Asya
ABD’nin İran savaşı Güneydoğu Asya’da güven krizini derinleştiriyor
ABD ile İran arasında devam eden savaş ve Hürmüz Boğazı’nın tıkanması, Güneydoğu Asya ekonomilerinde ağır hasara yol açarken bölge ülkelerinin Washington’a olan güvenini sarsıyor. Filipinler’deki ASEAN Zirvesi’nde dışarıya verilen olumlu görüntülere rağmen diplomatlar, ABD’nin bölgesel ekonomik yansımaları öngörememesinden ve savaşı sonlandıracak somut adımlar atmamasından şikayetçi.
ABD ile İran arasında süregelen savaşın bölgesel etkileri, Güneydoğu Asya Ulusları Birliği (ASEAN) üyesi ülkelerde büyük bir huzursuzluk yaratıyor.
Filipinler’in başkenti Manila’da düzenlenen ve perşembe günü sona eren üç günlük ASEAN Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda kameralara yansıyan sıcak görüntülere rağmen, bölge diplomasisinin arka planında Washington yönetimine yönelik öfke tırmanıyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki felç hali, bölge ülkelerine yönelik petrol ve doğalgaz sevkiyatını boğarak Güneydoğu Asya ekonomilerini ağır bir yük altına soktu.
Savaşın yarattığı ekonomik sarsıntı, Asya hükümetlerinin ABD’yi bölgesel barış ve ekonomik istikrarın garantörü olarak görme yaklaşımını yeniden değerlendirmelerine neden oluyor.
Washington’a yönelik tepki ve planlama eksikliği
Manila’daki zirvede ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio güleryüzle ve olumlu bir söylemle karşılanmış olsa da bölge diplomatları sabırlarının tükenmek üzere olduğunu belirtiyor.
Washington’da görev yapan ve üçü ASEAN ülkelerini temsil eden dört Asyalı diplomat, hükümetlerinin ABD’nin çatışmanın bölgesel ekonomik artçı şoklarını öngörememesinden ötürü büyük bir şaşkınlık ve tepki içinde olduğunu aktardı.
Politico dergisine konuşan diplomatlar, Yemen’deki Husilerin salı günü Suudi petrol ve doğalgaz trafiği için kritik bir su yolunu abluka altına almasıyla daha da şiddetlenen ve ucu açık bir hal alan bu çatışmanın sorumluluğunu ABD’ye yüklüyor.
Washington’da konuşlu bir ASEAN diplomatı, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“İran savaşı, birçok Güneydoğu Asya liderinin ABD’nin küresel liderliğine dair genel kaygılarını pekiştirdi. ASEAN’da kimse Körfez’de yeni bir büyük çatışmayla uyanmak istemiyordu ancak yaşanan bu oldu. Birkaç hafta içinde yükselen enerji fiyatlarını, aksayan deniz taşımacılığını ve Hürmüz Boğazı’ndaki herhangi bir şoka ne kadar açık olduğumuza dair tartışmaları yönetmek zorunda kaldık.”
ASEAN tarafları doğrudan hedef almaktan kaçındı
Diplomatik hassasiyetler nedeniyle isimlerinin açıklanmasını istemeyen kaynaklar, Manila’daki delegasyonlarla temas halinde olduklarını kaydetti.
Yaşanan gerilimin bir yansıması olarak ASEAN dışişleri bakanları salı günü yaptıkları ortak açıklamada, ne Tahran’ı ne de Washington’ı doğrudan hedef almayan hassas bir dille “çatışmaların derhal ve tamamen durdurulması” çağrısında bulundu.
Toplam 11 üyesi bulunan ASEAN; Filipinler, Tayland ve Singapur gibi ABD ile köklü savunma ve ekonomi bağlarına sahip ülkeleri bünyesinde barındırıyor.
Ancak İran savaşı, ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO müttefiklerine yönelik fon baskıları, Grönland’ın egemenliğine dönük söylemleri ve Kanada hakkındaki beyanlarıyla halihazırda yıpranmış olan güvenilirlik algısını daha da zayıflattı.
Filipinler Dışişleri Bakanı Maria Theresa Lazaro da konferanstaki konuşmasında bölge genelinde yayılan “derin jeopolitik ve jeoekonomik belirsizliğe” dikkati çekerek savaşın birlik üzerindeki baskılarını teyit etti.
Enerji krizi ve günlük hayata yansımaları
İran savaş kaynaklı benzin kıtlığı ve akaryakıt fiyatlarındaki artışlar nedeniyle Filipinler mart ayında ulusal acil durum ilan etmek zorunda kalmıştı.
Tayland ve Endonezya ise azalan tedarik karşısında benzin tüketimini düşürmek amacıyla kamu çalışanlarına evden çalışma çağrısında bulundu. Yükselen enerji maliyetleri, bölge genelinde enflasyonu tırmandırırken krizin hafifleyeceğine dair bir emare görülmüyor.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, zirve sırasında yaptığı açıklamada savaş öncesi enerji arzı seviyelerine kısa sürede dönüleceğine dair umut vermedi.
İran yönetimine işaret eden Rubio, çarşamba günü yaptığı konuşmada, “Şu anda yaşadığımız sorun, müzakereler konusunda ciddi olmamalarıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Ancak bu söylem Asyalı muhatapları nezdinde karşılık bulmadı. Bir ASEAN diplomatı, Rubio’nun yaklaşımını şu sözlerle eleştirdi:
“Rubio’nun söylemi ‘Yüzde 100 ASEAN ile birlikteyiz’ şeklindeydi ancak yatırım ve enerji işbirliği konusunda yalnızca muğlak vaatler sundu. Stratejik Petrol Rezervi’nin kullanıma açılması gibi somut bir mekanizma veya doğrudan Hürmüz Boğazı’na bağlanan hiçbir somut çözüm getirmedi.”
Çin seçeneği ve stratejik denge
ABD’nin güvenilmez bir ortak haline geldiği algısı, bölge ülkelerini alternatif olarak Çin’e yöneltiyor.
Pew Araştırma Merkezi’nin geçen hafta yayımladığı bir ankete göre; Tayland, Singapur, Endonezya ve Malezya’da kamuoyu belirgin bir şekilde Çin’i ABD’ye tercih ettiğini ortaya koydu.
Washington’da görev yapan başka bir ASEAN diplomatı, iç tartışmaları şu sözlerle aktardı:
“İran savaşının etkileri, bastırılması son derece zor olan bir iç tartışmayı besliyor: Çin’i seçin, çünkü üst kademeleri bize saygı duymayan kibirli insanlar olsa da daha güvenilirler, daha öngörülebilirler, gerçek kaynaklara ve güce sahipler; üstelik şımarık ve aşırı nazlı Amerika gibi makul olmayan taleplerde bulunmuyorlar.”
Üçüncü bir Asyalı diplomat ise bölge ülkelerinin artık ABD ile ilişkilere şüphe ve belirsizlikle yaklaştığını, Washington’ın angajmanını sürdürmesini garanti olarak görmediğini vurguladı.
Krizin etkileri fiziki enerji tedarikiyle sınırlı kalmayıp finansal alana da yayılıyor. İkinci diplomat, bölgedeki bankaların, sigorta şirketlerinin ve ticaret evlerinin endişelerini şu sözlerle dile getirdi:
“Mesele sadece savaşın kendisi değil, onunla birlikte gelen yaptırım ekosistemi. Bölgedeki kurumlar ‘Sıradaki biz miyiz? Bir kargo yanlış limandan geçti veya bir işlem yanlış bir tarafa temas etti diye yanlışlıkla ABD yaptırımlarının hedefi mi olacağız?’ sorusunu soruyor.”
Şu ana kadar yaşanan hoşnutsuzluk kapalı kapılar ardında yürütülen temaslarda kalırken, ülkeler henüz ABD’den tamamen uzaklaşacak somut adımlar atmış değil.
Dördüncü bir ASEAN diplomatı, “Eleştirmek ASEAN’ın tarzı değildir. ASEAN ülkeleri için asıl soru, ABD ile daha fazlasını yapıp aşırı bağımlılık riskini göze alarak daha yüksek bir bedel ödemeye değip değmeyeceği ya da alternatifler arayıp aramayacağıdır” dedi.
Yine de Beijing’e tam bir kayma yaşanması düşük bir ihtimal olarak değerlendiriliyor. Güneydoğu Asya ülkeleri, Çin’in bölgedeki askeri varlığını dengelemek adına ABD’nin varlığını kritik görüyor.
Çin Sahil Güvenliği’nin Güney Çin Denizi’nde Filipinler karasularına girerek bir Filipinli denizciyi yaralaması ve Pekin’in pazar günü Japonya’nın münhasır ekonomik bölgesinde gerçekleştirdiği ilk canlı mühimmatlı deniz tatbikatı, Pekin kaynaklı risklerin devam ettiğini hatırlatıyor.
Buna karşın Asya ülkeleri, ABD politikalarının ekonomik zararlarına karşı korunma yolları arıyor. İlk diplomat, Manila’daki tablonun özünü şu sözlerle özetledi:
“Birçok ülke ABD’ye veya Çin’e aşırı bağımlı olma konusunda daha temkinli davranıyor; tüm yumurtaları tek bir sepete koymak istemedikleri için farklı ortaklar bulmaya çalışıyorlar. Bu haftaki gülücük saçan fotoğrafların arkasındaki gerçek hikaye budur.”