Avrupa

AfD, NATO’ya desteğini artırma sözü verdi

Yayınlanma

AfD, Almanya’nın AB’de kalması gerektiği konusundaki mutabakatın ardından, şimdi de NATO’ya aktif katılım taahhüdünde bulundu.

AfD’nin Federal Meclis grup başkanlığı tarafından yakın zamanda yayınlanan bir tutum belgesine göre, NATO “dünyanın en güçlü askeri ittifakı” olarak nitelendiriliyor.

Parti, “ABD ve Avrupalı ortaklarımızla birlikte bu ittifakı daha da geliştirmeyi” hedefliyor.

Başkan Donald Trump yönetimindeki ABD, AfD milletvekili grubu tarafından, dış politika sözcüsü Markus Frohnmaier’in de vurguladığı gibi “en önemli Batılı ortak” olarak görülüyor.

Frohnmaier, ABD’nin Venezuela’ya müdahalesini “realpolitik açısından anlaşılabilir” olarak nitelendiriyor ve “Batı’nın muhafazakâr rönesansını” kararlılıkla destekleyen Trump yönetimini övüyor.

Aynı zamanda AfD, Rusya ile ilişkilerin normalleştirilmesi ve özellikle de muhtemelen ABD’li şirketlerle işbirliği içinde Kuzey Akım boru hatlarının yeniden faaliyete geçirilmesi için baskı yapıyor.

Tüm bunlar, bu bahar Abu Dabi’de düzenlenecek bir Alman-Amerikan-Rus “zirvesi”nde gündeme getirilecek; AfD milletvekili grubu bu zirveyi, ABD ve Rusya başkanlarının “özel danışmanları” ile ortaklaşa düzenlemeyi planlıyor.

Koçbaşı olarak AfD

AfD, ABD’nin Küba ve Venezuela politikasına tam destek veriyor

Transatlantik ilişkilerle ilgili yeni görüş belgesinde, Bundestag’daki AfD milletvekili grubu, Trump yönetiminin politikalarına karşı temelde son derece olumlu bir tutum sergiliyor.

AfD, Beyaz Saray’ın “woke ideolojisine” son verecek bir “muhafazakâr Batı rönesansı” peşinde olduğunu belirtiyor.

Partiye göre böylelikle, “Avrupa’nın bir Batı kültür alanı olarak korunmasına” katkıda bulunuyor.

Öte yandan, Washington’un “Batı Yarımküre’deki küresel hegemonyasını”, yani tüm Amerika kıtasını güvence altına almayı hedefleyen ABD’nin Venezuela’yı işgali, Küba’ya uyguladığı abluka ve Panama’ya yönelik tehditler meşru kabul ediliyor ve “ABD dış politikasındaki bu yeniden yönelmeyi memnuniyetle karşılıyoruz,” deniyor.

AfD’ye göre özellikle Venezuela’nın işgali, “uluslararası hukuk açısından nasıl değerlendirilirse değerlendirilsin, realpolitik açısından anlaşılabilir” bir durum.

Bununla birlikte AfD, “Batı Yarımküre’nin ötesinde” Washington’ın “küresel müdahaleci politikasına” son vermesini istiyor.

Coğrafi olarak Amerika kıtasının ve dolayısıyla “Batı Yarımküre”nin bir parçası olarak kabul edilen ama AB’nin de hak iddia ettiği Grönland konusunda AfD belgesi, Berlin’in Washington ile daha yakın işbirliği yapması ve “ortak girişimler çerçevesinde” adanın doğal kaynaklarına erişim talep etmesi gerektiğini belirtiyor.

AfD, yeni Avrupa stratejisini açıkladı

NATO’ya ve Alman yeniden militarizasyonuna onay

Ayrıca, Bundestag’daki AfD milletvekili grubu yeni belgesinde NATO’ya açıkça bağlılık taahhüdünde bulunuyor.

Belgede, “NATO, dünyadaki en güçlü askeri ittifaktır” deniliyor ve “ABD ve Avrupalı komşularımızla birlikte onu bir savunma ittifakı olarak daha da geliştirmek istiyoruz” ifadesine yer veriliyor.

Bu bağlamda, AfD milletvekili grubunun dış politika sözcüsü Markus Frohnmaier’in de teyit ettiği üzere, ABD “en önemli Batılı ortak” olarak nitelendiriliyor.

Frohnmaier, diğer birçok AfD’li siyasetçi gibi geçtiğimiz yıl boyunca Trump yönetimi ile yakın bağlar kurdu ve şu anda bu ilişkileri daha da geliştiriyor.

AfD belgesi, Trump’ın kademeli olarak ilerlettiği ABD birliklerinin Avrupa’dan çekilmesini açıkça memnuniyetle karşılıyor.

Öte yandan bu çekilmenin, “Alman asker sayısındaki bir artışla dengelemenin kesinlikle gerekli olduğunu” belirtiyor.

AfD, bu amaçla gerekli olan dramatik askeri güç artışını, yakın zamanda sunduğu Avrupa politikası strateji belgesinde de açıkça desteklemişti.

AfD’nin NATO’ya açık desteği, askeri ittifakın bir “Avrupalaşma” süreci başlattığı bir dönemde de ortaya çıkıyor.

Amaç, Alman ve diğer Avrupa askerlerinin yanı sıra silah sistemlerinin oranını sistematik olarak artırmak. Bu, Avrupa güçlerinin veözellikle de Almanya’nın ittifak üzerindeki kontrolünü genişletecek.

AfD, Ukrayna’nın doğal kaynaklarına Alman erişimi istedi

Pazartesi günü, Frohnmaier ve Bundestag’daki diğer iki AfD üyesi “Almanya-Rusya ilişkileri ve Ukrayna’daki savaş üzerine bir çalışma belgesi” sundu.

Belgeye göre, savaş “mümkün olduğunca çabuk sona erdirilmesi gereken bir trajedi” olarak nitelendiriliyor.

Kiev’i Rusya ile ciddi barış müzakerelerine katılmaya ikna etmek için federal hükümetin Ukrayna’ya sağladığı maddi desteği kesmesi gerektiğini savunan AfD’liler, hükümeti, “Ukrayna’nın sert tutumlarını benimsememeye” davet etti.

AfD’liler göre örneğin Ukrayna’nın Kırım’ı geri alması “tamamen gerçek dışı.”

Ayrıca AfD, Ukrayna’nın “ne NATO’ya ne de Avrupa Birliği’ne üye olması” gerektiğini talep ediyor.

AfD’nin iktidar yolu ABD’den mi geçiyor?

Partiye göre Almanya, “Ukrayna’nın yeniden tarafsız bir devlet haline gelmesini” savunmalı.

Kiev’in talep ettiği güvenlik garantileriyle ilgili olarak, belgede Almanya’nın bu garantileri vermemesi ve kesinlikle Ukrayna topraklarına asker konuşlandırmaması gerektiği belirtiliyor.

Ukrayna’ya BM barış gücü askerlerinin konuşlandırılma ihtimali ise memnuniyetle karşılanıyor. Savaşa dahil olmayan devletlerin, örneğin Hindistan, Güney Afrika, Brezilya ve Endonezya’nın Ukrayna topraklarının güvenliğinin sağlanmasına katkıda bulunması isteniyor.

Öte yandan Berlin’in sağladığı desteğin karşılığında, Kiev’den nadir toprak elementleri, diğer metaller ve doğalgaz gibi hammaddelere erişim izni vermesi talep ediliyor.

Kuzey Akım için Alman-Amerikan ortaklığı önerisi

Rusya konusunda AfD, tüm yaptırımların kaldırılması, Rusya’nın G7’ye yeniden dahil edilerek G8’in oluşturulması ve Rus enerji kaynaklarının ithalatının yeniden başlatılması dahil olmak üzere, politikanın tamamen tersine çevrilmesini talep ediyor.

Bu özellikle boru hattı gazı için geçerli. Frohnmaier pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Bizim için Alman enerji egemenliğinin temel hedeflerinden biri, Kuzey Akım’ın sistemin bir parçası olarak yeniden devreye alınabilmesi,” dedi.

Kuzey Akım boru hatlarının uzun vadede yeniden kullanıma açılması ve hatta kısa vadede Ukrayna topraklarından geçen eski boru hattı ağı üzerinden Avrupa’ya gaz tedarik edilmesi fikri, Eylül ayında Rus ve ABD’li müzakereciler arasında tartışılan bir konuydu.

Bu bağlamda, Trump yönetimi bir ABD şirketini aracı olarak devreye sokmayı planlıyor. Resmi gerekçe AB yaptırımlarını aşmak olsa da, gerçekte gaz anlaşmasından elde edilecek gelirlerin ABD’ye, muhtemelen genişletilmiş Trump ailesinin bir üyesine veya onlara yakın bir oligarka aktarılabilmesi için.

Frohnmaier böyle bir anlaşmaya açıkça destek verdi ama kârdan Almanya’nın daha fazla pay alması için baskı yapıyor.

AfD’li siyasetçi örneğin, tamamen ABD’li bir işletme şirketi yerine “Alman-Amerikan işletme şirketi” kurulabileceğini açıkladı.

“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”

AfD, Abu Dabi’de ABD ve Rusya ile zirve planlıyor

Bir sonraki somut adım olarak, Bundestag’daki AfD milletvekili grubu, ABD ve Rusya temsilcileriyle bir “üçlü zirve” düzenlenmesini istiyor.

Frohnmaier pazartesi günü yaptığı açıklamada, zirvenin Abu Dabi’de gerçekleşebileceğini belirtti ve “özel danışmanlar düzeyinde” bir görüşme düşünülebileceğini söyledi.

Rus tarafında ise, Rusya varlık fonu başkanı ve Vladimir Putin’in iktisadi işbirliği özel temsilcisi Kirill Dmitriev, planlar hakkında bilgilendirildi; Dmitriev toplantıya katılmaya hazır.

Frohnmaier, Haziran ayı başında St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu (SPIEF) kapsamında Dmitriev ile görüşmeler yapmıştı.

Dmitriev daha sonra X’te Frohnmaier ile çekilmiş bir fotoğrafını paylaşarak, “Almanya’nın en popüler partisi olan AfD ile birlikte harika bir gelecek inşa etmeyi” sabırsızlıkla beklediğini belirtmişti.

Rus temsilci, Frohnmaier’e “Rusya-Almanya-ABD iş diyaloğunu yeniden başlatmayı” önermişti.

Dmitriev, Rusya’nın AB’ye yeni doğal gaz ihracatı veya Kuzey Akım boru hatlarındaki faaliyetlerin yeniden başlatılmasına ilişkin ABD-Rusya görüşmelerinde de yer alan bir isim.

Trump yönetiminin Abu Dabi’deki toplantıyı kabul edip etmeyeceği henüz belli değil. Frohnmaier, Dmitriev’in Trump’ı bu toplantıya ikna edebileceğini umduğunu belirtti.

Çok Okunanlar

Mobil sürümden çık