Avrupa
AfD ile MAGA arasındaki dans tüm Alman sağını memnun etmiyor

Almanya için Alternatif (AfD) ile Trump destekçilerinden oluşan MAGA arasındaki ittifak, Alman sağındaki tüm figürler açısından olumlu bir şey değil.
Örneğin Financial Times’a (FT) konuşan Alman Yeni Sağı’nın genç isimlerinden Benedikt Kaiser bu ilişkiden pek memnun değil. AfD milletvekili Robert Teske ile birlikte çalışan Kaiser, partideki MAGA “hayranları” hakkında sert eleştirilerde bulunuyor.
Kaiser, “Her şey gerçekten sıradan bir şekilde başlıyor. Şapkalardan hoşlanıyorlar: ‘Make America Great Again’, ‘Make Germany Great Again’. Onlar hayranlar ve hayranlar da hayran gibi davranırlar,” diyor.
Partide çok sayıda Trump hayranı var. Ancak Doğu Almanya’da kök salmış en radikal kanadının birçok üyesi, uzun zamandır ABD’ye karşı derin bir şüpheyle yaklaşıyor. Kamuoyunun Washington’a karşı tutumu kötüleştikçe, bu üyelerin sesleri daha da yükseliyor.
Kaiser, yılın başından bu yana Trump’ın yurtdışı müdahalelerini sıraladı ve bazı parti mensuplarının tepkilerini alaycı bir şekilde taklit ederek şöyle konuştu:
“Maduro mu? Bravo! İran mı? Bravo! Grönland mı? Bravo! Sonuçlarını hiç düşünmediler. Bunun Almanya’ya ve Avrupa’ya yansımaları olacağı gerçeğini göz önünde bulundurmadılar.”
Kaiser, İran savaşının, AfD’ye Washington’a fazla yakınlaşmanın riskleri konusunda uyarıda bulunan kendisi gibi isimleri haklı çıkardığını söyledi.
Sağcı yazar, “Kendini ‘MAGA’nın bir uzantısı’ olarak gören Alman sağındaki bu grubun yanıldığı artık kanıtlandı,” diyor.
Parti, Trump’a karşı giderek kötüleşen kamuoyu havasıyla yüzleşmek zorunda kaldı. İran savaşı, zaten Alman sanayisini cezalandırıcı gümrük vergileri uygulayan, önemsiz vize ihlalleri nedeniyle Avrupalı vatandaşları gözaltına alan ve defalarca Grönland’ı ilhak etmekle tehdit eden başkan hakkındaki endişeleri daha da artırdı.
AfD, özellikle doğu eyaletlerinde yapılacak iki önemli seçime hazırlanırken, parti içindeki çatışan akımlar arasında denge kurmak zorunda kaldı.
Parti yönetimi son aylarda milletvekillerinden, kamuoyuna yansıyan ilişkilerini biraz hafifletmelerini istedi.
Üst düzey bir AfD yetkilisi, “İran, Trump’ın kamuoyundaki imajına zarar verdi. Hâlâ temas var, ancak eskisi kadar yoğun değil,” dedi.
2013 yılında Avro Bölgesi krizine tepki olarak kurulan parti, marjinal bir hareket olmaktan çıkıp ulusal anketlerde başı çeken bir partiye dönüştü.
Fakat parti, savaş sonrası dönemde alınan önlemler kapsamında, koalisyon kurmayı veya işbirliği yapmayı reddeden Almanya’nın ana akım partileri tarafından hâlâ dışlanıyor.
Bu durum, AfD’nin Trump’ın Cumhuriyetçi Partisi’nden gelen ilgiden neden bu kadar gurur duyduğunu ve enerji kazandığını açıklamaya yardımcı oluyor.
Birçok AfD üyesi, Ocak 2025’te Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşünden büyük keyif aldı. Bir grup üst düzey parti yetkilisi, Trump’ın göreve başlama töreni için Washington’a gitti.
Bunların arasında, AfD başkan yardımcısı Beatrix von Storch da vardı. Storch, geziyle ilgili olarak “Washington kırmızıya büründü. Harika,” demişti.
Geçen yıl AfD’nin ikinci sırada yer aldığı Almanya parlamento seçimlerinden önceki haftalarda, partinin MAGA ile bağları daha da derinleşti.
AfD’nin eş başkanı Alice Weidel, Elon Musk’ın sosyal medya platformu X’te düzenlenen canlı bir etkinliğe katıldı.
Ayrıca Münih Güvenlik Konferansı’nda ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile bir araya geldi.
Vance, Avrupa liderlerini aşırı sağ ile işbirliğine karşı kurulan “güvenlik duvarını” yıkmaya çağırarak şok etmişti.
AfD, son on yılda giderek radikalleşti ve Holokost’u önemsiz gösteren, Nazi dönemi sloganlarıyla flört eden sert çizgideki isimlere yer verdi.
Parti, kitlesel sınır dışı etmeleri benimsedi ki bunun için genellikle “tersine göç” terimini kullanıyor.
Sadık bir Hıristiyan ve Hitler’in bakanlarından birinin torunu olan von Storch için, Trump’ın ikinci dönemi göç, aile politikası, sosyal medya düzenlemesi ve “anti-woke” gündemi konusunda bir rehber niteliğinde.
Von Storch, “AfD’nin Amerika’nın yaptığı her şeyi yüceltmesi gerekmese de… aynı dalga boyundayız. O da bizim istediğimiz gündemi takip ediyor,” diyor.
Trump ile uyum, siyasi koruma konusunda da umutlar doğurdu. Geçen yıl Almanya’nın iç istihbarat teşkilatı AfD’yi aşırı sağcı olarak sınıflandırdığında ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio bunu “kılık değiştirmiş tiranlık” olarak nitelendirmiş ve yetkilileri kararlarından vazgeçmeye çağırmıştı.
MAGA’ya şüpheyle yaklaşan Kaiser bile, olası bir yasaktan “korunmanın” ABD ile bağlar kurmanın avantajlarından biri olduğunu kabul ediyor.
AfD’nin temaslarının çoğu, partinin dış politikasından sorumlu, puro ve burbon içen milletvekili Markus Frohnmaier aracılığıyla yürütülüyor.
Frohnmaier, “Uzun bir süre boyunca partinin odak noktası Doğu Avrupa, Rusya ve Çin’di. Dış politika sözcüsü olduktan sonra… ABD ile temaslara daha fazla ağırlık vermek istedim,” diyor.
Geçtiğimiz yıl boyunca, Avrupa’daki ifade özgürlüğü kısıtlamalarının önde gelen ABD’li eleştirmenlerinden biri haline gelen Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Sarah Rogers ve Avrupa’daki aşırı sağ ile bağlar kurmak konusunda aktif rol oynayan ABD’li Kongre Üyesi Anna Paulina Luna ile bir araya geldi.
Aralık ayında Frohnmaier, Forte’nin New York Genç Cumhuriyetçiler grubu tarafından düzenlenen bir etkinlikte ödül aldı.
Bu etkinlikte katılımcılar, Almanya milli marşının tabu sayılan orijinal ilk kıtasını (Deutschland, Deutschland über alles – Almanya, her şeyden önce Almanya) seslendirdiler.
O ve von Storch, birkaç ay sonra Forte’nin Berlin ziyaretini ve Trump’ın eski sosyal medya stratejistlerinden biri için Federal Meclis’te düzenlenen bir etkinliği organize ettiler.
Bu bağlantıların ne kadar derin olduğu bazen belirsiz. Frohnmaier’in ilk temasları arasında, daha sonra Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr. için çalışan eski bir Amerikalı stajyer de yer alırken, Weidel ise ABD’li milyarderle kendisi başarılı bir şekilde iletişime geçemeyince 24 yaşındaki bir influencer aracılığıyla Musk’a ulaştı.
Mevcut bağlar soğumuş olsa da Frohnmaier bunu kabul etmekte isteksiz. Ortakların “her konuda aynı fikirde olmaları gerekmediğini” söyleyen AfD’li, yılın geri kalanında ABD’yi ziyaret etme planı olmadığını da ekledi.
Bunun yerine Haziran ayında, Vladimir Putin’in en önemli ekonomi forumu için St. Petersburg’a gitti ve burada Gazprom başkanı ve Putin’in bir başka önemli danışmanıyla görüşmeler yaptı. Ayrıca Hindistan’a da bir gezi planlıyor.
Frohnmaier’in bu temkinli tavrı, AfD içindeki alışılmadık konumunu yansıtıyor: ABD ile güçlü ticari bağları olan bir bölgeden gelen bir milletvekili, aynı zamanda partinin en aşırı kanadıyla da bağlantıları olan bir isim.
Trump’ın şubat sonunda İran’a hava saldırıları düzenlemesinin ardından Frohnmaier, bu saldırıların “cerrahi hassasiyetini ve net hedefini” övdü ama daha geniş çaplı bir çatışmanın tehlikelerine karşı uyarıda bulundu.
Parti içindeki bazı isimler, eylül ayında Saksonya-Anhalt ve Mecklenburg-Vorpommern gibi doğu eyaletlerinde yapılacak seçimlerin ardından daha görünür temasların yeniden başlayacağına inanıyor.
Diğerleri ise, Trump’ın müdahaleci dış politikası konusunda kendi içinde bölünmüş olan MAGA’daki kargaşanın, özellikle de daha izolasyonist ve küreselleşme karşıtı Vance’in bir sonraki Cumhuriyetçi aday olması durumunda, AfD için bu uyum sürecini nihayetinde daha az karmaşık hale getirebileceğine inanıyor.
Kaiser gibi isimlerin etkisinin “abartılmaması” konusunda uyarıda bulunan Von Storch, ABD’li meslektaşlarla “canlı” iletişimin perde arkasında devam ettiğini söyledi.
İkili arasındaki ilişkiye yakın bir kaynağa göre, Weidel hâlâ Musk’a düzenli olarak mesaj gönderiyor.
AfD’nin eş başkanı Tino Chrupalla, Amerika’nın 250. kuruluş yıldönümünü kutlamak üzere Berlin’de düzenlenen ve ABD Büyükelçiliği’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen bir partiye katıldı.
AfD yetkilileri, ABD’nin diplomatik etkinliklerine de davet ediliyor.
Daha alt düzeyde de girişimler var; bunlardan biri, AfD’nin iki Amerikalı stajyeri birkaç hafta boyunca Bundestag grubuyla birlikte vakit geçirmeleri için davet ettiği son etkinlik.
Son yıllarda Polonya ve Macaristan’da etkinlikler düzenleyen Cumhuriyetçi bir buluşma olan Muhafazakâr Siyasi Eylem Konferansı (CPAC), gelecek yıl Almanya’da ilk konferansını düzenlemeyi planlıyor.
Almanya’daki Republicans Overseas’in başkanı George Weinberg, etkinliğin amacının Almanya’ya “mevcut Amerikan yönetiminin yankısını” taşımak olduğunu söyledi:
“Biz Brandmauer’a, yani güvenlik duvarına karşıyız. Almanların çoğunluğu muhafazakârdır.”
Weinberg ayrıca Şansölye Friedrich Merz’in Hıristiyan Demokratlarının “yumuşadığını” da ekledi.
Bazı AfD üyeleri bu fikre açık olsa da Frohnmaier bu fikri reddediyor. O, gelecek yıl bir ara dünyanın dört bir yanından benzer görüşteki politikacıları bir araya getirmek üzere kendi konferansını düzenlemek istiyor.
Onun gerekçesi, AfD ve diğer sağcı milliyetçi partilerin karşı karşıya olduğu zorluğu özetliyor: Yurt içindeki seçmenleri kendinden uzaklaştırmadan MAGA’nın uzattığı eli nasıl kabul edecekler?
Frohnmaier, “Avrupa’da bir CPAC düzenlerseniz, etkinliğin başında ABD milli marşı çalınır. Bu çok güzel bir marş. Fakat bazı kişilerde, bunun esasen… yurt dışından ithal edilmiş bir format olduğu izlenimini yaratabilir,” diyor.
Avrupa
Hamburg, Alman militarizminin odak noktası haline geliyor

Perşembe gününden bu yana, Hamburg’daki Alman Silahlı Kuvvetleri ve sivil kuruluşlar, birliklerin NATO’nun doğu kanadına sevkini simüle eden tatbikatlar yürütüyor.
“Red Storm Charlie” tatbikatının temel senaryosu, bir Rusya saldırısından önce (dolayısıyla olağanüstü hal veya savunma alarmı ilan edilmeden önce) Baltık ülkelerine yönelik bir seferberlik.
German Foreign Policy’ye göre bu da, ülke içinde baskıların büyük ölçüde artırılmasına imkân tanıyan olağanüstü hal yasalarının yürürlüğe konmaması anlamına gelecek.
İki yıl önce Red Storm Alpha ile başlayan ve geçen yıl Red Storm Bravo ile devam eden Red Storm tatbikat serisinin merkezinde, Rusya’ya yönelik askeri seferberlik için “sivil destek hizmetlerinin” seferber edilmesi yer alıyor.
Alman Silahlı Kuvvetleri’ne (Bundeswehr) göre, Doğu Cephesi’ne sevk edilmek üzere toplam 500 asker, ağır teçhizatla eğitim görüyor.
Tatbikat sadece askeri eğitim alanlarında değil, aynı zamanda sivil yaşamın tam ortasında da gerçekleştiriliyor.
Sorumlu Hamburg Bölge Komutanlığı’ndan Yarbay Jürgen Bredtmann, Red Storm Bravo’nun ardından, askerlerin “gülümsediğini” ve “nihayet böyle bir şeyi tatmin edici bir şekilde uygulayabildikleri [için] son derece heyecanlandıklarını” söylüyor.
Sivil yerleşimlerde bu türden “serbest alan” tatbikatları giderek daha sık gerçekleştiriliyor.
Ne barış ne savaş
Yarbay Bredtmann’a göre, ordu bu askeri konvoy seferlerini Hamburg’un kentsel alanında ağırlıklı olarak gece saatlerinde gerçekleştirmeyi planlıyor.
Alman subay, barış zamanında “bir cuma öğleden sonra, yoğun saat trafiğinde bir araç konvoyunu geçirmenin zor olacağını” kabul ediyor.
Alman Anayasası, savaş durumunda devlet kurumlarının, sivilleri ve işletme sahiplerini ordunun hizmetinde işgücü ve malzeme katkısı sağlamaya zorlamak için geniş kapsamlı olağanüstü yetkiler kullanmasına izin veriyor.
Örneğin, şirket binalarını askeri araçlar için dinlenme alanlarına dönüştürmek, sivil kamyonlara el koymak veya sağlık personelini askeri hastanelerde çalışmaya zorlamak bunlar arasında.
Bu tür durumlarda baskıcı önlemlerin kapsamı da genişler; buna, isyancılara karşı anayasal olarak izin verilen ordunun sevk edilmesi de dahil.
Fakat Red Storm Charlie tatbikatıyla ordu, artık açıkça “askeri güçlerin doğu ittifak topraklarına yönelik ihtiyati yeniden konuşlandırılması” için eğitim görüyor.
Yani, sık sık bahsedilen “Rus saldırısı” gerçekleşmeden önce doğuya doğru seferberlik yapılıyor.
Bundeswehr, Red Storm Charlie ile ilgili olarak şunları belirtiyor:
“Tasvir edilen senaryoda, Alman Federal Meclisi tarafından belirlenen bir gerginlik durumu veya savunma durumu henüz mevcut değildir; bu nedenle, hukuki açıdan barış halinde kalmaya devam ediyoruz.”
“Sivil” güçler orduya entegre ediliyor
Berlin, iç ulusal savunmasında, Doğu Cephesi’ndeki çatışmalar için mümkün olduğunca çok sayıda askeri serbest bırakabilmek amacıyla öncelikle sivil güçlere güveniyor.
Geride sadece birkaç asker kalacak; geri kalan işler “vatan savunma güçleri” (yani askeri yedek kuvvetler) ve siviller tarafından üstlenilecek.
Red Storm’un amacının “tüm katılımcıların operasyonel yeteneklerini geliştirmek” olduğu söyleniyor.
Federal Polise ek olarak, katılımcılar arasında Hamburg, Aşağı Saksonya ve Schleswig-Holstein’dan polis güçleri; itfaiye ve Federal Teknik Yardım Ajansı (THW); Hamburg-Eppendorf Üniversite Tıp Merkezi; Alman Kızılhaçı; havaalanı, liman ve Hamburg yüksek raylı sistemi; Ticaret ve Zanaat Odaları; Lufthansa; Airbus; Blohm + Voss; Philips; Hamburg Ticaret Fuarı ve Edeka yer alıyor.
Yerel medya da desteğini esirgemiyor: Tatbikat vesilesiyle NDR, Federal Sivil Koruma ve Afet Yardımı Dairesi’nin (BBK) tavsiyelerini yayınlıyor.
Bu tavsiyelere göre tüm Almanlar, nükleer silaha sahip Rusya ile bir savaşa hazırlık amacıyla 20 litre su, 14 günlük yiyecek, ilaç, acil durum kiti ve el kranklı bir radyo stoklamalı.
Savaş hazırlığına perakende zinciri de katıldı
Edeka perakende zinciri, sadece bu yılki Red Storm tatbikatını desteklemekle kalmıyor, aynı zamanda BBK’nın savaş hazırlık önlemlerinin uygulanmasına da katılıyor.
Savaş hazırlığını teşvik eden halkla ilişkiler çabalarının ve konvoy kampanyasına katılımın yanı sıra, Edeka ve Edeka Grubu’na ait indirimli market zinciri Netto, savaş tatbikatının bir parçası olarak, “özel olarak geliştirilmiş acil durum sırt çantası”nı, “özel kriz hazırlığı için kompakt bir temel” olarak pazarlıyor. Çantaya, bir paketleme listesi ve el kranklı bir radyo da dahil.
Ayrıca Edeka, Bundeswehr’in açıkça dahil olmadığı bir Ticaret Odası girişimi olan Red Storm Business’e de katılıyor.
Ticaret Odası, sivil bir eğitim programı olan Red Storm Business ile şirketlerin “kendi eylem yeteneklerini” test etmek amacıyla “kendi operasyonları kapsamında belirli bir kriz senaryosunu uygulamalı olarak deneyimlemelerini” sağlamayı hedefliyor.
Tatbikat, uzun süreli bir elektrik kesintisini simüle ediyor. Edeka’nın yanı sıra Airbus, Rheinmetall, Deutsche Bahn, Unilever ve Hamburger Hochbahn gibi şirketlerin yanı sıra küçük ve orta ölçekli işletmeler de dahil olmak üzere 160’tan fazla şirket bu tatbikata gönüllü olarak kaydoldu.
Alman ordusu olası protestolara hazırlanıyor
Fakat sivil halk sadece destek vermekle kalmıyor, aynı zamanda muhalefetini de dile getiriyor.
GEW gibi sendikalardan Disarm Rheinmetall gibi gruplara kadar uzanan, giderek büyüyen savaş karşıtı hareketin çok sayıda örgütü, tatbikata karşı protesto ve direniş çağrısında bulunuyor.
Öte yandan sivil protestolarla başa çıkmak da elbette Red Storm tatbikat serisinin açık bir parçası: Geçen yıla ait görüntülerde, kırmızı piroteknik malzemelerle simüle edilmiş bir oturma eylemi ablukası ve kendilerini yere yapıştırmış kişiler görülüyordu.
Tatbikatta Bundeswehr askerleri bu ablukayı aşmak zorundaydı.
Buna bağlı olarak, federal hükümet bir seferberlik durumunda halkın, tırmanan gösterilerden ve abluka eylemlerinden sabotaja kadar uzanan kitlesel protestolar düzenleyeceğini öngörüyor.
Ukrayna savaşını eleştirenler iç istihbaratın takibinde
Almanya’nın iç istihbarat teşkilatı (Anayasa Koruma Federal Dairesi – BfV) başkanı Sinan Selen’e göre, “memnuniyetsizlik” ya da sadece “mevcut sisteme yönelik eleştiri” bile, “Rus anlatılarına” karşı “zayıf noktalar” oluşturduğu için şüpheli olarak değerlendirilmeli.
Selen’e göre, BfV ve polis tarafından ortaklaşa yürütülen “Tek Kullanımlık Ajan Olma” kampanyası, “Ukrayna çatışmasına eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşan… ve Rusya’yla ilgilenen” kişileri hedef almayı amaçlıyor.
Son zamanlarda birkaç trafo merkezine yönelik saldırılar meydana geldiğinde, polis sadece şüpheli bir “aşırı sol arka plan”ı değil, aynı zamanda olayların “yabancı bir devlet tarafından yönlendirilmiş sabotaj” olup olmadığını da soruşturdu.
Federal İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, “aşırılık unsurları ile devlet terörizmi arasında” bağlantılar olabileceğini öne sürdü; “birinin diğerine bağlı olup olmadığı”nın, “soruşturmaların bir parçası olarak her zaman incelendiğini” de ekledi.
Sivil-askeri işbirliğinin genişlemesiyle birlikte, devlet kurumları orduyla polis, iç ve dış istihbarat servisleri arasındaki sınırları giderek daha da bulanıklaştırıyor.
Avrupa
ABD, yapay zekada İngiltere’nin erken erişimini engellemek istiyor

Beyaz Saray, OpenAI ve Anthropic’ten yeni yapay zeka modellerini ABD hükümetinin testlerinden geçmeden İngiltere’deki kurumlara açmamasını istedi. Washington’ın bu adımı, teknoloji şirketlerini İngiliz denetçiler ile Donald Trump yönetimi arasında bıraktı.
Beyaz Saray, yapay zeka geliştiricileri OpenAI ve Anthropic’ten, yeni geliştirdikleri modelleri ABD hükümetinin denetimindeki testler tamamlanmadan İngiltere’deki test kurumuna iletmemelerini istedi.
Politico’nun üst düzey bir Washington yetkilisine ve konuyu yakından takip eden bir kaynağa dayandırdığı habere göre talep, yeni modellerin denetim süreçlerini doğrudan hedef alıyor.
ChatGPT’yi geliştiren OpenAI ile Claude’un arkasındaki Anthropic, Washington’ın bu girişimiyle zorlu bir tercihle karşı karşıya kaldı.
Şirketler, küresel çaptaki önemli bir kamu denetçisini geri çevirmek ile ABD Başkanı Donald Trump yönetimiyle ilişkileri bozma riski arasında bir seçim yapmak zorunda kalıyor.
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan ABD hükümeti yetkilisi, yapay zeka geliştiricilerine iletilen talebi şu sözlerle savundu:
“Bunlar Amerikan şirketleridir ve geleceğe dönük her yeni model için benimsediğimiz politika budur.”
İngiltere Yapay Zeka Güvenliği Enstitüsü (AISI), kamu kaynakları bakımından dünyanın en donanımlı resmi test kurumları arasında gösteriliyor ve daha önce geliştirilen modeller üzerinde ayrıcalıklı erken erişim hakkına sahipti.
Anthropic’in Washington’ın getirdiği şartı benimsediği görülüyor.
Şirket, eylül ayı başında yeni modeli Claude Mythos 5.1’i tanıtırken, sistemin şu anda sadece “ABD’deki belirli kuruluşların” kullanımına açık olduğunu duyurdu.
Şirket açıklamasında, “Yerli ve uluslararası ortaklardan oluşan daha geniş bir çevreye erişimi en kısa sürede sağlamak adına ABD hükümetiyle koordinasyon halindeyiz” ifadelerine yer verdi.
İngiliz Parlamentosu’na bir mektup gönderen AISI Direktörü Henry de Zoete, kurumun yeni modellerin güvenliğini artırmak amacıyla ABD Yapay Zeka Standartları ve İnovasyon Merkezi (CAISI) gibi Amerikalı meslektaşlarıyla yakın temas içinde çalıştığını kaydetti.
De Zoete, enstitü uzmanlarının ChatGPT-6 Astra modeline, OpenAI’ın sistemi eylül ayı başında kamuoyuna duyurmasından bir ay önce erken erişim sağladığı bilgisini paylaştı.
ABD Başkanı Trump daha önce OpenAI yöneticisi Sam Altman, Anthropic yöneticisi Dario Amodei ve xAI yöneticisi Elon Musk’ın küresel güvenlik tehditlerini önlemek amacıyla yapay zekanın gelişim hızını yavaşlatma yönündeki çağrılarını geri çevirmişti.
Trump, ABD’nin bu alanda Çin’in önünde yer aldığını vurgulayarak Washington’ın teknoloji yarışında geriye düşmesine izin veremeyeceğini savunuyor.
Avrupa
AB ülkeleri Göç Paktı’nı ağırlaştırmak için yeni adımlar planlıyor

AB başkentleri, yürürlüğe girmesinden aylar sonra Göç ve İltica Paktı’nda yeni değişiklikler yapılması için hazırlıklara başladı. Almanya’nın ev sahipliğinde Münih’te toplanacak yaklaşık 18 ülkenin temsilcileri, iltica kurallarının esnetilmesini ve ağır suçluların sınır dışı edilmesinin kolaylaştırılmasını ele alacak.
Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler, sınır güvenliği ve iltica kurallarını kökten değiştiren Göç ve İltica Paktı’nın yürürlüğe girmesinden yalnızca aylar sonra, yeni yasal düzenlemeler için zemin yokluyor.
Geniş katılımlı bir grup ülkenin bakanları, söz konusu paktta yapılabilecek değişiklikleri ele almak üzere cumartesi günü Münih’te toplanıyor.
Euractiv haber sitesinin ulaştığı toplantı belgesine göre gündemin ilk sırasında, Avrupa Komisyonu’na 2027 ortasına kadar bir “sadeleştirme” yasa paketi hazırlama çağrısı yapılması yer alıyor.
Toplantıda iltica prosedürlerinin basitleştirilmesi ve aralarında ağır suçluların da yer aldığı belirli vakalarda koruma statüsünün iptal edilip bu kişilerin sınır dışı edilmesinin kolaylaştırılması masaya yatırılacak.
Katılımcılar ayrıca iltica süreçlerindeki tercüme işlemlerinde yapay zeka kullanımına yasal dayanak oluşturacak adımları değerlendirecek.
Ele alınan seçenekler arasında ilk tarama süreçlerinin hızlandırılması ve AB’nin göç veri tabanı Eurodac’ın tarama esnasında toplanan verileri içerecek şekilde genişletilmesi de öne çıkıyor.
Bu adım, ulusal makamların AB göç sistemine giren kişilere ait daha kapsamlı kayıtlara erişmesini amaçlıyor.
Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt’in ev sahipliğinde düzenlenen Münih buluşması, Göç ve İltica Paktı’nın tüm birlik genelinde uygulanmaya başlamasından üç ay sonra gerçekleşiyor.
Toplantıya aralarında AB üyelerinin ve İngiltere gibi blok dışındaki aktörlerin de yer aldığı yaklaşık 18 ülkenin katılması bekleniyor.
AB içişleri bakanları ise ekim ayındaki zirvede liderlerin yürüteceği stratejik göç tartışmalarına hazırlık amacıyla gelecek hafta Lüksemburg’da bir araya gelecek.
Birliğin temel göç paktı, AB’nin dış sınırlarında yer alan ülkeler ile daha kuzey ve batıda kalan hükümetler arasındaki hassas bir uzlaşmanın sonucunda kabul edilmişti.
Maddelerin tek tek yeniden müzakereye açılması, geçmiş görüşmeleri zorlaştıran görüş ayrılıklarını yeniden canlandırma ve varılan uzlaşmaları tartışmaya açma riski barındırıyor.
Öte yandan Avrupa Parlamentosu’ndaki mevcut dönemde merkez sağ ve sağ partiler, daha kısıtlayıcı düzenlemeleri geçirebilecek sayısal gücü elinde tutuyor.
AB başkentleri, üçüncü ülkelerde geri gönderme merkezlerinin kurulmasına imkan tanıyan yeni bir geri dönüş çerçevesi de dahil olmak üzere daha sert kurallara destek vermişti.
Birçok hükümet bu seçeneği sahada hayata geçirmeye çalışıyor.
Almanya, Avusturya, Danimarka, Yunanistan ve Hollanda, eylül ayı başında sınır dışı edilmeyi bekleyen düzensiz göçmenlerin nakledilebileceği merkezler için bir takvim ve model üzerinde uzlaşmaya vardı.
Göç eksenindeki tartışmalar, Avrupa Komisyonu’nun AB sınır koruma ajansı Frontex’in işleyiş kurallarında değişiklik planladığı bir dönemde yürütülüyor.
Ajansın üçüncü ülkelerle işbirliği yapma yetkisinin güçlendirilmesi, geri gönderme operasyonlarında daha etkin rol üstlenmesi ve sosyal medyada yayılan dezenformasyonu izleme yetkilerinin genişletilmesi öngörülüyor.
Asya2 hafta önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Milanovic: Küresel neoliberalizm bitti, yeni bir evreye geçtik
Rusya2 hafta önceFransa, Rus milyarder Usmanov için AB yaptırımlarının kalkmasını istedi
Avrupa2 hafta önceWolfgang Streeck: Oyun zamanı sona erdi, durum ciddi
Amerika2 hafta önceBannon ile Sanders, yapay zekaya karşı bir araya geliyor
Rusya2 hafta önceRusya, Ermenistan’a doğalgaz iletimini 10 gün süreyle askıya alıyor
Asya2 hafta önceSingapur, bürokraside “liyakat” için siyasetçilere milyonlar ödüyor
Rusya2 hafta önceWSJ: Rusya ucuz silah üretiminde ABD ve Ukrayna’yı geride bıraktı







