Amerika
ABD’nin İhtiyaç Duyduğu Enerji Krizi
Deniz Hakyemez
İran, ABD-İsrail’in açtığı savaşa yanıt olarak Hürmüz Boğazı’nı kapattığında Trump yönetiminin gafil avlandığından, ortaya çıkan enerji krizinin ABD ekonomisini boğacağına kadar pek çok aceleci yorum okuduk. Trump yönetimi pek çok konuda gafil avlanmış ve avlanacak olabilir, ABD ekonomisi ise uzun süredir krizde ve bugün bildiğimiz dünyanın hızla yok oluşunu izliyorsak bu ABD’nin bu krizden çıkmak için küresel ekonomi ve küresel statükoyu gözünü kırpmadan ateşe vermiş olmasından kaynaklanıyor. Ancak ABD’nin peşinde koştuğu yeni dünya düzenini anlayacaksak ABD ve İsrail’in İran savaşında enerji krizini çıkaranın İran değil ABD olduğunu, bunu ilk kez yapmadığını ve nedenlerini anlamamız önem taşıyor.
İlk olarak şunu söyleyip ilerlemek gerekiyor: İsrail’in ve ABD’nin İran savaşı planları on yıllardır masada. Bu durumda Trump’dan çok önce de çeşitli kademelerde olası bir savaş durumundaki olası hamleler tekrar tekrar çalışılmış durumda. ABD’nin Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasını ya da Arap ülkelerindeki Amerikan üslerinin vurulmasını beklememesi pek ihtimal dahilinde değil. İran’da hızlı bir zaferi, çok istedikleri şu rejim değişikliğini kolaylıkla koparamayacaklarını, en azından bunun güçlü bir ihtimal olduğunu akıllarına getirmemeleri de pek olası değil. Öyleyse soru şudur: ABD neden bu adımı attı?
İkinci önemli nokta şu oluyor: İçinde yaşadığımız on yılda alışageldiğimiz küresel ekonominin önemli ayaklarından birinin kesintiye uğraması hiç yeni değil. 2020’ye önce Covid önlemleri, ardından Ukrayna Savaşı ile “tedarik ağlarının kopması” ile başladık. Bu olguyu 2020’den itibaren çeşitli mecralarda yazdım ve soruyu şu şekilde formüle ettim: Serbest ticaretin uzun yıllar sonra ilk kez ABD’den çok başka bir devlete (Çin’e) yaramaya başladığı bir dünyada serbest ticaret akışının, tam da ABD’nin ihtiyaç duyduğu yerlerde, bir bir tıkanması ya da kırılması tesadüf mü? Tedarik ağları kopuyor mu, koparılıyor mu? (ABD’nin gümrük vergilerinden yaptırım ve savaşlarına uzanan yelpazeyi, 2020 ve 2023 tarihinde yayınlanan bir dizi yazıda ayrıntıları ile ele aldım, burada konuyu yeniden ayrıntılı ele alacak yer olmadığı için listeyi ve ulaşılabilir linkleri aşağıya koyuyorum.[1]
Üçüncü nokta, ilk sorumuzu, ABD’nin Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasını neden göze aldığı, hatta belki istediği sorusuna yanıt oluşturuyor. Bu noktayı, Ukrayna Savaşı bağlamında da daha önce gündeme getirdim; aslında Ergun Türkcan’ın son derece önemli bir incelemesine dayanıyor. Türkcan, pek bilinen 1974 Petrol Krizi okumasını tersine çeviriyor. Nasıl biliriz? Mısır-İsrail savaşına tepki olarak OPEC ülkeleri petrol arzını kısar ve petrol krizi çıkar. ABD de petrol krizinin büyüttüğü stagflasyon kriziyle başa çıkmak için neoliberalizme yelken açar. Ergun Türkcan, Yalçın Küçük’ün Quo Vadimus kitabına yazdığı “Pax Americana ve Amerikan Doları” adlı makalesinde, petrol krizini ABD’nin istemiş, hatta planlamış olabileceğine dikkat çekiyor.
Neden? Çünkü petrol krizi, tüm dünyada dolara talebin artması, petrodoların ABD bankalarına yatırılması ve güçlenmesi, ABD’ye dolarla borçlanan ülkelerin (bir de Volcker Şoku ile) borç batağına batması, müthiş bir servet aktarımı ve onun ötesinde müthiş bir politik güç demek. Ergun Hoca’nın derinlikli bir incelemeye dayanan bu sorgulamasını komplo teorisi olarak görmeye mi meyillisiniz? Suudi Arabistan’ın 1962-1986 yılları arasında petrol bakanlığını yapmış olan Şeyh Ahmed Zeki Yamani’nin 2001 yılında Guardian’a anlattıklarını okumanızı öneririm, Türkcan’ın yıllar önce yazdıklarını doğrular nitelikte. Guardian yazısından aktarıyorum, Yamani’nin sözleriyle başlıyor:
“’Petrol fiyatındaki artışın arkasında Amerikalıların olduğundan yüzde yüz eminim.’ … [Yamani] bunun doğruluğuna, İran Şahı’nın tutumunun kendisini ikna ettiğini söylüyor. Şah, 1974’te kritik bir günde Suudi görüşünden ayrılmıştı. Suudilere göre fiyat artışı OPEC için tehlikeli olurdu, çünkü ABD’yi yabancılaştırabilirdi. Ancak Şah bu görüşten vazgeçip daha yüksek fiyatları savunmaya başlamıştı. ‘Kral Faysal beni İran Şahı’na gönderdi. Şah bana şöyle dedi: “Neden petrol fiyatının artırılmasına karşısınız? Onların istediği şey bu. Henry Kissinger’a sorun; daha yüksek fiyat isteyen kişi o.’ Yamani, uzun zamandır taşıdığı bu inancın kanıtının yakın zamanda ortaya çıktığını ileri sürüyor. Buna göre İsveç’teki bir adada yapılan gizli bir toplantının tutanaklarında, İngiliz ve Amerikan yetkililerin petrol fiyatında yüzde 400’lük bir artışı organize etmeye karar verdikleri görülüyor.”
ABD’nin Çin’le rekabetinde ihracatını kolaylaştıracak ucuz dolar arayışında olduğunun altını çizenler ya da enerji krizinin ABD’deki ekonomik krizi nasıl derinleştireceğini düşünenler için, enerji krizini petrodoları güçlendirme umuduyla ABD’nin çıkardığı iddiası inanılması güç olabilir. Ancak ABD bunu daha önce yaptı; orta vadede güçlü petrodoların getireceği servet ve politik güç aktarımını hesaba katmak gerekiyor.
Son bir nokta olarak, 70’lerdeki dünya ile günümüz dünyasının farklılığına dikkat çekmek gerekiyor. Eğer ABD’nin amacı Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla hem petrodoları güçlendirmek hem de sıkışacak gönülsüz Arap ülkelerini bu savaşa girmeye zorlamaksa, sıkışan Arap ülkeleri önünde bir başka seçenek de açıldığını akılda tutmalıyız. İran, ABD elçiliklerini kapayan ülkelere geçiş vereceğini söylüyor. Dahası, CNN’in haberine göre, İranlı bir yetkilinin ödemeleri yuanla yapılacak tankerlerin geçişine izin verilebileceğine dair açıklaması, petrodoların karşısında dedolarizasyon ve yeni bir rezerv para tartışmalarını yeniden tartışma merkezine oturtuyor.
[1] Deniz Hakyemez, “Neoliberalizmden Sonra: Trumpgiller ve Yeni-Devletçilik”, Koronavirüs Sonrası: Dünya’nın Sonu mu Yoksa Yeni bir Başlangıç mı, der. Şenol Çarık, Halk Kitabevi, İsyanbul, 2020.
Deniz Hakyemez, “Yeni Dünya Düzenine Geçiş Aracı Olarak Ukrayna Savaşı”, Yeni Ülke, Nisan-Mayıs 2023.
Deniz Hakyemez, “Kapitalizm Deri Değiştirirken Yeni Devlet” ve “Küresel Dönüşüm”, ideo, 13 Nisan 2023.