Avrupa
AB’de çocuklara sosyal medya yasağı tartışması
AB’de çocuklara yönelik sosyal medya yasağı çağrıları yükselirken, bazı yetkililer meselenin basit bir ikilik çerçevesinde değerlendirilmemesi gerektiğini söylüyor.
Üst düzey bir yetkili POLITICO’ya verdiği demeçte, AB’de çocuklar için sosyal medya yasağı yolda olduğunu, fakat alınacak önlemlerin basit bir “yasak ya da yasak değil” yaklaşımının ötesine geçmesi gerektiğini söyledi.
Ülkeler, çevrimiçi ortamda çocukların refahını korumak için yollar ararken, sosyal medyada yaş sınırlaması getirilmesi yönündeki çağrılar artıyor.
Fransa, Yunanistan, İspanya ve Kıbrıs, çocukların ruh sağlığı ve gelişimine yönelik riskleri gerekçe göstererek ulusal mevzuat çalışmalarını sürdürüyor.
Avrupa Komisyonu ise temmuz ayında beklenen bir uzmanlar heyetinin tavsiyesini bekliyor.
Avrupa Komisyonu’nun dijital departmanında reşit olmayanların korunmasından sorumlu başkanı Martin Harris-Hess, Brüksel’de düzenlenen POLITICO’nun AI & Tech Week etkinliğinde, “bir tür yasak”ın yolda olduğunu söyledi.
Fakat Harris-Hess, AB’nin çabalarının basit bir “evet ya da hayır” yaklaşımının ötesine geçmesi ve bunun yerine çevrimiçi ortamı tüm reşit olmayanlar için daha güvenli hale getirmeye odaklanması gerektiğini belirtti.
Harris-Hess, siyasi ivmenin bir göstergesi olarak geçen hafta Lefkoşa’da düzenlenen ve AB başkentlerinin AB çapında bir kısıtlama konusunda uzlaştığı bakanlar toplantısına atıfta bulundu.
Yetkiliye göre yasak hangi şekilde olursa olsun, eğer karar verilirse, “Hizmeti kullanabilenler için nasıl bir ortam istiyoruz?” konusunu tartışmak gerekiyor.
Harris-Hess, yasal olarak AB çapında bir yasağın mümkün olduğunu söylerken, “yasak” kelimesini “duygusal yükü ağır” olduğu için reddetti ve Avustralya’da görüldüğü gibi önlemlerin “pratik zorluklarla” karşılaşacağını belirtti.
Canberra geçen yıl 16 yaş altı sosyal medya yasağı getirmişti fakat Avustralya hükümetinin değerlendirmelerine göre bu, platform davranışlarında veya çocuklar arasında anlamlı bir değişiklik yaratmadı.
Komisyonun uzmanlar paneline başkanlık eden Londra Ekonomi ve Siyaset Bilimi Okulundan Profesör Sonia Livingstone, panelde genel bir yasağa şiddetle karşı çıktı ve POLITICO’ya yaş kısıtlamalarının tanımlanmasının veya uygulanmasının kolay olmadığını söyledi:
“Yasak basit gibi görünüyor, ama öyle değil. Neyi yasaklayacağız? Hangi hizmetleri? Nasıl yasaklayacağız? Yasakladıktan sonra çocuklara ne sunacağız? Yasakladığımızı nasıl bileceğiz? Peki ya çözüm yolları bulan çocuklar ne olacak? Onlar daha da fazla risk altında değil mi? Yani bu basit bir yol değil.”
Kısıtlamaların uygulanmasının teknik yönleri hâlâ belirsizliğini koruyor. Komisyon, nisan ayı sonlarında bir yaş doğrulama uygulaması taslağı yayınladı ama kısa süre sonra güvenlik açıkları ortaya çıktı. Komisyon daha sonra bu açıkları giderdiğini açıkladı.
Başkentler, çeşitli nedenlerle AB uygulamasına ilişkin tereddütlerini dile getirdi. Birkaç ülke halihazırda kendi yaş doğrulama uygulamalarını geliştiriyor ya da bunları piyasaya sürmüş durumda.
AB’nin çevrimiçi ortamda çocukları korumak için halihazırda bir yasal dayanağı olduğunu (Dijital Hizmetler Yasası’nın 28. maddesi) belirten Livingstone, mevcut karmaşık kuralları uygulamakla sosyal medyaya yasak getirmek arasında çok da büyük bir fark olmayacağını söyledi:
“Bu iki politika da esasen iki şeye bağlı. Bunlardan biri Komisyon tarafından etkin bir şekilde uygulanması… Diğeri ise çocuğun kim olduğunun etkin bir şekilde tespit edilmesi.”
Tam kapsamlı bir yasağa ilişkin çekincelerini dile getiren Livingstone, AB’nin bu iki sorunu çözebilmesi halinde şunları söyledi:
“Neden çocukları dijital dünyadan tamamen uzaklaştırmak gibi basit bir çözümü tercih edelim ki? Neden çocuklar ve herkes için daha iyi olacak, çocuk haklarına saygılı, [çevrimiçi ortamı daha güvenli hale getirecek] düşünceli bir çözümü uygulamayalım?”