Avrupa
Münih, Alman savunma sanayiinin merkezi oluyor

Alman savaş endüstrisi, Bavyera’nın başkenti Münih’in çevresinde hızla yoğunlaşıyor ve istihdam ile gelir yaratarak görünürlüğünü artırıyor.
Şehir, şu anda Avrupa’nın en değerli özel teknoloji şirketleri arasında yer alan Helsing’e ev sahipliği yapıyor.
16 milyar avro değerindeki savunma amaçlı yapay zeka şirketinin reklamları artık şehrin her yerinde göze çarpıyor ve bazı insansız hava araçları ile gezici mühimmatların görüntüleriyle birlikte yerel halka “Biz hallederiz” mesajını veriyor.
Almanya’nın savunma sanayii son yıllarda önemli ölçüde büyüdü ve bundan en çok yararlananlardan biri Bavyera oldu.
Buradaki savunma ve uzay alanında faaliyet gösteren startup’lar, Helsing’in sadece ön plana çıkan şirketlerden biri olduğu anlamına gelen bir dizi faktörden faydalanıyor.
Bölge, halihazırda Airbus Defence & Space ve Leopard tankını üreten KNDS gibi dev şirketlere ev sahipliği yapıyor.
Yeni savunma startup’ları Bavyera’da çoğalıyor
Fakat bu sadece başlangıç: Alman Silahlı Kuvvetleri (Bundeswehr) ve uluslararası müşteriler için silah sistemleri ve uzay teknolojisi tedarik edecek yeni şirketler hızla ortaya çıkıyor.
Bu sektörün bir başka parlak yıldızı da, yörünge itiş sistemleri ve diğer çift kullanımlı savunma uzay teknolojileri geliştiren uzay-savunma şirketi Starflight Dynamics.
Şirketin kurucusu Philipp Bauer, Münih’te eğitim gördü ve 2023’te kendi şirketini kurmadan önce birkaç yıl boyunca bölgedeki köklü havacılık ve uzay endüstrisinde çalıştı.
Bauer, Euractiv’e verdiği demeçte şunları söyledi:
“Genel olarak Münih kesinlikle sihirli bir çözüm değildi, ama şehrin endüstri, araştırma kurumları, etkinlikler, ortaklar ve yatırımcıları bir araya getiren güçlü yapısı, açık bir konum avantajı oluşturdu ve gelişimimizde önemli bir rol oynadı.”
Bu startup, bölgenin kendini bir uzay gücü olarak konumlandırma hedefine mükemmel bir şekilde uyum sağlıyor ve hem ilk yatırımcısını hem de ilk müşterisini Münih’te buldu.
Şu anda itiş sisteminin yörüngedeki ilk gösterimini hazırlamaya çalışıyor.
Lojistik, savaş alanı tahliyeleri veya makineli tüfek platformları olarak kullanılan askeri kara robotları alanında önemli bir oyuncu olan ARX Robotics ise bir başka örnek.
Eski Alman subaylar tarafından kurulan bu savunma teknolojisi şirketi, Bundeswehr’e erişim imkânı, gerektiğinde kolayca genişleyebilme olasılığı ve bilimsel beyin gücünden yararlanma fırsatı nedeniyle Bavyera’yı tercih etti.
Şirket şu anda Avrupa’da önde gelen otonom insansız kara sistemleri üreticilerinden biri konumunda ve Birleşik Krallık’a açılma planları var.
ARX, şu anda eski savunma araçlarını otonom sürüş seçenekleriyle donatmak için çalışıyor.
Silah sektöründeki büyümede aslan payı Bavyera’nın
Münih dışında, savunma sektörü Almanya genelinde hızla büyüyor.
Ulusal savunma sanayii birliği BDSV, 2021 sonundaki 111 kayıtlı üyeden 602 üyeye ulaştı. Bunların yaklaşık üçte biri (201) Bavyera’da kayıtlı.
Almanya’daki Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü’nde savunma ekonomisi uzmanı olan Johannes Binder, köklü savunma sektörü, girişimcilik kültürüne sahip akademisyenler, silahlı kuvvetlerin varlığı ve elverişli siyasi ortam olmak üzere dört faktörün sektör için faydalı olduğunu savunuyor.
Binder, “Münih ve çevresini özel kılan şey, tam da bu avantajların çoğunun bir araya gelmesi,” dedi.
Starflight’ın CEO’su Bauer, savunma şirketleri arasındaki ilişkinin hayati önem taşıdığını vurguladı.
Birbirlerine güvenebilmek ve birbirlerine dayanabilmek gerektiğini belirten Bauer, yakın mesafenin de bu konuda yardımcı olduğuna dikkat çekti.
Münih ve çevresindeki akademik ortam da katkı sağlıyor
Savunma startup sektörüne önemli bir katkı sağlayan unsur, Münih ve çevresindeki akademik ortam.
Bavyera Sanayi Birliği Başkanı Bertram Brossardt, bölgedeki üniversitelerde “sivil maddeler” bulunmadığını açıkladı.
Bu maddeler, savunma ile ilgili araştırmaları kurumdan dışlayıp yalnızca sivil çalışmalara odaklanmayı taahhüt eden gönüllü bir hüküm.
Bavyera, 2024 yılında üniversitelerde bu tür sivil maddeleri yasaklayan Bundeswehr’in Teşviki Hakkında Kanun’u yürürlüğe koydu.
Fakat mart ayında verilen bir mahkeme kararı, orduyla işbirliği yapma konusunda kasıtlı bir yükümlülüğün olmadığını ortaya koydu.
Buna rağmen üniversiteler girişimcilik ruhunu teşvik ediyor ve başarılı yeni savunma sektöründeki aktörlerin çoğu burada hayat buldu.
Kiel Enstitüsü’nden Binder, “Bu, son derece yenilikçi bir ortam yaratıyor. Bir startup olarak, hareketliliğin yoğun olduğu bir yerde olmak istersiniz ve Münih, savunma sanayisine şimdiden çok şey sunabilecek tam da böyle bir yer,” dedi.
ARX Robotics için, bölgenin robotik, yapay zeka, otonomi ve sensör teknolojisi alanlarında iyi bir konuma sahip olması hayati önem taşıyordu.
Şirketin hükümet ilişkileri sorumlusu, “Münih mantıklı bir tercihti. Almanya’da, bu kadar derin teknolojik uzmanlığa sahip başka bir ekosistem yok,” diye ekledi.
TYTAN Technologies, Bavyera’nın bir başka başarı öyküsü. İnsansız hava aracı savunma alanında yenilikçi olan bu şirket, Bundeswehr tarafından askeri tesislerinin korunmasına yönelik bir konsept geliştirmek üzere görevlendirildi ve şu anda Helsing ve KNDS gibi daha büyük oyuncularla işbirliği yapıyor.
Artık startup aşamasından “scale-up” aşamasına geçen şirket, Münih Teknik Üniversitesi’nde kuruldu ve Ukrayna ile diğer bölgelerden gelen siparişleri karşılamak üzere ayda 3.000 adede kadar uygun fiyatlı ve otonom önleme aracı üretmek için Münih yakınlarında bir tesis kurarak büyümeyi planlıyor.
Bir sözcü, bölgede faaliyet göstermenin “bizi yetenekli kişilere, ortaklara, yatırımcılara ve son kullanıcılara yakınlaştırdığını” belirtti.
Bundeswehr’in Bavyera’daki varlığı
Yenilikçi olmak ve akademik kaynaklardan yararlanabilmek bir yana, müşterilere yakın olmak da ürünün satışında yardımcı oluyor.
Bundeswehr, Bavyera’da yaklaşık 60 üs ve Münih’teki kendi üniversitesiyle sağlam bir varlığa sahip. Bu üniversite, NATO’nun inovasyon destek programı DIANA’nın bir parçasıdır.
Şubat ayında Bundeswehr, ordunun yenilikçi startup’lar ve akademisyenlerle daha iyi bağlantı kurmasını sağlamak amacıyla Münih’e oldukça yakın Erding’deki eski bir hava üssünde bir inovasyon merkezi açtı.
ABD Savunma İnovasyon Ajansı DARPA’yı örnek alan bu merkezle ilgili olarak Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, “Erding, Bundeswehr bünyesindeki inovasyonun merkezi haline gelmeye hazırlanıyor,” dedi.
Bundeswehr ile kurulan bu yakın bağlar, bir başka konum avantajı da sağlıyor. Ulusal savunma bütçesi 2027’de yaklaşık 140 milyar avroya ulaşacak; bu rakam, bu yılın bütçesinden yaklaşık dörtte bir daha fazla.
Bavyera eyalet hükümeti silah sanayiini destekliyor
Bavyera’daki sanayi, savunma alanındaki başarısının bir kısmını bölgenin siyasi ortamına da bağlıyor.
Sektör temsilcisi Brossardt, Bavyera hükümetinin her zaman elverişli bir çerçeve sağladığını hatırlatıyor.
Özellikle de 2022’de başlayan Ukrayna savaşından sonra bu durum daha da belirginleşti.
Bavyera, 2024’te kabul ettiği Bundeswehr Yasası ile askeri inşaat projelerini hızlandırmak için kısıtlamaları kaldırdı.
Bu yılın başlarında ise Savunma Sanayinin Teşviki Hakkında Yasa ile savunma sanayisi için benzer bürokratik engeller de ortadan kaldırıldı.
İktidardaki Hıristiyan Demokratlar’ın (CDU) kardeş partisi olan muhafazakâr Hıristiyan Sosyal Birlik (CSU) liderliğindeki Bavyera, Berlin’deki siyasi ağırlığını da kullanabiliyor.
Binder, “CSU şu anda Uzay Bakanlığı’nı kontrol ediyor ve bu sayede Berlin’de belirli bir etki sahibi; bu da projeleri kendi eyaletine yönlendirebilmesini sağlıyor,” diye açıkladı.
Fakat savunma danışmanlık firması T60’ın genel müdürü Bernhard Pöltl, sektördeki bu güçlü varlığın mutlaka elverişli politikalar sayesinde oluşmadığını, daha çok dolaylı etkilerden kaynaklandığını savunuyor:
“Bence şu anda gerçekten hızlı ilerleyen ve siyasi destek gören konu, yeni inşaatlar ve genişletme çalışmaları için planlama izinleri. İşlerin çok uzun sürdüğü ve herhangi bir çevrecinin bunları veto edebileceği günler çoktan geride kaldı.”
Binder’e göre, bu faktörlerin birleşimi “birçok girişimin gelişebileceği, fikirlerin yayılabildiği, yeni şirketlerin kurulabildiği ve tedarik zincirlerinin nispeten yerel düzeyde oluşturulabildiği belirli kümelenmelerin ortaya çıkmasına yol açıyor.”
Avrupa
BSW’de Thüringen kavgası: Katja Wolf yeni parti kurdu

Sahra Wagenknecht İttifakı’ndan (BSW) ayrılmalarının üzerinden iki gün geçtikten sonra, Thüringen’deki eski üyeler güçlerini birleştirerek Katja Wolf liderliğinde yeni bir parti kurdular.
Kurucu üyeler, Erfurt’ta yaptıkları açıklamada, eski BSW eyalet başkanı ve eski Maliye Bakanı Katja Wolf’un başkan seçildiğini duyurdular.
Pazar günü gerçekleşen parti kuruluşu, önceki liderlik ekibinin üyeleri için bile sürpriz oldu. Üyeler, “Bu, spontane bir parti kuruluşuydu,” dediler. Partinin adı Thüringen.Gerecht (Adil Thüringen).
Haberlere göre, Thüringen’deki eski üst düzey BSW temsilcileri Steffen Schütz ve Steffi Eschrich de yeni partide öncü roller üstleniyor.
Schütz, Wolf ile birlikte BSW eyalet başkanı olarak görev yapmıştı ve kabinede Altyapı ve Dijital İşler Bakanı olarak yer alıyor. Eschrich ise BSW’nin eyalet genel sekreteriydi.
Geçtiğimiz hafta boyunca, partinin eyalet hükümetine katılımı konusunda Wagenknecht liderliğindeki BSW federal yönetimi ile Thüringen BSW arasında ilkeler üzerine yaşanan açık bir anlaşmazlık nihayete erdi.
Federal parti yönetimi ve partinin kurucu lideri Sahra Wagenknecht, CDU’lu başbakanın yönetme ehliyetini yitirdiği gerekçesiyle BSW eyalet şubesinin hükümet koalisyonundan çekilmesini istiyordu.
İki BSW milletvekili hariç, tüm milletvekilleri partiden ve bazı durumlarda parlamento grup üyeliğinden de istifa etti. Bölünmeden önce eyalet meclisindeki BSW grubu 15 kişiden oluşuyordu.
Wolf hafta sonu şu açıklamayı yapmıştı:
“Mümkün olduğunca çabuk yeni bir parti kurmalıyız. Son başvuru tarihleri göz önüne alındığında, bunu Ekim ayında hâlâ başarabilmeliyiz.”
Yeni partinin pazar günü kurulmuş olması, haberlere göre Thüringen eyalet parlamentosundaki BSW milletvekili grubunun belirsiz yasal statüsüne bir tepki olarak değerlendiriliyor.
AfD milletvekili grubu, eyalet anayasasını gerekçe göstererek BSW milletvekili grubuna sağlanan finansmanın kesilmesini talep etmişti.
Ayrıca, çarşamba gününden cuma gününe kadar eyalet meclisinde olağan bir oturum planlanıyor ve bu oturum sırasında BSW milletvekili grubunun statüsü konusu da gündeme gelecek.
Wolf, bir basın açıklamasında, “Thüringen’de istikrar ve güvenilirliği sağlayacağımıza söz verdik. Şimdi herkesi bu sözü gerçeğe dönüştürmek için bize katılmaya davet ediyoruz,” dedi.
Yeni partinin yeni seçilen başkanı, kurucu yönetim kurulunun en kısa sürede bir kurucu parti kongresi toplayacağını da ekledi.
Kurucu üyeler ayrıca, Thüringen.Gerecht’in gelecekte odaklanmayı planladığı altı temel konuyu içeren bir kurucu programı kabul ettiler.
Basın açıklamasına göre, yeni parti “adil ücretli iş, Doğu Almanların yaşam boyu başarılarının tanınması, endüstriyel değer yaratma ve inovasyon, sağlıklı bir çevre, uygun fiyatlı enerji, sürdürülebilir yatırımlar ve gerçek vatandaş katılımı”nı savunuyor.
BSW, CDU’lu Başbakan Mario Voigt (CDU) liderliğindeki üç partili koalisyonun (CDU-SPD-BSW) bir parçası.
Bu nedenle, BSW’nin ve eski eyalet meclis grubunun dağılması koalisyon üzerinde baskı yaratıyor.
Koalisyon, eyalet meclisinde zaten mutlak çoğunluğa sahip değil. Eyalet bütçesi gibi kararlar söz konusu olduğunda koalisyon, Sol Parti ile işbirliği yapıyor.
En güçlü meclis grubu ise, Eyalet Anayasa Koruma Dairesi tarafından “aşırı sağ” olarak sınıflandırılan AfD.
Wolf ve grup başkanı Hupach’ın cuma günü vurguladığına göre, üyelerinin büyük çoğunluğu partiden ayrılmış olsa da, eski BSW eyalet meclis grubu yasal olarak hâlâ varlığını sürdürüyor.
BSW grubu çarşamba günü görüşmeler yapmak üzere toplanacak ve bu toplantıda kararlar da alabilir.
Avrupa
AfD depremi: Söder’den uyarı, Musk’tan tebrik

Almanya için Alternatif’in (AfD) Saksonta-Anhalt’taki zaferinin ardından CSU lideri Markus Söder uyarılarda bulunurken, Elon Musk partiyi tebrik etti.
Bavyera Başbakanı ve CDU’nun kardeş partisi CSU’nun lideri, ilk etapta CDU’nun eyalette hükümet kurma yetkisine sahip olmadığını düşünüyor.
Söder, “Yetki AfD’ye verildi,” dedi ve “bunu nasıl değerlendireceklerini” bekleyip görmek gerektiğini ekledi.
Ona göre şu anda önemli olan, “ne pahasına olursa olsun yarı oy çoğunluğunu sağlamak” değil. Aksine, AfD’nin herhangi bir siyasi program olmadan neler başarabileceğini göstermesi gerekiyor.
Söder, “Sonuç hoşunuza gitmese bile demokrasi ciddiye alınmalıdır,” diye vurguladı ve bu nedenle öncelikle seçim sonucunun kabul edilmesi gerektiğinin altını çizdi.
CSU liderine göre seçim sonuçlarına yanıt olarak, AfD nihayet politikalarının içeriği konusunda sorgulanmalı.
“Güvenlik duvarına” (Brandmauer) ilişkin resmi tartışmaların bir faydası olmayacağı gibi, Birlik ile AfD arasında işbirliği çağrılarının da uygun olmadığını savunan Söder, Bavyera’daki duruma ilişkin olarak da CSU’yu AfD’ye karşı mücadele etmeye çağırdı.
Başbakan, “hiçbir koşulda” Bavyera’yı AfD’ye bırakmayacağını söyledi.
Söder, CDU’nun “azınlık hükümeti” peşinde koşmaması gerektiğini söyledi
Söder, ayrıca AfD’nin açık seçim zaferini tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendiriyor.
CSU lideri, Bayern 2 radyo istasyonuna verdiği demeçte, “Öncelikle derin bir nefes almamız gerekiyor. Bu gerçek bir dönüm noktası ve bir bakıma tarihteki bir dönüm noktası,” dedi.
Öte yandan Söder, kardeş parti olan CDU’ya, “her ne pahasına olursa olsun”, dar çoğunluklarla bile olsa tek başına iktidara gelmeye ve eyalet başbakanını atamaya çalışmaması konusunda uyarıda bulundu.
Söder şöyle konuştu:
“Bunun umut verici bir yaklaşım olacağını sanmıyorum. Seçim sonuçlarını yeniden yorumlamak zor bir iş olur.”
Bunun “vatandaşlar için anlaşılması zor” olacağını savunan CSU lideri, “Yetki açıkça AfD’ye ait. Bu demokrasidir, bu yüzden her şeyden önce bunu kabul etmeliyiz,” dedi.
Musk’tan AfD’ye “aferin”
Uzun süredir AfD’ye sempati duyan Elon Musk, Saksonya-Anhalt’taki seçim zaferi nedeniyle sağcı partiyi tebrik etti ve karşılığında hemen bir işbirliği teklifi aldı.
Musk, AfD Eş Genel Başkanı Alice Weidel’in baş aday Ulrich Siegmund’u Saksonya-Anhalt’taki zaferinden dolayı tebrik ettiği bir gönderiye, kendi çevrimiçi platformu X’te “Aferin!” yazarak yorum yaptı.
Siegmund, dünyanın en zengin adamına hemen yanıt verdi ve “desteği” için teşekkür etti.
AfD lideri İngilizce olarak şöyle yazdı:
“Burada sorumluluk üstlenirsek, güçlü ve yapıcı bir işbirliği fırsatını büyük bir memnuniyetle karşılayacağım. Almanya o zaman yeniden yatırım yapmaya değer bir yer haline gelir. Saksonya-Anhalt’tan en içten selamlar!”
Avrupa
BSW, AfD ile işbirliği yapacak mı?

Saksonya-Anhalt’ta yüzde 5,3 oy alarak eyalet meclisine girmeye hak kazanan BSW, AfD ile işbirliği meselesine açıklık getirmeye çalışıyor.
Başta CDU olmak üzere ana akım partilerin AfD’ye karşı “güvenlik duvarı” (Brandmauer) politikasına katılmayacağını daha önce ilan eden Sahra Wagenknecht İttifakı (BSW), tüm partilerle görüşmeye açık olduğunu söylüyor.
BSW’nin Saksonya-Anhalt baş adayı Thomas Schulze, Deutschlandfunk’ta yaptığı açıklamada, AfD’nin baş adayı Ulrich Siegmund’un adaylığını koyması halinde, BSW’nin eyalet meclisindeki üçüncü tur oylamada çekimser kalma tutumunu sürdüreceğini belirtti.
Schulze, BSW’nin “basamak” olmakla suçlanmaması gerektiğini, asıl diğer partilerin böyle olduğunu söyledi.
BSW adayı, “Ben AfD’yi buradaki halkın yüzde 44’ü tarafından seçilmiş bir parti olarak görüyorum. Ve bunu hesaba katmak zorundayım. Benim için bu demokrasidir,” dedi.
Schulze, örneğin, Rusya’ya yönelik yaptırımların kaldırılması talebinde AfD ile ortak bir zemin bulunduğuna işaret etti.
BSW’li diğer baş aday Claudia Wittig de seçim gecesi Saksonya-Anhalt’ta bir tür ortaklık olasılığını dışlamadı.
Öte yandan partinin kurucu lideri Sahra Wagenknecht, geçen hafta partisinin Saksonya-Anhalt’ta AfD ile koalisyon kurmasına karşı çıkmıştı.
“{ungeskriptet} by Ben” adlı podcast’te verdiği kapsamlı röportajda, bu reddi hem BSW’nin hükümet deneyiminin olmamasına hem de AfD ile arasındaki siyasi farklılıklara bağladı.
Neden AfD ile koalisyon kurmayı reddettiği sorulduğunda, Wagenknecht öncelikle kendi partisinin durumuna değindi.
BSW, ilk kez Saksonya-Anhalt Eyalet Meclisi’ne gireceğini ve bugüne kadar profesyonel siyasetçi olarak çalışmamış çok sayıda adaya sahip olduğunu kaydeden Wagenknecht, nu nedenle, siyasi açıdan çok daha deneyimli bir parti ile hemen koalisyon kurmayı ilke olarak sorunlu buluyor.
Onun sözlerine göre bu durum sadece AfD için değil, aynı zamanda CDU için de geçerli. BSW, genç bir parti olarak böyle bir koalisyon hükümetinde siyasi olarak mağdur edilme riskiyle karşı karşıya.
Wagenknecht, bu konuda BSW’nin Thüringen’deki deneyimlerinden açıkça dersler çıkarıyor.
Oradaki koalisyon hükümetine katılımını artık bir hata olarak değerlendirdi ve eyalet teşkilatının bazı kesimlerini, BSW’nin temel ilkelerini yeterince savunmamakla suçladı.
Fakat Wagenknecht, koalisyonu reddetme kararını yalnızca stratejik kaygılarla gerekçelendirmedi. AfD ile aradaki önemli siyasi farklılıklara da işaret etti.
Özellikle, kendi değerlendirmesine göre parti içindeki otoriter eğilimleri eleştirdi. Ortak bir koalisyonda BSW’nin, AfD tarafından yönetilen bir bakanlığın kararlarını yeterince engelleyemeyebileceğini fakat yine de bunun siyasi sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalacağını belirtti.
Wagenknecht, örnek olarak AfD’nin liderliğindeki olası bir İçişleri Bakanlığı’nı gösterdi.
Aynı zamanda, AfD’nin şu anda bir eyalet hükümetini yönetmek için yeterli sayıda uygun personele sahip olduğu konusunda şüphelerini dile getirdi.
Wagenknecht bu bağlamda, bir koalisyon ile münferit siyasi projelerde işbirliği arasında net bir ayrım yaptı.
Ona göre, içerik açısından ortak noktalar varsa ve gerekli parlamento çoğunluğu sağlanabiliyorsa, AfD ile birlikte önergeler veya yasalar lehinde oy vermek mantıklı.
Böylece BSW’nin izlediği yolu, klasik bir “güvenlik duvarı” stratejisinden de ayırdı.
Wagenknecht, uzun süredir AfD’yi parlamento içindeki gücüne uygun olarak siyasi karar alma süreçlerine dahil etmeyi fakat bununla birlikte kalıcı bir hükümet işbirliğine girilmemesini savunuyor.
Wagenknecht, Saksonya-Anhalt için bunun yerine farklı bir hükümet modeli önerdi. Seçimlerden sonra, mümkünse partiler üstü bir şahsiyetin başbakan olarak seçilmesi gerektiğini savundu.
Bu kişinin daha sonra bir kabine kurması gerekiyor: Wagenknecht’in görüşüne göre, kabine kadrosunun oluşturulmasında öncelikle mesleki yetkinlik belirleyici olmalı.
Böyle bir hükümetin sabit bir koalisyon çoğunluğu olmayacak. Bunun yerine, hükümetin her bir tasarısı için eyalet meclisinde çoğunluk sağlaması gerekecek. Konuya bağlı olarak farklı partiler bu süreçte yer alabilir; AfD ve BSW de dahil.
Wagenknecht, bu şekilde hem AfD’ye karşı yeniden bir “yangın duvarı koalisyonu” kurulmasını hem de AfD’nin tek başına hakimiyet kurmasını engellemeyi umuyor.
Aynı zamanda, AfD’nin mutlak çoğunluk elde etmesinin arzu edilmez olduğunu da açıkça belirtiyor.
Yine de Wagenknecht, AfD’nin siyasi olarak dışlanmasını reddetti. Eyalet meclisi seçimlerinden sonra BSW’nin parlamentoda temsil edilen tüm partilere görüşme teklifinde bulunmak istediğini belirtti ve AfD ile de görüşmelerin gerçekleşeceğini öngördü.
Böylece Saksonya-Anhalt için tutum net bir şekilde ortaya kanuyor: BSW, AfD ile resmi bir koalisyonu dışlıyor ama görüşmeleri ya da belirli konularda ortak parlamento çoğunluklarını dışlamıyor.
Wagenknecht’in tercih ettiği model, değişen çoğunluklara sahip, partiler üstü bir eyalet hükümeti olacak.
Ne var ki, başta AfD olmak üzere diğer partilerin böyle bir modele hazır olup olmayacağı su götürür.
Dünya Basını2 hafta önceMilanovic uyardı: Dünya 1914 öncesine benzer bir uçurumun kenarında
Amerika2 hafta önceKıyamete beş kala – 1: Thiel, Deccal’i arıyor
Ortadoğu2 hafta önceMekke Anlaşması için İran iddiası: Tahran teklifi inceliyor
Rusya2 hafta önceTürkiye’den Rusya’ya ilk deniz yolu benzin sevkiyatı yola çıktı
Avrupa2 hafta önceAlman tarihçi Kittel, savaştan Hitler’i değil Stalin’i sorumlu tuttu
Görüş1 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Ortadoğu2 hafta önceSDG’nin feshi için yapılan anlaşmanın ayrıntıları
Dünya Basını1 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”











