Amerika
ABD Temsilciler Meclisi’nde teknoloji devlerinin enerji maliyetlerine karşı yasal adım

ABD Temsilciler Meclisi Enerji ve Ticaret Komisyonu, yapay zeka veri merkezlerinin konut elektrik faturaları üzerindeki baskısını hafifletmeyi amaçlayan “Tüketiciyi Koruma Yasası” tasarımını 52-0 oyla kabul etti. İki partinin desteğini alan düzenleme, eyalet düzenleyicilerini teknoloji şirketlerinin yeni enerji ve altyapı maliyetlerini üstlenmesini öngören standartları değerlendirmeye zorluyor.
ABD Kongresinde yapay zeka altyapısının hızlı genleşmesine yönelik tepkiler artarken, veri merkezlerinin vatandaşların elektrik faturalarına etkisini sınırlamayı hedefleyen yasa tasarısı Temsilciler Meclisinde ivme kazanıyor.
Partiler üstü bir nitelik taşıyan Tüketiciyi Koruma Yasası (Ratepayer Protection Act), eyaletlerin elektrik maliyetlerini bireyler yerine teknoloji şirketlerine yükleyen standartları “değerlendirmesini” şart koşuyor.
Söz konusu yasal düzenleme, Temsilciler Meclisi Enerji ve Ticaret Komisyonundaki oylamada 52-0 oy birliğiyle kabul edildi. Bu sonuç, veri merkezlerinin inşasına yönelik tepkilerin parti sınırlarını aştığını gösteriyor.
Teknoloji devlerinin bu yılın başlarında Beyaz Saray’a verdiği taahhüdü yasalaştırmayı amaçlayan metin, eyalet düzenleyici kurumlarını oturum düzenlemekle yükümlü kılıyor.
Düzenleme, büyük veri merkezlerinin elektrik kullanımları doğrultusunda ihtiyaç duyulan yeni enerji üretimi veya iletim hatlarının masraflarını karşılamasını sağlayacak bir standardın görüşülmesini mecbur kılıyor; ancak eyaletleri bu standartları nihai olarak uygulamaya zorlamıyor.
Temsilciler Meclisi Enerji ve Ticaret Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Brett Guthrie, yaptığı açıklamada, “Sektörün tamamı değerlendirildiğinde, elektrik faturalarını ödeyen ailelerin ve toplulukların yanında yer alabilecek tek bir yapının varlığı belirginleşti; o da bu komisyondur ve Kongredeki meslektaşlarımızdır” ifadesini kullandı.
Tasarı, Senatoda da karşılık buldu. Cumhuriyetçi Senatör Jon Husted, geçtiğimiz hafta düzenlemeyi Senatoya sundu. Husted’ın sözcüsü, senatörün Temsilciler Meclisindeki komisyon onayından ve partiler üstü destekten memnuniyet duyduğunu, yasanın Senato Enerji ve Doğal Kaynaklar Komisyonundan geçerek nihai onaya ulaşması için çalışmayı sürdüreceğini bildirdi.
Mevzuatın ilerleyişi hızlansa da nihai olarak yasalaşıp yasalaşmayacağı belirsizliğini koruyor.
Temsilciler Meclisi Enerji ve Ticaret Komisyonundaki Cumhuriyetçilerin sözcüsü Matt VanHyfte, e-posta yoluyla yaptığı açıklamada, tasarının komisyondan geçmesinin ardından ilerlemeyi sürdüreceğinden emin olduğunu kaydetti.
Citizens Utility Board bünyesindeki “Daha İyi Bir Şebeke İçin Tüketiciler” kampanyasının direktörü Clara Summers, yasanın eyaletlere doğrudan standart kurma zorunluluğu getirmediğini ancak Kongreden gelen bir yönlendirmenin faydalı olduğunu belirtti.
Summers, “Bu meseleyi proaktif biçimde ele almayan eyaletler var. Dolayısıyla Kongrenin ‘Belirlenen zaman dilimi içinde bu konuyu en azından gündeme almalısınız’ mesajı vermesi olumlu bir teşviktir” dedi.
Summers, tasarının eyaletlerin değerlendirmesine sunduğu standartların veri merkezlerini üretim, iletim, dağıtım ve diğer maliyetlerden sorumlu tutacağını ancak aksiyon alıp almama kararının eyaletlere kalacağını vurguladı.
Enerji ve Ticaret Komisyonundaki bazı Demokratlar yasaya destek vermekle birlikte düzenlemeyi kesin bir çözüm değil, “ilk adım” olarak niteledi.
Demokrat Milletvekili Nannette Barragán, tasarının önemli bir ilkeyi tanıdığını ancak yeterli olmadığını belirterek “Aileleri yüksek elektrik maliyetlerinden korurken aynı zamanda sağlık ve çevre üzerindeki etkileri de ele almak için daha fazlasını yapmalıyız” dedi.
Yapay zeka gelişiminin merkezinde yer alan veri merkezleri, teknoloji şirketlerinin yeni sunucu depoları inşa etme ve hesaplama kapasitesini artırma hamleleriyle birlikte yerel halkın direnciyle karşılaşıyor.
Yerel topluluklar; elektrik fiyatları, su tüketimi ve muhtemel kirlilik endişeleri nedeniyle projelere itiraz ediyor. Bazı uzmanlar bu muhalefeti, istihdam kaybı gibi yapay zekaya yönelik genel kaygılarla da ilişkilendiriyor.
Geçen yıla kadar hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler tarafından büyük yatırım fırsatı olarak görülen veri merkezi projelerine kamuoyu desteği geriliyor.
Politico tarafından yayımlanan ankete göre, Amerikalıların yüzde 41’i bölgelerinde bir veri merkezi kurulmasına karşı çıkarken, yüzde 24’ü destek veriyor. Ocak ayında ise projelere karşı çıkanların oranı yüzde 28, destekleyenlerin oranı yüzde 36 seviyesindeydi.
Tasarının sponsorlarından Demokrat Milletvekili Kathy Castor, komisyonun gündemindeki düzenleme paketinin sorunu çözmede yetersiz kaldığını söyledi.
Temsilciler Meclisindeki Cumhuriyetçi çoğunluğa işaret eden Castor, “Çoğunluğun, hane halkı elektrik faturalarını düşürmek için şu anda daha fazla adım atması gerektiğine inanıyorum. Partiler üstü tasarılar iyi birer ilk adım ancak enerji enflasyonunun yaşandığı bu dönemde yetersiz kalıyor” dedi.
Castor, federal düzenleyicilerin yeni enerji kaynaklarının şebekeye bağlanmasını hızlandırmasını öngören kendi tasarısının komisyonda görüşülmemesinden üzüntü duyduğunu ekledi.
Buna karşın Castor, yasanın geliştiricilere “Bir şirket veri merkezi kurmak istiyorsa ihtiyaç duyduğu enerji ve şebeke güncellemelerinin bedelini ödemelidir” mesajı vermesini takdir etti.
Biyolojik Çeşitlilik Merkezinden kıdemli iklim ve enerji politikaları uzmanı Camden Weber ise The Hill’e yaptığı değerlendirmede, “Kongrenin fiyat meseleleriyle ilgilenmesi olumlu. Bir erişilebilirlik krizi yaşıyoruz. İnsanlar faturalarını, özellikle de enerji faturalarını ödemekte zorlanıyor. Ancak veri merkezleriyle ilgili kaygılar sadece bununla sınırlı değil. Çevre sorunları, su kıtlığı, hava kirliliği gibi bir dizi mesele var. Bu tasarı niyet itibarıyla iyi görünse de yeterince ileri gitmiyor” ifadelerini kullandı.
Weber ayrıca yasanın eyaletler için bir zorunluluk değil, isteğe bağlı bir mekanizma öngörmesini de eleştirdi.
Buna karşın bazı milletvekilleri bu esnekliği tasarının olumlu bir yönü olarak değerlendiriyor.
Demokrat Milletvekili Troy Carter, komisyon oturumunda yaptığı konuşmada, “Önemli olan, Washington’ın Louisiana’ya dayatmada bulunmamasıdır. Bu tasarı eyalet düzenleyicilerini belirli bir tarife yapısını kabul etmeye zorlamıyor. Eyalet kamu hizmeti komisyonlarının değerlendirmesi için federal bir standart belirliyor; ardından bu standardın nasıl uygulanacağına kendi kararlarıyla yön vermelerini sağlıyor” dedi.
Carter, yerel yetkililerin bölgelerinin ihtiyaçlarını en iyi bilen aktörler olduğunu vurguladı.
Cumhuriyetçi komisyon sözcüsü Ben Mullany, yasanın politikalara etkisine ilişkin soruya e-posta ile yanıt vererek, şebekenin etkin çalışmasını sağlamak amacıyla eyaletler ve kamu hizmeti şirketleriyle ortak hareket ettiklerini kaydetti.
Mullany, “Tüketiciyi Koruma Yasası, özünde Kongreden eyaletlere güçlü bir sinyal gönderiyor. Eyaletlerin bu büyük bilgi işlem yüklerini incelemesi ve konut abonelerinin bu veri merkezleri için gereken elektriğin üretimi ile iletiminin mali yükünü taşımamasını sağlamak adına çalışması gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.
Söz konusu yasal düzenleme teknoloji sektörünün tepkisiyle de karşılaşıyor. Birçok büyük teknoloji firması tarafından desteklenen Data Center Coalition (Veri Merkezi Koalisyonu), tasarıda yapılan ve kapsamı yalnızca veri merkezleriyle sınırlandıran son değişikliklere karşı olduğunu bildirdi.
Veri Merkezi Koalisyonu Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Josh Levi, grubun mevzuatın ilk halini ve amacını desteklediğini belirtti.
Levi, “Ancak Enerji ve Ticaret Komisyonunun yaptığı değişiklikler, tasarının kapsamını daraltarak sadece veri merkezi sektörünü hedef alıyor. Bu durum, ABD’deki operasyonlarını genişleten diğer sektörlerin büyük yük artışlarından doğan maliyetleri karşısında vatandaşları savunmasız bırakıyor” açıklamasını yaptı.
Amerika
Trump’ın Adalet Bakanlığı ara seçim teamüllerini yıkarak sahaya indi

ABD Adalet Bakanlığı, sandık sonuçları kesinleşmeden seçim süreçlerine müdahale etmeme kuralını çiğneyerek iki eyalette yargı yoluna başvurdu. Eyaletlerin yetkisine giren süreçlerde 20 bin oyun ayrılmasını ve Senato seçim tescilinin durdurulmasını isteyen kurumun davaları federal mahkemelerce reddedildi.
ABD Başkanı Donald Trump yönetimine bağlı Adalet Bakanlığı, kolluk yetkilerinin siyasi partilere veya adaylara fayda sağlamak için kullanıldığı algısını engellemeyi amaçlayan onlarca yıllık teamülü bir kenara bırakarak salı günü düzenlenecek ara seçimlere doğrudan müdahale etme eğilimi gösterdi.
Reuters’ın haberine göre Bakanlık, Kaliforniya’da oy kullanma hakkı bulunmayan ve muhtemelen ABD vatandaşı olmayan yaklaşık 20 bin seçmenin posta yoluyla gönderdiği oy pusulalarının ayrılmasını ve sayıma dahil edilmemesini istedi.
Yetkililer konuya ilişkin bir ceza soruşturması kapsamında eyaletten kayıt talebinde de bulundu.
Kaliforniya yönetimi ise vatandaş olmayan kişilerin oy kullanmasını önlemeye yönelik önlemleri zaten aldığını açıkladı ve Adalet Bakanlığının oy kullanımını engelleme yetkisi taşımadığını savundu.
Bakanlık, Alaska’da ise Cumhuriyetçi Senatör Dan Sullivan ile aynı adı taşıyan bir Senato adayının seçmenlerin kafasını karıştırmak amacıyla yarışa katılıp katılmadığına ilişkin bir ceza soruşturmasını derinleştirdi.
Cumhuriyetçi Sullivan’ın seçimi az farkla kaybetmesi durumunda sonuçların onaylanmasının engellenmesini talep eden bakanlığın bu davası, pazar günü bir federal yargıç tarafından reddedildi.
Mahkemeler bakanlığın iki eyalete karşı açtığı davaları geri çevirse de girişimler, kurumun oylar sayılmadan ve resmi sonuçlar onaylanmadan seçim ihtilaflarına müdahale etme niyetini ortaya koydu.
Adalet Bakanlığı, Alaska kararını temyize taşıdı.
Eleştirmenler, Kongre’nin kontrolünü ve onlarca eyalet valisinin kim olacağını belirleyecek ara seçimlerde bakanlığın, Trump’ın seçimlere şüphe düşürme çabalarını hızlandırabileceği uyarısını yapıyor.
Daha önce Adalet Bakanlığının sivil hak tehditlerine karşı seçim müdahale birimini yöneten ve ardından Hukukun Üstünlüğü Projesi’ni (Rule of Law Project) kuran Mark Blumberg, “Görünen o ki yönetim, bakanlığın daha önce yasaklanan türde bir etki yaratmasını istiyor.” dedi.
ABD Adalet Bakanı Todd Blanche, kurumun attığı adımların hukuka uygun olduğunu ve oy güvenliğini korumayı hedeflediğini belirtti.
Bakanlık Sözcüsü Kiersten Pels, yaptığı açıklamada, “Bakanlık herhangi bir seçim kampanyasına yardım etmiyor; yasaları uyguluyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Seçim usulsüzlüğü iddiaları ve hukuki sınırlar
ABD Anayasası seçimlerin yönetim ve idaresini eyaletlere bırakırken Cumhuriyetçi Trump, Demokratların yönettiği eyaletlerin federal yasalara göre yasak olan vatandaş olmayanların oy kullanımını engellemekte yetersiz kaldığını ileri sürüyor.
Trump 2020 başkanlık seçimini yaygın usulsüzlükler nedeniyle kaybettiğine dair temelsiz iddialarını sürdürse de bağımsız araştırmalar ve eyalet denetimleri seçimlerde sahtekarlığın son derece nadir yaşandığını kanıtlıyor.
İlk döneminde Trump’a yakın dış gruplar 2020 yenilgisini tersine çevirmek için 60’tan fazla dava açmış, bu davaların tamamı başarısızlıkla sonuçlanırken dönemin Adalet Bakanlığı yetkilileri kurumu bu çabalara dahil etme baskısına direnmişti.
Demokratları sıklıkla mahkemelerde temsil eden Elias Law Group bünyesindeki oy hakları avukatı Lis Frost, “Uç sağcı dış grupların bu yıl aynı adımları atmasına gerek kalmayacak, çünkü Adalet Bakanlığı bunu yapmaya hazır ve istekli bir şekilde duruyor.” dedi.
Tarihsel olarak bakanlığın seçimlere yönelik müdahaleleri, ırksal azınlıkların veya kırılgan kesimlerin engelsiz bir şekilde oy kullanabilmesini güvenceye alan federal yasaları uygulamaya odaklanıyordu.
Alaska’daki aday karmaşası yargıya taşındı
The New York Times’ın Demokrat aday Mary Peltola’nın seçim ekibinin, görevdeki Dan Sullivan’ın karşısına çıkması için emekli öğretmen Daniel J. Sullivan’ı ikna etme sürecinde rol oynadığını haberleştirmesinin ardından Alaska yoğun bir hukuki çekişme alanına dönüştü.
Trump’ın bizzat açılması talimatını verdiğini söylediği Adalet Bakanlığı davası, iki aday arasındaki oy farkının seçmen karmaşasından etkilendiğine işaret etmesi durumunda mahkemeden seçim tescilini durdurmasını ve soruşturma emri vermesini talep etti.
Anchorage’daki ABD Bölge Yargıcı Sharon Gleason, pazar günü davayı reddederken Alaska’nın oy pusulalarının gizliliğini koruyarak böyle bir soruşturma yürütemeyeceğine hükmetti.
Hukuk uzmanları da Adalet Bakanlığının bu davayı açma yetkisinin bulunmadığını ve Cumhuriyetçi adayı koruyor gibi görünme riski taşıdığını belirtmişti.
Cumhuriyetçi Başkan George W. Bush döneminde Adalet Bakan Vekili olarak görev yapan Peter Keisler, “Bakanlığın kolluk kararlarına güven duyulması için, insanların kurumun siyasi partizan ihtilaflarda taraf tutmadığını anlaması gerekir.” dedi.
Keisler, “Bu davanın yalnızca taraf tutuyor gibi bir görüntüsü yok; apaçık biçimde taraf tuttuğu gerçeği ortada.” ifadelerini kullandı.
Bakan Blanche, davanın seçmenleri yanılttığını reddeden Daniel J. Sullivan’ın usulsüzlüğünü durdurmayı hedeflediğini kaydetti.
Peltola’nın seçim ekibi ise Sullivan soyadlı adayların yürüttüğü kampanyaların hiçbiriyle bir ilgileri bulunmadığını açıkladı.
Davalara yöneltilen eleştirilerin sorulması üzerine bir Adalet Bakanlığı yetkilisi perşembe günkü basın toplantısında, “Federal yasaları uygulamak amacıyla dava açıyoruz.” ifadelerine yer verdi.
Bakanlık içindeki denetim mekanizması değişti
Seçim soruşturmalarına dahil olmanın belirsizlik yaratabilmesi veya siyasi partilerce kullanılabilmesi nedeniyle Adalet Bakanlığı geleneksel olarak bu süreçlerde son derece temkinli hareket ediyordu.
Eski bakanlık yetkililerinin aktardığına göre, seçim hukuku uzmanı kariyer bürokratlarının çalıştığı Kamu Dürüstlüğü Birimi, ajanlara ve savcılara müdahale etmeden önce sonuçların resmen onaylanmasını bekleme tavsiyesinde bulunuyordu.
Trump yönetimi bu birimin kadrosunu önemli ölçüde daralttı ve federal savcıların seçim yolsuzluğu soruşturmalarında bu birime danışma zorunluluğunu askıya aldı.
Bakanlık yetkilileri, federal savcılık ofislerinin suçlama yöneltilip yöneltilmeyeceğine karar vermek için daha uygun bir konumda olduğunu savunuyor.
Konuşmalara aşina üç kişinin aktardığına göre savcılara ve ajanlara, uzlaşma sağlanamayan dosyalarda nihai kararın Trump’ın siyasi atamaları tarafından verileceği bildirildi.
Ajanlar ve savcılar arasındaki anlaşmazlıklara Adalet Bakan Yardımcılığı Ofisi arabuluculuk yapacak.
Eski Adalet Bakanlığı yetkilileri, bu makamın seçim soruşturmalarında nadiren böyle doğrudan bir rol üstlendiğine dikkat çekiyor.
Sözcü Pels ise “Sahada çözülemeyen uyuşmazlıkları karara bağlamak, zaten tam olarak bu ofisin üstlendiği görev tanımıdır.” dedi.
Amerika
Vance 2028 kararsızlığı sürerken Cumhuriyetçi tabanda yer ediniyor

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 2028 yılındaki başkanlık yarışına girme kararı alması halinde partisinin en güçlü adayları arasında gösteriliyor. Kongre ara seçimleri öncesinde eyaletleri dolaşarak Cumhuriyetçi Parti adına bağış toplayan Vance, adaylık konusunda henüz kesin bir adım atmadı. Washington Post, Donald Trump’ın özel görüşmelerinde Vance’i olası halefi olarak gördüğünü öne sürdü.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 2028 başkanlık yarışına katılma kararı alması halinde Beyaz Saray koltuğu için en güçlü adaylardan biri olabilir.
The Washington Post (WP) gazetesinin yayımladığı analizde, Vance’in son dönemde ülke genelindeki temaslarını ve kamuoyu önündeki görünürlüğünü belirgin biçimde artırdığına dikkat çekildi.
Kongre ara seçimleri öncesinde parti içi çalışmalarına hız veren Vance, eylül ayından bu yana ara seçimlerde yarışacak Cumhuriyetçi adaylara destek amacıyla 17 etkinlik düzenledi.
Geleneksel olarak Cumhuriyetçilerin güçlü olduğu eyaletlerde mitingler yapan Vance, Cumhuriyetçi Ulusal Komite adına yürütülen bağış toplama faaliyetlerinde de yer aldı.
Gazete, bu ziyaretlerin Vance’e parti tabanıyla bağlarını pekiştirme ve Washington dışındaki tanınırlığını artırma fırsatı sağladığını aktardı.
Öte yandan Vance, 2028 başkanlık seçimlerinde aday olup olmayacağı konusunda kesin bir karar vermiş değil.
Atlanta kentindeki bir etkinlikte katılımcıların ülkenin 48’inci başkanına atıfla “48” tezahüratı yapması üzerine Vance, “Önce 2026’daki işlerimizi halledelim” yanıtını verdi.
Vance, mitinglerini kişisel deneyimlerini ve siyasi yaklaşımlarını aktarmak için de kullanıyor.
Konuşmalarında daha önce kitabında da bahsettiği Katolik inancına değinen Vance’in Nebraska’daki bir mitingi, alandaki bir kadının tıbbi müdahaleye ihtiyaç duyması nedeniyle kesildi. Vance, bu esnada alandakilere birlikte “Göklerdeki Pederimiz” duasını okumayı teklif etti.
WP, ağustos ayında iki kaynağa dayandırdığı haberinde, Donald Trump’ın özel bir görüşmede 2028 seçimlerini Vance’in kazanmasını istediğini aktarmıştı.
Habere göre Trump söz konusu görüşmede, “Günün sonunda JD’yi seçmemiz gerekiyor” ifadesini kullandı.
Gazete, bu sözlerin Trump’ın Vance’e açık destek vermeye hazır olduğuna işaret ettiğini yazdı.
Fakat bu, son bir yıldır kamuoyu önünde Vance ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio arasında kendi desteğini kazanmaları için rekabet ortamı oluşturan Trump’ın tutumuyla çelişiyor.
Trump’ın ifadelerinden haberdar olan bir danışmanı, ABD liderinin özel görüşmelerinde Vance’i Cumhuriyetçi Parti’nin halefi olarak belirlediğini söyledi.
Ancak aynı danışman, Vance’in adaylığını ne zaman ilan edeceğini veya Trump’ın kendisine ne zaman açıkça destek sunacağını kestirmek için “henüz çok erken” olduğunu kaydetti.
Buna karşılık Trump’ın altı danışmanı ve müttefiki, ABD Başkanı’nın farklı kişilere farklı görüşler dile getirdiğini ve fikrini değiştirme ihtimalinin her zaman sürdüğünü ifade etti.
MS NOW da temmuz ayı sonunda üst düzey Beyaz Saray yetkililerine dayandırdığı haberinde, Trump’ın 2028 adayı konusunda netleştiğini ve Vance’i açıkça desteklemeye başladığını öne sürmüştü.
Söz konusu yetkililer, Vance’in anı kitabının tanıtım turnesini bir dönüm noktası olarak nitelendirirken Trump’ın, Başkan Yardımcısı’nın liberal gazetecilere mülakat verme kabiliyetini takdir ettiğini aktarmıştı.
Hem Vance hem de Rubio şu ana kadar başkanlık yarışına katılma niyetlerini resmen duyurmadı.
Rubio 2016 yılındaki başkanlık yarışına katılmış, ancak ön seçimlerde Trump’a kaybettikten sonra adaylıktan çekilmişti.
Amerika
Yarınki seçimlerden sonra kendi partisi Trump’a cephe alabilir

ABD’de yarın (3 Kasım) yapılacak ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin yenilgiyle ayrılması durumunda, kendi partisinin Trump’a karşı cephe alabileceği konuşuluyor.
ABD Başkanı Donald Trump, ara seçim mitinglerini Kansas’ta düzenlediği son toplantıyla sonlandırdı ve kalabalığa “çok fazla” seçim mitingi düzenlediğini söyledi.
Trump burada yaptığı konuşmada, “Bu gece sonlandırıyorum, hepsi bu kadar. Roger’ın [Marshall] seçilmesini sağlamak için buraya gelmek zorundaydım,” dedi.
Senatör Roger Marshall , kamuoyu yoklamalarında Demokrat Adam Hamilton’ın gerisinde kalıyor.
Trump, “Bu lanet şeyi kapatıyorum, buradan gidiyorum. Biraz uyumam lazım. Sakıncası yoksa, bu tür etkinlikleri biraz fazla yapıyorum,” diye ekledi.
Başkan, seçimlerin son düzlüğünde ülkeyi baştan başa dolaşıyor ve Cumhuriyetçiler, onun MAGA tabanı arasında oy kullanma oranına çok ihtiyaç duyulan bir ivme kazandıracağını umuyor.
Trump, iki gün önce Kansas’ta bir duraklama yapmasının istendiğini söyledi. Başlangıçta cumartesi günü için planlanan Kansas mitingini iptal eden Trump, Iowa’daki mitingin ardından bunu pazar günkü programına yeniden ekledi.
Başkanın pazartesi günü (2 Kasım) de yoğun bir programı var: Programında dokuz adet tele-miting ve Reflecting Pool’da bir konuşma yer alıyor.
NBC’nin son anket sonuçlarına göre Trump’ın onay oranı yüzde 38’e kadar gerilerken, Kongre’de Demokratların kontrolü ele geçirme ihtimali yüzde 52.
Kansas, Teksas ve Michigan gibi eyaletlerde Senato yarışında Demokrat adaylar önde görünüyor. Sırasıyla Adam Hamilton yüzde 48,7; James Talarico yüzde 52,1; Abdul El-Sayed yüzde 51 ile rakiplerini geride bırakıyor.
Mississippi, Güney Carolina ve Minnesota gibi eyaletlerde ise yarış birbirine yakın gidiyor.
Michigan’da Demokrat Senatör Haley Stevens, El-Sayed’e karşı Cumhuriyetçi Mike Rogers’a son dakikada destek açıkladı.
Pazar günü aldığı bu şok edici karar, diğer Demokratlara Demokrat aday Abdul El-Sayed’i desteklemeye devam edeceğini söylemesinden sadece birkaç saat sonra geldi.
Stevens’ın kararı hem Michigan’daki hem de ülke genelindeki Demokrat çevrelerde şok dalgası yarattı.
Pazar gecesi CNN’den Anderson Cooper’a verdiği mülakatta şunları söyledi:
“Abdul giderek daha da öfkeleniyordu; ben sadece yardım etmeye çalışıyordum ve ona destek vermiştim. O reklam çok acı vericiydi; Demokrat adayımıza oy vermek isteyen pek çok Demokrat var ve onlara sadece ‘Hey, bu partiye ait değilsiniz ya da bu kampanyaya ait değilsiniz’ deniyor. Bu sabah zihnim açık, dinç ve kalbimden geçenlere odaklanmış bir şekilde uyandım, hepsi bu,” dedi.
Stevens, pazar günü erken saatlerde POLITICO’ya verdiği demeçte, destek konusunda Rogers ile ancak pazar sabahı iletişime geçtiğini söyledi.
Öte yandan Senato Demokrat adayı Abdul El-Sayed’in seçim kampanyası ekibi, Michigan Senato yarışının son karmaşık günlerinde eski ön seçim rakibi Temsilci Haley Stevens’ın Cumhuriyetçi Mike Rogers’ı desteklemesinin ardından, dört saat içinde 1,2 milyon dolar bağış topladığını ve bu rakamın hâlâ artmakta olduğunu açıkladı.
Bu, El-Sayed’in Ağustos ayında adaylığı kazandığından bu yana bağış toplama açısından ikinci en iyi günü oldu.
Bu durum, Stevens’ın El-Sayed’e verdiği desteği geri çekip Rogers’ı destekleme yönündeki şok edici kararının ardından Demokrat bağışçıların yaşadığı hayal kırıklığının bir göstergesi.
Ne var ki seçime sadece iki gün kala, El-Sayed’in seçim kampanyasının bu beklenmedik gelirden yararlanma imkânları sınırlı.
Bu, El-Sayed’in bağışlarda yaşadığı ilk büyük artış değil: Ağustos ayında Stevens’ı geride bırakarak adaylığı garantiledikten sonraki 48 saat içinde 2,3 milyon dolar toplamıştı.
POLITICO’da yer alan bir başka habere göre ise, Cumhuriyetçiler ara seçimlerdeki olası bir mağlubiyetten Trump’ı sorumlu tutmaya hazırlanıyor.
Gümrük vergileriyle ilgili adımlarından, popüler olmayan İran savaşından ve kitlesel sınır dışı etme politikasından hızla uzaklaşmaya çalışsalar da, çok azı onu alenen eleştirmeye istekli oldu ki bu da Trump’ın Cumhuriyetçi Parti üzerindeki etkisinin hâlâ ne kadar güçlü olduğunun açık bir göstergesi.
Fakat yaklaşık bir düzine aday, seçim kampanyası yetkilisi ve milletvekiliyle yapılan röportajlar, bu seçim döngüsü boyunca kendilerini tam olarak kimin zor durumda bıraktığının son derece farkında olduklarını ortaya koyuyor.
Bir Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçi üyesi şunları söyledi:
“Bu yılın başlarında, tarihin akışını gerçekten tersine çevirebileceğimizi hissettiğimiz bir an vardı. Sonra Trump İran’ı bombaladı. Ve olaylar arka arkaya geldi.”
Cumhuriyetçiler, pek çok kritik çekişme bölgesinde anketlerde başa baş gidiyor ya da geride kalıyor ve bir zamanlar kendileri için güvenli sayılan bazı koltukları kaybetmeyi bekliyorlar.
Ayrıca Trump’ın son mesajları (örneğin erkek adayların fiziksel görünümlerine ilişkin tekrarlanan yorumlar da dahil olmak üzere) zaten gergin olan partiyi daha da sinirlendirdi.
Güney Carolina Senato yarışı ve diğer kampanyalarda çalışan Cumhuriyetçi stratejist T.W. Arrighi, The Conversation with Dasha Burns programında verdiği röportajda alaycı bir tonda, “Bence Jon Husted’ın kıçıyla Nicki Minaj’ın kıçı harika bir kapanış mesajı. Trump’ta iyi ile kötüyü bir arada kabul etmelisiniz, tabii her gün kendinizi delirtmek istemiyorsanız,” dedi.
Özel sohbetlerde bazı Cumhuriyetçiler daha da sert ifadeler kullanıyor. Cumhuriyetçi bir Temsilciler Meclisi üyesi, “En azından Barack Obama başkan iken, sadece düşmanlarını mahvederdi, dostlarını asla,” dedi.
Beyaz Saray, İran’la savaşa müdahalesini, gümrük vergisi düzenini ve göçmenlik yasalarının uygulanmasına yönelik yaklaşımını savundu.
Beyaz Saray sözcüsü Davis Ingle yaptığı açıklamada, Trump’ın “Cumhuriyetçi Parti için tartışmasız lider, en iyi elçi ve eşsiz bir motivasyon kaynağı olduğunu ve Kongre’deki Cumhuriyetçi çoğunluğu korumaya kararlı olduğunu” belirtti.
Açıkça konuşabilmek için isminin açıklanmamasını isteyen bir Beyaz Saray yetkilisi, suçlama oyununu “aptalca bir macera” olarak nitelendirdi ve Trump’ın “açıkça elinden gelen her şeyi yaptığını” söyledi.
Salı günü Cumhuriyetçi Parti için işler tamamen ters giderse, Trump’ın başkanlığının “topal ördek” dönemine yaklaşmasıyla birlikte, ona suç atfeden alçakgönüllü eleştiriler alenen bir linç kampanyasına dönüşebilir.
Cumhuriyetçiler ise 2028 seçimlerinde seçmenleri nasıl geri kazanacaklarına odaklanıp, partinin geleceğindeki yerlerini kapmak için birbirleriyle rekabet etmeye başlayabilir.
Diplomasi1 hafta önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Amerika2 hafta önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Görüş2 hafta önceFransa sokaklarında kaos ve hesaplaşma
Söyleşi1 hafta önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Dünya Basını2 hafta önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar
Dünya Basını2 hafta önce“Tescilli aşırı sağcı”: Alman parti sisteminin bumerangı
Asya6 gün önceMao gafı krize yol açtı: Mbappe özür diledi, Çin’de boykot başladı












