Bizi Takip Edin

Amerika

ABD nükleer güvenlikte 50 yıllık ilkeyi değiştiriyor

Yayınlanma

ABD Nükleer Düzenleme Komisyonu (NRC), yaklaşık 50 yıldır uygulanan ve radyasyona maruz kalmayı en düşük seviyede tutmayı hedefleyen ALARA ilkesini kaldırmayı önerdi. Yeni düzenleme kapsamında işletmeler için radyasyon dozuna bağlı kademeli bir güvenlik yaklaşımı getirilmesi planlanıyor. Karar, veri merkezleri ile yapay zekanın artan enerji talebi doğrultusunda nükleer kapasitenin genişletilmesi hedeflendiği bir dönemde gündeme geldi.

ABD Nükleer Düzenleme Komisyonu (NRC), 50 yıldır ülkede radyasyonun etkilerini en aza indiren ve dünya genelinde kabul gören temel güvenlik ilkesini uygulamadan kaldırmayı teklif etti.

Associated Press (AP) ajansının haberine göre kurum, mevcut güvenlik mevzuatında değişikliğe gitmeyi hedefliyor.

Halen yürürlükte olan düzenlemeler uyarınca nükleer santraller, akademiler ve radyoaktif materyal kullanan diğer kurumlar, ALARA (As Low As Reasonably Achievable – Makul Olan En Düşük Seviye) ilkesi gereğince radyasyona maruz kalma düzeyini mümkün olan en alt seviyede tutmakla yükümlü bulunuyor.

NRC tarafından sunulan teklif ALARA ilkesinin kaldırılmasını öngörürken, maksimum radyasyon maruziyetine ilişkin üst sınır standartlarını koruyor.

Söz konusu sınır dozlar, halkın ve çalışanların maruz kalabileceği azami radyasyon miktarını belirliyor.

Mevcut ALARA ilkesi ise radyasyon seviyesini bu yasal sınırların da altında ve olabilecek en düşük düzeyde tutmayı zorunlu kılıyordu.

Komisyon, ALARA ilkesinin yerine “kademeli yaklaşım” olarak adlandırılan yeni bir model getirmeyi amaçlıyor. Bu sistem, tesislerin çalışanlarına yönelik potansiyel radyasyon dozuna bağlı olarak alması gereken bir dizi tedbiri içeriyor.

Önerilen model, izin verilen üst sınır dozlarına yaklaşıldıkça daha sıkı radyasyon koruma önlemlerinin uygulanmasını şart koşuyor.

AP, bu mevzuat değişikliğinin, ABD Başkanı Donald Trump’ın veri merkezleri ile yapay zeka teknolojilerinin gelişimi nedeniyle fırlayan elektrik talebini karşılamak amacıyla yerli nükleer enerji üretimini artırma girişimleri esnasında gerçekleştiğine dikkat çekiyor.

Enerji Bakanlığının ALARA ilkesini uygulamayı halihazırda durdurduğu aktarılırken, Nükleer Düzenleme Komisyonunun radyasyondan korunma kurallarına ilişkin yeni düzenlemeyi önümüzdeki aylarda tamamlamayı planladığı kaydedildi.

Komisyon Başkanı Ho Nie, kurumun güvenlik standartlarını düşürmediğini açıkladı.

Nie konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Güvenlik çıtasını aşağı çekmiyoruz. Sadece belirsizlikleri ortadan kaldırıyoruz. Çalışanlar ve halk için maruz kalma standartları değişmiyor, yalnızca daha fazla açıklık getiriyoruz” dedi.

Öte yandan ABD Enerji Bakanlığı Basın Servisi, daha önce ABD ile Suudi Arabistan arasında sivil nükleer enerji alanında bir işbirliği anlaşması imzalandığını duyurmuştu.

Trump, geçtiğimiz yılın mayıs ayında Enerji Bakanlığına ABD’de 10 yeni nükleer reaktörün inşasına başlanması talimatını vermişti.

Bakanlığa ayrıca, mevcut nükleer reaktörlerin kapasitesini 5 GW artırmak amacıyla nükleer enerji sektörüyle ortak çalışmalar yürütme görevi tevdi edilmişti.

Amerika

Graham’ın İran savaşı belgeseli ilk kez yayınlandı

Yayınlanma

Ölen ABD’li Senatör Lindsey Graham’ın İran ile savaşa yönelik yıllar süren çabalarını hayatının en büyük başarısı olarak nitelendirdiği daha önce yayımlanmamış belgesel görüntüleri kamuoyuna sunuldu. İngiliz belgeselci Alex Holder tarafından kaydedilen görüntülerde Graham, ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu Franklin D. Roosevelt ve Winston Churchill’e benzetiyor.

Pazar günü yayınlanan ve daha önce görülmemiş belgesel görüntüleri, bu ayın başlarında 71 yaşında ölen ABD’li Senatör Lindsey Graham’ın İran ile savaşa yönelik çok yönlü kampanyasını “yaptığım en iyi şey” olarak nitelendirdiğini ve ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu Franklin D. Roosevelt ve Winston Churchill’e benzettiğini ortaya koydu.

Washington’da savaş şahini olarak tanınan Graham, birkaç yıl boyunca kendisinin 400 saatten fazla görüntüsünü kaydettiğini belirten İngiliz belgesel yapımcısı Alex Holder’a çekim izni vermişti.

Graham, başkanın ikinci döneminde İran savaşı ve Pentagon’un devasa modernizasyonu da dahil olmak üzere Trump’ın en büyük hedeflerinin merkezinde yer almıştı.

Çekilen belgesel, Graham’ın savaş çabalarını desteklediği süreçte Trump, Başbakan Binyamin Netanyahu ve hatta Demokrat eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ile yaptığı telefon görüşmelerini de kayda aldı.

Holder, CNN’den Manu Raju’ya “Inside Politics” programında verdiği mülakatta, “Oldukça olağanüstüydü. Amerika Birleşik Devletleri’nin en etkili politikacılarından birine gerçekten eşi benzeri görülmemiş dört buçuk yıllık bir erişim sağladık” dedi.

Uzun süredir Trump’ın danışmanlığını yapan bir isim, bu ayın başlarında CNN’e yaptığı değerlendirmede, Graham’ın son on yılda Trump’ın yüksek riskli jeopolitik meselelerde en çok güvendiği danışmanlarından birine dönüştüğünü belirtti.

Kıdemli danışman, ABD’nin Ukrayna’ya vereceği desteğin kapsamı ve Beyaz Saray’ın İran savaşını sonlandırmak için yürüttüğü müzakere çabaları gibi temel stratejik konularda anlaşmazlığa düşseler bile senatörün başkanın güvenini kazandığını ifade etti.

Söz konusu danışman, “Donald Trump, Lindsey’ye dış politika uzmanlarından biri olarak bakıyordu. Onunla her zaman aynı fikirde değildi ama ona saygı duyduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

Yeni görüntülerde Graham, Netanyahu ile konuşurken ve başkanla yaptığı görüşmeleri aktarırken görülüyor. Senatör, Trump’ı İsrail ile birlikte daha fazla adım atmaya teşvik ediyor.

Açıklanan klipte Graham, çabaları hakkında, “Bu yaptığım en iyi şey. Bir şeyleri havaya uçurmayı seviyor” ifadesini kullanıyor.

Trump hakkında konuşmaya devam eden Graham, “Neredeyse hiç tweet atmadı. Drama yok. Harika bir savaş dönemi başkanı oldu. Dün gece Trump ve Bibi’nin Roosevelt ve Churchill gibi olduğunu söyledim” diye ekliyor.

Graham ile başkan arasındaki ilişkiler her zaman sorunsuz ilerlemedi. Holder, aralarındaki ilişkiyi öne çıkaran daha fazla görüntünün geleceğini belirterek “Bunun için takipte kalmanız gerekecek” değerlendirmesinde bulundu.

İran ile savaş sürerken, Graham’ın savunduğu çatışmanın ilk günlerinde yaptığı bazı tahminlerin gerçeklerden oldukça uzak olduğu görüldü.

Graham, mart ayında Sullivan ile yaptığı bir telefon görüşmesinde, “Üç ila dört hafta içinde onları bazı şehirlerin kontrolünü kaybetmeye başladıkları bir noktaya getirmeliyiz. Arapları yarın veya hafta sonuna kadar daha açık şekilde sürece dahil etmeliyiz ve ardından neredeyse geri döndürülemez bir ivme yakalamalıyız” diyor.

Görüntülerde ayrıca Elton John’un 70 yaşına giren Graham’ı arayarak ona “Happy Birthday” şarkısını söylemesi gibi daha hafif anlar da yer alıyor.

Holder, Wall Street Journal’a yaptığı açıklamada, “Lindsey’s Game” adını taşıyan belgeselin tamamını önümüzdeki aylarda yayımlamayı hedeflediğini söyledi. Yapımcı, Graham’ın bu projeyi gelecek nesillere kalması ve başkalarına hükümette çalışmaları için ilham vermesi amacıyla kabul ettiğini kaydetti.

Senatör Graham için anma törenlerinin bu hafta Washington’da ve memleketi Güney Karolina’da düzenlenmesi planlanıyor.

İsrail ile Lübnan sınırında savaşın genişlemesini önleyen görüşme

Lindsey Graham, mart ayı başlarında Trump’ı Lübnan’daki Hizbullah’ı bombalama konusunda İsrail’e katılması yönünde teşvik etmek amacıyla Florida’ya gitmeyi planlamıştı.

Ancak bu seyahatten önce Netanyahu, çatışmanın genişletilmesine karşı tavsiyede bulundu.

Netanyahu, Hizbullah’a saldırmanın daha geniş bir bölgesel savaşı kışkırtabileceği uyarısında bulunarak Graham’a, “Şu anda İran’a odaklanıyoruz” dedi.

Graham ise yanıtında “Bu aslında iyi bir tavsiye” diyerek İsrail Başbakanı’na hak verdi.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’li şirketler, düşük maliyetli Çin yapay zekasına yönelmeye başladı

Yayınlanma

ABD merkezli şirketler, devasa bütçeler gerektiren pahalı yapay zeka sistemleri yerine Çin menşeli daha ucuz ve açık modellere yönelmeye başladı. The Wall Street Journal’ın haberine göre sıradan kurumsal işlemler için en yüksek performanslı yazılımların kullanılması maliyet verimliliğini düşürüyor. Sektördeki bu yaklaşım değişikliği, küresel yapay zeka pazarındaki rekabet dengelerini ve harcama önceliklerini doğrudan etkiliyor.

ABD merkezli şirketler, yapay zeka teknolojileri için devasa bütçeler ayırma zorunluluğunun bulunmadığı ve Çin üretimi olanlar da dahil olmak üzere daha ucuz modellerin tercih edilebileceği sonucuna varıyor.

The Wall Street Journal gazetesinin aktardığına göre yapay zeka odaklı girişim Cursor’ın yöneticisi Mike Saeks, nispeten rutin görevlerin yerine getirilmesi esnasında en güçlü ve en pahalı yapay zeka modellerine ihtiyaç duyulmadığını belirtti.

Saeks, mevcut durumu değerlendirirken “Bu durum, yarış pisti için tasarlanmış bir Lamborghini ile markete süt almaya gitmeye benziyor” ifadelerini kullandı.

Eski bir yatırım bankacısı olan Saeks, Elon Musk’ın SpaceX şirketinin 60 milyar dolar değerleme üzerinden satın alma sürecinde olduğu Cursor girişiminde iki ay önce baş teknoloji sorumlusu (CTO) görevini üstlendi.

Saeks, şirketlere yapay zeka yatırımlarının geri dönüşünü değerlendirme ve bu yatırımların verimliliğini artırma konularında danışmanlık yapıyor.

Şirketlerin bütçe yaklaşımlarındaki bu değişim, yalnızca yüksek yapay zeka harcamalarından değil, aynı zamanda jeopolitik etkenlerden de kaynaklanıyor.

ABD merkezli önde gelen modeller genellikle geliştiricileri tarafından sıkı denetim altında tutulurken, Çinli geliştiriciler kullanıcıların indirip kendi ihtiyaçlarına göre özelleştirmelerine imkan tanıyan daha ucuz ve açık yapay zeka modelleri üretiyor.

Anthropic ve OpenAI gibi şirketler yıllardır en üst seviye modeller geliştirerek yapay zeka alanında liderlik için rekabet ediyordu.

Ancak iş dünyasının temel düzeydeki modellere de ihtiyaç duyduğunun ortaya çıkması, bu alandaki küresel yarışın yönünü değiştirdi.

ABD yönetiminin denetim adımları

Öte yandan CNBC’nin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberinde, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin gelişmiş yapay zeka modellerinin yayılımı üzerindeki denetimi artırmayı ve bu modellere hangi şirket veya kuruluşların erişebileceğini belirlemeyi hedeflediği bildirildi.

Trump, haziran ayında teknoloji şirketlerini yeni modellerini pazara sunmadan 30 gün önce test amacıyla hükümete gönüllü olarak sunmaya çağıran bir kararname imzaladı.

Financial Times ise konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberinde, Washington yönetiminin yeni modellerin piyasaya sürülmesine ilişkin standartlar oluşturmak amacıyla yapay zeka geliştiricileriyle görüşmeler yürüttüğünü duyurdu.

Okumaya Devam Et

Amerika

Milei, Arjantin ile Brezilya arasında diplomatik kriz yarattı

Yayınlanma

Brezilya Dışişleri Bakanlığı, Javier Milei’nin Brezilya’da bulunduğu sırada Lula ve Brezilyalı yetkililere hakaret ettiği iddiasıyla Arjantin’deki büyükelçisini geri çağırdığını duyurdu.

Bu karar, Milei’nin São Paulo’da, eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’nun oğlu Senatör Flávio Bolsonaro’nun başkan adayı olarak onaylandığı bir etkinliğe katıldığı günün ertesinde geldi.

Cumartesi günkü etkinlikte yaptığı konuşmada Milei, Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva’yı, diğer suçlamaların yanı sıra “hırsız” ve “suçlu” olmakla itham etti.

Milei ayrıca, darbe girişimi nedeniyle 27 yıl hapis cezasına çarptırılmış ve ev hapsinde bulunan Jair Bolsonaro’yu ziyaret talebini reddeden Federal Yüksek Mahkeme Üyesi Alexandre de Moraes’i “çöp” olarak nitelendirdi.

Federal Yüksek Mahkeme Başkanı Yargıç Edson Fachin, Milei’nin sözlerinin “Brezilya topraklarında, ülkenin en yüksek mahkemesinin bir yargıcına yönelik saygısız bir ifade” olduğunu belirtti.

Brezilya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Milei’nin açıklamalarının ardından Büyükelçi Julio Bitelli’nin istişare amacıyla geri çağrıldığını açıkladı.

Eski Arjantin Devlet Başkanı Alberto Fernández, pazar günü X platformunda Milei’nin hakaretlerini ortaya koyan bir video paylaştı.

Fernández, “Milei, Brezilya’ya deli gibi bağırarak gitti ve hapisteki bir darbe planlayıcısını görmek istedi. Kardeş bir ulusun devlet başkanına ve en önemli ticaret ortağımıza hakaret etmek affedilemez,” diye yazdı.

Bu arada, gelecek yıl yapılacak genel seçimlerde potansiyel bir aday olan Buenos Aires eyaleti valisi Axel Kicillof, X platformunda yaptığı açıklamada, Brezilya Dışişleri Bakanı Mauro Vieira ile temasa geçtiğini ve “Milei’nin Arjantin halkının duygularını temsil etmediğini iletmek” için görüştüğünü duyurdu.

“Başkan Milei’nin Brezilya hükümetini, devlet başkanını ve tüm ülkeyi aşağılayıp hakaret etmesini derin bir utançla izlediğini” belirten Kicillof, Buenos Aires eyaleti olarak, “Arjantin’in kardeş uluslara saygı duyduğunu ve bölgesel entegrasyona bağlı olduğunu” vurguladı.

Kicillof, Brezilya’nın Arjantin’in başlıca ticaret ortağı olduğunu belirterek, “Milei, bu provokasyonlarla yatırımları, ihracatı, binlerce iş yerini ve Arjantin’in çıkarlarını tehlikeye atıyor; tüm bunları da Trump’ın emriyle bir adayı desteklemek için yapıyor,” dedi.

Lula, Milei’nin sözlerine kamuoyu önünde yanıt vermedi. Fakat pazar günü Washington Post’ta yayımlanan ve ABD’nin Brezilya’ya uyguladığı gümrük vergilerini “stratejik bir hata” olarak nitelendirdiği bir köşe yazısında, “Brezilya’nın kaderi, dış müdahale olmaksızın ve boyun eğmeden yalnızca Brezilyalılar tarafından belirlenir,” dedi.

Bu açıklamalar, Brezilya Dışişleri Bakanlığı’nın önümüzdeki hafta Güney Amerika ülkesine seyahat etmek isteyen iki ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisinin vize başvurularını reddetmesinden bir gün sonra geldi. Bakanlık, bu karar için herhangi bir açıklama yapmadı.

Lula yeniden seçilmeye çalışıyor ve ailesi Trump yönetimi ile birçok bağı bulunan Senatör Flávio Bolsonaro’ya karşı yarışacak gibi görünüyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English