Avrupa
AfD şimdi de Rusya krizi ile boğuşuyor
AfD milletvekillerinin Rusya ile olan ilişkileri ve başta Rusya olmak üzere yurt dışına yaptıkları ziyaretler, parti yönetiminin daha sıkı kontrol uygulamasına neden olacak.
AfD parlamento grubu yürütme kurulu toplantısının sonunda, parti eş başkanı Alice Weidel, Avusturyalı kardeş partisi Avusturya Özgürlük Partisi’nin (FPÖ) dış politika uzmanı Susanne Fürst’ü kürsüye davet edince gerilim patlak verdi.
Yürütme kurulu toplantısında, üyeler özellikle FPÖ’nün “Rusya’ya seyahat” konusundaki tutumuyla ilgilendi. Fürst, Ukrayna savaşının başlamasından bu yana hiçbir FPÖ milletvekilinin bu ülkeye seyahat etmediğini açıkladı.
tagesschau’da yer alan habere göre bu açıklama nedeniyle yürütme kurulunun bazı üyeleri şaşırdı. Herkes bu yaklaşımın AfD’de uygulanabilir olacağına ikna olmuş değil ve özellikle iki Federal Meclis (Bundestag) üyesinin Soçi’ye planladığı ziyaret işleri daha da karmaşıklaştırdı.
Oberallgäu seçim bölgesini temsil eden Bavyera milletvekili Rainer Rothfuß, bu nedenle parti yönetiminin öfkesini üzerine çekmiş gibi görünüyor.
AfD yönetimi, Rothfuß’un davranışından duyduğu rahatsızlık nedeniyle, toplantıda onun gelecekteki tüm yurt dışı seyahatlerini iptal edip etmemeyi tartıştı.
Parlamento grubu Rothfuß’un ihraç edilmesini bile tartıştı. AfD’li vekil, parlamento grubunun dışişleri çalışma grubuna bir seyahat talebinde bulunmuş ve bu talep onaylanmıştı. Fakat partiye bildirmediği şey, eski Rusya Devlet Başkanı Dmitriy Medvedev ile de görüşmek istediğiydi.
Alice Weidel, bir basın açıklamasında, dışişleri çalışma grubunu alışılmadık derecede açık bir dille eleştirdi. Weidel’e göre, seyahat talebi önceden daha ayrıntılı bir şekilde incelenmeliydi.
AfD lideri, “Açıkçası, bunun amacını anlayamıyorum. Ben böyle yapmazdım, fakat karar Dışişleri Çalışma Grubu tarafından verildi. Bay Rothfuß burada kalacak,” diye ekledi.
tagesschau, son zamanlarda parti liderliği tarafından bu şekilde kamuoyuna açık bir şekilde azarlanan çok az kişi olduğuna dikkatçekti. Bunu özellikle önemli kılan şey ise, eleştirinin dış politika sözcüsü ve aslında Weidel’in en yakın sırdaşlarından biri olan Markus Frohnmaier’e yöneltilmiş olması.
Habere göre son zamanlarda Weidel, Frohnmaier’in artan tanınma arzusu, özellikle de ABD gezisi sırasındaki sosyal medya faaliyetlerinden biraz rahatsız görünüyor; bunları ve diğer milletvekillerinin görünüşlerini profesyonelce bulmuyordu.
Öte yandan Weidel’in ofisi, haber üzerine tagesschau’ya gönderdiği açıklamada, “Markus Frohnmaier, dışişleri çalışma grubunu kusursuz bir şekilde yönetiyor. Dengeli bir yaklaşım sergileme çabalarını çok takdir ediyorum ve gelecekte de çalışma grubunun profesyonelleşmesini sürdüreceğinden hiç şüphem yok,” dedi.
Öte yandan daha belirleyici olan, AfD’nin CDU/CSU’dan gelen yoğun baskıyla karşı karşıya olması. Şansölye Friedrich Merz kısa süre önce AfD’yi ana rakibi olarak tanımladı ve o zamandan beri önde gelen CDU/CSU politikacıları özellikle Rusya ile olan ilişkilerini eleştiriyor.
Geçen perşembe günü, CDU/CSU ve SPD bu konu hakkında bir tartışma bile düzenledi. Tartışmanın başlığı: “AfD’nin Rusya ile ilişkilerinin Almanya’nın güvenlik çıkarlarına etkisi – Vatanseverlik değil, güvenliğimize potansiyel bir tehdit” idi.
Tartışmada AfD milletvekillerinin yaptığı geziler de ele alındı.
Diğer tüm parlamento grupları, AfD’yi Kremlin’in çıkarları adına bir “Truva atı” olarak kullanılmaya izin vermekle ve demokrasiye gerçek bir tehdit oluşturmakla defalarca suçladı.
Bir başka faktör de, partinin dış politika yönelimi hakkındaki tartışmanın tüm hızıyla devam etmesi. AfD genel olarak Kremlin’e yakın olarak görülüyor ve milletvekilleri Rusya ile yakın bağları nedeniyle defalarca manşetlere taşınıyor.
Fakat Alice Weidel partinin rotasını değiştirmeye çalışıyor gibi görünüyor. NATO hava sahasında yaşanan olayların ardından Rusya’yı açıkça eleştiren ve gerilimin azaltılması çağrısında bulunan AfD lideri, “Trump’ın sabrının sınanmaması gerektiğini” söyledi.
Görünüşe göre Weidel, partisini Rusya ve Putin’den biraz uzaklaştırmak istiyor. Fakat dış politika çalışma grubu konuyu farklı ele aldı ve Weidel’e karşı çıkarak, Rainer Rothfuß’un planladığı seyahati oybirliğiyle onayladı.
Gelecekte, parlamento grubu liderliği onayları farklı bir şekilde düzenlemeyi planlıyor. ARD’nin elinde bulunan parlamento grubu yürütme komitesinin taslağına göre, parlamento grubu üyeleri veya personelinin “siyasi açıdan riskli ülkelere” veya “özellikle riskli kişilerle” toplantılara yapacağı seyahatler, parlamento grubu yürütme komitesi tarafından önceden onaylanacak.
Şu anda, çalışma grupları ve liderleri bu konuda sorumlu. Parlamento grubu yürütme komitesi, daha erken bir aşamada müdahale edebilmek istiyor. Bu, Rusya gibi yaptırım düzenlemelerinin olduğu veya “itibar riski” bulunan ülkeleri ifade ediyor.
Gelecekte, seyahat talepleri ayrılmadan en az on iş günü önce sunulacak. Seyahatin nedeni ve amacı ile görüşme yapılacak kişiler listelenmecek ve ayrıca, seyahatin finansman kaynağı da belirtilecek.
Yürütme kurulunun onayı olmadan yapılan seyahatler “parlamento grubu tarafından desteklenmeyen” seyahatler olarak kabul ediliyor ve bu nedenle resmi AfD seyahatleri olarak kabul edilmiyor. Milletvekilleri bu kuralı ihlal ederse, başka sonuçlar da olabilir.
Şu anki Soçi seyahati, Rainer Rothfuß olmadan da her halükarda gerçekleşecek. Diğerlerinin yanı sıra, milletvekili Steffen Kotré de önümüzdeki günlerde Rusya’ya seyahat edecek.
Parlamento grubu liderliği ona uyması gereken birkaç kural verdi: sosyal medya faaliyetleri yok, Rus politikacılarla fotoğraf çekilmeyerek ve Rus televizyon kanallarıyla röportaj yapılmayacak.
ARD’nin elinde bulunan AfD’nin iç seyahat memorandumu, Bundestag üyelerinin planlanan seyahat destinasyonlarını listeliyor. Bunlar arasında Türkiye, Kırgızistan ve tekrar tekrar ABD’ye yapılan seyahatlerin yanı sıra Rusya’ya, daha spesifik olarak Soçi’ye yapılan iki seyahat de bulunuyor.
13-16 Kasım ve 17 Kasım tarihlerinde, Bundestag üyeleri Steffen Kotré ve Rainer Rothfuß, “BRICS-Avrupa formatında Uluslararası Sempozyum”a katılacak. Rothfuß’un burada bir konferans vermesi de planlanıyor.
İç belgeye göre, seyahat için 4.050 avro ve 2.000 avro bütçe ayrılmış ve bu masraflar parlamentonun grubu tarafından karşılanacak.