Bizi Takip Edin

Avrupa

Aleksandar Vučić istifa etti

Yayınlanma

Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić, Pazar günü istifasını açıkladı ve erken cumhurbaşkanlığı seçimlerinin önünü açtı.

Görev süresinin bitmesine yedi ay kala gelen Vučić’in istifası, Sırbistan’da 25 Ekim’de yapılacak erken parlamento seçimleri için yürütülen kampanya sürecinde gerçekleşti.

Seçimlerin sonucuna göre Sırp İlerleme Partisi’nin (SNS) yeni hükümeti kurması halinde Vučić’in başbakan olarak atanması mümkün.

Vučić, Haziran ayı sonunda istifa etmeyi planladığını ve Sırbistan’da erken parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacağını belirtmişti.

Pazar günü, yüzlerce Vučić destekçisi, Belgrad şehir merkezindeki Cumhurbaşkanlığı binası önünde onu coşkuyla karşıladı.

İstifa etmeden birkaç dakika önce kalabalığa hitaben, “Bu, benim için bu binadaki son akşam. Size ve vatanım Sırbistan’a sadakatle hizmet ettim… Birlikte başardıklarımızdan gurur duyuyorum,” diye konuştu.

Sırbistan Anayasası uyarınca, görev süresi sona eren Parlamento Başkanı Ana Brnabic, yeni cumhurbaşkanı seçilene kadar geçici cumhurbaşkanı olarak görev yapacak.

Cumhurbaşkanlığı seçimi 90 gün içinde tamamlanacak ve seçim kampanyası 30 ila 60 gün sürecek.

Vučić, “Aralık ayı sonuna kadar… cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turu yapılacak,” dedi.

Gelecek ay yapılacak erken parlamento seçimlerinde, Vučić’in SNS’si ve müttefikleri, öğrenciler tarafından yürütülen bir yolsuzlukla mücadele hareketi olan “Öğrenciler Kazansın” ile Batı yanlısı muhalefet partilerinin oluşturduğu “Avrupalı Sırbistan” ittifakıyla karşı karşıya gelecek.

“Öğrenciler Kazansın”, “Avrupalı Sırbistan” ve diğer partiler henüz cumhurbaşkanlığı adaylarını açıklamadı.

56 yaşındaki Vučić, on yıldan fazla bir süredir Sırp siyasetine damgasını vuruyor.

Merhum Slobodan Milošević döneminde ve 1990’lardaki savaşlar sırasında sert çizgide bir milliyetçi ve enformasyon bakanı olarak görev yapan Vučić, daha sonra 2012-2014 yılları arasında başbakan yardımcısı, 2014-2017 yılları arasında ise başbakanlık görevini üstlendi.

2017 yılında büyük ölçüde törensel bir görev olan cumhurbaşkanlığına geçti ama partisi ve hükümet üzerinde sıkı kontrolünü sürdürdü.

Dış politikada Vučić, AB’ye katılma konusundaki uzun vadeli hedefini sürdürürken, önemli bir yatırımcı olan Çin ve Sırbistan’ın başlıca doğalgaz tedarikçisi Rusya ile daha yakın ilişkiler kurmayı amaçlayan bir denge politikası izledi.

Ayrıca ABD ve İsrail ile ilişkileri güçlendirmeye de çalıştı.

Vučić’in popularitesi, Kasım 2024’te kuzeydeki Novi Sad kentinde yeni yeniden inşa edilen bir tren istasyonunun çatısının çökmesi ve 16 kişinin hayatını kaybetmesi sonucu büyük bir darbe aldı.

Bu felaket, sorumluların hesap vermesi, kamu ihalelerinde şeffaflık, sistematik yolsuzluğun sona erdirilmesi ve erken parlamento seçimleri talep eden öğrenciler ve muhalefet tarafından ülke çapında protestolara yol açtı.

Hükümet, protestocuların suçlamalarını defalarca reddetti; fakat olayın ardından iki bakan da dahil olmak üzere birçok yetkili tutuklandı ya da istifa etti.

Pazar günü Vučić, protestolarla bağlantılı olarak tutuklanan ya da yargılanan 12 aktivist ve 11 kendi destekçisi de dahil olmak üzere 49 kişiye af kararı verdiğini açıkladı.

Avrupa

AB regülasyonları indie müzik camiasını vurdu

Yayınlanma

ABD’li Songtradr şirketinin gelir sorumlusu Paul Langworthy, küresel bağımsız (indie) müzik sektörünün bir dizi yeni Avrupa regülasyonu nedeniyle sarsıldığını belirtiyor.

Bağımsız müzik endüstrisinin küçük oyuncuları arasında bir dev olan Bandcamp, küçük paketlere 3 avro, Avrupa dışı paketlere ise potansiyel olarak 2 avro ek vergi getirecek olan Avrupa düzenlemelerinin yarattığı “mükemmel fırtına” ve artan ambalaj atıklarını durdurmayı amaçlayan yeni bir yasa konusunda uyarıda bulunuyor.

Langworthy, Euractiv’e verdiği demeçte, “Avrupa Birliği, AB’ye ve AB içinde ticaret yapan KOBİ’leri –özellikle de AB’ye ticaret yapanları– bugün olduğundan daha bütüncül bir şekilde ele almalı,” diyor.

Langworthy, son dönemde yürürlüğe giren Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Yönetmeliği’ni (PPWR) işleri için potansiyel bir varlık tehdidi olarak gören küçük tüccarların endişelerini yineliyor.

Yönetmelik, satıcıların ürün gönderdikleri her AB ülkesinde yetkili bir temsilci atamasını zorunlu kılıyor ve bu temsilcilerin ücretleri birkaç yüz avrodan 1.000 avroya kadar değişiyor.

Bu durum, on yılı aşkın süredir akış hizmetlerinin yükselişiyle zaten sıkıntıya girmiş olan indie müzik sektörü için kötü bir zamanda geliyor.

Langworthy, “3 avroluk küçük ithalat vergisinin etkisini şimdiden görüyoruz. Temmuz ayında yürürlüğe girmesinden bu yana Avrupa’ya yapılan müzik ithalatında yaklaşık %7’lik bir düşüş gözlemliyoruz,” diyor.

Bandcamp, vinil plakları, CD’leri, ses kasetlerini ve promosyon ürünlerini hayranlarına doğrudan satabilen bağımsız plak şirketleri ve müzisyenler için bir can simidi haline geldi.

Langworthy, “Bandcamp’te başarılı olan sanatçılarımız ve plak şirketlerimiz var fakat çoğu için mesele hayatta kalmak,” diye açıklıyor.

Satıcılar, Bandcamp üzerinden yapılan satışlardan elde edilen gelirin %80’ini elinde tutuyor.

Buna karşılık, geçen yıl 11 milyar dolar gelir elde eden pazar lideri Spotify gibi akış platformlarında ise her 1.000 dinleme başına sadece birkaç sent kazanılıyor.

Bandcamp, kısmen 1,65 milyon vinil plak ve 850.000 CD’nin doğrudan satışı sayesinde geçen yıl 225 milyon dolar gelir elde ederek farklı bir seviyede faaliyet gösteriyor.

Ambalaj atıklarına ilişkin yeni AB kuralları, bu yaz mikro girişimciler arasında sosyal medyada büyük tepki uyandırdı.

Langworthy, PPWR’ye uyum maliyetinin “sanatçılar ve küçük plak şirketleri için karşılanamaz düzeyde” olduğunu belirtiyor.

Plak şirketleri, Bandcamp’ten kullanıcıların ürünlerin AB’ye gönderilmesinden vazgeçme seçeneği sunmasını talep etti.

Bu konu, 22 Eylül’de Londra’da düzenlenen bu yılki Bağımsız Müzik Derneği (AIM) Ödülleri’nde sektör için önemli bir engel olarak gündeme getirildi.

Langworthy, “Herkesin dilinde bu konu var,” diyor.

AB’deki satışlardaki bir yavaşlama, Bandcamp’in kârlılığı üzerinde yıkıcı bir etki yaratacak. AB, Brexit’ten bu yana platformun ikinci en büyük pazarı konumunda.

Langworthy, “Satıcılarımızın yaklaşık %25’i ve alıcılarımızın yaklaşık %25’i AB’de bulunuyor,” diye ekliyor.

Bağımsız müzik mağazası ve geçimini doğrudan satışlardan sağlayan müzisyenler, artık AB hükümetlerinden ve Avrupa Parlamentosu’ndan devreye girmesini bekliyor.

Bu kapsamda, yılda 10 tondan az ambalaj malzemesi kullanan şirketler için bir muafiyet önerisi gündeme getirildi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AfD ile İtalya arasında “Güney Tirol” krizi

Yayınlanma

AfD, İtalya’ya bağlı Güney Tirol’de Almanca konuşan topluluk için bir toplantı düzenleyince İtalya hükümeti ile kriz çıktı.

Bir grup AfD milletvekili, Almancada “Südtirol” denilen bölgede yaşayan ve Almanca konuşan topluluğun haklarını güvence altına alan anlaşmanın imzalanmasının 80. yıldönümünü kutlamak üzere geçen çarşamba günü Berlin’de bir toplantı düzenledi.

Tanıtım afişlerinde bu İtalyan eyaletinin bağımsız bir devlet olarak gösterilmesi üzerine Roma ile diplomatik kriz çıktı.

İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, toplantı Bundestag (Federal Meclis) binasında düzenlendiği için Bundestag’dan bir açıklama isteyeceğini duyurdu.

Corriere della Sera gazetesine verdiği röportajda, 1946 anlaşmalarının Almanya ile “hiçbir ilgisi olmadığını” öne sürerek Bundestag’daki etkinliği eleştirdi ve AfD’yi “İtalya karşıtı” bir parti olmakla suçlayarak şöyle devam etti:

“Afiş çok net: Güney Tirol’ün ayrı, bağımsız bir devlet olarak gösterildiği bir harita var. Başka bir deyişle, AfD, Güney Tirol’ün İtalya’dan ayrılmasını destekliyor ve teşvik ediyor. Bu çok ciddi bir mesele.”

Almanya ile Çekya arasında “Südet Almanları” gerilimi

Başbakan Giorgia Meloni’nin partisi İtalya’nın Kardeşleri (FdI) temsilcileri de onun sözlerine katıldılar.

Tajani’nin kendi partisi Forza Italia’nın (FI) Avrupa Parlamentosu heyeti de Avrupa Komisyonu’na resmi bir şikayette bulunacağını açıkladı.

FI’dan Avrupa Parlamentosu milletvekilleri, bir basın açıklamasında “Güney Tirol, İtalya Cumhuriyeti’nin ayrılmaz bir parçasıdır ve toprak statüsü tartışmaya açık değildir,” dediler. Ayrıca, AfD’nin bazı isimlerinin bu konudaki son açıklamalarını “ciddi” ve “kabul edilemez” olarak nitelendirdiler.

Söz konusu açıklamalar, ayrılıkçı grup Süd-Tiroler Freiheit (STF) tarafından Güney Tirol’de düzenlenen bir toplantıya katılan AfD gençlik kanadının lideri Jean-Pascal Hohm’a atıfta bulunuyordu.

Etkinlikte yapılan konuşmalarda, bölgenin İtalyan kimliği sorgulanmış ve 1950’ler ile 1960’larda yaklaşık 350 saldırıdan sorumlu olan STF’nin üyeleri “özgürlük savaşçıları” olarak övülmüştü.

Hohm bu etkinlikte, “Mücadeleniz, kimlik mücadeleleri ve kendi kaderini tayin hakkı için bir mihenk taşıdır,” demişti. AfD gibi STF de “Avrupa karşıtı” ve “tersine göç” destekçisi.

Nitekim, STF’nin gençlik kanadının başkanı Melanie Mair de Hohm’un liderliğindeki AfD gençlik kongresine katıldı. 2008 yılında kurulan STF, 2023’te yapılan son eyalet seçimlerinde oyların %10,9’unu aldı.

Kamuoyu yoklamaları, STF’nin oy tercihlerinde %14’lük bir paya sahip olduğunu gösteriyor; bu da partiyi, eyalet valisi Arno Kompatscher’in liderliğindeki ılımlı bölgeselci Güney Tirol Halk Partisi’nin (SVP) ardından bölgedeki en büyük ikinci siyasi güç haline getirecek.

Kompatscher’e göre, AfD’nin Güney Tirol siyasetine müdahalesi, bu bölgenin “geleceği konusunda Nasyonal Sosyalistler ve Faşistler, Hitler ve Mussolini’nin bir anlaşmaya vardığı çok karanlık bir dönemi” hatırlatıyor.

Almanya’da “Doğudan sürülen Almanlar” tartışması

Öte yandan, AfD’li Avrupa Parlamentosu milletvekili Marc Jongen, partisinin Almanya’nın Güney Tirol’ü ilhak etmesini istediği yönündeki iddiaları “saçmalık” olarak nitelendirerek, tarihsel olarak bu eyaletin Almanya’ya değil Avusturya’ya ait olduğunu vurguladı.

Jongen, bu açıklamaları, emekli general Roberto Vannacci tarafından kurulan ve Avrupa Parlamentosu’nda AfD’nin müttefiki olan İtalya’nın yeni sağcı partisi Ulusal Gelecek’in düzenlediği bir etkinlikte yaptı.

Alto Adige diye de bilinen Güney Tirol, Alpler’in eteklerinde bulunuyor ve İtalya’nın kuzeydoğusunda yer alıyor.

Birinci Dünya Savaşı’nda Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun yenilgisinin ardından 1920 yılında Roma’nın kontrolü altına giren bu bölge, faşizm döneminde zorla İtalyanlaştırılmaya maruz kaldı.

Viyana’ya tekrar bağlanmak için on yıllarca süren protestoların ardından bölgenin yaklaşık 540.000 sakini (bunların %69’u ana dil olarak Almanca konuşuyor) şu anda geniş kapsamlı bir özerkliğe sahip.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Katı denetimler ve pahalı enerji Avrupa’da yapay zekayı frenliyor

Yayınlanma

Uluslararası şirketler, katı yasal düzenlemeler, yetersiz veri merkezleri ve yüksek enerji maliyetleri nedeniyle yapay zeka yatırımlarını Avrupa dışına kaydırma uyarısında bulunuyor. Financial Times gazetesinin haberine göre AB yönetimi bağımsız işlem kapasitesi kurmak için 30 milyar euroluk dev tesis planları yürütürken, küresel sermaye yatırımlar için ABD ve Asya pazarlarına yöneliyor.

Avrupa Birliği’nin katı denetimleri, pahalı enerji tarifeleri, veri merkezi yetersizliği ve finansman darlığı, küresel şirketlerin yapay zeka yatırımlarını kıtadan uzaklaştırma riski yaratıyor.

Financial Times gazetesinin finans, sanayi ve teknoloji sektörlerinden üst düzey yöneticilerle yaptığı görüşmeler, uluslararası sermayenin Avrupa ile ABD arasındaki rekabette rotasını belirlerken bu engelleri doğrudan hesaba kattığını gösteriyor.

Şirket yöneticileri, operasyonlarını genişletecekleri ülkeleri seçerken yapay zeka uzmanlarının varlığına, bilgi işlem kapasitesine ve yasal çerçevenin esnekliğine baktıklarını belirtiyor.

Gazetenin “yapay zekaya açıklık” olarak tanımladığı bu kriterler, şirketlerin doğrudan yatırım ve istihdam kararlarını şekillendiriyor.

Haberde adı açıklanmayan büyük bir ABD bankası, hükümetlerin yapay zekaya yaklaşımını ve kurumsal verilerin kullanımına izin verme düzeyini ölçmek için bir “trafik ışığı sistemi” geliştirdiğini duyurdu.

Banka temsilcisi, yapay zekaya uyum açısından “kırmızı” kategoride gördükleri ülkelerde istihdam artırmaktan kaçındıklarını belirterek, “Kıta Avrupası’ndaki bazı ülkeler bu kırmızı kategoriye giriyor; İngiltere’yi ise ‘daha çok yeşil’ olarak değerlendiriyoruz” dedi.

Banka, kırmızı listedeki ülkelerin adlarını paylaşmadı.

İtalyan kablo üreticisi Prysmian’ın Strateji Direktörü Maria Cristina Bifulco, söz konusu şartların sadece işe alımları değil; yeni araştırma programlarını, üretim tesislerini ve operasyonel projelerin konumunu da belirlediğini söyledi.

Bifulco, “Avrupa uygun koşulları sağlayamazsa, bu yatırımlar yapay zeka dostu politikaları daha yüksek yasal öngörülebilirlikle, uzun vadeli talep güvenceleriyle ve yerel üretimin stratejik değerini kavrayan bir yaklaşımla birleştiren pazarlara kayma riskiyle karşı karşıya kalır” uyarısını yaptı.

Hukuk firması Slaughter and May’in teknoloji birimi eş başkanı Laura Houston da Avrupa Birliği’nin yapay zekayı denetleme konusunda diğer büyük ekonomilerden çok daha ileri gittiğine dikkat çekti.

Houston, Avrupa modelinin getirdiği maliyet ve karmaşıklığın, şirketlerin Avrupa, ABD ve Asya arasında tercih yaparken Avrupa aleyhine karar vermesinde temel etkenlerden biri haline geldiğini vurguladı.

Schneider Electric bünyesindeki endüstriyel yazılım geliştiricisi Aveva da yatırım kararlarında ülkelerin “yapay zeka olgunluğunu” ölçeceğini açıkladı.

Şirketin CEO’su Caspar Herzberg; nitelikli uzmanlara erişim, işlem gücü, elektrik şebekelerinin durumu ve ileri araştırmaların gelişmişlik düzeyini temel kriterler arasında saydı.

Brüksel ise bir yandan yapay zeka entegrasyonunu hızlandırmaya çalışırken diğer yandan ABD merkezli teknoloji devlerine olan bağımlılığı kırmayı amaçlıyor. Bir Avrupa Komisyonu temsilcisi, Avrupa’nın “dünya standartlarında sanayi kollarına” ve endüstriyel yapay zeka modelleri için kaliteli verilere sahip olduğunu savundu.

AB, işlem kapasitesini artırmak amacıyla “yapay zeka dev fabrikaları” projesine güveniyor.

Bu tesisler, en güçlü yapay zeka modellerinin eğitimi, geliştirilmesi ve işletilmesi için tasarlanan büyük bilişim merkezlerinden oluşuyor; gelişmiş işlemcileri, yazılımları, bulut hizmetlerini, yüksek hızlı ağları ve enerji tasarruflu veri merkezlerini bir araya getiriyor.

Birlik, temmuz ayında yediye kadar dev tesis kurmak için ihale süreci başlattı.

AB ve üye ülkeler bu merkezler için 10 milyar euroya kadar kaynak ayırmayı planlarken, en az 20 milyar euro da özel sektör yatırımı çekmeyi hedefliyor.

Avrupa Parlamentosu, 2024 yılında yapay zekaya yönelik ilk kapsamlı yasal çerçeveyi onaylamıştı.

Sistemleri risk derecelerine ayıran düzenleme; kabul edilemez risk taşıyan teknolojileri yasaklarken, yüksek riskli uygulamalara katı denetim ve ek şartlar getiriyor.

Siemens, Airbus, Renault, Heineken, Henkel ve Danone gibi dev şirketlerin temsilcileri, 2023 yılında yaptıkları ortak uyarıda aşırı katı kuralların Avrupa’nın rekabet gücünü zedeleyeceğini ve geliştiricileri projelerini başka yargı alanlarına taşımaya zorlayacağını vurgulamıştı.

Buna karşın Avrupalı karar mercileri yerli yapay zeka modelleri geliştirilmesinde ısrar ediyor. ABD merkezli Anthropic şirketinin haziran ayında yabancı kullanıcıların gelişmiş modellerine erişimini sınırlandırması, AB’de teknolojik bağımlılık kaygılarını derinleştirdi.

Avrupa Parlamentosu milletvekilleri, bu gelişmenin ardından bağımsız bir yapay zeka altyapısı kurma çalışmalarının hızlandırılması çağrısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English