Avrupa
AB’de Ukrayna için karma kredi modeli gündemde

Avrupa Birliği, Ukrayna’ya sağlanacak mali yardım için bütçe kaynakları ve ulusal katkıların birleştiği yeni bir model üzerinde çalışıyor. Le Monde ve Politico’da yer alan haberlere göre, Rusya’nın dondurulan varlıklarının kullanımı konusunda Belçika üzerindeki baskı artarken, Washington’ın sunduğu barış planı müzakerelerin seyrini etkiliyor.
Avrupa Komisyonu temsilcileri ile başta Belçika olmak üzere Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin hükümetleri arasında, Rusya’nın dondurulan varlıklarının Ukrayna’ya kredi sağlamak amacıyla kullanılmasına yönelik görüşmeler hız kazandı.
Politico‘nun yetkililere dayandırdığı habere göre, bu süreçte ABD’nin sunduğu barış planı müzakerelerin arka planını oluşturuyor.
Görüşülen seçeneklerden biri, dondurulan varlıkların bir kısmının, AB ortak tahvilleri veya üye ülkelerin kendi bütçelerinden yapılacak doğrudan katkılarla birlikte kullanılmasını öngörüyor.
Diplomatlara göre süreçte henüz bir ilerleme sağlanamadı
Brüksel’deki müzakerelerde şu ana kadar somut bir çözüm üretilemediği belirtiliyor.
Bazı diplomatlar, ABD Başkanı Donald Trump’ın Washington tarafından önerilen barış planı kapsamında Belçika üzerinde kuracağı baskının, Brüksel’in tutumunu değiştirmesine yol açabileceğini düşünüyor.
Konuya ilişkin benzer bir çalışmayı gündeme getiren Le Monde, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in daha önce hazırladığı bir bilgi notuna atıfta bulundu.
Söz konusu notta Ukrayna’ya 135,7 milyar avroluk mali yardım için üç farklı öneri sunulmuştu. Bu önerilerden biri, finansmanın AB üyesi ülkelerden sağlanacak hibelerle, yani ulusal bütçeler üzerinden karşılanmasını içeriyordu.
Komisyon finansman yükünü üye ülkelerle paylaşmak istiyor
Le Monde‘un aktardığı bilgilere göre Avrupa Komisyonu, toplam tutarın 90 milyar avroluk kısmının AB bütçesinden karşılanabileceğini, geri kalan finansmanın ise Kiev’e üye ülkelerden “ikili yardım” şeklinde aktarılmasını değerlendiriyor.
Gazeteye konuşan bir Avrupalı diplomat, AB’nin önünde iki seçenek bulunduğunu ifade etti: Daha az riskli ancak mali açıdan yük getiren (ülke başına yıllık 2-3 milyar avro) ortak borçlanma modeli ya da sonuçları öngörülemeyen, dondurulan varlıkların kullanıldığı tazminat kredisi yöntemi.
“Belçika’yı yalnız bırakmama” taahhüdü
Öte yandan Euractiv, Rusya’nın varlıklarından elde edilen kârın Ukrayna’nın yeniden inşasına aktarılması konusunda Belçika’ya yönelik baskıların sürdüğünü bildirdi.
Bir AB yetkilisi; Danimarka, Almanya, İrlanda, İtalya, Hollanda ve Polonya’nın bu fonların acilen kullanılması gerektiğini savunduğunu ve “varlıkların kullanım sorumluluğunu üstlenerek Belçika’yı yalnız bırakmama” niyetinde olduklarını kaydetti.
Belçikalı bir yetkili ise ülke pozisyonunun değişmediğini vurguladı.
Yetkili, “Bu varlıkların barış planında önemli bir rol oynayacağı açık. Fakat böyle bir senaryoda Euroclear nezdinde tutulan paranın erişilebilir olması veya güvence altına alınması gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.
Washington’ın barış planında Rus varlıkları başlığı değişti
ABD’nin hazırladığı 28 maddelik barış planı, Washington liderliğinde Ukrayna’nın yeniden inşası için Rusya’nın varlıklarından 100 milyar dolar ayrılmasını öngörüyordu.
Plana göre ABD tarafı bu süreçten yüzde 50 kâr elde edecek, ayrıca Avrupa’da bloke edilen varlıklar çözülerek bir Amerikan-Rus yatırım fonuna aktarılacaktı.
Rusya’nın Ukrayna’daki askeri harekatının başlamasının ardından dondurulan Rus varlıklarının büyük kısmı AB sınırları içinde, özellikle Belçika merkezli mevdauat kurumu Euroclear bünyesinde bulunuyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, bu fonlarla ilgili kararın yalnızca Avrupalılar tarafından verilebileceğini açıklamıştı.
Bloomberg‘in haberine göre, Cenevre’de ABD, Ukrayna ve AB temsilcileri arasında yapılan görüşmelerin ardından ABD’nin barış planı 19 maddeye indirildi.
Varlıkların serbest bırakılmasına ilişkin madde metinden çıkarıldı. Ajans, ilk taslaktan çıkarılan maddelerin ayrı belgelerde düzenleneceğini ve sonraki görüşmelerde ele alınacağını bildirdi.
Ukrayna Dışişleri Bakanlığı ise AB ve NATO’yu ilgilendiren konuların ayrı bir müzakere sürecinde yürütüleceğini belirtti.
Avrupa
İspanya ve İtalya sınır kontrollerini bitirecek

İspanya ve İtalya, geçen Temmuz ayında göç krizinin ardından başlayan sınır kontrollerini askıya alma konusunda anlaşmaya vardı.
Yaz aylarında Fas’tan Ceuta’ya gerçekleşen kitlesel göçmen geçişinin tetiklediği, aylar süren Schengen anlaşmazlığı şimdilik sona eriyor.
Bu karar, geçen hafta düzenlenen AB zirvesinde İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni arasında yapılan toplantının ardından ayarlanan, İtalya İçişleri Bakanı Matteo Piantedosi ile İspanya İçişleri Bakanı Fernando Grande-Marlaska arasındaki telefon görüşmesinin ardından alındı.
Her iki ülke de ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarda, bu kararın “durumun dikkatli bir şekilde analiz edilmesinin ardından” alındığını ve “Schengen bölgesinin tam güvenliğini sağlamak için bilgi paylaşımının güçlendirilmesiyle destekleneceğini” belirtti.
Kara sınırı paylaşmayan İspanya ve İtalya arasında yaşanan eşi görülmemiş gerginlik, hava ve deniz yoluyla gelen yolcular için rastgele pasaport kontrollerinin uygulanmasına yol açmış ve bu karar aylar boyunca sistematik olarak yenilenmişti.
İlk olarak 1 Ağustos’ta bir ay süreyle uygulamaya konulan bu önlemler, başlangıçta 48 saatlik bir süre içinde 80.000 göçmenin Fas’tan Kuzey Afrika’daki İspanyol eksklavı Ceuta’ya ani ve kitlesel geçişi nedeniyle tetiklenmişti.
İspanya İçişleri Bakanlığı’na göre, sonraki günlerde 72.000’den fazla göçmen Fas’a geri döndü.
Ardından AB liderleri Sánchez’e karşı birleşerek, onun göç yanlısı politikalarının bir çekim faktörü yarattığını iddia ettiler.
Finlandiya ve İtalya gibi ülkeler, İspanya ile Schengen bölgesinin kapatılmasını hızla talep ettiler
Bu göç akını, İspanya’yı eşi görülmemiş bir acil duruma sürükledi. Bu durum, geçiş girişiminde 141’den fazla kişinin hayatını kaybetmesi ve binlerce kişinin hâlâ bu küçük şehirde mahsur kalmasıyla devam eden siyasi ve insani bir krize dönüştü.
Yerel yetkililer, çoğu çocuk olan yaklaşık 15.000 göçmenin Ceuta’da kaldığını iddia ediyor.
Avrupa
Saharov Ödülü’nü UCM kazandı

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) ve yetkilileri, 2026 Saharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü’nü kazandı.
Bu ödül, insan hakları alanındaki çalışmalar için AB’nin verdiği en yüksek onur ve Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola, perşembe günü kazananı açıkladı.
Metsola, Avrupa Parlamentosu üyelerinin ayakta alkışladığı konuşmasında, “AB, çok taraflılığa ve uluslararası kurumlara saygı üzerine kurulmuştur ve bu ödül, uluslararası hukuku ve adaleti korumadaki mahkemelerin önemli çalışmalarını takdir etmektedir,” dedi.
Savaş suçları, soykırım ve insanlığa karşı suçları yargılayan Lahey merkezli mahkeme, faaliyetlerini felce uğratma tehdidi oluşturan ABD yaptırımlarıyla karşı karşıya.
Washington, en son önlemleri Ekim ayı başında, Nobel Barış Ödülü’nün, İsrail’in Gazze’de soykırım gerçekleştirdiği sonucuna varan bir BM raporunu denetleyen mahkemenin eski yargıçlarından Navi Pillay’e verilmesinden birkaç saat sonra duyurdu.
Sosyalistler ve Demokratlar, ödülün mahkemeye siyasi destek sağlamasını umarak UCM’yi aday göstermişti.
Adaylık sürecini başlatan Fransız sosyalist Chloé Ridel, bu zaferi “tarihi” olarak nitelendirdi.
Ridel, Rapporteur’e verdiği demeçte, “Bu, Donald Trump’a gönderilen bir umut ve direniş mesajıdır. Ne kadar sürerse sürsün UCM’nin yanında olacağız,” dedi.
Perşembe sabahı Parlamento’daki siyasi grup liderleri, kazananı belirlemek üzere kapalı kapılar ardında bir araya geldiklerinde, UCM’nin kazanma ihtimalinin düşük olduğu düşünülüyordu.
Sonuçsuz geçen ilk turda, üç sağcı grup –Avrupa Halk Partisi (EPP), Avrupa Muhafazakârları ve Reformcuları (ECR) ve Egemen Ulusların Avrupası (ESN)– Tanzanyalı muhalefet lideri Tundu Lissu’yu destekledi.
S&D, Renew, Yeşiller ve Sol’dan oluşan sol koalisyon ise UCM’yi destekledi. Avrupa için Vatanseverler (PfE) ise kendi adayları olan İranlı Taraneh ve Romina Rahimi kardeşlerin arkasında durdu.
PfE’nin adayı daha sonra yarıştan elendi ve ikinci turda Tundu Lissu ile UCM arasında bir yarışma yaşandı.
Ardından istişareler için kısa bir ara verildi. Bir yetkiliye göre bu sırada EPP’den Manfred Weber, ECR’den PfE’yi Tanzanyalı adayı desteklemeye ikna etmesini istedi.
Ne var ki PfE, Tanzanyalı aktivisti desteklemek yerine nihai oylamada çekimser kaldı ve böylece UCM’yi destekleyenlere dar bir çoğunluk sağladı.
Bu zafer, UCM’ye Brüksel’de bir miktar siyasi destek sağladı. Fakat Hollandalı EPP milletvekili Dirk Gotink, ödülün mahkemeyi “kurtaramayacağını” söyledi.
Yine de Gotink, Rapporteur’e verdiği demeçte, bu zaferin “Parlamento’nun bu kurumu ve uluslararası hukukun önemini desteklediğine dair net bir sinyal” olduğunu belirtti:
“Bunun… UCM’nin Amerikan yönetiminin bu eşi görülmemiş saldırısı altında faaliyetlerine devam etmesini sağlayacağını tüm kalbimle umuyorum.”
ICC ve yetkilileri, 16 Aralık’ta Strazburg’da 50.000 avroluk ödülü alacaklar.
Avrupa
Avrupa, ABD’deki ara seçimlerin “Ukrayna’yı kurtarmasını” beklemiyor

Avrupalı yetkililer, Demokrat Parti’nin 2026 ara seçimlerini kazanmasının Ukrayna’yı Trump yönetiminin Rusya lehine politikasından kurtaramayacağını değerlendiriyor. Politico’ya konuşan müzakereciler, Kongre zaferinin kapsamlı askeri yardımlar yerine sadece uydu erişimi ve hava savunma füzelerinde sınırlı kazanımlar getirmesini bekliyor.
Avrupalı yetkililer, ABD’de kasım ayında yapılacak Kongre ara seçimlerinde Demokrat Parti’nin kazanmasının Ukrayna politikasını kökten değiştirmeyeceğini düşünüyor.
Politico‘ya konuşan ve Ukrayna müzakerelerinde yer alan beş Avrupalı yetkili, seçim zaferinin Kiev’i Başkan Donald Trump yönetiminin Rusya lehine yönelen çizgisinden kurtarmaya yetmeyeceği görüşünde birleşiyor.
Demokratlar seçimleri kazanmaları halinde Trump’ın son adımlarını soruşturma ve cephedeki Ukrayna birliklerini güçlendirecek yasa tasarılarını geçirme sözü veriyor.
Görüşlerine yer verilen Avrupalı yetkililer ise yalnızca Kiev’in uydu hizmetlerine erişiminin yeniden sağlanması ve hava savunma füzelerinin teslimatının hızlandırılması gibi sınırlı kazanımlar bekliyor.
Avrupalı kaynaklar, Kongre içindeki en kararlı Ukrayna destekçilerinin dahi askeri desteği keskin biçimde artıracak büyük çaplı bir yardım paketini geçiremeyeceğini vurguluyor.
Yetkililerden biri, genel ruh halini şu sözlerle aktarıyor:
“Seçim zaferi bir rahatlama yaratır ancak ABD hükümetinin nasıl işleyeceği sorusu açık kalır. Sanki her şeyi zaten gördük.”
Habere göre Demokratlar, Kongre’yi kazansalar bile yürütme organı üzerindeki denetim yetkilerini Temsilciler Meclisi ve Senato’nun yeni yasama dönemine başlayacağı 2027 yılının başında kullanabilecek.
Demokratların Kiev’e destek verebilmesi için dikkat bekleyen çok sayıda iç meseleye rağmen Ukrayna’yı öncelikli gündem maddesi yapması gerekiyor.
Temsilciler Meclisi üyesi Demokrat Adam Smith de CNN kanalına verdiği mülakatta bu sınırlara işaret ederek “Seçimi kazanmak iyi bir ilk adım olur ancak yeterli gelmez” değerlendirmesini yapıyor.
Avrupa kendi seçim takvimine odaklanıyor
Ukrayna’ya verilen desteğin sürdürülmesinde Avrupa tarafında da güçlükler yaşanıyor. Gelecek yıl kıtanın önde gelen bazı büyük ülkelerinde sandık başına gidilecek olması kararları doğrudan etkiliyor.
Politico‘ya konuşan yetkililerden biri, “Avrupalılar Demokratların zaferinin Ukrayna’ya desteği artıracağına bel bağlamıyor. Şu anda aralarında Fransa’nın da yer aldığı ülkelerdeki büyük seçimler öncesinde doğru adımları atmaya çok daha fazla odaklanmış durumdalar” diyor.
ABD’de Kongre ara seçimleri 3 Kasım 2026 tarihinde düzenlenecek. Oylamada Temsilciler Meclisi’nin 435 üyesinin tamamı ile 100 sandalyeli Senato’nun yaklaşık üçte biri belirlenecek.
Politico, Avrupalı diplomat ve yetkililerin Donald Trump’ın Vladimir Putin’e, Volodimir Zelenskiy’den daha fazla sempati beslemesinden çekindiğini daha önce aktarmıştı.
Bazı Avrupalı yetkililer Ukrayna’ya dönük mesafeli tutumu ABD Başkanı’nın kişisel tercihleriyle ilişkilendiriyor.
Eski bir üst düzey ABD istihbarat yetkilisine dayanan The Washington Post da Trump’ın Putin’in pozisyonunu desteklemeye yakın durduğunu yazmıştı. İstihbarat kaynağı, Trump’ın bu tavrını Ukrayna’nın askeri bir zafer kazanamayacağına inanmasına dayandırıyor.
Trump ise Zelenskiy’nin bir anlaşmaya varmak istememesi halinde bunun “çok kötü sonuçlar” doğuracağı uyarısını yapıyor. Rusya’yı “durmaksızın ilerleyen büyük bir makineye” benzeten Trump, Ukrayna liderinin uzun zaman önce barış yapabileceğini ve kendisini dinlemiş olsaydı “çok daha iyi bir anlaşma elde edebileceğini” öne sürüyor.
Trump, ABD’nin Ukrayna’ya çok şey verdiğini, karşılığında ise “acı, ölüm ve devasa mali kayıplardan” başka hiçbir şey almadığını savunuyor.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum









