Bizi Takip Edin

Avrupa

Alman iş dünyasından “acil reform” çağrısı

Yayınlanma

Almanya’nın “Mittelstand” olarak adlandırılan sermaye kesimi, Almanya için Alternatif’in (AfD) Saksonya-Anhalt’ta elde ettiği açık zaferin ardından federal hükümeti “reform”a davet eti.

Avrupa’nın en büyük ekonomisinin bel kemiğini oluşturan grubu temsilen Almanya Federal Mittelstand Birliği Başkanı Christoph Ahlhaus, Bloomberg’e verdiği demeçte, Almanya’nın iktisadi geleceğine olan güveni yeniden tesis etmek ve “popülist” partilere verilen desteği sınırlamak için acil bir politika değişikliğine ihtiyaç olduğunu söyledi.

Ahlhaus, pazartesi günü verdiği röportajda, AfD’nin Saksonya-Anhalt’taki zaferinin “Berlin’deki tüm insanlar ve Şansölye Merz için net bir sinyal” olduğunu belirtti ve “Hayal kırıklığı çok, çok büyük,” dedi.

Otomotivden kimya ve makine üreticilerine kadar Almanya’nın geleneksel sanayi sektörleri, hızla değişen rekabet ortamına uyum sağlamak için büyük baskı altında.

Yüksek enerji fiyatları, şişirilmiş bürokrasi ve Çinli rakiplerin yarattığı şiddetli fiyat baskısı, kârları azaltıyor ve kapsamlı yeniden yapılandırmalara yol açarak sanayi işçileri arasında iktisadi geleceğe dair endişeleri körüklüyor.

Koçbaşı olarak AfD

Ahlhaus, şirketlerin büyük çoğunluğunun AfD’nin Avrupa’da iktisadi entegrasyonun azaltılmasına yönelik politikasını desteklemediğini belirtti ve göçmenlere yönelik sıkı önlemlerin küçük ve orta ölçekli şirketler için “büyük bir sorun” haline gelebileceğini savundu.

Franklin Templeton baş sermaye piyasası stratejisti Martin Lück ise bir notta “AfD’nin son derece güçlü performansı, her şeyden önce önemli bir siyasi sinyal ama henüz sermaye piyasası açısından acil bir gelişme değil,” dedi ve şöyle devam etti:

“Yatırımcı bakış açısıyla, eyaletin Avrupa’ya entegrasyonu, mali güvenilirliği, uluslararası vasıflı işçilere açıklığı ya da enerji ve sanayi politikalarının sürekliliği konusunda şüpheler ortaya çıkarsa bu sorun yaratır.”

Lück, “Özellikle yeni yatırımlara ve vasıflı işgücüne bağımlı olan Saksonya-Anhalt’ın bu tür şüpheleri göze alması pek mümkün değil,” diye ekledi.

Pazar günkü seçimler öncesinde Bloomberg’e konuşan AfD’nin baş adayı Ulrich Siegmund, eleştirilere karşı çıktı ve partinin politikasının aslında yatırım çekmeye yardımcı olacağını vurguladı.

Siegmund, “Birçok şirket, Saksonya-Anhalt’ta yatırım yapmak istiyor çünkü bunu bir rekabet avantajı olarak görüyor ve yeniden planlama güvencesi sağlayan bir hükümetin olması, bölge için bir avantaj olarak değerlendiriliyor,” dedi.

Siegmund’a göre iş dünyası, “iktisadi kalkınma desteğinden ideolojiyi tamamen ortadan kaldırmak ve genel olarak şirketlere yeniden özgürlük tanımak istiyor.”

Saksonya-Anhalt, Almanya’nın 16 eyaleti arasında kişi başına GSYİH’si en düşük olan eyalet.

AfD depremi: Söder’den uyarı, Musk’tan tebrik

Ülkenin yeniden birleşmesinden bu yana Saksonya-Anhalt, diğer tüm bölgelerden daha keskin bir nüfus düşüşü yaşadı; 1990 ile 2024 yılları arasında nüfus, dörtte birinden fazla azaldı.

Berlin merkezli Alman Ekonomi Araştırmaları Enstitüsü’nün (DIW) başkanı Marcel Fratzscher ise seçim sonucunun “iktisadi açıdan da bir felaket” olduğunu savundu ve “Bir sonraki hükümet kim olursa olsun, reformları hayata geçirmekte zorlanacak. Oysa Almanya’nın çok sert reformlara ihtiyacı var,” diye konuştu.

Bloomberg’e konuşan eski Avrupa Merkez Bankası yetkilisi, “aşırı sağ” partinin politikalarının felakete yol açabileceği uyarısında bulundu:

“AfD’nin istediği şeylerin sonuçlarına bakarsanız, GSYİH’da büyük bir düşüş ve işsizlikte büyük bir artış yaşanacak. Almanya ihracata çok bağımlı. Almanya’nın GSYİH’sinin neredeyse yarısı ihracattan geliyor ve AfD, [onun] iktisadi modelini mahvedecek; bu da korkunç, aynı zamanda iktisadi sonuçlar doğuracak.”

Kimya ve otomotiv sektörleri gibi kilit endüstrilerde yapılan büyük çaplı kesintiler, işçiler arasında iktisadi geleceğe dair endişeleri artırdı.

Perşembe günü geç saatlerde onaylanan Volkswagen’in yeniden yapılandırma planı gibi kapsamlı yeniden yapılanmalar, Saksonya-Anhalt dahil olmak üzere Almanya’nın çeşitli bölgelerinde domino etkisi yaratacak.

Avrupa

AfD-CDU işbirliği: Nazi kurbanları için “tökezleme taşı” yapılmayacak

Yayınlanma

Doğu Almanya’daki Heidenau kasabasında Nazilerin kurbanlarına adanmış “tökezleme taşı” anıtları AfD-CDU işbirliği ile yasaklandı.

Tartışmanın odağında, Heidenau belediye meclisi tarafından 25 Eylül’de kabul edilen ve “Stolperstein” adı verilen bu tür  anıtların kaldırımlara yerleştirilmesini “saygısızlık” olarak nitelendirerek durdurmayı ve bunun yerine kasabanın Kuzey Mezarlığı’nın kullanılmasını öngören bir önerge yer alıyor.

Yere gömülü, üzerine yazıt işlenmiş küçük pirinç “tökezleme taşları”, yayaların durup eski sakinlerin kaderini düşünmelerini sağlamayı amaçlıyor.

Projenin web sitesine göre, şu anda Avrupa genelinde, çoğunluğu Almanya’da olmak üzere 1.860 belediyede 116.000 adet bu tür taş bulunuyor.

Heidenau’daki anıt taşlarının yerleştirilmesini engelleme girişimi, Hıristiyan Demokratlar (CDU) ile Almanya için Alternatif (AfD) partisi tarafından ortaklaşa desteklendi.

Kasabanın şu anki belediye başkanı Conny Örtel, bağımsız bir politikacı.

AfD, genel olarak Almanya’nın Holokost anma kültürüne karşı çıkmasıyla tanınıyor. Komşu Thüringen eyaletinde partiye liderlik eden Björn Höcke, bir keresinde Berlin’deki Holokost anıtını, Alman gururunu zedeleyen bir “utanç anıtı” olarak nitelendirmişti.

Öte yandan, azınlıkta da olsa bazı Yahudiler, anıtların üzerine basılabileceği ve yapraklar ya da çöplerle kaplanabileceği yerlere dikilmesinin saygısızlık olduğunu öne sürerek anıtlara karşı çıkıyor. Bu kişiler, taşların ayrıca vandalizmin hedefi olduğunu da belirtiyor.

Ne var ki, Münih’te taşların yerleştirilmesine başarıyla karşı çıkan Charlotte Knobloch’a göre Heidenau’daki önerge kurbanlar için değil; daha ziyade Almanya’nın anma kültürünü bastırmak için “AfD’li aşırılıkçıların şeffaf bir manevrası.”

Holokosttan sağ kurtulan Knobloch, “Heidenau’da şu anda olduğu gibi, anma yerlerini şehir siluetinden kaldırmak kesinlikle yanlış bir yaklaşım,” dedi.

Saksonya eyaletindeki Heidenau, projeye karşı harekete geçen ilk kasaba değil. Bavyera’daki Münih şehri, Knobloch’un yanında yer alarak, kamusal alanlarda bu taşların yerleştirilmesine izin vermemeyi 2004 yılında oylamıştı.

Kuzey Ren-Vestfalya’daki Pulheim şehrinde proje 2011’de engellenmişti ama belediye sonunda kararını değiştirdi ve 2022’de ilk yerleştirmelerin yapılmasına izin verdi.

Stolpersteinlerin ilginç bir yönü, hem ulusal gururu zedelediğini düşünen Almanya’nın sağcıları hem de kurbanların anısını yeterince yüceltmediğini düşünen bir Yahudi azınlık tarafından karşı çıkılması.

Belediye meclisinin bu kararı, AfD’nin ülke çapındaki seçimlerde destek kazanmaya devam ettiği bir dönemde geldi.

Partinin Heidenau’daki projenin yasaklanmasına verdiği destek, Holokost’un resmi kamu anma etkinliklerinin bastırılmasına yönelik olası adımlara ilişkin endişeleri tetikledi.

Cuma günü basına yaptığı açıklamada Knobloch, CDU’nun bu hamleyi “desteklemeye yanaşmasına” “dehşete düştüğünü” ekledi ve “Demokratik merkez, bu konuda kendine geri dönmeli ve daha iyi bir çözüm bulmalı,” dedi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

İngiltere, demiryolu işletmecisi Avanti West Coast’u kamulaştıracak

Yayınlanma

İngiltere hükümeti, ülkenin en büyük demiryolu işletmecilerinden Avanti West Coast şirketini Mart 2027’de kamulaştıracağını duyurdu. Karar, yüksek bilet fiyatları, gecikmeler ve ülke ortalamasının iki katına çıkan sefer iptallerinin ardından geldi. Ulaştırma Bakanı Heidi Alexander, kamu denetimiyle güvenilir bir demiryolu ağı inşa etmeyi hedeflediklerini açıkladı.

İngiltere hükümeti, ülkenin en büyük demiryolu işletmecilerinden Avanti West Coast şirketini Mart 2027’de kamulaştıracak.

Ulaştırma Bakanı Heidi Alexander, X sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, “Avanti West Coast şirketinin demiryolu taşımacılığı hizmetlerini ilk fırsatta kamulaştıracağımızı yarın konferansta duyuracağım. Birleşik Krallık’ın güvenebileceği bir demiryolu inşa ediyoruz” dedi.

Alexander, The Times gazetesine verdiği mülakatta da Londra ile Manchester arasındaki hattaki hizmet kalitesinin uzun süredir memnuniyetsizlik yarattığına dikkat çekti. Bakan Alexander, şirketin kamu mülkiyetine geçmesiyle yolcuların “farkı hissetmeye başlayacaklarını” söyledi.

Avanti West Coast, Londra, Birmingham, İngiltere’nin kuzeybatısı ve Glasgow arasındaki ana güzergahta sefer düzenleyen, ülkenin en büyük şehirlerarası taşımacılık şirketleri arasında yer alıyor.

İngiltere Başbakanı Andy Burnham da Avanti West Coast şirketini güvenilmezlik, sefer iptalleri ve yüksek bilet fiyatları nedeniyle defalarca eleştirdi.

The Times gazetesinin haberine göre hükümet, sözleşme süresinin sona ermesiyle şirketi Mart ayında kamu mülkiyetine geçirmeyi planlıyor.

İngiltere çelik üreticisi British Steel’i kamulaştırdı

Avanti West Coast, bu yaz İngiltere genelinde sefer iptal oranı en yüksek şirket oldu. Şirketin iptal oranı, ülke ortalamasının iki katına ulaştı.

Birleşik Krallık’ın en yoğun demiryolu hattında zamanında varış oranları da geriledi.

Beş yıl önce trenlerin yaklaşık yüzde 60’ı varış noktasına vaktinde ulaşıyordu.

Şirket bir yıl içinde rötarlar nedeniyle yapılan 1,4 milyondan fazla tazminat başvurusunu onayladı. Bu sayı, 2019 yılına kıyasla yaklaşık 1 milyon artış gösterdi.

İngiliz demiryolları büyük oranda 1990’lı yılların ortalarında özelleştirildi. Yolcular, o tarihten bu yana hizmet kalitesinin düştüğünü, bilet fiyatlarının ise yükseldiğini savunuyor.

Bu olumsuz değişimler, Birleşik Krallık hükümetini yeniden kamulaştırma adımlarını başlatmaya sevk etti.

Kamulaştırma süreci fiilen başlamış durumda. 2024 yılı itibarıyla altı yolcu taşımacılığı imtiyazı kamu mülkiyetine geçmiş vaziyette.

Okumaya Devam Et

Avrupa

ASML uyardı: İhracat kısıtlamaları Çin’i güçlü bir rakibe dönüştürür

Yayınlanma

ASML Genel Müdürü Christophe Fouquet, Batı’nın ihracat kısıtlamalarının Çin’i kendi yerli teknolojisini üretmeye teşvik ederek güçlü bir rakip yaratacağını söyledi. Hollandalı şirketin yöneticisi, ABD’nin Avrupa’ya gelişmiş sistemlerin sevkiyatını durdurması yönünde baskı kurduğu bir dönemde aşırı kısıtlamaların hedeflenenin aksi sonuçlar doğuracağını savundu.

Batılı ülkelerin uygulamaya koyduğu ihracat kısıtlamaları, hedeflenenin tam aksine sonuçlar doğurabilir ve gerekli ürünlere erişimi kesilen müşterileri kendi teknolojilerini geliştirerek Batı’ya rakip olmaya zorlayabilir.

Financial Times gazetesine konuşan Hollandalı çip ekipmanı üreticisi ASML’nin Genel Müdürü Christophe Fouquet, ABD’nin şirketin Çin’e yönelik sevkiyatlarını sınırlandırması için Avrupa üzerinde kurduğu baskıya dikkat çekti.

Bu baskı, silikon plakalar üzerine en hassas ve karmaşık devreleri basmak amacıyla 13,5 nanometre dalga boyuna sahip aşırı ultraviyole ışık kullanan EUV litografi teknolojisine dönük ihracat kontrollerini de kapsıyor. Bu gelişmiş mikroelektronik pazarında ASML yalnızca Amerikan şirketlerinin gerisinde kalıyor.

Fouquet açıklamasında, “Belirli teknolojilerin meşru ve somut gerekçelerle sınırlandırılabileceğini anlıyoruz; ancak aşırıya kaçarsak ulaşmak istediğimiz hedefin tam zıddı sonuçlarla karşılaşırız” dedi.

ASML yöneticisine göre bu tür engeller Çin için bir yenilik motivasyonuna dönüşüyor:

“Aşırı kısıtlamalar çaresizlik doğurur. Çaresizlik ise insanların kendi geliştirdikleri sistemleri hızlandırmaları ve nihayetinde güçlü birer rakip haline gelmeleri yönünde muazzam bir iştah yaratır.”

Yarı iletken imalatında kullanılan litografi sistemlerinin üretiminde uzmanlaşan ASML Holding, Avrupa’nın en değerli halka açık şirketi konumunda.

Piyasa değeri yaklaşık 588 milyar euro seviyesinde olan ASML’yi, 217,4 milyar euroluk piyasa değeriyle Siemens takip ediyor.

Şirket, yapay zeka çiplerine yönelik ekipman talebinin artmasıyla 2026 yılında Avrupa’nın zirvesine yerleşti.

ABD Başkanı Donald Trump ise ülkesinin yapay zeka alanında Çin’in 1 ila 1,5 yıl önünde olduğunu savunuyor.

Trump, “Muhtemelen Çin’in bir ya da bir buçuk yıl ilerisindeyiz. Üçüncü sırada kimse yok. Yalnızca biz ve Çin varız. Oldukça geniş bir farkla lider durumdayız” ifadelerini kullandı.

Yapay zeka yarışını kazanan tarafın küresel arenada belirleyici üstünlük elde edeceğini dile getiren Trump, Anthropic yöneticisi Dario Amodei ve OpenAI CEO’su Sam Altman gibi sektör liderlerinin teknolojinin hızlı gelişimine dair risk uyarılarının kendisini “endişelendirmediğini” söyledi.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in ABD ziyareti ve Trump ile temaslarının ardından Beyaz Saray, Washington ve Pekin’in “süper zeka” kaynaklı tehditleri ele almak üzere özel bir iletişim kanalı kuracağını duyurdu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English