Bizi Takip Edin

Amerika

Trump yönetimi Spirit Airlines’i kurtarmaya hazırlanıyor

Yayınlanma

Trump yönetimi, jet yakıtı fiyatlarındaki artış karşısında ayakta kalma mücadelesi veren Spirit Airlines için bir kurtarma anlaşmasına yakın.

Konuya yakın kaynakların Wall Street Journal’a (WSJ) aktardığına göre, görüşülmekte olan anlaşma kapsamında ABD hükümeti, zor günler geçiren düşük maliyetli havayolu şirketine 500 milyon dolara kadar kredi verecek ve karşılığında Spirit’te önemli bir hisseye sahip olma hakkı elde edecek.

Bu yatırım, son dönemde ikinci kez iflas başvurusunda bulunan Spirit’in ayakta kalmasına yardımcı olabilir.

Ulaştırma Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı, henüz kesinleşmemiş olan görüşmelere katılıyor ve herhangi bir anlaşmanın şartları hâlâ değişebilir.

Görüşmelerden haberdar olan kaynaklara göre, Başkan Trump salı gecesi Ticaret Bakanı Howard Lutnick ve Ulaştırma Bakanı Sean Duffy ile bir araya gelerek Spirit Airlines’ı ayakta tutacak bir anlaşma üzerinde görüştü.

Beyaz Saray basın sekreteri Karoline Leavitt çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Bu, Ticaret Bakanlığı ve başkanın takip ettiği bir konu. Havacılık sektörü, bu başkan ve Beyaz Saray için çok önemli. Milyonlarca Amerikalı bu sektöre bağımlı,” dedi.

Parlak sarı uçakları ve indirimli bilet fiyatlarıyla tanınan Spirit için yapılacak bir kurtarma anlaşması, Trump’ın ikinci döneminde denetlediği bir dizi özel sektör yatırımını genişletecek.

Bunlar arasında, yönetiminin stratejik olarak önemli gördüğü şirketlerdeki devletin sahip olduğu hisseler de yer alıyor.

Geçen yıl, federal hükümet Intel’in en büyük hissedarı olmuş ve 2022 Chips Act hibelerinden 8,9 milyar doları hisse senedine dönüştürerek yarı iletken üreticisinin hisselerinin yaklaşık %10’unu satın almıştı.

Ayrıca devlet, eski bir Intel CEO’su tarafından kurulan bir yarı iletken üretim girişimine yatırım yaptı.

Ticaret Bakanlığı, bu yılın başlarında bir nadir toprak metali üreticisinde hisse satın almak üzere bir anlaşma imzalarken, Pentagon ise geçen yıl başka bir nadir toprak madenciliği şirketinde hisse almak için ayrı bir anlaşma yaptı.

Spirit’i kurtarmak tek bir havayolu şirketini desteklemek için nadir görülen bir müdahale olacak.

Trump salı günü yaptığı açıklamada, yaklaşık 14.000 kişiyi istihdam eden Spirit’in iflas edebileceği düşüncesinden rahatsız olduğunu söyledi.

CNBC’ye verdiği demeçte, “Belki de federal hükümet bu şirkete yardım etmeli,” dedi.

Trump yönetimi yetkilileri, Spirit’i mevcut çıkmazına sürükleyenin Biden yönetimi olduğunu iddia etti.

JetBlue Airways, 2022’de 3,8 milyar dolarlık bir anlaşma ile Spirit’i satın almayı kabul etmişti fakat Adalet Bakanlığı, bu birleşmenin rekabeti engelleyeceği ve bilet fiyatlarının yükselmesine yol açacağı gerekçesiyle anlaşmaya itiraz etmişti.

Bir federal yargıç da bu görüşe katılarak anlaşmayı engelledi.

Massachusetts Bölgesi ABD Bölge Mahkemesi Yargıcı William Young, 2024 tarihli kararında, “Spirit küçük bir havayolu şirketidir. Ancak onu sevenler de var. Spirit’in sadık müşterilerine, bu karar sizin için,” diye yazmıştı.

Beyaz Saray sözcüsü Kush Desai çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Biden yönetimi, havayolunun JetBlue ile birleşmesini pervasızca engellememiş olsaydı, Spirit Airlines çok daha sağlam bir mali yapıya sahip olacaktı,” dedi.

Spirit o zamandan beri ayakta kalmak için mücadele ediyor. Bazı Pratt & Whitney motorlarında ortaya çıkan bir sorun nedeniyle büyük bir darbe aldı ve filosunun bir kısmı uçamaz hale geldi.

Yıllardır büyük rakiplerin yarattığı rekabet baskısı, düşük maliyetli havayollarının iş modellerini zorladı.

Çarşamba günü bazı muhafazakâr sesler, Spirit’e kurtarma paketi sağlanmasına karşı uyarıda bulundu.

Senato Ticaret Komitesi Başkanı Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz, hükümete Spirit’in kontrol hisselerini devredecek bir anlaşmanın “berbat bir fikir” olduğunu söyledi.

Cruz, X platformunda, “Hükümet, (Biden yönetiminin batırdığı) iflas etmiş bir düşük maliyetli havayolunu yönetmekten hiç anlamıyor,” dedi.

United Airlines CEO’su Scott Kirby de çarşamba günü yaptığı açıklamada, Spirit’in asıl sorununun yakıt fiyatlarındaki artış değil, “temelden kusurlu” olarak nitelendirdiği iş modeli olduğunu ileri sürdü.

United’ın kazanç konferans görüşmesi sırasında potansiyel bir hükümet kurtarma paketi hakkındaki bir soruya yanıt veren Kirby, “İyi yönetilen havayolları bu ortamda bile hâlâ sağlam bir kârlılık sergiliyor. Bu krizin, bir havayolu şirketine kurtarma paketi gerektirecek kadar büyük olduğunu sanmıyorum,” dedi.

Spirit, milyarlarca dolarlık borç yükü altında zorlanmasının ardından 2024’ün sonlarında iflasın 11. maddesi kapsamında iflas başvurusunda bulundu.

Şirket birkaç ay sonra mahkeme korumasından çıktı fakat devam eden yüksek kiralama maliyetleri ve borç yükü Spirit’i geçen ağustos ayında tekrar iflasa sürükledi.

O zamandan beri Spirit, uçaklarını sattı, operasyonlarını sadeleştirdi ve uçak bilet fiyatlarını artırdı. 

Fakat İran’daki savaşın yol açtığı jet yakıtı fiyatlarındaki artış, havayollarının maliyetlerini daha da artırdı, bu da Spirit’in zorluklarını daha da ağırlaştırdı ve Spirit’in alacaklılarıyla vardığı anlaşmayı tehlikeye attı.

Haberlere göre, şirket son haftalarda olası bir tasfiye de dahil olmak üzere çeşitli seçenekleri değerlendiren alacaklılarla görüşmeler yürütüyordu.

İran savaşı, jet yakıtı fiyatlarını birkaç hafta içinde iki katından fazla artırdı. Sektör yetkilileri, küresel arzın yeniden dengelenmesinin aylar alabileceğini tahmin ediyor.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English