Avrupa
AB’nin Rusya’ya yönelik 21’inci yaptırım paketinde neler var?

Avrupa Birliği, Rusya’ya karşı 170 kuruluş ile 48 kişiyi kapsayan 21’inci yaptırım paketini perşembe günü onayladı. Yeni kısıtlamalar finans sistemini, kripto varlık platformlarını, petrol tüccarlarını, gölge filoyu ve enerji sektörünü hedef alıyor. Liste genelindeki toplam pozisyon sayısı yaklaşık 3 bine ulaştı.
Avrupa Birliği (AB), Rusya’ya yönelik 21’inci yaptırım paketini perşembe günü onayladı. Yeni kısıtlama paketi; bankaları, kripto para ağlarını, petrol tüccarlarını, gölge filoyu ve enerji sektörünü kapsıyor.
Yaptırım listesine 170 kuruluş ile 48 kişi olmak üzere toplam 218 yeni kişi ve kurum eklendi. Bu adımla birlikte AB’nin kısıtlama listesindeki toplam pozisyon sayısı yaklaşık 3 bine yükseldi.
Yaptırım paketi çerçevesinde, neredeyse tamamı bankalardan oluşan 94 Rus finans kuruluşunun varlıkları tamamen donduruldu.
Aralarında Moğolistan ve Kırgızistan’da yer alan 4 yabancı banka ile Rus kuruluşlarının Hindistan’daki bankacılık iştiraklerinin de yer aldığı 33 Rus bankasına işlem yapma yasağı getirildi ve bu kurumlar uluslararası ödeme sistemi SWIFT’ten çıkarıldı.
Moskova Borsası da yaptırım listesine dahil edildi. Gürcistan, Panama, Marshall Adaları, Belarus ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) bulunan 14 kripto para platformuyla işlem yapılması yasaklandı.
Afrika’da A7 kripto ağıyla bağlantılı yapılar da dahil dört tüzel kişilik yaptırım kapsamına alındı. Ayrıca AB yaptırımlarının Rusya tarafından delinmesine yardım eden üçüncü ülkelerdeki tüm kripto operatörleriyle işlemleri yasaklamaya imkan tanıyan yeni bir hukuki çerçeve oluşturuldu.
AB, Rus petrolüne uygulanan tavan fiyatı 12 ay boyunca varil başına 44,10 dolar seviyesinde dondurarak fiyatın otomatik olarak yaklaşık 58,50 dolara yükselmesinin önüne geçti.
Kısıtlama listesine gölge filoya ait 41 yeni gemi eklendi; böylece yaptırım uygulanan toplam gemi sayısı 670’i aştı.
Gemilerin listeye alınma kriterleri genişletilerek gölge filo tankerlerine hizmet sağlayan veya yakıt ikmali (bükeraj) yapan gemiler de yaptırım kapsamına alındı.
Yeni düzenlemeler, AB ülkelerine alıkonulan gölge filo gemilerinin taşıdığı yüklere el koyma ve bunları satma yetkisi veriyor.
Ayrıca üçü Rusya’da, biri Belarus’ta yer alan dört petrol rafinerisinin de aralarında olduğu 18 kuruluş ve bir kişi yaptırım listesine girdi.
Beş petrol tüccarı, iki Rus limanı ve dört havalimanı ile işlem yapılması yasaklandı. Gürcistan’daki Kulevi petrol rafinerisiyle işlemler yasaklanırken, bu tedbirin yürürlüğe girişi altı ay ertelendi.
Yeni paketle birlikte LNG tankerlerinin satışına ilişkin her türlü işlemin bildirilmesi zorunluluğu getirildi. AB operatörlerinin, 24 Şubat 2022’den önce yapılan sözleşmeler kapsamında Rus LNG’sini AB dışındaki ülkelere taşımaya devam etmelerine izin veren bir yıllık bir istisna sağlandı. İzin verilen hacimler 2025 yılı seviyesiyle sınırlandırıldı ve bu istisnanın uzatılabileceği kaydedildi.
Rus LNG’sine yönelik daha önce kabul edilen diğer kısıtlamalar yürürlükte kalırken, AB’nin Rus LNG ithalatına yönelik genel yasağının 1 Ocak 2027 tarihinde yürürlüğe gireceği bildirildi.
Rus savunma sanayii faaliyetlerinde yer aldıkları gerekçesiyle 56 kuruluş ve kişi yaptırım listesine dahil edildi.
Çift kullanımlı mal ve teknolojilere yönelik ihracat kısıtlamalarının uygulandığı şirketler listesine 51 yeni kuruluş eklendi. Bu şirketlerin bazılarının Çin (Hong Kong dahil), Hindistan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkiye ve BAE’de yer aldığı belirtildi.
Nikel ve berilyum tozları da dahil özel metal ve alaşımların ihracatına yeni yasaklar getirildi. Starlink’e alternatif olarak geliştirilen Rus uydu iletişim sistemiyle bağlantılı yapılara da yaptırım uygulandı.
AB; bakır, nikel ve kurşun cevherleri, değerli metal cevherleri, işlenmemiş çinko, toprak alkali metaller, çinko ve krom oksitleri, cam eşyalar, yapay inci ile otomotiv aksamlarının ithalatını yasakladı.
Rus altını ve elması ihratıyla bağlantılı ek şirket ve kişiler yaptırım listesine alındı. Bilgi faaliyetleri nedeniyle 8 gerçek kişiye yaptırım uygulandı.
Avrupalı şirketlerin Rus mahkemelerinin yaptırımlarla ilgili kararlarına karşı korunması güçlendirildi.
AB ülkelerinin, Rusya’nın Ukrayna’daki “özel askeri harekatına” katılan Rus askerlerinin ülkeye girişini reddetmelerine imkan tanıyacak bir mekanizmanın kurulması konusunda uzlaşı sağlandı.
Japonya için Sahalin-2 projesinden sağlanan petrol ve LNG’ye yönelik mevcut yaptırım muafiyetleri 31 Mart 2028’e kadar uzatıldı. Güney Kore’ye de LNG ithalatına ilişkin 31 Mart 2028’e kadar muafiyet tanındı.
Avrupa
Sol Parti’de “çete lideri” krizi

Berlin’de eyalet seçimlerini birinci sırada bitiren Sol Parti, zafer partisine katılan isimler nedeniyle kriz yaşıyor.
Partinin Federal Meclis üyesi Ferat Koçak, suç dünyasıyla olan bağlantılarına yönelik eleştirilerin ardından parlamento görevlerinden ayrılıyor.
Partinin meclisteki grup başkanı Sören Pellmann, “Ferat Koçak, tam şeffaflık sağlanana kadar bir sonraki duyuruya kadar geri çekileceğini bize bildirdi. Gelişmeleri bekleyip göreceğiz,” dedi.
Pellmann, Koçak’ın bir sonraki duyuruya kadar Federal Meclis İçişleri Komisyonu toplantılarına da katılmayacağını söyledi. Koçak ayrıca şimdilik kamuoyu önüne çıkmaktan da kaçınacak.
Pellmann, olası diğer sonuçların “daha sonra birbirimizle dayanışma içinde” tartışılacağını belirtti.
Koçak, organize suçla ilişkilendirilen Remmo aşiretinin bir üyesiyle yazışmaları nedeniyle eleştirilere maruz kaldı.
Söz konusu olay, özellikle Koçak ile aile reisi Issa Remmo’nun oğlu Firas Remmo arasındaki mesajlaşmayı içeriyor.
Koçak, “birçok kişiyle” mesajlaştığı için muhatabının kim olduğunu bilmediğini iddia etti. Issa Remmo’ya gönderdiği selamları ise “nezaket” olarak nitelendirdi.
Aynı zamanda Sol Partili milletvekili, “organize suçla bağlantılı” kişilerle temas kurmanın “hiçbir şekilde haklı gösterilemeyeceğini” belirtti.
Koçak’a yöneltilen suçlamalar, Issa Remmo’nun Berlin Eyalet Meclisi seçimlerinin yapıldığı akşam Berlin’in Neukölln semtinde düzenlenen Sol Parti’nin seçim partisine katılmış olması nedeniyle daha da ağırlaştı.
Sol Parti, Remmo’nun davet edilmediğini ve dışarı çıkarıldığını belirterek olaydan uzak durdu.
Bunun üzerine diğer partiler, Koçak’ın Bundestag’daki Sol Parti milletvekili grubundan ihraç edilmesini talep etti.
Koçak daha önce, şüpheleri gidermek ve ekibiyle istişare ederek iletişim yöntemlerini gözden geçirmek için zaman ayırmak istediğini açıklamıştı.
Bu durum, kendi partisi içinde de eleştirilere yol açtı. Örneğin, uzun süredir Federal Meclis üyesi olan ve parlamentonun eski başkan yardımcısı Petra Pau, X’te yaptığı açıklamada, “Şu anda ‘zaman ayırmak’ aslında ne anlama geliyor? Artık sorumluluk alın,” dedi ve bu durumda, “artık saflığa inanamayacağını” söyledi.
Sol Parti’nin federal genel sekreteri Janis Ehling ise şöyle konuştu:
“Bu durumda olduğu gibi, bağlantılarla ilgili en ufak bir izlenim bile partimizin itibarına zarar veriyor.”
Fakat Pau’nun aksine, Ehling, Koçak’ın iddialara yanıt vermek için zaman ayırmayı planladığını duyurmasını övdü.
Yeşiller’in milletvekili grubu başkanı Katharina Dröge de Sol Parti’nin milletvekili grubuna Koçak’ı ihraç etmeleri için çağrıda bulunmuştu.
Dröge, Sol Parti’ye “Bay Koçak’ın Sol Parti milletvekili grubunun bir parçası olmaması” yönünde tavsiyede bulunacağını söyledi.
Aynı zamanda Dröge, Koçak’a yönelik eleştirileri, partisinin Sol Parti’nin kendi saflarındaki “antisemitizmle mücadele” konusunda yeterince çaba göstermediğine dair suçlamalarıyla ilişkilendirdi.
Remmo’nun da katıldığı Neukölln seçim partisine İsrail karşıtı aktivist İbrahim İbrahim de katıldı.
Fotoğraflarda Koçak, Alman devletinin “terör örgütü” olarak sınıflandırdığı Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) mensubu olduğu öne sürülen İbrahim ile görülüyor.
Dröge, Koçak’ın “terörizmi yücelten, İsrail Devleti’nin varlığını sorgulayan ve “antisemitik olaylarla” tanınan kişilere yakınlığı nedeniyle” defalarca dikkat çektiğini söyledi.
Ondan önce, Yeşiller’den birkaç önde gelen siyasetçi, Sol Parti’nin “antisemitik” görüşlere sahip parti üyelerini ihraç etmesini talep etmişti.
Bu talepte bulunanlar arasında Yeşiller’in Avrupa işlerinden sorumlu politikacısı Sergey Lagodinsky ve Federal Meclis Başkan Yardımcısı Omid Nouripour da yer alıyordu.
Baden-Württemberg Eyalet Başbakanı Cem Özdemir (Yeşiller) ise Sol Parti “antisemitizmden” kesin bir şekilde uzaklaşmadığı sürece kendi partisini bu parti ile koalisyon kurmaması konusunda uyardı.
Bu mesele, iki eyalette eyalet hükümetlerinin kurulmasını zorlaştıracak gibi görünüyor: Hem Mecklenburg-Batı Pomeranya’da hem de Berlin’de yapılan eyalet seçimlerinin ardından Yeşiller, SPD ve Sol Parti arasında görüşmeler sürüyor.
Mecklenburg-Batı Pomeranya’da hedef SPD liderliğindeki, Berlin’de ise hedef Sol liderliğindeki bir koalisyon.
Sol Parti, tabanındaki Filistin yanlısı aktivistlerin “antisemitizme ya da İsrail’e karşı nefrete” kaydığı yönündeki suçlamaları reddetti.
Sol Parti’nin baş adayı Elif Eralp, “Şiddet ve terörizmi kutlamak kesinlikle kabul edilemez. Yahudilerin –tıpkı Müslümanlar, queer bireyler ve şehrimizdeki herkes gibi– kendilerini güvende hissedebilmelerini sağlamak için elimden gelen her şeyi yapacağım,” dedi.
Avrupa
Kallas, Kızıldeniz görevi için daha fazla savaş gemisi istedi

Kaja Kallas, AB’nin Kızıldeniz’deki deniz taşımacılığını korumaya yönelik deniz misyonunun genişletilmesini istedi.
Gemilerinin sayısını 10’un üzerine çıkarmak zorunda kalacağını belirten AB dış politika şefi, pazartesi günü yaptığı açıklamada, şu anda bölgede o kadar çok gemi bulunmadığını da ekledi.
AB’nin Aspides misyonu, deniz taşımacılığını Yemen direnişinin misillemelerinden korumak amacıyla 2024 yılında başlatılmıştı.
Diplomatlar, şu anda altı savaş gemisinin görev yaptığını belirtiyorlar.
Kallas, Birleşmiş Milletler’de düzenlenen dünya liderlerinin yıllık toplantısının kenarında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Aspides uygulamaya konulduğunda, en az 10 gemiye ihtiyaç olduğu belirtilmişti. Bence şu anda durum daha da ciddi,” dedi.
Ensarullah (Husiler) milisleri son haftalarda Kızıldeniz kıyılarında hızlı ilerlemeler kaydetti.
Bu durum, ABD-İran savaşı nedeniyle trafiğin zaten azaldığı Hürmüz Boğazı’nı da içeren bölgedeki güzergâhları daha da karmaşık hale getirdi.
Aspides misyonunun kilit ülkelerinden biri olan İtalya, geçen perşembe günü kendi gemileri için bölgede bir deniz misyonu hazırladığını duyurdu ve AB’nin yeni krize yanıt vermesini bekleyemeyeceğini belirtti.
Kallas, Husi saldırılarının Avrupa’nın çıkarlarını etkilediğini ve küresel ekonomiye yansıdığını belirtti:
“AB’nin Aspides operasyonu, bölgedeki güvenliğe ve küresel deniz taşımacılığına hayati bir katkı sağlıyor; fakat operasyona, bölgedeki artan tehdit düzeyiyle başa çıkabilmek için daha fazla deniz ve hava gücü gerekiyor.”
Kallas, 19 Eylül’de AB’nin 27 üye ülkesine bir mektup göndererek katkılarınızı artırmalarını istedi.
Mektupta, konunun yaklaşan savunma ve dışişleri bakanları toplantılarında ele alınacağını belirtti ve şunları söyledi:
“Şu anda da gelişmeye devam eden bu durum, tedarik zincirlerimize yansımalarıyla Avrupa’nın çıkarlarını şimdiden etkiliyor ve zaten artan yakıt fiyatlarından darbe almış ekonomilerimizi destekleme kabiliyetimizi de olumsuz etkileyebilir. Şu an için Husiler yalnızca Suudi Arabistan’la bağlantılı hedefleri vuracaklarını belirtse de, Boğaz’dan geçen gemilere yönelik eylemleri konusunda belirsizlik var. Her halükarda, artık deniz taşımacılığına zarar verme potansiyeli açısından daha avantajlı bir konumdalar.”
Avrupa
AfD lideri Weidel: Sol Parti zenginleri vuracak

Almanya için Alternatif (AfD) lideri Alice Weidel, Die Linke’nin (Sol Parti) “zenginleri vuracağını, kapitalistleri mülksüzleştireceğini” öne sürdü.
Berlin ve Mecklenburg-Batı Pomeranya’da seçimlerin yapıldığı pazar günü ZDF televizyonunda canlı yayına katılan AfD lideri, Berlin seçimleriyle ilgili konuştu.
Weidel, Sol Parti’nin Berlin’de “CDU’nun ‘güvenlik duvarı’ politikası yüzünden en güçlü unsur haline geldiğini” savundu.
Daha sonra Weidel, Sol Parti’nin “mülksüzleştirmeyi, zenginleri vurmayı, kira tavanları yoluyla kapitalistlere baskı uygulamayı, başka bir deyişle planlı sosyalizmin unsurlarını uygulamayı” istediğini ileri sürdü.
ZDF sunucusu Shakuntala Banerjee şaşkın göründü ve bu iddianın yeniden “doğrulanması” gerektiğini açıklayarak, “‘Zenginleri vurmak istiyor’ mu?” diye sordu.
Aslında Weidel, 2020’de Sol Parti’nin düzenlediği bir etkinlikte Berlinli üye Sandra L.’nin sözlerine işaret ediyor gibi görünüyor. O dönemde, sözlerinin yer aldığı bir video internette yayıldı.
Olay, Kassel’de düzenlenen bir parti strateji konferansında yaşandı. Tartışma aslında enerji politikası üzerindeyken Sol Partili şöyle dedi: “Enerji dönüşümü, devrimden sonra da gereklidir. Ve zenginlerin yüzde birini vursak bile, yine de evlerimizi ısıtmak isteyeceğiz.”
O sırada orada bulunan Sol Parti’nin o dönemki eşbaşkanı Bernd Riexinger, zorla çalıştırma konusunda bir şaka yaparak, “Sadece şunu eklemek istedim: Onları vurmayız; onları yararlı işler yapmaya zorlarız,” cevabını vermişti.
Daha sonra Sandra L., dpa’ya yaptığı açıklamada sözlerini geri çekmiş ve “Bu, siyasi görüşlerimle tamamen çelişiyor; insanlara yönelik şiddetten tiksiniyorum,” demişti.
Riexinger de daha sonra bu yorumu “hemen ve kesin bir şekilde reddetmediği” için pişmanlığını dile getirmişti.
Sol Parti’nin hiçbir seçim bildirgesinde zenginlerin veya süper zenginlerin “idam edilmesi” çağrısı yer almıyor. Parti, hukukun üstünlüğüne ve “özgür demokratik temel düzene” bağlı olduğunu söylüyor.
Ortadoğu2 hafta önceİsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı, Türkiye’yi tehdit etti
Asya2 hafta önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya1 hafta önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını2 hafta önceProf. Hanke: Washington’dan gelen hiçbir açıklamaya güvenemezsiniz
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Milanovic: Küresel neoliberalizm bitti, yeni bir evreye geçtik
Asya2 hafta önceİran ile Çin arasında milyarlarca dolarlık gizli ticaret ağı
Avrupa1 hafta önceWolfgang Streeck: Oyun zamanı sona erdi, durum ciddi
Asya2 hafta önceYatırımcılar DeepSeek payı için yüksek komisyonları göze alıyor









