Bizi Takip Edin

Avrupa

Trafalgar Meydanı’nda on binlerce kişi Jason Arday için buluştu

Yayınlanma

On binlerce kişi, cuma günü hayatını kaybeden eski Cambridge profesörü Jason Arday  için Londra’daki Trafalgar Meydanı’nda bir araya geldi.

Anma etkinliğini düzenleyen “Stand Up to Racism” örgütü, Arday’ın hayatı ve mirası hakkında milletvekilleri, arkadaşları ve aktivistlerin duygusal konuşmalarını dinlemek ve bir dakikalık saygı duruşuna katılmak üzere 30.000 kişinin meydanda toplandığını açıkladı.

Birçoğu siyah giyinmiş ve ellerinde çiçekler tutuyordu; katılımcılardan bu çiçekleri Nelson Anıtı’nın altına bırakmaları istendi. İnsanlar ayrıca üzerinde “rest in power” yazan pankartlar taşıdı.

41 yaşındaki Arday, cuma günü Londra’nın güneyindeki evinde ölü bulundu. Kendisinin reddettiği intihal suçlamaları ve kariyeri ile başarılarına ilişkin açıklamalardaki tutarsızlıklar üzerine yaygın bir inceleme başlatılmasının ardından, Cambridge’deki eğitim sosyolojisi profesörlüğü görevinden istifa etmişti.

Arday, intihal iddialarını reddetmiş ama çalışmasında hatalar olduğunu kabul etmişti. Geçen  hafta, çalışmasıyla ilgili son dönemde ortaya çıkan tartışmaların “durmak bilmeyen bir kamuoyu denetimi ve kişisel saldırılara” yol açtığını belirtmişti.

Tartışma, başka bir akademisyenin –kendini “ırk gerçekçisi” olarak tanımlayan ve 2024 yılında Cambridge’deki görevinden kovulan Nathan Cofnas’ın– profesörün çalışmalarında çok sayıda intihal örneği bulduğunu söylemesiyle patlak verdi.

Arday, erken dönem akademik çalışmalarındaki bazı hataların otizminden kaynaklandığını, çünkü bilgileri anlamlandırmak için taklit yöntemine başvurduğunu belirtti.

Benzer bir inceleme yapıldığında diğer akademisyenlerin çalışmalarında da benzer hatalar bulunabileceğini söyledi.

Arday Times gazetesine bu ayın başlarında, “Burada akademiden bahsediyoruz. Ben kimseyi öldürmedim. Yaşadığım zulüm ve benim bu tür bir yalancı ve hayalperest olarak gösterilmem tamamen kabul edilemez,” diye konuşmuştu.

Etkinliğin açılışında, Clapham ve Brixton Hill’de Arday’ın ailesinin seçim bölgesini temsil eden yerel milletvekili Bell Ribeiro-Addy şöyle konuştu:

“Etrafınıza bakacağım ve bu gece kaç kişinin geldiğine bir göz atacağım. Bu, Jason’ın ne demek istediğini size gösterir. O, arkasında kapıları açık tuttu. Kapıları açık tuttu ve binlerce kişi o kapılardan geçti. İşte bu yüzden bu mekan bu gece dolup taşıyor. Ve hepinizin yas tuttuğunuzu biliyorum. Burada olmayan pek çok insan olduğunu da biliyorum.”

Ribeiro-Addy, “oğullarını, kardeşlerini kaybeden” Arday’ın ailesinin mahremiyetine saygı gösterilmesini istedi.

Ailenin yas tutabilmesi için kendilerine “zaman, alan ve sessizlik” tanınmasını talep etti.

Ribeiro-Addy, Arday’ın ailesinin hazırladığı bir açıklamayı okuyarak anma törenini sonlandırdı. Aile şunları söyledi:

“Jason’ın maruz kaldığı kamusal zulüm, hiçbir insanın tahammül edebileceği bir şey değildi. Ölümünden bu yana gösterilen sevgi, destek ve yas, bizim için çok büyük anlam ifade ediyor. Şu anda bu durum hem tatlı hem de acı olsa da, nezaket sadece ölümde değil, hayatta da gerekli.”

Birçok konuşma, Arday’ın ölümündeki medyanın rolüne odaklandı. Hackney North ve Stoke Newington Milletvekili Diane Abbott, üç hafta içinde onunla ilgili 249 haber yayınlandığını söyledi.

Abbott, “İstifa ederse kendisine yönelik saldırıların duracağını düşünmüş olmalı. Ama aslında saldırılar daha da şiddetlendi. Bu acımasız bir kampanya,” dedi.

İngiliz şarkıcı Beverley Knight, “Keep This Fire Burning” adlı şarkısını seslendirdi.

2014 yılında The Voice yarışmasını kazanan Jermain Jackman ise Arday’ın ailesinin isteği üzerine Coldplay’in “Fix You” şarkısının bir cover’ını seslendirdi.

Milletvekilleri Zack Polanski ve Jeremy Corbyn de törene katıldı.

Cambridge’de Arday’ın danışmanı olan Simon Woolley, Arday’ı ölümünden kısa bir süre önce gördüğünde “Jason’ın acı çektiğini” ve “takip edildiğini” hissettiklerini, bu yüzden ona sarıldığını söyledi.

Arday’ı “asla bir paket cips bile çalmayan harika bir adam” olarak anan Woolley, Arday’ın ölümünün ardından “bir hesaplaşma” yapılması gerektiğini vurguladı.

“Stand Up to Racism” örgütünün organizatörlerinden Samira Ali, Arday’ın yakın bir arkadaşı ve meslektaşının hazırladığı bir bildiriyi okudu.

Bildiride şöyle deniyordu:

“Prof. Jason, ‘nazik’, ‘güzel’ ve ‘yumuşak’ kelimeleri ona adanmış pek çok anma yazısında sıkça geçiyor ve bu yanlış değil. Fakat gerçekte, kelimeler Prof. Jason’ın nasıl bir insan olduğunu ya da insanlar için ne kadar önemli olduğunu asla tam olarak ifade edemez.”

Açıklamada, Arday’ın renkli tenli öğrenciler ve akademisyenler için mentorluk programları ve ruh sağlığı desteği oluşturma çalışmalarına değinildi.

Açıklamada şöyle denildi:

“Marjinalleştirilmiş kesimlerden gelen tüm öğrencilere, akademinin kendilerine de ait olabileceğine inanmaları için ilham vermek üzere yorulmak bilmeden çalıştı. Sadece bir iki kişiyi doktora yapmaya teşvik etmedi; nesiller boyu, onun sayesinde hayal kuran ve şimdi doktor olan, yakında profesör olacak onlarca insan var.”

Arday’ın 2023 yılında 37 yaşında Cambridge’in tarihindeki en genç siyahi profesör olarak atanması, o dönemde ilerici bir adım olarak karşılanmıştı.

Ölümünden önceki hafta istifasını açıklayan Arday, kendisine yöneltilen eleştirilerin “kişisel bedelinin” “çok ağır” hale geldiğini belirtmişti.

Arday şöyle konuşmuştu:

“Eleştiri, akademik yaşamın kaçınılmaz bir parçası olsa da, benim yaşadıklarım bilimsel fikir ayrılıklarının çok ötesine geçti. Durmak bilmeyen suçlamalar, spekülasyonlar ve kamuoyundaki yorumlar, hem bana hem de sevdiklerime derin bir zarar verdi.”

Arday, istifasının “etrafımda dolaşan iddiaları kabul ettiğim şeklinde yanlış anlaşılmaması” gerektiğini vurguladı.

Cambridge, başlangıçta Arday’ın tezi ve bazı dergi yayınlarıyla ilgili intihal iddialarının Liverpool John Moores Üniversitesi (LJMU) ve söz konusu dergiler tarafından soruşturulduğunu açıklamıştı.

Arday’a 2015 yılında doktora derecesini veren LJMU, Arday’ın intihal yapmadığı sonucuna varmıştı.

Bu haftanın başlarında, Cambridge, Arday’ın atanmasına ilişkin bağımsız bir soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Prof. Prentice, o dönemde üniversite personeline yazdığı mektupta şunları söyledi:

“Jason Arday’ın atanmasına ilişkin üniversite genelinde ve çok daha ötesinde dile getirilen endişeleri tam olarak anlıyorum ve bu endişeleri paylaşıyorum… Sizin de belirttiğiniz gibi, bu soruşturma kapsamlı ve şeffaf olmalı ve Cambridge’in içinden ve dışından üst düzey akademisyenler tarafından bağımsız bir şekilde yürütülecektir.”

Cambridge, akademi dünyasında sayıları çok az olan ve göze çarpan bir azınlığın üyesi olan genç siyahi profesör Arday’ın atanmasını kutlamıştı.

Birleşik Krallık üniversitelerindeki profesörlerin yalnızca yüzde biri siyahi olduğundan, her bir atama son derece büyük önem taşıyor.

Üniversite, Arday’ı son derece göze çarpan bir pozisyona getirdikten sonra, özen yükümlülüğü de dahil olmak üzere daha büyük sorulara yanıt vermek zorunda kalacak.

Ayrıca, Arday’ın kamuoyu önünde zulüm gördüğünü düşünenler ve onun hiç atanmaması gerektiğini sorgulayanlar da dahil olmak üzere, çeşitli kesimlerden gelen öfkenin hedef tahtası haline gelebilir.

Avrupa

BSW’de Thüringen kavgası: Katja Wolf yeni parti kurdu

Yayınlanma

Sahra Wagenknecht İttifakı’ndan (BSW) ayrılmalarının üzerinden iki gün geçtikten sonra, Thüringen’deki eski üyeler güçlerini birleştirerek Katja Wolf liderliğinde yeni bir parti kurdular.

Kurucu üyeler, Erfurt’ta yaptıkları açıklamada, eski BSW eyalet başkanı ve eski Maliye Bakanı Katja Wolf’un başkan seçildiğini duyurdular.

Pazar günü gerçekleşen parti kuruluşu, önceki liderlik ekibinin üyeleri için bile sürpriz oldu. Üyeler, “Bu, spontane bir parti kuruluşuydu,” dediler. Partinin adı Thüringen.Gerecht (Adil Thüringen).

Haberlere göre, Thüringen’deki eski üst düzey BSW temsilcileri Steffen Schütz ve Steffi Eschrich de yeni partide öncü roller üstleniyor.

Schütz, Wolf ile birlikte BSW eyalet başkanı olarak görev yapmıştı ve kabinede Altyapı ve Dijital İşler Bakanı olarak yer alıyor. Eschrich ise BSW’nin eyalet genel sekreteriydi.

Geçtiğimiz hafta boyunca, partinin eyalet hükümetine katılımı konusunda Wagenknecht liderliğindeki BSW federal yönetimi ile Thüringen BSW arasında ilkeler üzerine yaşanan açık bir anlaşmazlık nihayete erdi.

Federal parti yönetimi ve partinin kurucu lideri Sahra Wagenknecht, CDU’lu başbakanın yönetme ehliyetini yitirdiği gerekçesiyle BSW eyalet şubesinin hükümet koalisyonundan çekilmesini istiyordu.

BSW, AfD ile işbirliği yapacak mı?

İki BSW milletvekili hariç, tüm milletvekilleri partiden ve bazı durumlarda parlamento grup üyeliğinden de istifa etti. Bölünmeden önce eyalet meclisindeki BSW grubu 15 kişiden oluşuyordu.

Wolf hafta sonu şu açıklamayı yapmıştı:

“Mümkün olduğunca çabuk yeni bir parti kurmalıyız. Son başvuru tarihleri göz önüne alındığında, bunu Ekim ayında hâlâ başarabilmeliyiz.”

Yeni partinin pazar günü kurulmuş olması, haberlere göre Thüringen eyalet parlamentosundaki BSW milletvekili grubunun belirsiz yasal statüsüne bir tepki olarak değerlendiriliyor.

AfD milletvekili grubu, eyalet anayasasını gerekçe göstererek BSW milletvekili grubuna sağlanan finansmanın kesilmesini talep etmişti.

Ayrıca, çarşamba gününden cuma gününe kadar eyalet meclisinde olağan bir oturum planlanıyor ve bu oturum sırasında BSW milletvekili grubunun statüsü konusu da gündeme gelecek.

Wolf, bir basın açıklamasında, “Thüringen’de istikrar ve güvenilirliği sağlayacağımıza söz verdik. Şimdi herkesi bu sözü gerçeğe dönüştürmek için bize katılmaya davet ediyoruz,” dedi.

Yeni partinin yeni seçilen başkanı, kurucu yönetim kurulunun en kısa sürede bir kurucu parti kongresi toplayacağını da ekledi.

Kurucu üyeler ayrıca, Thüringen.Gerecht’in gelecekte odaklanmayı planladığı altı temel konuyu içeren bir kurucu programı kabul ettiler.

Basın açıklamasına göre, yeni parti “adil ücretli iş, Doğu Almanların yaşam boyu başarılarının tanınması, endüstriyel değer yaratma ve inovasyon, sağlıklı bir çevre, uygun fiyatlı enerji, sürdürülebilir yatırımlar ve gerçek vatandaş katılımı”nı savunuyor.

BSW, CDU’lu Başbakan Mario Voigt (CDU) liderliğindeki üç partili koalisyonun (CDU-SPD-BSW) bir parçası.

Bu nedenle, BSW’nin ve eski eyalet meclis grubunun dağılması koalisyon üzerinde baskı yaratıyor.

Koalisyon, eyalet meclisinde zaten mutlak çoğunluğa sahip değil. Eyalet bütçesi gibi kararlar söz konusu olduğunda koalisyon, Sol Parti ile işbirliği yapıyor.

En güçlü meclis grubu ise, Eyalet Anayasa Koruma Dairesi tarafından “aşırı sağ” olarak sınıflandırılan AfD.

Wolf ve grup başkanı Hupach’ın cuma günü vurguladığına göre, üyelerinin büyük çoğunluğu partiden ayrılmış olsa da, eski BSW eyalet meclis grubu yasal olarak hâlâ varlığını sürdürüyor.

BSW grubu çarşamba günü görüşmeler yapmak üzere toplanacak ve bu toplantıda kararlar da alabilir. 

Okumaya Devam Et

Avrupa

AfD depremi: Söder’den uyarı, Musk’tan tebrik

Yayınlanma

Almanya için Alternatif’in (AfD) Saksonta-Anhalt’taki zaferinin ardından CSU lideri Markus Söder uyarılarda bulunurken, Elon Musk partiyi tebrik etti.

Bavyera Başbakanı ve CDU’nun kardeş partisi CSU’nun lideri, ilk etapta CDU’nun eyalette hükümet kurma yetkisine sahip olmadığını düşünüyor. 

Söder, “Yetki AfD’ye verildi,” dedi ve “bunu nasıl değerlendireceklerini” bekleyip görmek gerektiğini ekledi.

Ona göre şu anda önemli olan, “ne pahasına olursa olsun yarı oy çoğunluğunu sağlamak” değil. Aksine, AfD’nin herhangi bir siyasi program olmadan neler başarabileceğini göstermesi gerekiyor.

Söder, “Sonuç hoşunuza gitmese bile demokrasi ciddiye alınmalıdır,” diye vurguladı ve bu nedenle öncelikle seçim sonucunun kabul edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

CSU liderine göre seçim sonuçlarına yanıt olarak, AfD nihayet politikalarının içeriği konusunda sorgulanmalı.

“Güvenlik duvarına” (Brandmauer) ilişkin resmi tartışmaların bir faydası olmayacağı gibi, Birlik ile AfD arasında işbirliği çağrılarının da uygun olmadığını savunan Söder, Bavyera’daki duruma ilişkin olarak da CSU’yu AfD’ye karşı mücadele etmeye çağırdı.

Başbakan, “hiçbir koşulda” Bavyera’yı AfD’ye bırakmayacağını söyledi.

AfD, Saksonya-Anhalt’ta büyük bir farkla kazandı

Söder, CDU’nun “azınlık hükümeti” peşinde koşmaması gerektiğini söyledi

Söder, ayrıca AfD’nin açık seçim zaferini tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendiriyor.

CSU lideri, Bayern 2 radyo istasyonuna verdiği demeçte, “Öncelikle derin bir nefes almamız gerekiyor. Bu gerçek bir dönüm noktası ve bir bakıma tarihteki bir dönüm noktası,” dedi.

Öte yandan Söder, kardeş parti olan CDU’ya, “her ne pahasına olursa olsun”, dar çoğunluklarla bile olsa tek başına iktidara gelmeye ve eyalet başbakanını atamaya çalışmaması konusunda uyarıda bulundu.

Söder şöyle konuştu:

“Bunun umut verici bir yaklaşım olacağını sanmıyorum. Seçim sonuçlarını yeniden yorumlamak zor bir iş olur.”

Bunun “vatandaşlar için anlaşılması zor” olacağını savunan CSU lideri, “Yetki açıkça AfD’ye ait. Bu demokrasidir, bu yüzden her şeyden önce bunu kabul etmeliyiz,” dedi.

CDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor

Musk’tan AfD’ye “aferin”

Uzun süredir AfD’ye sempati duyan Elon Musk, Saksonya-Anhalt’taki seçim zaferi nedeniyle sağcı partiyi tebrik etti ve karşılığında hemen bir işbirliği teklifi aldı.

Musk, AfD Eş Genel Başkanı Alice Weidel’in baş aday Ulrich Siegmund’u Saksonya-Anhalt’taki zaferinden dolayı tebrik ettiği bir gönderiye, kendi çevrimiçi platformu X’te “Aferin!” yazarak yorum yaptı.

Siegmund, dünyanın en zengin adamına hemen yanıt verdi ve “desteği” için teşekkür etti.

AfD lideri İngilizce olarak şöyle yazdı:

“Burada sorumluluk üstlenirsek, güçlü ve yapıcı bir işbirliği fırsatını büyük bir memnuniyetle karşılayacağım. Almanya o zaman yeniden yatırım yapmaya değer bir yer haline gelir. Saksonya-Anhalt’tan en içten selamlar!”

Elon Musk’ın AfD ve Almanya’ya ilgisi büyüyor

Okumaya Devam Et

Avrupa

BSW, AfD ile işbirliği yapacak mı?

Yayınlanma

Saksonya-Anhalt’ta yüzde 5,3 oy alarak eyalet meclisine girmeye hak kazanan BSW, AfD ile işbirliği meselesine açıklık getirmeye çalışıyor.

Başta CDU olmak üzere ana akım partilerin AfD’ye karşı “güvenlik duvarı” (Brandmauer) politikasına katılmayacağını daha önce ilan eden Sahra Wagenknecht İttifakı (BSW), tüm partilerle görüşmeye açık olduğunu söylüyor.

BSW’nin Saksonya-Anhalt baş adayı Thomas Schulze, Deutschlandfunk’ta yaptığı açıklamada, AfD’nin baş adayı Ulrich Siegmund’un adaylığını koyması halinde, BSW’nin eyalet meclisindeki üçüncü tur oylamada çekimser kalma tutumunu sürdüreceğini belirtti.

Schulze, BSW’nin “basamak” olmakla suçlanmaması gerektiğini, asıl diğer partilerin böyle olduğunu söyledi.

BSW adayı, “Ben AfD’yi buradaki halkın yüzde 44’ü tarafından seçilmiş bir parti olarak görüyorum. Ve bunu hesaba katmak zorundayım. Benim için bu demokrasidir,” dedi.

Schulze, örneğin, Rusya’ya yönelik yaptırımların kaldırılması talebinde AfD ile ortak bir zemin bulunduğuna işaret etti.

BSW’li diğer baş aday Claudia Wittig de seçim gecesi Saksonya-Anhalt’ta bir tür ortaklık olasılığını dışlamadı.

AfD, Saksonya-Anhalt’ta büyük bir farkla kazandı

Öte yandan partinin kurucu lideri Sahra Wagenknecht, geçen hafta partisinin Saksonya-Anhalt’ta AfD ile koalisyon kurmasına karşı çıkmıştı.

“{ungeskriptet} by Ben” adlı podcast’te verdiği kapsamlı röportajda, bu reddi hem BSW’nin hükümet deneyiminin olmamasına hem de AfD ile arasındaki siyasi farklılıklara bağladı.

Neden AfD ile koalisyon kurmayı reddettiği sorulduğunda, Wagenknecht öncelikle kendi partisinin durumuna değindi.

BSW, ilk kez Saksonya-Anhalt Eyalet Meclisi’ne gireceğini ve bugüne kadar profesyonel siyasetçi olarak çalışmamış çok sayıda adaya sahip olduğunu kaydeden Wagenknecht, nu nedenle, siyasi açıdan çok daha deneyimli bir parti ile hemen koalisyon kurmayı ilke olarak sorunlu buluyor.

Onun sözlerine göre bu durum sadece AfD için değil, aynı zamanda CDU için de geçerli. BSW, genç bir parti olarak böyle bir koalisyon hükümetinde siyasi olarak mağdur edilme riskiyle karşı karşıya.

Wagenknecht, bu konuda BSW’nin Thüringen’deki deneyimlerinden açıkça dersler çıkarıyor.

Oradaki koalisyon hükümetine katılımını artık bir hata olarak değerlendirdi ve eyalet teşkilatının bazı kesimlerini, BSW’nin temel ilkelerini yeterince savunmamakla suçladı.

Fakat Wagenknecht, koalisyonu reddetme kararını yalnızca stratejik kaygılarla gerekçelendirmedi. AfD ile aradaki önemli siyasi farklılıklara da işaret etti.

Özellikle, kendi değerlendirmesine göre parti içindeki otoriter eğilimleri eleştirdi. Ortak bir koalisyonda BSW’nin, AfD tarafından yönetilen bir bakanlığın kararlarını yeterince engelleyemeyebileceğini fakat yine de bunun siyasi sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalacağını belirtti.

Wagenknecht, örnek olarak AfD’nin liderliğindeki olası bir İçişleri Bakanlığı’nı gösterdi.

Aynı zamanda, AfD’nin şu anda bir eyalet hükümetini yönetmek için yeterli sayıda uygun personele sahip olduğu konusunda şüphelerini dile getirdi.

Wagenknecht bu bağlamda, bir koalisyon ile münferit siyasi projelerde işbirliği arasında net bir ayrım yaptı.

CDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor

Ona göre, içerik açısından ortak noktalar varsa ve gerekli parlamento çoğunluğu sağlanabiliyorsa, AfD ile birlikte önergeler veya yasalar lehinde oy vermek mantıklı.

Böylece BSW’nin izlediği yolu, klasik bir “güvenlik duvarı” stratejisinden de ayırdı.

Wagenknecht, uzun süredir AfD’yi parlamento içindeki gücüne uygun olarak siyasi karar alma süreçlerine dahil etmeyi fakat bununla birlikte kalıcı bir hükümet işbirliğine girilmemesini savunuyor.

Wagenknecht, Saksonya-Anhalt için bunun yerine farklı bir hükümet modeli önerdi. Seçimlerden sonra, mümkünse partiler üstü bir şahsiyetin başbakan olarak seçilmesi gerektiğini savundu.

Bu kişinin daha sonra bir kabine kurması gerekiyor: Wagenknecht’in görüşüne göre, kabine kadrosunun oluşturulmasında öncelikle mesleki yetkinlik belirleyici olmalı.

Böyle bir hükümetin sabit bir koalisyon çoğunluğu olmayacak. Bunun yerine, hükümetin her bir tasarısı için eyalet meclisinde çoğunluk sağlaması gerekecek. Konuya bağlı olarak farklı partiler bu süreçte yer alabilir; AfD ve BSW de dahil.

Wagenknecht, bu şekilde hem AfD’ye karşı yeniden bir “yangın duvarı koalisyonu” kurulmasını hem de AfD’nin tek başına hakimiyet kurmasını engellemeyi umuyor.

Aynı zamanda, AfD’nin mutlak çoğunluk elde etmesinin arzu edilmez olduğunu da açıkça belirtiyor.

Yine de Wagenknecht, AfD’nin siyasi olarak dışlanmasını reddetti. Eyalet meclisi seçimlerinden sonra BSW’nin parlamentoda temsil edilen tüm partilere görüşme teklifinde bulunmak istediğini belirtti ve AfD ile de görüşmelerin gerçekleşeceğini öngördü.

Böylece Saksonya-Anhalt için tutum net bir şekilde ortaya kanuyor: BSW, AfD ile resmi bir koalisyonu dışlıyor ama görüşmeleri ya da belirli konularda ortak parlamento çoğunluklarını dışlamıyor.

Wagenknecht’in tercih ettiği model, değişen çoğunluklara sahip, partiler üstü bir eyalet hükümeti olacak.

Ne var ki, başta AfD olmak üzere diğer partilerin böyle bir modele hazır olup olmayacağı su götürür.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English