Diplomasi
Abu Dhabi, Nigel Farage’ın BAE yetkilileriyle görüşmesi için ödeme yapmış
Abu Dhabi, Reform UK lideri Nigel Farage’ın aralık ayında Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) seyahat ederek üst düzey yetkililerle görüşmesi için masraflarını karşılamış.
Şeyh Muhammed bin Zayed El Nahyan’ın liderliğindeki emirlik, Reform UK liderine ve başka bir misafire konaklama ve aralık ayı başında düzenlenen Formula 1 yarışına katılma hakkı hediye etti. Milletvekillerinin çıkar kayıtlarına göre, bu hediyenin değeri yaklaşık 10.000 sterlin.
O sırada Farage, İtalyan iş adamı Flavio Briatore ile çekilmiş bir fotoğrafını X’te paylaşarak “Formula 1 sezon finali için Abu Dabi padokunda” yazmıştı.
Kayıtlara göre Farage, parlamentonun Noel tatili için kapanmasından önce gerçekleşen iki günlük gezisi sırasında Emirlik’in üst düzey yetkilileriyle de “görüşmeler” yaptı.
Konuyla ilgili bilgi sahibi kişiler, toplantıların iş nedenleriyle düzenli olarak Arap ülkelerine seyahat eden Reform UK hazine sorumlusu Nick Candy tarafından ayarlandığını söyledi.
Kaynaklar, BAE liderliğinin Müslüman Kardeşler’e karşı ortak muhalefet nedeniyle Reform ile görüşmeye istekli olduğunu söyledi. Farage, iktidara gelirse İslamcı grubu İngiltere’de “terör örgütü” olarak sınıflandıracağını söylemişti.
Mısır, Suudi Arabistan, BAE, Rusya, Suriye ve Ürdün, bu grubu resmi olarak terör örgütü olarak tanımlıyor.
Keir Starmer hükümeti bugüne kadar Müslüman Kardeşler’i yasaklamadı, fakat geçen yıl konunun “yakından incelendiğini” söyledi.
Bağış ve toplantılar, Farage’ın sağcı partisine olan ilginin arttığını gösteriyor. Parti, ulusal kamuoyu yoklamalarında yaklaşık yüzde 30 ile iktidardaki İşçi Partisi’nin çok önünde yer alıyor.
Formula 1, ağ oluşturma etkinliği olarak kullanılıyor ve BAE’nin başkenti ve iktidar merkezi olan Abu Dabi, politikacıları, yöneticileri ve spor ve eğlence dünyasının yıldızlarını ağırlıyor.
Fakat yabancı hükümetlerin muhalefet partilerinin liderlerini liderleriyle görüşmek üzere davet etmesi ve masraflarını karşılaması, kısmen bunun diplomatik bir mesaj vermesi nedeniyle, nadir görülen bir durum.
Kemi Badenoch, Kasım 2024’te Muhafazakâr Parti lideri ve muhalefet lideri olduğundan beri, yurtdışındaki yabancı liderlerle yapılan toplantıların masraflarını karşılamak için herhangi bir bağış almamıştı.
Muhalefetteyken, Katar hükümeti, 2023’teki COP28 zirvesinden sonra, o dönem muhalefet lideri olan Starmer’ın Doha’ya gidip ülkenin emiriyle görüşmesi için masraflarını karşılamıştı. Katar hükümeti, Starmer’ın Dubai’den Doha’ya özel jetle seyahat masraflarını karşıladı ve Starmer, o sırada ikilinin İsrail-Hamas savaşını ve iki ülke arasındaki “hayati işbirliğini” görüştüklerini söyledi.
Yolsuzlukla mücadele örgütü Transparency International’ın araştırma ve soruşturma başkanı Steve Goodrich, Farage’ın aldığı türden bağışların “önceden olmayan bir şey olmadığını” söyledi.
Fakat yurtdışı hükümetlerin “İngiliz milletvekillerinin tüm masraflarını karşılayan gezileri finanse etmesinin… bu milletvekillerinin satın alınabileceği algısını ve gerçeğini riske attığını” da ekledi.
Farage geçmişte BAE hakkında eleştirel yorumlarda bulunmuştu. 2023 yılında, o dönemki Muhafazakâr Parti başbakanı Rishi Sunak’tan, dışişleri bakanı David Cameron’un, ABD’li özel sermaye grubu RedBird ve Abu Dabi devletine ait yatırımcı IMI’nin ortak girişimi olan RedBird IMI’ye Telegraph Media Group’un satışı konusunda hiçbir rol oynamamasını sağlamasını istemişti.
Farage o zamanlar, “Muhfazakâr hükümetin bu varlıkların kendi gözetiminde yanlış ellere geçmesine izin vermeyi düşünmesinin veya demokrasimizin temel taşlarından birine aykırı tutumların ithal edilmesini teşvik etmesinin düşünülemez olduğunu” söylemişti.
Çarşamba günü ayrı bir açıklamada Farage, Westminster’dan Reform UK meclis üyesi olan Laila Cunningham’ın 2027’de partinin Londra belediye başkanlığı adayı olacağını duyurdu.
Farage, “Londra belediye başkanlığını kazanmak niyetiyle tüm gücümüzle mücadele edeceğiz. Bir zamanlar hayranlık uyandıran, tarihi, şaşırtıcı, olağanüstü bu yer, artık dünya çapında giderek daha aşağılayıcı bir şekilde konuşuluyor,” dedi.
Müslüman ve yedi çocuk annesi olan Cunningham, kenti sevdiğini ama “Londra’nın geldiği noktaya kör olmadığını” belirterek, başkentte suç oranının arttığını savundu.