Görüş

Alaska zirvesinin ardından

Yayınlanma

1) Diplomatik planda. Alaska zirvesi Rusya açısından muazzam bir diplomatik başarıdır. İki nedenle. Birincisi, Trump zevahiri kurtarmak için aksini iddia etse bile görüşme talebinin ABD’den geldiği, ve bizzat Trump’ın müdahalesiyle görülmemiş bir hızla hayata geçirildiği ortada. İkincisi, zirvenin üçüncü bir ülkede değil doğrudan doğruya ABD topraklarında yapılması, F-22 şovuyla gizlenemeyecek bir şeyi gösteriyor: Amerikan yönetimi tehdit ve düşman (NATO belgeleri) ve katil (bir önceki yönetim) ilan ettiği bir ülkenin liderini davet ederek diplomatik kuşatmanın zerre kadar işlemediğini kabul etmek zorunda kaldı. Zaharova’nın dediği doğrudur: “Batı medyası, zır delilik haline gelmekte olan bir kafayı yeme denebilecek durumda; üç senedir Rusya’nın izole edilmesini anlatıp durdular, ama bugün Rusya devlet başkanının ABD’de karşılandığı kırmızı halıyı gördüler.” Zaharova, bu kafayı yeme halini sadece batı medyasına yormakla kibarlık etmiş olabilir.

2) Ekonomik planda. 

(a) Rusya açısından. Rusya’nın ülke içinde büyük yatırımlar için yeterince sermaye birikimi yok. Bu eksiği daha önce büyük ölçüde Avrupa sermayesi karşılıyordu; ancak bu yeni problemi Avrupa’yla Rusya arasındaki iktisadi ilişkilerin ABD tarafından torpillenmesi tetikledi. Ama bu durum büyük bir avantaj da yarattı: bütün sektörlerde devlet kontrolü güçlendirildi, ve daha önemlisi, yeni sermaye yatırımlarında devlet kontrolü (devletin iktisadi egemenliğinin tesisi ve tahkimi) öncelik haline geldi. Çin’le ilişkiler Rusya’nın bu eksiğini tamamlayamıyor, şu nedenlerle: öncelikle Çin, hem yatırımı hem istihdamı kendi kontrolünde tutmak istiyor ve bu Rusya açısından devletin ekonomi alanında egemenliğine tehdit olarak görülebilir. İkincisi (ve daha önemlisi) dünya fabrikası olarak Çin uluslararası mali sisteme kopmazcasına bağlı ve Rusya’yla ilişkiler, Çin’in bu mali sistemin dışına itilme sürecini hızlandırabilir. Dolayısıyla karşılıklı ilişkilerde hem Çin’in hem de Rusya’nın temkinli davranması için her tür neden var. Her halükarda Rusya’da büyük yatırımlar için yeterince bakir pek çok alan ve sektör var. ABD ile olası ortak yatırımlar ancak devletin mutlak kontrolü altında hayata geçirilecektir.

(b) ABD açısından. Rusya’nın büyük yatırımlar için bakir durumu küresel ekonomik hegemonyasını “müttefikleri” (giderek paryaları haline geliyor) hesabından yiyerek pekiştirmeye çalışan ABD’nin iştahını açıyor. Trump yönetiminin iktisat siyasetini en özlü ve programatik şekilde geçtiğimiz gün ABD hazine bakanı Bessent Fox mülakatında özetledi. Bessent, ABD müttefiklerinin servetini “Amerikan servet fonu” olarak mülahaza ettiklerini ve bunları paralarını nasıl kullanacakları hususunda Amerikan fabrikaları kurmak ve Amerikan sanayi şirketlerini Amerikan topraklarına geri getirmek için “yönlendireceklerini” söyledi. (Bu durum, emperyalist blokta bir hegemonya krizinden değil, tersine, ABD hegemonyasının pekişmesinden söz etmenin önemine işaret etmekte; Harici’deki yazı dizisi.) Ne var ki bu pekişme, tabiatı gereği merkezkaç kuvvetlerin varlığını kabul eder ve etmek zorundadır. Rusya bir merkezkaç kuvvettir; iktisadi planda diğerlerini paryalaştırmak için Rusya’nın şimdilik bağımsız bir iktisadi güç olarak varlığı fikriyle barışmak gerekiyor.

3) Siyasi planda. 

(a) Rusya açısından. Lavrov’un Alaska’ya indiğinde üzerindeki SSCB svitşörtü çok tartışıldı. Dün Rusya devlet televizyonu, biraz da istihzayla, svitşörtün özel sipariş olduğunu ve bundan sonraki siparişler için üretici firmanın 21 gün tedarik süresi verdiğini geçiyordu. Bunun sembolik açıdan son derece önemli olduğuna hiç kuşku yok. Elbette mesele, Rusya yönetiminin “sovyet” ve “sosyalist” olması veya öyle olmayı hedeflemesi değildir. Mesele şudur: Rusya, dünya düzenini ABD’nin ortaklarıyla (paryalarıyla) değil doğrudan doğruya ABD’yle görüşen ve bu düzendeki kendi ve başkalarının yerini başkalarıyla değil ancak ABD’yle müzakere konusu yapan bir süper güç olarak yeniden ortaya çıktığını vurguluyor. SSCB Rusya yönetimi açısından adındaki “sovyet” ve “sosyalistten” ziyade tam da bu anlama gelir; SSCB, hukuki devamcısı Rusya Federasyonu olan bir federatif Sovyet devleti değil, hayatta kaldığı yetmiş küsur yıl boyunca süper güç olarak Rusya devletidir.

(b) ABD açısından. Trump ABD’deki demokratik parti muhalefetini ezdi. Üstelik bunun için fazla bir şey yapması da gerekmedi. Bu partinin müesses nizamın her tür neocon manyağının at koşturduğu bir curcuna olmasından başka, özellikle Amerikan taşrası indinde kültürel dejenerasyonun siyasi kaynağı olarak görülmesi de (ve bu doğrudur) bunda etkili oldu. Konservatif bir hareket olarak MAGA’nın Amerikan toplumunda yayılması  Trump’ın polarizasyon siyasetinin keskinleştirdiği doğal bir çatışmanın sonucuydu. Ancak Trump’ın Ukrayna çatışmasında MAGA’cılarla neoconlar arasında salınıp durmasından başka Ortadoğu’da İsrail’e kayıtsız şartsız destek ve Epstein dosyaları da hareketin tabanında güçlü bir itibar kaybına neden oldu. MAGA tabanının ideolojik harekete geçiricisi olarak JD Vance’in, ABD başkan yardımcılarının geleneksel vitrin süsü rolünü parçalayıp bu sürece müdahil olması bunun sonucudur. Çatışmalara çözüm ve barış vaadini yerine getirdiğini göstermek Trump için önem taşıyordu; bu durumu MAGA tabanında itibarını yeniden kazanma aracı olarak kullanacaktır.

4) Askeri planda. Zirvenin bu boyutuyla ilgili en somut açıklama, Putin’in Rusya Güvenlik Konseyi daimi üyeleriyle zirveden bir gün önce yaptığı toplantıda ortaya çıktı. Putin burada görüşme gündeminde stratejik taarruz silahlarının kontrolü alanında anlaşmanın da olacağını açıkça ifade etti ve bunu “dünyada bir barışın uzun erimli şartlarını yaratmak için” gerekli saydıklarını söyledi. Bu, esas olarak, 1987 tarihli orta menzilli nükleer kuvvetler anlaşmasıyla ilgili. ABD anlaşmadan 2019’da çekilmiş, ancak Rusya uzun süre taraf olarak kalmaya devam etmişti; ama son olarak 4 Ağustos’ta Rusya Dışişleri, Rusya’nın artık “kendisini karadan fırlatılan orta ve kısa menzilli füzelerin konuşlandırılmasına ilişkin moratoryumla bağlı görmediğini” açıklamıştı. Zirvenin arkasından yapılan basın toplantısında bu konu geçmedi; ne var ki ikili görüşmelerin bu çerçevede süreceği beklenebilir.

5) Kiev rejimi bağlamında. Bu bence görüşmenin başlıca teması olsa bile esasen en önemsiz boyutudur. Rusya’nın dört yeni federal bölgeden ve çatışmanın en başından beri ifade ettiği temel ilkelerden geri adım atması beklenemezdi, üstelik Kiev rejimi kuvvetleri özellikle Donetsk cephesinde neredeyse tamamen paralize olmuş durumdayken. Nitekim basın toplantısında Putin bunu açık bir şekilde  tekrar ifade etti: çözüm uzun vadeli olmalıdır ve çatışmanın temel nedenlerini kapsamalıdır.

Ukrayna’da rejimin, dolayısıyla onun arkasındaki güçlerin yenilgisi açıktır, artık bütün mesele bu yenilginin ne zaman ve nasıl kabul edileceğinden ibarettir. Trump’ın çabasına rağmen Rusya’nın ateşkesi bile kabul etmemiş olması, kararlılığına yorulmalı; bununla birlikte “çözüm yönündeki ilerlemelere Kiev’in engel olmayacağı umudu”, ABD’yle çözümün mümkün olduğu inancının sürdüğünü, belki de derinleştiğini gösteriyor.

Trump ikincil yaptırım tehditlerini hayata geçirebilir mi, ne kadar geçirir, bunlar ayrı spekülatif tartışmalar; ancak o durumda bile, Hindistan meselesinde açıkça gördüğümüz gibi, esas hedef Rusya’nın petrol ve doğalgaz ihracatının engellenmesi değil (bunu başarmak mümkün değil, zira Çin gibi devasa bir alıcı ve Hindistan’ın rafineride aklama yolunu takip etmeye hazır en azından bir ülke daha var), bunu bahane ederek Avrupalıları sopalamak ve Amerikan petrol tekellerinin genişlemesini sağlamaktır. Kaldı ki, petrol ve doğalgaz gelirlerine en sert darbe vurulduğunda bile Rusya’nın bütçe açığı 4-4,5 trilyon rublenin (bütçe gelirlerinin yüzde 10, GSYH’nın yüzde 2 kadarı) üzerine çıkmayacaktır. Bu, geleneksel olarak bütçe fazlası veren Rusya için alışılmadık ölçüde yüksek, ama kriz değil.

Özetle Rusya, bu zirveyle, ABD’ye yenilen taraf olarak değil barışı getiren arabulucu olarak görünme fırsatı verdi. Bundan sonrası iki şeye  bağlıdır: 1) ABD yönetimi içindeki neocon ve MAGA çatışmasının geleceği; 2) ABD yönetiminin paryaları üzerinde ne kadar hakim olduğu.

Çok Okunanlar

Exit mobile version