Amerika
ABD’de yerel yönetimler, veri merkezi inşasına karşı harekete geçti

ABD genelinde eyaletler ve yerel yönetimler, yapay zeka altyapısının hızla genişlemesine yönelik artan toplumsal huzursuzluk nedeniyle veri merkezi inşaatlarını kısıtlayan önlemleri gündeme alıyor. Maine eyalet yasama meclisi büyük ölçekli tesisleri yasaklayan ilk eyalet olmaya hazırlanırken, enerji tüketimi ve vergi muafiyetleri konusundaki tartışmalar projelerin ertelenmesine yol açıyor.
Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) eyalet ve yerel yönetim düzeyinde, veri merkezi inşaatlarını durdurmaya veya kontrol altına almaya yönelik girişimler ivme kazanıyor.
Bu durum, Amerikan kamuoyunun kendi toplulukları içinde yükselen devasa yapay zeka altyapı projelerine karşı giderek daha olumsuz bir tutum takınmasının bir sonucu olarak değerlendiriliyor.
Maine eyalet yasama meclisi, geçtiğimiz hafta büyük ölçekli veri merkezlerinin geliştirilmesini yasaklayan bir yasa tasarısını kabul ederek bu alanda ülke genelinde bir ilke imza attı.
Benzer şekilde Wisconsin eyaletindeki bir şehir, ay başında yapılan bir referandumla, bölgedeki bir veri merkezi kampüsü inşaatına tepki olarak, vergi mükelleflerince finanse edilen büyük projeler üzerinde seçmenlerin daha fazla söz sahibi olmasını onayladı.
Veri merkezlerine yönelik tepkiler geçtiğimiz yıl boyunca tırmanış gösterdi. Yerel topluluklar, yüksek miktarda enerji tüketen bu devasa altyapıların elektrik faturaları ve çevre üzerindeki etkilerinden endişe duyduklarını ifade ediyor.
Merkez sol eğilimli düşünce kuruluşu Third Way’in teknoloji politikası direktörü Ruth Whittaker, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu durum gelip geçici bir heves değil. Politika yapıcıların dikkat etmesi ve ciddiye alması gereken bir meseledir” ifadelerini kullandı.
Yapay zeka geliştirme yarışı ve muazzam hesaplama gücü ihtiyacıyla tetiklenen veri merkezi hamlesi, başlangıçta her iki partiden de yaygın destek görmüştü.
Her iki siyasi kanattan valiler, eyaletlerine gelen büyük veri merkezi projelerini memnuniyetle karşılarken, hem Biden hem de Trump yönetimleri izin ve inşaat süreçlerini hızlandıracak politikaları hayata geçirmeye çalışmıştı.
Ancak rüzgar veri merkezlerinin aleyhine dönmeye başladı. Yapay zeka şirketi 10a Labs bünyesinde bu alandaki itirazları takip eden Data Center Watch projesinin verilerine göre, 2025 yılında 156 milyar dolar değerindeki veri merkezi projesi yerel muhalefet, moratoryumlar ve davalar nedeniyle engellendi veya ertelendi.
Pennsylvania Üniversitesi Kleinman Enerji Politikası Merkezi’nden kıdemli araştırmacı John Quigley, “Kırmızı halıyı serenler, genellikle istihdam yaratma vaadinde bulunan her yeni endüstriye boyun eğme eğilimindeki valiler ve eyalet milletvekilleriydi” değerlendirmesinde bulundu.
Quigley, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hoş geldin paspası orada serildi. Ancak öneriler nihayet ev sahibi topluluklara ulaştığında, muhalefet anında ortaya çıktı.”
Axios’un verilerine göre en az 11 eyalet, veri merkezi inşasını kısıtlayan veya yasaklayan yasa tasarılarını gündeme getirdi.
Maine, 20 megavattan fazla güç kullanan yeni veri merkezlerine yönelik 18 aylık bir yasak getirmeye yakın görünüyor; ancak tasarı henüz Demokrat Vali Janet Mills’in imzasını bekliyor.
Vali Mills’in, eyalet milletvekilleri tarafından reddedilen eski bir kağıt fabrikası sahasındaki veri merkezi projesi için bir istisna talep ettiği biliniyor.
Mills, Cuma günü NBC News’e yaptığı açıklamada, talep ettiği muafiyetin metinde yer almadığını vurgulayarak tasarıyı “çok dikkatli bir şekilde okuyacağını” belirtti.
Diğer yandan, Milwaukee’nin hemen kuzeyinde yer alan Port Washington şehri, Nisan ayı başında yapılan bir referandumla, 10 milyon doların üzerindeki projelere vergi indirimi sağlanması için seçmen onayını şart koştu.
Bu yerel referandum, Wisconsin şehrindeki bir veri merkezi kampüsü inşaatına gösterilen tepkiler sonucunda hayata geçirildi.
Söz konusu projenin yaklaşık 450 milyon dolarlık vergi avantajı alması planlanıyor.
Veri merkezlerine sağlanan vergi muafiyetleri, eyalet milletvekillerinin yapay zeka altyapısına yönelik satış vergisi muafiyetini kaldırmayı tartıştığı Virginia’da da temel bir tartışma konusu haline geldi.
Virginia seçmenleri arasında yapılan güncel bir anket, eyaletteki kamuoyu algısının son yıllarda çarpıcı biçimde değiştiğini ortaya koydu. Kuzey Virginia, veri merkezlerinin yoğunluğu nedeniyle “veri merkezi sokağı” olarak adlandırılmasıyla dikkat çekiyor.
Washington Post-Schar School tarafından geçen hafta yayınlanan Virginia anketine göre, seçmenlerin sadece yüzde 35’i kendi topluluklarında yeni bir veri merkezi inşa edilmesinden rahatsızlık duymayacağını belirtti.
Bu oran 2023 yılında yüzde 69 seviyesindeydi. Ayrıca, üç yıl önce veri merkezi inşa eden şirketlere vergi indirimi verilmesini destekleyenlerin oranı yüzde 61 iken, bugün bu oran yüzde 37’ye gerilemiş durumda.
Mevcut seçmenlerin yaklaşık üçte ikisi, eyaletin veri merkezlerine yönelik satış vergisi teşvikine son vermesi gerektiğini düşünüyor.
Yükselen bu tepkiler karşısında, veri merkezi geliştiricileri ve teknoloji endüstrisi söylemi değiştirmeye odaklanmış görünüyor.
Microsoft ve OpenAI gibi bazı şirketler, Ocak ve Şubat aylarında veri merkezlerinden kaynaklanan tüketici elektriği fiyat artışlarını karşılama taahhüdünde bulundu.
Bu şirketlere Google, Meta, Oracle, xAI ve Amazon da katılarak, Mart ayı başında Beyaz Saray tarafından sunulan bir taahhüdü imzaladılar. Bu taahhütle şirketler, yapay zeka projeleri için gereken tüm elektrik üretimini sağlama veya ödeme sözü verdiler.
Whittaker, “Gerçekten kritik bir dönüm noktasındayız. Teknoloji şirketlerinin ve veri merkezlerinin arkasındaki yapıların konuyu ciddiye almaya başladığını, toplumsal katılımı artırdıklarını ve projelerin faydaları konusunda daha fazla şeffaflık sunduklarını görüyoruz” dedi.
Geçmişte birçok veri merkezi projesi, gizlilik sözleşmeleri (NDA) nedeniyle gizlilik içinde yürütülmüştü. Microsoft, bu uygulamanın inceleme altına alınmasının ardından yerel yönetimlerle artık gizlilik sözleşmesi imzalamayacağını bu yılın başlarında duyurmuştu.
Veri merkezi geliştiricilerini temsil eden Duane Morris hukuk bürosundan Robert Montejo, toplumsal katılımın giderek daha önemli hale geldiğini kaydetti.
Montejo, “Geliştiriciler olarak bu projelere gözünüz açık girmek, gerekli incelemeleri yapmak ve uygun düzeyde toplumsal erişim sağlamak zamanla çok daha önemli bir hal aldı. Yaklaşımda daha niyetli olmak, veri merkezi geliştiricilerinin yapabileceği en büyük şeydir ve bu yaklaşımı yerel düzeyde sergilemek gerekir” açıklamasında bulundu.
Buna rağmen, veri merkezi sektörünün son dönemdeki çabalarına şüpheyle yaklaşanlar bulunuyor. Quigley, bu “ikna çabalarının” temelde kağıt üzerinde kalan sözlerden ibaret olduğunu ve endüstrinin yarattığı tüm etkileri ele almakta yetersiz kaldığını savundu.
Cornell Üniversitesi enerji sistemleri mühendisliği profesörü Fengqi You ise, çözümün bir denge kurmakta yattığını ifade etti.
Profesör You, “Temel nokta, nihayetinde bir dengeye ulaşmak istememizdir. Topluma ve eyalete yönelik istenmeyen olumsuz sonuçların asgariye indirilmesini veya bunlardan kaçınılmasını sağlamalıyız. Ancak dürüst olmak gerekirse, bu sektör hızla büyüyor ve birçok bölgede ekonomik büyümeye önemli katkı sağlıyor. Zor olan kısım, bu dengenin nasıl kurulacağıdır” dedi.
Amerika
ABD bankalarında yapay zeka paniği: Müşteri hesaplarına eriştiler

Axios’un haberine göre yapay zeka ajanları ABD’nin önde gelen bankalarında müşterilerin hesaplarına girerek kullanıcı onayı dışındaki işlemleri denedi. Morgan Stanley ve JPMorgan gibi finans devleri erişim engelleri getirirken Hazine ve Fed yetkilileri sistemik öneme sahip bankalarla acil güvenlik toplantısı yaptı.
ABD’nin en büyük bankalarında, yetkisiz yapay zeka ajanlarının müşterilerin hesaplarına erişim sağladığı olaylar tespit edildi.
Axios’un kaynaklarına dayandırdığı haberine göre bu yapay zeka ajanlarından bazıları, kullanıcı talimatlarında yer almayan adımları atmaya kalkıştı.
Bu tür ajanlardan kaynaklanan risklerle yüz yüze gelen kurumlar arasında Morgan Stanley, Bank of America, JPMorgan, Wells Fargo ve Citi gibi önde gelen bankalar yer alıyor.
Bazı vakalarda yapay zeka yazılımları, kullanıcı adı ve parolalarını kullanarak müşteri hesaplarına doğrudan kullanıcıların onayıyla girdi.
Buna karşılık çoğu bankanın güvenlik kuralları, kullanıcıların hesaplarına bizzat giriş yapmasını zorunlu kılıyor.
Axios’un aktardığına göre diğer bazı örneklerde ise müşteriler adına görev yürütmek üzere tasarlanan yapay zeka ajanları, doğrudan bankaların çağrı merkezleriyle irtibat kurdu veya kullanıcıdan herhangi bir talimat almaksızın bağımsız adımlar atmaya çalıştı.
Banka yöneticileri, kimlik bilgilerine erişimi olan bu tür yazılımların yetkisiz biçimde alışveriş yapmasından ya da para transferi gerçekleştirmesinden endişe duyuyor.
Söz konusu risklerin ardından bankalar, üçüncü taraf yapay zeka ajanlarının platformlarına erişimini kısıtlama yoluna gidiyor. Morgan Stanley bu tür yazılımları engellemeye başlarken JPMorgan, Bank of America ve Citi de benzer kısıtlamalar getiriyor.
Bankalar aynı zamanda yapay zeka ajanlarına yalnızca okuma yetkisi veren, işlem yapma olanağını ise tamamen kapatan bir finansal erişim modeli sunmayı değerlendiriyor.
Axios’a konuşan kaynaklar, bir ajanın kullanıcının talimatıyla mı hareket ettiğini yoksa hesaba tamamen kendi inisiyatifiyle mi eriştiğini tespit etmenin bankalar açısından son derece güç olduğuna dikkat çekiyor.
Düzenleyiciler sistemik risk taşıyan bankalarla acil gündemle toplandı
Bloomberg ve Financial Times’ın kaynaklarına dayandırdığı haberlere göre ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ve ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, Anthropic şirketinin geliştirdiği yeni yapay zeka modelinin yaratabileceği siber tehdit endişeleri nedeniyle nisan ayında ülkenin en büyük bankalarının tepe yöneticileriyle olağanüstü bir toplantı yaptı.
Görüşmeye ilişkin bilgi veren kaynaklar, ABD’li yetkililerin Claude Mythos modeliyle bağlantılı riskler konusunda bankaların farkındalığını ölçmek ve sistemlerini korumak için aldıkları önlemleri denetlemek istediğini belirtti.
Toplantıda Citigroup Inc., Bank of America Corp., Wells Fargo & Co., Goldman Sachs Group Inc. ve Morgan Stanley’nin üst düzey yöneticileri hazır bulundu.
Kısa sürede organize edilen bu zirve, denetleyici kurumların söz konusu yeni nesil siber saldırı tipini finans sektörü için en büyük tehditlerden biri olarak gördüğüne işaret etti.
Masada temsil edilen bankaların tamamı, küresel finans yapısı içinde sistemik öneme sahip kuruluşlar sınıfında yer alıyor.
Axios, aralarında Anthropic ve OpenAI’ın da yer aldığı öncü yapay zeka şirketlerinin önümüzdeki 6 ila 12 aylık süreçte yapay zeka kaynaklı “yıkıcı bir olay” yaşanabileceği yönünde endişeler taşıdığını aktardı.
Amerika
Signal yazışmalarında şirket sırrı şüphesi OpenAI çalışanlarını işten etti

OpenAI, yapay zeka modellerinin iç yapısına dair gizli bilgileri harici bir uzmanla paylaştıklarından şüphelendiği üç araştırmacısını işten çıkardı. İncelemede çalışanların kişisel telefonlarındaki Signal yazışmalarında kaybolan mesaj özelliğini kullandığı belirlendi.
Yapay zeka devi OpenAI’ın güvenlik birimi, üç araştırmacısının kişisel telefonlarını incelemeye alarak mesajlaşma uygulaması Signal üzerindeki yazışmalarını denetledi.
Amerikan The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin araştırmacılara ve şirket açıklamalarına dayandırdığı haberine göre, bazı yazışmalarda kaybolan mesaj özelliğinin açık olduğu saptandı.
Söz konusu incelemenin ardından Tomek Korbak, Mikita Balesni ve Jasmine Wang, ekim ayı başında aynı anda yeni toplantılara çağrılarak görevden çıkarıldı.
Şirket yönetimi, üç araştırmacının yapay zeka modellerinin iç mimarisine dair en sıkı korunan şirket sırlarını sızdırdığından şüpheleniyordu. Yazışmaların yapay zeka güvenliği alanında çalışan harici bir uzmanla yürütüldüğü belirlendi.
İşten çıkarma gerekçesi gizli bilgi ihlali olarak açıklandı
Korbak, sürece ilişkin yaptığı değerlendirmede şirket yönetiminin tavrını aktardı: “Yetkisiz kanallar üzerinden üçüncü tarafla iletişime geçtiğim gerekçesiyle güven ilişkisinin zedelendiği söylendi.”
Korbak ve Balesni, yöneticilerin kaybolan mesaj kullanımını işten çıkarma gerekçeleri arasında saydığını dile getirdi. OpenAI cephesi ise Signal uygulamasının onaylı iletişim kanalı olmadığını doğruladı ancak kararın sadece bu uygulamanın kullanımıyla sınırlı kalmadığını bildirdi.
WSJ’ye açıklama yapan OpenAI yetkilileri, iç soruşturmanın gizli bilgilerin kullanımına dair şirket kurallarının çiğnendiğini ortaya koyduğunu kaydetti. Şirket, işten çıkarma kararlarının güvenlik kaygılarının dile getirilmesiyle hiçbir ilgisi olmadığını savundu.
Buna karşılık araştırmacılar şirket sırlarını dışarı aktardıkları yönündeki suçlamaları reddediyor. Eski çalışanlar, kendilerine iddia edilen ihlallere dair herhangi bir yazılı açıklama iletilmediğini söylüyor.
Modellerin karar adımları araştırmacıları böldü
WSJ’nin aktardığına göre görevden alınan araştırmacılar, modellerin problem çözme aşamalarındaki ara adımlara dair daha az kayıt tuttuğu yeni mimarilere karşı çıkıyordu. Araştırmacılar, bu kayıtların azalmasının yapay zekanın tehlikeli davranışlarını tespit etmeyi zorlaştıracağını savunuyordu.
Balesni, bu konudaki öneriyi harici araştırmacı Ryan Greenblatt ile şirket sırlarını dışarıda bırakarak tartıştığını ve bu görüşmeyi OpenAI’ın izniyle yürüttüğünü ifade etti.
İşten çıkarılan çalışanlar, yaşanan bu sürecin şirket içindeki diğer araştırmacıları bağımsız uzmanlarla temas kurmaktan çekinir hale getireceğinden endişe ediyor. OpenAI ise bağımsız kuruluşlarla işbirliğini sürdürdüğünü belirtiyor.
OpenAI cephesinde çalışan hareketliliği ve fikri mülkiyet tartışmaları başka dosyalara da yansıyor. Şirket, bir eski çalışanını Apple’a geçmeden önce 100 dosya çalmakla suçlamıştı.
Şirket içindeki risk tartışmaları açık mektupla gündeme geldi
Ekim ayı başında Reuters, işten çıkarma gerekçelerine itiraz eden araştırmacıların kaleme aldığı açık mektuba şirketin verdiği yanıtı aktarmıştı. Araştırmacılar mektupta, sürecin etrafındaki belirsizliğin kurum içindeki riskleri açıkça tartışma kültürünü zedeleyebileceği uyarısını yapmıştı.
OpenAI yönetimi mektuba verdiği yanıtta kurum içi diyaloğu savundu: “OpenAI bünyesinde güvenlik ve araştırma tartışmaları her gün yapılıyor; bu tartışmalar genellikle canlı ve son derece eleştirel geçiyor. Bu müzakereleri teşvik ediyoruz ve doğru kararlar almak için gerekli görüyoruz. Çalışanlarımızdan hiçbirini soru işaretlerini dile getirdikleri için işten çıkarmadık, çıkarmıyoruz.”
Yapay zeka modellerinin denetimi ve güvenliği konusundaki tartışmalar, temmuz ayında OpenAI modellerinin Hugging Face platformuna yönelik gerçekleştirdiği test saldırısıyla daha da alevlenmişti. Şirket verilerine göre modeller birden fazla açığı birleştirerek internete erişmiş ve ele geçirilen kimlik bilgilerini kullanarak platformun sistemlerine sızmıştı.
OpenAI, yaşanan bu hadisenin ardından güvenlik önlemlerini artırdığını ve test prosedürlerini yeniden düzenlediğini duyurmuştu.
Amerika
Michigan Senato yarışında El-Sayed ve Rogers son kez karşılaştı

Michigan’daki kritik Senato koltuğu için yarışan Demokrat Abdul El-Sayed ile Cumhuriyetçi Mike Rogers son münazarada karşı karşıya geldi. Kamuoyu yoklamalarında El-Sayed az farkla önde seyrederken tahmin modelleri Demokrat adaya yüzde 67 kazanma şansı veriyor.
ABD Senatosu’ndaki çoğunluğu belirleme potansiyeli taşıyan Michigan eyaletinde, Demokrat aday Abdul El-Sayed ile Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers ikinci ve son televizyon münazarasında karşı karşıya geldi.
Emekliye ayrılan Demokrat Senatör Gary Peters’ın boşalttığı koltuk için yarışan eski Wayne County sağlık yetkilisi El-Sayed ile eski Temsilciler Meclisi üyesi Rogers, ay başında yapılan ilk karşılaşmaya kıyasla daha sakin geçen oturumda siyasi geçmişleri ve bağlılıkları üzerinden keskin hatlar çizdi.
Kamuoyu yoklamaları El-Sayed’in az farkla önde olduğunu gösterirken, Decision Desk HQ tahminleri Demokrat adayın seçimi kazanma ihtimalini yüzde 67 olarak hesaplıyor.
Adaylar Müslüman Kardeşler suçlamaları üzerinden tartıştı
Münazarada Cumhuriyetçi Rogers, rakibi El-Sayed’i yeniden Müslüman Kardeşler teşkilatıyla ilişkilendirmeye çalıştı.
El-Sayed’in kampanyasına Hamas ve Hizbullah’ı destekleyen isimlerden bağış geldiğini öne süren Rogers, “Müslüman Kardeşler tarafından satın alınmak sorun değil mi? Birleşik Devletler Senatosu’na gidecekseniz bilmemiz gerekiyor: Amerika’nın yanında mısınız yoksa denizaşırı ülkelerdeki bu terör gruplarının mı?” diye sordu.
El-Sayed ise Cumhuriyetçi rakibinin anayasaya bağlılığını sorgulamasını sert sözlerle eleştirdi.
Hiçbir zaman parçası olmadığı bir örgütle sürekli ilişkilendirilmeye çalışıldığını belirten El-Sayed, “Bunun hiçbir mantığı yok ve Mike, anayasaya olan sadakatimi sorgulaman senin seviyenin gerçekten çok altında kalıyor” dedi.
Seçim sürecinde Rogers cephesi, Müslüman Kardeşler bağlantılı kişilerden El-Sayed’e yapılan bağışlara işaret ederek Demokrat adayın örgüte destek sözü verdiğini iddia etti.
The New York Times haberine göre El-Sayed, teşkilat mensubu olan Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin seçilmesinin ardından 2012 yılında “medya ve polisin tasfiyesini” destekleyen bir açık mektuba imza attı. Demokrat aday, eski Başkan Donald Trump’ın geçen yıl terör örgütü listesine aldığı Müslüman Kardeşler ile bağını reddediyor.
Amerika’yla ve Amerikalı olmakla gurur duyduğunu vurgulayan El-Sayed, “Hepimize dilediğimiz gibi ibadet etme hakkı tanıyan anayasamızla gurur duyuyorum. Bunu sorman bence gerçekten utanç verici” ifadesini kullandı.
Rogers ile Trump arasındaki mesafe tartışma yarattı
Rogers, düşük kamuoyu onay oranlarına sahip Trump ile arasına mesafe koyma çizgisini münazarada da sürdürdü. Daha önce İran savaşına ve Trump’ın Kanada ile girdiği ticaret savaşına derhal son verilmesi çağrısında bulunan Rogers, Kanada gümrük vergilerinin “iyi düşünülmediğini” dile getirdi.
El-Sayed ise Trump’ın Rogers’a verdiği desteği kampanyanın merkezine yerleştirmeye çalıştı.
Trump’ın pazar günü Michigan’a yapacağı ziyareti hatırlatan El-Sayed, “Donald Trump buraya gelip senin için miting yapmadan bu yarışı kazanamazsın. Gelmesi için ona bu yüzden yalvardın” diye konuştu.
El-Sayed, izleyicilere “MAGA tombalası” oynamalarını önererek Trump destekçilerinin dikkat dağıtmak amacıyla sürekli hazır sloganlar kullandığını öne sürdü.
Rogers bu suçlamaya tepki göstererek rakibinin yalnızca Trump’a odaklandığını savundu.
Rogers, “Tombala oyunu, son 30 dakikada verdiği her yanıta kaç kez Trump kelimesini sıkıştırdığı üzerinden oynanmalı; bu gülünç” diyerek yarışın Michigan için en doğru yolu seçmekle ilgili olduğunu kaydetti.
Rogers ılımlı Demokrat seçmene seslendi
Rogers kapanış konuşmasında, Demokrat Parti ön seçiminde ılımlı çizgideki Temsilciler Meclisi üyesi Haley Stevens’ı destekleyen seçmenlere yöneldi.
Stevens’ı tercih eden ve El-Sayed’i “fazla aşırı” bulan seçmenlere seslenen Rogers, “Bizim yanımızda size de yer var” çağrısında bulundu.
El-Sayed, ABD’nin İsrail politikasının belirleyici olduğu çekişmeli ağustos ön seçiminde Stevens’ı yalnızca bir puan farkla mağlup etmişti.
Sahada “Mike Rogers İçin Demokratlar” adıyla bir koalisyon kuran Cumhuriyetçi aday, rakibini Amerika Demokratik Sosyalistleri grubuyla ilişkilendirmeye çalıştı. El-Sayed bu grubun üyesi olmasa da Herkes İçin Sağlık Sigortası (Medicare for All) gibi kuruluşun desteklediği politikaları savunuyor.
Eyalet genelinde El-Sayed’in politikalarını aşırı bulan çok sayıda yetkili olduğunu savunan Rogers, “Lafı gediğine koymakta çok başarılı ama mesele siyasete ve politikalara gelince o kadar iyi değil” dedi.
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi












