Avrupa

AfD lideri Weidel: Zaten kaybedilmiş bir savaşı finanse etmek yanlış

Yayınlanma

Almanya için Alternatif Partisi Eş Genel Başkanı Alice Weidel, Rusya’ya uygulanan yaptırımların ve Ukrayna’ya aktarılan 100 milyar avroyu aşkın desteğin Alman ulusal çıkarlarına doğrudan zarar verdiğini söyledi.

Almanya için Alternatif Partisi Eş Genel Başkanı ve partinin Federal Meclis Grubu Eş Başkanı Alice Weidel, haftalık haber dergisi The Economist‘in Genel Yayın Yönetmeni Zanny Minton Beddoes’in sorularını yanıtladı.

Weidel, mülakatta Almanya’nın enerji krizinden Ukrayna savaşına, Avrupa Birliği’nin mali dengelerinden ve borç krizinden ülkedeki sığınmacı ve göç politikalarına kadar geniş kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

Berlin yönetiminin mevcut dış ve güvenlik çizgisini açıkça eleştiren Alice Weidel, Almanya’nın çıkarlarını doğrudan gözetmeyen bir siyaset izlendiğini ve bu tablonun ülke ekonomisine büyük zarar verdiğini ifade etti.

“Dış politika ulusal çıkarlarımıza hizmet etmeli”

Mülakatta, Rusya’nın Ukrayna sınırlarını aşarak Avrupa ülkeleri ve Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü üyeleri için bir tehdit oluşturup oluşturmadığı soruldu.

Weidel, meselenin tehdit ikilemi üzerinden kurgulanmasının yanlış olduğunu belirterek “Ben bir tehdit olup olmaması meselesi olduğunu düşünmüyorum. Alman dış politikasının ulusal çıkarlarımıza hizmet edip etmediği ölçütüne göre değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyim” dedi.

Almanya Federal Hükümeti’nin mevcut adımlarının ağır bir tablo yarattığını söyleyen Weidel, “Hükümetimizin şu an davrandığı gibi hareket etmek bizim açımızdan çok zararlı bir durum ortaya çıkarıyor” ifadelerini kullandı.

Uygulanan ekonomik kısıtlamalara değinen Weidel, “Yaptırımlardan henüz bahsetmedim bile. Biz birbiri ardına yaptırım paketleri uygularken Donald Trump, Vladimir Putin ile daha fazla dizel sevkiyatı üzerine konuşuyor” değerlendirmesini yaptı.

Büyük güçlerin pragmatik davrandığına işaret eden Weidel, sözlerini “Aynı zamanda petrol ve doğalgaz hakkında da konuşuyorlar, öyle değil mi? Biz de Almanya için aynısını isteriz” diyerek sürdürdü.

Mülakatta Weidel’a, Almanya ve diğer Batı Avrupa ülkelerinin açık bir saldırganlığa karşı kendini savunan demokratik bir ülkeyi desteklemesinin meşru bir gereklilik olup olmadığı yönünde bir soru yöneltildi.

Weidel, Ukrayna’daki yönetim yapısını doğrudan hedef alarak “Olduğu kadar demokratik. Artık yeni bir devlet başkanı için seçim yapmıyorlar” şeklinde konuştu.

Washington’daki bakış açısına atıfta bulunan Weidel, “Amerikan Başkanı’nın yeni devlet başkanlığı seçimleri için ısrar etmesinin sebebi tam da bu; çünkü Zelenskiy’nin doğru zamanda doğru kişi olmadığını düşünüyor” dedi.

Ukrayna’da savaş durumu ve sıkıyönetim nedeniyle seçimlerin yapılamadığı hatırlatıldığında ise Weidel, söylemin kurulma biçimini eleştirdi ve Rusya’nın saldırısını geçmişte de kınadıklarını hatırlattı.

Weidel, çatışmanın başlangıcındaki hukuki çerçeveye dair “Bir saldırgan ve saldırgan olmayan biri hakkında konuştuğumuzda, biz de Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısını eleştirdik; çünkü Ukrayna egemen bir ülkedir. Nokta. Bu konuda hiçbir tartışma olamaz” ifadelerini kullandı.

“Kaybedilmiş bir savaşı finanse etmek yanlış”

Kıtanın sürüklendiği güncel açmaza odaklanılması gerektiğini vurgulayan Weidel, mevcut dengelerin sürdürülemez olduğunu dile getirdi.

Weidel, “Ancak şimdi mevcut statükonun içindeyiz. Bu statüko ise korkunç” dedi.

Yıkımın boyutlarına dikkat çeken Weidel, “Sadece ölen insanlar, oğullarını kaybeden aileler, altyapının ve rafinerilerin yok edilmesi ile fırlayan dizel fiyatları yüzünden değil. Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere tüm ülkeler için inanılmaz derecede yüksek bir güvenlik riski söz konusu” şeklinde konuştu.

Bu gidişatın durdurulması gerektiğini söyleyen Weidel, “Bu nedenle buna bir son vermeliyiz. Bu bizim çıkarımıza; çünkü ben bir Alman siyasetçiyim” ifadelerini kullandı.

Almanya’nın önceliklerini merkeze koymak zorunda olduğunu kaydeden Weidel, “Almanya’nın her dış politikasını değerlendirmek zorundayım. Ulusal çıkarımıza mı, değil mi?” sorusunu yöneltti.

Berlin’in mevcut adımlarını sert sözlerle eleştiren Weidel, “Bu uzatma ve Alman hükümetinin şu anda aldığı önlemler ülkemiz için muazzam bir risk teşkil ediyor” dedi.

Ukrayna’nın askeri açıdan bir zafer elde edemeyeceğini dile getiren Weidel, “Zaten kaybedilmiş bir savaşı uzatmaya ve finanse etmeye devam etmeyi yanlış buluyoruz, ben yanlış buluyorum” değerlendirmesinde bulundu.

İki ülke arasındaki kapasite farkına işaret eden Weidel, “Ne yazık ki Ukrayna’nın çok küçük olduğunu gerçekten söyleyebilirsiniz. Ukrayna’nın Rusya’yı yenmesi imkansızdır” ifadelerini kullandı.

Weidel, gelinen noktayı “Öyleyse şimdi ne yapıyoruz? Kaybedilmiş bir savaş var” sözleriyle özetledi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in barışa ilgi duymadığı ve kış boyunca Ukrayna şehirlerini vurmayı sürdürdüğü yönündeki itiraza karşılık Weidel, karşı tarafa da aynı sorunun yöneltilmesi gerektiğini kaydetti.

Weidel, çatışmanın durması için kanıt arayışına değinerek “Vladimir Putin’in barışla ilgilendiğine dair bana tek bir kanıt gösterebilir misiniz? Peki siz Zelenskiy’nin barışla ilgilendiğine dair bana tek bir kanıt gösterebilir misiniz?” dedi.

Ukrayna tarafının ateşkes ve enerji altyapısına yönelik saldırıları durdurma müzakerelerine hazır olduğu yönündeki veriler aktarıldığında Weidel, Almanya’nın üstlendiği mali yüke dikkat çekti.

Weidel, Almanya’nın yardımları kesmesi gerekip gerekmediği sorusuna “Şimdiden 100 milyardan fazla harcadık. Başka hiçbir ülke bu kadar harcamadı ve biz ağır şekilde borçlandık” yanıtını verdi.

Kendi siyasi çizgisini net bir formülle özetleyen Weidel, “Evet, ülkemin çıkarlarını ilk sıraya koyuyorum. Önce Almanya gelir” şeklinde konuştu.

Mevcut çatışmanın doğrudan bir tehdit oluşturduğunu belirten Weidel, “Bu savaş bizim çıkarımıza değil ve ulusal güvenliğimiz için çok ama çok tehlikeli” ifadelerini kullandı.

Kalıcı bir uzlaşı için güvenlik mimarisinin tarafsız kurulması gerektiğini kaydeden Weidel, “Ukrayna’da barışa ulaşmak için yalnızca Ukrayna’nın güvenlik çıkarlarını değil, aynı zamanda Rusya’nın güvenlik çıkarlarını da hesaba katmalıyız” dedi.

Batı’nın geçmiş politikalarını eleştiren Weidel, “Geçmişte ve son yirmi yılda yapılan büyük hata buydu: Rusya’nın güvenlik kaygılarını tanımamak” değerlendirmesini yaptı.

“Kesinlikle bir tahvil piyasası krizi yaşayacağız”

Mülakatta, Fransa’da kamuoyu yoklamalarında önde giden Ulusal Birlik Partisi Meclis Grup Başkanı Marine Le Pen’in Avrupa Merkez Bankası kaynaklarıyla altyapı projelerinin finanse edilmesini istediği hatırlatıldı.

Avrupa’nın gelecekteki liderlik yapısına dair senaryolar sorulduğunda Weidel, Fransa’nın çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini ifade etti.

Weidel, Avrupa Birliği içindeki mali transfer dengelerini işaret ederek “Almanya, Avrupa Birliği’nin ana finansörüdür ve parayı Fransa alır. Tıpkı diğer ülkeler gibi” dedi.

Le Pen’in yaklaşımını anladığını dile getiren Weidel, “Elbette onun bakış açısından ben de aynısını yapardım. O, ülkesi için en iyisini yapmak istiyor” şeklinde konuştu.

Fransa’nın mali yapısındaki kırılganlığa değinen Weidel, “Fransa tavan yapan faiz oranlarıyla şimdiden devasa bir borç krizinin içindeyken bile karşılıksız borç affı istiyor” ifadelerini kullandı.

Piyasalardaki belirsizliği vurgulayan Weidel, “Sermaye piyasalarında ne yapacaklarını bilmiyorum, öyle değil mi? Ancak Almanya da neredeyse aynı durumun içinde” dedi.

Berlin’in borç yüküne dikkat çeken Weidel, “Kamu borcumuz hızla yukarı tırmanıyor” tespitini yaptı.

Financial piyasaların bu söylemleri fiyatlaması durumunda Avrupa’da bir devlet tahvili krizi riskinin doğup doğmayacağı sorusunu Weidel, kesin bir dille yanıtladı.

Weidel, olası çalkantıya işaret ederek “Kesinlikle. Kesinlikle bir tahvil piyasası krizi yaşayacağız” ifadelerini kullandı.

Borç yükünün sadece birkaç ülkeyle sınırlı olmadığını kaydeden Weidel, “Böylesine yüksek bir kamu borcuyla bu durum sadece Fransa değil; aynı zamanda İtalya, İspanya, Portekiz ve Almanya için de geçerli” şeklinde konuştu.

Federal hükümetin yeni borçlanma kararlarını eleştiren Weidel, “Almanya’nın bu yeni borç programıyla sermaye piyasasında faiz oranlarımız şimdiden yükseliyor. Biz de artık borçlu bir ülkeyiz” dedi.

“Suriye ve Afgan vatandaşları ülkelerine dönmeli”

Mülakatta, Almanya’da yaşayan göçmen kökenli milyonlarca insanın aşırı sağcı olarak nitelenen parti politikalarından duyduğu endişe gündeme getirildi.

Yasal statüye sahip Suriyeli ve Afgan sığınmacıların ülkede kalıp kalamayacağı sorusuna Weidel, yürürlükteki mevzuat üzerinden yanıt verdi.

Weidel, hukuki gerekçelerin ortadan kalktığını savunarak “Dürüst olmak gerekirse yasalarımız, iltica yasamız açıkça belirtiyor: Ülkemize gelme sebebi ortadan kalktığı anda ayrılmak zorundalar” ifadelerini kullandı.

Örnek olarak Suriyelileri gösteren Weidel, “Özellikle Suriyeliler için, madem adını andınız o örneği ele alalım: Burada mülteci, sığınmacı oldukları ve korunmaya ihtiyaç duydukları gerekçesi artık sona erdi” dedi.

Maddi destekleri eleştiren Weidel, “Burada devletten dağlar kadar para alıyorlar ama şu an bunun bir önemi yok. Kendi ülkelerine geri dönmek zorundalar. Ülkemizi terk etmeleri gerekiyor” şeklinde konuştu.

Alman idari mekanizmasının kuralları uygulaması gerektiğini söyleyen Weidel, “Almanya’da kanun uygulaması çok açıktır” dedi.

Suriyelilerin tamamının geri gönderilmesi gerektiğini savunan Weidel, “Suriye’deki savaş sona erdiği için Suriye vatandaşlarının yüzde 100’ü ülkelerine dönmelidir” değerlendirmesini yaptı.

Federal Hükümet’in Afganistan politikasını da hedef alan Weidel, “Tıpkı hükümetimizin fiilen uçaklarla ülkemize getirmeye karar verdiği Afganlar gibi” dedi.

Bu tahliye kararlarını sert sözlerle eleştiren Weidel, “Afganistan’dan Afganları uçaklarla getirme şeklindeki bu kabul edilemez politikaya nasıl ulaştığınızı bilmiyorum” ifadelerini kullandı.

Güvenlik istatistiklerindeki yükselişe değinen Weidel, “Sınırların açıldığı 2015 yılından bu yana suç oranlarımız tavan yaptı” şeklinde konuştu.

Ağır suç kategorilerini işaret eden Weidel, “Tecavüz, insan öldürme, şiddet suçları gibi en ağır suçların ana grubunu Suriyeliler ve Afganlar oluşturuyor” dedi.

Güvenlik tedbirlerinin derhal devreye girmesi gerektiğini söyleyen Weidel, “Bu insanları geri göndermeliyiz, suçluları ve aşırılık yanlısı dini liderleri de alıkoymalıyız. Ülkemizde bir hilafet istemiyoruz” ifadelerini kullandı.

Ukraynalı mültecilerin durumuna da değinen Weidel, kalıcı bir yerleşime karşı olduklarını kaydetti.

Weidel, savaştan kaçan kişilerin dönüş takvimini işaret ederek “Ukraynalılardan henüz bahsetmedim bile. Bu savaş sona erdiğinde Ukraynalılar da ülkemizi terk etmelidir” dedi.

Ülkeden ayrılması gereken toplam nüfusa ilişkin rakam veren Weidel, “Bu toplamda milyonlarca insan demek; kabaca dört ila beş milyonu buluyor ve ülkemizden ayrılmak zorundalar” şeklinde konuştu.

Çok Okunanlar

Mobil sürümden çık