Avrupa
Yunan armatör, AB yaptırımlarını delerek Rus gazından milyarlar kazandı

Yunanistan merkezli denizcilik şirketi Dynagas, ocak ile temmuz ayları arasında Rusya’dan Avrupa Birliği limanlarına yaklaşık 2,35 milyar avro değerinde 53 kargo sıvılaştırılmış doğalgaz taşıdı. Şirket, Rusya’nın Arktik bölgesindeki Yamal tesisinden yapılan LNG ihracatının üçte birinden fazlasını tek başına üstlendi.
Yunan denizcilik şirketi Dynagas ile bağlantılı gemiler, bu yılın ocak ile temmuz ayları arasında Avrupa Birliği limanlarına tahmini 2,35 milyar avro değerinde 53 kargo sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) taşıdı.
Bu miktar, Rusya’nın Arktik bölgesinden gerçekleştirdiği LNG ihracatının üçte birinden fazlasına karşılık geliyor.
Söz konusu veriler, danışmanlık şirketi Kpler’in denizcilik kayıtlarına dayanarak Alman sivil toplum kuruluşu Urgewald tarafından 18 Ağustos Salı günü yayımlanan analizde yer aldı.
Rusya’nın Yamal LNG tesisi, kış aylarında buz kalınlığının iki metreye ulaştığı Arktik Okyanusu’ndaki Ob Körfezi’ne bakan Yamal Yarımadası’nın kuzeydoğu kıyısında, bu amaçla özel inşa edilen Sabetta Limanı’nda bulunuyor.
Söz konusu limanda yıl boyunca yalnızca buzu kırabilen özel Arc7 sınıfı tankerler yükleme yapabiliyor.
Bu yıl Sabetta Limanı’na hizmet verdiği kaydedilen 14 adet 300 metrelik tankerin beşini işleten Dynagas, bu güzergaha hakim üç şirketten biri konumunda.
Kalan tankerleri ise New York merkezli yatırım şirketi Stonepeak’in sahibi olduğu İngiltere merkezli Seapeak ile Japonya merkezli Mitsui OSK Lines işletiyor.
Yamal tesisinden çıkan 162 kargonun 149’u, yani ihracatın yüzde 92,1’i Avrupa’ya gitti. Urgewald bu sevkiyatların toplam değerini 6,64 milyar avro olarak hesapladı. Güzergahtaki tek AB merkezli işletmeci olan Dynagas, bu kargoların 57’sini bizzat taşıdı.
Urgewald kampanyacısı Alexander Kirk konuya ilişkin EUObserver portalına yaptığı açıklamada, “Avrupa hükümetleri, topyekun işgalden bu yana alternatif tedarik yolları bulmak ve bu bağımlılığı sona erdirmek için dört yıldan fazla süreye sahipti. Avrupa’nın Rus LNG’sine hala milyarlarca avro ödüyor olması kabul edilemez” dedi.
Yunanistan’ın vetosu
Yunanistan, temmuz ayında AB’nin 21’inci yaptırım paketini, içeriğindeki LNG taşıma yasağı üye ülkelerce çıkarılana kadar bloke etti.
Yasak maddesi, özellikle Dynagas’a fayda sağlayan bir muafiyet düzenlemesiyle değiştirildi.
Yunanistan büyükelçisinin diğer ülke temsilcilerine, tüm sevkiyatların yasaklanmasının serveti 4,7 milyar dolar (yaklaşık 4 milyar avro) olarak tahmin edilen milyarder George Prokopiou’nun sahibi olduğu Dynagas’ı iflasa sürükleyeceğini söylediği aktarıldı.
Tıkanıklığı aşmak amacıyla getirilen istisna, AB ithalat yasağının gelecek yıl yürürlüğe girmesinin ardından, AB merkezli gemi işletmecilerinin Şubat 2022’den önce imzalanmış sözleşmeler kapsamında başta Asya olmak üzere AB dışındaki alıcılara Rus LNG’si taşımaya devam etmesine olanak tanıyor.
Enerji ve Temiz Hava Araştırma Merkezi’nin (CREA) bu ayın başlarında paylaştığı bulgulara göre bu muafiyet, uygulamada sadece geçen yıl söz konusu ticaretin yüzde 96’sını gerçekleştiren Yunanistan merkezli Dynagas’a yarıyor.
Toplam 27 gaz taşıyıcı gemi işleten Prokopiou, aynı zamanda Dynacom adlı petrol tankeri şirketinin de sahibi. Financial Times’ın hesaplamalarına göre Dynacom, üç yıl boyunca Rus ham petrolünden en az 915 milyon dolar (789 milyon avro) kazanç elde etti.
Urgewald ayrıca Dynagas’a ait daha zayıf buz sınıfındaki dört tankerin, Arktik rotasının açıldığı yaz dönemine denk gelen 16-24 Temmuz tarihleri arasında Yamal’da yükleme yaptığını tespit etti.
Bu tankerlerden Clean Ocean, Clean Vision ve Clean Planet, Rus LNG’si taşıdıkları gerekçesiyle geçen yılın ekim ayından bu yana İngiliz limanlarından, sigorta, reasürans ve diğer denizcilik hizmetlerinden menedilmiş durumda.
İngiltere’nin bu ticarete yönelik hizmetleri kapsayan daha geniş çaplı yasağı ocak ayında yürürlüğe girecek. Aynı ay AB’nin ithalatı durdurmasıyla birlikte Yamal’ın bu yılki ticaretinin yüzde 92’si sona erecek.
Yunanistan ile varılan ve AB gemilerinin AB dışındaki alıcılara Rus LNG’si taşımasına izin veren uzlaşma 25 Temmuz 2027’ye kadar geçerli olacak ve üye ülkeler sona erdirme yönünde oy kullanmadığı sürece her yıl yenilenecek.
Macaristan ve Slovakya da 2022 yılında Drujba boru hattı üzerinden gelen Rus ham petrolü için benzer bir muafiyet elde etmişti. Bu ucu açık düzenleme, dört yıl geçmesine rağmen halen yürürlükte kalmayı sürdürüyor.
Avrupa
BSW’de Thüringen kavgası: Katja Wolf yeni parti kurdu

Sahra Wagenknecht İttifakı’ndan (BSW) ayrılmalarının üzerinden iki gün geçtikten sonra, Thüringen’deki eski üyeler güçlerini birleştirerek Katja Wolf liderliğinde yeni bir parti kurdular.
Kurucu üyeler, Erfurt’ta yaptıkları açıklamada, eski BSW eyalet başkanı ve eski Maliye Bakanı Katja Wolf’un başkan seçildiğini duyurdular.
Pazar günü gerçekleşen parti kuruluşu, önceki liderlik ekibinin üyeleri için bile sürpriz oldu. Üyeler, “Bu, spontane bir parti kuruluşuydu,” dediler. Partinin adı Thüringen.Gerecht (Adil Thüringen).
Haberlere göre, Thüringen’deki eski üst düzey BSW temsilcileri Steffen Schütz ve Steffi Eschrich de yeni partide öncü roller üstleniyor.
Schütz, Wolf ile birlikte BSW eyalet başkanı olarak görev yapmıştı ve kabinede Altyapı ve Dijital İşler Bakanı olarak yer alıyor. Eschrich ise BSW’nin eyalet genel sekreteriydi.
Geçtiğimiz hafta boyunca, partinin eyalet hükümetine katılımı konusunda Wagenknecht liderliğindeki BSW federal yönetimi ile Thüringen BSW arasında ilkeler üzerine yaşanan açık bir anlaşmazlık nihayete erdi.
Federal parti yönetimi ve partinin kurucu lideri Sahra Wagenknecht, CDU’lu başbakanın yönetme ehliyetini yitirdiği gerekçesiyle BSW eyalet şubesinin hükümet koalisyonundan çekilmesini istiyordu.
İki BSW milletvekili hariç, tüm milletvekilleri partiden ve bazı durumlarda parlamento grup üyeliğinden de istifa etti. Bölünmeden önce eyalet meclisindeki BSW grubu 15 kişiden oluşuyordu.
Wolf hafta sonu şu açıklamayı yapmıştı:
“Mümkün olduğunca çabuk yeni bir parti kurmalıyız. Son başvuru tarihleri göz önüne alındığında, bunu Ekim ayında hâlâ başarabilmeliyiz.”
Yeni partinin pazar günü kurulmuş olması, haberlere göre Thüringen eyalet parlamentosundaki BSW milletvekili grubunun belirsiz yasal statüsüne bir tepki olarak değerlendiriliyor.
AfD milletvekili grubu, eyalet anayasasını gerekçe göstererek BSW milletvekili grubuna sağlanan finansmanın kesilmesini talep etmişti.
Ayrıca, çarşamba gününden cuma gününe kadar eyalet meclisinde olağan bir oturum planlanıyor ve bu oturum sırasında BSW milletvekili grubunun statüsü konusu da gündeme gelecek.
Wolf, bir basın açıklamasında, “Thüringen’de istikrar ve güvenilirliği sağlayacağımıza söz verdik. Şimdi herkesi bu sözü gerçeğe dönüştürmek için bize katılmaya davet ediyoruz,” dedi.
Yeni partinin yeni seçilen başkanı, kurucu yönetim kurulunun en kısa sürede bir kurucu parti kongresi toplayacağını da ekledi.
Kurucu üyeler ayrıca, Thüringen.Gerecht’in gelecekte odaklanmayı planladığı altı temel konuyu içeren bir kurucu programı kabul ettiler.
Basın açıklamasına göre, yeni parti “adil ücretli iş, Doğu Almanların yaşam boyu başarılarının tanınması, endüstriyel değer yaratma ve inovasyon, sağlıklı bir çevre, uygun fiyatlı enerji, sürdürülebilir yatırımlar ve gerçek vatandaş katılımı”nı savunuyor.
BSW, CDU’lu Başbakan Mario Voigt (CDU) liderliğindeki üç partili koalisyonun (CDU-SPD-BSW) bir parçası.
Bu nedenle, BSW’nin ve eski eyalet meclis grubunun dağılması koalisyon üzerinde baskı yaratıyor.
Koalisyon, eyalet meclisinde zaten mutlak çoğunluğa sahip değil. Eyalet bütçesi gibi kararlar söz konusu olduğunda koalisyon, Sol Parti ile işbirliği yapıyor.
En güçlü meclis grubu ise, Eyalet Anayasa Koruma Dairesi tarafından “aşırı sağ” olarak sınıflandırılan AfD.
Wolf ve grup başkanı Hupach’ın cuma günü vurguladığına göre, üyelerinin büyük çoğunluğu partiden ayrılmış olsa da, eski BSW eyalet meclis grubu yasal olarak hâlâ varlığını sürdürüyor.
BSW grubu çarşamba günü görüşmeler yapmak üzere toplanacak ve bu toplantıda kararlar da alabilir.
Avrupa
AfD depremi: Söder’den uyarı, Musk’tan tebrik

Almanya için Alternatif’in (AfD) Saksonta-Anhalt’taki zaferinin ardından CSU lideri Markus Söder uyarılarda bulunurken, Elon Musk partiyi tebrik etti.
Bavyera Başbakanı ve CDU’nun kardeş partisi CSU’nun lideri, ilk etapta CDU’nun eyalette hükümet kurma yetkisine sahip olmadığını düşünüyor.
Söder, “Yetki AfD’ye verildi,” dedi ve “bunu nasıl değerlendireceklerini” bekleyip görmek gerektiğini ekledi.
Ona göre şu anda önemli olan, “ne pahasına olursa olsun yarı oy çoğunluğunu sağlamak” değil. Aksine, AfD’nin herhangi bir siyasi program olmadan neler başarabileceğini göstermesi gerekiyor.
Söder, “Sonuç hoşunuza gitmese bile demokrasi ciddiye alınmalıdır,” diye vurguladı ve bu nedenle öncelikle seçim sonucunun kabul edilmesi gerektiğinin altını çizdi.
CSU liderine göre seçim sonuçlarına yanıt olarak, AfD nihayet politikalarının içeriği konusunda sorgulanmalı.
“Güvenlik duvarına” (Brandmauer) ilişkin resmi tartışmaların bir faydası olmayacağı gibi, Birlik ile AfD arasında işbirliği çağrılarının da uygun olmadığını savunan Söder, Bavyera’daki duruma ilişkin olarak da CSU’yu AfD’ye karşı mücadele etmeye çağırdı.
Başbakan, “hiçbir koşulda” Bavyera’yı AfD’ye bırakmayacağını söyledi.
Söder, CDU’nun “azınlık hükümeti” peşinde koşmaması gerektiğini söyledi
Söder, ayrıca AfD’nin açık seçim zaferini tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendiriyor.
CSU lideri, Bayern 2 radyo istasyonuna verdiği demeçte, “Öncelikle derin bir nefes almamız gerekiyor. Bu gerçek bir dönüm noktası ve bir bakıma tarihteki bir dönüm noktası,” dedi.
Öte yandan Söder, kardeş parti olan CDU’ya, “her ne pahasına olursa olsun”, dar çoğunluklarla bile olsa tek başına iktidara gelmeye ve eyalet başbakanını atamaya çalışmaması konusunda uyarıda bulundu.
Söder şöyle konuştu:
“Bunun umut verici bir yaklaşım olacağını sanmıyorum. Seçim sonuçlarını yeniden yorumlamak zor bir iş olur.”
Bunun “vatandaşlar için anlaşılması zor” olacağını savunan CSU lideri, “Yetki açıkça AfD’ye ait. Bu demokrasidir, bu yüzden her şeyden önce bunu kabul etmeliyiz,” dedi.
Musk’tan AfD’ye “aferin”
Uzun süredir AfD’ye sempati duyan Elon Musk, Saksonya-Anhalt’taki seçim zaferi nedeniyle sağcı partiyi tebrik etti ve karşılığında hemen bir işbirliği teklifi aldı.
Musk, AfD Eş Genel Başkanı Alice Weidel’in baş aday Ulrich Siegmund’u Saksonya-Anhalt’taki zaferinden dolayı tebrik ettiği bir gönderiye, kendi çevrimiçi platformu X’te “Aferin!” yazarak yorum yaptı.
Siegmund, dünyanın en zengin adamına hemen yanıt verdi ve “desteği” için teşekkür etti.
AfD lideri İngilizce olarak şöyle yazdı:
“Burada sorumluluk üstlenirsek, güçlü ve yapıcı bir işbirliği fırsatını büyük bir memnuniyetle karşılayacağım. Almanya o zaman yeniden yatırım yapmaya değer bir yer haline gelir. Saksonya-Anhalt’tan en içten selamlar!”
Avrupa
BSW, AfD ile işbirliği yapacak mı?

Saksonya-Anhalt’ta yüzde 5,3 oy alarak eyalet meclisine girmeye hak kazanan BSW, AfD ile işbirliği meselesine açıklık getirmeye çalışıyor.
Başta CDU olmak üzere ana akım partilerin AfD’ye karşı “güvenlik duvarı” (Brandmauer) politikasına katılmayacağını daha önce ilan eden Sahra Wagenknecht İttifakı (BSW), tüm partilerle görüşmeye açık olduğunu söylüyor.
BSW’nin Saksonya-Anhalt baş adayı Thomas Schulze, Deutschlandfunk’ta yaptığı açıklamada, AfD’nin baş adayı Ulrich Siegmund’un adaylığını koyması halinde, BSW’nin eyalet meclisindeki üçüncü tur oylamada çekimser kalma tutumunu sürdüreceğini belirtti.
Schulze, BSW’nin “basamak” olmakla suçlanmaması gerektiğini, asıl diğer partilerin böyle olduğunu söyledi.
BSW adayı, “Ben AfD’yi buradaki halkın yüzde 44’ü tarafından seçilmiş bir parti olarak görüyorum. Ve bunu hesaba katmak zorundayım. Benim için bu demokrasidir,” dedi.
Schulze, örneğin, Rusya’ya yönelik yaptırımların kaldırılması talebinde AfD ile ortak bir zemin bulunduğuna işaret etti.
BSW’li diğer baş aday Claudia Wittig de seçim gecesi Saksonya-Anhalt’ta bir tür ortaklık olasılığını dışlamadı.
Öte yandan partinin kurucu lideri Sahra Wagenknecht, geçen hafta partisinin Saksonya-Anhalt’ta AfD ile koalisyon kurmasına karşı çıkmıştı.
“{ungeskriptet} by Ben” adlı podcast’te verdiği kapsamlı röportajda, bu reddi hem BSW’nin hükümet deneyiminin olmamasına hem de AfD ile arasındaki siyasi farklılıklara bağladı.
Neden AfD ile koalisyon kurmayı reddettiği sorulduğunda, Wagenknecht öncelikle kendi partisinin durumuna değindi.
BSW, ilk kez Saksonya-Anhalt Eyalet Meclisi’ne gireceğini ve bugüne kadar profesyonel siyasetçi olarak çalışmamış çok sayıda adaya sahip olduğunu kaydeden Wagenknecht, nu nedenle, siyasi açıdan çok daha deneyimli bir parti ile hemen koalisyon kurmayı ilke olarak sorunlu buluyor.
Onun sözlerine göre bu durum sadece AfD için değil, aynı zamanda CDU için de geçerli. BSW, genç bir parti olarak böyle bir koalisyon hükümetinde siyasi olarak mağdur edilme riskiyle karşı karşıya.
Wagenknecht, bu konuda BSW’nin Thüringen’deki deneyimlerinden açıkça dersler çıkarıyor.
Oradaki koalisyon hükümetine katılımını artık bir hata olarak değerlendirdi ve eyalet teşkilatının bazı kesimlerini, BSW’nin temel ilkelerini yeterince savunmamakla suçladı.
Fakat Wagenknecht, koalisyonu reddetme kararını yalnızca stratejik kaygılarla gerekçelendirmedi. AfD ile aradaki önemli siyasi farklılıklara da işaret etti.
Özellikle, kendi değerlendirmesine göre parti içindeki otoriter eğilimleri eleştirdi. Ortak bir koalisyonda BSW’nin, AfD tarafından yönetilen bir bakanlığın kararlarını yeterince engelleyemeyebileceğini fakat yine de bunun siyasi sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalacağını belirtti.
Wagenknecht, örnek olarak AfD’nin liderliğindeki olası bir İçişleri Bakanlığı’nı gösterdi.
Aynı zamanda, AfD’nin şu anda bir eyalet hükümetini yönetmek için yeterli sayıda uygun personele sahip olduğu konusunda şüphelerini dile getirdi.
Wagenknecht bu bağlamda, bir koalisyon ile münferit siyasi projelerde işbirliği arasında net bir ayrım yaptı.
Ona göre, içerik açısından ortak noktalar varsa ve gerekli parlamento çoğunluğu sağlanabiliyorsa, AfD ile birlikte önergeler veya yasalar lehinde oy vermek mantıklı.
Böylece BSW’nin izlediği yolu, klasik bir “güvenlik duvarı” stratejisinden de ayırdı.
Wagenknecht, uzun süredir AfD’yi parlamento içindeki gücüne uygun olarak siyasi karar alma süreçlerine dahil etmeyi fakat bununla birlikte kalıcı bir hükümet işbirliğine girilmemesini savunuyor.
Wagenknecht, Saksonya-Anhalt için bunun yerine farklı bir hükümet modeli önerdi. Seçimlerden sonra, mümkünse partiler üstü bir şahsiyetin başbakan olarak seçilmesi gerektiğini savundu.
Bu kişinin daha sonra bir kabine kurması gerekiyor: Wagenknecht’in görüşüne göre, kabine kadrosunun oluşturulmasında öncelikle mesleki yetkinlik belirleyici olmalı.
Böyle bir hükümetin sabit bir koalisyon çoğunluğu olmayacak. Bunun yerine, hükümetin her bir tasarısı için eyalet meclisinde çoğunluk sağlaması gerekecek. Konuya bağlı olarak farklı partiler bu süreçte yer alabilir; AfD ve BSW de dahil.
Wagenknecht, bu şekilde hem AfD’ye karşı yeniden bir “yangın duvarı koalisyonu” kurulmasını hem de AfD’nin tek başına hakimiyet kurmasını engellemeyi umuyor.
Aynı zamanda, AfD’nin mutlak çoğunluk elde etmesinin arzu edilmez olduğunu da açıkça belirtiyor.
Yine de Wagenknecht, AfD’nin siyasi olarak dışlanmasını reddetti. Eyalet meclisi seçimlerinden sonra BSW’nin parlamentoda temsil edilen tüm partilere görüşme teklifinde bulunmak istediğini belirtti ve AfD ile de görüşmelerin gerçekleşeceğini öngördü.
Böylece Saksonya-Anhalt için tutum net bir şekilde ortaya kanuyor: BSW, AfD ile resmi bir koalisyonu dışlıyor ama görüşmeleri ya da belirli konularda ortak parlamento çoğunluklarını dışlamıyor.
Wagenknecht’in tercih ettiği model, değişen çoğunluklara sahip, partiler üstü bir eyalet hükümeti olacak.
Ne var ki, başta AfD olmak üzere diğer partilerin böyle bir modele hazır olup olmayacağı su götürür.
Dünya Basını2 hafta önceMilanovic uyardı: Dünya 1914 öncesine benzer bir uçurumun kenarında
Amerika2 hafta önceKıyamete beş kala – 1: Thiel, Deccal’i arıyor
Ortadoğu2 hafta önceMekke Anlaşması için İran iddiası: Tahran teklifi inceliyor
Rusya2 hafta önceTürkiye’den Rusya’ya ilk deniz yolu benzin sevkiyatı yola çıktı
Avrupa2 hafta önceAlman tarihçi Kittel, savaştan Hitler’i değil Stalin’i sorumlu tuttu
Görüş1 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Ortadoğu2 hafta önceSDG’nin feshi için yapılan anlaşmanın ayrıntıları
Dünya Basını1 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”










