kalırken, hoşnutsuzluk belirtenlerin oranı yüzde 69’a ulaştı.

Anket, ABD Başkanı Donald Trump’a yönelik kamuoyu desteğindeki erimeyi de ortaya koydu.

Seçmenlerin yüzde 34’ü Trump’ın başkanlık performansını onayladığını belirtirken, onaylamayanların oranı yüzde 61 oldu.

Bu veri, Quinnipiac Üniversitesi anketleri tarihindeki en yüksek hoşnutsuzluk oranı olarak kaydedildi. Üniversitenin 18 Ocak 2021 tarihli araştırmasında da aynı düzeyde olumsuz değerlendirme ölçülmüştü.

Trump daha önce yaptığı bir değerlendirmede, Cumhuriyetçilerin çoğunluğu kaybetmesi halinde Demokratların azil sürecini başlatabileceğini dile getirmişti.

ABD’de ara seçimler 3 Kasım 2026 tarihinde düzenlenecek. Sandıkta Temsilciler Meclisi’nin 435 sandalyesinin tamamı ve Senato’nun yaklaşık üçte biri yenilenecek.

Seçim sonuçları, Kongre’nin iki kanadını önümüzdeki iki yıl boyunca hangi siyasi partinin denetleyeceğini belirleyecek.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English