Avrupa
Almanya’nın endüstriyel enerji dönüşümüne “pahalı hidrojen” engeli
Almanya’nın önde gelen imalat ve enerji sektörlerinin yöneticileri, “yeşil” hidrojenin diğer yakıtlara kıyasla hâlâ çok pahalı olduğu konusunda uyarıda bulunarak, ülkenin karbon emisyonlarını azaltma çabalarının temel dayanağı hakkında şüpheler uyandırdı.
Almanya’nın çelik devi Thyssenkrupp’un CEO’su Miguel Ángel López Borrego, yenilenebilir enerjiden üretilen hidrojenin maliyeti düşmedikçe, şirketin Duisburg sanayi kentinde bulunan ve amiral gemisi yeşil tesis olması planlanan çelik fabrikasını işletmek için fosil yakıtlara başvurmak zorunda kalacağı konusunda uyarıda bulundu.
AB’nin en büyük sera gazı üreticisi Almanya, on milyarlarca dolarlık sübvansiyon ve kredilerle desteklenen, yakıt üretimi ve ithalatı için bir dizi cesur hedef belirlemişti.
Fakat yavaşlayan iktisadi büyüme ve Çin’den gelen ticari rekabetle karşı karşıya kalan Avrupa’nın en büyük ekonomisi, bu yakıtın benimsenmesinde küresel çapta yaşanan yavaşlamaya katılıyor.
Kömürle çalışan yüksek fırınlar, Almanya’nın toplam emisyonlarının yaklaşık yüzde 7’sini oluşturuyor ve AB’nin en kalabalık ülkesi, 2040 yılına kadar emisyonları neredeyse yüzde 90 oranında azaltma hedefine ulaşmak için bloğun yeşil hidrojen girişiminde ön saflarda yer alıyordu.
Ne var ki yeşil hidrojenin kilogramı yaklaşık 6 avroya mal oluyor ve bu, doğal gazdan üretilen “gri” hidrojenin maliyetinin neredeyse iki katı.
Enerji sektörü yöneticileri, artan düzenleme maliyetleri ve yatırım maliyetleri nedeniyle yeşil hidrojenin 2030 yılında kilogram başına yaklaşık 10 avroya yükseleceğini ve bu rakamın bugünkü doğalgaz fiyatının yaklaşık dört katı olacağını tahmin ediyorlar.
López, Financial Times’a (FT) verdiği demeçte, “Yeşil hidrojeni beklemek yerine, 2028 yılında [metan] gazı ile CO₂ emisyonlarını azaltmaya başlamayı tercih ederim,” dedi.
Metan gazı kullanımı kömürle çalışan enerjiye göre daha az karbondioksit emisyonu üretse de, fosil yakıtların metan molekülü, yirmi yıllık bir sürede karbondioksitten 80 kat daha fazla ısınma potansiyeline sahip.
Thyssenkrupp’un uyarısı, Avrupa’nın en büyük çelik üreticisi ArcelorMittal’ın haziran ayında iki Alman fabrikasını yeşil üretime geçirme planlarını terk etmesi ve bu değişimi desteklemek için ayrılan 1,3 milyar avroluk devlet teşvikini reddetmesinin ardından geldi.
Daimler de temmuz ayında, yakıt ikmal istasyonlarının inşasında yavaş ilerleme kaydedilmesi nedeniyle hidrojenle çalışan kamyon üretim planlarını birkaç yıl ertelediğini duyurdu.
Kamuya ait gaz grubu Uniper’in yeni yeşil enerji ve gazdan sorumlu işletme müdürü Jan Taschenberger ise, “Dünyanın en iyi ürününe sahip olabilirim, ancak talep yoksa bunun bir önemi yok,” dedi ve teknoloji benimseme sürecindeki “hype döngüsü”ne atıfta bulunarak, sektörün “hayal kırıklığı çukuruna” girme tehlikesi olduğunu söyledi.
Enerji şirketi RWE’nin hidrojen operasyonlarından sorumlu başkanı Sopna Sury, bir yakıtın yeşil hidrojen olarak nitelendirilebilmesi için Avrupa’da uygulanan bir dizi düzenlemenin yakıtı aşırı pahalı hale getirdiğini söyledi.
AB’de bir ürünün yeşil hidrojen olarak nitelendirilebilmesi için katı kurallar var. Brüksel, kullanılan enerjinin, hidrojeni üreten elektrolizörle aynı ülkede bulunan ve son üç yıl içinde kurulmuş bir rüzgar veya güneş enerjisi santralinden gelmesi gerektiğini şart koşuyor.
Elektriğin üretildikten sonra ne kadar sürede kullanılması gerektiğine dair zaman sınırlamaları da var. Sury, “Tüm bu kısıtlamaları ortadan kaldırırsanız… yeşil hidrojenin maliyetini kilogram başına en az 2 avro düşürebilirsiniz,” dedi.
Almanya’nın yeni hükümetinden gelen karışık sinyaller, sektördeki karamsarlığı daha da artırdı. Hükümet, hidrojenin yaygınlaştırılmasını hızlandıracağına söz verdi ama şirketleri yeşil hidrojeni benimsemeye teşvik etmek için verilen sübvansiyonları da kesti.
İktisadi büyümenin canlanmasını en önemli öncelik haline getiren Şansölye Friedrich Merz ve Ekonomi Bakanı Katherina Reiche, önceki iklim değişikliği politikasına karşı kamuoyuna ılımlı taahhütlerde bulundu.
Yeşiller’in de dahil olduğu üçlü koalisyon olan önceki hükümet, büyük ve elektrifikasyonu zor olan ağır sanayisini karbondan arındırma planlarının merkezine yeşil hidrojeni koymuştu.
Bu yıl, 9.000 km uzunluğunda, çoğunlukla dönüştürülmüş gaz boru hatlarından oluşan ve 2032 yılına kadar tamamlanması beklenen, yaklaşık 20 milyar avroluk bir hidrojen “çekirdek ağı”nın inşasına başlandı.
Berlin ayrıca, büyük ölçekli ithalatın önünü açmayı ve 2030 yılına kadar Almanya’da hidrojen üretimi için 10 GW elektrolizör kapasitesi hedefini belirlemeyi amaçlayan uluslararası ortaklıklar kurdu.
Ne var ki şu anda ülke bu hedeften çok uzak durumda. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) son raporuna göre, kurulu kapasite sadece 0,1 GW. İyimserler, 1,3 GW’lık bir kapasitenin daha inşaat halinde olduğunu ve bunun Avrupa’daki mevcut projelerin yaklaşık yarısını oluşturduğunu belirtiyor.
Sanayi ve enerji sektörünün aktörleri ise, yeni Alman hükümetinin fosil yakıtlardan üretilen gri veya mavi hidrojen kullanımını destekleme sözünü genel olarak memnuniyetle karşıladı.
Fakat haziran ayında kabineye sunulan bütçe taslağında yeşil hidrojenin endüstriyel olarak benimsenmesi için devlet fonlarının kesilmesi hayal kırıklığı yaratıyor.
Hidrojen şebekesini kuran gaz iletim ağlarından sorumlu şirketleri temsil eden bir dernek olan FNB Gas’ın başkanı Barbara Fischer, “Hidrojenin bu hükümetin en önemli önceliği olmayabileceğine dair bazı işaretler gördük,” dedi.
Enerji Bakanlığı sözcüsü, Berlin’in sadece bu yıl gerçekçi olarak onaylanabilecek bir miktarı taahhüt etmek istediği için, bu yıl endüstriyel karbonsuzlaştırma sübvansiyonları için ayrılan fonların azaltıldığını söyledi.
Fakat sözcü, Alman hükümetinin “iş dünyasının endişelerini ciddiye aldığını” ve hidrojen ekonomisinin “hızlandırılmasını ve daha pragmatik bir şekilde tasarlanmasını” sağlamak istediğini ekledi.
Merz hükümeti, önümüzdeki 10 yıl içinde altyapıya 500 milyar avro yatırım yapmayı planlıyor.