Avrupa

Alman sermayesinin arka bahçesi olarak Polonya

Yayınlanma

Almanya ve Polonya arasındaki sınır kontrolleri, Alman ekonomisinden giderek artan bir dirençle karşılaşıyor. Bunda, Alman sermayesi için Polonya’nın kritik bir rol oyanasının rolü büyük.

Geçen hafta, Alman Dış Ticaret Birliği (BGA) Başkanı Dirk Jandura, kamyonların trafik sıkışıklığına takılması ve Polonyalı işçilerin Almanya’daki işlerine zamanında ulaşamaması halinde ciddi zararların meydana geleceğini söyledi.

Bunun arka planında Polonya’nın Alman sanayisi için son derece önemli olması yatıyor. Ülke, Çin’i geçerek Alman şirketleri için dördüncü büyük pazar haline geldi. Bunun en önemli nedenlerinden biri, Polonya’nın Alman şirketlerinin üretim zincirlerinde emek yoğun faaliyetler için düşük ücretli bir yer olması.

Alman şirketleri, komşu ülkeye ara ürünler tedarik ediyor ve bunları daha sonra yeniden ithal ederek işliyor. Bu durum, Polonya’nın toplam ihracatının üçte birini oluşturan Almanya’ya yönelik ihracatı da artırıyor.

German Foreign Policy’nin analizine göre 2020 yılında Polonya’daki tüm çalışanların yüzde 8,2’si Almanya’ya yapılan ihracata bağımlıydı. Polonya’nın Alman üretim zincirlerinde bağımlı konumu, AB fonlarının yardımıyla da istikrar kazandı.

Alman sanayisi için düşük ücret cenneti

Orta ve Doğu Avrupa’da sosyalist sistemlerin sona ermesiyle Batı ve özellikle Alman sermayesi hızla bölgeye girdi.

Almanya, bölgedeki diğer ülkelerde olduğu gibi Polonya’da da önemli bir rol oynadı. 1989 sonrası Alman-Polonya iktisadi ilişkilerinin ilk aşamasında, Alman yatırımcılar devlet şirketlerinin özelleştirilmesine katıldı ve Polonya’da kendi fabrikalarını açtı. O dönemde odak noktası öncelikle düşük üretim maliyetleriydi.

2004 yılında AB’nin doğuya doğru genişlemesi ile yatırım engellerinin kaldırılması, Alman sermayesinin Orta ve Doğu Avrupa’ya yayılmasının ikinci aşamasını başlattı. Aynı zamanda, Orta ve Doğu Avrupa’nın düşük ücretli ülkelerine yapılan yatırımlar, Almanya’da sendikalara baskı uygulayarak büyük sosyal kesintileri ve işgücü piyasasının yeniden yapılandırılmasını, yani “Hartz reformlarını” kabul ettirmek için bir araç olarak kullanıldı.

Almanya ile Polonya arasında iktisadi işbölümü

Aynı zamanda, özellikle basit işler Almanya’dan Orta ve Doğu Avrupa’ya taşındı ve bu da Federal Almanya’da üretimin yeniden yapılandırılmasına ve yeni vasıflı işlerin yaratılmasına yol açtı.

Polonya’nın Alman üretim sürecine entegrasyonu sırasında, bu durum iki ülke arasında günümüze kadar devam eden bir işbölümüne yol açtı. Bu, katma değeri düşük faaliyetlerin Polonya’da, katma değeri yüksek faaliyetlerin ise Almanya’da gerçekleştirildiği anlamına geliyor.

Almanya’da know-how, modern üretim araçları ve buna bağlı olarak karmaşık iş süreçleri gelişirken, Polonya’da –Orta ve Doğu Avrupa’nın genelinde olduğu gibi– Alman şirket merkezlerinin tedarik zincirleri için basit ve emek yoğun faaliyetler ağır basıyor.

Avro bölgesi krizinde Polonya, Almanya’ya can simidi oldu

2008’deki finansal kriz, Almanya-Polonya iktisadi ilişkilerinde üçüncü aşamanın başlangıcına işaret etti.

Polonya, resesyon yaşamayan tek AB ülkesiydi ve bu durum, Almanya’nın Polonya’daki yatırımlarının daha da artmasına yol açtı. 2008’den sonraki yıllarda Alman sanayisinin Orta ve Doğu Avrupa’ya yoğunlaşması, Almanya’nın avro krizinden giderek daha fazla kurtulmasına yardımcı oldu.

Doğu’ya kayma nedeniyle, Almanya’nın zaten düşük olan “Güney Avrupa’daki ekonomik istikrarın maliyetlerini paylaşma” isteği, avro krizi sırasında daha da azaldı.

Aynı zamanda, Polonya’nın Alman üretim zincirlerine derin entegrasyonu, Alman yatırımcıların diğer AB ülkelerinden çok daha aktif olmasıyla daha da güçlendi.

Polonya fabrikalarının temel faaliyetleri, Alman şirketlerine ürün ihracatı üzerine odaklanmıştı. Bu bağlamda, Orta Avrupa ülkeleri –”Vişegrad” dörtlüsü: Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya ve Macaristan– kimya endüstrisi, metal üretimi, elektrik endüstrisi ve otomotiv endüstrisi olmak üzere dört sektörün hakim olduğu benzer bir ihracat yapısına sahip. Özellikle son iki sektörde güçlü bir ihracat artışı kaydedilmiş durumda.

Polonya, Alman ihracat pazarı için kritik önemde

Polonya’nın Alman sanayisi için ara ürün üreticisi olarak oynadığı rol, geçen yıl ülkenin Çin’i geçerek Almanya’nın dördüncü büyük satış pazarı haline gelmesini sağladı.

Bunun nedeni, Almanya’nın Polonya’ya ihraç ettiği ürünlerin çoğunun Polonya fabrikalarında işlenerek Almanya’ya geri ihraç edilmesi. Polonya, bu nedenle Alman üretim zincirlerinde önemli bir ara aşama konumunda.

Denklemin öte yanına bakılınca, 2024 yılında Polonya’nın toplam ihracatının yüzde 27’sinden fazlası Almanya’ya yapıldı. Bu oran, Polonya’nın toplam ihracatının yüzde 6’sından biraz fazlasını oluşturan Çek Cumhuriyeti ve Fransa’nın çok üzerinde.

Polonya’nın Almanya’ya iktisadi bağımlılığı, 2018 yılında Polonya’nın gayri safi yurtiçi hasılasının neredeyse yüzde 10’unun Almanya ile ticarete bağlı olmasına da yansıyor.

Bu rakamın yüzde 7’sinden fazlası Alman son tüketicilerin talebinden, yüzde 2,6’sı ise Alman fabrikalarına yapılan teslimatlardan kaynaklanıyor.

2020 yılında Polonya’daki tüm çalışanların yüzde 8,2’si, yani yaklaşık 1,2 milyon kişi Almanya’ya yapılan ihracata bağımlıydı.

Orta ve Doğu Avrupa, Alman yatırımları için rekabet halinde

Alman sanayisinin lehine olan bir diğer faktör, Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin en cazip yatırım koşullarını sunmak için bölgesel olarak birbirleriyle rekabet etmeleri.

Örneğin, 1990’ların ortalarında Polonya hükümeti, yapısal olarak zayıf bölgelerdeki yatırımlara vergi indirimleri sunan ilk özel iktisadi bölgeleri oluşturmuştu.

2004 yılında AB’ye katıldıktan sonra, Polonya Ekonomi Bakanlığı, öncelikle büyük şirketlere yönelik hedefli bir yardım programı başlattı. 2004 yılına kadar yatırım bölgeleri Varşova tarafından belirleniyordu. Polonya’nın AB’ye katılımından sonra, yabancı şirketler kendi yerlerini seçebilmeye başladı.

Birçok şirket rakiplerini veya iş ortaklarını takip etti, bu da iktisadi açıdan daha iyi durumda olan özel iktisadi bölgelerde yabancı şirketlerin yoğunlaşmasına yol açtı.

Alman şirketlerinin Orta ve Doğu Avrupa’daki bölgesel rekabetten nasıl yararlandığına dair bir örnek, Volkswagen’in (VW) altı adet batarya “giga fabrika” kurma planı.

Polonya ve Macaristan, şimdilik diğer aday ülkeleri geride bırakmayı başardı. Aralarındaki rekabet sayesinde VW, vergi indirimleri, ulaşım altyapısının inşası ve işçilerin yeniden eğitimi yoluyla mümkün olan en büyük yatırım teşviklerini aldı.

Polonya’ya AB fonları aslında Almanya’ya akıyor

Polonya, AB’ye katıldığından beri kapsamlı AB fonlarına erişim imkânına sahip. Bu fonların çoğu, bölgesel eşitsizlikleri azaltmak amacıyla oluşturulan AB Yapı Fonlarından geliyor.

2004 ile 2018 yılları arasında Polonya, 102 milyar avronun biraz altında bir fon aldı. Bu parayı, karayolu altyapısının genişletilmesi, yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesi ve çevre koruma önlemlerinin finansmanı için kullandı.

Polonya bu bağlamda bir alıcı ülke: AB bütçesine katkısından daha fazla fon alıyor.

AB fonlarına erişim için önemli bir ilke, ulusal eş finansman: Polonya, destek alan projelere kendi devlet fonlarıyla katkıda bulunmak zorunda.

Araştırmalar, AB’nin uyum politikasının Alman-Polonya iş bölümünü daha da derinleştirdiğini gösteriyor: Alman şirketleri, AB tarafından finanse edilen projelere makine, kimyasal ürünler ve inşaat malzemeleri sağlıyor.

Bu şekilde, Polonya’ya verilen AB sübvansiyonları ve eş finansman için gerekli Polonya devlet fonları, Alman şirketlerinin kârını artırıyor.

Buna karşılık, Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri AB’nin araştırma ve geliştirme fonlarından sadece küçük bir pay alıyor. Örneğin, Horizon 2020 programı (2014-2020) fonlarının yüzde 95’i, AB’nin doğuya genişlemesinden önceki AB-15 ülkelerine, özellikle Almanya, Birleşik Krallık (Brexit öncesi), Fransa, İspanya ve İtalya’ya gitti.

Orta ve Doğu Avrupa AB ülkeleri ise sadece yüzde 4,7’sini aldı.

AB fonları, bu nedenle AB içindeki mevcut işbölümü düzeninin yeniden üretilmesinde belirleyici bir kaldıraç görevi görüyor. Bu fonlar, Polonya gibi ülkelerin Almanya için bir tür “genişletilmiş iş tezgahı” statüsünde kalmasına katkıda bulunuyor.

Çok Okunanlar

Exit mobile version