Amerika
ABD Temsilciler Meclisi’nde teknoloji devlerinin enerji maliyetlerine karşı yasal adım

ABD Temsilciler Meclisi Enerji ve Ticaret Komisyonu, yapay zeka veri merkezlerinin konut elektrik faturaları üzerindeki baskısını hafifletmeyi amaçlayan “Tüketiciyi Koruma Yasası” tasarımını 52-0 oyla kabul etti. İki partinin desteğini alan düzenleme, eyalet düzenleyicilerini teknoloji şirketlerinin yeni enerji ve altyapı maliyetlerini üstlenmesini öngören standartları değerlendirmeye zorluyor.
ABD Kongresinde yapay zeka altyapısının hızlı genleşmesine yönelik tepkiler artarken, veri merkezlerinin vatandaşların elektrik faturalarına etkisini sınırlamayı hedefleyen yasa tasarısı Temsilciler Meclisinde ivme kazanıyor.
Partiler üstü bir nitelik taşıyan Tüketiciyi Koruma Yasası (Ratepayer Protection Act), eyaletlerin elektrik maliyetlerini bireyler yerine teknoloji şirketlerine yükleyen standartları “değerlendirmesini” şart koşuyor.
Söz konusu yasal düzenleme, Temsilciler Meclisi Enerji ve Ticaret Komisyonundaki oylamada 52-0 oy birliğiyle kabul edildi. Bu sonuç, veri merkezlerinin inşasına yönelik tepkilerin parti sınırlarını aştığını gösteriyor.
Teknoloji devlerinin bu yılın başlarında Beyaz Saray’a verdiği taahhüdü yasalaştırmayı amaçlayan metin, eyalet düzenleyici kurumlarını oturum düzenlemekle yükümlü kılıyor.
Düzenleme, büyük veri merkezlerinin elektrik kullanımları doğrultusunda ihtiyaç duyulan yeni enerji üretimi veya iletim hatlarının masraflarını karşılamasını sağlayacak bir standardın görüşülmesini mecbur kılıyor; ancak eyaletleri bu standartları nihai olarak uygulamaya zorlamıyor.
Temsilciler Meclisi Enerji ve Ticaret Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Brett Guthrie, yaptığı açıklamada, “Sektörün tamamı değerlendirildiğinde, elektrik faturalarını ödeyen ailelerin ve toplulukların yanında yer alabilecek tek bir yapının varlığı belirginleşti; o da bu komisyondur ve Kongredeki meslektaşlarımızdır” ifadesini kullandı.
Tasarı, Senatoda da karşılık buldu. Cumhuriyetçi Senatör Jon Husted, geçtiğimiz hafta düzenlemeyi Senatoya sundu. Husted’ın sözcüsü, senatörün Temsilciler Meclisindeki komisyon onayından ve partiler üstü destekten memnuniyet duyduğunu, yasanın Senato Enerji ve Doğal Kaynaklar Komisyonundan geçerek nihai onaya ulaşması için çalışmayı sürdüreceğini bildirdi.
Mevzuatın ilerleyişi hızlansa da nihai olarak yasalaşıp yasalaşmayacağı belirsizliğini koruyor.
Temsilciler Meclisi Enerji ve Ticaret Komisyonundaki Cumhuriyetçilerin sözcüsü Matt VanHyfte, e-posta yoluyla yaptığı açıklamada, tasarının komisyondan geçmesinin ardından ilerlemeyi sürdüreceğinden emin olduğunu kaydetti.
Citizens Utility Board bünyesindeki “Daha İyi Bir Şebeke İçin Tüketiciler” kampanyasının direktörü Clara Summers, yasanın eyaletlere doğrudan standart kurma zorunluluğu getirmediğini ancak Kongreden gelen bir yönlendirmenin faydalı olduğunu belirtti.
Summers, “Bu meseleyi proaktif biçimde ele almayan eyaletler var. Dolayısıyla Kongrenin ‘Belirlenen zaman dilimi içinde bu konuyu en azından gündeme almalısınız’ mesajı vermesi olumlu bir teşviktir” dedi.
Summers, tasarının eyaletlerin değerlendirmesine sunduğu standartların veri merkezlerini üretim, iletim, dağıtım ve diğer maliyetlerden sorumlu tutacağını ancak aksiyon alıp almama kararının eyaletlere kalacağını vurguladı.
Enerji ve Ticaret Komisyonundaki bazı Demokratlar yasaya destek vermekle birlikte düzenlemeyi kesin bir çözüm değil, “ilk adım” olarak niteledi.
Demokrat Milletvekili Nannette Barragán, tasarının önemli bir ilkeyi tanıdığını ancak yeterli olmadığını belirterek “Aileleri yüksek elektrik maliyetlerinden korurken aynı zamanda sağlık ve çevre üzerindeki etkileri de ele almak için daha fazlasını yapmalıyız” dedi.
Yapay zeka gelişiminin merkezinde yer alan veri merkezleri, teknoloji şirketlerinin yeni sunucu depoları inşa etme ve hesaplama kapasitesini artırma hamleleriyle birlikte yerel halkın direnciyle karşılaşıyor.
Yerel topluluklar; elektrik fiyatları, su tüketimi ve muhtemel kirlilik endişeleri nedeniyle projelere itiraz ediyor. Bazı uzmanlar bu muhalefeti, istihdam kaybı gibi yapay zekaya yönelik genel kaygılarla da ilişkilendiriyor.
Geçen yıla kadar hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler tarafından büyük yatırım fırsatı olarak görülen veri merkezi projelerine kamuoyu desteği geriliyor.
Politico tarafından yayımlanan ankete göre, Amerikalıların yüzde 41’i bölgelerinde bir veri merkezi kurulmasına karşı çıkarken, yüzde 24’ü destek veriyor. Ocak ayında ise projelere karşı çıkanların oranı yüzde 28, destekleyenlerin oranı yüzde 36 seviyesindeydi.
Tasarının sponsorlarından Demokrat Milletvekili Kathy Castor, komisyonun gündemindeki düzenleme paketinin sorunu çözmede yetersiz kaldığını söyledi.
Temsilciler Meclisindeki Cumhuriyetçi çoğunluğa işaret eden Castor, “Çoğunluğun, hane halkı elektrik faturalarını düşürmek için şu anda daha fazla adım atması gerektiğine inanıyorum. Partiler üstü tasarılar iyi birer ilk adım ancak enerji enflasyonunun yaşandığı bu dönemde yetersiz kalıyor” dedi.
Castor, federal düzenleyicilerin yeni enerji kaynaklarının şebekeye bağlanmasını hızlandırmasını öngören kendi tasarısının komisyonda görüşülmemesinden üzüntü duyduğunu ekledi.
Buna karşın Castor, yasanın geliştiricilere “Bir şirket veri merkezi kurmak istiyorsa ihtiyaç duyduğu enerji ve şebeke güncellemelerinin bedelini ödemelidir” mesajı vermesini takdir etti.
Biyolojik Çeşitlilik Merkezinden kıdemli iklim ve enerji politikaları uzmanı Camden Weber ise The Hill’e yaptığı değerlendirmede, “Kongrenin fiyat meseleleriyle ilgilenmesi olumlu. Bir erişilebilirlik krizi yaşıyoruz. İnsanlar faturalarını, özellikle de enerji faturalarını ödemekte zorlanıyor. Ancak veri merkezleriyle ilgili kaygılar sadece bununla sınırlı değil. Çevre sorunları, su kıtlığı, hava kirliliği gibi bir dizi mesele var. Bu tasarı niyet itibarıyla iyi görünse de yeterince ileri gitmiyor” ifadelerini kullandı.
Weber ayrıca yasanın eyaletler için bir zorunluluk değil, isteğe bağlı bir mekanizma öngörmesini de eleştirdi.
Buna karşın bazı milletvekilleri bu esnekliği tasarının olumlu bir yönü olarak değerlendiriyor.
Demokrat Milletvekili Troy Carter, komisyon oturumunda yaptığı konuşmada, “Önemli olan, Washington’ın Louisiana’ya dayatmada bulunmamasıdır. Bu tasarı eyalet düzenleyicilerini belirli bir tarife yapısını kabul etmeye zorlamıyor. Eyalet kamu hizmeti komisyonlarının değerlendirmesi için federal bir standart belirliyor; ardından bu standardın nasıl uygulanacağına kendi kararlarıyla yön vermelerini sağlıyor” dedi.
Carter, yerel yetkililerin bölgelerinin ihtiyaçlarını en iyi bilen aktörler olduğunu vurguladı.
Cumhuriyetçi komisyon sözcüsü Ben Mullany, yasanın politikalara etkisine ilişkin soruya e-posta ile yanıt vererek, şebekenin etkin çalışmasını sağlamak amacıyla eyaletler ve kamu hizmeti şirketleriyle ortak hareket ettiklerini kaydetti.
Mullany, “Tüketiciyi Koruma Yasası, özünde Kongreden eyaletlere güçlü bir sinyal gönderiyor. Eyaletlerin bu büyük bilgi işlem yüklerini incelemesi ve konut abonelerinin bu veri merkezleri için gereken elektriğin üretimi ile iletiminin mali yükünü taşımamasını sağlamak adına çalışması gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.
Söz konusu yasal düzenleme teknoloji sektörünün tepkisiyle de karşılaşıyor. Birçok büyük teknoloji firması tarafından desteklenen Data Center Coalition (Veri Merkezi Koalisyonu), tasarıda yapılan ve kapsamı yalnızca veri merkezleriyle sınırlandıran son değişikliklere karşı olduğunu bildirdi.
Veri Merkezi Koalisyonu Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Josh Levi, grubun mevzuatın ilk halini ve amacını desteklediğini belirtti.
Levi, “Ancak Enerji ve Ticaret Komisyonunun yaptığı değişiklikler, tasarının kapsamını daraltarak sadece veri merkezi sektörünü hedef alıyor. Bu durum, ABD’deki operasyonlarını genişleten diğer sektörlerin büyük yük artışlarından doğan maliyetleri karşısında vatandaşları savunmasız bırakıyor” açıklamasını yaptı.
Amerika
Büyük Teknoloji, 300 milyar dolarlık borcu bilanço dışı tutmaya çalışıyor

Büyük teknoloji şirketleri, yapay zeka veri merkezleri ve çipleri için borçları desteklemek amacıyla garantilerin kullanımını hızla genişletiyor.
Şirketler, bir yıldan kısa bir sürede 300 milyar dolara varan taahhütlerde bulunurken, bu riskin çok az bir kısmını bilançolarında gösteriyorlar.
Geçen sonbaharda Meta tarafından devasa bir veri merkezi projesinde ilk kez kullanılan ve “kalıntı değer garantileri” [residual value guarantees] olarak adlandırılan bu uygulamalar, Broadcom tarafından Anthropic’e yönelik çip finansman anlaşmasının bir parçası olarak ve Nvidia tarafından da OpenAI’a ve çiplerini satın alan diğer müşterilere destek sağlamak amacıyla benimsenmiştir.
Teknoloji şirketlerinin yongalar veya veri merkezleri için minimum bir gelecek değeri garanti ettiği bu düzenlemeler, yapay zeka altyapısı patlamasını hızlandırmak amacıyla Büyük Teknoloji şirketleri tarafından benimsenen ve giderek artan yaratıcı finansman yapıları arasına katılıyor.
Financial Times’ın (FT) bir analizine göre, teknoloji devleri yalnızca son 12 ayda bu garantiler kapsamında 300 milyar dolara varan taahhütlerde bulundu.
Bankacılar bu garantileri “bilanço açısından verimli” olarak tanımlıyor. Bu garantiler genellikle teknoloji şirketlerinin kendileri tarafından değil, altyapıya sahip özel amaçlı araçlar (SPV’ler) tarafından ihraç edilen borçları destekliyor.
Bu da teknoloji gruplarının yükümlülükleri tam olarak bilançolarına kaydetmeye gerek kalmadan finansal güçlerini bu anlaşmalara aktarmalarına olanak tanıyor.
Garantilerin artması, Büyük Teknoloji şirketlerinin yapay zeka alanındaki trilyonlarca dolarlık yatırımının, hayal kırıklığı yaratan kullanım oranları, bilgi işlem gücünde arz fazlası ya da teknoloji etrafında sürdürülebilir iş modelleri oluşturulamaması nedeniyle karşılığını vermemesi durumunda, bir risk katmanı daha ekliyor.
Kredi derecelendirme kuruluşu KBRA’nın kıdemli direktörü Doug Colandrea, “Geçtiğimiz yıl bilanço dışı risklerde önemli bir artış yaşandı. Bu durum, kredi risk profillerine çok yüksek derecede bir karmaşıklık katıyor,” dedi.
Yapay zeka harcama planları nakit akışlarını aşmaya başladıkça, teknoloji şirketleri yatırım notlarını korumak ve düşük maliyetli kurumsal borç kaynaklarına erişimlerini sürdürmek amacıyla bilançolarını yönetmeye daha fazla odaklanmaya başladı.
Genel olarak, Morgan Stanley analistleri yedi hiper ölçekli şirket ve çip üreticisinin bilanço dışı taahhütleri ve kredi desteğinin toplamının 3,1 trilyon doları aştığını hesapladı.
CIBC Private Wealth US’in sabit getirili menkul kıymetler başkanı Tim Musial, “Herkes hesaplama gücünü elde etmek için bir yarış içinde olduğu için tüm bu gelecekteki taahhütler konusunda endişe var,” dedi.
Kredi verenler için, Büyük Teknoloji şirketlerinin sunduğu kalıntı değer garantileri, yapay zeka veri merkezlerini ve çipleri finanse etmek için on milyarlarca dolar ayırırken mevcut teknolojinin hızla eskimesi konusundaki endişeleri hafifletmeye yardımcı oluyor.
Teknoloji şirketleri, bu varlıkların bir gün satılması veya yeniden kiralanması gerektiğinde ve garantili asgari değerin altında bir fiyat elde edilmesi durumunda, belirlenen eksiklikleri karşılamayı kabul ediyor.
Konuya yakın kaynaklara göre, bu şirketlerin yapay zeka finansmanına girişi, bu garantilerle projeler için daha ucuz finansman imkânı sağladı.
Bu garantilerin fiyatı genellikle garantörün kendi borcuna göre sadece 100 ila 150 baz puanlık bir prim olarak belirleniyor.
Broadcom, bu yıl bu garantileri benimseyen ilk yonga üreticisi oldu ve Haziran ayında, çipleri Anthropic’e kiralayacak bir SPV’ye 1 GW’lık çip satmak üzere 29 milyar dolarlık risk üstlendi.
Bu garanti, Broadcom ve Google’ın yapay zeka laboratuvarına yonga tedarik etmek üzere oluşturdukları karmaşık bir tedarikçi finansman programının bir parçası.
Broadcom’un son çeyrek raporuna göre, bu kredi desteğinin şirketin kendi bilançosu üzerinde çok az etkisi olduğu görüldü.
Konuya yakın kaynaklar, yonga üreticisinin muhtemelen gelecek yıl planladığı çip teslimatlarının bir kısmını finanse etmek için garantiler sunacağını belirtti.
Bu teslimatlar arasında Anthropic için 5 GW’lık ek yonga ve OpenAI için 1,3 GW’lık özel üretim çipler yer alıyor.
Şirket, yatırımcılara “önde gelen öncü yapay zeka laboratuvarlarının güçlü kârlılık eğilimi ve temel varlıkların sürdürülebilir değeri” nedeniyle bu tür garantilerin devreye girme olasılığının düşük olduğunu bildirdi.
Geçen ay Broadcom’un rakibi Nvidia, benzer bir tedarikçi finansman programını duyurmuştu.
Çip üreticisi, Goldman Sachs ve bir grup Wall Street yatırımcısı tarafından hazırlanan anlaşmalar için yüzde 25’e varan kalıntı değer desteği sunabileceğini belirtti.
Bu anlaşmaların amacı, Nvidia tabanlı yapay zeka altyapısı için toplu olarak 500 milyar dolarlık sermaye toplamak.
Nvidia ayrıca, OpenAI için Ohio’da devasa bir veri merkezi kampüsü inşa eden SoftBank iştiraki SB Energy’ye 105 milyar dolarlık teminat sağladı.
Şirket, OpenAI’ın kira sözleşmeleri 2028’de yürürlüğe girene kadar bilançosunda herhangi bir yükümlülük kaydetmeyecek; o zaman bile garanti yapısı, bilançosundaki yükü sınırlayacak.
Buna karşılık, kampüs 20 yıl boyunca yalnızca Nvidia donanımlarını kullanacak.
Morgan Stanley ve Goldman Sachs’taki bankacılar, bu anlaşmaların oluşturulmasında kilit rol oynadılar.
Morgan Stanley’de yapılandırılmış ürünler sermaye piyasaları başkanı Richard Myers şunları söyledi:
“[Kalıntı değer garantileri] varlığın rekabetçi bir satış süreci yoluyla nakde çevrilmesini gerektiren net bir sözleşme mekanizmasına sahip ve bu varlık değeri daha sonra garanti kapsamındaki herhangi bir riskle mahsup edilir.”
Bu yapı, yapay zeka altyapısına ilk kez bu şirket tarafından uygulanmıştı.
Garantör, yalnızca satış fiyatı ile garantili değer arasındaki farkı karşıladığından, kalıntı değer garantileri “tipik bir ödeme garantisine kıyasla bilançoda daha verimli bir muamele görüyor.”
Meta, yapay zeka finansmanı için bu yapıyı benimseyen ilk teknoloji grubu oldu.
Şirket, Louisiana’da 2 GW kapasiteli Hyperion veri merkezini geliştirmek üzere Blue Owl ile kurduğu ortak girişimi desteklemek amacıyla 28 milyar dolarlık kalıntı değer garantisi sağladı.
4 milyon fit kare (yaklaşık 371 bin metrekare) alana yayılan projenin 2030 yılına kadar faaliyete geçmesi bekleniyor ve yaklaşık 1,5 milyon haneye elektrik sağlayacak kadar enerji üretecek.
Bu garantiler, sonuçta veri merkezi için Meta’nın kendi tahvillerinden 150 baz puan farkla 27 milyar dolarlık borç sağlanmasına yardımcı oldu.
Bu süreçte Meta’nın bilançosunda kayda değer bir risk kaydı oluşmadı.
Teknoloji grubu, Temmuz ayında El Paso’da inşa edilen 1 GW’lık bir veri merkezini desteklemek için benzer bir yapıdan yararlandı.
Garantiler çoğunlukla bilanço dışı olsa da, kredi derecelendirme kuruluşları, bunları yansıtmak için teknoloji gruplarının kaldıraç rakamlarında düzeltmeler yaptıklarını belirtiyorlar.
S&P’deki analistler, garantili değerin, veri merkezi veya yongaların zorlu bir satış durumunda elde edeceği gelirle ilgili kendi tahminlerini aşan tutarı hesaplara eklediklerini söylüyorlar.
Amerika
Paramount, Warner Bros anlaşmasını bitirmeye yakın

Paramount, Warner Bros. Discovery’ye yönelik 111 milyar dolarlık devralma teklifinin önündeki engeli aşmak için önemli bir adım attı.
Şirketin sahipleri, 12 Demokrat eyalet başsavcısından oluşan bir koalisyona bir dizi taviz verdi.
Kaliforniya Başsavcısı Rob Bonta Pazartesi günü düzenlediği basın toplantısında, “Bu uzlaşma, söz konusu birleşmeye verilen bir destek oyu değil,” dedi ve iki şirketin birleşmesi gerektiğini düşünmediğini ekledi.
Fakat Bonta, uzlaşmanın “rekabeti ve tüketicileri koruyan güçlü bir çözüm” olduğunu belirtti ve “Daha fazla yapım, burada, ülkemizde daha fazla iş demektir,” dedi.
Anlaşma ayrıca, birleşmiş şirketin televizyon haberciliği devleri olan CBS ve CNN’i, haber odası kararlarına yönelik kurumsal müdahalelerden korumayı amaçlayan bir kurul oluşturulmasını da öngörüyor; bu, birçok eyalet başsavcısının talebiydi.
Bonta, bir denetçinin Paramount’un şartlara uyumunu izleyeceğini belirtti. Şirketin bu şartlara uymaması halinde eyaletlerin konuyu mahkemeye taşıyacağını da sözlerine ekledi.
Eyaletlerin açtığı dava ve Amerika Yazarlar Birliği’nin (WGA) benzer davası, Paramount’un Warner’ı devralma yolundaki son engellerdi.
Anlaşma, hâlâ bir yargıcın onayına tabi olmakla birlikte, Paramount’u en azından şimdilik Warner Bros. Studios ve Paramount Pictures’ı ayrı ayrı işletmeye mecbur kılacak.
İki şirket birlikte, iki yıl boyunca yılda en az 30 film, sonraki üç yıl boyunca ise yılda 32 film yayınlayacak; aksi takdirde para cezasına çarptırılacak.
Ayrıca, ABD’de film çekmek için yıllık 300 milyon dolar daha harcayacaklar.
Paramount CEO’su ve Yönetim Kurulu Başkanı David Ellison şunları söyledi:
“Hedefimiz her zaman daha güçlü bir Hollywood inşa etmek olmuştur; daha fazla hikayenin anlatıldığı, tüketiciler için daha fazla seçenek sunan ve rekabetin daha güçlü olduğu bir Hollywood. Bu vizyon, dünya çapında yaklaşık 70 yargı bölgesindeki rekabet otoritelerinin oybirliğiyle onaylanmasıyla doğrulandı; bu otoriteler, anlaşmanın rekabeti, tüketicileri ve çalışanları destekleyici olduğu konusunda hemfikirdi. Eyalet başsavcılarının ve WGA’nın endişelerini gidermiş bulunmaktayız; bu birleşme için tam onay aldık ve bu taahhütleri hayata geçirmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.”
Ellison ailesi ile Başkan Donald Trump yakın bağlara sahip.
David Ellison, Paramount’u bir yıldan biraz fazla bir süre önce satın aldı. Bu anlaşma için Federal İletişim Komisyonu Başkanı Brendan Carr’ın onayını almak üzere bazı adımlar attı.
Ardından, Bari Weiss’i CBS News’un genel yayın yönetmeni olarak işe aldı. Merkez sağ görüşlü haber sitesi The Free Press’in kurucusu olan Weiss, ana akım basının başkana karşı aşırı derecede refleksif bir eleştiri tutumu sergilediğini savunuyor.
Weiss, birkaç CBS kıdemli çalışanını işten çıkardı ve kendi seçtiği kişileri atadı.
Hem Paramount’un satın alınması hem de Warner’ı satın alma anlaşması, Ellison’ın babası ve Trump’ın mali destekçisi ve danışmanı olan Oracle’ın kurucu ortağı Larry Ellison’ın servetine dayanıyor.
Trump, TikTok’un Çinli sahibinden ayrılması sırasında, Ellison’ın ABD’deki TikTok’un kontrol hissesine sahip olmasını sağladı.
Hem CBS News’in durumu hem de Ellison ailesinin Trump ile olan bağları göz önüne alındığında, eyalet başsavcıları bunun CNN’in haber içeriğinin tarafsızlığını nasıl etkileyebileceği konusunda endişelerini dile getirdiler.
Paramount’un Warner’ı satın alması, iki ikonik film stüdyosunu, CBS ve CNN’i, çok sayıda kablolu kanalı, Paramount Plus ve HBOMax yayın platformlarını ve DC Comics, Harry Potter ve Star Trek gibi büyük serileri bir araya getirecek.
Ellison, Paramount’un dijital devler Netflix, Amazon ve Apple’ın yanı sıra Disney ile rekabet edebilmek için büyümesi gerektiğini savunuyor.
Eyalet başsavcıları devreye girerek, benzer rakiplerin birleşmesinin eğlence sektöründe kitlesel işten çıkarmalara, daha az film çekilmesine, sinema salonlarına daha yüksek ücretler uygulanmasına ve sinemaseverler için bilet fiyatlarının artmasına yol açabileceği endişesini gerekçe göstererek antitröst davası açtılar.
18 Eylül’de FCC, anlaşmayı finanse etmek için devasa bir yabancı sermaye girişini onayladı.
Birleşen şirketin hisselerinin %49,5’i, Suudi Arabistan, Katar ve Abu Dabi’nin varlık fonları da dahil olmak üzere yabancı sermayeye ait olacak.
Ayrıca kurum, bu oranın %100’e kadar çıkabileceğine hükmetti. Paramount, sahip olacağı hisselerin oy hakkı olmayan sessiz hisselerden oluşacağına dair söz verdi.
Amerika
Palantir CEO’su Karp, yapay zeka için devletleştirme istedi

Palantir CEO’su Alex Karp, yapay zeka laboratuvarlarının devletleştirilmesi çağrısında bulundu.
Karp, “sorumsuzca” hareket eden yapay zeka geliştiricilerine hem hukuki hem de cezai sorumluluklar yüklenmesi gerektiğini vurguladı.
Geçen perşembe günü CNBC’ye verdiği demeçte Karp, politika yapıcıların bu teknolojiye ilişkin “makul kılavuz ilkeler” belirlemesi gerektiğini söyledi.
Karp, “İlk savunma hattı, kendi eylemlerinizden sorumlu olmanızdır,” dedi.
Hükümetlerin devletleştirmeyi gerekli gördüklerine inandığını belirten Karp, bunun yapılmaması halinde AI şirketlerinin her müşterisinin yasal işlem başlatabileceğini ifade etti ve “Bu konuyu ciddiye almalıyız,” diye ekledi.
Karp’ın açıklamaları, araştırmacıların bu teknolojinin varoluşsal ve toplumsal tehlikeler oluşturduğuna dair uyarılarının giderek artması karşısında, politika yapıcıların ve teknoloji yöneticilerinin gelişmiş yapay zeka sistemlerini nasıl yönetecekleri konusunda çabaladıkları bir dönemde geldi.
Anthropic CEO’su Dario Amodei, öncü yapay zeka geliştirme çalışmalarının hızının yavaşlatılması çağrısında bulunmuştu.
OpenAI CEO’su Sam Altman ile SpaceX ve Tesla CEO’su Elon Musk da bu görüşe katıldıklarını belirttiler.
Başkan Donald Trump ise bu endişeleri reddetti ve sosyal medya hesaplarında yapay zeka risklerini defalarca “aldatmaca” olarak nitelendirdi.
Nvidia CEO’su Jensen Huang ve Meta Platforms CEO’su Mark Zuckerberg, yapay zeka geliştirme konusunda Trump’ın daha hoşgörülü tutumuna katıldıklarını açıkladılar.
Zuckerberg “uyum konusuna odaklanamayan yapay zeka laboratuvarlarının geride kalacağını” söyledi.
OpenAI, geçen çarşamba günü yaptığı açıklamada, son altı ayda meydana gelen “beklenmedik veya endişe verici” altı model davranışı örneğini ortaya koydu.
Bu açıklama, Hugging Face sızıntısının ardından geldi. Bu olay, Amodei’nin yapay zeka geliştirme hızını yavaşlatma argümanının bir parçası olarak bu olayı örnek göstermesine neden olmuştu.
OpenAI CFO’su Sarah Friar, güvenlik endişeleri gerektirirse şirketin yapay zeka geliştirme çalışmalarını yavaşlatacağını belirtti.
Friar, “Eğer bu, sınırları yeniden belirlememiz ve hızımızı düşürmemiz anlamına geliyorsa, elbette araştırmacılarımızı dinleyip bunu yapacağız,” dedi.
Bu arada OpenAI, Anthropic ve Google DeepMind, birkaç haftadır güvenlik koordinasyonu görüşmeleri yürütüyor.
Tartışma, Kongre’ye de sıçradı. Connecticut eyaletinden Demokrat Senatör Richard Blumenthal, ülkenin “kontrolü tamamen kaybetmenin eşiğinde” olduğunu belirterek, yapay zeka modellerinin kullanıma sunulmadan önce bağımsız bir incelemeye tabi tutulması gerektiğini vurguladı.
Temsilciler Meclisi’nde, yapay zeka geliştiricilerini sistemlerine acil durum kapatma özellikleri eklemeye zorlayacak bir yasa tasarısı da sunuldu.
Fakat benzer öneriler Senato’da muhalefetle karşılaştı.
Avrupa2 hafta önceKoçbaşı olarak AfD
Ortadoğu2 hafta önceİsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı, Türkiye’yi tehdit etti
Asya2 hafta önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya1 hafta önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını2 hafta önceProf. Hanke: Washington’dan gelen hiçbir açıklamaya güvenemezsiniz
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Milanovic: Küresel neoliberalizm bitti, yeni bir evreye geçtik
Asya2 hafta önceİran ile Çin arasında milyarlarca dolarlık gizli ticaret ağı
Ortadoğu2 hafta önceNetanyahu, bin Zayed’den gelen “7 Ekim” uyarısını görmezden gelmiş












